Skip to main content

Full text of "Buhari Tecridi Sarih 4"

See other formats


f 



DiYANET i$LERl BA$KANLl6l YAYINLAftl — SAYI : 123-1 


SAHIH-I BUHARI 

MUHTASARI 

TECRlD-i SARIH 

TERCEMESi 


DORDUNCU CILT 


BE?INCI BASKI 






DiYANET4$LERi BAgKANLl6l YAYINLARI — SAYI : 122-1 

SAHlH-1 BUHARl 

MUHTASARI 

TECRlD-I SARlH 

TERCEMESI 

. ve §erjai 


MCELLlFl MOTERClMl . 

Zeynii’d-dm Ahmed b. Ahmed vc §arihi 

b. Abdi’l - Latifi’z - ZebidJ - KAMIL MlRAS 

E^TUGRUL 


Tl 


DORDONCO ClLT 


B£$iNCi BASKI 




Milli 

ftftur&diy- j 


SAHlH-1 BUHARl MUHTASARI 
TECRtD-I SARtH MttTERCiMl 

PROFES0R KAMiL MIRAS 
( 1874 - 1957 ) 

VELi Ertan 


Prof. Kamil Miras memleketimizin tanmmi§ din adamlanndan biri- 
dir. Sahih-i Buhari Muhtasan Tecrid-i Sarih’i dilimize ^evirmekle biiyiik 
bir hizmette bulunmu§ bir §ahsiyettir. Ilmiylc amil fazliyle kamil bitf 
zattir. 

1874 (1291 Rum!) tarihinde Karahisar Sahip’te dogmu§tur. Ahmet 
Efendi isminde bir zatin ogludur. Memleketinde Miras ogullan namiyle 
tanmmi§tir. 

Ilk ve orta tahsilini Karahisar Sahip’te ikmal ettikten sonra Istan- 
bul^ gelmi§ biitiin gali^malarim Arab! ilimlere hasretmi§, Fatih Camii 
Ders-i amlanndan ders vekili merhum Alasonyali Haci Ali Zeyne’l- 
Abidin’den yiiksek ilimleri okumu§ ve icazet almi§tir. Bundan sonra 
Darulfiinun (Oniversite) Ulumu Aliye-i Dlniyye §ubesine girmi§ ii q sene 
tahsilden sonra burasim da pek iyi dereceyle bitirmi§tir. 

1906 (1324 H.) tarihinde yapilan ruus imtihanmi kazanmi§ ve bir 
yil sonra da Bayazid Cami-i §erifinde ders okutmaya ba§lami§tir. 

Ikinci mc^rutiyetin ilanini miiteakip yapilan intihabat neticesinde 
Karahisar Sahip’teii meb’us sei?ilmi§tir. 

Bulundugu Memuriyetler : 

30. Agustos. 1323 tarihinde Bayazid Cami-i §erifi Dersiamhgiyle 
i§e ba§lamj§ ve sira ile Darulfiinun Ulumu §er’iyye §ubesi Tarih, Din-i 
Islam, gene aym §ubenin Tarih, Fikih, Ulum-u Aliye, llm-i Ahlak ve 
lisan subesi ulumu diniyye muallimliklerinde bulunmu§tur. 

1911 (1330 H.) yilinda tekrar Bayazid Cami-i §erifi Dersiamligmi 
lfa etmi§, bir yil sonra Medrese-i Siileym&niye Tarih, Fikih; Sahan med- 
resesi Mantik ve Kelam mliderrisliklerinde bulunmu$tur. 




I 

* — , — I 

1922 (1338 H.) Medrese-i Siileymaniye Tabakat-i Kurra miifessirin 
vekaleti vazifesini deruhte etmi§tir. 

1923 (1339 H.) tarihinde Afyon - Karahisar’dan meb’us se<jilmi§ 
ve Biiyiik Millet Meclisinde te§rii vazifesine ba§lami§ ve l/Haziran/1927 
tarihinde devre sontmda meb’usluktan ayrilmi§tir. 

Bir miiddet a^ikta kalan Kamil Miras 26/Haziran/1940 tarihinde 
Diyanet I§leri Reisligi Hey’et-i Mii§avere Azaligma tayin edilmi§tir. 
Bu vazifede ii$ sene $ali§tiktan sonra 24/Nisan /1943 tarihinde de emek- 
liye aynlmi§tir. 

Artik iistad hayatmin son giinlerini yazi hayatina hasretmi§, bu 
meyanda Dersiamlik vazifesini de ifa etmi§tir. 

30/Nisan / 1957 tarihinde tstanbul’da vefat etmi§tir. 

En Biiyiik Hizmeti : 

Merhumun miisliiman Tiirk milletine en biiyiik hizmeti, hi$ §iiphe- 
siz Biiyiik Millet Meclisinde ikinci intihap devresinde Kur’an-i Kerim’in 
dilimize terciime ve tefsir edilmesi hususunda meclise vermi§ oldugu 
kanun teklifidir. Nitekim Biiyiik Millet Meclisi bu teklifi oy birligiyle 
kabul etmi§ ve bu suretle zamanin biiyiik ulemasindan olan Elmali’h 
Hamdi Yazir tarafindan “Hak Dini Kurban Dili” namiyla hazirlanan 
dokuz cilt tefsir Diyanet l§leri Reisligi tarafindan bastirilmi§tir. 

Kur ? an-i Kerim ile birlikte Buhari’nin de terciimesi Biiyiik Millet 
Meclisince kabul edilmi§tir. Bu eser de oniki cilt olup Diyanet }§leri 
Reisligi tarafindan ne§redilmi§; birinci, ikinci, ihjiincii ciltler merhum 
Ahmed Naim, dordiincii ciltten onikinci cilde kadar da merhum Prof. 
Kamil Miras tarafindan izahli bir tarzda dilimize $evrilmi§tir. 

Eserleri ve Tesirleri: 

Sahih-i Buhari Muhtasari Tecrid-i Sarih terciimesinin ii^iincii cil- 
dinin miisveddesi Ahmet Naim tarafindan hazirlanmi§ ve tashihi de 
Dersiamdan Prof. Kamil Miras tarafindan yapilmi§tir. Bu cildin son 
kismina musahhihin bir sozii ilave olunmu§tur. Dordiincii ciltten on- 
ikinci cilde kadar olan Sahih-i BuMri Muhtasari Tecrid-i Sarih Tercii- 
mesi, §erhleriy!e beraber, tamamen merhum tarafindan yapilmi§tir. 

Merhum, onikinci cildinin sonunda Buhari hakkinda tesbih ve 
tahmid hadisi miinasebetiyle ve sonuncusu olmak hasebiyle §oyle de- 
mektedir : 


“Ri 

etmekte 
yor. Nr 
hadisiyl 

“B: 
miitteki 
ga geln 
merhah 
lerini v 
larini £ 
hatini i 
ogrendi 
riayett 

“t 

bize li 

“I 

lanmis 

tindan 

Sadr-i 

(Radr 

u 

izahla 
tar-i • 

vaffal 




terc 


5 


"5 . 

“Rivayet ilminin alemdari olan biiyiik Tiirk alimi Buhari izah 
etmekte bulundugumuz bu hadis-i §erif ile Sahih’ini bitirmi§ bulunu- 
yor. Niyyet hadisiylc ba§ladigi bu muhalled kitabmi tesbih ve tahmid 
hadisiyle bitirmesi ne giizel fatiha ne all hatemdir. 

“Biz de Buhari’nin bir hidayet meij’alesi olan Sahih’inin i§iginda 
miitteka-yi iftikarimiz olan §u aciz kaleme dayana dayana bu son dura- 
ga gelmi§ bulunuyoruz. On senelik geceli giindiizlii devam eden mesai 
merhalelerinde Asr-i Saadet’in ibadet liayatini ya§adik. tman ve akide- 
lerini vicdammiza sindirdik. O miibarek devrin medeni ve siyasi olay- 
larmi gordiik. Birgok kahramanlik menkibeleriyle dolu gaza ve fiitu- 
hatim tema§a ettik. Bu umumi hayatin yaninda daima gordiigumiiz ve 
ogrendigimiz §ey, insan haklanna hiirmet ve adalet, hiirriyet umdelerine 
riayettir. 

“Islam medeniyetinin bu mefahirini gormek, ya^amak hususunda 
bize Imam-i Buhari rehberlik etti. 

“Bu cihetle biiyiik Tiirk tmamini rahmet ve minnetle ananz. Izah- 
lanmizda Ashab ve tevabiini akvali ile eimme-yi kiramin mii^teheda- 
tindan istifade ettik. Bu suretle §u on senelik hayatim miinhasiran 
Sadr-i Islam ulemasi arasmda derin bir huzur ve siikun iginde ge$ti. 
(Radiya’llahu anhiim). 

“Hadis-i §eriflerin terciimelerinde, asillanna sadakat etmeye ve 
izahlannda hata etmemeye gah§tim. Fakat ben de bir insamm ve mas- 
tar-i acz ve nisyamm. 

“Cenab-i Hakk’in afvini ve Resul-i Ekrem’in §efaatini dilerim. Mu 
vaffakiyetim ise, miinhasiran Allahu Teala’nin tevfik ve inayeti eseri. 

“Bu teslimiyetimi Hay ret merhumun §u rubaisiyle ifade ederim : 

“Yd Ra6, kerem et niam Sen’indir 
Afveyle bu miittehem Sen’indir 
Kulun nesi var etinde Allah! 

Hattd §u yazan kalem Sen’indir”. 

(Rabbena leke’l-hamd evvelen ve ahira). 
10 Muharrem 1367 - 13 Kasim 1947. 

* 

* * 

Merhumun terciime ettigi Tecrid-i Sarih ? t«n ba§ka diger te’lif ve 
terciime eserleri §unlardir : 


1 — Din-i Islam TarihFnin Emevi ve Abb3sf devirlerine ait kismi 

2 — Tarih-i Fikih 

3 — Kur’an ve Tefsir Tfirihi 

4 — Ahlak-i §er’iyye 

5 — Kur’an’in Cem’i 

6 — Ilm-i Kelam Tarihi 

7 — Ramazan Musahabeleri. 

Merhum K&mil Miras’in hitabeti olduk^a kuwetli ve iisliibu s&- 
deydi. Arap edebiyatinin inceliklerine vukufiyeti dolayisiyle en $etin 
hadisleri bilekolay anla§ilabilecek bir tarzda dilimize <?evirmeye muvaf- 
fak olmu§tur. Bu meyanda tabiat-i §i’riyesi de vardi. Nitekim Bursa’da 
Ye§il Caminin igindcki §adirvan iqin : 

“£y Miisluman ! §u §adirvan 9 sanma sdde bir gaglayan 
Tanrimizm rahmeti bu , su degildir ondan co§an 
Kdfelerinden fifkiran^ hiizme bir nurdan direk 
Goniilleri ho§ etmede ddkiiliirken siiziilerek”. 

Merhum, Arap^a veFarsga dillerini zahmetsizqe konugur ve yazardi. 

Cenab-i Hak ruhunu §lid etsin. 


ONSOZ 


Diyanet I§leri Reisligi yiiksek makami tarafmdan Sa- 
hth-i Buhdri Muhtasan “ Tecrid-i Sarth” i tercemeye me’mur 
edilmi? olan Ahmed Naim merhum “ Sal&t-i Tehecciid” e 
kadar terceme ettikten sonra bu degerli iistad vefat etmi$tir. 
Kabri nur, makami Cennet olsun. 

Salit-i tehecciidden i‘tibaren alt tarafimn terceme ve 
iz&hi, ahiren Riyaset-i Celile tarafmdan muharrir-i Seize em- 
redildi. Pek mebrur ve fakat 50k gii$ olan bu hizmetin kud- 
ret ve liy&katimdan iistunlugiinu pek iyi bildigim halde tev- 
fik-i Hiida’ya giivenerek bu ali emre icSbet ettim. 

Hadis-i §eriflerin tercemesinde asillanna sadakat ye mtt- 
tabakati iltizam edip metinlerin harfiyyen tercemesine i‘tina 
eyledim. Gerek turuk-i sairedeki ziySde-i rivayattan, gerek 
Buhdri §erhlerinden istifSde ederek metn-i hadisin izahina, 
rabtina, kolay anla§ilmasina medar olabilecek kelimelerin 
ve bilhassa metn-i aslinin ifade ettigi hvikiim uzerinde mviessir 
olacak cumlelerin ilSvesine liizum goruldugiinde bunlan,. 
metn-i aslinin tercemesinden kolayca ayird edebilmek i<jin 
kavis i^inde gosterdim. 

Tecrid’deki hadisleri izah ederken en ewel bu eserin ash 
olan Sahih-i BuhdrVdtn istifade ettim. Sahih-i Buhdri bib- 
lannin pek 50k terceme ve unvanlannda o mevzulara dair 
bir veya bir kaQ ayet-i kerime zikredilmi§tir. Halbuki bu ayet- 
1 cf ihtisar igin Tecrid't ahnmami§tir. tzahlarda en once bu 
ayat-i kerimenin tercemesine ehemmiyet verildi. 

Sonra Tecrid sahibi eserinde Miisned ve Muttasil hadis- 
len iltizam edip isnadi Maktft* veya MuallSk haberleri terk 
etmi$tir. Halbuki her terceme edilen hadisi izah i$in muri- 


s 


KAMlL MIRAS 


caat edilecek en yakm bir vasita da ahbar-i tabii veya ta f li- 
kan rivayet edilmi§ olan haberlerdir. Buhdri’ de bin iig yiiz 
kirk kadar Muallak hadis vardir ki, bunlardan hig birisi Mu- 
all&k olarak Tecrid’t ahnmami§tir. Bunlan aid olduklan bab- 
larin hadislerini izah igin nakil ve terceme etmek gok liizum- 
ludur; izahlanmizda bunlar da goriilecektir. 

Hulasa : Muhtasar-i Buh&rV yi en once Sahih-i Buhdri ile 
izaha gali§tik. Sonra da sair asar-i hadisiyyeden istifade ettik. 
Bu hususta ba§lica rehberimiz Buhdri §arihi allame Ayni’nin 
“ UmdetiT l-Kari ” sidir. Bundan ba§ka Ayni, bize metn-i hadi- 
sin tahlilinde ve hadisten mustefad olan fikhi, igtimai, ahlald 
hukumlerde de rehberlik etmi§tir. 

Hadisleri izah ederken bir de okuyuculann kolaylikla 
mutalaa edebilmelerini temin igin : raviler, rivayetler, fikhi 
hukiimler, igtimai hakikatlar, ahlaki umdeler, terceme-i hal- 
ier gibi bir takim tali unvanlar iltizam edip bir lusim hadis- 
lerin istilzam ettigi uzunca izahlar, boyle miiteaddid mutalaa 
merhalelerine aynlmi§tir. Bunlardan yalmz “ ravtler , rivdyet- 
ler ” unvam her hadisin izahinda goriilecektir. Bu unvan al- 
tmda Ku§miheni, Ebu Zer, Asili, Miistemli gibi 
Sahih-i Buharfyi rivayet eden huffaz-i hadisin viicuh-i riva- 
yati ile beraber mevzuubahs olan hadisin gerek Buhari’nin 
ba§ka bablarmdaki, gerek diger sihah, siinen, mesanid sa- 
hiblerinin cami‘lerindeki rivayetlerine ve bu rivayetlerdeki 
ziyade-i rivayS.ta veya rivayet farklanna i§aret edilmi§tir. 
“ Terceme-i halier ” unvam altmda da izahi sadedinde bulun- 
dugumuz hadisin Sahabi rivisinin veyahud dolayisiyle ismi 
gegen sair eimmenin miinasebet dii§dukge bahsettigimiz 
terceme -i halleri goriilecektir. 

Bu hususlarda bir dereceye kadar muvaffak olabildimse 
hig §iiphesiz bu, her hal ve karda muinimiz olan Cenab-i 
Hakk’in tevfik ve inayeti eseridir. O tevfik-i B.ari ki, tahrir 


hayatind 
Rifat I 
taddan ; 
humda ’ 
Kendilei 
eylerim. 
muhtere 
Diyanet 
pek yal 
Naim : 
de gok 
etmegi 
§h 
ve dini 
her §ey 
mize si 
Meclisi 
biiyiik 




ONSOZ 


9 


hayatinda bu aciz muharriri Diyanet t§leri Reisi Sayin 
Rifat Borekgi gibi bir hamiye mazhar etmi§tir. Biiyiik iis- 
taddan zaman zaman gordiigiim gok kiymetli te§vikler, ru- 
humda yeni yeni ve pek feyizli mesa! hamleleri uyandirmi§tir. 
Kendilerine derin saygilarla samimi te§ekkiirlerimi takdim 
eylerim. Aym hiirmetlerimi, te§ekkiirlerimi Mii§avere Hey’eti 
muhterem Azasindan Bay Hamdi Akseki’ye de sunarim. 
Diyanet l§leri ne§riyatmdaki devamli ve me§kur faaliyetini 
pek yakindan bildigimiz bu muhterem arkada§imizin gerek 
Naim merhumun miisveddelerinin, gerek bu eserin tedkikin- 
de gok degerli emekleri sebketti. Kendilerine burada te§ekkiir 
etmegi bir vazife bilirim. 

§imdi vesile-i §iikran olmak iizere asil kaydedilmesi mill! 
ve din! bir vecibe olan bir cihet kalmi?tir ki, o da bu eserin 
her §eyden ewel Biiyiik Meclisin zdde-i ilhami olarak milleti- 
mize sunulan bir fazilet armagam olmasidir. Bu sebeble Yiice 
Meclisimize ali muvaffakiyetler dilerken Turk Milletinin 
biiyiik ba§bugu Atatiirk'ii derin saygilarla selamlanm. 

KAMiL MiRAS 


V 



<~»L> 

BU BAB, GECENlN TEHEGCUD IbADETI 
HAKKINDAKt HADlSLERl MUHTEVlDlR 


Ar'j^s a s' 'ju £ . 575 

^ ^ ^ ✓ 


,«x 


✓ 

" " « -* tf 


dU ’ r ;jur :Jl» liJ'Jl'j 

iiiiiiij', >:’vi s ^r;jjr p 'cji i^ji 

cjf iii 3 £s ^:‘vi5 

&Ji i 3 iiiJi iii S >jvi 5 oisllir ixi. 

jUl j <_$>• <U>Jl j Jj>- ^3* 3 (J^ j jDl iijpj j 

c^.**X* 1 <ilJ *^Xl 4pl*Jl j j jj>- j (j^ 

viX j <1**^ ’ dlJ^ j <2*15 ^ jj <iJLip j <2*1* I 4 IX j 

O^! 6S 0^1 uS oioi ii j^iu oirtiuiS 
vif itf Vj ££Ji i 3 ls jsai l;f oJif ns 

. ill, VI 5y 'iS JS^S ^ «ij 


TEHECCUD BAHSl 
Tercemesi 

Ibn-i Abbas radiya’lldhii anhiimd ' dan (isnad-i sahih) ile 
§oyle rivAyet edilmi§tir: 

Abdullah Ibn-i Abbas demi§tir ki : Resulullah 
sallalldhil aleyhi ve sellem, gecenin bir kisminda tehecciid i 5 in 
kalkdiklannda (§oyle) dua buyururdu : Ya Rab ! Her hamd 
Sen’in igindir. Sen, goklerin ve her yerin ve bunlardaki her §e- 
yin daimi mudebbirisin. Yine her hamd Sen’in igindir. Sen, 
goklerin ve her yerin ve bunlardaki her §eyin nurusun, (bunlari 
aydinlatirsm). Yine her hamd Sen’in igindir. Sen goklerin ve 
her yerin ve bunlarda bulunan her §eyin sahibisin. Yine her 
hamd Sen’in i^indir. Sen haksin, Sen’in va‘din de haktir. 
(Ahirette) Sen’i gormek de haktir. Soztin haktir. Cennet’in 
de haktir. Cehennem’in de haktir. Peygamberlerin de haktir. 
Muhammed (sallalldhii aleyhi ve sellem) de haktir. Kiyamet 
giinii de haktir. Ya Rab! Ancak Sana itaat ettim, Sana inan- 
dim, Sana giivendim, Sana yoneldim, yalmz Sen’in (biirhan- 
lann) a dayanarak (dii§manlarla) miicadele ettim. Aramizda 
yalmz Sen’i hakem kildim. Ya Rib! Once i§ledigim ve sonra 
i$lerim sandigim, gizli yaptigim ve a§ikare i§ledigim (biitiin) 
giinahlanmi bagi§la!.. (Ahiret hayatinda beni) takdim eden, 
(Dunya tarihinde nubiiwetimi) te’hir eden ancak Sen’sin. 
(Allahim!) Ibadete layik tanri yoktur, yalmz Sen varsin, yk- 
hud Sen’ den ba§ka ibadete layik tanri yoktur. Hakimane ta- 
sarruf da, tarn kuwet de Allah ile kaimdir. 

1 Z A H I 

RA VILER, RIvAyetler : 

Imam Buhart, bu hadis-i §erifi buradan ba§ka dua ve tevhid 
baolarinda da zikretmi§tir. Muslim, Nesei, Ibn-i Mace de salat 
bahsinde rivAyet etmiglerdir. Bu babin unvam Kii§miheni 1 rivA- 

1 Ku$miheni, Ebu’l-Heyscm Muhammed b. Mekki’dir. Kli§- 





RESUL-l EKKEM’tN TEHECCUD DUASI 


13 


yetinde ( JdH & *->\j ) suretindedir. Bu rivayet, nazm-i Kur’an’a 

yani, “ * 1 JiiliU JJI = Habibim ! Sana mahsus bir sevab ve fazilet olan 
gece namazina , gecenin bir kisminda uyan, kalk ” kavl-i §erifine muvafiktir. 

“Ebu Zer 2 ” rivayetinde Besmele-i §erife zikredilmemi§tir. Yine 
Ebu Zer rivayetinde (* -u*!*) nazm-i §erlfi (^^1 — gece uyan) 
suretinde tefsir edilmi§tir. Lugatte tehecctid kelimesi, tefa'ul vezninde 
uyumak ve uyanmak ma'nalarinda musta'meldir. Bu sebeple Ka- 
mus’ da bu kelimenin ezdaddan oldugu haber veriliyor. Bilahare gece 
uyanip namaz kilan kimseye “Sabur” vezninde “Hecud” denilmesi 
§ayi‘ olmu§ ve boylece teheccud kelimesi namaz veya zikru’llah i<;in 
gece uyanmak ma'nasmda isti'mal olunarak §er c i istilahat sirasina 
girmi§tir. 

TeHECCUD A YETI HAKKINDAKi TEFSiRLER t 

Kibar-i Tabiinden ve Muhadramundan 3 Esved ile Alkame : 
“f jd I -uj = Tehecciid , uykudan sonradir ” demi§lerdir. Binaenaleyh 

teheccud i^in uyku haylulet etmek §arttir. Hatta hit; uyumaksizin 
blitiin geceyi ibadetle ge<prmegi adet edinmek mekruh addedilmi§- 
tir. Buhari’nin Amr Ibn-i As radiya'llahu anhiima' dan rivayetine 
gore, bir kere Peygamberimiz, Abdullah Ibn-i Amr’e : “Yd 
Abda'llah! Senin her giin oruf tuttugun ve her gece bajtanba$a namaz kildigin 
bana bildirilmedi mi samrsin?” buyurmu§lar. Abdullah da : “ Evet 
oyledir yd Resula'llah , Biitiin gece namaz kilarim ” demi§ti. Resul-i Ekrem 
“Sakin oyleyapma , kah oruf tut , kah if tar et; gecenin bir kisminda namaz kil y 


miheni Sahih-i BuhdrV yi dogrudan dogruya “Firebr i” den, 6 da tmim-i Bu- 
hari’den ahz ve rivayet etmijdir. (Hedyifs-Sart). 

1 Sure : jy (Isrd*), ayet': yg. 

2 Ebd Zer, Hafiz, Abdurrahim b. Ahmed Herevi’dir. Ebu Zer, 
Merv’de, Ku&mihenFden Buhari ahz ettigi gibi Herat, Serahs, Belh, Basra, 
Bagdad, §am, Mekke gibi ilim merkezlerini dolajarak buralardaki eimme-i hadis- 
den hadis ahz ve rivayet etmi$tir, Kendisinden de oglu Is& ve Ebu Salih Nisa- 
bilri gibi pek 50k muhaddisinin rivayetleri vardir. Alim, abid, sahi ve son derece 
miitteki bir zat idi. En sonra §eyhu’l-Harem olmu§tu. Tasawufta da mu§arun 
bi’l-benan id i. Sahthayn iizerine giizel bir tahrici ile beraber Kitdbii' s-Siinneti ve*s- 
Sifat i Kitabi? l-Cami\ Kitabu'd-Dud, Faz&il-i Kur'an , DclaUii'n-Nubuvve gibi bir 90k 
asari vardir. Dort yliz otuz dort t^rihinde vefat etmi$tir. { Tezkiretii'l-Huffdz C. 3, 
S. 301;. 

3 Asr-i Peygamberiye yeti$ip de rii^et ve musahabet-i seniyyeye nail olami- 
yan zevata Muhadramvln denilir. 


* 


/ 


14 


TEHECCUD bahsi 


bir kismindada uyu 1 ” buyurmu§lar. Yine boylece tercemesi (593) iincii 
sayi ile gelecek olan Enes Ibn-i Malik hadisi ile de ibadette §id- 
det iltizam edilmesi men 1 edilmi§tir. 

{ dil iUli ) nazm-i §erifindeki “Nafile” ziyade mahiasinadir. Emirin 
veya kumandanin, askerinden fazla yararlik gosterenlere muayyen 
hisselerine zamime olarak verdigi ganimet malina “ Nefil” ltlak 
olunur ve “ Enfal ” ile cemPlenir. “Lam” da.ihtisas i$indir. 

Binaenaleyh &yet-i kerimeden Tehecciid namazmin, Peygam- 
berimiz’e, iimmetinden miistesna olarak tahsis buyurulan bir ib&- 
det oldugu miistefad oluyor. Fakat bu ziyade ve miistesna ibadetin 
hukmu, mahiyyeti nedir? Bu mubarek namaz, Resul-i Ekrem i$in 
' bir fazilet-i zaide midir? Binaenaleyh mendub demek midir? Yoksa 
be§ vakit namaz iizerine ziyade kilinmi§ fariza-i zaide mi demektir? 
Bu cihet seleften halefe ihtilaf edilerek intikal etmi§ bir mes’eledir. 

Tabii miifessirlerinden “Miicahid Ibn-i Cebir” demi§tir ki : 
Tehecciid namazi Hazret-i Resul i<jin nafiledir, ziyade-i sevabtir, 
ziy&de-i fazilettir. Qiinkii Peygamber-i Zi-§an’in ma-tekaddem ve 
ma-teahhar yani ge<;mi§ olan ve ileride i§lenmesi farz olunan butiin 
glinahlan magfiret olunmu§tur. Ummet hakkmda ise boyle degildir. 
Onlar i<;in gece namazi ke flare t-i ziinubtur. Vesile-i magfirettir. 
Miicahid gibi Katade’nin de ayet-i kerimedeki nafileyi tetavvu' 
ve faziletle tefsir ettigi riv&yet edilmi§tir. Ibn-i Hibban’m riv&ye- 
tine gore, Ebu Omame radiydHla.hu and den: “ Tehecciid namazt kilan 
bir mu 'min if in bu namaz nafile midir? Yani ziydde-i mesAbat hiikmii cart 
midir?” diye sorulmu§da o da cevaben: “Bu fazilet Resul-i Ekrem'e 
mahsustur . Her an giinahtan halt olmiyan iimmet hakkmda bu nasil olur? 
Tehecciid iimmet ifin keffaret-i ziinAbdur” demi§tir 2 . Buhari §arihlerinden 
Ibn-i Battal, seleften, gece namazi Resul-i Ekrem’e vacibdi, di- 
yenlerin Tehecciid ayeti hakkindaki §u tefcirlerini nakletmi§tir : Bu 
gece namazi, Habibim Sen’in i$in be§ Vakit namaz iizerine ziyade 
kilinan bir farzdir, bu namazla Sen, iimmetinden miimtaz kilindm 8 . 


* jlf | Atti JLx 1 j ; ^ Zl\ ^0 J cr #U1 ^ J jJ" ^ 4* *1 j 4 JU 4)1 1^*0 ill 

^ j 4 J* 4jjl ^0 ^ j ! 4)1 J j—j Ij : JU ? JJH j jL,J1 ^ 

JJ ] * f J f* J ‘ ^ 

* Cess&s, Ahkdmifl-Kur'dn: C. 3, S. 207. 

® ij* If. ol jJLa)I StU J all Ifli 


TEHECCUD AYETl HAKKINDA TEFSlRLER 15 


Tehecciid namazinin Cenib-i Risilet-meib hakkindaki hiikmii, 
Mendub veya Vicib olduguna diir Fikih kitablannda takrir olunan 
iki nevi* ictihid tarafdarlan, selefin bu nevi‘ haberlerine istinad et- 
mi$lerdir. Imamiii-Haremeyn, fazilct-i ziide tarikini iltizam cderek 
demi§tir ki : Resiil-i Ekrem’in mi tekaddem ve mi teahher kiffe-i 
ziin&bu magfur oldugu i^in onun ibidetlcri hi£ bir vechile vesile-i 
keffiret degildir. Tekilif-i ilihiyyenin kiffesi Peygamberimiz igin 
goz nuru, goniil siirCtrudur. Meseli §u diinyida kildigi namazlan, 
Ehl-i Cennet’in tesbihi mesibesindedir. Bu ibidetler ne kiilfetle, me- 
§akkatle edi edilmi§tir. Ne de bu maksatla teklif buyurmu§tur. Kadi 
Ebi Bekr Bikillini ise nifileyi fariza-i ziide ile tefsir tarikini ih- 
tiyir ederek demi§tir ki : Cenab-i Hakk’in Islam iimmetine vicib kil- 
digi her §ey Hazret-i Resul i9in de vicibdir. Velevki esas i'tibariyle 
magfur olsun ve mukabilinde bir vaidi mutazammm olmasin. Bu sfi- 
retle Cenib-i Peygamber’e teveccuh eden tekilif-i ilihiyyenin — azab 
ve ukubetten emin ve mutmain bulunmalanna ragmen — devam ve 
bakasinda bir imtini ( yoktur. 

Bu iki nokta-i nazardan her ikisine gore netice §udur ki : Iki 
Cihin Serveri, kii^uk, biiyuk biitiin giinahlardan kimilen ma'sumdur 
ve tamimiyle miiberridir. Hakk-i ililerinde azib ve ukubet muta- 
sawer degildir. ( Salla'llahu aleyhi ve sellem ve §errefe ve kerrem) 1 . 

Bir sual: { • j «ll» j -u* ) iyet-i kerimesiyle emsil-i nusbiu 

§erife de Habib’-i Hud a Efendimiz’e istigfar ile enjrolunmasi, 
muh tic-i magfiret bir hal ve hareketten dolayi degil midir? 

Cevab : Hayir, me’muru bih olan bu istigfir teabbiididir. Yini 
Peygamber Efendimiz’den magfireti mucib bir hilin suduru farz 
olunup ubudiyet lizimesi olakak magfiret dilemekten ibirettir. Bi- 
nienaleyh ResGl-i Z!-§in*in istigfin : “ Rabbim ! Hakkimdaki ismet 
ve siyanetin olmasaydi, elbette iflemege yaklafacagtm hilafi marzi ahvdlden 
dolayi Sen' den magfiret dilerim ” demek olur*. 

Tehecciid namazi ehl-i hadisin ve fukahinm Cumhuruna gore 
iimmet hakkinda Mendubdur. Seleften bizilari iimmet i?in de vi- 
cibdir, demi§. Fakat Nevevi bunun yanli§ bir iddia oldugunu 1*1- 
dirmekte gecikmiyerek Mendub ve Siinnet-i miiekkede oldugunu tas- 
rih etmi§tir. 


1 Kastalani G. 2, S. 348. 


# Kastal&nt C. 2, S. 348. 


16 


TEHECCUD BAHSt 


Makam-i Mahmud: 

Tehecciid ayeti ( t.li* dl»j u! ^ ) kavl-i§erifi ile tamam- 
laniyor. “ Rabbin Teald'mn Ahiret giiniinde seni , Makam-i Mahmdd’a , 
jerefli bir makama yiiceltmesi muhakkaktir ” demektir. lafzi, iimid- 

lendirmek demek olan ltmaa mevzu c ise de Cenab-i Hakk’a nisbetle 
bu kelime ilahi hitablarda kat c iyyet ifade eder. Ibn-i Esir Nihaye ’- 
sinde Makam-i Mahmud’u §oyle ta c rif ediyor : Makam-i MahmM, 
yiice bir makamdir ki, orada her iimmet ve biitiin be§eriyyet Ha- 
temiiT-Enbiya Effendimiz’in §efaat ve delaletiyle miista^elen 
hesablanmn rii’yet edildiginden ve 50k uzun ve. iiziicii bir vukuf ve 
intizardan kurtulup ebedi rah&ta kavu§tuklarindan dolayi bu cez& 
giiniiniin yegane §efaatcisi olan Peygamberimiz’e hamd ederek 
mirmettarliklarmi arzeder. Bazilari da makam-i §efaattir, demi§tir a . 

Resul-i Ekrem Efendimiz’in §efaat-i kiibralari hakkindaki 
ahadis-i gerife Sahihayn’de miiteaddid senedlerle Ebu Hiireyre 
ve Enes Ibn-i Malik gibi miiteaddid Sahabiden rivayet edilmig- 
tir. Hazret-i Enes’in §efaat hadisleri Tecrid'in en son hadisleridir 
ki, tercememizin oralara kadar ilerliyerek hitama ermesini Cen&b-i 
Mevla’nm kerem ve inayetinden dileriz. 

TeHEGCUDUN EEDAL-i EVKATI l 

Sahih-i Muslim' de Ebu Hiireyre radiya'llahu anh'dcn rivayet edi- 
len bir hadis-i gerifde Tehecciid namazimn faziletli ve en feyizli za- 
mam §oyle bildirilmigtir : “ Farz namazdan sonra en faziletli namaz , gee e 
namaztdir. Geceyi iki kisma taksim edersen , nisf-i ahiri namaz ifin en feyizli 
bir vakittir. Eger geceyi iige holer sen ^ orta kismi en mubarek zamandir ” buyur- 
mugtur 1 2 . Salat-i Davud aleyhV s^seldm hakkinda (581) nci olarak ter- 
cemesi gelecek olan Abdullah Ibn-i Amr Ibn-i As’in hadisine 
gore, gecenin alti ciiz’iinden dordiincii ve beginci ciizlerinde kihnan 
namaz daha feyizlidir. 


1 jj* jV ■ j jUJI u tpill jh a 

2 JJ1 4 JJI 1 -il J-*# JU 

[ C* 4)1 0^(1— • jj] J** J VI* C-—5 <L)lj U 

Bu hadis-i $erifin tercemesinde Diyanet I$leri Reisi buylik ustadimiz Sayin Bay Rifat 
BCrek^i’nin ilimane irjadlarxna n&il olmakla miite$ekkir ve mub&hiyim. K.M. 


TEHECCOdON efdal-I evkAti 


17 


1 


Siinen~i Ebu Ddvud' da Tehecciid namazina tergib i$in akdolunan 
bir babda Ebu Said-i Hudri ile Ebu Hiireyre radiya'llahu anhii- 
mS dan rivayet olunan bir hadts-i §erifde : “Her kim gece uyantr ve hayat 
arkadaftnt da uyandmr da ikisi birlikte iki rek'at namaz kilarlarsa bu ztvc 
ve zevce ( ^TUJI j £1 ) ziimresinden sayihrlar 1 ” buyurulmu§- 

tur. Bu hadis-i §erifde : “Erkek olsun , kadin olsun Allah' i gok zikredenler 
(yok mu? I§te) Allahu Teala bu ehl-i zikr igin magfiret ve yiice ecr-ii 
menzilet haztrlamifttr ” mealindeki ayet-i kerimenin 2 tefsirine de i§aret 
buyurulmu§tur. 

BiR Tearuz zanninin DEF c i : 

Mevzu-i bahsimiz olan Ibn-i Abbas hadisinin zahirine gdre 
Peygamberimiz Tehecciid namazina kalkdiklarmda bu mubarek 
duayi okurlamu§ ve Cen&b-i Hakk’a hamd ii sena ederek Rabbimizi 
l&yik oldugu evsaf-i cemile ile ovcrlermi§. Ibn-i Abb&s’tan sabit 
olan diger bir riv&yete gore, ResOl-i Ekrem Efendimiz ezvac-i 
saniyelerinden Meymune radiya'lldhu anha yanmda gecelediklerinde 
uykudan uyamnca “Al-i Imran ” suresinin sonundan on &yet-i kerime 
okumu§lardir. Ibn-i Abbas radiya'llahu anhiima * dan gelen bu iki 
haber arasinda tearuz vardir zannedilmemelidir. Qunkii Ibn-i Ab- 
bas ayn ayri §ahid oldugu iki vakiayi haber vermi§tir ve ikincisini de 
teyzesi UmmuTmu’minin Meymune nezdinde duydugunu bildir- 
mi§tir. §u da muhtemeldir ki, Peygamber Efendimiz Meymune 
nezdinde kaldiklan gecede hem bu &yetleri ve hem de bu duayi oku- 
duklan halde Ibn-i Abbas duayi ewelki rivayetinde bildirmi§ 
oldugundan ondan siikut edip ayetleri haber vermi§tir. Nakilin unut- 
mu§ olmasi da tearuzu dePa kafi ii^uncii bir ihtimaldir ve herhalde 
tearuz yoktur 3 . 

MevZUUMUZ OLAN HADISDEKi ESMA-i §ERfFENiN MA*NALARI : 

Resul-i Ekrem Efendimiz’in bu dualanmn her'fikrasinda 
tekrar buyurulan kavlindeki lafzi, akil ve ir&de 


* j * I JtAit j JJ5I ^ j* ) : j Jtf 

jj} j ^1 .Ijj 1 jutf 

• \rt* ^ tf-'J V;/ 

2 £ L-J i j *- 1 j ijjJu i 43i\ ip! oi £ lull j \ <3*1 1/ £ UJI ) ; 

Sure: 33 ( Ahzab ) , ayet: 35 

* Aynt: C. 2, S. 584. 


F.: 2 


18 


TEHECCUD BAHSl 


ilc miimtaz olan insan nev'ine delalet eder. Halbuki bu duada am- 
lan ilahi isimlcrin muteallaklari ve medlulleri, yerleri ve goklcri dol- 
duran akil, gayri akil; canli, cansiz biitiin mevcudat-i mumkiinc ol- 
dugundan bu §iimulu taglib tarikiylc terccmcmizde gostcrdik. §imdi 
duadaki Esma-i §erife ile bazi elfazi tahlil edecegiz: 

“ Alldhtimme ” nin asli “ Yd Allah ” dir. “Allah” ism-i §erifi, blitiin 
kemal sifatlarim kendisindc tophyan, eksik sifatlardan tamamiylc ufcak 
bulunan Vacibu’l-Viicud’un alem-i mahsusudur, yani Zat-i Bari’nin 
oz adidir. Qiinku Allah ism-i §erifi, biitlin iiluhiyyet sifatlanyla tav- 
sif cdilmege miisaiddir. Rabbimizin o bir isimlerinden hig birisi ne 
Allah ism-i §er!fi ile, ne de sair Esma-i §erife ile umumi bir tavsife 
mutehammil dcgildir. Halbuki Rabbimiz i^in bir isim gercktir ki, 
biitun iilhhiyyet sifatlan o mubarek ismin mahiyeti iizerine cari ola- 
bilsin, bu sebeble Ma^udumuz’a yegane alem ve oz ad olarak 
“Allah” Ism-i §erifi teayyiin etmijtir 1 . 

Allah Ism-i §erifi, hakiki viicud ile mumtaz olan Vacibu’l-Vii- 
cud’un alem-i hassidir. Viicud, O’nun zatmm muktezasidir. Sair mev- 
cudat viicudunu, varhgim umumiyetle O’nun nurundan iktisab et- 
mi§tir. Binaenaleyh her viicud, her teayyun O’nun Vucudu Mut- 
lak’i oniinde tamamiyle soniik ve siliktir. 

Allah Ism-i §erifi, siibhani isimlerin en ehassidir. Hi^bir ferd, bu 
Yiice Ismi nc hakikaten, ne de mecazen Hak Taala’dan ba§ka hi$bir 
mcvcude izafe ctmemi^tir. §uurlu bir insanin bu mukaddes ismiyle 
ba§kasma hitab cttigi, bir §eye ad verdigi, bc§er tarihindc duyulma- 
mi§ ve i§itilmemi§tir. 

Allah Ism-i §crifi, ibadette ve riibubiyyct havassinda i§tiraki redde 
delalet eden yegane bir isimdir. Bu cihetle (La ildhe illa'llah) kelimcsi, 
tcvhid ifade ediyor da Rabbimiz’in obur isimleriyle tcvhid sahih 
olmuyor. (Beyzdvi Tefsiri). 

(jui-idli) Hamd, kemal sifatlarim yad etmek demektir. “Ha- 
mid” de sena edilen, oviilen zata denir. Cenab-i Hakk’m kendi zatmi, 
haiz oldugu kemal sifatlariyle tavsif buyurmalan cihetiyle ezelen ve 
kullarm Rabbimizi hamd ve senasi dolayisiyle de ebeden “Hamid” 
dir, Hamid, akaidi, ahlaki, sozii, ozii diizgiin olan ve hi^bir fenahkla 
§aibcdar olmiyan insana da ltlak olunur. Ba§ta enbiyalar serveri 


1 Beyzavi tefsiri: C. i, S. 5. 


esmA-1 IlAhIyyenIn ma<nAlari 


19 


Peygamberimiz oldugu halde biitiin enbiya, ve bunlarm varis-i 
faziletleri olan asfiya-yi iimmet boyledir. Bu aziz simalardan her biri 
imam, ahlaki ve diiriist hareketi cihetiyle medh ve sen&ya derece-i 
istihkakina gore “ hamid ” dir. Fakat gene hamid-i Mutlak Allahu 
Teala’dir. Nebi-i Efham Efendimiz’in bu dualarmda miikerre- 
ren hamd etmeleri, bu mukadcfes vazifenin §anma ihtimam i<jin ol- 
malidir. (Gazali, El-Maksad). 

( vS.jI ) ciimlesindeki “ kayyirrC ’ ile “ kiyam vekay- 
yum ” bir manayadir. Bizatihi kaim, mukaddes bir varlik demektir. 
Halka ve biitiin e§yaya ya§amak kudretini veren ve vermege devam 
eden O’dur. Bu ma ( na Katade’den menkuldiir. Katade: “ Kayyim , 
mahlukatin hayatim , mai$etini ve her nevi c sa € y ve hareketini ikdme 
ve idame eden zat demektir .” demi§. Zemah§eri ( p-iJl , Kavl-i 
§erifinin tefsirinde ( j f Lifl ) suretinde kiraat olundugunu da bil- 
diriyor. Bazi ehl-i ilim bunu, Omer Ibn-i Hat tab radiya'llahu anK in 
kiraeti oldugunu haber vermi§. Bazilari da bu kiraeti Alkame’ye 
nisbet etmi§lerdir. Ibn-i Abbas radiya* llahu anhiima ((jJ) ii : 
“ Jj> ^ = kendisine fdnilik eri$miyen z&t ” diye tefsir edilmi§tir. 

(Ayni). 

E§ya varliklarmi muhafaza edebilmek i^in ya bir mahalle muh- 
tac olur. Arazlar, kuvvetler, vasiflar gibi. Yahud boyle bir mahalle 
muhtac olmaz. Maddeler, cevherler cisimler gibi. Fakat maddeler, 
cisimler bir hayyize, bir mahalle muhta<j olmamakla beraber mevcu- 
diyetlerinin devam ve bekasi birtakim hayati §artlara tabi'dir. Mad- 
denin bekasi i$in bu §artlarm viicudii, tahakkuku lazimdir. Binaena- 
leyh bicjbir §arta, higbir kayda tabi* olmiyan ve bizatihi ya§iyan, 
hatta biitiin kainatm daimi surette varligi ve nizami kendisine isti- 
nad eden Vacibii’l- Viicud, “ Kayyum Teala” dir. Kayyum vasfinda 
kullarm alaka ve ittisaflanmn derecesi, fanilerden derece-i istigna- 
lariyle olgiiliir. (Gazali, El-Maksad). 

j ) ciimlesindeki “mJr”, ism-i fail sigasiyle 

“ miinevvir ” demektir. Esas i'tibariyle nur, goziin gordiigii arazibir 
keyfiyettir, ziya ve aydinlik ma^asinadir. Gozumiiz ibtida bu nuru, 
bu ziyayi, sonra da bunun vasitasiyle sair e§yayi goriir. Gune§le ay- 
dan, kendilerine muvazi olan kesif cisimlere dokiilen keyfiyet-i muziye 
gibi. I§te bu ma € naca Cenab-i Hakk’a nur denilmesi dogru degildir. 
Meger ki, bir muzaf takdir edilerek “Sahib-i Nur” denile, veyahud 


20 


TEHECCUD BAHSt 


mecaza hamledile. Bu sebeblc miifessirler l 2 3 4 ( 1 j c* 1 M ) ayet-i 

kerimesindeki nuru, mecazi olarak “ miinevvir ” ile tefsir etmi§lerdir ki, 
“ Alldhu Teala gokleri ve yerleri ziyadar ecramiyle nurlandirmiftir” . dcmck 
olur. Bu tefsiri tercememizde muHerize i^inde (bunlari aydinlatirsin) 
diye gosterdik. Nasil ki, mazi sigasiylc j Jlj>; ) surctinde 

dc kiraet edilmi§tir. Ibn-i Abbas nuru hidayetle tefsir ederek 
(W = Allah goklerin ve yerlerin sakinlerinin miirjidi ve miincisidir) 
dcmi§. Ebu Aliye’nin tefsiri ise daha §iimulliidur: “Allah, gokleri 
ay la, giine$le , sab it ve seyyar biitiin kevakible tenvir ; veyeryuzuniin her cihetini 
de enbiyd ile , ulema ile , evliyd ve asfiyd ile tezyin etmiftir suretindfcdir. 

Nur, gene mecazcn “murid” ile de tefsir edilmi§tir. “Allahu 
Teala goklerin ve yerlerin ve bunlarda bulunan biitiin e§yanm mu- 
cidi ve halikidir.” demek olur. Nur, zulmetin ziddi olarak ziya ve 
aydinlik manasina oldugu gibi nurun §uama da denilir ki, zulmeti 
izale eden “fule” dir, i§ik demektir. (Kamus). §u halde nurda tam bir 
zuhur ve inki§af manasi vardir. Nurun kendisi zahir olmakla beraber 
sSiir e§yayi da muzhirdir. Sonra viicudii ademle kar§ila§tirdigimizda 
hi$ §iibhcsiz “zuhur” mefhumunu, “vucud” mahiyctinde buluruz. 
Nasil ki, “ hafa y ” nin ash da “adem” dir. Ademden derin bir hafa’, 
bir zulmet mutasavver midir? Binaenaleyh : “Rabbim Sen, gokleri 
yerleri ve bunlarda meveud biitiin c§yayi adem zulmetinden, nurlu 
vucud sahasina ^ikaran ve bi-zatihi miitecelli ve feyyaz bulunan 
Vacibii’i-Viicud’sun.” demek olur. Gunc§in nurundan bir zerre nasil 
§emsin viicudiine dclalet ediyorsa §iibhesiz goklcr, ycrler ve buralar- 
■daki her zerre dc kendi halikmin viicubii viicudiine, vahdetine oyle 
dclalet eder. (Beyzdvi Tefsiri). 

Ail J* Jjj JT y 

Sa'di’nin §u iki beyti de bu mcvzuun iki §alicscridir : 

* jir s C-i j*a Sjj j* J** j * jy* js 

1 Sure ; 24 (Nur ) , dyet : 55 

2 Her §eyde Rabbimiz’in varligina ve birligine delalet eden — goren goz ve 
dli$iinen zeka sahiblerinin goriip sezebilecekleri — delil vardir. 

3 Her ekin, yerden $ikip goriindii mii insanin §uuruna : “Allah birdir, e$i ve 
benzeri yoktur” ma'nasim ilham eder. Malumdur ki mezruat yerden igne gibi ince 
ve tek bir sak halinde goriinur ve basiret sahibine bu hiss-i tevhidi ilham eder. 

4 Aga^larin §u ye$il yapraklari yok mu? Akh, idraki yerinde olanlann nafiz 
nazannda onun her yapragi, Allah varhgini ve birligini bildiren birer levhadir. 


ESMA-! lLAHtYYENiN MA'NALARI 


21 


Nurun scmavata ve arza izafe buyurulmasi, bu nuru miibinin 
viis^atini ve §iimuliinii ifade i^indir. Itlak ve isti'mali ister hakiki 
olsun, ister mecazi olsun nurun birtakim nevi'leri vardir. Kamus mii- 
tercimi Asim Efendi Besair’den naklen §u izahati veriyor : 

Nur iki nevi'dir : Diinyevi, uhrevi. Diinyevi nur da iki nevi'dir: 
Birisi vicdani gorii§le idrak olunur. Ve Nuru Bari’den miinte§ir olur. 
Nuru akil, nuru Kur’an gibi. Obiirii gozle hissolunur ki, ecram-i neyyi- 
reden ibarettir. Ay, giinef§, yildizlar gibi. Uhrevi nur, Cenab-i Hakk’in 
1 “ j c# iss (Ji = Habibim! Kiydmet 

giiniinde ummetinden erkek , kadin biitiin mu'minleri, nurlan onlerinde ve sagla- 
nnda giderken gorursun /” ayet-i kerimesinde mansus olan nurdur. 
Bazi mufessirler §u beyitlcrde nurlarin aksammi tpplami§tir : 


s' Jj 

jjAa 

** j** J 
J 

j j V j 


j jAj djli 
•j-Jb j vJLaJI 

4kU I 

*jaij J >-» j 


3 jjJ oj ) ayet-i kerimesinde Resul-i Ekrem’e 

nur itlak olunmu§tur. “ Kullanm ! Allah tarafindan size Peygamberiniz 
Muhammed Emin ve Kur'an-i Mubin geldi .” demektir. 

( j ^1 dJL cJl ) cumlesindeki “melik”, zatinda ve sifatmda 
biitiin e§yadan miistagni olan ve her §ey, viicudiinde ve bekasinda 
kendisine muhtac bulunan viicudii mutlaktir. Insanlar bu sifati haiz 
olmadiklanndan, hatta diinyada her tiirlvi ihtiya^tan azade bulunma- 
lan farz ve tahmin olunan fani hiikiimranlar bile Zat-i Bari’den 
miistagni olmadiklanndan O’nun bihakkin kulu ve memlftkiidiir- 
ler, Zat-i Hak da (Melik-i Mutlak)tir. 


1 Sure: 57 (Hadid)> dyet: : 12 

2 Ma'nasi : 0 $ nur vardir ki, gokten yere ziyi sa^ar : 1) Bedir halinde ay, 
2) Yildizlar, 3) Miinewer ve mudewer olan giine§. Bunlarin hirer e$i de sema-i 
kalbimde resmedilmi§tir. 1) Akil, bir bedr-i ?utlr ve idraktir, 2) Bilgilerim ve duygula- 
rim, parlak hirer yildizdir, 3) Ma'rifet-i tlahiyye ise parlak bir gtine$tir. lm&mim, 
Kitdbullah* tir. Kiblem, Beyt-i §eriFtir. Dinim de, biitiin dinlerden iistiindiir, ifti- 
hara layiktir. §efiim Resulullah Salla'lldhu aleyhi ve sellenC dir. Allahu Teala da 
beni magferet eder. Allah’dan ba$ka ibadete layik hi9 bir Ma'bud yoktur. Allah, 
her §eyden biiyiiktiir. 

3 Sure : 5 (Maide), dyet: 15 


22 


TEHECCOD BAHSt 


^ Malik”, kayidsiz, §artsiz miilkiine sahib olan, arzu ve iradesini 
diledigi gibi miilkiinde yiiriiten bir varliktir. O, var eder, yok eder, 
ibka eder, ifna eder. “Melik” lftgaten, saltanat ma'nasina olan “ melk ” 
ten almmi§tir. Zevi’l-ukul olan mevcudat iizerinde emir ve nehiy ile 
tasarruftur. ayet-i kerimesinde mansfts olan miilktiir. 

“Krydmet giinunde saltanat kimindir ?” demektir. “ Malik” y sahib ma y nk- 
sina olan “milk,” ten me’huzdur, ayan-i memluke iizerinde tasarruf- 
tur. 2 ( ^ j-VIj ^ ) ayet-i kerimesinde bu ma ( na 

maksuddur. “Kiyamet giiniinde hif bir kimse kendi menfaatine sahib olamaz . 
0 giin y emir ve tasarruf Allahu Teala’ya mahsustur ” demektir. 

Hulasa : Miilk, ukala iizerinde hiikumranhk, milk, ayan iize- 
rinde tasarruftur. (Beyzdvi ve El-Maksad). 

(jkl^ji) : Ibn-i Esir Nihaye'sinde Hakki §oyle ta'rif ediyor : 
Hak, hakikati mevcud, viicudii ve iiluhiyeti miitehakkik zattir. Esas 
i c tibariyle viicudii sahih ve miitehakkik her §eye Hak denir ki, batil 
mukabilidir. ( Kamds ) 3 ( iSU-l L iii-l ) kavl-i §erifi bu ciimledendir, 
“Ba*Sy hesab y cez& gibi vakialann kendisinde tahakkuk edecegi saat” demektir. 

Taybi demi§tir ki : Resul-i Ekrem bu dualarmin yalmz iki 
yerinde, ( j jki ) ciimlelerinde ifade-i hasr i<jin muarref 

bi’l-lam irad etmi§lerdir: “Allah sdbittir , daimdir , bakidir . Sair mevcddat 
Zevale mahkumdur” demek oluyor. §air Lebid b. Rebia radiycUllahu 
anh de boyle demi§ti: 

jjij ai* v ^ ^ u v & ^ 

Ma c nasi : Bilmif ol ki: Allah" tan bajka her mevcud fenaya ve her nt- 
met sahibi muhakkak zevale mahkumdur . 

Yukanda Hak, b&til mukabilidir, demi§tik. E§ya, ya mukabili 
veya muhalifi ile bilinir. Kendisinden haber verilmek istenilen her 
§eyde bu muttarid kaideye miiracaat edilir. Her haber verilen §ey ya 
“mutlak bdtildir” , yahud “mutlak Hak ” tir, yahud bir bakimdan Hak, 
diger cihetten batildir. Bizatihi miimteni* olan mefhumlar, mutlak 
batil olan tasawurlardir. Viicudden, teayyiinden tamamiyle mah- 
rumdurlar. Iki ziddin, iki nakizm bir arada ictimai gibi. Bi-zatihi 
vacib olan Viicudii Bari de “mutlak Hak” tir. Bi-zatihi miimkim olup 
ba§ka meveude kiyas ile batil ve fani olan her §eyde — bi-zatihi viicftd 

1 Sure : 40 (Afii’min), dyet : 16 

2 Stirc : 82 ( tnjitdr ) , dyet ; ig 

8 Sure : 6g ( Hdkka ) , dyet : 1-2 


ESMA-I IlAhIYYENIN MA'NALARI 


23 


ve taayyunleri olmadigi i$in — batildir. §u kadar ki, bunlara viicud, 
Vacibu’l-Viicud’dan feyezan ettigi ve bunlann viicudleri, Viicudii 
Vacibe delil oldugu igin de Hak’tir. (utj VI dlU Jf = Imkan ale - 

mindeki her font helake mahkumdur . Yalniz Vacibii l- Viicud bdkidir) kavl-i 
§erifi ile mutlak Hakk’a i?aret buyurulmu§tur. 

Ma'kulata, yani akhn idrak ettigi ve kendisine viicud verdigi 
her §eye de Hak denilir. Bu cihetle de Hak medlulune en zivade miis- 
tahak olan Z&t-i A'la, Vacib Teala’dir. Zeka-i be§erin Hak olarak 
tedkik ettigi maarif-i umfimiye arasinda hadd-i zatinda aklin viicubii 
viicudiine kanaat ettigi yegane mevcud, Hak Teala’dir. 

( ji-l j) : “Yd Rab! Seri* in va'din de haktir y va'dinin vukuunda, 
tahakkukunda §ek edilmez ” “ Va'd ” kelimesi mutlak olarak zikredilirse, 
hayir ve §erden her ikisi birden kasdedildigi gibi hayir ve §erden has- 
saten birisi de murad olunur. Meali bervech-i ati ayet-i kerimede : 
“ §eytan , size fakr u zaruret va'dederek y (sizi fakr u zaruretle korkutarak) 
fikaraya tasadduktan men 1 eder y buhl ile emreyler . Allahu Tedla ise fikardya 
yardimtmz sebebiyle Allah tarafmdan magfiret olunacagimzi ve ihsdniniz 
nisbetinde malimzin artacagini va c d buyurur V’ kavl-i §erifindeki birinci 
va'dden §er, ikinciden hayir kasdeylemi§tir. Kur’an’m §u mealdeki : 
“Cenab-i Hak kendisine itaat edenlere Cennet va'd etmiftir, kiiftir edenlere de 
r Jehennem va c detmi$tir , 2 ” ayet-i kerimesindeki iki va c d de hayir ve §er- 
den her ikisine delalet etmektedir. 

(j*- iljUJj) ciimlesindeki lika, ba c s, yahud Rii’yetu’llah ma ( - 
nasina mahmuldiir. Mevt ma'nasina hamledenler de vardir. Fakat 
Nevevi bu ma'nada goriilen zaTa mebni bunu reddetmi§tir. 

( “Yd Rab! Soziin dogrudur y medlulii sabittir demektir. 
" Kavl ” kelimesi sidk u kizb ile tavsif olunarak “ dogru soz , yalan sdz” 
denildigi gibi bazi kere de Hak ile, vakia mutabakat ile tavsif oluna- 
rak “ hak soz , batil soz” de denilir. (La ilahe i7/a7/aA^Kelime-i Tevhid’i 
kavl-i Hak’tir, ezelen ve ebeden vakia mutabiktir. Hak medluliinden 
be§erin hissemend olmasi, kendi nefsini, kendi varligim batil gormesi, 


* ( jC. » jAk* ^ »Ui «j»l j j ^ Oaj ulUJLlI ) : 41U 

SHtre: 2 (Bakare), dyet: 268 . 

2 [Stire: 14 ( Ibrdhim ) t dyet: 22] ( jXI ^1 o\ ) : kavl-i §erifi 

jUJ! Aej j j* jXl » suretinde tefsir edilmi$tir. 


24 


TEHECCOD BAHSl 


Vucudii Bari’dcn ba§ka bir Hak gormemesi §artiyledir. Bu sebeb- 
le “ Ene'l-hak " diycnlcrin bu sozii batil addcdilmi§tir. (Beyzavi, 
Gazali). 

( jk }\ j ) Ccnnet’le Cchcnncm’in mcvcud olduklanm 

ikrar vc tasdiktir. ( j) Enbiya-i Zi-§an’in Allahu Teala tara- 
findan mcb'us olduklarmi tasdiktir. Hatemu’l-EnbiyaEfendimiz 
bu ziimre-i enbiyada dahil ikcn ( >- j ) diyc tekrar buyurulmasi 
bi c sct-i Ahmcdiycnin ins vc cinne §timulu bulunmak ve Hatcmii’l- 
Enbiya olmak gibi hususiyctlcrine mebnidir. 

( j*- — H j) ciimlcsindcki saat ile ycvm-i kiyamet maksuddur. 

Lugatte saatj zamandan bir par^adir. Sonra kiyamet kopacak za- 
man i$in istiare edilmi§ ve o miithi§ vaktin ismi olmu§tur : “Ken- 
disinde umur-i azime tahaddiis edecek saat-i yesire ve hafile " dcmek olur. 
Kiyamet giinii, kcndisiylc zaman takdir olunan aydan, giine§ten ve 
sair ecramdan mahrum bulunacagmdan burada saati hakiki ma ( na- 
sina hamle imkan yoktur. 

( c~JU Jl ) “Yd Rab! Yalniz Sen' in emrine inkiyad ve yalmz Sen' in 
nehyinden ictindb ettim. yalniz Sen' in varltgini ve bir ligini ikrar 

ve tasdik eyledim. ( cl JLL. j ) adi sebeblere iltifdt etmiyerek yalniz Sana 
tefoiz-i umur ettim , ( cU\ j ) tedbir-i umur hus&sunda yalniz Sana riicu* 

ettim" surctinde tefsir edildiklcrinden biz bunlan: “Yd Rab! Sana 
boyun egdim , Sana inandim , Sana giivendim , Sana yoneldim." diye tcrccme 
cttik. 

( vijyi j ) ciimlesi, “ Bana bah$eltigin hiiceetlere , biirhanlara isti- 
nad ederek diijmanlarla muhasama ve mucadele ettim , ( cS U- ^JLJI j ) dc, Bu 
hiiccetleri ve bu haklari inkar edenlerle muhakemeyi Sen'in divamna arzettim . 
Sen'i, aramizda hakem kildim" suretinde tefsir cdi)mi§tir. (Hakcm) 
Ism-i A'zam ciimlesindendir. Hukiim vc kazasi, hiikumlcrin en isa- 
bctlisi olan ve herkesin muscllcmi bulunan hakime denir ki, hiikiim- 
lerini tetkik ve temyiz vc kazasim reddcdccek O’nun fevkinde bir ha- 
kim mc’mul ve mutasavver dcgildir. Bu hakim-i mutlak ise Vacib 
Teala’dir. 

Resul-i Efham Efendimiz magfur ikcn U j c**£ k* = 
Evvelce i$ledigim ve gelecek zumanda interim sandtgim gizli ve dfikar gtinah - 
lanmi magfiret eyle yd Rabbi!) diye dua buyurmalan iki sebebe mebni 
olabilir : Biri tcvazu c , §an-i Bari’y e ta'zim, digeri dc duada huzuun 
vc liiss-i tazarruun Uizumunu iimmete ta c limdir. 


ABDULLAH IBN-I ABBAS 


25 


cJl jf-OHcJl) ciimlesini §arihlerden Ibnii’t-Tin JjSlwJl) 
diye tefeir etmi§tir. Ibn-i Battal ise, tercemesi (478) 
inci olarak ge$en ( o>LUI djj^\ yi ) hadisinden istifade ederek 
daha ziyadc bir vuzuh ve isabetle tefsir etmi§tir ki, tercememiz, bu tef- 
sirin zade-i ilhamidir. Gazali de: “ Insanlari Bdri-gdh-i Ahadiyyetine 
yakla$tiran da, Dergdh-i Riibubiyyetinden uz.akla$tiran da Sen’ sin” diye tef- 
sir ediyor ki, bu da son derece arifanedir. 

HADISiN KlYMET-i EDEBJYYE VE AHLAKI YYESi : 

§arih Kirmani, izahi sadedinde bulundugumuz bu hadis-i 
§erifi Cevamiu’l-Kelim 1 hadislerinden addediyor. Bunu da izahi- 
mizm bir fczlekesi, ve hiisnii hatimesi olarak zikrediyoruz : Kirmani 
diyor ki : Bu hadis edebi bir vecizedir. Ewela ( £ ) lafziyle cevahir 
ve ecsamin vucud ve kivami, sonra (jjj) lafzi ile arazin taayyii- 
nii, Bari Teala ile kaim olduguna, ( JU) lafziyle de biitun mevcti- 
dat iizerinde icaden ve i'damen diledigi gibi hiikiimran bulunduguna 
i§aret buyurulmu§ ve bunlardan her biri Hamdu’Ilaha makrun olarak 
zikredilmi$tir. Sonra (jJ-icJl) kavliyle mebdee, ( j J^ 5 ) ile me- 
a§e, ( ) ile de meade ve aym zamanda niibiiwete, — sevap ve 
ikabtan ibaret olan — cezaya i§&ret buyurulmu§tur. Gene bu hadis-i 
§erifte imanin, Islam’in, tevekkullin viicubuna, Allahu Teila’ya inabe 
ve tazarruun, istigfarm liizumuna da i§aret vafdir. 

Gene bu hadis-i §eriften Resfil-i Ekrem salla’llahu aleyhi ve 
sellem Efendimiz’in Cenab-i Hakk’in azametini ve kemal-i kudretini 
pek ziyade miidrik ve arif oldugunu, Zikru’llaha, dua ve senaya her 
an miidavim bulundugunu istifade cdiyoruz. Dualanmizdan ewel 
Hak Tcala’dan dilekte bulunmazdan once Perverdig&nmiza hamd ii 
scna cdilmesi miistahab oldugunu da ogreniyoruz. 

TERCEME-i HALLER : 

Izahi sadedinde bulundugumuz tehecciid hadisini rivayet eden 
Abdullah b. Abbas radiya’llahu anhiimd , Abdii’l-Muttalib’in 
hafidi ve. Resul-i Ekrem’in amca - zadesidir. Abbasi halifelerinin 
de cedd-i alasidir. Validesi t)mmii FadlPdirki, Ummu’l-mii’mi- 
nin Mcymune radiycCllahu anhd’ nin kizkarde§idir. Ibn-i Abbas 
hi^ §ubhesiz Ash&b arasindaen yiiksek ilmi bir simadir. Ilminin 90k- 


1 Kisa bir ciimle ile $iinnillu ve cemiyetli ma'na ifade etmektir. 


26 


TEHECCOD BAHSl 


lugundan kinaye olarak (El-Hibr ve El-Bahr) diye yad cdildigi gibi 
tcfsir ve tc’vil-i Kur’an’daki miistcsna kudret ve isabetinden dolayi 
(Terccman-i Kur’an) iinvan-i fahiri ilc de §ohret-§iar olmu§tur. 

Ibn-i Abbas Hicret-i seniyyedcn ii? sene evvcl Mckkc’de dog- 
mu§tu. Irtihal«i Ncbev! sirasinda onii<j yaipnda idi. Resul-i Ekrcm 
Efcndimiz’in $ok yliksek dua ve tcvecciihlcrinc mazhar olmu§tur. 
Bir kcrc Rcsul-i Ekrem Ibn-i Abbas’i kucaklayip : “ Yd Rab! 
Bu gence kitab ogret, yani Ulumu Kur'aniyye bahfeyle” buyurmu§ 1 . Bir 
kcre dc Rcsul-i Ekrem halaya girdigindc Ibn-i Abbas hcmen bir 
abdcst suyu hazirlayip §oylc koymu^tu. Resul-i Zi-§an, bu suyu bu- 
raya kim koydu? diye sorup Ibn-i Abbas’in koydugunu ogrcnincc : 
“ llahi , bu gevcin dindeki duygu ve bilgisini artir ” diye dua buyurmu§tu 2 . 
Pcygambcrimiz’in bu dualari berekatiyledir ki, Ibn-i Abbas 
Ashab-i Kiram afasinda tcfsir-i Kur’an ile, fikih ilc temayiiz ctmi§tir. 
Ibn-i Mcs^d radiyaHlahu anh bile : “Ibn-i Abbas , Hazret-i Kur'an ’- 
in en giizel tercemamdir. Eger bu geng bizim gagimiza erigirse , hif birimiz omn- 
ia musahabet ve mudgerete muktedir olamiyacakhr ” demi§tir 3 . 

Ibn-i Abbas Hazret-i Ali’nin zaman-i hilafetindc bir sene 
Emir-i Hac ta c yin edilmi§ti. Ebu Vail, Ibn-i Abbas’in bu cma- 
rctindc Arafat’ ta irad ettigi hutbedcn ve okudugu Sure-i Nur’u tef- 
sirindcn bahsederek demi^tir ki : Bu hutbeyi milel vc akvam i§itscydi 
onun teblig ettigi hikem ve belagate hayran olarak nail-i hidayet 
olurlardi. 

Abdiirrezzak’m Ma'mer’den rivayetine gore lbn-i Abb&s, 
bu dcryalar kadar vasp olan ilmini, Ashab-i Kiram’dan §u ii<j muhte- 
rcm zattan iktisab etmi§tir : Omer, All, Obey b. Ka'b radiya- 
lldhu anhiim . Katade’dcndc Ibn-i Abbas’in : “Bir saat ilmi miitdlea 
ve miizdkere, bir geceyi ibddetle ihya etmekten hayirhdir ” diyerck ashabim 
ilmc tc§vik ettigi rivayet edilmi§tir. 

Tavus. demi§tir ki: Pcygamhcrimiz’in Ashabindan yctmi§ kadar 
zata ycti§lim. Ibn-i Abbas bir mcs’ele hakkinda bir miitalca dcr- 


1 : JU j ji-* j j 0+. + : Jl» | c - f U & 

[ <_$ jU*Ji jj J 

2 1 JIj . A A* *All ^0 01 : 4&\ yM Zf 

[ »\j j ] j : JU . j **- li V L* JUi d 

3 L a a jJL* U UJL- »! l] oLr* j 


LEBlD tBN-1 REBlA 


27 


mey&n edip de Ashab muhalefet ederse, onlan ikna edene kadar ug- 
ra§irdi. Mekhul de Ibn-i Abbas’a haiz oldugu bu yiice mertebe-yi 
ilmiye nasil nail oldugu soruldu da o da :'(J> «J \ij bLL—Soran 

bir lisan, diijUniip muhdkeme eden bir vicddn ile) diye cevab verdi, 
demi§tir. A c me§ ise Ibn-i Abbas’in maddi ve manevi varhgim 
daha ctrafh tasvir edip demi§tir ki : “Ben, Ibn-i Abbas’i goriinte onun 
hiisniine hayran olup bu, miistesnd bir insan giizelidir, dedim. Soma csnd-yi 
musdhabette asnntn en fasih bir lisan-i beldgati olduguna kandat ettim. 
Bir mes'ele hakkinda fikir ve miitdleasini trad edince de a'lem-i nas olduguna 
hiikmettim Mlicahid de : “Ibn-i Abbas bir jeyi tefsir ve izdh edince, 
onun iistiinde nuru ilmin dalgalandigim gdriirum ” der imi§. 

Ibn-i Mes c ud ile Ibn-i Abbas kadar merviyyat-i tefsiriyesi 
inti§ar eden hi^bir Sahabi yoktur. Fukaha-yi Ashab’in en genci ve 
en 50k fetva vereni Ibn-i Abbas’tir. tldmu'l-MuvakkiM de : Ibn-i 
Abbas’in muahharen cemcdilen fetvalarinin yirmi cilde balig ol- 
dugu “ Ibn-i Hazrri ” den naklen bildiriliyor. Kendisinden bin alti 
yiiz altmi§ had is nvayet edilmi§tir. Bunlardan yetmi§ be§ hadiste 
Buhari ile Muslim ittifak etmi§lerdif. Yirmi yedi hadisi Buhari, 
kirk dokuz hadisi de Muslim miinferiden rivayct etmigtir. 

Ibn-i Abbas Hicret-i Seniyyenin altmi§ sekizinci yihnda Ta- 
if’te vefat etmi§tir. Cenaze namazi Muhammed b. Hanefiyye 
tarafmdan kihnmi§ ve : “ Bugiin Islam iimmetinin en biiyiik miirebbisi ve - 
fat etmiftir” demi^ir 1 . 

Lebid laN-i Rebia radiya’llahu anh Cahiliyet devrinde §iirleri 
bi’l-miisabaka K^be’nin duvanna asilan yedi benam Arab §airlerin- 
den birisidir. Yukaridaki beyit de bu muallakasinm §aheser bir mat- 
laidir. Ve Resul-i Ekrem’in takdirine mazhar olup: Hi$bir §airin 
agzmdan bunun kadar giizel bir soz £ikmami§tir, buyurmu§tur. 
Lebid, “ Seneiu'l-Viiftld ” denilen Hicret’in dokuzuncu yihnda kabilcsi 
halkiyle birlikte Medine’ye gelip Miisluman olmu§tur. 

Lebid’in Cahiliyet devrine aid olan e§‘ari pek yoktur. lstidb y da 
Hazret-i Ai§e’den naklen bunlarin on iki bin beyt oldugu habcr 
verilmi§tir. Lebid’in Miisliiman olduktan sonraki e§*ari pek azdir. 
Omer Ibn-i Hattab radiya'llahu anh bir gun Lebid’e: Ya Eba 
Akil; bana §iirlerinden bir §ey in§ad eder misin? demi§ti. Lebid: 


1 Tezkiretii'l-Huffaz, Huldsa , Ayni. 


28 


TEHECCUD BAHSl 


Allahu Teala bana Sure-i Bakarc ve Sure-i Al-i Imran’i ogrettikten 
sonra artik ben §iir soylcmez oldum, diye cevab vermi§ ve Kur’an-i 
Kcrim’in fesahat ve belagat-i nuru kar§ismdae§ Arinin §a'§aa-i ikbali 
sondiigunii bildirmek istemi§tir. 

Hazrct-i Omer, LebkPin tahsisatina be§ yiiz dirhem ilavc 
cdcrck iki bin dirhemc £ikarmi§ti. Sonra Hazret-i Muaviye’nin 
devrinde mii§arun-ilcyh tarafindan bu iki bin dirhem tahsisatina be§ 
yiiz daha zam edilmek istenildi ise dc Lebid : Artik ben dltiyorum. 
Bu iki bini de size birakiyorum, diye kabul ctmedigi ve bir miiddet 
sonra vefat ettigi EganV dc haber veriliyor. 

Egani sahibi Lebid’in (145) sene ya§adigini, bunun (90) sencsi 
Cahiliyct devrinde gegip bakl hayatmi Islam olarak ya§adigini ve 
Muaviyc devrinin son zamanlarmda vefat ettigini bildiriyor. Fakat 
IstiaE da Ebu Omer ’in Imam-i Malik’den (140) ya§inda vefat 
ettigi hakkinda bir rivayeti vardir ki> budahadogru olacaktir. Qiinkii 
Lebid’in Miisliiman oldugu dokuzuncu Hicrekyih ile Muaviye’nin 
vefati tarihi olan (59) uncu Hicret senesi arasinda (50), senelik bir 
zaman vardir. (90) ya§inda M(isluman olan Lebid’in {140) ya§mda 
vefat etmi§ olmasi icabeder. Isabe sahibi de (141) rivayet ediyor ki, 
bu da, Muaviye’nin (60) tarihinde vefati hakkindaki rivaycte mu- 
vafiktir. ( Hiisni? s-Sahdbe , All Fehmi: S. 350). 


o\S : JU . 576 

<J P <£'j W p-i-j <4-1* oL>- 

i* 1 1 t * ' 

uj j {£ j* w* 3 aJJI 

\ *■ V " •V if \ * ' \" 

. LL* j amI J y*j 

t ? ^ if t ^ 0 ^ ^ ^ ^ 

A-Jp Ail! (J I } 

BJS . ill's . All Lk y4 • 


TEHECCOD NAMAZININ FAZlLETt 


29 


. jljJl <U4 _ ijpl * g. JLS jP «Ai Q—i 

Ava-i^-^Jp l^-Is^-vaJLi . <J> <J LJL> j >" 1 till* L_.JLli <Jli 

JUi . ^JL-j 4-Jp 4>l J j— j ^Jp 4^2 

^UuN *Aaj jlx» . JJUI jl^ jJ 4ttl wA^p ^J>- ji\ 

^%jkz 

Tercemesi 


Ibn-i Omer radiyed llahu anhumed dan §oyle rivayet edil- 
mi§tir : 

Ibn-i Omer demi§tir ki : “Nebi sailed llahu aleyhi ve 
sellend in saghginda (Ashab’dan) birisi bir du§ gordvigu zaman 
onu Resulullah sailed llahu aleyhi ve sellend z hikaye ederdi. 
Ben de bir dii§ gormek ve onu Resulullah sailed llahu aleyhi 
ve sellendz arzetmek isterdim. (O sirada) ben, (erken) taze bir 
gen^dim. Ve Resulullah sailed llahu aleyhi ve sellem zamani- 
mn adeti iizere mescidde uyurdum. Bir kere ben de rii’yamda 
gordiim ki : Guya beni iki melek yakalayip benimle Cehen- 
nem’e gittiler. Cehennem, kuyu duvan gibi (tasla) oriilmu? 
olarak goriindii. Onun iki boynuz (gibi iki cenah) i vardi. 
Burada (Kurey§’ten) kendilerini iyice tamdigim kimseler bu- 
lunuyordu. §imdi ben : Cehhennem’den Allah’a sigininm, 
demege ba§ladim. (Bundan sonra) Ibn-i Omer demi§tir ki : 
(Bu sirada) bize, ba§ka bir melek miilaki oldu. Ve bana kork- 
ma, dedi. Bu ru’yami (hem§irem Ummu’l-mu ’minin Haf- 
sa’ya anlattim. Hafsa da Resulullah sallcdlldhu aleyhi ve 
selletrdz arzetti. Resul-i Ekrem : Abdullah ne iyi adamdir. 
Fakat gecenin bir kismmda (kalkip da) namaz kilmagi adet 


30 


TEHECCOD BAHSt 


edinseydi, buyurmu§. Bundan sonra ben gecenin az bir kismi 
miistesna olmak iizere geceleri uyumadim. 

IzAHI 

RAviLER, RiVAYETLER I 

Buhari’nin bu hadisi diger bir tarikle bir rivayeti daha vardir 
ki, biinun tercemesi de (597) nci sayi ile yakinda gelecektir. Bir de 
rii’ya ta'biri bahsinde Nafi < tarlkiyle ve uzun bir metin ile ii^iincii 
bir rivayeti vardir. Bu rivayete gore: ( = Abdullah 

tie iyi adamdir) buyurulmu§tur ki, medh ii senada bu rivayet daha sarih- 
tir. Miislim’in rivayetinde : ( 1 j> UU loU ) ziyadesi vardir ki : O 
sirada ben erken^ taze bir gen^dim, demektir. Miislim’in bu zi- 
yadc-i rivayetine tercemede i§aret ettik. Bu hadisi, Buhari burada 
gecc namazinin faziletine dair a^tigi bir babinda zikretmi§tir. Hadisin 
bu iinvana mutabakat noktasi da : “Abdullah ne iyi adamdir , fakat 
gtee namazi kilsa” fikrasidir. 

Bu fikra, Peygamber Efendimiz’in Abdullah Ibn-i Omer’i, 
gece namazi kilmasmi temenni kaydiyle medh ettigini bildirmektedir. 
"Binaenaleyh tehecciid namazina devam eden her ferdin, iyi ki§i olarak 
medh ii senaya layik oldugu miistefad olur. 

Kurtubi demi§tir ki : Resul-i Ekrem’in Abdullah Ibn-i 
Omcr’in riPyasim vech-i memduh ile tefsir ve tabir buyurmasi; mii- 
§ariin-ileyh, Cehennem’e arzolunup da sonra affcdilmi§ bulunmasm- 
dan dolayidir. 

TEHECCUD NAMAZI iLE DIGER SUNNET NAMAZ LARIN FAZILET 
DERECELERi : 

Miislim’in Sahih'inde tehecciid namazinin fazileti hakkinda 
Ebu Hiireyre radiya'llahu anK in §u mealdeki hadisini de goriiyo- 
ruz : Farz namazdan sonra en faziletli namaz, gece namazidir 1 . 
Ebu Hiireyre’nin bu hadisi, tehecciid namazinin, sabah namazi- 
nin siinnetinden efdal olduguna delalet etmektedir. Nevevi de bu 
ciheti Ravza ' da takviye etmi§tir. Fakat Ebu Hiireyre hadisinin vas- 
lindc, irsalinde, rePinde, vakfinda ihtilaf edildigi i$in Buhari bu 
hadisi Sahih'mt almami§tir. §ayan-i Ptimad olan kavl, salat-i vitrin 
gcrek siinen-i Revatibdan, gerek Duha namazi gibi bilumum mes- 




TE^ECCCdCN FAZlLETtNt BlLDlREN AYETLER 


31 


nun olan namazlardan efdal olmasidir. Bu cihetle Ebu Hanlfe 
Hazretleri vitrin viicubuna, sair eimme de vacib derecesinde fazlleti 
Laiz bulunduguna hukmetmi§lerdir. 

Vitir namazindan sonra efdal olarak sabah namazmm siinneti 
gelir. Sahihayn'de rivayet edildigi iizere Hazret-i Ai§e: “Res fJ- 
ulldh salla'lldhu aleyhi ve sellem nafile namazlardan hif birisi ifin sabah 
amazindan evvelki iki rek'at siinnet derecesinde fiddetli muhajazakdr degiller - 
dP* demi§tir ki, bu Hazret-i Ai§e hadisi, tercemede (599) uncu sayi 
ile gelecektir. Gene Hazret-i Ai§e’nin tercemesi (351) rakamiyle 
ge^en bir hadisinde Resul-i Ekrem’in ne Hane-i Sa&det’te, ne de 
haricde sabah namazmm iki rek'at siinnetini birakmadiklan haber 
veriliyor. Miislim’in gene Hazret-i Ai^e’den gelen bir rivayetin- 
de : “Sabah namazmm iki rek'at siinneti diinyadan ve diinyddaki her nevi* 
hymetlerden haytrhdir ” buyuruldugu bildirilmi§tir \ 

Bu hadislerden miistefad olan hakikat, iki rek'at siinnet-i fecrin, 
iki rek'at tehecciid namazindan efdal oldugudur. Binaenaleyh ehl-i 
ilim, Ebu Hiireyre hadisini : Farz namazlardan sonra gece kili- 
nan nafile namazlar, giindiiz kilinan nafilelerden efdaldir suretinde 
te*vil etmi§lerdir. 

Cenab-i Hak tehecciid ashabini, Kur’an-i Kerim’in meali §erif- 
leri bervech-i ati bir 50k iyetlerinde medh ve sena buyurmu§tur : 

1) Ehl-i takva, Rablannm rizasi i^in sacid ve kaim olarak ge- 
celeyen kimselerdir 2 . 

2) Miittekiler, geceden az bir kisnuni uyurlar ve sehar vaktine 
kadar istigfara devam ederler 3 . 

3) Miittekilerin yanlari, (tehecciid i$in rahat) do§eklerinden 
uzakla§ir. Onlar, (Allah’m celalinden) korkarak ve (rahmetinden) 
iimid-var olarak Rablarma dua ederler ve Cenab-i Hakk’in bah§et- 
tigi nimetlerden fukar^ya infak ederler 4 . 


* #1 jj ] . U j LJjJi jut- j 4-1p ^,0 4>l J jy+j Jlj 

[ iuu j* ( U 

2 ( LUi j dL^ J ) Sure: 23 (Furkan), ayet: 64 

3 ( i >j j**-—* j . O U JJI Ja 4*\j Sure : 5/ 

( Z&riyat ), ayet: 18 

4 j j j i 

Stire: 32 (Secde) , dyet: 16 


32 


TEHECCt)D BAHSl 


4) Tehecciid sahibleri i$in i§ledikleri hasenatm mukafati olarak 
saklamlan, gozleri §en, (goniilleri mesrur) eden nimetlerin yuksck 
mahiyetini, (ne melek-i mukarreb, ne de nebiyyi miirscl) hi^ bir nefis 
anhyamaz \ 

Bu son zikrettigimiz ayet-i kerimede tehecciid sahiblerinin ziihru 
ahiret olacak mukafati bildiriliyor. Fakat one btiyiik miikafattir ki, 
onun mahiyetini idrake maddi ve manevi biitun vesait-i ma^ifetin 
kifayet etmiyccegi, onun ancak Allah’in ezeli olan ilminde mahfuz 
bulundugu taraf-i Siibhani’den haber veriliyor. Buhari Sahih ' inde 
bu ayet-i kerimenin tefsirinde “A-rec” tarikiyle Ebu Hiireyre’den 
§u mealde bir hadis-i kudsi rivayet ediyor : Resulullah salla’lldhu 
aleyhi ve sellem , “ Cendb-i Hak : Salih kullanm ifin Cennet'te gozlerin gorme- 
digi , kulaklann igitmedigi ve higbir kimsenin hayalinden gegmedigi ni* metier 
haztrladim , buyurdu ” demijtir. Ravi Ebu Hiireyre: “ Isterseniz delil 
olarak • J J^l U yj ^») ayet-i kerimesini okuyoruz” demi§tir 3 . 

Ebu Hiireyre’nih bu hadisi, ayet-i kerimenin tefeiri mahiye- 
tindedir. (Jiinkii bu hadis-i §erifte de ashab-i tehecciid i^in zuhru 
ahiret olarak izhar buyurulan niam-i siibh&niyyenin kemmiyyet ve 
keyfiyyetine biitiin niifusii miidrikenin vukuf ve ittilai nefyedilmi§tir. 
Buhari’nin bu hadisi, “Ebu Salih ” tarikiyle gelen rivayetinde : 
( <J* j aL T ) Ziyadesi vardir ki : “Ahiret azigi olarak hazuladi- 
gim nimetlerden sizin bildikleriniz §oyle dursun, 0 sdlih kullara higbir gdziin 
gormedigi . , demektir 4 . 

§arih Kastalani Selef’ten bazi biiyiik zev&tm §oyle dedigini 
bildiriyor : Cenab-i Hak bazi sidk ve ihlas sahiblerine §oyle ilham 
buyurmu§tur: Birtakim kullanm vardir ki, onlar bana ibadet ederler, 
ben de onlara muhabbet ederim. Onlann bana a§k ve i§tiyaki var- 
dir, ben de onlara mii§takim. Onlar beni zikrederler, ben de onlan 


* (OjJLaJ I Jj\f U A l ji Jji-i U jj-JU J 4ttll Xj*£-»l 

Stire : 32 ( Secde ) , dyet : 17 

* Stire : 32 (secde), dyet: 17 

^ (jpLJ iILoApI' '• JUj j *ijl Jli ; j 4lu 1 ajJ Jjm*j Jli 

y* ^u) ; ol I Jj*U I jr jM jA Jli . ji* oJ $ Jc V J C-aT* Oil V j cAj Vb 

( J* I- 

4 j uuf Ji* ^iiJI Jp 5JL. ( aL ) Jli 


Rt>YA-Yl SALlHA 


33 


magfiret ederim. Ey mii’min kulum! Sen de onlarin yolunda gidersen 
sana da muhabbet ederim, §imdi mii’min kul soruyor: 

— Bu sevgili kullannin §iar ve alametleri nedir yk Rabbi!? 
Cenab-i Hak §oyle cevab veriyor : 

— Bu sadik kullarim, ku§larm yuvalarma i§tiyaki gibi ak§ami 
ozlerler. Gece karanhgi ^okiince Dergah-i Uluhiyyetime kar§i ayakta 
namaza dururlar, yiizlerini hak-i seedegaha slirerler. Bana, kendi ke- 
lamimla miinacat ve ni'metlerime §iikrederler. Bu sadik kullanma 
ilk ihsamm, onlarm kalblerine ziilal-i rahmetimden sagmaktir. Ben 
onlan nasil tamyorsam, onlari da feyz-i uluhiyetimden yakinen ha- 
berdar etmektir. 

Muhterem kari’lerim! Tehecclid namazinin bejerin tasvir ve 
beyanina sigmiyan feyiz ve fazileti hakkinda nazil ve varid olan yu- 
kandaki £y&t-i kerime ve ahadis-i seniyye boyle temiz ve imanli gd- 
niilleri geregi gibi teshir eder. Bunlan sidk ve ihlas ile okuyup ogrenen 
her mu’minin gonllinde bu sevimli gece ibadetine bir incizab duyma- 
masi mtimkiin degildir. Seher vakti gozii ve kalbi uyanik Allah divii- 
nina duran her tehecciid sahibi, sakin bir bahar yagmuru gibi kalbine 
feyuzat-i ilahiyyenin dokuldiigunii meserret i^inde hisseder, o giinii 
ba§tanba§a o nc^’c ile ya§ar ve ferdamn tchccciid vaktini bzler. 

MeVZUUMUZ OLAN iBN-i OmER IIADisiNDEN MUSTEFAD OLAN 
HUKUMLER : 

i) Resul-i Ekrem Efcndimiz’e rii’ya arzolunmasi, rii’ya- 
yi saliha ve sadikanin vahiy ciimlesinden bulunmasina mebnidir. 
Tercemesi ( 3 ) numaraile gc^en Hazret-i Ai§e hadisinde goruldligii 
iizere Peygambcrimiz’in niibuvvct-i seniyyeleri rii’ya-yi sadika 
ile ba§lami§ti. Hi$ bir rii’ya gdrmczdi ki, o, sabah aydinhgi gibi a$ik 
ve a§ikar zuhur etmesin. Rii’yasinda her gordiigii aynen vaki* olur- 
du. Bu hal, alti ay devam etmi§ti. Buhari’nin Encs lbn-i Ma- 
lik’tcn, Ubade Ibn-i Samit’dcn, Ebu Hiireyre’den, Ebu Said-i 
Hudri’den ayri ayn vaki c olan rivayetinc gore, Resul-i Ekrem 
^ 1 j>. j ^iJ~> = Mii’minin sadik riiydst , niibuv- 

vetin kirk alti ciiz'unden bir par fast dir) buyurmu§lardi. Nubiivvet miid- 
detinin yirmi ii$ sene devam etmi§ bulunmasina, gore, rtPya-yi sadika 
ile ge$en miiddet, nubiivvet zamanmin kirk alti ciiz ’linden bir par- 
$asi olur 1 . 


1 BuHdrt: C. 9, S. 30, 31. 


F.: 3 


34 


TEHECCUD BAHSt 


Yine Buhari’nin Ebti Hiireyre’den riv&yetine gore, Resul-i 
Ekrem Efendimiz bir kere (o —Niibuvvetten iim- 
mete yalniz wubeffirat kalmiftir) buyurmu§lardi. Miibe§§irat nedir ya 
Resula’llah? diye soruldugunda cevaben: Riiyd-yi salihadir ” buyur- 

mu§lar. Yukandaki Buhari hadfsinde (mu’minin ru’yiksi) ta c bir 
buyurulmasmdan §unu anhyoruz ki, boyle sadik ve salih rii’y&yi 
ancak feyz-i il&hiye ma'kes olan imanli ve §uurlu kulub-u safiye sS- 
hibleri gorebilir. Ehl-i gafletin gordugii dii§ler adgasii ahlamdan ba§ka 
bir §ey degildir. 

2) Her mu*minin ind-i Ilahideki derece ve menziletini anlamak 
i<jin boyle rii’y^-yi sadika temenni etmesinin me§rfiiyyeti, 

3} Mescidde uyumamn cevazi, Imam-i §afii mescidde uyu- 
makta kerahet gormemi§tir. Tirmizi’nin nakline gore, ehl-i ilimden 
goklan mescidde uyumaga ruhsat vermi§lerdir. Ibn-i Abb&s radi - 
ya'lldhu anhiimd: V = Mescidi ikametgah ve uyku , istira- 

hat mahalliyapmayimz” der imi§. Bir kisim ehl-i ilim de Ibn-i Abbas’- 
m bu kavlini iltizam etmi§lerdir. Malikilerden Ibn-i Arabi: 
“Ibn-i Abb as* in bu kavli y ev> bark sdhibi kimselere aiddir. Gurbet ellerin - 
deki kimsesizlerin en teklifsiz tvi ve muHekifin ikdmetgahx hif jubhesiz mes - 
ciddir ” demi§. Icabinda devletce hastamn mescidde tedavisi caizdir. 
Nasil ki, Hendek gaz&sinda mecruh olan Sa‘d Ibn-i Muaz radi - 
ya'llahu anb? in cerihasindan miitemadiyen kan akmakta oldugundan 
Resul-i Ekrem Efendimiz mescidde bir gadir kurdurup orada 
tedavi edilmigti. Imam-i Malik’le Ibn-i Kasim da sahih ve mur 
kim olan kimsenin mescidde beytutetini kerih gbrenlerdendir. 

4) Tehecciid namazmm Gehennem ate§inden halasa vesile oldugu, 

5) Gencjlerin ibadetleri, ya§lilannkinden efdal bulundugu, 

6) Biitun gece uyumamn keraheti de bu hadisten miistef&d olur. 


it ■ 577 

* * * ✓ ✓ 

' •'.' *1 . fx i tf. 

• J ^ ^ ^ . 


Tercemesi 

Ciindiib Ibn-i Ab dill ah radiya’ llahii anh’te n: 

“Nebi salla'llahu aleyhi ve sellem bir ara keyifsizlendi de 


HASTANIN TEHECCtlD t) TERKl CAIZDtR 


S5 


bir gece, yahut iki gece (namaza) kalkmadi” dedigi riv&yet 
edilmijtir. 

I Z A H I 

RAVILER, RivAYETLER: 

Bu hadisi miiteakip Buhari’nin Ibn-i Kesir’den, fazail-i 
Kur’an’da Ebu Nuaym’den, Tefsir-i Kur’an babinda Ahmed 
Ibn-i Yunus, Gundiir Bindar’dan rivayet etmi§tir. Muslim’- 
in Magazi bahsinde, Tirmizi’nin ve Nesai’nin Tefsir babinda ri- 
rivayetleri vardir. Buhari, bu*hadisin ravisini buradaki senedinde 
yalniz “ Ciindeb'\ bunu ta'kib cden rivayetinde “Ciindeb Ibn-i 
Abdillah ”, kitab-i tefsirdeki senedinde ise “Ciindeb Ibn-i Siif- 
yan” diye zikretmi§tir. Buniann ii<;u de birdir, aym zattir, “Cun- 
deb Ibn-i Abdillah Ibn-i Sufyin-i Beceli” dir. Ravi Ciin- 
deb’in, gah babasi Abdullah’a, gah biiyiik babasi Sufyan’a nis- 
bet edildigirii §arih Ayni haber veriyor. Kendisinden kirk 115 hadis 
rivayet edilmi§tir. Yedisinde Buhari ile Muslim ittifak etmi§lerdir. 
Be§ini de Muslim miinferiden rivayet etmi§tir. Altmi§ t&rihinde 
vef&t ctmi§tir. Ciindeb, dal’in fethi ve zammi ile mazbuttur, 

Bu hadisin Buhari’deki suret-i sevki §6yledir : c**? :Jtf 

Zebidi merhum ihtisar ederken simaan riv&yeti an'aneye 
tebdil ile beraber miizari siygasim da maziye tahvil etmek zartire- 
tini hissetmi§tir. 

Bu hadisi, Buhari, hastalik sebebiyie gece namazinin terkedile- 
bilecegine dair a^tigi bir babinda zikretmi§tir. Sahih* inde Buhari bu 
hadisi takib eden ve Muhammed Ibn-i Kesir v&sitasiyle vaki* 
olan diger rivayetinde bu rahatsizhgm fasila-i vahiy zamanina miisadif 
oldugu bildiriliyor ki, meali §oylcdir : 

Cibril aleyhi* s-selam (Bir miiddet) Nebi salla'llahu aleyhi ve 
sellem'e gdrunmemi§ti. O sirada Kurey§*ten bir kadin, (§ematet ve 
istihza maksadiyle) Muhammed’in §eytani (Ha§a) Muhammed’c 
gelmekte agirla§ti, demi§ti. Muteakiben iJapjL . ^ 1*1 jJI j 
( JiU j dbj ayeti nazil oldu 1 . Ayet-i kerimenin meal-i §er!fi §oyledir: 


1 tu»l jljji j* •! ja \ cJUi . Up Jp Up cr^U 

. ( Ji Uj Up*jL . til JJI j j) ; cJ ji UU 


36 


TEHECCttD BAHSt 


“ Duha hakki ifin ve zulmet-i kainati biiruyen gece hakki ifin Habibim! 
Rabbin seni birakmadi ve sana danlmadi ” 

Hakim bu, igreiwj kelimeyi, Muhammed’in §eytam Muham- 
med’e gelmektc agirla§ti, sozlinu sarfeden kadimn Ebu Slifyan’m 
hem§iresi “Vmmii Cilmeyl bint-i Harb ” oldugunu rivayet etmi§tir ki, 
“Ebu Lebeb” in karisidir. Bu kadina, lisan-i Kur’an’da 
yani odun hammali diye ad verilmi§ ve bu lakab kendisi i^in tarih 
sahifelerinde ebedi ni§ane-i tezyif olmu§tur. Bu tesmiyenin sebebini 
Buhar i (Tebbet) suresinin tefsirinde Mucahid 4 n“^^lj^.J^t 
sbretindeki bir tefsirini nakktmi§tir ki, Nebi aleyhis-seldm vc Ashabi 
ile mli§rikler arasinda soz getirip gotiirerek fesad ikaina (jalijtigi i^in 
bu kara adi almaga miistahak oImu§ bulunuyor. Sonra tJmmii 
Ciimeyl’in ceza-yi me^aneti bir te§bih-i belig suretinde : U j) 
(4 — • o* Sr kavl-i §erifi ile bildirilmi§tir ki : Bu odun hammali 
kadimn, (Adi hamallar gibi) liften bukulmii§ ipi boynundadir, de- 
mektir. 

Bazi Siyer ve Tefsir kitablarmda bu habis ruhlu kadimn birtakim 
dikenli otlari iple baglayarak geceleri Resul-i Ekrem Efendimiz’- 
in giizcrgahina eza kasdiyle dokmesi de vechri tesmiye olarak zikre- 
dilmi§tir. Servet sahibi ve ejraftan bir kadimn bu cinayeti bizzat ikaa 
9ali§masi, hi<j §iibhesiz bu fazihayi iicretle irtikab edecek bir ecir-i 
me^anet ve bir vasita-i §err u mefsedet bulamamasi dolayisiyledir. 
Kurey§ e§r£ifindan bir kadimn, omuzu ile hamallar gibi diken ta§imaga 
katlanmasi elbette bir ceza-yi ilahidir. §arih Ayni, bu hadiseye i§a- 
ret ederek : Bu, diinyevi bir cezadir. Bunun ikincisini ve daha eli- 
mini ahirette boynuna ate§ten bir zincirin sarilmasi suretinde gore- 
cektir, diyor. Ve bu rivayeti Urve tarikiyle Ibn-i Abbas’a isal 
ediyor. 

I§te Hakim’in, mevzu-i bahsimiz olan hadis-i §erifteki tUjl 4*) 

( kavl-i §eniini tefewiih eden kadin olmak iizere haber 
verdigi Ummii Ciirne y I, bu kara yuzlu kadindir. 

Bu kadimn zevci bulunan Ebu Leheb de Buhari’nin Ibn-i 
Abbas’tan rivayetine gore 1 ( jJUl j ) ayet-i kerimesi nazil 
olup Resul-i Ekrem Efendimiz, yakm akrabasim Allahu Teala’- 
mn azabiyle, korkutarak din-i Islam’a da'vete memur oldugunda bu 


1 SHre: 26 (guard), dyet: 214 




Feridnn ERTU&RUL 
Kitapi id! 

EBtJ LEHEB VE KARISI CtJMEYL — iNKITA-1 VAHY 37 


da c vet-i seniyyeyi : “ Bizi bunun ifin mi topladin diye soze ba§layip 
agzmi bozarak kar§ilayan Ebti Leheb olmu§tu. 

Sana ey §ah-i Rusiil uymayamn bitmez i§i 
Bu leheb gibi anin “Tebbet” olur serzeni§i 

LUGAVi TAHLiLLER VE BAZI RiYAYETLER : 

Hadis-i §erifteki ( ISi-ti ) kelimesini §arihler Cevheri’den, 
Ibn-i Esir’den naklen “Maraz” ile tefsir ediyorlar ve taab ve fu- 
turdan ibarettir, diyorlar. Kamus miitercimi .Asim Molla da “$’*• 
kayet, izhar-t bess ii huziin ve ihbar-i zaaf-i halden ibarettir ” diyor. Risa- 
let-Meab Efcndimiz’in §ikayeti neden ibaret idi. rahatsizliklan 
ne idi? I§te bu cihet, bu hadisin turuku rivayatindan hi$ birisinde 
bildirilmemi§tir. Bazi §arihlerin sebeb-i §ikayet olarak dermeyan ettik- 
leri §eyleri de §arih Ayni begenmiyerek caiz ki diyor: Vahyin teah- 
huru, boyle bir iki gecc namaza kalkamiyacak derecede zaaf ve fu- 
turu mucib olmu§tur. 

Bu hadisi Buhari’nin Tefsir-i Kur’an’daki rivayeti §oyledir : 
“viL* IUjI U !^j! J >-j Uslyl cJli” Bu rivayetteki kadimn ya Re- 

siila’llah! diye hi tab etmesine, ve Cibril hakkinda sahib-i Resuli’llah 
demesine bakilirsa bu kadin, Ummii Ciimeyrden ba§ka bir kadin- 
dir. Ve istihza kasdiyle degil, bera-yi teessiir bu sozii soylemi§tir. 

Teahhur-i vahiy, Betaet-i vahiy, Inkita-i vahiy namlariyle kay- 
dolunan bu hadisenin miiddet-i devami hakkinda da miiellifler mii- 
teaddid rivdyctler dermeyan ediyorlar. Ibn-i Abbas tefsirinde 
Ismail Ibn-i Ziyad-i §an^hiin rivayetinde bu inkitain kirk gun, 
Farra’nm Mean? l-Kur' an' mda on be§, Ibn-i Cureyc’den gelen bir 
haberde on iki, bazi raviler tarafmdan da yirmi be§ gun devam ettigi 
bildirilmi§tir. 

Sebeb-i inkita hakkinda da rivayetler miiteaddittir : Ibn-i Ishak 
diyor ki : Cibril’in sebeb-i teahhuru, bir kere mu§rikler Resul-i 
Ekrem’e Ziilkarneyn’den, ruhtan sual etmi§lerdi. Fahr-i Alem 
Efendimiz de onlara bir giin sonra cevab vaMetmi^ti. Bunun iize- 
rine bir miiddet vahiy teahhur etti. Hadiste bildirildigi ve^hile §ema- 
tet-i ada ba§layinca derhal suresi nazil olmakla beraber )Ij ) 

Iop villi JpUU' ayet-i kerimesiyle bir tenbih-i ilahi de 


* Sure: 18 (Kehf), qyet: 23 


38 


TEHECCOD BAHSt 


onu ta'kib ctti. Bu ayet-i kerimenin meal-i §erifi §dyledir: ( Sakin 
Habibim! Yapacagin bir if igin “ Allah dilerse ” demedikge “Burn yartn 
muhakkak yaparimi ” deme) l§tc inkita-i vahye sebeb olarak kaydo- 
lunan riv&yetlerin cn me§huru budur. “ Vahid V' nin, Hadime-i Ne- 
bevi Havle'yc muntehi olan bir rivayeti dc vardir. Tefsir-i Ne- 
seji'de tbn-i Ccrir’den bir haber dc nakledilmi§tir. Bahsin uza- 
masindan ictinab ederek bunlan nakletmedik. 

( JJIIj ) vc emsal-i kasemlerde (Rab) ism-i §erifi mukad- 

derdir: “JJ 1 iJi uj = Duhffnui ve'gecenin sahibi olan Allahu Teala 

hakki igin ” demektir. Duha’yi Katadc vc Mukatil “Sadr-i tiehar , 
gun ortasi ” diyc tefsir etmi§lerdir ki, kaba ku§lugu ta c kib eden vc 
msfii’n-nehara yakla§an zamandir. Ayet-i kerimede “Duha*\ Leyl ” c 
mukabil zikrcdilmi§ bulundugundan Tefsir~i Nesefi' de “ Duhd ile 
§ariin maksudu, neharm hey’et-i mecmuasidir, denilmi§tir. 


^ J ^ ‘je . 578 

'if jz» if Jjij ofo iltli S jX J ,4^ 'if j- 




V' : Jlii . iJG 

/j*>- . IJJbo tali c U«._aJl 

* * ** ✓ ✓ V* 


* \ 1 *' t \l • •' • \ ' 1 1* l'*li 

t — J UJAJ* J (3^ £u- y liiJi 

. v'ji ‘J; 'irf oCj'}i oirs : 0,^ S»S 


^ , ✓ I 


TERCEMESi 


Ali lbn-i Ebi Talib radiya'llahu anh'ttn : 

“Bir gece N e b i sallotlld.hu aleyhi ve sellem' in kendisine ve 
Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem' in kizi F a 1 1 m a’ya (Zi- 
y&ret igin) geldigi ve siz namaz kilmaz mismiz? (diyerek 
tehecciid namazma te§vik) buyurdugu” rivayet edilmigtir. 


1 Ayni: C. 3, S. 91. 


TEHECCODE TE§VlKA DAlR HAZRET-I ALl HADlsl 


39 


(Aliyy-i Murtaza rivayetine dev&mla demi§tir ki :) 
Ben, ya Resula’llah! Hayatimiz Allahin yed-i kudretin- 
dedir, bizi uyandirmak dilerse uyandinr, dedim. Biz boyle 
cevab verince Resulullah geri dondii. Ve bana hi$ cevab 
vermedi. Yalniz yuziinu bizden ^evirirken Resulullah’in 

(mubarek elini) dizine vurarak: ( j&\ jU'yi jl = 

Umtimiyetle insanlar, nede fok cidalci oluyor) buyurdugunu i§ittim. 

IzAhi 

RAvILER, RivAYETLER I 

Bu hadis-i §erifi Buhari t'tisam, Tevhid, Tefsir bahislerinde de 
zikretmi§tir. Muslim ile Nesei de Kitabu's-Salat' da , tekrar Nesei 
Kitdbii't-Tefsir'de rivayet etmi§tir. Bu hadisi, Buhari gece namazina 
ve nafile namaza bila-icab tqvlk hususundaki hadislere dair a$tigi bir 
babmda zikretmi§tir. Bu babda Buhari’nin daha ii? hadisi vardir. 
Bunlardan birisi Ommii Seleme hadisidir ki, tercemesi (95) inci 
olarak ge^mi§tir. tkincisi, tercemesi bunu ta‘kib edecek olan Haz- 
ret-i Ai§e hadisidir. U^uncUsii de metne aid bazi kelime farklariyle 
beraber (41 1) inci olarak ge$mi§tir. 

Bu hadisin Buhari’deki suret-i sevki §dyledir : y ) 

( ... J 1 wJik ji y oi y j ojw- b\ 

Bu seneddeki birinci ravi bulunan All Ibn-i Hiiseyin, Zeyne’l- 
A bid in unvan-i fahiriyle ve yiiksek ilmiyle, faziletiyle §ohret-§iar olan 
bir hafid-i Nebevi’dir. Zeyne’l-Abidin Hazretlerinin pederindcn, 
ceddinden rivayet etmek suretiyle vdki* olan isnadi, ehl-i hadis in- 
dinde “ Esahh-i esdnid , ejref-i esdrtid ” sayilir. 

Hadisin Ayet-1 kerime iLE izAm : 

Hadisteki gece ziy are tine denir. Bu cihetle “iU ” keli- 

mesi te’kid ifade ediyor. Resul-i Zi-§an Efendimiz’in oUV! ) 

( buyurmalan, Hazret-i Ali’nin hazircevabhgina bayrcl 
etmi§ olmalanna mebnidir. Yoksa “ CcdeV ' batilda husumet ve miida- 
faa demektir. Hazret-i Ali’nin : U — = Hayatimiz Allah' in 

yed-i kudretindedir” kavl-i beligi, IfiL jci |1 JJIj of- 0**^ jy* ^ ) 

1 ( ^4— • y\ J1 y^ m J ^-4* *y ■>. ayet-i kerimesinden 


1 Sdre: 39 (Zumer), ay*t: 42 


40 


TEHECCUD BAHS! 


lktibas edilmi§tir. Meal-i §erifi: “Ruhlar oldiiklerinde ve olmeyip uykuya 
daldiklarinda, Allahu Teala bu ruhlan yed-i kudretine alir . Bunlardan ken- 
disine oliim takdir ettigini elinde tutor , birakmaz . Oliim mukadder olmtyan 
uykudakini de , muayyen bir zconana kadar birakir ” ki, bu birakilma, §uu- 
run iadesi ye uykudan uyanma keyfiyetidir. §imdi ayet-i kerimeyi bu 
suretle tefsir edip te Ccnab-i Murtaza’nin irticalen soyledigi 
“ ” vecize-i cdebiyyesi bir kere daha okununca bu muhterem 

Peygamber damadinm ilmi, edebi mevki-i biilendi, zeka ve dehasimn 
§umul ve vus c ati daha fazla bir vuzuhla anla§ilir. Ayet-i kerimenin 
rfihunu ifade eden bir vecizc ile Hazret-i Ali’nin cevab verini§ 
olmasindan dolayidir ki, Peygambcrimiz bu ali ve irticali cevaba 
hayran olmu§lar ve hayranliklanm mubarek elini dizine vurmak ve 
bir ayet okumak suretiyle izhar buyurmu§lardir. Diz dovmek tees- 
siir ve teessiif sirasinda yapihrsa da burada hadisenin seyrine gore 
taacciib manasi maksuddur. 

Bu HADIS-i §ERIFTEN ISTIEADE EDiLEN HAIUKATLER I 

1) Yerine gore stikutun en belig bir cevab oldugu, 

2) Taacciib sirasinda darb-i fahzin cevazi, 

3) Kur’an-i Kerim’den ma c na intiza c edilebilecegi, 

4) (oLJViol Sj) kavl-i §erifinden ma'na-yi am mtiltezem olup 
kliffara has olmadigi, 

5) Hazret-i Ali’nin giizide bir menkabesi. 

§arih Ibn-i Battal, ulii’l-emrin nevafilde §iddet iltizam etmege 
hakki olmadigi hukmiinun de istifade edilebilecegini “Mu hell ebi” 
den naklediyor. Mu§ariin-ileyh demi§tir ki : Resul-i Ekrem, Haz- 
ret-i Ali’nin i'tizarmi kafi gormu§lerdi. Farz bir namaz olsaydi 
“ Enfusund bi-yedVllah” cevabini kafi goremezlerdi, 

TeRCEME-I HALLER : 

Bu hadis-i §er if in izahinda hanedan-i Nubuvvet-Penahi’ye men- 
sub tig miihim zatm terceme-i hallerinden bahsedece^iz : Damad-i 
NebeviAli Ibn-i Ebi Talib, kerime-i Nebevi Fatimetii’z-Zeh- 
ra, hafid-i Risalet-Penahi Ali Zeyne’l-Abidin radiya’lldhu anhiim. 

1) EMiRu’L-Mu’MiNiN Hazret-i Al!, Ebii’l-Hasan Ibn-i 
Ebi Talib Ibn-i Abdilmuttalib lbn-i Abd-i Menaf-i 
Ha§imi’dir.(Validesi F&tima Bint-i Esed Ibn-i H&§im Ibn-i 
Abd-i Menaf’tir. Mekke’de miisluman olmu§, Medine’ye hicret 


■Feridtm EV: TV G RUL 
Kit a p i i^i 


HAZRET-l ALt’NtN TERCEME-1 HALt 41 


etmi§ ve Resul-i Ekrem’in saghgmda vcfat cderek cenaze namazi 
Resul-i Ekrcm tarafindan kihnmi§tir. )Dorduncu olarak halife-i 
muslimin olmu§tu. Buyiik ogki Hazret-i Hasan ilc kunyclenmi§tir. 
Taraf-i Risalet-Penahi’dcn (Ebu Tiirab) kiinycsi 1 de bah$cdilmi§ 
idi. Bunlardan ba§ka Resul-i Ekrcm, Ashab arasinda uhuvvcl 
akdettiklcrinde Cenab-i Murtaza’yi kendileri i^.in intihab cderck : 
j tail jj>-\ cJl = Yd Ali y sen benim diinydda da , A hirer te de kar - 
defimsin ! 2 ” buyurtnakla “Ebu ResulVllah ” klinycsini dc haizdi. (Mur- 
taza, Haydar, Escdullah) lakablariylc yadolunmu§tur. Bi c set-i Mu- 
hammediyye’nin ikinci giimi on iki ya§inda musliiman olmu§tu. 
Ebu Talib’in dordiincii oglu olup kardc§leri Talib, Akil, 
Ca'fer-i Tayyar’dan ku^iiktu. 

Resul-i Ekrem Efendimiz Medinc’y*' bicrct cderlerkcn 
bazi emanetleri Ashabina teslim ctmck uzcrc Hazret-i Ali’yi Mck- 
ke’de birakmi§ vc fira§-i saadetlerindc yatmasim tavsiyc buyurmu$tu. 
Vesaya-yi scniyyeyi tamamiylc ifa cdip Rcsul-i Ekrcm’den bir gun 
sonra da Cenab-i Murtaza ailcsiyle birliktc Medinc’ye hicrct etmi§tir. 
En me§hur §ii c c an-i Islamdan olup Bedir, Uhud, Hcndck gibi biitun 
mc^ahidde maiyyet-i Risalet-Pcnahi’de bulunmu§ vc her birisindc ayri 
ayri musab olmuiftur..Uhud gazasmda ise on alti ccriha almi;ti. Yal- 


1 Bu “ Ebu Tiirab” yani toprak babas i<k (in yes in in lesmiyesini Muslim, Sehl 
Ibn-i Sa*d radiya'llahu anh ’ ten §oyle rivayet etmi§tir : 

Bir kerc Rcsul-i Ekrcm, Fatima radiya'lldhu anhd'nm cvinc gclmi$ti. Haz- 
rct-i Ali’yi evde goremeyincc Hazrct-i Fatima’ya: 

— Amcan oglu nerededir? diye sordu. Hazrict-i Fatima: 

— Aramizda bir ho$nudsuzluk oldu, bana hiddetlenib gitti, diye cevab verdi. 
Resul-i Ekrcm orada buldugu birisinc : 

— Haydi git, bak All nerededir? buyurdu. O kimsc gidip bir miiddet sonra 
gcldi : 

— Ya Resula’llah, Mescidde uyuyor, dedi. Resul-i Ekrcm mescide gcldi- 
ginde Ali’yi omuzundan ridasi dii$mu§, viicudiine toprak bula$mi§ bir halde uyur 
buldu. Bir taraftan miibarek eliyle Alikin viicudiindeki topragi siliyor, bir taraf- 
tan da : 

— Kalk ya Eba Tiirab, kalk ya Eba Tiirab! diye uvandiriyordu. 

Ebu Tiirab kiinycsi, Resul-i Ekrcm’in bu iltifatini yada vosile oldugu ifin 
Cenab-i Murtaza bu kiinyc ile ^aginlmasim pek ziyade ho$lanirdi. 

2 Oy jU - j *3ji J*# 4)1 J 11 ; Jli j <j1 & 

. «A^-1 J ! 4)1 J y+J U Jlii iL-fr 

[ ja J! jit . I ] l j *-*)} I j LJaJ l j jjl : Jjju au! ^4» i Jlii 


42 


TEHECCOD BAHSt 


rnz Tebiik esnasinda canib-i Risalet’ten Medine’ye muhafiz ve naib 
ta^in buyurulmakla bu gazada bulunamami§tir. Hayber’in fethi 
sirasmda sancag-i Saadet Cenab-i Haydar’in yed-i kifayetine verile- 
rek artik fetih ve zaferin bu §erefli ve ahenin el ile vuku bulacagi ihbar 
buyurulmu§ ve bu teb§ir-i Risalet-Penahi aynen tahakkuk etmi^ti 1 . 

Hazret-i All §ecaati nisbetinde ilmi bir dehaya malikti. Fesa- 
hat ve belagati, talakat-i beyam rniistesna bir derecede olmakla bera- 
ber asrmin ma ( lumu olan uluma vakif bir nadire-i zaman idi. Hik- 
met-amiz emsali ve binjok huteb ve e§ l an nakledilmi§tir. Hi<j §iibhesiz 
ilim ve kazada Ashab-i Kiram arasinda birinci tabakada idi. §ey- 
hayn hazarati, Hazret-i Ali’nin feyz-i ilminden istifade etmi§lerdir. 
Hazret-i Omer: <c J* ULiil ^Re'yinde ve hiikmiinde en isabetli kadimiz> 
fakihimiz Ali'dir” buyurmu§tur. Said tbn-i Miiseyyeb: “ Bir emr-i 
muhimde Hazret-i Alfnin bulunmadigi meclis-i rntijaverede Hazret-i 
Omer , Cenab-i Hakk’a sigtnirdi ” demi§tir. Kendisinden ogullan Hasan, 
Hiiseyin; Muhammed, Fatima, Ibn-i Omer, Ibn-i Abbas 
rivayet etmi§tir. 

Mesruk der ki : Muhammed sallci! llahu aleyhi ve sellem ? in As- 
habini kokladim. Bunlarm ilimlerini alti zata miintehi buldum ki, 
All, Abdullah Ibn-i Mes^d, Omer, Zeyd Ibn-i Sabit, 
Ebli’d-Derda *, Obey Ibn-i Ka'b’dir. Sonra bunlan da ayn 
ayn kokladim. Bunlarm ilimlerini de All ile Ibn-i Mes'ud’a miin- 
tehi buldum. 

Hazret-i Ali’nin ahkam ve fetavasi inti§ar etmi§tir. Lakin 
Ibn-i Kayyim’in dedigi vechile gulat-i §ia kendisine muhabbette 
ifrat ederek bunlara tiirlii tiirlii yalan kan§tirmak ile onun ilminden 
$ogunu ifsad eylemi§tir. Bu sebeble tmam-i Buhari, Ibn-i Sirin’- 
in Hazret-i Ali’den rivayet edilen ahbar ve fetavanm kizb olduguna 
hiikmettigini nakil vc rivayet etmi§tir. All kerrema' llahu veche de bu 
esef-nak halden bizzat §ikayet ederek : (<i>* J U-JI li* j o\ = 
$u kalbim Him ile dolu fakat sahth olarak hifz ve nakledecek raviye tesadiij et- 
seydim) der imi§. Bu sebeble ash&b-i sihah Hazret-i Ali’nin yalnjz 


* j iLill olT j •jj* j ^ j 9 ^ n/1 ^ 

«jd 4;^ jl d V ; ^^0 j auI J Jli 

Jj — ^ j »lkpti Jp U I* I^JUi ti Jaj ^ lili . 4-Ip c d j j 


HAZRET-1 ALl’NlN TERCEME-I HAL! 


43 


ehl-i beyti* yahut Abdullah Ibn-i Mes c ud Hazretlerinin ashabi 
tarikleriyle riv&yet edilen ahadis ve kazayasma iHimad etmi§lerdir. 

Hazret-i Ali’nin ilim ve kazada haiz oldugu mertebe-i aliyc 
hakkinda Tirmizi’nin tahric ettigi : ( WS J*-* jb Ut ) hadisini 

Aliyy ii’l-Kari Mevzuat'i nda miinkerdir, diyor. Sonra Ibn-i Main’- 
in : Bu hadis yalandir, ash yoktur, dedigini naklediyor. Sehavi de : 
Bu hadis i$in vech-i sahih yoktur, demi§. Ibn-i Hacer-i Askalani’- 
den soruldugunda o da : Bu hadis, hadis-i Hasen’dir, diyc cevab 
vcrmi§tir. 

Cenab-i Haydar, Hazret-i Osman’m vak‘a-i dil-suz-i §chadctin- 
den sonra makam-i hilafete ge<jmi§ ve icma-i iimmetle kendisine biat 
cdilmi§ti. Be§ sene makam-i hilafette kalmi§tir. Guna-gun girdibad-i 
ruzigar ile ge^en bu miiddetia hitaminda ve Hicret-i Seniyye’nin kir- 
kinci yih Ramazan’in on yedinci giinii sabah namazinda Abdurrah- 
man Ibn-i Miilcem nammda bir harici tarafindan zehirlr bir ki- 
li^la vurulmu§ ve iki gun sonra §ehiden Kufe’de vefat etmi§tir. Vefa- 
tinda altmi§ ii<; ya§inda idi. El-yevm Necef’te bulunan tiirbesi Ali 
Biiveyh Adudii’d-Devle tarafindan in§a edilmi§tir. 

Hazret-i Ali gayetle alicenab ve merhametli idi. Gill ii gi§- 
tcn ari, nezih bir kalbe malikti. Mizah ve letaifi severdi. Orta boylu, 
bugday renkli, iri gozlii idi. Ba§* $iblakti. Beyaz ve giir sakalli idi. 
Bazan sakalini bovardi. Ayin on dordii gibi melih bir simasi vardi. 
Giiler yiizlii idi. Ashab-i Kiram arasinda Ali b. Ebi Talib isminde 
ba§ka bir Sahabi yoktur. 

Ali Murtaza pek 90k sitayi§-i Nebevi’ye mazhar olmu§tur : 
R csul-i Ekrem Efendimiz: “ Yd Ali! Senin bana kardbetin , Ha- 
rm' un Musd'ya nisbet-i karabeti gibidir . §u kadar ki , benden sonra niibiivvet 
munkati 1 bulundugundan peygamberlik paye-i refiasindan mahrum bulunuyor - 
sun ” buyurulmu§tur l . Yine Resul-i Ekrem, Hazret-i Ali’ye 
muhabbet-i measir-i iman ve ona bugz ve ihaneti de alamet-i nifak ve 
§ikak addetmi§ti 2 .. Seyyidina Ali’ye aid menakib, sayilamiyacak de- 
recede yoktur. Bunlardan bir kismini Zehebi (Fethifl-metalib ft me- 
nakib-i Ali b. Ebi Talib) nammdaki miistakil bir eserinde toplami§tir 3 . 


1 j* tj* OjjU iijrlx £j1 : JaJ ^0 j <Ss> a»I i J Jtf 

[ j ^ j is* ^ 

2 [c5 , b’^ ^ j VI V 

3 Terccme-i haldeki ma'lumat Ayni, Tezkireti'Cl-Hujfaz, Hulasa'dan alinmijtir. 


44 


TEHECCOD BAHSI 


2) FAtimetu’z-Zehra radiyKllahu anhd , Nebiyy-i Ekrem sal - 
IKllahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in muhterem kerimesi ve miislii- 
man kadmlarmin seyyidesidir. Validesi, Hadicete’l-Kiibra radi- 
ya'llahu anhd'&vc. Bir rivayete gore Resul-i Ekrem’in kizlarmin en 
kii^ugii idi. Fakat akl ii zeka, hlisn ii cemal, ziihd ii takva cihetiyle 
hepsinin yuksegi bulunuyordu. Ebu Said’i Hudri radiyK lldhu anK - 
ten merfuan rivayet olunan bir hadis-i §erifte Resul-i Ekrem’ 
Efendimiz: “ Fatima , CenneVleki kadinlartn seyyidesidir 1 ” buyurmu§- 
tur. Misver b. Mahreme radiyKllahu anK ten merfuan rivayet olu- 
nan bir hadis-i §erifte de : “ Fatima , benden ayrilmif bir ciizdur , onu hof- 
nud eden her fey, beni memnun eder. Ona eza veren her fey de beni ezdlandinr 2 ” 
buyurmu§tur. Ibn-i Mes^d radiya' lldhu anK ten merfuan rivayet 
cdilen bir hadiste de : “ Fatima , ismetini muhafaza etmif bir kadindir . 
Cenab-i Hak kendisini ve ziirriyeiini CehennenCe haram kilmifttr 3 ” buyurul- 
mu§tur. 

Hazret-i Fatima Hicret-i Seniyye’den on ii$ sene evvel Mek- 
ke’de diinyaya gelmi§tir. Uhud vak c asindan sonra canib-i Nebeviden 
All b. Ebi Tali b’e nikah edilmi§tir. O zaman Hazret-i Fatima, 
onbe§ ya§ini alti ay tecaviiz etmi§ti. Hazret-i All de yirmi bir ya- 
§inda idi. Resul-i Ekrem Efendimiz’in diger kerftnelerinin ev- 
ladi olmayip, olanlar da kiigiik ya§ta vefat ettiklerinden Resul-i 
Zi-jan’in nesl-i paki, Hazret-i Fatima’mn evlad veahfadma miin- 
hasir kalmi§tir. Hasen, Hiiseyin, Muhsin isimlerinde 115 erkek 
ile t)mmu Giilsiim, Zeyneb isimlerinde iki ki'z evladi diinyaya 
gelmi§tir. 

Hazret-i Fatima, duru beyaz bir simaya malik oldugundan 
(Zehra) lakabi ile yad buyurulmu§tur. Ziihd ii takvasi gibi ilmi ve 
edebi hissi de. 50k yiiksekti. 

Peder-i alileri HatemliT-Enbiya Efendimiz’in irtihal-i dar-i 
baka buyurduklannda bir kere Ravzari Mutahhare’yi ziyaret edip 
iizerinden bir kabze toprak alip koklayarak §u mersiyeyi soylemi§tir : 



* *4-* ul Ut ; ^ j i ^0 

J 4)4 i ^0 j j J J jl j 

^ J b ^ j 4j1p ^0 

. JJ 

* Lfjji j ^ 1$* J** 4 j* ol Zi I <-Jli 

[<^] jUIJ* 


ve 

lb 

I 


ma‘ 

ve 


HZ. FATIMA’NIN TERGEME-I HAlI — ALl ZEYNE’L-ABlDtN 45 


1 Uljt OUjjl pZs V oi ItJ ^ Jp <^ 5 U 

UU 0 ^1/iM Jp Lf-*1 ji jp 

Ma'nasi §oyledir : “Mefhar-i alem salla'llahu aleyhi ve sellenC in 
merkad-i mubarek-i hak-i ltir-nakini koklayan insan, miiddet-i haya- 
tinda en kiymetli kokulari koklamaktan ebedi mustagnl olur. Babam, 
Server-i Enam salla'lldhu aleyhi ve sellem'in irtihali hengami gonliime 
oyle kara musibetler dokiildii ki, bu alam ve mesaib §u giindiizler 
iizerine dokiilseydi o nurlu giindiizler, karanlik gece kesilirlerdi.” 

NAZMEN TERCUMESi 

Muhammed Mustafa' y a ravza-i ridvdn olan hdki 
Kokanlar istemez kokmak bahaddr hif itirndki 
Vefatiyle dokiildii gonliime oyle mesaib kim 
Leydl dsd karartirdi dokiilseydi ju eflaki 

Hazret-i Fatima’dan sekiz hadis rivayet cdilmi§tir. Bunlardan 
birisini Buhari ile Muslim miittefikan rivayet etmi§tir. Kendisin- 
den Hazret-i All, oglu Huseyin, Ai§e, Enes radiya'llahu anhiim 
gibi zevat rivayet etmi§tir. Resul-i Ekrem’den alti ay sonra vefat 
etmi§tir. Zevci All radiya'lldhu anh tarafindan gasledilip namazi kili- 
narak geceleyin dcfnedilmi§tir. ’Namazmin Hazret-i Abbas tara- 
findan kilindigi hakkinda da bir rivayet vardir 1 2 . 

3) Ali Zeyne’l- AbIdin HazretlerI; gerek ilmi, gerek vera c 
ve takvasi cihetiyle Ha§imilerin giizide bir simasidir. Ziihri: Ali 
Ibn-i Hiiseyin’den daha fakih bir kimse gormedim. §u kadar ki, 
hadis az rivayet ederdi, demi§tir. Said Ibn-i Mtiseyyeb de : 
Ali Ibn-i Hiiseyin’den daha miitteki bir kimse gormedim, der 
imi§. Zeynelabidin unvan-i fahirinin sebeb-i tesmiyesi hakkinda 
Imam-i Malik §oylc demi§tir : Benim duyduguma gore Ali Ibn-i 
Huseyin vefatina kadar her gece ve giindiiz bin rek c at namaz kil- 
maga devam etmi§ ve bu cihetlc kendisine “Zeynelabidin” denil- 
mi§tir. 


1 Birinci beytin sonundaki (Gavali), galiyenin cem € idir. Galiye, kiymetli giizel 
kokuya denir. Kamus tercemesinde ve (Babiilya, faslu’l-gayn) de galiye : Tiyb-i 
ma'ruf adidir, Tiirk^de tahrifle ** Kalye t misk *’ derler. Miirekkebat-i kadimedendir. 
tbtida am lead eden Calinos’tur. Asil maddesi : misk, anber, ban yagi, aselbend 
ve ho§bu mukattar sulardir. Kiymetli olmasi vech-i tesniiyesidir. 

2 Bu terceme-i halin me*hazleri (Hulasat 425J ve (Aynt C. 1, S. 941^. 


46 


TEHECCUD BAHSl 


Zeynelabidin Hazretlerinin, ceddi Hazret-i Ali’den miir- 
selen riv&yeti vardir. Pederi Hazret-i Hiiseyin’den, amcasi Haz- 
ret-i Hasen’den, Hazret-i Ai§e’den, Safiyye Bint-i Huyey’- 
den, Ebu Hureyre’den, Ibn-i Abbas’tan ve daha ba§kalarmdan 
rivayet etmi§tir. Kendisinden de oglu Muhammed Bakir, Zeyd, 
Omer, Abdullah, Zeyd tbn-i Eslem, Asim, Zuliri, Yah- 
ya Ibn-i Said, Ebu’z-Zin&d rivayet etmi§lerdir. Ibn-i Ebi 
§eybe: Ziihri’nin ashab-i es&nidi U. J* o*) 

senedi oldugunu soyledigine yukarida i§aret etmi§tik. Tarih-i vefati 
Tezkirelii' 1-Huff az'dn doksan dort, Hulasa'da ise Ebu Nuaym’den 
naklen doksan iki olarak kaydedilmijjtir. 


if Jj fj air 5j : aJli fit- 'if U.JU ‘f . 579 

'.St' * f i * s * , ' + '9 * * *■'1 ^ ■' •<-' A f 

if-*. .s * • . v o./'X V'/. 

4J1I J^— J U 5 . dfj-*** c} * 

.* ^ i C ' A., V • > "V ^ 

. j ^JL» j <_ip aUl 


^ • 




TERCEMESi 

Ai§e radiya'llahu anha' dan §oyle rivayet edilmi§, Hazret-i 
Ai§e demi§tir ki : 

Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellenf in, halk, onunla 
amel eder de iizerlerine farz kilinir korkusu ile i§lemesini sev- 
digi bir kisim hayirli i§i (i§lemeyip) birakmak mutadi idi. 
Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem asla duha namazi da 
kilmami§ti. Duha namazim ancak ben kilardim. 

IzAhi 

RAviLER, RIVAYETLER : 

Bu hadisi Buhari’den ba§ka Muslim, Ebu Divud, Nesei 
de Kitabii’s-Salat’ta tahric etmi§lerdii\ Dordiiniin tarik-i rivayeti 
Imim-i MSlik’te birle§mekte, Im&m-i M&lik de Muhammed 
Ibn-i Muslim Ibn-i §ihib-i Ziihri’den rivayet etmektedir. 


.Feridun ERTUGRUL 

Kitapligi 

* 

DUHA namazi 


47 


Hazret-i Ai§e bu hadiste : Resftl-i Ekrem bazi hayir ve ibadet- 
leri i§lemeyi arzu ettigi halde, iimmete farz kilinir dii§uncesiyle bira- 
kirdi, demekle bunlari hi? i§lemezdi, demek istemiyor. Qiinkii gece 
namazinin Resftl-i Ekrem’e farz veya nMile kilindigi Kitabli't- 
Teheccud’iin ilk hadisinde izSh edilmi§ti. Belki Hazret-i Ai§e bu 
hadisinde Resul-i Zi-§an Efendimiz’in bu ubudiyet lazimele- 
rini cemaat halinde eda etmekten ?ekindiklerini bildirmek istemi§tir. 
Bunun en vazih delili de tercemesi (41 1) numara ile ge?en Hazret-i 
Ai§e’nin diger bir hadisidir ki, Buhari Sakth’inde, bu izah etmekte 
bulundugumuz hadisten sonra tekrar zikretmi§tir. O riv&yetinde 
Ai§c-i Siddika Hazretleri diyor ki : Resul-i Ekrem iki gece 
Ashabma gece namazi kildirmi§Iardi. Fakat ii?iincu veyahut dordlin- 
cii gece namaza ?ikmadilar. Ve sabahleyin Ashabma hitab edip : 
Bu ak§am namaza kalkmakhgima bir mani c yoktu. §u kadar ki, bu 
stiretle ancemaatin gece namazina dev&m edilerek taraf-i ilahiden 
farz kihnmasmdan endi§e ettim. l§te bu rivayetinde Siddika-i mii§&- 
riin-ileyh& miinferiden gece namazma devam buyurulduguna i§a- 
retle ber&ber endi§e-i seniyyelerinin yalmz cemaatle sal&t-i leylin 
edasma miiteveccih oldugunu ifade etmi§ oluyor. 

Hadisi §erifin ikinci kismmda, Duha namazini Resul-i Ekrem 
kilmazdi, Onu yalmz ben kilardim, denilmesine gelince bu da muh- 
tac-i izahtir. 

Buhart’nin boyle bir rivayeti Mtiverrek-i Iclt’den de var- 
dir. Mliverrek demi§tir ki : Bir kere Ibn-i Omer radiya'Udhu an - 
huma * ya : Duha namazini kilar misin? diye sordiim : 

— Hayir, kilmam; diye cev&b verdi. 

— Omer kilar miydi? dedim. Cevaben : 

— Hayir, dedi. 

— Ya, Ebu Bekr kilar miydi? diye sordum. 

— Hayir, diye cevab verdi. 

— Ya, Nebl salla'llahu aleyhi ve sellem kilar miydi? dedim. 

— Resul-i Ekrem'in kilip kilmadigini bilmiyorum, diye cevab 
verdi l . 


1 tr? j* If, ^ ^ 

cii . V : Jli ? c-ii . V : Jli ? cJi t V : Jli 
«ftt] V 1 J (JU’I V : Jli 


48 


TEHECCOD bahsi 


Abdurrahman Ibn-i Ebi Leyla’dan da : “Bize Ashdb-i 
Kiram arasinda y “ Ummii Hani 1 ” den ba$ka y Nebi salla'llahu aleyhi ve 
sellem 9 in duhd namazi kildigim gordiigiine ddir kimse hif bir haber vermedi 99 
denii§tir. 

Bu haberler Duha r namazimn menfi bir cebhesidir. Bunun bir 
de miisbet tarafi vardir. Ve bu cebhe daha kuvvetlidir. 

1) Ummii Hani demi§tir ki : Nebi salla'llahu aleyhi ve sellem 
feth-i Mekke giinii evime geldi ve igtisal buyurup sekiz rek'at namaz 
kildi. Bu namazdan daha hafif bir namaz gormedim. §u kadar ki, 
riiku* ve siicudu tamamhyordu 2 . 

2) Yine Ummii Hani’den : Resulullah salla'llahu aleyhi ve 
sellem feth-i Mekke giinii sekiz rek c at namaz kildi. Bu namaz, duha 
namazi idi, dedigi mervidir 3 . 

3) Muaze Bint-i Abdullah-i Adeviyye demi§tir ki: Haz- 
ret-i Ai§e’den, Resulullah salla'lldhu aleyhi ve sellem duha namazim 
ka$ rek'at kilardi, diye sordum. Cevaben : dort rek'at kilardi. Allahu 
Teala ne kadar dilerse o kadar da ziy&de ederdi, buyurdu 4 . 

4) Enes Ibn-i Malik radiyeCllahu anh demi§tir ki : Bir seferde 
Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem 1 in Duha namazmi sekiz rek'at 
kildigim gordiim 5 . 

5) Ummii Diirre de demi§tir ki : Ai§e radiya'llahu anha*y\ duha 
namazi kilarken gordiim. Siddika-i mii§ariin-ileyha : Resulullah 
salla'llahti aleyhi ve sellem* in duha namazmi dort rek c attan fazla kildi- 
gmi gormedim, demi§tir 6 . 


1 Ummii Hani, Ebu Talib Hazretlerinin kizi ve Hazret-i A1 i’nin hem- 
$iresidir. Ismi “Fahitc” dir. 

* ole 4 J— ^ y*-* * 4 * ^ ^ & 

[ *Ui! W* jt p cASj 

3 oUfj jU ^uii | j 4-JU Zi\ ^0 J ol ^ \ jj 

• J 

4 y J J J** J 61T : cJU Ip* ^0 j 4-2JU 

Jr j ImjI 

5 y* j** 0 J (1 — 1 J -it Zi\ J cJ\j : JU.vit j jt 

( ^ U- »\ jj ] oUSj ole 4 

4 40»1 J Culj l* tijjuj Ip* ^ : cJtf • j* ^ j* 

[ .u-l *\jj ] oUTj gj\ y\ ^ j Zi\ 


MUAZE BtNT-t ADEVtYYE VE lBN-1 ABDt’L-BER 


49 


JDuha namazim musbit daha boyle bir^ok ahadis-i §erifeyi, 
''Z&difl-medd” da cem c eden “lbnii y l-Kayyim” sonra rical-i Saha- 
be’den Ebu Said-i Hudri, Ebu Zerr-i Gifari, Zeyd Ibn-i 
Erkam, Ebu Hiireyre, Biireyde-i Eslemi, Ebii’d-Derda*, 
Abdullah Ibn-i Ebi Evfa, Utban Ibn-i Malik, Eries 
Ibn-i Malik, Utbe Ibn-i Abdullah, Ebu Omame radiya'lla- 
hu anhiim , ve kadinlardan Ai§e, t)mmu Hani, Ummu Seleme 
radiya'llahu anhiin . Bu cumhur-i Sahabe, Resulullah salla'llahu aleyhi 
vesellem' in duha namazi kildigina §ehadet etmi§lerdir, diye Hakim’- 
den naklediyor. 

Sonra Ibn-i Kayyim Taberani’nin All, Enes, Ai§e, 
Cabir radiya'llahu anhiim' den Resulullah salla'lldhu aleyhi ve sellerrCvn 
duha namazim alti rek c at kilar olduguna dair hadisler rivayet ettigini 
de bildiriyor. 

Usulen musbit ile nafi tesadiim edince musbit nafiye tercih edi- 
lir. Qiinkii musbit nafiye hafi olan ziyade-i ilmi mutazammmdir. 

Sonra Duha namazi hakkinda Sahihayn' da bir$ok vesaya-yi Ne- 
beviyye de vardir. Bu mubarek namazin muhafazasi emredilmi§tir, 
faili medh ii sena buyurulmu§tur. Bunlardan bir tanesinin tercemesi 
(60:) numara ile yakrnda gelecektir. 

Izahi sadedinde bulundugumuz Hazret-i Ai§e hadisi hak- 
kinda Ibn-i Abdi’l-Ber 1 demi§tir ki : 

Ashab-i Kiram’dan her ferd i$in ahadis-i Nebeviyye’nin kaffe- 
sini ihata etmek miimkun degildi. Birisinin bildigi bir vakiayi obiirleri 
bilemezdi. Ahadis-i Seniyyeye ala vechi’l-ihata vukuf, edvar-i ahirede 
ahadis-i Nebeviyye hadis kitablannda toplandiktan sonra kurunu 


1 Ibn-i Abdi’l-Ber, §eyhulislam Ebu Omer, Yusuf Ibn-i Abdillah Ibn-i Ab- 
di’KBer’dir. Enduliis’Un cn biiyuk imamidir. U9 yiiz altmi§ U9 senesinde Kurtu- 
ba’da dogmu$tur. Memleketi ulemasindan tahsil-i ilim ettikten sonra butiin Islim 
ilim merkezlerini gezmi§ ve Misir’da, Mekke’de ehl-i hadise mulazemet edip her bi- 
rinden icazet almi§tir. Ebu Velid Baci Ebu Omer seviyesinde bir rnuhaddis yoktur, 
demi$tir. Ibn-i Abdi’l-Ber te’lifatimn t;oklugu ve giizelligi ile i$tihar eden e&zimdan 
ma'duddur. Yalniz miintesib bulundugu Maliki fukahasi arasmda degil, biitiin 
ulem^-yi Islamiyye arasinda sozleriyle, fikirleriyle istidlal edilir giizide bir simadir. 
Imam Malik’in mezhebi iizere yazdigi “ El-Kafi ” nammda on be$ cild muazzam bir 
eseriyle Ashab-i Kiram’in terceme-i hallerine dair “ El-htiab ” 1, “ El-Istizk 6 r ” 1 mis- 
line tesadiif edilmiyen jaheserlerdir. Dort yiiz altmis U9 senesinde “§&tiba” da 
vefat etmi§tir. ( Tezkirctu l- Huff az : C. 3, S. 324). 


F. : 4 


so 


TEHECCOD BAHSt 


ahire ricali i$in muyesser olmu§tur. Hazret-i Resul, duha vaktinde 
Hazret-i Ai§e nezdinde n&dir bulunurdu. Qok zaman mescidde, 
yahut misafir olarak Ash&bindan birisinin yarunda veyahut da t)m- 
miih&t-i musliminden birisinin odasinda bulunurdu. Bu sebeble 
Hazret-i Ai§e, Resul-i Kibriya’mn Duha namazi kildigmi 
gorememi§ti dc, Resul-i Ekrem’in Duha namazi kildigmi gorme- 
dim, demi§tir. 

Sonra bu nefi ve inkar asl-i salata degil, muttariden mudavc- 
mete milteveccih olabilir. Bu ciheti Muslim’in Muaze Bint-i 
Abdullah-i Adeviyye’nin rivayet ettigi atideki bir haberde te’yid 
etmektedir. 

Muaze demi§tir ki: Ai§c radiya'llahu anhSi dan Resulullah 
salla'lldhu aleyhi ve sellem Duha namazim ka<j rek'at kilardi? diyc sor- 
dum. Hazret-i Ai§e: Dort rek c at kilardi, Allahu Teala’nm diledigi 
kadar ziyade de ederdi, diye cevab verdi. Bu hadis yakmda ge$mi§tir. 

Hattabide: Hazret-i Ai§e bilmedigini, gormedigini degil; 
bildigini, gorduglinu haber vermi§tir, diyor. Fakat bu tevcihler, 
Jbni’l-Kayyim’in Kiitubii Sitte ve diger asan hadlsiyyeden senedle- 
riyle Zddu’l-Medd ' da naklcttigi bunca riv&yetler ve bilhassa Miislim’- 
in Muaze’den, Ahmed Jbn-i Hanbel’in (Jmmii Durre’den 
tahric ettikleri hadisler kar§isinda bu tevcihlerin pek de yerinde oliha- 
digi anla§ilir. Qiinkii Resul-i Ekrem’in Duha namazi, Hazret-i 
Ai§c i^in de me^hul olmadigim anhyoruz. 

Binaenaleyh §arih Ayni’nin tevcihi vechile bu nefi ve inkar, 
asl-i salata degil, beiki devam ve muvazabete miiteveccih olmahdir. 

Nefi ve inkann boyle asl-i salata degil, miidavemete miiteveccih 
olduguna gore, Hazret-i Ai§e izahiyle me§gul bulundugumuz hadi- 
sinde : Resul ullah’m ale’d-dev&m Duha kildiklarmi gormedim. 
Fakat bu Duha namazim ben, devamli olarak kilardim, demi$ oluyor. 

TERCEME-i HAL : 

Hadis-i §crifte ismige^en Muaze Bint-i Adeviyye, Ummli’s- 
Sahba-i Basriyye’dir. Abide bir kadindir. All ve Ai§e radiya'lla . - 
hu ankiimS dan rivayeti vardir. Kendisinden de Ebu Kilabe, Ey- 
yub, Asim-i Ahvel gibi birtakim zevat riv&yet etmi^tir. Ibn-i 
Main Muaze sika’dir, demi§. Zehebi’de diyor ki : Bana vasil olan 
habere gore Muaze geceleri ibadetle ihy& eder ve : Hayatta uyuyan 


TEHECCODDE KADEM-i SAADET’IN i?I§TlGl 


51 


goze hayret ederim. Benim bildigime gore uzun uyku kabirdedir, der 
imi§. Ibn-i Cevzi, Muaze’nin seksen iiq tarihinde vefat ettigini 
bildirmi§tir 






TERCEMESi 

Mugirc Ibn-i §u‘be radiya'llahu anh ' ten rivayet cdil- 
mi§tir: 

Mug Ire demi§tir ki: Nebi salla'lldhu aleyhi ve sellem 
(gece) namaz kilmak i$in iki ayagt, yahut iki baldiri §i§ene 
kadar ayakta dururdu. Kendisine (Hazret-i Ai§e tarafin- 
dan : Ya Resula’llah! Allah, senin i§lenmi§ ve i$lenmesi farze- 
dilmi§ giinahlarim magfiret etmi§tir. Ibadet husfisunda nigin 
bu kadar me§akkat ihtiyar ediyorsunuz?) denilirdi de, Re- 
sul-i Ekrem: (Ben, bu gufran-i ilahiye kar§i gece namazi 
ile) §ukreder bir kul olmiyayim mi? diye cevab verir idi. 

1 Z AH I 

RaVILER, RiVAYETLER : 

Bu Mugire hadisini Buhari, Rikak ve Tefsir bahislerinde de 
zikreder. Muslim, Evahir-i Kitab’da, Tirmizi Salat bahsinde, 
Nesei de Salat, Tefsir, Rikak bahislerinde, Ibn-i Mace de Kita- 
bii’s-Salat’ta tahric etmi§lerdir. 

Buhari Tehecciid bahsinde kadem-i Saadet’in namazda uzun 
miiddet tevakkuftan §i§tigine dair bir bab a<;mi§ ve orada yalniz bu 
hadis-i gerlfi zikretmi§tir. Bu babm unvaninda Hazret-i Ai§e'nin : 
Nebi salla'llahu aleyhi ve sellem, mubarek ayaklan ^atlaymcaya kadar 
kiyam buyururdu 1 2 dedigini de ta'likan rivayet ediyor. Bu Hazret-i 


1 Huldsa : 427. 

2 [ jUc ] Cj jUAj\ i . oL-jj jUju ^ j 4JU au i 


52 


TEHECCOD BAHSI 


Ai§e hadisini Sure-i Feth’in tefsirindede Miisned’en rivayet etmi§tir. 
Buh&ri’nin metninde buhadisin suret-i sevki sima* tarikiyledir. Ve 
tabi! daha kuvvetlidir. Fakat miiellif Zebidi, ihtisar zaruretine meb- 
ni an'aneye tebdil etmi$tir. Kerime rivayetinde sure- 

tinde mazbuttur. Hazret-i Ai§e hadisinde de ( JJI utf ) 

suretinde rivayet edildiginden tercemede kavis i^inde gece kaydiyle 
takyid ettik ki, asil mevzuumuz budur. ( ^ J J*- ) ciimlesi mlitead- 
did surctlerde rivayet edilmi§ ise de bunlarin ciimlesi bir ma f naya 
delalet ettiginden izahmdan sarf-i nazar ettik. 

( In kane )deki in edati hemzenin kesriyledir, in-i sakileden mu- 
haffeftir. Ash (innehu kane) dir. Zamiri §an hazf ve in-i sakile tahfif 
edilmi§tir. 

(Fe-yukalu lehu) mechul siygasiyle riv&yet edilmi§tir. Ne mekulii 
kavil, ne de kail zikredilmemi§tir. Tecrid' in ash olan Buhari metninde 
de boyledir, Hazret-i Peygamber’e ne denilmi§, kim soylemi§? 
Bunlar Buharl’nin, Mugiyre’den gelen rivayetinde meghul bira- 
kilmi§tir. Bu iki noktayi Bezzar’m, Ebu Ya'la’mn, Taberani- 
nin, Ibn-i Mes < ud’dan, Enes Ibn-i Malik’ten, Ebu Hiireyre’- 
den, Nu ( man Ibn-i Be§!r’den mealen miittehid olan riv&yetlerin- 
den ogreniyoruz ki : Allah senin i§lenmi§ ve i§lenmesi tahmin edilmi§ 
giinahlarim magfiret etmi§tir, denilmi§tir. Bu sozii soyleyene gelince, 
bunun da Hazret-i Ai§e oldugunu Siddika-i mu§anin-ileyha’nm 
kendisinden ogreniyoruz. Hazret-i Aijje:^ U U* ^ n” 

« jAe= Yd ResdlaUlak! Sizi Cenab-i Hak magfur etmi $ , ibddet husu - 
sunda nifin bu kadar me$akkat ihtiyar ediyorsunut” demi§tir. Bu rivayet 
leri tercememizde uzunca bir fikra olarak kavis i$inde gosterdik. 

Bir tenbIh ; 

Bazi ulema demi§tir ki, Kitab ile Slinnet’te bazi enbiya iqin gii- 
n&h isnad edilmi§tir. Mesela Hazret-i Adem hakkinda 
buyurulmu§tur. Bu ve emsali nususta varid olan ziinubu enbiya, 
Kitab ve Siinnet’e izafe edilerek lisan-i Kur’an ve hadis ile tekelliim 
edilmelidir. Kur’an ve Sunnet’in haricinde enbiyaya ziinub izafe edil- 
memelidir. 

Kitab ve Siinnet’te v&rid olan ziinub da terk^i evli ile teVil edil- 
mi§tir. Terk-i evlA, enbiyi i^in 50k goriilerek bundan (zenb, giinah, 
ma'siyet) ile tabir edilmi§tir* Nasil ki bazi ulema ( \ 


DAVUD PEYGAMBER’lN TEHECCOdO 


53 


demi§lerdir. Yani ebrar-i iimmctin i§ledikleri hayrat ve hasenat, mer- 
tebe-i kurbe vasil olan rical-i mukarrebin i$in seyyiat telakki edilir. 

§u halde Hazret-i Ai§e’nin Resul-i Ekrem Efendimiz’- 
den ibadet i§in fazla uziilmelerinin sebebini sorarken : “Sizin ma- 
tekaddem ve md-teahhar yani gegmi$ ve gelecek , i$lenmi$ ve iglenecek kdjfe-i 
Zunubunuz qfv ii magfiret olunmugtur ” demesi, Sure-i Fetih’teki teb§ir-i 
ilahiye izafeten soylenmi§ oluyor. Hatta Ebu Hiireyre hadisinde bu 
suretle tasrih de edilmi§tir: U dUyU ju jl -il db 

‘ ‘ U j Yd Resulallah ! Siz boyle megakkatli bir ibadet haydtx yagiyor - 
sunuz. Halbuki gegmig ve gelecek giindhlanmzin tamdmen magfiret olundugu 
Allah tarafindan size tebgir buyurulmuftur” 

TERCEME-i HAL : 

Ravi Mugire Ibn-i iju'be, Ibn-i Amir-i Sakafi’dir. 
Hendek harbi sirasinda musltiman olmu§, Hudeybiyye’de bulunmu§- 
tur. Kendisinden yiiz otuz alti hadis-i §erif rivayet edilmi§tir. Bunlar- 
dan dokuz hadisin rivayetinde Buhari ile Muslim ittifak etmi§ler- 
dir. Bir hadisini Buhari, iki hadisini de Muslim mlinferiden riva- 
yet etmi§tir. Kendisinden oglu Hamza ile Urve, §a c bi rivayet et- 
mi§lerdir. Yemame. Yermiik, Kadisiyye gazalannda bulunmu§tur. 
Gayetle akil, edib, fatin, dahi bir zat idi. Hicret’in ellinci yilinda vefat 
etmi§tir. ( Huldsa : 329). 


'ir^s fay* s f r j? * • 581 
if Si Lit ij 'ju jj c.', 'if of 

0l£" j . ij'-i if^f] ^ L-,aJ 1 »^>-f j JjO SOta* JUj 

? ^ * V" 

■ I’A ; 

s 

TERCEMESi 

Abdullah Ibn-i Amr lbn-i As radiya'lldhu anhiimd’- 
dan $oyle rivayet edilmi$tir. 


54 


TEHECCOD BAHSl 


Abdullah Ibn-i Amr’e, Nebi salla'llahu aleyhi ve 
sellem demi§tir ki: 

Allahu Teala’ya en sevimli olan namaz, Davud ( aley - 
hV s-sel&m) ’in namazidir. Yinc Allahu Teala’ya en sevimli olan 
oru<j, Davud (Peygambcrin) orucudur. 

Davud, gecenin yarisinda uyurdu. Ve gecenin ii^te biri- 
sinde namaz kilardi. Gecenin slidusunde yine uyurdu. Davud, 
bir gun oruc tutardi, bir giin de iftar ederdi. 

1 Z AH I 

Raviler, rivAyetler : 

Bu hadisi Buhari, Ahadis-i Enbiya’da da Kuteybe’den tahric 
etmi§tir. Muslim, Ebu Davud, Ibn-i Mace de Savm bahsinde, 
Nesei hem Savm, hem de Salat bahislerinde zikretmi§lerdir. Haz- 
rct-i Davud'uit namaza tahsis cttigi slilusu leyl, gece alti par^aya 
ayrildikta dorduncii ve bc§inci par^alara tesadtif eden zamandir. 
Sudiisii ley] de altinci cuzii’dur ki, fecrin tuluundan onccki zamandir, 
vc tarn seller vaktidir. Hazret-i Davud’un dorduncii ve be§inci 
panjalan ibadete tahsisinin sebebi, bu zamanin bir saat-i icabet ol- 
masindan dolayidir. (590) inci sayi ile tercemcsi gelecek olan Ebu 
Hiireyrc hadisinde : “Geceniri suliisii ahirindc dua edenlerin dilek- 
leri verilecegi, istigfar edenlerin magfiret olunacagi haber vcrilmi§tir 
ki, gecenin bcfjinci par^asi her iki cuz’tin nokta-i i§tiraki oluyor. Se- 
hcr vaktinin tekrar uykuya tahsis edilmesi de tehecctid namazindan 
hasil olan yorgunlugu dinlendirmek maksadina mebnidir. 

( -i! Jl ^1 ) daki “ Ehab ” kelimesi mahbub ma'nasinadir, 
sevimli demcktir. EPal-i tafdilin bu yolda ist^mali pek azdir. Ekseri- 
yctle fail ma^nasinda isti c mal olunur. Cenab-i Hakkhn muhabbeti, 
hayir irade buyurmasindan kinayedir. 

Bir giin yemek, bir giin iftar etmek suretiyle oruc tutmanin efdal 
olmasi, daimi oruclu bulunmaga kiyas iledir. Kuva-yi bedeniyyenin 
b 5 yle daimi bir ibadete tahsis edilmesi, sair ibadetlerden inkitai miis- 
telzim oldugundan Davud peygambcrin orucu efdal olmu§tur. 


F©rida» E R TU C RTj h 

Kits p i i g I 

RESOL-l EKREM’iN TEHECCt)D VAKTl 55 




. ' f u ' t;l O\ ' t z, tij 

TERCEMESi 

Ai§e radiycClla.hu anhd’d an rivayet edilmi§, Hazret-i Ai§e 
demi§tir ki : 

Resul-i Ekrem sallcClla.hu aleyhi ve sellerrC in en ziyade 
ho§landigi ibadet, devamli olandi. Ai§e’ye: 

Resulullah gece namaztna ne zaman kalkardi? diye 
sorulmu§, o da: 

Horoz sesini i$itince kalkardi, diye cevab vermi§tir. 

Bir rivayette de Ai$e: Resul-i Ekrem, horoz sesi i§i- 
tince kalkti, miiteakiben namaz kildi, demi§tir. 


IZAHI 

Raviler, rivAyetler : 

Muslim, Ebu Davud, Nesei bu hadisi KitAbii’s-Salit’ta 
tahric etmi§lerdir. Buhari gerek bu hadisi, gerek bundan evvelki ve 
bundan sonraki hadisleri zikretmi§tir. Zebidi, (ve fl rivayetin) kav- 
liyle hadis-i sabikin, ba§ka bir tarik ile rivayetine i$aret ediyor ki, bu 
da Buhari metninden ogrendigimize gore, Buhari’nin “M uhammed 
Ibn-i Selam” dan rivayetidir. Ebu Zer rivayeti boyledir. Birinci 
rivayeti ise “ Abdan ” dandir. 


LugavI Izahlar : 

(Ed-daim) lafzi devamdan me’huzdiir. Ve orfl miilazemet ve 
miidavemet maksuddur, her zamana §umulii olan bir dev&m-i mut- 
lak degil. Qiinkli devam-i mutlak miiteazzirdir. Ve binienaleyh m&- 
layutaki tekliftir. §u halde hadisten miistefad olan ma‘n&: Res&l-i 
Z i-§an’in enyok sevdigi ibadet, gecenin muayven zamamnda kalkip 
teheccud namazi kilmakti, demek olur. 


56 


TEHECCOD BAHSl 


(Sarih) horozdur. Sarha da §iddetli sayhaya denir. Horozun ot- 
tiigii zamam ta c yiti hususunda gecenin msfi, ondan biraz evvel veya- 
hut biraz sonra veya siiliisii ahir olmak iizere horoz sesi kadar 90k 
nokta-i nazar dermiy&n etmi§lerdir. Horoz, bu vakitlerin hepsinde 
oter, fakat §arih Ibn-i Battal’in dedigi gibi, onun ^llginca sayhala- 
rinm tevalisi ancak suliisii ahirde duyulur. Davud peygamberin 
Cenab-i Hakk’a scvimli gelen tehccciid namazinm vakti de bu degil 
mi idi? S&at-i icabetin de suliis-ii ahirde oldugunu (590) rakamiyle 
tercemesi gelecek Ebu Hiireyre hadisinde gorecegiz, Bunlar, 
Hazret-i Ai§e’nin maksadi, suliis-ii ahir olduguna bize pek giizel 
rehberlik edebilirler. 

Hukumler : 

Bu hadis-i §eriftc ibadete te§vik ve tcrgib vardir. Az, fakat de- 
vamli olan ibadetin, 90k fakat inkitaa maruz olan ibadetten hayirli 
oldugunu da bu hadisten ogreniyoruz. Me§akkatsiz, kiilfetsiz yapilan 
ibadetler M9 §iiphesiz nefsin ne§at ve in§irahini ve bu suretle deva- 
rmni mucib olur. Binaenaleyh ibadette i^tidal veiktisad iltizam, guliiv 
ve ifrattan ictinab edilmesini de bu hadisten istifade ediyoruz. 

“Resulullak gece namaztna ne zaman kalkardi?” diye soran zat, bu 
hadisi Hazret-i Ai§e’den rivayet eden u A 1 e sruk Ibn-i Ecd<? ”dir. 
Bunu Buhari’nin hadisi surct-i sevkinden anhyoruz. Bundan ba§ka 
Mesruk : “ Resul-i Ekrem hangi ibadeti fok severdi?” diye de sormu§, 
Hazret-i Ai§e de “ Devamli ibadeti” diye cevab vermi§tir. Zebidi 
merhum hadisi ihtisar eder iken hadisin sual ve cevab mahiyetinde 
olan §eklini de degi§tirmi§tir. Miiellifin ihtisar i9in metn-i BuhdrV de 
fazla tassarruf ettigi hadislerden birisi de budur. 


£!J1 alii! [* : cJli .583 

• 3 A* -Ip I 

TERCEMESi 

Yine Ai§e radiycUllahu anhS dan gelen bir haberde S 1 d d i- 
ka-i mii§&run-ileyha demi§tir ki: 


SEHER VAKTt UYKU 


57' 


Sehar vakti onu, benim yanimda muhakkak uyur bu- 
lurdu. Hazret-i Ai§e (onu zamir-i gaibiyle), Nebi salla'llahu 
aleyhi ve sellerrC i kasdetmistir. 

I z Ah i 

RaVILER, RIVAYETLER : 

Bu hadisi Muslim, Ebu Davud, Ibn-i Mace de Kita- 
bii’s-Salat’ta tahric etmi§lerdir. 

(Ma elfahii), “Afa veccdehu ” ile tefsir edilmi§tir. Sehar, yukanda 
denildigi iizere tulu-u fecirden evvelki vakittir. 

Resul-i Ekrem Efendimiz’in sehar vakti uykuda bulun- 
duklari, bu hadisten sara^aten ma'liim oluyor. Yalmz bu uykunun 
mebdei bildirilmiyor. Bu cihetle hadis §arihlerinden bazilan bunu, 
horoz sesiyle kalkip namaz kildiktan sonraki uykudur, diyor. Fakat 
§arih Ayni, yukanda Hazret-i Ai§e’nin (574) iincu olarak tercemesi 
gecen hadisindeki rivayeti vechile sabah namazmin siinnetini kildik- 
tan sonraki lztica* buyurmalandir, diyor ve delil olarak da Miislim 5 - 
in bir tercemesinde: “ Bdbit l-iztica c ba'de rek'ati’l-fecr” demesini, miite- 
akiben de izahi sadedinde bulundugumuz bu hadisi rivayet etmesini 
gosteriyor. Yine (574) iincu hadise istinaden nevmi, lztica 4 ile tefsir 
etmi§tir. Bu nevm, Davud aleyhi' s-seldm' in siidiis-ii leyldeki uykula- 
ndir da deniliyor ki, sehar vaktindeki uykudan ibarettir. §arih Ibn-i 
Battal diyor ki: Resul-i Ekrem’in sehar vaktindeki uykulan 
Rajmazan-i §erif haric olmak iizere uzun gecelerc mahsus idi. Rama- 
zan-i §eriftc ise sahurun te’hiri, tercemesi (919) uncu olarak gelecek 
diger bir hadis ile sabit olmu§tur. 

Bir sual : (Ma elfahii) de gaib zamiri Resul-i Ekrem’e raci c 
olduguna gore, kable’z-zikir izmar gibi metn-i hadiste biredebi mah- 
zur yok mudur? 

Cevab : Yoktur : Bu hadisi Hazret-i Aigc’den rivayet eden 
zat, EbCi Selemc Ibn-i Abdurrahman Ibn-i AvFtir. Ebu 
Seleme, Hazret-i Ai§e ile Resul-i Ekrem’in menakib-i se- 
niyyelerini gorii§iirken sabah namazmin iki rek‘at siinnetini kildik- 
tan sonra sehar vaktindeki Rcsul-i Ekrcm’in uykusunu Hazret-i 
Ai§e’den sormu§tu. O da : Sehar vakti onu, behim yanimda uyur 
bulurdu, diye cevab vermi§ti. Bu cihetle kable’z-zikir izmar edilmi§ 
olmuyor. Bununla beraber bu zamir ^ J*J) kavliylc 

tefsir de cdilmi§tir. 


,i8 


teheccOd BAHSl 


c 


y* : JU 4^P 4l)l Jjl (jp . 584 


^ 0 X ✓ ^ f 


*n ' •'.'^-f * f •*. • ''i.S © x . • " ' x* "\ - *" •? 

JU U J-J . *: y* jAlj 


✓ ^ 

x ' •'.' *1 f ?" 


^ *' \ „*: V' • 1* *A* r " V " *V I" * *.. 

^ **•«•> (J^j aX-J 4 m Jp 4is 

® *u'<f " -/-! * f 

jil ^ a*il o> 

. r Jtj4JA*aT i p 

TERCEMESi 

Abdullah Ibn-i Mes‘ud radiydHlahu anK ten §oyle 
rivayet edilmigtir: 


Ibn-i Mes c ud demi§tir ki : Bir gece ben, N e b i sallallahu 
akyhi ve sellem ile beraber namaz kildim. Resul-i Ekrem 
miitemadiyen kaim idi. (Bir derecede ki) en sonu ben, fena 
bir i§ i§lemeyi kurdum. 

Ne du§iindun? diye tbn-i Mes c ud’a soruldu. Ibn-i 
Mes^d: 


Istedim ki, ben oturayim da, Nebi sallc? llahu aleyhi ve 
selleirii (ayakta yalniz) birakayim. 


1 z Ah i 

RAVILER, RIVAYETLER I 

Bu hadis-i §erifi Muslim ile Ibn-i Mace, Kitabii’s-Salat’ta, 
Tirmizidc §email bahsinde tahric etmi§lerdir. Buhari, gece kiya- 
mm uzatilmasi hususunda bir bab a^mi§tir. Orada bu hadis ile 
Huzeyfe radiycCllahu anK in bir hadisini zikretmi§tir ki: Nebiyy-i 
Muhlerem, gece tehecciid namazma kalktigmda agzim misvak 
ile ogardi 1 mealindedir. 

“ Hememtii ” den miistefad olan “Hem” kasd ma'nasinadir. “ Eze - 
rii” kelimesi “tedeu” gibi Arab’in mazisini imate ettigi elfazdan biri- 


JjJil ^ 4*^31 pli J ji ulT j o\ : 1 ^ j 


sidir. Na 
oldugu h 
Ekrem’i 

Fiki 
. Bui 
riiku* ve 
den ve s; 
him-i P 
ciimledei 
kinda da 
lim’in ri 
ki: Neb 
soruldu i 
buyurdul 
Bura 
ya delak 
Davud’i 
te’yid eti 
Bir k 
efdal oldi 
cac etmi 
anK ten r 
Ibadetlerin 
Bunl 
rivayet et 
Samit’in 
Bir kul A 
kak o sea 
affeder, o 
ediniz *. 

Bu i 
turuk-u i 
gore tm^ 


i L 

W: d j 


i 


TEHECCUD namazinda kiyAmin uzatilmasi 


59 


14 



§oyle 


la’llahu 
krem 
i, fena 

Ibn-i 

tyhi vi 


*lat’ta, 
e kiya- 
tdis ile 
biyy-i 
misvak 

. "Eze- 
an biri- 

•o* 


sidir. Nafile namazin, kiyama muktedir iken oturarak kihnmasi caiz 
oldugu halde Ibn-i Mes'ud’un bunu emr-i su* addetmesi, Resul-i 
Ekrem’e muhalefct §eklinde terk-i edeb olmasmdan dolayidir. 

Fikhi hukumler : 

. Bu hadis-i §eriften, tehecciid namazinda tul-i kiyamin kesret-i 
ruku* ve siicuddan efdal oldugu sarahaten mustefad oluyor. Tabiin- 
den ve sair eimmeden Ciimhur’un mezhebi budur. Mesruk, Ibra- 
him-i Nahai, Hasan-i Basri, Ebu Hanife, Ebu Yusufbu 
climledendir. §afii’nin, Ahmed Ibn-i Han be Tin i§tirakleri hak- 
kinda da bir kavil vardir. Ciimhur’un delillerinden birisi de Miis- 
lim’in rivayet ettigi Cabir hadisidir. Cabir radiya'* llahu anh demi§tir 
ki: Nebi salla'llaku aleyhi ve sdlenC den, hangi namaz efdaldir? diye 
soruldu da Resulullah cevaben : Kunutu uzun olan namazdir, 
buyurdular. 

Burada kunut kiyam manasinadir. Hu§u c gibi birtakim ma c na- 
ya delalct eden kunuttan kiyam ma'nasi maksud oldugunu Ebu 
Davud’un rivayetinde kiyamin sarahaten zikredilmi§ bulunmasi 
te’yid etmektedir. 

Bir kisim alimler de riiku c ve siicudun ^ok olmasi uzun kiyamdan 
efdal olduguna zahib olmu§lardir. Bunlar da birtakim hadislerle ihti- 
cac etmi§lerdir. Ciimleden birisi Muslim’in Suban radiya'llaku 
anh’ten rivayet ettigi hadis-i seriftir: zjS' <J1>V I = 

Ihddetlerin en degerlisi ve hayirlisi rukuu ve siicudu gok olandirT 

Bunlarm ihticac ettikleri diger bir'hadis de Ibn-i Mace’nin 
rivayet ettigi Ubade Ibn-i Samit radiya* llahu anh hadisidir. Ibn-i 
Samit’in rivayetine gore, Resul-i Ekrem §dyle buyurmu§tur : 
Bir kul Allah nzasi i$in bir kerre secde edince Cenab-i Hak muhak- 
kak o secde sebebiyle bir hasene yazar, yine secde sebebiyle bir giinah 
affeder, onu bir derece de yukseltir. Binaenaleyh Ashabim ! Qok secde 
ediniz 1 . 

Bu mealde Tahavi’nin, Ibn-i HanbePin, Beyhaki’nin de 
turuk-u miiteaddide ile rivayetleri vardir. Evzai’nin ve bir riv&yete 
gore Imam -1 §afii ve Ahmed Ibn-i HanbePin, Muhammed 


* b : ^0 j 4 JU. Mill ^0 Mjll £** 4jl 4 S 4 I y Sib* ^ 

<1 • Or* b; j . S i --*- tj- <1 j j* <u)l V 1 

[ 1 olj j ] ja 1 » ~**rj* 




60 


TEHECCOD BAHSt 


Ibn-i Hasen’in mezhebi dc budur, Bu mezheb, Ibn-i Omer 
radiya'llahu anhiimd' dan da rivayet edilmi^tir 1 . 

Riyasct-i Celile tarafindan musveddelerimi tedkike memur bu- 
yurulmu$ olan Sayin Hamdi Akseki’nin hatirlattigi bir miihimmeyi 
arzetmek isterim. Ciimhur’un mczhebiyle amil olmak i£in tabii mu : 
sallinin uzunca sureler bilmesi icab eder. Fakat namaz surelerinden 
vc bclki dc Fatiha suresiyle Ihlas-i §erif ? tcn ba§ka bir ayet bilmiyen 
ashabi tchecciid i$in Evzai mezhebiyle amel etmek ve aded-i rekea- 
tin kesretinden riiku 1 vc siicudun feyz ve faziletinden istifade etmek 
zaruridir. Bu da ihtilaf-i iimmetin, rahmet-i vasia olmasmin berekat-i 
asarindandir. 

XERCEMB-i HALLER : 

Burada iki terceme-i halden bahsedecegiz : Abdullah Ibn-i 
Mes‘ud ile Suban radiya'llahu anhiima. 

Abdullah Ibi s-i Mes c ud radiya'llahu anh , Imam-i Rabbani 
Ebu Abdurrahman-i Hiizeliyy-i KufTdir. Kudema-yi Saha- 
be'den olup Hazret-i Omer’den ewel miisluman olmu§ idi. Isl&ma 
gelcnlerin altincisi oldugu hakkinda da rivayet vardir. Sahabiyattan 
olan validesi “ Ummii Abd” e nisbetle “ lbn-i Ummii A bd” denmekle 
ma'ruftur. 

lbn-i Mes^d Hazretleri Islam olduktan sonra Hizmet-i Ne- 
beviye girmi§, Bcdir gazasindan ba§layarak butiin me§ahidde Re- 
sul-i Ekrcm’in maiyyet-i seniyyelerinden ayrilmami§ti. Sefer ve 
hazarda daima sohbet-i Seniyyede bulunmak berekatiyle fikihta, 
kiraat-i Kur’an’da cn yiiksek payeyi ihraz etmi§ti. Zabt-i elfaza son 
dcrecc ihtimam eder, rivayette §iddet iltizam eylerdi. Tilmizlerini de 
clfaz-i nususun zabtinda tehaviinden her zaman men 1 eylerdi. 

Abdullah Ibn-i Mes*ud dogrudan dogruva fem-i Saadct’ten 
yctmi§ surc-i §erife hifzctmi§tir. Resul-i Ekrcm, Ibn-i Mes c ud’- 
un hifz vc kiraat hususunda bu hazakat vc ihtimamini her zaman 
takdir vc tahsin edcrck : “ Her kimyeni ndzil oldugu gibi Kur'an okumaga 
muhabbel ederse Kur'an'i , lbn-i Ummii Abd'in kiraati iizere okusun ” 
buyururdu 2 . Abdurrahman Ibn-i Yczid-i Nahai demi§tir ki : 


1 Aynt: (C. 3, S. 606) 

Jlf t — ii. OTjjJI j ol ,j* I - J Jli 


Biz bir k 

ram ifindi 

sellem'e e\ 

lisdmndan 

cev&ben 

Mes K iid } 

mertebece 

Suf 
Mudari 
lbn-i I 
Mes'ud 
bir men$ 
dullah j 
Muhamm\ 
Bunlara i 
kinda sizi 
ya y lldhu a 
bakarak : 
radiya'llat 
beraber 
bu te§bi 

Ibn 
de hadis 
elfazinda 
Amr-i 
meclis-i 
“Kale Rt 
bir ihtiy 
viicudiin 
Resulul 
yakin buy 
alileri, : 
zamanin 

Ibr 
lah’a 2 ! 

rr 

t T | 


2 


ABDULLAH lBN-I MES'UD 


61 


Biz bir kerrc Huzeyfe radiya'llahu anh' in yanina gidip: “ Askab-i Ki- 
rdm ifinde hidayet ve hiisn-i siret cihetiyle Resululldh sallallahu aleyhi ve 
sellem' e en benzeyen zdti hater verir misiniz? Biz> Kitdb ve Siinnet'i onun 
lisamndan ifitelim , ondan hifzedelim" demi§tik. Huzeyfe Hazretleri 
cev&ben : “ Bu gtizide evsdfi haiz olan zdt , lbn-i Mes'ud'dur . lbn-i 
Mes'uAy biitiin Ashabin mahfuzdt-i ilmiyyesini bilir . 0, Ashab-i NebVnin 
merUbece Alldhu Teala'ya enyakin olan mubdrek bir simdsidir ” demi§tir. 

Siify&n-i Sevri de Ebu Ishak vasitasiyle Harise Ibn-i 
Mudarrab’dan §oyle rivayet etmi§tir. Harise demi§tir ki : Omer 
lbn-i Hattab radiya'llahu anh Ammar Ibn-i Yasir ile Ibn-i 
Mes'ud’u KGfe’ye gondermi§ti. Kufe’ye geldiklerinde bize Halifenin 
bir men§uru okundu. Onda : “Size Ammar lbn-i Yasir'i emir> Ab- 
dullah lbn-i Mes'ud'u muallim ve vezir gonderiyorum . Bunlar Ashdb-i 
Muhammed salla'lldhu aleyhi ve sellem' in ehl-i Bedir'den iki necib simdsidir . 
Bunlara iktida ediniz , emirlerini kabul ediniz . BilhasSa lbn-i Mes'ud hak- 
kinda sizi ben , nefsime tercih ettim ” denilmi§ti. Bir kerre de Omer radi- 
ya'llahu anh ayakta bulunan lbn-i NIes'ud Hazretlerinin endamina 
bakarak: I§te i$i ilim dolu bir dagarcik 1 demi§tir. Ibn-i Mes‘ud 
radiya'llahu anh' in ufak tefek yapili hafif bir viicude malik olmakla 
beraber yiiksek deha-yi ilmfsi dii§unulunce, Omer Ibn-i Hattab’in 
bu te§bihindeki bel&gat ve isabeti iyice anla§ihr. 

lbn-i Mes'ud’un, saha-i mahfuzati bu kadar geni§ oldugu hal- 
de hadis riv&yetinde iklal veimsak eylerdi. Bu da ahadis-i §erifenin 
elfazmda son derece miiteverri* olmasindan ileri geliyordu. Ebu 
Amr-i §eyban! demi§tir ki : Bir sene kadar lbn-i Mes'ud’un 
meclis-i irfaninda bulundum. Bir liizum ve zaruret hissetmedikce : 
“ Kale Resdlu'lldh salla'llahu aleyhi ve sellem ” dedigini i$itmedim. Fakat 
bir ihtiyac iizerine : Kale Resulu'llah salla'llahu aleyhi ve sellem" deyince 
vucudiinii bir titreme istila ederdi. Ve: “b U j * j\ J 15 = 

Resululldh salla'llahu aleyhi ve sellem bbyle veydhut bunun gibi y ydhut buna 
yaktn buyurdu " der idi. Nasil ki lbn-i Mes*ud Hazretlerinin bu de’b-i 
alileri, gcrek kendi telamizi ve gerek sair zevat-i muhaddisin i$in 
zamammiza kadar ittiba edilen bir siinnet-i ilmiyye olmu§tur. 

Ibn-i §ihab, Ibn-i Mes'ud’un, Abdullah Ibn-i Abdul- 
lah’a 2 §oyle vasiyyet ettigini rivayet etmi§tir: “Yd Abda'llah bir ce- 


* . IJU- * Jlii j * j**..* • Jm* -li j 

2 Tibii ric&li araftinda Abdullih tbn-i Abdullah adli bir hayli raviler 



62 


TEHECCUD BAHSl 


miyet efradinin akillan ermiyecegi miijkil bir hadisi onlara rivdyet edersen 
muhakkak o hadis onlardan bdzilan igin fitneyi , dalaleti mucib olur 5 5 demi§ 
ve herkese akil ve idraki derccesinde hitab edilmesini ta^im buyur- 
mu§tur. Ebu’l-Ahves de Abdullah Ibn-i Mes'ud’un : “ Ki$iye 
giindh olarak her i$ittigini rivdyet etmesi kifdyet eder x ” dedig ; ni rivayet 
ctmi§tir. 

Ibn-i Mes ( ud Hazrctleri hadis rivayctinde son derece ihtiyat- 
kar olduklan i?in kendilerinden sekiz yiiz kirk hadis rivayet edilmi§- 
tir. Bunlardan altmi§ dordiinu Buhariile Muslim miittefikan, yir- 
mi bir hadisini Buhari, otuz be§ hadisini de Muslim mimferiden 
rivayet etmi§lcrdir. Sahabe’den bir hayli zevat ve kibar-i Tabiinden 
Alkamc, Esved, Mesruk, Kays Ibn-i Ebi Hazim gibi bir?ok 
muhim simalar hadis rivayet etmi§ler ve fetava-yi Ibn-i Mes'ud’u 
hifz ve nakleylemi§lcrdir. Sonra Nehai ailesinin bir necl-i necibi 
olan ve Irak fikhmin bir mesned-i mlihimmi bulunan Ibrahim 
Ibn-i Yezid-i Nehai Hazretleri bunlardan ahzettigi ahadis ve 
ahkami Hammad Ibn-i Ebi Siileyman’a nakil ve rivayetle on- 
dan da Ebu Hanife Hazrctleri ahzederek Irak meslek-i fikhisi mey- 
dana gelmi§tir. Bu mcslek-i fikhi, bir taraftan Hazret-i Alfnin 
kazaya ve fetavasi ile Kadi §ureyh’in hukumlerine mustenid ol- 
makla bcrabcr daha ziyade Ibn-i Mes^d’un fetava ve merviyya- 
tina miintehi olmaktadir. Hicaz meslek-i fikhisi de Hazret-i Omer’- 
in kazayasma, Hazret-i Ai§e, Abdullah Ibn-i Omer, Ab- 
dullah Ibn-i Abbas radiya'llahu anhum'un merviyyat ve fetavasma 
istinad etmi§tir. 

Ibn-i Mcs'ud’un tilmizleri Ashab-i Kiram’dan hi? birisini bii- 
yiik iistadlanna tafdil etmezlerdi. Alkame, Mesruk’a : “ Ashab 
arasinda fikihda Abdullah Ibn-i Ales'ud'dan kuvvetli bir kimse yoktur” 
derdi. Imam Ebu Hanife de Evzai’ye §oyle demi§tir : “ I bra - 
him-i Nehai y Salim Ibn-i Abdullah" dan efdaldir . Eger miisahabe-i 
seniyye berekati olmasaydi, ben defdim ki, Alkame de Abdullah Ibn-i 
Orner'den efdaldir ”, 

Hammad Ibn-i Ebi Siileyman’in riv&yetinc gore, Ibn-i 
Mes'ud’un tilmizlerinc atideki vesayasi da ulum-u Islamiyyede tu- 


vardir. Bunlardan hangisi tbn-i Mes^d’un vasiyyetkerdesi olduguuu kestire- 
medik. K. M. 


viilacak en d 

uyurmu^tui 

shtimam edi] 
Sizden hi? 

rdemez. Fak 
Kiiabu’llah’; 
Khabu’llah 1 
ntnda ilmin 
rtmekten, k 
zm safvet-i 
Yezid’in ri 
hakimanelei 

Said 

anAYen gele 
uldugunu < 

Bir ktre N e 
Ya Eba Be 
kalkli ve F 
Sonra Resi 
hutbe de sei 
hir nutuk sc 
en sonra : 
Ifon-i Me 
r ttikien soi 
i\mmizdir y ( 
Mi de Peyga 
her haberi, 
■umk-i du 
Bunun uze: 
Aid isdbet 

Ibn-i 

den v : funi 
divw ki : J 

cak kadar 
Hud^dir. 
Ibn-i Me 
kusut ya§i 


ABDULLAH tBN-I MES'OD 


63 


tulacak en dogru nehc-i ilmiyi irae etmektedir. Biiyiik listad-i Sahabi 
buyurmu§tur ki : Ihvanim! Ilim ortadan kalkmadan ilim tahsiline 
ihtimam ediniz. Ilmin ortadan kalkmasi tabii ehl-i ilmin mevti iledir. 
Sizden hi$ biriniz kendisine ne zaman miiracaat edilecegini tayin 
edemcz. Fakat yakinda bir simf insanlarla kar§ila$irsmiz ki, onlar sizi 
Kitabu’llah’a davet ettiklerini iddia ederler. Halbuki bu ehl-i bid 'at, 
Kitabu’llah’i arkalarma attiklarxm farketmezler. Boyle dalalet zama- 
ninda ilmin save-i irgadina sigmmaruzi tavsiye ederim. Bid'at iltizam 
tmekten, kelami tekelliiften, felsefi teammuktan sakinmiz. Dinimi- 
zin safvet-i asliyyesini muhafazaya gali§imz. Abdurrahman Ibn-i 
Yezid’in rivayet ettigi : (*jJ\ J cJi j ^-*=5^1) cumle-i 

hakimaneleri de bu ciimledendir. 

Said Ibn-i Ciibeyr tarikiyle Ebu’d-Derda* radiya'lldhu 
awA’ten gelen bir rivayetten de Ibn-i Mes'ud’un yuksek bir hatib 
oldugunu dgreniyoruz. Ebli’d-Derda* Hazretleri demi§tir ki : 
Bir kere Nebi salla'llahu aleyhi ve sellem kisa bir hutbe irad etti. Sonra : 
YaEba Bekr! Kalk bir hutbe de sen soyle, buyurdu. Ebu Bekrde 
kalkti ve Resul-i Ekrem’in hutbesinden kisa bir hutbe soyledi. 
Sonra Resul-i Ekrem, Hazret-i Omer’e : Kalk ya Omer! Bir 
hutbe de sen soyle buyurdu. Hazret-i Omer de Ebu Bekr’denkisa 
bir nutuk soyledi. Resul-i Zi-§an ba§kalarma da bu suretle emredip 
en sonra : Ya Ibn-i Ummii Abd, §imdi sen soyle buyurunca, 
Ibn-i Mes'ud hemen ayaga kalkip Cenab-i Hakk’a hamd ii sena 
cttikten sonra : “Ey nas! Alldhu Teala rabbimizdir , din-i Islam , aziz 
dinimizdir , (eliyle Nebi salla'llahu aleyhi ve sellem' e i§aret ederek) gu zdt-i 
all de Peygamberimiz' dir. Allah 1 in ve Resulullak’in bizim igin begenip segtigi 
her haberi, biz de begendik , razi olduk " demi§, ve “ Es-Seldmii aleykiim " 
cumle-i duaiyyesiyle huzzan selamhyarak nutkuna nih4yet vermi§tir. 
Bunun tizerine Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem: “Ibn-i Ummii 
Abd isabet etmigtir , Ibn-i Ummii Abd dogru soylemiftir " buyurmu§tur. 

Ibn-i Mes'ud’un buraya kadar kiymetli siyret-i seniyyelerin- 
den gogunu Tezkiretu' l-Hujfaz* indzn terce me ettigimiz Hafiz Zeheb 
diyor ki : Ibn-i Mes'ud’un terceme-i hali bir cildin msfim doldura- 
cak kadar qoktur. O, Sahabe ulularmdan bir ilim hazinesidir, imam-i 
Hiida’dir. Her imam onun fetvasmi ahzetmi§tir. Ebu Nuaym, 
Ibn-i Mes'ud’un Medine’de Hicret’in otuz uguncii yilmda altmi§ 
ktisur ya§mda vefat ettigini riviyet etmi§tir ( ) . 


64 


TEHECCtJD BAHSl 


Ebu Abdullah Suban radiya'lldhu anh> Peygamber Efen- 
dimiz’in mevalisinden azadli birkolesi idi. An-asil Yemen’deki Him- 
ycr kabilesindendir. Seferde ve hazarda Resul-i Ekrem’in hi2met- 
lerinden bir an bile ayrilmami§ti. Resul-i Ekrem Efendimiz’in 
vefatindan sdnra §am’a hicret etmi§, sonra Misir’da, daha sonra Hi- 
mis’ta ihtiyar-i ikamct edip Hicret-i Seniyye’nin elli dort veya elli 
altinci yilinda vefat etmi§tir. Misir’in fethinde bulunmu§tur. Kii- 
tiib-ii Sitte sahiblerinin Suban ’dan rivayetleri vardir. Bu rivayetler 
yiiz yirmi yedi hadise balig olmu§tur. (Hulasa : 50). 


b\? : Jli “it ^Cp <jJ jp . 585 



'.' k ' V ^ •V .* s u 

j 0 j 4li 1 jjy? I 


TERCEMESi 

Abdullah Ibn-i Abbas radiya'llahu anhiima ' dan : 
“Nebi salla’llahu aleyhi ve sellerrf in namazi on 115 rek c at 
idi” dedigi rivayet edilmi§tir. Ibn-i Abbas (Bu namaz ile) 
gece namazi kasdetmi§tir l . 


I Z AH I 

RA VILER, RIVAYETLER I 

Bu Ibn-i Abbas hadisi, Resul-i Ekrem Efendimiz’in gece 
namazina dair rivayetlerin en me§hurudur. Uzun. ve kisa metinlerle 
BuharV nin miiteaddid bablannda zikredilmi§tir. Muslim ve siinen-i 
erbea sahibleri de §ohretle rivayet etmi§lerdir. Buharl’nin vuzu 1 
ve salat-i vitir bahislerindeki metinleri daha mufassaldir. Biribirinin 
tam&miyle aym olan bu metinler buradaki rivayeti izah eder mahi- 
yettedir. ( 141 ) numara ile tercemesi ge$mi§ olan bu rivayette hul&- 
saten tbn-i Abbas demi§tir ki : “Bir gece , teyzem , Ummii' l- Mii'mi- 
nin Meymune radiya'llahu anhamn yaninda kalmiftim. Resul-i Ekrem 
tehecciide kalktiginda abdest ahp iki rek'at namaz kildi. Sonra yine iki rekcat , 
yine iki rekcat, yine iki rek'at, yine iki rek l at,yine iki rek'at kildt. (En) sonra 


1 (Ibn-i Abbas, bu namaz ile gece na'mazim kasdetmi$tir) diyen, Ibn-i 
Abb&s’m r&vSsi Ebu Cemrc Nasir’dir. 


F«ridun ERTUGRUL 

Ki tapl igi 

lBN-1 ABBAS VE AI§E HADlSLERl 


65 


bir rek'at kddi. Sonra muezzin, sabah namazina davet edinceye kadar uzandi. 
Sonra da hafif iki rek c at kiltp sabah namazina pkti'\ 

En sonra kildiklan iki rek*at namaz, sabah namazimn siinneti 
idi. Bu iki rek*at hesab harici kalmak iizere, fakat vitir namazi dahil-i 
hes&b edilerek on ug rek'at kilmi§ oluyordu. Qiinkii tbn-i Abb&s’in 
bu riv&yetinde iki§er rek'at alti defa tekrsir edilmi§, en sonra da bir 
rek c at vitir kildigi bildirilmi§tir. Sonra bu on iig adedi gerek Buh&rf- 
nin daavat bahsindeki riv^yetinde, gerek Miislim’in: 

« = Bu sHretle Resul aleyhi* s-seldm'tn gece namazi on iig rek € at 
olarak tekdmiil etti, (tamamlandi)” ziyade-i rivayetinde tasrih edil- 
mi§tir. 

Bu miinasebetle Tah&vi demi$tir ki : Resiil-i Ekrem’in gece 
namazi hakkinda Ibn-i Abbas’ tan rivayat-i muhtelife ile ahadis-i 
kesire gelmi§tir. Ai§e radiya’llahu anha* dan da bu babda birgok riyk- 
yetler vardir. Bu hadislerin medlulleri bir araya toplanmca Resft- 
lullah solid* llahu aleyhi ve sellem* in kildigi vitir namazimn aded-i reke- 
&timn ug oldugu sar&haten maHum olur. 


sellem gecenin (Bir kisminda) on tig rek c at namaz kilardi. Vi- 
tir namazi ile sabah namazimn iki rek c at (Siinnet) i de bu 
sayidan ma c dud idi. 


RAvtLER, RiVAYETLER : 

Buhari gerek bu hadisi ve gerek tercemesi bundan ewel gegen 
Iba-i Abbas hadisini Resfil-i Ekrem’in gece namazimn aded-i 



Tercemesi 


Ai§e radiya y lldhu anhd y dan §oyle riv&yet edilmi§tir : 

H azret-i Ai§e demi§tir ki : Nebi salla'llahu aleyhi ve 


IzAhi 


66 


TEHECCt)D BAHSt 


rekeatina dair a$tigi bir babinda zikrctmi§tir. Bu hadisi Buhari 
“ Kasim lbn-i - Muhammed ” vasitasiyle Hazret-i Ai§e’den tahric 
eylemi§tir. Buhari’nin bu baba mensub vc Mesruk tarikiyle riva- 
yct ettigi diger bir hadisi daha vardir ki, bu hadisindc Hazret-i 
Ai§e, kendisinden Resul-i Ekrem’in gecc namazi soruldugunda : 
« isj* <Sj i jU j = Sabah namazmin iki rek c at siin- 

netinden bagka (gah) yedi, (gdh) dokuz , (gah) on bir rek'at kilardi » diye 
cev&b vermi§tir. 

Hazret-i Ai§e’nin bu sonraki hadisinde Resul-i Ekrem’in 
gcce namazim dokuz ve hatta yedi rek'at de kildiklari tasrih edil- 
mi§tir. Nesai’nin yine Ai§e-i Siddika’dan bir rivayetinde daha 
ziyade bir vuzuhla Siddika-i mu§arun-ileyhamn : “ Resul-i Ekrem, 
gece namazim dokuz rek'at kilardi . Fakat ziyade ya$landiklannda yedi rek'at 
kilar oldular ” dedigi bildirilmi§tir K 

Mevzuu bahsimiz olan ve Kasim Ibn-i Muhammed vasita- 
siyle Hazret-i Ai§e’ye miintehi olan on 115 rivayetiyle Mesruk 
tarikiyle gelen on bir, dokuz, yedi, rivayeti arasmda bir tearuz gd- 
rulmemelidir. Kasim’in Hazret-i Ai§e , den on 115 rek'at rivayeti, 
Resul-i Ekrem’in ekser ahvalde kildiklari gece namazina aiddii. 
Mesruk rivayetinde ise, Hazret-i Ai§e, Resul-i Ekrem’in muh- 
telif zamanlarda gah yedi, gah dokuz, gah on bir kildiklarim bildir- 
mi§tir. Bunu, Nesei’nin, Resul-i Ekrem ziyade ya§landiklarinda 
yedi rek € at kilar olduklarma dair rivayetinden de anlami§tik. 

Bir sual : Buhari, sabah namazinda kiraate dair olan bir ba- 
binda Hazret-i Ai§e’nin : “ Resululldh salla'lldhu aleyhi ve sellem 
gece on iif rek'at namaz kilardi . Bundan sonra sabah namazina gaginldigim 
ifitince hafif iki rek'at daha kilardi 2 ” dedigini Imam-i Malik tari- 
kiyle rivayet etmi§tir. Bu rivayet, Imam-i Malik’in Muvatta' inda 
da ayni suretle tahric edilmi§tir. Bu hesabca gece namazi on be§ 
rek*at oluyor. Bu ise, Kasim rivayetine muhalif bulunuyor. 

Cevab : Buhari’nin, Imam-i Malik tarikiyle gelen ve Mu- 
vatta y da da tahric edilen rivayetinde Hazret-i Ai§e, bu on ii£ rek‘ate 


1 y* . U-J j 4-1* J! : 

[ JUJI .Ijj] u- 

2 0 JJL ^ j ^ : cJli IfU Z& 1 4 JLjU ^ 

[ jt J** b W»U j ^ jU*Jl *1 jJ ] ISl f 


uhari 
tahric 
r riva- 
zret-i 
;unda : 
at sun - 
» diye 

rem’in 
b edil- 
f daha 
"krem. 


v&sita- 

^sruk 



: mijih- 
biltfir- 
miida 


ir ba- 
sellem 
Idigini 
i tari- 
1’inda 
n be§ 

■ Mu- 
ek‘ate 

f 

’ ] La-— * 

? .tfj 


TEHECCOD HAKKINDA HAZRET-1 A1§E HADlSt 67 


yaisi namazmin son siinnetini de idhal ederek haber vcrmi§ oluyor. 
Bu iki rek c at yatsmin son siinneti ^lkanlinca on bir rek c at kalir, ve 
namazmin iki rek'at siinneti ile beraber on 115 rek'at olur ve 
> • ■ l. ' r rivayetlerle aralannda miinafat kalmami§ bulunur. 

Bir sual daha : Re sill u 11a h salla'lldhu aleyhi ve sellem ' in Rama- 
7;l?i-i jerifteki gece namazma dair olan bir babmda Buhari’nin, 
: rrcmesi (592) numara ile gelecek olan bir rivayetindc Ebu Sele- 
ftie’nin, Hazret-i Ai§e’den, Resul-i Ekrem’in Ramazan’daki 
gece namazmin kemmiyyet ve keyfiyyetini sordugunda Siddika-i 
mu§Sriin-ileyhanin §oyle cevab verdigini ogreniyoruz : “Resftl-i 
Ekrem, ne Ramazan’da ve ne de Ramazan’dan ba§ka gecelerde on 
bir rek c at iizerine ziyade etmi§ degildir. (Ibtida) dort rek c at kilardi. 

Oyle ki) : sen, o namazin giizelliginden ve uzunlugundan sorma, 
(O, tasvir ve beyana sigmaz). Sonra dort rek'at daha kilardi. Bunun 
da hiisniinden ve (Istigrak ilham eden) uzunlugundan sorma. En 
sonra da iXq rek c at kilardi. (Bir kerre) Ya Resula’llah! Vitir namazin- 
dan once uyur musun? diye sordum. Cevab verip : “ Yd Ai$e ! Benim 
iki gozum uyur, fakat kalbim uyumaz ” buyurdu 1 . “Hazret-i Ai§e’nin 
bu hadisini diger Kiitiib-ii Sitte sahibleri de boylece tahric etmi§ler- 
dir. §u halde Hazret-i Ai§e’nin, Ebu Seleme tarikiyle gelen bu 
hadisi de on u? rivayetine miinafi d^gil midir? 

Cevab : Miinafi degildir. Qiinkii Hazret-i Ai§e bu hadisinde 
sabah namazmin iki rek‘at siinnetinden bahsetmemi§tir. Ya unutmu§ 
da bahsetmemi§tir. Yahut sabah namazmin siinnetini bu iivayetinde 
hesaba koymaga liizum gormemi§tir. 

Resul-i Ekrem’in gece namazmin aded-i rekeatma dair 
Hazret-i Ai§e radiya'llahu anhd'n in bu miiteaddid ve fakat zahiren 
muhtelif goriinen bu rivayetlerini, boyle sual, cevab tarzmda me- 
haretle te > lif eden §arihi allame Bedreddin Ayni, bundan sonra 
eimme-i muhaddisinin Hazret-i Ai§e rivayetleri hakkindaki 
lealarmi bildiriyor: 


^ auI J j * LS*" (jkf ax\ jL« iij Xip ^ <JL«* jfp 

• jZ * jJp Ujv j V j jLala j ^ uLoaj <j auI 

J Crr* 9 - 6* ^ f •CrtfA 0 -* u* ^ • Wj 

uULj 61 ! LIjU. U JLaj ^ j jl J-5 ! in t J U jJLa* : ^ 


r — 


68 


TEHECCUD BAHSl 


Kurtubi demi§tir ki: Resul-i Ekrem’in gece namazinin 
aded-i rekeatina dair Hazret-i Ai§e’den gelen rivayetler ulemadan 
$ogunu i§kal etmi§ ve bunlaidan bazilan Ai§e hadisinin lztirabxna 
hukmetmi§lerdir. Fakat Hazret-i Ai§e, Peygamber aleyhi's-se - 
Idirim yalniz bir zamandaki namazindan haber vermi§ ve kendisindcn 
yalmz bir ravi rivayet etmi§ degildir ki, Hazret-i Ai§e hadisinde 
lztirab bulunsun. Hazret-i Aige’den miiteaddid raviler, ayrx ayri 
zamanlara aid vakxat-i salatx rivayet etmi§ bulunduklarmdan lztirab 
ile itham etmek muvafik degildir 1 . 

Ibn-i Abdilberde §oyle demi§tir : Ehl-i ilim Ai§e radiytflla- 
hu anhff run hac, nda c , Resul aleyhi* s-selairi m gece namazx, misafirin 
kasr-x salatx hakkxndaki hadxslerini muztarib addederler. Hig §iibhesiz 
ki, bu hadislerin ravxleri bu haberleri Ai§e-i Sxddika’dan hxfzet- 
mi§lerdir. Hazret-i Ai§e de oyle zannediyorum ki, miiteaddid za- 
manlardaki ve ba§ka ba§ka ahvalin taht-x te’sirinde olarak kxlxnan va- 
kiat-x salatx haber vermi§tir, 

Ibn-i Kayyim-i Cevziyye Zadii’l-Medd’ da diyor ki : Resu- 
lullah sallaHlahu aleyhi ve sellerri in gece namazx hakkxnda Ibn-i 
Abbas ve Ai§e radiya’llahu anhiirrC den gelen rivayetler, on bir ve on 
ijg olmak iizere muhteliftir. On bir rek'at, hakkxnda ittifak vardxr. 
Ihtilaf, son iki rek'ate aiddir. Bu iki rek c at sabah namazxnxn slinneti 
midir, yoksa gece namazx cumlesinden mi maduddur? Her iki surette 
de netxce birdir. Resul-i Ekrem’in her gun kxldxklarx namazxn ade- 
di iizerinde miiessir degildir. §6vle ki: Resul-i Ekrem salla'llahu 
aleyhi ve sellerri'vci farz, siinnet-i Ratibe, gece namazx olmak iizere gece 
ve giindiiz kildxklarx yevmi namazxn aded-i rekeati kxrktxr. Resul-i 
Ekrem biitiin hayatxnca yevmi bu kxrk rek c at namazx muhafaza bu- 
yurmu§tur ki : On yedi rek'at farz, on yeyahut on iki rek'at ratibe, 
on bir veyahut on iig rek'at tehecciid namazxdxr. Resul-i Ekrem’in 
bu kxrk rek l at namaz iizerine ziyade olarak kxldxgx bazx namazlar 
daha vardxr ki, bunlar gayr-i Ratibdir, siinnet-i avarxzdir. Salat-x 
fetih, salat-x duha, tahiyyetix’l-mescid, bir dostunu ziyaretinde kxldxgi 
namaz ve emsali. 


1 Hadis-i muztarib, bir ravi tarafindan viictih-i muhtelife ile rivayet edilen 
hadistir. lztirab, hadisin sihhatinde, husniinde miiessir olan hiisn-i zabti, ravinin 
haiz olmadigini ifade ettiginden hadise za‘f iras eder. lztirab bazan metinde, bazi 
def'a da senedde, b^zi da hem metinde, hem de senedde bulunur (Tedrtb-i r&vi). 


TEHECCOD HAKKINDA HAZRET-t A1§E HADtSl 


69 


I bnii’l-Kayyim, Resul-i Ekrem’in gece namazi hakkindaki 
Hazret-i Ai§e ve Ibn-i Abbas hadislerindeki zahiri miib&yene- 
tin ameli suret-i hallini gosterdikten sonra en mii§fik bir miir§id sifa- 
tiyle §oyle pgud veriyor : Her mii’min, hayatimn son demine kadar 
bu namazlara devam ve muvazabet eylemelidir. Bir hane sahibinin 
gece, gundiiz kirk def € a kapisim $alan bir kimseye icabet etmekteki 
derece-i isti C cali ve kapisim a$makta azami miisaraati tasavvur olun- 
sun. Sonra da her hal ii karda muinimiz, zahirimiz olari Rabbimiz’- 
in hadsiz, hisabsiz lutuf ve inayeti du§untilsun. Rabbimiz’in dua- 
lanmiza icabet buyurmamasina, bizi der-gah-i uluhiyyetinden me J - 
yus gevirmesine ihtimal verilir mi? 

§eyh Sa'di de bu hakikati §u belig beytiyle terenniim etmi§tir: 
t_ gl* JL> xS" (Sjjs ou»T j* {j*** JbT jiT 

Ma'nasi §oyledir : Bir kimse iki sabah Padi§ah’m hizmetine ge- 
lirse, u^uncii sabah Padi§ah’m o hadime lutf ile nazar edip ihsan ve 
iltifat edecegi muhakkaktir. 

Gece namazina DAin sAin turuk-u rivayat : 

Resul-i Ekrem’in gece namazimn gerek kemmiyyet ve gerek 
keyfiyyeti hakkindaki haberler Hazret-i Ai§e ile Ibn-i Abbas’- 
dan ba§ka daha on dort Sahabi’den gelmektedir. Ve §unlardir : 
Enes Ibn-i Malik, Cabir, Haccac Ibn-i Amr, Huzeyfe, 
Zeyd Ibn-i Halid, Safvan, Abdullah Ibn-i Omer, Ali 
Ibn-i Ebi Talib, Fadil Ibn-i Abbas, Muaviye Ibn-i Ha- 
kem, Ebu Eyyub-ii Ensari, Habbab, Ummii Seleme, bir 
de ismi malum olnuyan bir Sahabi radiycUllahu anhiim . §arihi allame 
Ayni bunlarm hepsini metinleriyle, senedleriyle, muharricleriyle 
beraber “Umdetifl-Kari'” de zikretmi§tir. 

Bu riyayetlerin ifade ettigi kemmiyyetler tabii biribirinden fark- 
lidir. Mesela Taberani Ebu Eyyub-i Ensari’den rivayetle her 
iki rek'atte selam vermek iizere Resul-i Ekrem’in dort rek'at te- 
hecciid kildiklanni haber verdigi halde Ahmed Ibn-i Hanbel 
Hazret-i Ali’den, feraiz haric olmak iizere, on alti rek c at kildiklanni 
rivayet etmi§tir. Abdullah Ibn-i Mubarek’in miirselen bir riva- 
yetinden de on yedi kildiklanni ogreniyoruz, Huzeyfe ise : Bir gece 
Resulullah’in yamnda tehecciid namazi kildim. Yedi rek'atte seb'-i 


70 


TERAViH BAHSl 


tivali okudu, diyor. Enes Ibn-i Malik sekiz, Safvan on bir rek € at 
bildirmi§tir. Bu rivayetlcr Resul-i Ekrcm Efendimiz’in ayn ayri 
zamanlarda kildiklari tehccciid namazlarina aiddir. Her Sahabi kendi 
gordugunij, bildigini habcr vcrdigi i^in aralarinda bir fark bulunmasi 
pek tabiidir. 

TERAViH namazi 

. ASR-I SaADETTE TERAVIH ! 

Ramazan-i §erifc mahsus olan teravih namazi da bir gece nama- 
zidir. Resul-i Ekrcm salla'lldhu aleyhi ve sellem tarafindan bu gece 
ibadctine “Kiydm-i Ramazan = Ramazan namazi ” unvani bah§edil- 
mistir 1 . Bu siyrct-i seniyyeyc tcbaiyyetle mczheb-i Hanefi’nin erkan-i 
erbeasindan bir riikn-i miihimmi sayilan, “ Hidaye ” metninde teravih 
bahsine : “ Ramazan namazi hakkinda fasil ” unvaniyle ba§lanmi§tir. 
Bir de Resul-i Ekrem Efendimiz’in Ramazan namazimn her 
dort rek'atinde bir miiddet istirahat buyurduklanm rivayet eden 
Ibn-i Abbas radiycCllahu anhumd , bu adet-i Nebeviyye’nin teravih 
namazindaki terewiih ve istirahatin ash ve mlistened-i aleyhi oldu- 
gunu da haber vermi§ olmasma nazaran bu 50k sevimli ve ne§ 3 eli 
ibadetimizin, en ziyadc §ohrct-§iar oldugu (Teravih namazi) unvani 
ile de ta sadr-i Islamdanbcri yad olunagcldigini anhyoruz 2 . 

Teravih namazimn cemaatle kihnmasi, rek'atlerinin muayyen 
bulunmasi, hatim simnctini haiz olmasi gibi hususiyyetleri bulundu- 
gundan gerek hadis, gerck fikih kitablarmda bu namaz, mesnun olan 
diger gece namazlarindan ayrilarak “ Kitabif s-Savm” in bir lahikasi 
halinde ve hususi bir babda zikredilmi§tir. Bizim i$in de teravihten 
KitabiiVSavm’da bahsetmek icab ederdi. Fakat biraz hadis ile me§- 
gul bulunan bazi kimselerin Ibn-i Abbas ile Hazret-i Ai§e’nin 
bu hadislerine ve bilhassa Siddika-i mu§ariin-ileyha’nm tercemesi 


* UUI ^15 : Jli y j Zi\ y* auI ul aLI j ^ if* 

[r»> 3 Ul-wwj.. l* 4 J jJU- J 

2 j* ci j-oj y j y* ois^ yy if} 

. U J-aJ fjA J f OU fj }f jO Ifi j ulT j • J 4*^ 


ASR-I SAADET’TE TERAVlH 


71 


(592) numara ile gelecck olan diger bir hadisine bakarak Resul-i 
Ekrem sekiz rek c atten ziyade teravih namazi kilmami§tir. Bundan 
fazlasi matlubu §ari c degildir, dedikleri duyuldugundan Resul-i 
Ekrem’in salat-i leyli hakkmda izahat vcrdigimiz §u sirada teravih 
namazinm §er c i vaziyyeti, cemaatle keyfiyyet-i edasi ve aded-i re- 
keati hakkindaki asar-i §erlfeyi bildirmeyi de muvafik bulduk. 

TERAviH NAMAZININ §ER c I VAZ ( iYYETi: 

Resul-i Ekrem Efendimiz’in bu namazi imamn bir §ubesi 
addetmi§ olmalan suretinde hulasa edilebilir. Resul-i Ekrem, Ra- 
mazan namazmi birkag gece miistesna olmak iizere miinferiden kil- 
maga devam buyurduklan gibi Ashabmi da: Her kim Ramazan’da 
teravih namazinm hak olduguna inanarak ve riya kan§tirmiyarak 
Allah nzasi igin kilarsa, onun ge^mi§ giinahlan bagi§lanir; diye te§vik 
buyururlardi. Bu hadisi, Buhari “ Nafile olan teravih namazmi kilmak 
imandandir ” unvaniyle a$tigi bir babinda zikretmi§tir. Teravih na- 
mazi kilmak imandan bir §ube addedildigi i$in Imam- 1 Ebu Ha- 
nife: “ Teravih , siinnet-i miiekkededir ” buyurmu§tur. 

Asr-i SaAdet’te kilinan teravih namazi ve B t J bABDAKI RtvA- 
yAt-i sahiha : 

1) Zeyd Ibn-i Sabit radiya'llahu anh' den Buhari’nin riva- 
yetine gore, Resul-i Ekrem salla'llahu aleyhi vesellem 1 Ramazan’da 
Mescid-i Saadet’te i*tikaf i^in hasirdan bir hiicre ittihaz etmi§ti. 
Ramazan-i §erifin a§r-i ahirinde birka$ gece buradan ^ikip cemaatle 
hem farz ve hem de teravih namazi kilmi§ti. Ahiren cemaatin teha- 
ciimunii goriince bir gece, yalmz yatsi namazmi kildinp, bu hasir 
odasma <jekilmi§, teravih i<jin 5ikmami§tir. Resftl-i Ekrem’in hoc- 
resinde sesi duyulntayinca uyudu zannedilerek uyansin ve ^lksin diye 
bazi Ashab okstirmege ba§ladi. Resul-i Ekrem <jikip intizar eden 
cemaate hitab ederek buyurmu§tur ki : Cemaatle teravih namazi 
kilmak hususunda sizde gordiigiim bu arzu ve i§tiyak daimidir. Fa- 
kat boyle cemaat halinde bu ibadete devam ederken teravihin farz 


1 -W - l 1 3 ij£l p+ j 4jlc auI ^ u* 

pU <j\ 1 yJ* j iLJ Ij-tii jr JIJ Ifi 

j! JljU : . pfJl si 

[ •! jj ] ftjjs&l "bM j 1^11 Juil jli . j ! ^bJl Ifl 1 pi b 


72 


TERAVlH BAHSl 


kilinmasindan ve farz kilindiktan sonra hepinizin an-cemaatin eda- 
sina muktedir olamamanizdan korkarim. Ey nas ! Bu namazi evinizde 
kiliniz. Farz namazlardan ba§ka siinnet ve nafile namazlan ki§inin 
evinde kilmasi daha faziletlidir. 

Cabir Ibn-i AbdiUah radiya'llahu anK ten Muslim’in riva- 
yetine gore Hazret-i Cabir, Resulullah sallaHlahu aleyhi ve sellem 
§oyle buyurdu demi§tir : Sizin biriniz farz namaz* mescidinde kil- 
dikta (ddnup evine gelerek siinnet, miistehab, kaza namazlarim evinde 
kilmak silretiyle) evini de namazin feyz ve bereketinden nasibedar 
kilsin. Cenab-i Hak onun namazindan, evinde feyz ii bereket yaratir K 

2) Buharfnin Hazret-i Ai§e’den rivayetine gore 2 Resul-i 
Ekrem Efendimiz’in boyle cemaatle teravih namazi kilmasi iki 
yahut u<j geceye nriinhasirdir. Hazret-i Ai§e demi§tir ki : Bir Ra- 
mazan gecesi Resul-i Ekrem, Mescid-i Saadet’te teravih namazi 
kildi. Ashab-i Kiram da kendisine iktida edip kildilar. Ferdasi gece 
de boyle cemaatle kildilar. Halk $ogaldi. Ugiincu veyahut dordiincu 
gece yine toplanmi§lardir. Fakat Resulullah sallctllahu aleyhi ve 
sellem o gece teravihe $ikmadi. Sabahleyin £ikip namazdan sonra : 
“Ey nas! Sizin cemaatle Ramazan namazi kilmaga olan fed id arzu ve ifti - 
ydkimzi goriiyorum . Benim if in de namaza fikmaga hif bir mani* yoktu. Yalntz 
boyle af in bir iftiyak ile devam edilerek iizerinize farz kihnmasindan y sizin de 
edasina muktedir olamamanizdan endife ettim ” buyurdu. Hazret-i Ai§e 
bu namaz hadisesi Ramazan’da vuku c bulmu§tu, demi§tir. 

3) Miislim’in Urve tarikiyle Hazret-i Ai§e’den rivayetindc 
daha fazla tafsilat vardir 3 . Bu rivayete gore, Hazret-i Ai§e demi§- 


1 j aJp Alii f* ^01 1 J Jli : Jl* aiiI •Zfr u* 

j T jj- j 401 i uli . Ja l-A-ai 4XxJ •Xt—a j 

2 iLJ j 4-1p Jji 1 4 $ l J JP 

UUJI 1LJ1I \ ^ . ^U1 j&j aLUJI ij* J — *0 ^ *3 *) . -wJLl j 

fj jJiJl Col j :J15 yi . <dp 401 1 f* J j*j p jl 

] dLatj j ilbj . £\-lp ul . ^-11 0* 

3 J 4-1p 401 i 401 1 Jj*4j ji 1(1* 401 1 iiJlp jl jwjJl {j ' & 

• diUj JU-j f*** Aawi l j if** 4 ^ 

. . 1 jL^ai . ^ ' j j aJp aI>I l ^ 4» 40i i cl >0 

ujii cjit y* 1 ^ . uuii u-ui j ju u >1 . jis ojjfh ^ui 

• ^ 4 ^->4 J Ajlp Alii All^ J J A*ll J>\ 


tir ki : Re 
kdrfmm§ti. 
truriu agizd 
ikinci gece 
Resul-i E 
irravih hal 
kin tehacii 
kildirdi. D< 
recede cerr 
gece teravi! 
cemaate dc 
fad-i hitab 
ernin sebeb 

4) Ta 

Gifari rat 
la&tlati mi 
saiialldhu a 
zkn-t §erifii 
hi<; bir gee 
nr f sonra 1 
gecenin bii 
z ;n dan al 
bize nama: 

in yim 
kildirdi. B( 
Siikda da 

Resal-i 

• nunla nai 
buyurdu. 
ahmti geo 
stiltisune 1 
yirmi yedi 
bun toplac 


JVj .'JLII 




ASR-I SAADErTE TERAVlH 


73 


atin eda- 
; cvinizde 
n ki§inin 

rin riva- 
r ve sellem 
inde kil- 
m evinde 
lasibedar 
yaratir K 
Resul-i 
Imasi iki 
Bir Ra- 
namazi 
iasi gece 
rdiincu 
altyhi ve 
\ sonra : 
m ve ifti - 
u- Talmz 
, sizin de 
-i Ai§e 

ayetinde 

demi§- 

P 

*u> 

• 4kJH (3 

* 

tj* 

u* 

Cr £> 

U 

pUI 


tir ki i Resul-i Ekrem teravih namazmi gece yansmda mescidde 
kildirmi§ti. Bir$ok kimseler de kendisiyle beraber kilmi§ti. Ferdasi 
giinii agizdan agiza Resul-i Ekrem’in ter&vih kildirdigi g&yi* olunca 
ikinci gece ^mescidde bir gece ewelkinden ziyade kalabahk vardi. 
Resul-i Ekrem bu gece de teravih kildirdi. Bunun ferdasi giinii ise 
teravih haberi daha ziyade §&yi c olmu§tu* Bunun i^in ii^iincii gece hal- 
kin tehacumii daha ziyade artmifti. Resiil-i Ekrem bu gece de 
kildirdi. Dordiincii gece artik Mescid-i Saadet istiab edemiyecek de- 
recede cemaat (jogaldi. Bunun tizerine Resul-i Ekrem dordiincii 
gece teravihe sikmadi. Yalmz sabah namazina <;ikip namazdan sonra 
cemaate donerek bir hutbe irad eyledi, §ehadetle ve (Emma ba c dii) 
fasl-i hitabi ile ba§ladigi bu belig hutbesinde gece teravihe $ikmadi- 
ginin sebebini, bundan ewelki hadislerde izah olundugu iizere anlatti. 

4) Tahavi’nin ve Siinen-i Erbaa sahiblerinin Ebu Zerr-i 
Gifari radiya'llahu anK den bu babdaki rivayetleri ise daha ziyade 
tafeilati muhtevidir. Ebu Zer Hazretleri demi§tir ki : Resulullah 
salla'llahu aleyhi ve sellem ile birlikte bir Ramazan oruc tuttuk. Rama- 
zan-i §erifin hitamina yedi giin kalmcaya kadar Resul-i Ekrem bize 
hi$ bir gece farzdan ba§ka namaz kildirmadi. (Yatsi namazim kildi- 
rir, sonra Hiicre-i Saadet’ine girerdi). Ayin yirmi ii^iincii gecesinde, 
gecenin bir siiliisii gegene kadar bize teravih nainazi kildirdi. Rama- 
zan’dan alti gece kalinca (yani Ramazan’in yirmi dordiincii gecesi) 
bize namaz kildirmadi. Ramazan’dan be§ gece kalinca (yani Rama- 
zan’in yirmi be§inci gecesi), gecenin yansi ge$ene kadar bize namaz 
kildirdi. Ben dedim ki: Ya Resulallah! Gecenin geri kalan yan- 
sinda da namaz kildirsaydiruz, (bizim iqin daha hayirli olurdu). 
Resiil-i Ekrem cevab olarak : Imam, namazi bitirinceye kadar 
onunla namaz kilmak biitiin geceyi namazla ihya etmek iqin kafidir, 
buyurdu. Ramazan’dan dort gece kalinca (yani Ramazan’m yirmi 
altinci gecesi) Resul-i Ekrem yine bize namaz kildirmadi. Gecenin 
siiliisiine kadar intizar ettik. Ramazan’dan tig gece kalinca (yani 
yirmi yedinci gece) Resul-i Ekrem, ehlini, kadinlanm ve Asha- 
bim topladi. Bize (biitiin gece) namaz kildirdi. (Namaz o kadar uzadi 


j&j { 4JU (amU) JUi JJi 






74 


TERAVIH BAHSt 


ki!) biz, sahuru ge$irecegiz zannettik. Bundan sonra Resulullah, 
Ramazan’m geri kalan gecelerinde bize namaz kildirmadi 1 . 

I§te buraya kadar nakil ve terceme ettigimiz Zeyd tbn-i Sabit, 
Ai§e, Ebu Zer radiycCllahu anhiim hadislerinden dgrendigimize gore* 
Resul-i Ekrem Efendimiz iki veyahut ii 5 gece cemaatle teravih 
namazi kilmi§lardir. Fakat boyle devam edilirse gitgide farz kilinir 
endi§esiyle cemaati birakmi§lar ve herkesin evlerinde miinferiden 
kilmalanni emretmi§lerdir. Zaman zaman da : “Kim ki, Ramazan'in 
§eref ve faziletine inanarak ve Allahu Tealffmn nzahm iileyerek Ramazan 
hatirasi igin namaz kilarsa, onun gepnij giinahlan bagiflanir 2 ” diye farz 
degil, nafile olarak miinferiden teravih namazi kilmaga te§vik ve ter- 
gib buyurmu§tur. 

AsR-I SAADET’TE KILINAN TERAVIHIN ADED-I REKEATI HAKKINDAKi 

AsAr-i §erife : 

Yukarida nakil ve terceme ettigimiz haberlerde Resul-i Ekrem 
salla'llahu aleyhi ve sellem tarafindan cemaatle kilman teravih namazi- 
nm ka<; rek'at oldugu bildirilmemi§tir. Bu ciheti a§agidaki ahadis-i 
§erifeden ogrenecegiz : 

1) Tercenicsi (592) rakamiyle gelecek olan Ai§e radiydllahu anha 
hadisinde goriilecegi vechile Restil-i Ekrem Efendimiz’in Ra- 
mazan-i §erifte kildigi teravih namazmm kemmiyyet ve keyfiyycti 
Hazret-i Ai§e’den soruldugunda Siddika-i mu§ariin-ileyha ceva- 
ben : Resul-i Ekrem’ in ne Ramazan’da, ne de sair gecelerde kil- 
digi gece namazlarinda on bir rek c at iizerine ziyade etmedigini bil- 
dirmi§tir. Bu hesabda 115 rek c at vitir namazi da dahil bulundugundan, 
Resul-i Ekrem’in kildirdigi teravih namazimn sekiz rek c atten iba- 
ret oldugu anla§ilir. - 


* b y y* j J j br* : Jli 

. b pJu yi £ JJM uJj b ^Ui . 'j*- jfJ$\ j* 

: JL as t «dji ah bJLU^l ! aiiii J_^-«* j b : cJat • JJ 3 I b ^li 

j> b ioi j\ cJi f y . uj f y j j* j^cj i j*# isi y*. j\ ji 

i o\ b j »»l — \ j < 1*1 iijbl y , JJH 

[ 1 j al \jj J aJu b pju £ ^ ; JU ? j * ; C-U 

2 jUa* j} y* j 4JU : jii aj\ Cfr aIi 1 j* 

[ aljj J U 4J Ubx^l j UU I Aa\j 


HULEFA-YI RAfJlDlN DEVRtNDE TERAVlH 


tlullah, 

i Sabit, 
ze gore, 
teravih 
’ kilirnr 
iferiden 
'nazan'in 
Ramazan 
iye farz 
ve ter- 

klNDAKI 

tkrem 

amazi- 

ifiidis-i 

ha anha 
in Ra- 
.-fiyyeti 
i ceva- 
dc kil- 
mi bil- 
mdan, 
n iba- 


if’ 

W !A 
*11 ^ 
*:Cif 


¥ 

uli 


75 


2) Ibn-i Hibb&n ile Ibn-i Huzeyme’nin Sahihlerinde Cabir 
radiya'llahu antf den, Resul-i Ekrem’in Ashab ile sekiz rek c at tera- 
vih, sonra da vitir namazi kildiklanm rivayet etmi§lerdir \ 

3) Ibn-i Ebi §eybe’nin, Taberani’nin, Beyhaki’nin Ibn-i 
Abbas’dan vakP olan rivayetlerinde ise Ibn-i Abbas radiya'llahu 
anhiima , Resul-i Ekrem’in Ramazan’da yirmi rek c at teravih kildir- 
digim bildirmi§tir 2 . Buhaber, Hazret-i Ai§eve Cabir rivayetlerine 
mugayir olmakla beraber bunun senedinde Ibn-i Ebi §eybe’nin 
biiyuk babasi Ebu §eybe Ibrahim Ibn-i Osman’in bulunmasi, 
bu zatin da ehl-i hadis nazarmda za'f-i rivayetle §aibedar olmasi, 
Ibn-i Abbas’in bu 50k kiymetli olan haberinin za c fmi mucib ol- 
mu§tur. A§agida izah edilecegi iizere nevakilin isbat ve istidlalinde 
hadis-i zaif kafi olmakla beraber za'fim izale edecek amel-i Sahabe 
gibi birtakim miieyyideler bulundugundan bu da mevzuumuzun 
medar-i istinadi olan haberlerden birisi oldugu muhakkaktir. 

HULEFA-Yi RA§IDiN DEVRiNDE TERAviH NAMAZI : 

Buhari, Sahth’ indc Ibn-i §ihab Ziihri’nin irtihal-i Peygam- 
beri’ye kadar teravih namazmin Asr-i Saadet’teki vaziyyeti, yukarida 
nakl ii terceme ettigimiz asar ve ahbar dairesinde cereyftn cttigini 
te c yid ettikten sonra Hulefa-yi Ra^idin devrindeki vaziyyetini §u 
suretle izah ettigini rivayet ediyor: 

Irtihal-i Peygamberi’den sonra Ebu Bekr ve kismen de Omer 
Ibn-i Hattab radiya'llahu ankuma zamanlarinda teravih namazi, 
Asr-i Saadet’te oldugu gibi miinferiden kihnmak suretiyle cereyan 
ctti. Bilahare cemaatle kilinmaga ba§landi. Urve’nin Abdurrah- 
man Ibn-i Abdii’l-Kari’ 3 den rivayetine gore, Abdurrahman 


1 ,jj\ f t oUSj ole J** ill ^ ^ J *^^5“ u* 

[ ic O'.' j 

2 OLi*J j ulT J Aul ill J (1)1 ill if) & 

[ j t? 1 C/} 

8 Kari, yanm te$didiyle “ Kare 99 kabilesine mcnsub demektir. Bu zat, Hazrct-i 
imer’in beytiilmAl emini idi. Bazilan Abdurrahman’in sohbet-i NcbevFyc nail 
binaaenaleyh Sah&be*den oldugunu rivayet etmi§lcrdir. Kendisinden Saib Ibn-i 
\'ezid , in rivayeti vardir. Sahib-i terceme de Omer ve Eba Talha’dan rivayet 
:mi§tir. Merviyyatr yetmi$ sekiz hadisten ibirettir. Ibn-i Main sikadir, der. 
sbn-i Sa c d, Abdurrahm&n’m seksen Hicri yilinda seksen ya^mda Medine’de 
ef&t ettigini bildirmi§tir (Huldsa ve Aynt). 


76 


TERAVlH BAHSI 


demi§tir ki : Bir Ramazan gecesi Omer Ibn-i Hattab radiycUllahu 
anh ile mescide gikmi§tik. Mescidde halk miinferid ve muteferrik bir 
halde teravih namazi kihyordu. Kimi kendi ba§ma yalmzca namaz 
kihyordu, kimi namaz kihyordu ve bunun namazina bir kisim halk da 
tebeiyyet ediyordu. Hazret-i Omer: oyle zan nediyo rum ki, bun- 
lan bir imam arkasinda toplarsam claha Ho§ olacak, demi§th Sonra 
azmetti. Ve hakikaten ferdasi gunu, Ubey Ibn-i Ka c b radiya'llahu 
anK i teravih imami ta^in edip cemaati onun arkasinda topladi. Tera- 
vih namazi cemaatle kilmmaga ba§landi. Ba§ka bir gece yine Omer 
Ibn-i Hattab ile mescide gikmi§tim. Nas, imamlan Ubey Ibn-i 
Kab c ile beraber namaz kihyorlardi. Hazret-i Omer, halkin dini 
bir vecd ile namaz kildiklarim gorlince : SpjlJI ^ = §u teravihin 

boyle cemaatle kihnmasi her vechile ne giizel adet oldti” diye sevincini izhar 
eyledi. Ve “ Fakat namazlanm gecenin sonuna te'hir edip de $imdi uyuyanlar , 
fimdi namaz kilanlardan daha ziydde haiz-i fazilettirler ” sozunii de ilave 
etti. Nas, teravihi gecenin ewelinde kilmakta idiler h 

Halkm boyle meserret iginde teravih namazi kildigim goriince 
Hazret-i Omer’in : “Bu teravihin cemaatle kiltnmasi ne giizel adet 
oldu ” sozii, teravihin cemaatle eda edilmesine te§vik ve tergibi rniite- 
zammmdir. Lisan-i Arab’da “Ni'me” kelimesi bir fi'l-i medihtir, bii- 
tun mehasini cami'dir. “Bi'se” kelimesi de birfil-i zemdir, buda bli- 
tiin mesaviyi cam^dir. 

Hazret-i Faruk’un vaz < edilen bu adet-i miistahseneyi bid‘at 
yad etmesi, bu namazin ne Asr-i Saadet’te, ne de Ebu Bekr zama- 
mnda cemaatle kilmmasina devam edilmemi§ ve gecenin ewelinde 
kihnmi§ olmasina ve aded-i rekeatimn da en sahih rivayete gore ziya- 
de edilmi§ bulunmasma mebnidir. 

Bid^at, aslinda Resulullah salla'llahu aleyhi ve selleni in zaman-i 
Saadet’inde mevcud olmiyan bir emri ihdas etmekten ibarettir. Te- 

1 I ^ .illi ^ j J 

it. *JJ* if vV* it) if J • \ {S +j jf j* j J ^ J* 

iLJ 4*1 ^ j if jjf' c^r : J15 tSjUJI if. x^- j* jytjfi 

J *- j bji jk> ^Ijjt tiU . Jl J 

j J* tfjl : jf JUi . Ja* J\ 

4aaJ 1 pju ; jf JU . bjL*y is <LJ ^ it, J f 

bjAjh 0I5j JjjUI >*T Sjj" bjAjh J* LfU JJlj . 

[ 0Ui«j Ja 


rivih nama: 
anda pek ta 
atlr teravih 
bcrkesin m 
Ekrcm’in i 
mtyc i§aret 
rfiireta bid c a 
Ebu I 
gok daha m 
i udiyyetini 
vc buyuk ha 
in ilk devr-i 
teravih nan 
gt-Iebilmi§ i 
Imam 
^ ctine gore 
ri*yi Ramas 
riben yuz i 
Ucale : 
Nehdi §oyl 
masina kara 
okutup igle] 
cede okuya 
emretti. 

Hazrc 
oldugu gib 
bir halde ! 
yiizer ayet 
vih kilmdi§ 
YineE 
tir. Hazre 
Siileymai 
Hazret-i 
da, erkekle 
kilmalarim 


1 Mirkd 


1 


■ z&ya'llahu 
rfcrrik bir 
ca, namaz 
m halk da 

i ki, bun- 

Sonra 
i&ya'llahu 
adi. Tera- 
ne 0 mer 
ty Ibn-i 
alkin dini 
'u ter dv thin 

ii ini izhar 
*\%yanlar> 

j de ilave 

l goriince 
gdzel adet 
;ibi miite- 
jhtir, bii- 
bu da bii- 

eyi bid c at 
kr zama- 
rwelinde 
pirc ziya- 

i zaman-i 
ettir. Te- 

4>' JU 
W- J 

s* 0* 
oUmj j 
V-i 

f <>. J' > 
J-i* Uj* j 


HULEFA-YI RA§lDlN DEVRtNDE TERAVIH 77 


ravih namazmin cemaatle eda edilmesi bid'atin bu umumi ma c na-‘ 
sinda pek tabiidir ki, dahil degildir. Qunkli Resul-i Ekrem cema- 
atle teravih namazi kildirmi§lardi. Ve bir mazeretle cemaati terkedip 
herkesin miinferiden evinde kilmalarim emretmi§lerdi. Resul-i 
Ekrem’ in irtihali lizerine boyle bir mahzur kalmami§ti. Bu miihim- 
meye i§aret i^in Aliyyti’l-Kari teravih namazmin cemaatle edasi 
sureta bid l attir, hakikatte degildir, adet demektir, diyor. 

Ebu Bekr radiya'llahu anh ise, hilafeti zamamnda teravihten 
50k daha muhim ijlerle me§gul bulunuyordu, tslam’in beka ve mev- 
eudiyyetini tehdid eden o $etm ve korkun^ irtidad gaileleri bu ilk 
ve biiyiik halifeyi ba§ka hi$ bir i§e baktirmami§ti, Hazret-i Omer’- 
in ilk devr-i hilafetini de kismen i§gal eden bu nevi gavailden dolayi 
teravih namazina sira ancak bu gaileler bertaraf edildikten sonra 
gelebilmi§ idi. 

Imam-i Malik’in Muvatta* da Saib Ibn-i Yezid’den riva- 
yetine gore Hazret-i Omer, Obey Ibn-i Ka ( b ile Temim Da- 
ri’yi Ramazan imami ta c yin etmi§ti. Saib, her rek c atte imamin tak- 
riben yiiz ayet okudugunu haber vermi§tir. 

Ucale’den naklen MirkaV ta bildirildigine gore, Ebu Osman 
Nehdi §oyle demi§tir : Hazret-i Omer, teravihin cemaatle kilin- 
masina karar verince kurradan U9 zati davet etti. Ve bunlara Kur’an 
okutup iglerinden sur c atli okuyana her rek'atte otuz ayet, orta dere- 
cede okuyana yirmibe§, agir okuyana da yirmi ayet okumalarmi 
emretti. 

Hazret-i Osman radiya’llahu anh zamamnda devr-i Faruki’de 
oldugu gibi teravihin cemaatle kilinmasina devam edilmi§tir. Hem 
bir halde ki, devr-i Faruki’de kihndigi gibi her rek c atte takriben 
ytizer ayet okunarak ve §iddet-i kiyamdan asaya ittika edilerek tera- 
vih kilindigim Beyhaki Saib Ibn-i Yezid’den rivayet etmi§tir. 

YineBeyhaki, Hi§am Ibn-i TTrve’dende $unu rivayet etmi§- 
tir. Hazret-i Omer, erkekleri Obey Ibn-i Ka'b’in, kadinlan da 
Suleyman Ibn-i Ebi Hasme’nin arkasinda ayn ayn toplami§ti. 
Hazret-i Osman zamamnda ise Halife-i mu§arun-ileyh kadinlan 
da, erkekleri de Ebu Hasme’nin arkasinda cem c etmi§ ve ayn ayri 
kilmalanna liizum gormemi§tir x . 


1 Mirkdt: C. 2, S. 674. 


78 


TERAvIh BAHSl 


Ali Murtaz a radiya'llahu anh de zamanmda halki bu mubarek 
namaza daima te§vik etmi§ ve : “Allah, Omer'in kabrini nurlandirsm, 
nasil ki Omer, mescidlerimizi terdvihin feyziyle nurlandirip jereflendirdi ise ” 
diyerek teravih namazinin Ramazan-i §erife ve meabid-i muslimine 
hususi §ercf bah§ettigini bildirmi§tir l . 

Yine Hazret-i Ali’nin ashabindan §ubriime I\n-i §ekiP- 
den Beyhaki’nin rivayetine gore, mu§ariin-ileyh hazretleri Rama- 
zan’da imam olup nasa be§ terviha ile yirmi rek*at teravih namazi 
kildirmi§tir 2 . Yine Hazret-i Ali, ashabindan birzatada yirmi rek‘at 
teravih kildirmasini emrettigi “Veki*” den nakledilerek “Mugni” 
de bildirilmi§tir 3 . 

Abdullah lbn-i Mes c ud radiya'llahu anh gibi eazim-i Ashab 
da bizzat imam olup teravih kildirmi§lardi. Muhammed Ibn-i 
Nasr-i Mervezi’nin Zeyd Ibn-i Vehb’den rivayetine gore, 
Zeyd demi§tir ki : Abdullah Ibn-i Mcs € ud Ramazan’da imam 
olup bize teravih kildirdi. Namazi bitirip de evimize dondiigumuzde 
heniiz §afak atmami§, fakat 90k yakla§mi§ bulunurdu. A de : 
Ibn-i Mes'ud yirmi rek c at teravih ve 119 rek'at vitir namazi kilardi, 
demi§tir 4 . 

HuLEFAY- 1 RA§iDIN DEVRINDE K1L1NAN TERAViH NAMAZININ ADED-i 
REK C ATI IIAKKINDAKi RIVAYETLER : 

Ibn-i Hacer, Hulefa-yi Ra§idin devrinde kilinan teravihin 
yirmi rek‘at oldugunda Ashab’in icmai vardir, diyor. Yalmz Imam-i 
Malik’in Saib Ibn-i Yezid’plen rivayet ettigi on bir rek‘at riva- 
yeti vardir ki, bu da devr-i Farukfde teravihin cemaatle kilmmaga 
ba§ladigi ilk giinlere aid bulundugundan teravihin yirmi rek'atte 
kesb-i istikrar ettigi muhakkaktir. Ashab ve Tabiin’den yirmi rek'at- 
ten fazla kilanlar da bulundugunu a§agida gorecegiz. Nevafilde zi- 
yade i$in bir had olmadigindan bu haberlerin mevzuumuzla tezad 
te§kil etmiyecegini §imdiden kaydederek yirmi rek'at hakkindaki 
rivayetleri bervech-i ati nakl ve terceme ediyoruz : 

Omer radiya'llahu anh zamanma aid olmak uzere me’sur olan 
rivayetler Tabii ricalinden Yezid Ibn-i Ruman ile Ashab’dan 

4 £ jjj 15 ***.,«* l ^ j$* d* jli 

2 Mirkdt C. 2, S. 174. 

3 Ayni: C. 3, S. 598. 

* Ayni: C. 5. S m 35 6 . 


Saib Ibn 

Turuk-i riv 

1) tmi 
man’dan n 
Was, Omer 
yirmi iif rek\ 
namazi olac 
ft- vtetmiyerc 
•mrargir oldh 
namazinin sa 
rne-i Hand 
kaydediyor. 

Ger<;i 

igin teravih 
Ibn-i Ru: 
nnda emar 
mi§tir. Fak 
Siazarati, rr 
bir beis go: 
dendir. A1 
Kendisinde 
radan Naf 
“lbn-i Ru 
hadet etmi 
ihticac edil 
Ibn-i Hu 
ticacda zik 

2) Be 
tine gore S 

1 JkL 

2 Saib 
deri Yezid 
ya§mda idi. 
re’de vefat e 
cttiginden he 
Sa*d Tabak 
son vefat ed 


hulefA-yi rA§1d!n DEVRfNDE terAvIh 


19 


i mubarek 
zaflandirsin, 
hndirdi ise ” 
muslimine 

-i §ekil’- 
eri Rama- 
ib namazi 
irmi rek'at 
6 ' Mugni” 

m-i Ashab 
rd Ibn-i 
tine gore, 
fda imam 
tugumuzde 
f me§ de : 
azi kilardi, 

HIS ADED-I 

teravihin 
t Imam-i 
rk*at riva- 
kllmmaga 
n rek'atte 
mi rek'at- 
vifilde zi- J 
izla tezad 
i^kkindaki 

c'sur olan 
Alhab’dan 

JJ 


Saib Ibn-i Yezid radiya'llahu anhiimd'ya miintehi olmaktadir. 
Turuk-i rivayati cihetiyle ikinci birinciden daha kuwetlidir. 

1) Imam-i Malik’in “Miivatta*” inda Yezid Ibn-i Ru- 
man’dan munkati* bir isnad ile rivayetine gore, Ibn-i Ruman: 
“Nas y Omer Ibn-i Hat tab radiy a!lldhu anh zamamnda Ramazan namazmi 
yirmi iif rekcat kilardi ” demijtir 1 . Beyheki: Bu 115 rek c at ziyade, vitir 
namazi olacaktir. diyor. Aliyyii’l-Kari de tamam sirasinda firsat 
fevtetmiyerek : “Bu iif rek'atin vitir namazi olmasiy devr-i SahabVden son 
karargir oldugu iizere vitir namazmin bir degil, iif rek 'at olduguna ve vitir 
namazinin saldt-i leylde dahil olmadtgina vazihan delalet eder ” diyerek dim- 
med Hanefiyyenin vitir namazi hakkindaki ictihadlarinm isabetini 
kaydediyor. 

Ger^i Ibn-i Ruman, Hazret-i Faruk devrine yeti§medigi 
i^in teravih hakkindaki bu rivayetinde inkita* vardir. Ve bu haberini 
Ibn-i Ruman miirselen riv&yet etmi§tir. Irsal ise ehl-i hadis naza- 
nnda emare-i za'ftir. Hatta Imam-i §afii miirselat ile amel etme- 
mi§tir. Fakat Ebu Hanife, Malik, Ahmed Ibn-i Hanbel 
hazarati, milrsil sika olmak §artiyle haber-i miirsel ile amel etmekte 
bir be is gormemi§lerdir. Yezid Ibn-i Ruman ise sikat-i Tabiin’- 
dendir. Abdullah Ibn-i Ziibeyr’den, Urveden rivayet eder. 
Kendisinden de Gerir Ibn-i Hazim, Ibn-i Ishak, eimme-i kur- 
radan Nafi < gibi giizide zevat rivayet etmi§lerdir. Ibn-i Sa‘d de : 
“ Ibn-i Ruman dlimdiry sikadir , kesirifl-hadistir ” diye sidk u adline §e- 
hadet etmi§tir. Binaenaleyh Ibn-i Ruman’in bu haberi ile pekala 
ihticac edilir. Nasil ki kutiib-i Hanefiyye’de ezciimle Fethifl-Kadir'de 
Ibn-i Humam, ibtida Ibn-i Ruman’in bu haberini makam-i ih- 
ticacda zikretmi§tir. 

2) Beyheki’nin, Siinen’inde Saib Ibn-i Yezid 2 den rivaye- 
tine gore Saib: “Biz, Omer Ibn-i Hattdb radiya'llahu anh zomamnda 

1 J j* y*} j olT : JlS lf\ J* <£ jj 

[ jrJjtJl j sLt'&i 

2 Saib Ibn-i Yezid radiya'llahu anhuma Sahabi oglu Sahabi’dir. Saib, pe- 
dcri Yezid ile beraber Haccetli’l-Veda’da bulunmu$tur. O zaman Saib yedi 

a$inda idi. Hicret’in seksen alti vey&hut doksan bir tarihinde Medine-i Miinewe- 
re*de vefat etmi$tir. Sehl Ibn-i Sa‘d de Medine’de doksan bir tarihinde vefat 
* ttiginden her ikisinin de Medine’de son vefat eden Sahabi olmasi icab eder. Ibn-i 
Sa*d Tabakdt ’inda Saib’in tarih-i vefati ihtilafhdir. Sehl ise bila-hilaf'Medine’de 
'.on vefat eden Sahabi’dir, demi§tir. (Huldsa: 113, 133J. 


80 


TERAVlH BAHSt 


yirmi rek'at teravih ile vitir namazi kilardik ” demijtir. Ncvevi, Hulasa * da kiyamir 

bu haberin isnadi sahihtir, demigtir 1 . linde te 

3) Abdiirrezzak, Musannef' inde Muhammed Ibn-i Yu- ^ 

suf tarikiyle yine Saib Ibn-i Yezid’den §oyle rivayet etmi§tir : olan ri\ 

Saib: “ Omer Ibn-i Hattab, Ramazan'da Obey Ibn-i Ka l b He hndigid 

Temim DarVyi yirmi bir rek'at kildirmak iizere nasa imam ta'yxn etmifti . 

Bunlar , her rek c atte yiizer ayet mikdarx okuyarak teravih namazi kildinr ve vayeti t 

fecrin tuluunayakin mescidden dagihrlardi ” demi§tir. Ibn-i Abdi’l-Ber, haye te 

bu bir rek c at vitir namazidir, demi§tir 2 . eylemi§l 

4) Ibn-i Abdi’l-Ber de Haris Ibn-i Abdirrahman. tar!- , 

kiyle gelen rivayette Saib Ibn-i Yezid’in: “ Omer Ibn-i Hattab ^ ka™ e 

zamamnda (Ramazan namazim) yirmi iic rek'at kilardik ” dedigini riva- 

• • 1 .. , A1J .. muvafikl 

yet etmistir. Ve bu uq rek‘at ziyade vitir namazma mahmuldur, . 

, . . „ • emretmis 

demijtir •% 

Bu son iki rivayet ki, yirmi bir ve yirmi 115 rek'at rivayetleridir. 

Iraki: “ Bunlar daki yirmi iizerine zdid olan rek'atlerin tevcihinde Ibn-i 

AbdV l-Ber isabet etmistir. Qlnkii Yezid Ibn-i Hasife tarikiyle Saib ycttt d< 

Ibn-i Yezid’den Hazret-i Omer zamamnda yirmi rek'at teravih namazi Iraki. 

kilindigi , vitir namazi kan$ixrxlmiyarak rivayet edilmiftir ” diyor. oldugu, 

bildirm 

YiRMi REK'ATTEN AZ RiVAYETLER ! g) 

1) Imam-i Malik’in Muvatta * da yine Saib Ibn-i Yezid’- rivayeti 

den diger bir tarik ile rivayetinde Saib radiya’llahu anh demijtir ki : gimiz / 

Omer radiya’llahu anh U bey Ibn-i Ka c b ile Temim Dari’yi Ra- re’yi ok 

mazan’da nasa on bir rek'at kildirmak iizere teravih imami ta'yin imamir 

etmi§ti 4 . Imam her rek‘atte takribi olarak yiiz &yet okurdu. Hatta g u 

Kesret- 

1 Cf m j * Jr*J ci {J** kf : JU -by if ^JLJ! J Jt-Ji &JJ 

[ y XaJ 1 J JU • J y if j~*i ^ J 1 i 

2 if J* j! -U> if UjJU Jl JH-Jh J jl\ -Up La*jl Jp 

J jrjlllj . iSj if~ jt* J Jp J* j if jl Jp oUi-j j J 

[r 0 v 0 : ot Jp jJlajP if \ Jl* j . £>lUi J J * 

2 : JU j if uJUl if* if -Up if jlkl gjj * *JUp Jl# V • 

[ j S 2 * ] ol Jp J IjU jJI -Up J/l JU . 4*5 ** j if^jZ* j jjf 4^p Jp [ ) V 

4 Aliyy-i Kart : “ Hazret-i Obey ile Temim DdrVye munavebe ile ktldmrlardi, 2 u 

ydhut teravih rek l atlerinin bir kxsmim birisi , bakisini de obirisi k\ldirmi§ olacakttr. Qunkii 
kadinlar if in de Suleyman tbn-i Ebi Hasme'yi imam tayin etmifti” diyor. 


Feridtm KliTUGBUL 
K i t a p 1 i g i 

HULEFA-YI RA§lDlN DEVRlNDE TERAVlH 81 


kiyamiri uzamasindan dolayi biz, asaya dayamrdik. Ve fecrin ev&i- 
linde teravihten anca dagilabilirdik \ 

Ibn-i Abdi’l-Ber: Bu on bir rek c at rivayeti vehimdir, sahih 
olan rivayet Hazret-i Omer zamanmda teravihin yirmi rek c at ki- 
hndigidir, diyor. Fakat bu on bir rek'at rivayetinin senedi sahih oldu- 
gunu nazari dikkate alarak Aliyy-i Kari de diyor ki: Bu on bir ri- 
vayeti teravih kilinmaga ba§landigi ilk gecelere aid olacaktir. Enni- 
haye teravih namazi yirmi rek'at olarak kesb-i istikrar ve kat'iyyet 
eylemi§tir. 

Beyheki de: “Bu on bir rek'at rivayeti Hazret-i Aife'nin : Resdl-i 
Ekrem'in salat-i leyli hakkinda : Restil-i Ekrem ne Ramazan' da> rude 
ba$ka gecelerde on bir rek'at iizerine ziydde etmemiftir , s&retindeki rivdyetine 
muvafiktir . Fakat bu on bir rek c at kihnmasini Hazret-i Omer ilk gecelerde 
emretmifti . Sonra yirmi rek c at tekarriir etti” demi§tir. 

2) Gerek hadis ve gerek fikih kitablannda Muhammcd Ibn-i 
Ishak tarikiyle yine Saib Ibn-i Yezid’e miintehi olan bir riva- 
yette devr-i Faruki’de on tig. rek'at kihndigiru da goriiyoruz, Fakat 
Iraki: Bunun da cemaatle kilinmaga ba§landigi ilk zamanlara aid 
oldugu, bilahara yirmi rek'atte teravih rekeati tekarriir ettigini, 
bildirmektedir. 

3) Imam-i Malik’in, me§ahir-i Tabiin’den A € rec tarikiyle 
rivayetinde mu§ariin-ileyh demi§tir ki : Bizim, zamanlanna yeti§ti- 
gimiz Ashab ve Tabiin devirlerinde imam sekiz rek'atte sure-i Baka- 
re’yi okurdu. Eger imam sure-i Bakare ile on iki rek c at kildinrsa n&s, 
imamm kiraati tahfif ettigine hlikmederdi 2 . 

Bu rivayet teravih namazimn rek^tini tesbit ve takrir etmiyor. 
Kesret-i kiraati temsil i^in sekiz ve on iki rekcat zikrediliyor. Yirmi 

1 Ot 1 J If tit K* J* J + 1 B :Jl5 JU> w-JUJI & 

LaJI ^ JU UT JI*- * 1 ji ^jLa)! o\£j . 5 OLi * J j U jli 

* 4 JUI j aUI j\ j» j [ dJL «ljj ] <j Vt li • J>U J* 

* <j*t Jl5 . t 

V . VI > -objjl y N *1 VJ . yu> V* 

[ ) v t ^ * y ^ J>iJt ^ ^ jt j 

2 S'j otx S j*J! 01$"* ^klt U ! Jl* ^^t ^ 

£ dill* *tj j J -iii <lt ^1 j <mS' j • ^ . W*** pb til j 

F.: 6 


82 


i 


TERAvlH BAHSt 


rek‘atten noksan olan rivayetlerin devr-i Faruki’de cemaatle teravih 
kilinmaga ba§ladigi ilk giinlere aid oldugunu, muahharcn teravih 
yirmi rek'atte kesb-i istikrar eyledigini gerek ehl-i had is ve gerek 
fukaha miittehidu’l-lisan olarak bildirmi§lcrdir. 

Osman ve All radiya'lldku anhiima * nin zaman-i hilafetlerinde de 
yirmi rek f at kihnmaga devam edildigini Abdullah Ibn-i Mes'ud 
gibi eazim-i Ashab’m yirmi kildiklan ve boyle kilinmasmi emrcttik- 
lerini yukanda g6rmii§tuk. §arih Ayni: Ashab-i Kiram’dan hi$ bir 
muhalif bulunmaksizin Obey Ibn-i Ka c b radiya'llaku anh\cn sabit 
olan rivayet de bu suretle bulundugunu bildirmektedir. 

Hulefa-yi Ra§idin devrine aid viicuh-i rivayati da buraya kadar 
gormii§ bulunuyoruz. Hulefa-yi Ra§idin dahil oldugu halde Ashab-i 
Kiram’in teravih namazma gosterdikleri dcrin alakaya* bakarak 
Saib Mugni: “• jU-VIT = Artik bu (okluk Hulefa-yi Ra$idin dev- 
rinde yirmi rek'at teravih kilindigi hususunda Sahdbe'nin icmdi derecesinde 
bir kuvuettir” dcmi§tir (Ayni). 

Ibn-i Hacer de tcravihin yirmi rek'at olduguna Ashab’m icmai 
ile istidlal edilmelidir, demi§tir (Mirkat). 

Nevevi de: Ashabimiz eimmc-i §afiiyycnin ittifak ettiklcri cihet, 
teravih namazinda cemaatin efdal oldugudur. Fakat birtakim ehl-i 
ilim, cemaat ve aded-i rekeatin yirmi oldugunda Ash&bhn icmai bu- 
lundugunu, kabul etmi§tir, diyor. 

Bcyheki, teravih namazinda Ashabin kaffesi ccm' olmami§tir 
ki, icma < bulunsun. Belki ekserisi bulunmu§tur, diye icma* iddiasina 
muhalefet etmi§tir. Filhakika Ibn-i Omer gibi bazi zevatin tehalliifu 
rivayet edilmi§tir. Bu cihctlc istilah-i fikhi iizere iema* olmasa bile 
sahib-i MiignVvnn dedigi gibi iema^ derecesinde bir ckseriyyct bulun- 
dugu ilmi bir miitearefe halinde kabul edilmi§tir. 

Bir hulasa : 

Teravih bahsinin ibtidasindanberi tarihi bir silsile takib edcrek 
gerek Asr-i Saadet’e, gerek Hulefa-yi Ra§idin devrine aid olmak 
iizere miitalea ettigimiz rivayetlerden ogrendiklerimiz ye bunlann 
delalet ve ir§adi ile vasil oldugumuz ncticeler §unlardir : 

i) Resul-i Ekrem Efendimiz Hazret-i Ai§e rivayetine 
gdre vitir namaziyle on bir rck'at ramazan namazi (teravih) kil- 
mi§tir. Vitir namazi i^in 115 rck‘at tarli ve tenzil edilince teravih i$in 


HULEFA,YI RAsiDlN DEVRtNDE TERAVtH 


83 


sekiz rek'at kalir ki, bu aded, Hazret-i Cabir’in Resul-i Ekrem 
tarafmdan ramazanda kildirilan teravihin sekiz rek c at oldugu hak- 
kindaki rivayete tamamiyle muvafiktir. Ve bu iki rivayet sahihtir. 
Resul-i Ekrem Efendimiz’in yirmi rek'at kildiklari da Ibn-i 
Abbas’dan rivayet edilmi§tir. Fakat bu haberi senedinde goriilen 
za c ftan dolayi ehl-i hadis taz'if etmi§tir. Bununla beraber biz me* 
dar-i istinad birtakim miieyyideleri h&iz bulundugundan bununla 
da a§agida ihticac edecegiz. 

2) Resul-i Ekrem, ramazanda ii$ gece Ashabina cemaatle 
namaz kildirmi§tir. Fakat farz kilinir dii§iincesi ile cemaati biraktik- 
larmi bildirerek herkesin miinferiden evinde kilmasini emretmi§tir. 
Bu i'tizar ve tavsiye-i Nebeviyye : “Ashdbim! Eger boyle bir dii§iince ve 
endive olmasaydi teravih namaztm cemaatle kildirmaga devam ederdim ” 
demek oluyor. 

3) Cemaatle teravih namazi kilinmasi, devr-i Farukfde te’sis 
edilnyjtir. (Jiinkii vefat-i Nebevi iizerine farz kilinmak gibi bir mah- 
zur kalmami§ti. Ashab-i Kiram bu te’sise miictemian, fi'len ve kav- 
len i§tlrak ve muvafakat etmf§lerdir. Aded-i rekeati da yirmi olarak 
beyne’l-Ashab takarriir etmi§tir. 

4) §u halde Ebu DaTHjd’un tahric ettigi: *UUJI i- j 

« 0 = Ashabim ! % Benim siihnetime , benden sonra da Hulefa-yi Ra- 
idin' in siinnetine ittiba c ediniz , ittiba* etmek vacibdir 55 ferman-i Nebevisi 
bizi, Hulefa-yi Ra§idin’in siinnetine davet etmektedir. 

5) Ramazan-i §erifte sekiz rek‘at teravih ve ii<j rek c at vitir na- 
mazinin cemaatle kilinmasi rivayet-i sahihaya miistenid fi‘l-i Nebevi 
ile sabit bir siinnet-i scniyyedir. Esas i'tibariyle siinnet, ya Resul-i 
Ekrem 5 in devam buyurduklan veyahud devam ederken bir maniin, 
bir ozriin araya girmesi ile terkettigi umurdur. Bu sekiz rek'atin list 
tarafi ile beraber yirmi rek'at olmasi, Hulefa-yi Ra§idin 5 in siinnetidir 
ki, miistehab unvan-i fikhisi ile yadolunur. Diger taraftan Resul-i 
Ekrem tarafmdan yirmi rek‘at kilindigma dair de Ibn-i Abbas 
radiya'llahu anhiima' dan gelen bir rivayet vardir ki, senedinden dolayi 
ehl-i hadis tarafmdan taz c if edilmi§tir. Fakat bir^ok fukaha onunla 
ihticac ettiklerinden bu rivayete gore yirmi rek'atin de fi c l-i Nebevi’ye 
miistenid siinnet-i seniyye oldugu sabit olur. Her iki cihetin de fukaha 
icjin medar-i ihticac ve istinad oldugu a§agida suret-i istidlalleri ile 
beraber goriilecektir. 


84 


TERAvIH BAHSt 


TaBII DEVRINDE TERAVIH C 

Tabii devrinde yirmiden az rek c atle teravih kihndigina dair hig 
bir haber nakledilmemi§tir. Ibn-i Ebi Miileyke, H&ris-i Heme- 
dani, Ata> Ibn-i Ebi Rebah 1 , Ebu Buhtiiri, Hasan-i 
Basri’nin karde§i Said-i Basri, Abdurrahman Ibn-i Muham- 
med Ibn-i Ebi Bekrve daha bu tabakada birgok rical-i Tabii, 
Hulefa-yi Ra§idin ile Ashab-i Kiram gibi, teravihi yirmi rek'at olarak 
kabul ve iltizam etmi§lerdir. 

Ibn-i Abdi’l-Ber Istizkdr’ inda Esved Ibn-i Yezid’in kirk 
rek‘at teravih ile yedi rek‘at vitir namazi kildigini rivayet etmi§tir. 
Ziirare Ibn-i Evfa ile Said Ibn-i Ciibeyr’in de otuz sekiz 
rek c at teravih ile u$ rek c at vitir namazi kildiklan riv&yet edilmi§tir. 
Tirmizi, ehl-i Medine’nin vitir ile beraber kirk bir rek c at kildikla- 
nm rivayet etmi§tir. Muhammed Ibn-i Nasr’in Ibn-i Eymen 
tarikiyle Imam-i Malik’ten rivayetine gore, Imam-i Malik: 
“Ramazan* da miistehab olan teravih namazi otuz sekiz rek'attir. Bu otuz sekiz 
rek'at imam ile kihndiktan soma bir rek'at deyine cemdatle vitir namazi kilt - 
mr” demi§tir. Muhammed Ibn-i Nasr: “Bu suretle teravih ve vitir 
namazmin kihnmasi ( Harre 2 ) vak c asindan evvel ba$lamt$ti. Yiiz bu kadar 


1 Ata* Ibn-i Ebi Reb&h, kib&r-i Tabiin’dendir. Mekke’nin fakihi ve muf- 
tisi idi. Ibn-i Abb&s radiya'llahu anhumd ’ nm vefatmdan sonra Mekke’de riyaset-i 
ilmiyye, Ata’nin §ahsinda tekarriir etmi$tir. Hatti Ibn-i Abbas Hazretleri 
sagliginda kendisinden dini mes’eleler soruldugunda : Ey Mekkeliler! Aranizda 
Ata * gibi bir alim varken benim ba$ima neye toplaniyorsunuz, der idi. Abadile-i 
erbaa’dan, tlsame Ibn-i Yezid’den, Hazret-i Ai§e’den, EbU Hiireyre’den, 
Ommii Seleme’den radiya llahu anhiim hadis riv&yet etmi$tir. Kendisinden de pek 
50k Tabii riv&yet etmi§tir. I mdm-i Ebu Hanife, Ata*dan faziletli bir alime rast- 
gelmedim, der idi. Atk*, $ahsen £olak, §a$i bir Habe§£ idi. Fakat ibnen ve ahlakan 
haiz oldugu fazileti, ona, uldm-i Isl&miyye tarihinde sahifeler ayirmi$tir. Yetmi$ten 
fazla haccetmi^tir. Hazret-i Osman’jn devr-i hilafeti sonlarmda dogmu§ ve yiiz 
on dort veya yiiz on be$ tarihinde Mekke’de vefat etmi§tir (Ayni: C. 1, S. 519 ve 
Hulasa: 125). 

2 Kamiis miitercimi Asim Mol la (Harre) kelimesinde §u izahi veriyor : Harre, 
zahir-i Medine’de taht-i v&kimda bir mevz’dir ki, anda ikinci Emeviyye hiikiimr&ni 
olan Yezid vaktinde bir vak*a olmu$tur. Yezid tarafmdan Nehb-i Medine ve isti- 
sal-i Ashab i5in Mesleme Ibn-i Ukbe vanp hesaret-i kiilliye cesaret eylemi$tir. 

Ibn-i Hacer Heytemidebu zuliim ve i c tisdf sirasinda Mescid-i Saadet’tfe 
ez&n okunamami§ bulundugundan Hiicre-i Saadet’ten ezan sesi yiikseldigini rivi- 
yet ederek Restil-i Ekrem’in Merkad-i Mub&rekinde ebedi bir hay&ta mazhar 
bulunduguna istidlal ediyor. 


ElMME-I MUCTEHIdInIN ICTlHADLARI 


85 


sene evvelden , zamammxza kadar Mediae’ de ve chl-i Medine arasinda cart 
olagelen bir adettir” demi§tir. Fakat I mam-i Malik’ten rivayet olunan 
kavl-i me§hura gore teravih otuz alti rek c attir. t)g rek'at vitir namazi 
ile beraber otuz dokuz olur vetbn-i Eymen rivayeti ile kavl-i me§- 
hur arasmda adedce miisavat bulunur. Yalmz Ibn-i Eymen riv&- 
yetinde vitirin iki rek c ati, teravih rek^ti ile cem c edilmi§tir. Elyevm 
ehl-i Medine’nin ameli otuz alti rek'at teravih ve u$ rek c at vitir na- 
mazi olmak iizere caridir. 

TERAviH HAKKINDA EIMME-i MU CTEHiDININ VE FUKAHANIN AKVAL 

ve icTiHAm : 

Ibn-i AbdiT-Ber diyor ki : Ciimhur-i ulemanm mezhebi 
teravih namazinin yirmi rek c at oldugu merkezindedir. Eimme-i 
Hanefiyye ve §afiiyye’nin, Hanbelilerle ekser-i fukahamn mezhebleri 
budur. Ibn-i AbdiT-Berr’in fukahayi ekseriyyetle takyid etmesi, 
Malikiler indinde teravihin otuz alti rek'at olmasina mebni olsa gerek. 

Teravih hakkinda eimme-i metbuinden hiq birisi teravih namazi 
i^in yirmiden noksan bir aded ihtiyar etmem^tir 1 . Ve en kuwetli 
sozii akdemii’l-eimme Ebu Hanife Hazretleri soylemi§tir. As&r-i 
hadisiyye ve » fikhiyyeden her hangi birisi miitalea olunursa teravih 
bahsinde muhakkak Imam Ebu Hanife’nin bu kuwet ve kat c iyyet 
ifade eden sozlerine tesadiif edilir. “Ihtiyar” dan nakledilerek kaydo- 
lunduguna gore Imam-i Ebu YClsuf, iistadi Ebft Hanife Hazret- 
lerine teravih namazinin hukmiinu veHazret-i Omer tarafindan 
ne gibi bir del ile istinad edilerek bu namazin yirmi rek'at olmak ve 
cemaatle eda edilmek sftretiyle ortaya konuldugunu sormu§tu. Haz- 
ret-i iistad cevaben 3emi§tir ki : Teravih namazi hi£ §iibhesiz bir 
sfinnet-i miiekkededir. Hazret-i Omer bu namazin an-cemaatin 
ve yirmi rek*at kilmmasmi, ne ictihad-i zatisi ile tilka-i nefsinden 
$ikarmi§tir, ne de Asr-i Saadet’te cari olmiyan bir emr-i diniyi or- 
taya koymu§ bir miibtedi^dir. Elbette Omer bunu, kendisince ma c - 
lum olan bir asl-i §er c iye ve bir vasiyyeti Nebevi’ye istinad ederek 
emretmi§tir 2 . 


1 h* r ^ 11 * 

2 ^ l JUw . Li j U dL* lii ol ! S ^ 

[ J 13* ] ^ S* o* 


86 


TERAVlH BAHSI 


] 


Hazrfct-i Faruk’un, hakki batildan, Siinnet’i bid'atten tefrik 
hususundaki miistesna kudretini ve emr-i dindeki derece-i ihtimami- 
m, miikerreren vahye tevafuk eden, isabet-i nazar ve ictihadmi pek 
iyi takdir eden Ebu Hanlfe Hazretleri, her halde Hazret-i 
Omer’in bu teravih i§ini de gerek cemaat, gerek yirmi rek'at kilin- 
mak hususlarmda bir asl-i ^er'iye ve Cenab-i Peygamber’den telakki 
ettigi bir ahd ve vasiyyctc istinad ettirmi§ oldugunu kabul ederek 
yirmi rck'atinin de fi c l-i Pcygamberi’ye miistenid siinnet-i miiekkede 
olmasini mantikan zaruri bulmu§tu. Bu cihetledir ki, gerek Hanefi 
ve gerek §afii fukahasindan bir kismi, teravih namazimn yirmi rek c a- 
tinin de fi c l-i Nebevi ile sabit Siinnet-i Seniyye oldugunu kabul ederek 
Ibn-i Ebi §eybe’nin ve emsali ehl-i hadisin rivayet ettikleri Ibn-i 
Abbas hadisi ile istidlal etmi§lerdir. §u kadar ki, ehl-i hadis tarafin- 
dan bu Ibn-i Abbas hadisi iki suretle taz‘if edilmi§tir : i) Senedinde 
Ibn-i Ebi fjeybe’nin ccddi Ibrahim Ibn-i Osman’in bulun- 
masi, 2) Rivayat-i sahiha’ya zahiren mugayir olmasi. Bu rivayete 
istinad edebilmck i^in bu iki ukdcnin (joziilmesi icab eder. 

Ibn-i Abbas hadisinin bu suretle taz'if edildiginden korkan 
Zeylai, Ibn-i Hiimam, Siiyuti, Ziirkan i gibi birtakim namdar 
ulema, bu hadise istinad etmiyerek teravihin sckiz rek^tinin yukanda 
ge^en Ai§e ve Cabir radiydUlahu anhuma hadisleriyle sabit ve fi c l-i 
Peygamberi’ye miistenid siinnet-i Ncbcviyye oldugu, on iki rek'atin 
de siinnet-i Sahabi bulundugu zemininde bir istidlal tariki takib et- 
mi§lcrdir. Biz burada her iki tarik-i istidlali takrir edecegiz. Ve ewela 
yirmi rek'at hakkmdaki Ibn-i Abbas hadisinin senedindeki zaTtan, 
Hazret-i Ai§c ve Cabir hadislerine mugayeretinden gelen §iibhe- 
leri izaleyc t;ali§acagiz. Sonra da obiir tarik-i istidlali te§rih edecegiz. 
Birinci cihet hakkindaki tedkikalimiz, bervech-i atidir: 

1) “ Keififl-Gumme ” de gordiigiimiiz Ibn-i Abbas hadisinin 
metni daha ziyade tafsilati muhtevi bulundugundan her §eye takdi- 
men bunu miitalea edecegiz. Bumetne gore Ibn-i Abbas radiya'llahu 
anhiimd demi§tir ki : Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem miinferiden 
yirmi rek c at teravih ve ayrica vitir namazi kilardi. Teravihin de her 
dort rek c ati arasinda bir miiddet dinlenirdi. Sonra kalkar, mukadder 
olan namazina devam ederdi. Teravih namazmdaki tervihanin esasi, 
bu Siinnet-i Seniyye’yc miisteniddir 1 . 


Ma'lumd 
ejerij kendisin 
led had isle ri 
sim Hanefi vc 
Nasil ki, I bn 
disi ile istidlal i 
dan dolayi terai 
Ufa” demi§tir 
yetine istinad 

2) Ibn-i 
Ibn-i Ebi § 
Absi’den do! 
Ebu §eybe 
Ibn-i Utey 
ahadisten ri 1 
Uteybe ki, 
kahadandir. 

Ebu Vail’d* 
ve ittika 4 bir 
§u < be gibi 
§u saydigimiz 
zuafadan bir 

Sonra E 
Harun’dur. 
Ebu §eybe 
Ebu Davu 
bildiriyorlar 
lar. Katibi 
tii'l-Huffdz'd< 
ezberden tal 
desti ile sab 
takvasina d 2 
kabcler nakl 




Jf <3 ^ J -i* S* 0 *ul j olT: W* 1 if) 


* Huldsa. 


ElMME-I MUCTEHlDlNlN ICTlHADLARI 


87 


MaMumdur ki, Imaim ^a'rani’nin bu 90k miihim ve me§hur 
eseri, kendisinin de bildirdigi lizere rniictehidin-i lz&mm istinid ettik- 
leri hadisleri muhtevidir, Binaenaleyh Ibn-i Abbas hadisi bir ki- 
sim Hanefi ve §&fii eimmesinin medar-i istinidi oldugu §tibhesizdir. 
Nasil ki, Ibn-i Hacerde: “Eimmemizden bazilan Ibn-i Abbas ha- 
disi ile istidlal tarikim iltizdm etmijlerdir. Fakat bu hadisin derkar olan zafn- 
dan dolayi teravihin yirmi rek 'at olduguna icmd-i Sahabe ile istidlal edilme - 
lidir” demi§tir. Hidaye §erhi Indye ile Kifaye’de de Ibn-i Abbas riv&- 
yetinp istinad edilmi§tir. 

2) Ibn-i Abbas hadisine za c f isnadi, bu hadisin senedindeki 
Ibn-i Ebi §eybe’nin biiyuk babasi Ibrahim Ibn-i Osm&n-i 
Absi’dcn dolayidir. Bu zatin rivayet hustisunda mevkiini bilmeliyiz. 
Ebu §eybe Kufe’lidir, Vasit’ta kadilik etmi§tir. Dayisi Hakem 
Ibn-i Uteybc’dcn, Ebu Ishak’tan ve daha bu tabakadaki ric&l-i 
ahadisten rivayeti vardir. Dayisi vekendi §eyhi Hakem Ibn-i 
Uteybe ki, tbrahim-i Nahai’nin ashabmdan ve en mevsuk fu~ 
kahadandir. Ebu Ciihayfe’den, Abdullah Ibn-i §edd&d’dan, 
Ebu Vail’den, Ibn-i Ebi Leyla’dan rivayet eden sahib-i siinnet 
ve ittika c bir zattir. Kcndisinden Mansur, A'mej, Ebi Avane, 
§u c be gibi eimme-i hadis rivayet etmijtir 1 . Insan boyle bir §eyhin, 
§u saydigimiz tilmizleri arasinda riayetinden korkulacak derecede 
zuafadan bir zatin bulunmasina hi^ ihtim&l vermiyor. 

Sonra Ebu §eybe’nin kendi ravisi de Katibi Yezid Ibn-i 
Harun’dur. Bu da, kendi §eyhini kuzada adl ile tavsif eylemi§tir. 
Ebu §eybe’yi taz‘if edenler, Yahya Ibn-i Main’in, Buh&rPnin, 
Ebu D&vud’un tenkidatim, Nesai’nin metruku’l-hadis dedigini 
bildiriyorlar da en yakin ravisinin hiisnii jehadctindcn bahsetmiyor- 
lar. Katibi ve ravisi Yezid Ibn-i Harun ki, Zehebl, Tezkire - 
tifl-Huffdz' da Yezid’in senedlcriylc birliktc yirmi dort bin hadisi 
ezberden tahdis eyledigi ve kirk bu kadar sene ak§am namazmin ab- 
desti ile sabah namazi kildigi yollu hiisn-i hifzma, itkanma, kcm 41 -i 
takvasina dair Ahmed Ibn-i Hanbel gibi eimmeden bir^ok men- 
kabcler nakletmektedir. Bu derece saduk ve miitteki olan ve §eyhinin 


oUTj gj\ jij j jh j **^1 

[ ^ 6 ) £ : j £jJ j 

1 Huldsa . 


88 


TERAVtH BAHSi 


ElN 


her halini herkesten iyi bilmesi icab eden bir z&tin kendi §eyhinin 
sidk u adli hakkindaki hiisnii §ahadeti kabul edilmek icab eder. 

Eimme-i intikaddan Eb(i Ahmed Ibn-i Adide: “Ebu §eybe 9 
hakikaten taz*if edilmiftir. Fakat Ebu §eybe , Ibrahim Ibn-i Hayye 
gibi zuafd ziimresinden sayilmamahdtr . Bundan fok daha hayirltdir . Ebu 
§eybe'nin rivayetleri ifinde birfok salih hadisler vardxr 55 demigtir * 1 . Ibn-i 
Abbas hadisinin mucebi iizere Hulef£-yi Ra§idin devrindenberi 
bila-inkita* amel-i iimmet cari olduguna gore, bu teravih hadisi de bu 
salih hadislerden birisidir, denilemez mi? Bu gayri ilmi bir hukiim 
miidur? I§te bu nokta-i nazardan dolayidir ki, birfok fukaha buhadis 
ile ihticac etmi§lerdir. 

3) Ibn-i Abbas Hadisi, ehl-i hadis tarafindan te’min-i sihhat 
i<jin iltizam edilen usul-i rivayete uymiyarak velev ki senedindeki 
ravilerden birisinin ufak bir halinden dolayi taz'if edilebilir. Bu, ehl-i 
hadis i$in bir hak ve bir vazifedir. Fakat ehl-i hadis tarafindan her 
zalf addedilen hadis hemen terkedilmemi§tir. Belki bunlardan iim- 
metin mazhar-i kabulii olmak gibi medar-i tashih bir miieyyedeyi 
hkiz olanlan ehl-i ilim tarafindan tashih edilmi§tir. Siiyfiti, Tedrx- 
bWr-RdvV de bu muhimme-i ilmiyyenin birfok ehl-i ilim tarafindan bir 
kaide halinde kabul edildigini bildiriyor. 

Ibn-i Abdi’l-Ber de “ Istizkar ” da deniz suyunun tahareti 
hakkinda siinen-i erbaa sahiblerinin Ebu Hiireyre radiya'llahu anK - 
ten rivayet ettikleri “« JJd t j j* — Deniz suyu tdhirdir 9 mey- 
teside heldldir ” hadisini ayni sebeble Buh&ri’nin tashih ettigini Tir- 
mizl’den naklederek bildirmi§tir. 

Bu hadis-i bahrin senedindeki “ Said Ibn-i Seleme ” hakkinda 
hasil olan §ubhe ve cehaletten dolayi ehl-i hadis bunu taz‘if ve ta c lil 
etmi§ iken Imam-i Buhari, ehl-i ilmin bu hadis ile amel ettiklerini go- 
rerek senedindeki za c fa ragmen tashih etmi§tir 2 . Tirmizi Siinen ' inde 
Muhammed Ibn-i Ismail Buharfden hadis-i bahri sordum. 
“Hadis-i sahxhtir ” diye cevab verdi, diyor. 

Yine Ibn-i Abdi’l-Ber, Temhxd'inde* Hazret-i Cabir’in 
bir dinann yirmi dort kirata miisav&ti hakkindaki hadisi de boyledir. 

1 Tehzib. 

1 FethU'l-Kadir : C. I, S. 48. 

8 Temhtd' in asil adi ( j U>jil j 11 ) tir. Hafiz Omer 

Ibn-i Abdi’l-Berr’in enkiymetd&r asarindandir. tbn-i Hazm Temhid i$in fikih 


Bu da nasm icm 
Find an kabul ve 
tih*im olmu§tur 
I§te bunlar ; 
br olduguna b; 
nu zuu bahsimi: 
hum de sihhati 
M ibarek gibi * 
tashih edince, l 
dnune-i dinin h 
Siiyuti gibi riv 
bir muadele-i ilr 
" ibn-i Abbas'U 
viz. Hi$ §ubhesi 
hinden daha ha 
miyetlidir 

4 ) ( 592 ) ra 
disi ile Ibn-i 
• tan alinir, zayi 
dir. Ewela bu 
^lje’nin haberi 
. ih namazina 
ret-i sevkinden 
Ebh Seleme 
uni nazar-i dik 
■ lid namazinin 
Ai§e’den Ram 
zinin kemmiyy 
Ramazan > da 9 ne 
diye cevab ver 
Siddika-i mi 
uzunlugundan ne 
denilmesi de d 


*e hadiste nazirir 
nderek “ Istizkar ” 
tir. Ibn-i Abdi’ 
1 \ • 0 o* 


ElMME-1 MUCTEHlDlNlN ICTlHADLARI 


89 


inin 

ybe, 

\yy« 

EbU 

n-i 

bcri 

bu 

um 

dis 

hat 

cki 

ml-i 

aer 

m- 

eyi 

W- 

bir 

cti 

7 - 


la 

11 

>- 

le 


i P 


n 




r 


*■ 

Bu da nasin icmaina bakilarak Abdullah Ibn-i Miib&rek tara- 
findan kabul ve nakledilmi§ ve iistad Ebu Ishak’in da mazhar-i 
tahsini olmu§tur, diyor. 

!§te bunlar gibLbir^ok asar ve ahadisin, iimmetin kabuliine maz- 
har olduguna bakilarak ehl-i ilim tarafindan tashih edildigine gore 
mevzuu bahsimiz olan Ibn-i Abb as’ tan rivayet edilen teravih hadi- 
rinin de sihhatine hukmedebiliriz. Buhari ve Abdullah Ibn-i 
Miibarek gibi eimme-i hadis, ulema ve salihinin telakkileriyle hadis 
tashih edince, Hulefa-yi Ra§idin’in, Sahabe ve Tabii’nin ve bunca 
cimme-i dinin icm&ina bakarak ve ahiren bu muhimme-i ilmiyyeyi, 
Siiyuti gibi rivayet ve dirayeti nefsinde cem c eden eimme-i kiramin 
bir muadele-i ilmiyye halinde eserlerinde tesbit eylediklerini gorerek : 
“Ibn-i Abbas'tan mervi teravih hadisi sahiktir ” demekte tereddud etme- 
yiz. Hig §ubhesiz ki, teravih hadisinin tashihi, hadis-i bahr’in tashi- 
hinden daha hakh ve hadis-i Dinar’m tahsininden 50k daha ehem- 
miyetlidir K 

4) (59 2 ) rakamiyle tercemesi geiecek olan Hazret-i Ai§e ha- 
disi ile Ibn-i Abbas hadisi arasinda tearuz vardir, sahih ve racih 
olan alimr, zayif ve mercuh olan birakilir, denilmek de muvafik degil- 
dir. Ewela bu iki rivayet arasinda tearuz yoktur. Qiinkii Hazret-i 
Ai§e’nin haberi,* tehecciid nam&zina, Ibn-i Abbas rivayeti ise tera- 
vih namazma miiteveccihtir. Bunu, Hazret-i Ai§e hadisinin su- 
ret-i sevkinden ogreniyoruz. §oyle ki : Hazret-i Ai§e’nin ravisi 
Ebfi Seleme Ibn-i Abdurrahman, Ramazan-i §eriiin husfisiye- 
tini nazar-i dikkate alarak ve Ramazan’da Resul-i Ekrem’in tehec- 
ciid namazimn aded-i rekeatim arttiracagmi dii§iinerek Hazret-i 
Ai§e’den Ramazan’da Resul-i Ekrem’in kildigi tehecciid nama- 
zinm kemmiyyet ve keyfiyyetini sormu§, o da : “ Res&l-i Ekrem , ne 
Ramadan! da,> ne de bafka gecelerde on bir rek'at uzerine ziydde etmemiftir ” 
diye cevab vermi§tir. Hazret-i Ai§e hadisinin bu suret-i sevki ve 
Siddika-i mu§arun-ileyh& tarafindan: “Bu namazin giizelliginden ve 
uzunlugundan ne sizin sormamza , ne de benim tasvir ve beyamma liizum vardir ” 
denilmesi de delalet ettigini bu hadisin §arihleri bildirmektedir. 


ve hadiste nazirini gbrmedim, diyor. Sonra Ibn-i Abdi’l-Ber, Temhtd'x ihtis&r 
cderek “IstizkaT” 1 yazmi$tir. Buna da ^ ) adini vermi?- 

tir. Ibn-i Abdi’l-Ber r’i dunyaya tanitan bu muazzam eserleridir. 


90 


TERAvIH BAHSl 


Ibn-i Abbas hadisi ise< miinhasiran Ramazan’da Resul-i 
Ekrem’in kddigi teravih namazina aiddir. §iibhesiz ki, tehecciid 
namazi ile teravih namazi arasinda zaman-i edalan cihctiyle fark 
vardir. Teravih namazi gecenin oniindc, suliis-i cvvelinde kilimr, 
tchecciid namazi isc suliis-i ahirindc. Yukarida Eb.u Zcr hadisinde 
gormu§tiik ki, Rcsul-i Ekrem Efcndimiz’in cemaatle kildiklan 
ilk teravih namazim gecenin birinci siilusunde kildirmi§ti. Ikinci 
gece, gece yansina, u$uncii gece de fecre yakin zamana kadar uzat- 
mi$lardi. Her ilq gccedc de mebde-i salat gecenin evveli idi. Bu se- 
bcble fukahadan bazilari teravihi gecenin siilus-i ahirine kadar te’hir i 
etmckte kerahet gormii§lerdir. Bu nokta-i nazardan, bazi ehl-i ilim, 
Hazret-i Ai§c hadisinin tchecciid namazina, Ibn-i Abbas hadi- 
sinindc Ramazan namazina aid oldugu kanaati ile her iki haber ara- 
sinda tcaruz bulunmadigmi kabul etmi§lerdir. 

5) Muvattc? §erhinde Baci 1 ve daha bazi chl-i fikih ve hadis, 
Hazret-i Ai§e hadisinin de teravih namazina aid oldugunu kabul 
ederek Hazrct-i Ai§e, Rcsul-i Ekrem’in bir^ok gecelcrdc kildiklan 
teravih namazim, Ibn-i Abbas ise bazi gecclcrdc kildiklan teravih 
namazim bildirmi§tir, diyerck her iki haberi te^if etmi§lerdir 2 . 

Atideki ahbar vc asarin ir§ad vc delalctleri ile Resul-i Ekrem’- I 
in yirmi rek c at kildigi bu bazi gecelcrin, Ramazan’m a§r-i ahiri, yani 
son on gccesi dahilindc oldugu neticcsine varabiliriz. Bu en mevsuk 
haberlerin terccmelcri hurufu heqa sirasiyle bcrvcchi atidir : 

A) A§agida (958) numara ile tcrccmesi gclccek olan hadiste 
goriilccegi iizerc Hazret-i Ai§e Ramazan-i §erif’in a§r-i ahirinde 
Resul-i Ekrem’in ahval-i scniyyclerinin tamamiyle degi§tigini bil- 
direrek diyor ki : Ramazan’in a§r-i ahiri girince Nebi salla llahu aleyhi 
ve sellem aile hayatmdaQ tecerriid ederek kendisini tamamiyle ibadete 
verir, gecelcri ba§tanba$a ihya ederdi. Aile efradmi da (namaz ve iba- 
det i$in) uyandmrdi 3 . 

1 Baci, Ebii’l-Velid, Suleyman Ibn-i Halef’tir. “ Bace ” cim-i hafife 
ile Endulus’te bir $ehir veyahut Afrika’da bir koydiir ki, sahib-i terceme oraya nis- 

betle $ohret-$iardir. Baci’nin bu eserinin adi “Munteka” dir. Ve lbn-i Abdi'l- 
Berr’in “ Temhid” inin ihtisar edilmi? bir numunesidir. Esasen Endulus’un bu iki 
yiiksek simasi muasirdirlar. Ibn-i Abdi’l-Ber (463}, Baci (47f) tarihinde vef&t 
etmi§tir (Kcifu*z-Z un ** n ve LubbuH-Lubdb ) . 

3 ji * Jl lil j <oil t5 ^Ji utT : LjIp -j jl ^ j i-UU 

[ ^ •! jj J <1*1 laubl j dJL*-l j pj 


B) Tii 
Hazret-i 
deyhi ve sellt 
itrdeki mesa 

C) Ti 
nvayetinde 
it sellem Ra 
jyandinrdi 

D) M 
Seleme r< 
an gun kahr 
maga muktec 
demi§tir 3 . 

E) Te 
ve Ebu H 
Fern salla’l 
lerden kan 

F) Yu 
den Tahs 
radiya'llahu 
dirdiklan 1 
gomui§tuk 

Bu rr 
edilen ve Y 
bi’l-ictihac 
a$r-i ahiri 
Nasil ki, I 
Nebi’yi hi 
sul’iin iki 


3 6U 


91 


! 

ElMME-l MOTEHlDlNlN ICTlHADLARI 


B) Tirmizi ise, sihhatine ve hiisniine i§aret ederek bu hadlsi, 
Hazret-i Ai§e’den §oyle riv&yet ediyor : u Resululldh salldlld.hu 
aleyhi vesellem ramazadin apr-i ahirinde namaz veibddet hus&sunda sdir gece- 
lerdeki mesailerinden fazla me$gul olurdu 1 ”. 

C) Tirmizi’nin Al! Ibn-i Ebi Talib radiydHla.hu anh’den 
rivayetinde Hazret-i Ali demi§tir ki : Resulullah salldlld.hu aleyhi 
vesellem Ramazan’in a§r-i ahirinde butiin aile halkxm gece (ibadeti$in) 
uyandinrdi 2 . 

D) Muhammed Ibn-i Nasr-i Mervezi’nin Zeyneb bint-i 
Seleme radiydlldhu anha’dan rivayetinde, Zeyneb: “Ramazan* dan 
on gun kalinca Neb i salldlla.hu aleyhi ve sellem , aile halkindan y namaz kil - 
maga muktedir olabilenlerin hepsini namdza kaldinrdi. Hif birisini birakmazdi ” 
demi§tir 3 . 

E) Tercemeleri (664, 959) uncu numaralarla gelecek olan Ai§e 
veEbu Hiireyre radiydlldhu anhiima hadislerinde de Resul-i Ek- 
rem salldllahu aleyhi vesellem , Ramazan’in a§r-i ahirinde hayati gaile- 
lerden kamilen tecerriid buyurduklari goriilecektir. 

F) Yukarida Buhari’nin Zeyd Ibi>-i Sabit radiydlldhu and - 
den Tahavi ile Sunen-i Erbaa sahiblerinin Ebu Zerr-i Gifari 
radiya'lldhu and den rivayetlerinde, Resul-i Ekrem’in Ashabina kil- 
dirdiklari teravihlerin Ramazan’in a§r-i ahirine miisadif oldugunu da 
g6rmii§tuk. 

Bu rivayetlerin hey’et-i umumiyesi, Ibn-i Abbas’dan rivayet 
edilen ve Hazret-i Ai§e hadisi ile te c lif edilerek bazi gecelerde kildigi 
bi’l-ictihad tahmin edilen bu yirmi Rek‘at teravihlerin Ramazan’in 
a§r-i ahirine miisadif gecelerde kilinmi§ oldugunu hatirlatiyor. 
Nasil ki, Ibn-i Abidin de Hazret-i Ai§e, ekser ahvaldeki salat-i 
Nebi’yi haber vermi§tir. Ibn-i Abbas rivayeti ise, Hazret-i Re- 
sul’iin iki gece kildirdigi teravih namkma aiddir, diyor. 


1 J 4»\ J*# jlT : cJli ^ 

[ £5-^ 4 ^ Jli j *b j J j ^ b 

[ 1 Cr~ ^ JU ) tfX* pi t\jj J 

3 OljkAj Ja Jj bl J J*# 4*\ ^ J U- C-Xi & 

[ if x+< *b j ] VI pLiJI *1*1 o* 


92 TERAVlH BAHSl 

— — * 4 

6) Ibn-i Abbas hadisinin miiedd&si, Hulefa-yi Ra§idin’in 
sunneti, Ashab-i Kiram’in icmai ve ba§ta akdemii’l-eimme Ebu Ha- 
nife Hazretleri oldugu halde biitun eimme-i muctehidin hazaratimn 
ara ve,ictih&dlariyle miieyyed oldugundan, sihhatinden bir an i<jin| 
sarfi nazar edilse bile ihticac edilecek mes’ele, feraiz ve vacibattan 
olmayip fezail ve nevafil ciimlesinden bulundugu i$in bu derece-i 
za c fi ile beraber yine Ibn-i Abbas hadisi ile pekala istidlal edile- 
bilir. Qiinkii ehl-i ilim, hadis-i sahiha muanz olmadikga fezailde ha- 
dis-i zaif ile amel etmi§lerdir. Ibn-i Abbas hadisi ile rivayat-i sa- 
hiha arasinda tearuz olmadigmi biraz evvel miitalaa etmi§tik. 

Buraya kadar teravihin devr-i ictihada aid olan vaz c iyyet-i §er c -j 
iyyesini izah i$in aded-i rekeati hakkinda Ibn-i Abbas hadisinc 
tevcih edilen §iibheleri izale ve bununla istidlal tarikini irae etmi§ 
bulunuyoruz. §imdi ikinci tarik-i istidlali gorecegiz. 

Ibn-i HumAmve emsAli eimme-I fikhin suretM isTiDLALLERi : 

Hanefi ve §afii fukahasmin en giizide simalarmdan bir kismi 
teravih namazimn yirmi rek^tini §u suretle isbat ediyorlar : Rama- 
zan’da ii<j rek'at vitir namazi ile beraber sekiz rek‘at teravih namazi- 
mn ceinaatle kilmmasi, Hazret-i Ai§e ve Cabir hadislerinin bil- 
dirdigi iizere fi*l-i Peygamberi’ye miistenid Siinnet-i Nebeviyye’dir. 
Esas itibariyle Siinnet, Resul-i Ekrem’in dev&m buyurduklan 
veyahut i§lemege devam ederken bir maniin araya girmesi ile terkey- 
ledikleri umurdur. Bu sekiz rek'atin list tarafi yukanda izah olundugu 
iizere Ashab’dan Saib Ibn-i Yezid radiya’lldhu anh ile Tabii rica- 
linden Y ez id Ibn-i Ruman’dan riv&yet edilen asar ile sabit oldugu 
iizere Hulefa-yi Ra§idin’in siinnetidir. Ve : *UJUJI 

«c &*c+==Benim siinnetime , benden soma da Hulefa-yi Rajidinin siinnetine 
ittiba* etmeniz vdcibdir ” hadis-i sahihi mucibince Hulef a-yi Ra§idin’in 
adet-i aliyyelerine ittiba c etmek bir vecibe-i §er c iyyedir ki, miistehab 
unvan-i fikhisi ile yad olunur. Binaenaleyh teravih namazimn sekizi 
siinnct-i ratibedir, on iki rek c ati miistehabdir. 

Bunun haricde bir misal ve naziri yatsi namazimn farzindan 
sonraki dort rek c at nafiledir ki, bunun iki rek'ati Resul-i Ekrem’in i 
ale’d-devam kildiklan ve iimmetine de kilmalanm emir ve vasiyyet 
buyurduklan siinnet-i ratibedir. Dort rek c at kilmmasi miistehabdir. 
§oyle ki: Hazret-i Ai§e radiya'llahu a^Aa’dan rivayet edilen ve ehl-i | 


V# * * lie fuki 

wm Urmuhi 
ter ihsa 

mm i Miis 

s*- -Mu. "mi 
in t>rdir. 
Oa r radi) 
mX.. c, iki re 
metn- 
I ndimiz 
*^1 buyurc 
ran be olara 

Vine A 
i me yatsimn 
I idiklan bi 
r-'vh Ibn- 
tih talla'llal 
Aifc: “Yat 
nzFiSz kilmai 
- ~mda dort } 
RM). 

Fakat ; 
T r "k r at kilim 
rci-i Ai§e 
ihire ancak 
Ulh ettikte 

Bunun 
, t5tinid ettij 


1 4jfr *)li 

| 

| - j j . J 


Fetidun ERTUCrRUL 
Kitapligi 


EtMME-1 Mt)CTEHtDlNlN ICTtHADLARl 93 


hadis ile fukaha arasinda “ Musabere hadisi 1 ” unviniyle yad olunan bir 
hadis-i §erifde Resul-i Ekrem Efendimiz iimmetine yatsi namazi- 
run farzmdan sonra iki rek c at nafile namaz kilan kimseye Cennet’te 
bir ko§k ihsan buyurulacagim bildirmi§tir. Musabere, miidavemet de- 
mektir. Musabere hadisini Buhari’den ba§ka birgok ehl-i hadis t)m- 
mii’l-Mu’minin Ummii Habibe radiya’llaku anhff dan da riv&yet 
etmi§lerdir. Bunlardan ba§ka (509) numara ile tercemesi ge9en tbn-i 
Omer radiya'llahu ankiima hadisinde de yatsi nam&zindan sonraki 
nafile, iki rek c at olarak bildirilmi§tir. Gerek bu viicuh-i rivay&ttan ve 
gerek metn-i hadisteki “ Musabere 55 unvamndan Resill-i Ekrem 
Efendimiz’in yatsimn farzmdan sonra iki rek c at nifile kilmaga de- 
vam buyurduklan istifade edilmi§ ve bu iki rek'at nafile siinnet-i 
ratibe olarak teayylin etmi§tir. 

Yine Ai§e radiya'llahu anha' dan gelen diger bir riv&yet tarikinda 
ise yatsimn farzmdan sonra Resul-i Ekrem’in dort rek c at nafile 
kildiklan bildirilmi§tir : Hazret-i Ali’nin kibar ashabmdan §u- 
reyh Ibn-i Hani demi§tir ki : Ai§e radiya'llahu anhff ya Resulul- 
lah sallcfllahu aleyhi ve sellerrf in nafile namazmi sordum da Hazret-i 
Ai§e: “Yatsimn farzmdan sonra Hazret-i ResAl , katHyyen mescidde 
namaz kilmamijtir . Resiil-i Ekrem y benim odama gelirdi. Iferi girdiginde 
odamda dort y yahut alti rek'at nafile kilardi ” diye cevab verdi (Bahr-i 
Rdik ). 

Fakat yukaridaki viicuh-i rivayat daha kuwedi ve boyle dort 
rek c at kilmaga devam buyurulduguna muanz bulundugundan Haz- 
ret-i Ai§e’den, §iireyh Ibn-i Hani tarikiyle gelen bu riv&yet-i 
ahire ancak istihbab ifade edebilmi§tir. Mii§ebbeh-i bihi bu vechile 
izah ettikten sonra Ibn-i Hiim&mve emsali diyorlar ki: 

Bunun gibi teravih namazimn sekiz rek c ati rivayat-i sahihaya 
istinad ettigi ifjin siinnet-i ratibedir, yirmi rek'at kilmdigma dair 

1 J JU £ c-Jli ij+j iiJU jp 5j-U j (jjj 

Uil cASj j bu bJl ^ iSj JiJI Jp j-U j* : * 

^ jU*ji v i ipy-i <jjj j . yi j j ■> j * aaj . u^ 0 ) j 

JUp ij* U J ^ j aJLp 4)1 4) i J J+XJ ) cJU oUx- C-AJ fclj-V- 

olj J ( *J r \ j ^ ^ VI J* f Ji J & ^1— «• 

-U» j (_-) jiii Xo Uxu uf*fj j Jr* ) • cij — j 

f 1 f j J (stuill Jj5 j 


94 .. TERAvIH BAHSt 


Ibn-i Abbas’dan menkul olan rivayetin zaTina mebni Hulefa-yi 
Ra^din’in siinneti ojarak kabul edilip miistehab denilmigtir. Bu se- 
beble EbiiT-Hasen Muhammed Kuduri, Muhtasar-i Mu'te- 
bef inde: Teravih namdzt miistehabdir” demi§tir. Yine izah ettigimiz 

ayni sebebden dolayi “ Hiddye ” sahibi de “Teravih namdzi siinnettir ” 
demi§. Fakat ne Kuduri sahibi yirmi rek c atin hepsini miistehab addet- 
mi§tir; ne de sahib-i Hidaye yirmi rek'atin hepsi siinnettir demek 
istemi§tir. Mezheb-i Hanefi’nin bu iki imami Hanefi fikhimn meda- 
reyni olan metinlerinde taglib tarikiyle miistehab veya siinnet unva- 
nim vermi§lerdir. §u kadar ki, Hiddye sahihinin siinnet ta c birinde tag- 
lib daha zahirdir. Ve sahib-i mezheb Ebu Hanife Hazretlerinin yu- 
kanda izah olundugu iizere siinnet-i miiekkede ta'birine daha uy- 
gundur. Bir de boyle tagliblerde inde’l-itlak kuwetli taraf iltizam 
edilip zikredilir. Fi c l-i Nebevi’nin, fi c l-i Sahabi’den efdal ve akva ol- 
dugu a§ikar bulunduguna gore, tagliben siinnet denilmesi miinasibdir. 

U^iincii bir medar-i tercih olan cihet de Hiddye sahibinin siinnet 
ta'biri, cemaati teravihe te§vik ve tergibi miitezammm olmasidir. 

Ibn-i Hacerdebu tarik-i istidlali begenmi§tir. Sebeb olarak 
da digerleri gibi Ibn-i Abbas hadisinin zaTirn ve buna mukabil 
icma-i Sahabe delilinin daha kuwetli oldugunu gosteriyor. 

Teravih namazimn yirmi rek‘at oldugu hakkindaki ikinci tarik-i 
istidlale de burada nihayet veriyoruz. Bir gayeye turuku miiteaddide 
ile vanlabilir. Turuku istidlalin teaddiidii, ilmi gayenin kuwetini 
arttinr. Her iki tarik-i istidlali takib eden eimme-i kiram, birer si- 
rac-i iimmet ve me§ c al-i hidayettir. Her mes’elede oldugu gibi tera- 
vih hususunda da bize rehberlik edip bu miibarek namazin Asr-i 
Saadet’teki, Hulefa-yi Ra§idin devrindeki, sonra da kain-i selefdeki 
devam edip gelen vaz'iyyet-i ilmiyyeleri giin gibi a§ikar gostermi§ler- 
dir ( jy ). 

MezAhib-1 erbea eImmesinin hulAsa-i muctehedAti: 

§emsii , l-Eimme Ebft Hanife Hazretlerinin teravih hakkindaki 
nokta-i nazarlanm yukanda Imam Ebu YusuFun bir sualine ver- 
digi cevabindan ogrenmi§tik. Bu nokta-i nazanm diger bir tilmizi 
Hasen Ibn-i Ziyad da rivayet edip : “Teravih, terki caiz olmiyan 
bit siinnettir” demi§tir. Sadr-i §ehid, bu kavl, kavl-i sahihtir, demi§- 


mezAi 


tir. “Attal 
mliekke^ed 
bliyiik Har 
olmiyan bir j 
viicub ile : 
cemaatin f; 
den kifayel 
Teravi 
esasiyesindi 
Ebu Han 
hur-i ulem; 
den hi^biri 
miyor 3 . Yi 
hadd-i mu 
Malik He 
babda ehl- 
alti rek'at 
Yukar 
ewel Medi 
rivayet ettij 
bulduguna 
suretle tera 
nnda tezyi 


1 Attal 
fiyye’den alir 
denilmekle m 
de “Serh-i Z\ 
miistesna bir 
Leknevi §e\ 
Cami-i Kebir 
Binaenaleyh 
eden hiikmu, 
Attab Buhari 
Behiyye Sa. 3' 
* Natif 
leleri ihtiva ■ 
dii’l-Ker im 

( Ke§Ju t z-Z uni 
3 X\\ 


MEZAHtB -1 ERBAA EtMMESlNlN HULASA -1 MOCTEHEDAtI 95 


tir. “Attabi”* Cevdmiii’l-Fikh’inda 1 teravih namazi bizatihi siinnet-i 
mliekke^edir. Cemaatle edasi ise vacibdir, demi§tir. Her halde bu 
buyiik Hanefi fakihi Imam-i A ( zam’in : “ Teravih namazi terki cdiz 
olmiyan bir siinnet-i miiekkededir ” suretindeki miiekked hukmiin kuvvetini 
viicub ile ifade etmi§ bulunuyor. Natifi 2 ’de Ravzatii'l-Hanefiyye' de 
cemaatin fazilet oldugunu, ^ahire ' de de ekser me§ayih-i Hanefiyye’- 
den kifayeten siinnet-i miiekkede ictihadi rivayet edilmi§tir. 

Teravihin gerek cemaat ve gerek aded-i rekeat gibi . ahkam-i 
esasiyesinde Imam-i §afii ve Imam-i Ahmed Ibn-i Hanbel de 
Ebu Hanife’nin ictihadina i§tirak etmi§lerdir. Kadi Iyaz: Cum- 
hur-i ulemadan menkul olan da budur*, demi§tir. Eimme-i metbuin- 
den hi$birisinin yirmi rek c atten noksan teravih ihtiyar ettigi bildiril- 
miyor 3 . Yirmi rek c atten fazlasi ise esasen nevafilde ziyade i$in bir 
hadd-i muayyen olmadigmdan miicazdir. Ziyade hakkinda Imam-i 
Malik Hazretlerinin mezhebini goriiyoruz. Imamu’l-Medine bu 
babda ehl-i Medine’nin ameline istinad etmi§tir, Maamafih bu on 
alti rek'at teravih degildir. Mutlak bir nafile namazdir. 

Yukarida Muhammed Ibn-i Nasr’in Harre vak^sindan 
evvel Medine’de, Medine halkinin otuz alti rek'at teravih kildiklarim 
rivayet ettigine ve bu dilsuz vak c anm altmi§ u$ Hicret senesinde vuku c 
bulduguna gore, Imam-i Malik’ten bir asir ewel Medine’de bu 
suretle teravih kilmmaga ba§landigi anla§ihr. Fikih ve siyer kitabla- 
nnda tezyid-i rek'atin sebeb ve saiki §oyle bildiriliyor : 


1 Attabi: Ebu Nasr, Ahmed Ibn-i Muhammed’dir. Kibar-i Hane- 
fiyye’den alim bir zattir. Yukarida zikrettigimiz Cevdmiii'l-Ftkh'i , Fctdvd-yi Attabiyye 
denilmekle ma'ruftur. Ve dort buyiik cildi muhtevidir. Te‘lifati ciimlesinden birisi 
de “$erh-i Ziyddat" tir ki : Attabi bu ?erhinde hi$ bir $arihe muyesser olmiyan 
miistesna bir tarzda bUtiin mesail-i fikhiyyeyi tedkik etmi§tir. AbdU’l-Hayy-i 
Leknevi §erh-i Ziyadat' i mutalaa ettigini bildiriyor. I m a m - i Muhammed’in 
Cdmi-i Kebtr ve Cdmi-i Sag fr' ini de §erhetmi$tir. Miikemmel bir de tefsir yazmi$tir. 
Binaenaleyh teravihin cemaatle edasi vacibdir, suretinde kuvvet ve kat*iyyet ifade 
eden hiikmu, hurmetle kabule §ayan bir sima-yi ilmidir. 582 tarihinde vefat etmi§dr. 
Attab Buhara’da bir mahallenin adidir ( Keifii' z-Z m ^ n • C. 1, S. 312 ve Fevdid-i 
Behiyye Sa. 36. 

2 Natifi’nin Ravza' si fiiru-i Hanefiyye’ye dairdir. Ku$uk, fakat nadir mes’e- 
leleri ihtiva etmesi cihetiyle kiymetli bir eserdir. Fiiru-i §afiiyye*ye dair de Ab- 
dii’l-Kerim Rafii’nin bir Ravzast vardir. Natifi 446 tarihinde vefat etmi$tir. 
(Keifii'z‘Z m ^ n: C. 1. Sa. 449^. 

3 T ^ \ eK c \ £=*** £/■* 


96 


TERAVIH BAHSl 


Mekkcliler Harem-i §erif , te teravih kilarken teravihin her ter- 
vihasinda bir kerre tavaf etmck ve muteakiben iki rek‘at tavaf namazi 
kilmak i x tiyadinda idiler. Mekkelilerin bu faziletkarane hareketlerine 
gibta ederi Medine-i Miinevvere ahalisi de Mekkelilerin tavaflarma 
ve tavaf namazlarina muadil olmak iizere her tervihada dort rek‘at 
nafile kilmayi kabul etmi§ler. §u kadar ki Mekkeliler, be§inci ter- 
vihada yani teravih namazmin hitami ile vitir namazi arasindaki son 
tervihada tavaf etmediklerinden Medineliler de bu son tervihadan 
sonra nafile kilmami§lardir. Dort tervihada dorder rek'at olarak kill- 
nan on alti rek c at nafile, asil teravihc zammedilince otuz alti rek‘ate 
balig olur. rek‘at vitir namazi ile otuz dokuz rek c at eder. I§te ote- 
denberi devam edegelen bu ameli, ehl-i Medine’yi Imam-i Darii’l- 
Hicre Hazretleri delil olarak kabul ettiginden Maliki mczhebinde 
teravihin aded-i rekeati on alti rek‘at nafile ile beraber bu derece 
yukselmi§ bulunuyor. Bu babda eimme-i selasenin yirmi rek c at hak- 
kindaki ictihadlanni miidafaa eden §arih Ayni; Ashab-i Kiram’in 
miistemirrcn devam edip gelcn ameli, ittiba i$in, ehl-i Medine’nin 
amelinden daha evladir, diyor. Tervihalarda zikrullah ile, salat ve 
selam ile, her nevi c ibadat ve taat ile i§tigal edildigi i$in sair mezheb 
imamlarina gore de tervihalarda nafile namaz kihnabilir. §u fark ile 
ki, Malikilerin kildigi gibi cemaatle degil, miinferiden kilirnr. Mez- 
heb-i Hanefi’de cemaat, yalmz teravihin hususiyetlerindendir. 

HatIme : Teravih namazmin gerek m3hiyyet-i esasiyesi, gerek 
cemaatle edasi ve aded-i rekeati hakkindaki izahimiza burada niha- 
yet veriyoruz. Bu nc§ > eli ibadetimizin sair ahkammi Kitab-i Savm’m 
bir lahikasi olarak gelecek olan hususi bahsinde izah edecegiz. Bura- 
daki izahimizin bu kadar uzamasinm sebebi, bu bahsin ba§langicinda 
da arzolundugu iizere Hazrct-i Ai§e’nin, Resul-i Ekrem’in te- 
hecciid namazi hakkindaki sekiz rek'at rivayetini teravih zanneden 
bazi kimsclcrin: “ Hazret-i P eyg amber sekiz rek'atten jazla teravih kilma- 
mi$tvr . Bundan jazlasi matlub-u §ari' degildir” diye ortaya bir §iibhe koy- 
duklarmi teessiiflc duyduk. Miibarek Ramazan’in §erefli gecelerinde 
§evk ve heyecan ile eda ettigimiz bir ibadetimizin rek'atleri hakkinda 
kulub-i safiye-i miisliminde §iibhc uyandirmak ne kadar biiyiik bir 
giinah ise, bunun ilmen izalesi de o nisbette biiyiik bir vazife idi. 
Bu babda muharrir-i acizi ir§ad eden ve bir hayli me'haz-i ilmiyyeyi 
zcngin kutubhanelerinden gondermek lutfunda bulunan Bay A. 
Hamdi Akseki arkada§imiza samimi te§ekkurler sunanm. 


RESCL-I EKREM’lN GECE NAMAZI VE UYKUSU 


97 


§imdi tcravih hakkinda saydigimiz bunca asar vc ahadis ile, 
fikhi tedklkat ilc ummct-i Islamiyye’nin sadr-i Islamdanbcri ifa ede- 
gcldigi bir ibadct hakkmdaki biitiin §ubhclcri izalc ctmi§ bulunuyo- 
ruz. Tcvfik isc, Ccnab-i Hak’tandir. 


'At ju Oir :'jii £ . 587 


V if 'Jki yii) 1 j 



• % * * ✓ ✓ ^ ^ ✓ ■ y O | ^ 0 t <2 ^ | i - ^ 

O' *L£o V OIS" ^ 4J..* jia jL V jl 

. j VJ c ajo i j LJU** 

Tercemesi 


Enes Ibn-i Malik radiya'llahu anh' den §dyle rivayet 
edilmi§tir : 

Hazret-i Enes dcmi§tir ki : Resulullah salla'llahu 
aleyhi ve sellem her aydan (o kadar giinlerde) oru$ tutmaz idi 
ki, biz (onu artik) o ayin hi$ bir giiniinde oru$ tutmiyacak 
zanneder idik. (Halbuki sonra o, geri kalan giinlerde tamamen 
veya kismen 0015 tutardi). 

Yine Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem her aydan 
(o kadar giinlerde) oru$ tutar idi ki, biz onu artik orucu bi- 
rakmiyacak zannederdik. ( Halbuki sonra o, geri kalan giin- 
lerde tamamen veya kismen iftar eder idi). 

Yine Rcsul aleyhi' s-selam' 1 geceden bir kisminda senin 
namaz kilar gormek istcmen bosa ijikmaz idi. (Muhakkak 
namaz kilar goriirdun). Uyur gormek istemen de bo$a $ik- 
mazdi, (muhakkak uyur goriirdiin). 

IZAHI 

BiR iFADE: Bu hadis-i 5c r if in ncfi ve isbati ihtiva eden ikinci fikra- 
sini Turk^emizin tarz-i ifadcsinc uyarak miievvelen terceme ettik. Arab- 
ca iisluba gore §oyle terceme edilmek icab ederdi : Gccedcn bir kis- 


F.: 7 


98 


J 


TEHECCOD BAHSt 


mmda Resulullah salla'llahu aleyki ve sellem'i sen, namaz kilar gor- 
mek istemezsin, meger onu o sirada namaz kilar goriirsiin. Uyur gor- 

mek istemezsin, meger onu uyur goriirsiin. 

* 

RAviLER, RivAYETLER : 

Bu hadis-i §erifi Buhari burada Resul-i Ekrem’in geceki na- 
maz ve uyku hallerine dair a<;tigi bir babinda zikretmi§tir. Yine bu 
hadisi ayni sened ve ayni metin ile Kit&bii’s-savm’de savm-i Nebi ve 
iftar-i Nebi aleyki' s-selam hakkmda da sevketmi§tir. Buhari her iki- 
sinde de §eyhi Abdii’l-Aziz’den rivayet etmi§tir. Buhari’nin Kita- 
bii’s-savm’da diger §eyhi Muhammcd Ibn-i Selam’dan birrivayeti 
daha vardir ki, bunun tercemesi 943 numara ile gclecektir. Bu riva- 
yette Hazret-i Enes’ten hadisi riviyct eden Humeyd-i Tavil 
diyor ki : Bir kerre Enes radiya'llihu ank'e Resulullah salla'llahu 
aleyki ve sellem' in orucunun keyfiyyetindcn sormu§tum. Enes bana 
§oyle cevab verdi : Ben, Resulullah’i her aydan her hangi bir giinde 
oru^lu gormek arzu edince, muhakkak onu oru<jlu gorurdiim. Oru$- 
suz gormek isteyince de muhakkak onu oru^suz gorurdiim. Geceden 
her hangi bir kisminda namaz kilar gdrmek isteyince muhakkak 
Hazret-i Resul’ii namaz kilar gorurdiim. Uyur gormek isteyince de 
muhakkak uyur gorurdiim. Ben, Resfilullah salla'llahu aleyki ve 
sellem' in (§erefli) elinden yum§ak, ne bir yiin sof, ne de ipekli bir harir 
messetmedim. Yine Resulullah salla'llahu aleyki ve selleiri in r&yiha-i 
seniyyelerinden latif, ne bir misk, ne de bir anber koklamadim K Bu 
mevzua dair Hazret-i Ai§e’nin bir hadisi de (942) numara ile ter- 
cemesi gelecektir. 

Buhari’nin Kitabii’s-Savm’da yine savm ve iftar-i Nebi ba- 
binda Abdullah Ibn-i Abbas’tan da bir hadis tahric ettigini 
goriiyoruz. Ibn-i Abb&s radiya'llahu anhuma demiftir ki : Resu- 
lullah salla'llahu aleyki vesellem Ramaz An’dan ba§ka aylardan hi<j biri- 
sini tamamiyle saim olmami§tir. (S&ir aylarda) Resulullah oru$ 
tutardi. Birhaldeki (onu her goren:) Hayir, vallahi Resulullah (bu 
ay hi<j) iftar etmiyor, der idi. Yine Resulullah bir ay i^inde iftar 


1 j ^0 ^ <£l ^0 j Ljl cJt-» Jli Ajb 

U U JJH j* V j j VI T ju V j j Lf L# Jr* ^ A* : JLi* 

^0 Awl J j^* JjJl * _/ J*- V j • j*- c—. V j U U V j 

[ c; j * j UU- Jul ^0 Jui Jj—j Jr* V j iSC — • j j 


Feridnn TtJ&RUL 

. 1 Kitaplfegu 

R ESUL-t 'EKREM’IN GEGE NAMAZ VE UYKU HALl 99 


ederdi. Hatta (onu hergoren:) Hayir, vallahi Resulullah (buayhig) 
oru<j tutmuyor, der idi 1 . 

Gerek Ibn-i Abbas’in bu haberi, gerek mevzuu bahsimiz olan 
Enes Ibn-i Malik hadisinin metni hakikaten mu§kildir. Her iki 
Sahabi’nin bu hadislcriyle istihdaf ettikleri ma ( na gu^lukle istifade 
ediliyor. Her ikisinin de bu i§kalinden dolayi §arihler tlirlu tlirlii tasar- 
ruf etmi§lerdir. Fakat hepsinin i§tirak ettikleri bir cihet vardir ki, 
Ibn-i Abbas’in da Enes Ibn-i Malik’in de bu haberleriyle 
Resul-i Ekrem’in nafile namaz kilmak ve orucj tutmak hususunda 
muayyen ve muttarid bir programa tabi* olmadigim bildirmek iste- 
meleridir. 

Enes Ibn-i Mauk hadisi hakkinda §ARiHLERiN mutAlaalari : 

§arih Ayni diyor ki : Enes Ibn-i Malik hadisinin ma'nasi, 
nafile namaz kilmak ve nafile oru? tutmak hususunda Resul-i 
Ekrem’in hali muhtelif idi. Icabma gore gah ayin ilk gunlerinde, gah 
ortasinda, bazi aylarin da son gunlerinde oru<; tutardi. Yine boyle 
Resul-i Ekrem bazi dePa gecenin oniinde, bazi def c a ortasinda, 
bazi geceler de sonunda namaz kilardi. Gecenin bu muhtelif zaman- 
lannda namaz kildigini, yine boyle gundiizleri oru^lu bulundugunu 
her gormek istiyen Sahabi, Zat-i Ris&let-penahllerini miikerreren 
gozleyerek namaz kilarken, yahut oruglu iken rastlar ve diledigi gibi 
goriirdu. Yine §arih Ayni: “Ifte hadisin ma'nasi budur, Toksa Res&l-i 
Ekrem miitevdliyen orug tutardi, yahut biittin gece namaz kilardi, denilmek 
istenilmiyar ” diyor. 

§arih Kirmani de diyor ki : Her ne zaman istenilirse ResGl-i 
Ekrem’i namaz kilar veyahut istenildigi zaman uyur gormek nasil 
mumkun olur. Ru haberden maksud olan ma £ na; " Resul-i EkremHn 
iki halinden yani namaz , tyku ve yahut savm, iftar hallerinden gah birisi 
digerine galib olurdu . Bazi def'a da bunun aksi halde bulunurdu ” demekti. 

§arih Kastalani ise hadisin (. . ^ *Lr *UiU) kismim §oyle 

tefsir ediyor: 

“Biz, aleyhi' s-salatii ve's-selam'dan bir emrin ZMhurunu arzu ettigimizde 
Hazret-i Resulii muhakkak onunla meggul bulurduk . Onu namaz kilar 


1 USMS* T j 4-ip ( _ r Ji U : Jl5 j* 

> i V : jStfH J jju JLaj j . JLAj )l j 6 )l : JJUJl J jZj ^ 

[4^1* C/) j yi 3 i j us ~ j *\jj j v 4 i>^ j 




100 TEHECCOD BAHSt 


gormek dilersek , her halde kendilerini namazda bulurduk. Uyur gormek ister - 
sek de uykuda bulurduk 

Kasta^ani’nin bu tefslri bizc fazla bir §cy bildirmiyor. Enes 
hadisini, Ibn-i Abbas hadisi ilc tefsir ctmi§ oluyor. Halbuki her iki 
hadis ayni dcrccede mii§kildir. §u farkla ki, Ibn-i Abbas radiya'lldhu 
anhumd , Resul-i Ekrem’in Ramazan’dan ba§ka hi^birayda ba§tan- 
ba§a oruqlu olmadiklanni bizc kemal-i vuzuhla ogretmiftir. Hi$ §iib- 
hesiz hadisin bu fikrasi bu mevzuda bir nastir. Iste bu vuzuhla ve bu 
fikranin ir§ad vc dclalctiylc hadisin maba'dinde §oyle demi§ oldukla- 
rim anhyoruz: Rcsul-i Ekrem’in Ramazan’dan gayriaylarda tuttuk- 
lari oru^larin ezman vc eyyami muayycn degil idi. Bir ayin oniindeki, 
ortasindaki, sonundaki gunlerinde hem oru$lu oldugu, hem de iftar 
ettigi giinlcr bulunurdu. Bu cihetle ayin her giiniinii oru^lu veyahut 
oru^suz zanncderlcrdi. 

Enes Hazrctlcri de hadislcrinde ayni hakikati ifade etmi§ olu- 
yor. Oru$ hususunda bdyle oldugu gibi namaz hususunda da bdyle 
idi. Bir gcccnin miitcaddid saatlerindc yatmak, kalkip namaz kilmak 
hallcri stk sik tekerriir ediyordu. Bu ahval-i seniyyclerini gozleyen ve 
mii;ahadc cdenlcr, Resul-i Ekrem’i adet& biitiin gece namaz kilar 
vcyahut biitiin gece uyur zanncdcrlerdi. 

Bu MEVZU HAKKINDA DAHA TENEWUR EDEBiLMEK l$iN ATlDEKl 

hadIsler i mutAlaa edeum : 

1) Ummii Scleme radiya'lldhu ante ' dan Rcsul-i Ekrem’in 
gece namazi sorulmuj, o da §oyle cevab vermi§tir : Rcsulullah’in 
namaziylc ne $ok me§gul oluyorsunuz. Resulullah gece namaz ki- 
lardi ve namaz kildigi kadar da uyurdu. Sonra (kalkar), uyudugu 
kadar namaz kilardi. Sonra (uzarur), namaz kildigi kadar uyurdu, 
Sabaha erij^ne kadar bdyle devam ederdi 1 , 

2) Nesai’nin Habbab Ibn-i Erct radiya'llahu anh'Xtn riva- 
yetine gore Habbab, Resulullah salla'lldhu aleyhi ve sellem ile Bedir 
gazasinda bulunmu$tu. Ve Resulullah salla'lldhu aleyhi ve sellem'i 
Bedir geccsi biitiin gece feeir zamamna kadar gdzlemi§ti. Resul-i 
Ekrem, namazmdan selam verince Habbab Hazrctleri huzur-i Sa&- 


1 f • d** b j V>1^ ? J £JL : cJli ^ J* 

[ jUI j j jt\ »\jj ] U jji ^ . fL* U jm 




101 


RESOL-t EKREM’tN GECE NAMAZ VE UYKU HALt 


det’e gclmi§ vc : Ya Resulullah ! Babam, anam sana fcda olsun. Bu 
gece bir namaz kildiniz ki, sizin bu namaz kadar yuksek bir namaz kil- 
diginizi hi$ gormcmi$tim, demi§, Resul-i Ekrem de : “ Ey Habbab y 
dogru soyliiyorsun f Bu namaZy salat-i havfiir , salat-i tezdrru 1 ve ibtihdldir ” 
buyurmu§lardir l . 

3) Yinc boyle Muslim ilc Siinen-i Erbea sahiblcrinin Zcyd Ibn-i 
Halid Ctiheni’den rivAyctlerine gore, Hazret-i Zcyd dcmi§tir 
ki : Resulullah salla’llahu aleyhi ve sellem' in gcce namazini iyicc goz- 
ledim. Resfil-i Ekrem (ibtida) hafif iki rek*at namaz kildi. Bundan 
sonra iki rck'at uzun, uzun namaz kildi. Sonra bundan evvclkinin du- 
nunda iki rek*at kildi. Bundan sonra iki rek'at daha kildi. Bunlar da 
bundan ewelkilcrin dununda idi. Bundan sonra da iki rck'at daha 
kildi. Bunlar da kendilerinden ewelkilcrin dununda idi. Sonra da 
vitir namazi kildi. t§tc bu, on ii$ rek'at namazdir 2 . 

4) Ncsai’nin, Humeyd Ibn-i Abdurrahman vasitasiyle 
ismi ta c yln edilcmiyen bir Sahabi’dcn rivayetindc o zAt demi§tir ki : 
Vallahi ben, Resfilullah salla'llahu aleyhi ve selleiri'm gece nasil namaz 
kildigmi gorene kadar kendilerini gozledim. Resulullah gece uyudu. 
Sonra kalkip namaz kildi. (Ben kendi kendime:) " Resulullah uyu- 
dugu kadar namaz ktldt” dedim. Namazdan sonra Resulullah §oyle 
yaslamp uyudu. (Yine ben kendi kendime:) “ Resulullah namaz kil - 
digi kadar uyudu 99 dedim. Sonra uyandi. Ve ilk dcFaki gibi namaz kildi. 
Boylccc Resulullah fccrin ewclinc kadar ii$ def c a uyudu, uyandi vc 
namaz kildi *. 


* witj y* j J u* if ^ 

£* ois” - uji y* j *ju ^ 

U »')L# SJLin -lil j ^ ^ JUi . wLj* oU- <j {j* 

. [ jLJjl tSjj ] •'iL# L^l ( J*-l : y+ j J >-j uU . 

* : y* j ^ ajJ j* 

£ lr#M f iifkJ* JfkJ* ufkJ* £ . i&h*** 

jp l> j ix^j f • dj* l> j JCuTj f 4 dj * j jvUTj 

• [ ^ ui-Jl * r >{**\ J »\jj ] i*Tj I vlJJAi . Jj\ £ . WM 0^^ 

3 y*j A 1 a 4Ull Jli J J**J : JU 4jl \ tj J*i jl 

cii if U j05 : c*l» f i f jjl f 

y* J <JU ^1 4)1 J J~*J . * JM. J j\ J*i lT J-ai JiiJu-l £ . J*# U 4i 

. [ Jjj ] ' J-* cAj* 


102 


1 


TEHECCUD BAHSl 


Bin tf.nbih : Bu hadis-i §erif ile tcrcemesi (582) numara ile gegen 
Hazret-i Ai§e’nin : ( ^ isi jlf ) haberi arasinda m'unafat 

yoktur. Gerek Hazrct-i Ai§e, gerek Hazret-i Enes muttali c ol- 
duklari vakialan haber vermi§lerdir. 

TEHECCUD NAMAZI HAKKINDA MuZZEMMiL SURESi : g 

. j oT /A Jj j j jj\ c ■>Ljl 5 al* t *>Lii JJ 1 I ! J -* \j ) 

( ^iJ^ 0 ji-pJi jj jl . j ail ^ a , cfJLJU 

t jl oTjii! j—aj U Ij^SU t ^1* c-jbi oj -, a £> ^ jl ^ ) djij 

^ Ijj 5 b ^ ci ^ >bUj Ojy>-T j t j jVl j bj T J 

J\J*- Jr* ^>V I j*Aaj L* j c 1 ' ■ ... » - <50 1 J*jr j SlTjjl I^T J 5 , >LaJ I j C O 

( j 4^1 0l c 4I1 I j (, 1 j *- 1 |J«p! j f jS~ jh 4jil -Co 

Buhari bu babin unvanmda (Muzzemmil suresinin §u ayetlerini 
zikretmi§tir : 

Meal-i §ERiFi : “Ey siyabina biirtinen peygamberim! Gece namaza 
kalk . Fakat bir azinda (yani) yansinda kalkma , (dinlen). Yakut bu (isti- 
rahate aid) yandan biraz eksilt . Yakut buyanya ziy&de et. Kur'arCi da gayet 
duzgiin oku . Senin du$-i niibiivvetine (hudud ve feraizi muhtevi) mehabetli 
Kur'an yiikliyecegiz. (Habibim!) Bu gece namazi y hissin kalbe uygunlugu 
cihetiyle fok salabetlidir. (O zamanki) kirdat de gayet duzgiindiir. (Halbuki) 
giindiiz de havdyicin if in uzun boylu doniip dola$mak vardir 

Yine Muzzemmil suresinde Cenab-i Hak §oyle buyurmu^tur : 
“ Allahu Teala bilir ki,siz> gece namazina ve onun evkdtim takdir ve ta c yine 
muktedir olamazsimz . Bu sebeble Cenab-i Hak gece namazi hakkinda size 
ruhsat vermiftir. Siz bu namazdan kendinize kolay olam kihmz . Allah b.ilir 
ki , sizden kiminiz hasta olur. Ba$ka bir kisminiz yeryilzunde sefer eder . (Tica- 
retle me§gul olarak) nzkim Cenab-i Hakk'in hazine-i fazl ii kereminden arar . 
Daha birtakim mii'minler de Allah yolunda cihad ederler. Bindenaleyh siz , gece 
namazini miimkiin oldukga kihmz, (farz) namaz da kihmz . Z e ^ da periniz • 
(Farz olan zekattan ba§ka) goniil ho§lugiyle ve Allah nzdsi ifin sadaka da 
veriniz . Kendi hesdbimza her ne hayir iflerseniz, onuyine hayir olarak ite biiyiik 
bir ecri haiz olarak ind-i ilahide bulursunuz . Allahu TeaWdan magfiut dile - 
yiniz. Allah Gafufdur , Allah Rahim' dir”. ft 

AYET-i KER1MENIN IZAHI : 

Bu sure-i §erifenin ilk ayetleri belagat-i Kur’aniyye’nin bir §ahe- 
seri olmakla beraber ba§ka bir lisana harfiyyen terceme edilince, me- 
al-i §erifini ifade gii5le§iyor. Bunun igin tercemede bazi muavin ve 


MUZZEMMlL SCRESlNlN TEFStRl 


103 


tefsiri kelimeler kullanmaga mecbur olduk. Ebii’l-Beka’mn l c rdb-i 
Kur'dn'&a. beyamna gore, ayet-i kerimedeki (U-ai) kelimesinde miifes- 
sirler iki vechile tesarruf etmi$lerdir : 

1) Ciiz’un kiilden bedel olmasi kabilinden bu ( ) kelimesinin 

(leyl) den bedel olmasi ve(SUiVi) kavl-i ferifinin kelimesin- 

den istisnasidir. 

2) ( ) kelimesinin (SU#) den bedel olmasidir. Bu ikinci 

vecih, Ayet-i kerlmenin zAhirine daha miinAsibdir. Qiinkii j\ ) 

(U* *jj\ kavl-i §erlfindeki (Umo) zamirlerinin kelimesine 

raci < olmasi, bu miinasebeti istiliAm etmektedir. Biz de ayet-i keri- 
meyi ikinci veche gore terceme ettik. §u halde gecenin msfmda uyu- 
nup istirAhat edilmesi, diger msfmda kalkip namaz kilinmasi, yahud 
istirahate mahsus olan nmftan biraz azaltilip namaza aid olan msfa 
zam ve ilave edilmesi, yahut da uykuya, istirahate aid olan msfa 
ziyade edilmesi matlub-i jAri* oluyor. 

HulAsa: CenAb-i Hak, Resul-i Ekrem Efendimiz’i gece 
yansinda, yahut gece yarmndan biraz ewel, yahut gece yansindan 
sonra tehecciid namAzina kalkmakta muhayyer birakmi§tir. 

BuhArl, bu ayAt-i kerimedeki kelimelcrinin Ibn-i 

Abbas’dan ta'Mkan tefsirlerini de rivayet ediyor: Ibn-i Abbas 
<c vioAlj f\i cUj = kelimesi Habej dilinde kdme ma'ndsinadir ” demi§tir. 
Katadc, Hasen-i Basrl, Ebu Miclez de: “ Tatsidan sonra herki - 
yam , ndfiedir” demig. Miicihid de: “ Namaz if in gece kalkmak ndfiedir ” 
demif. 

Ajtr’a/z’da Arabcamn gayri bir kclime bulunup bulunmadigi hak- 
kinda ulcmAnm ihtilAfi vardir : BAzilari “ Siccil , Firdevs , JSfasie ” gibi 
Arabca olmiyan kelimeler bulundugunu kabul etmi§lerdir. Fakat 
Ciimhui-i ulemA Kwr'ari da ecnebi kelime yoktur, bu gosterilenler de 
iki lugatin rastgelc tevafukundan ibArettir, demiglerdir. §u halde na§ie, 
ya fAile vezninde masdar oluyor. TAhut ism-i fail ve bir mahzufun si- 
fati bulunuyor: 

Ibn-i Abb As radiya'll&hu anhuma kelimesini de §oyle tefsir 

ediyor: “ I jJ tjW s Uii >. oT^l stkl j* = Kur'arCin - 

muvdtaasx , gect okunan Kur’dn’tn gunduzden ziyide sem c a 9 basara , kalbe fid- 
det-i niiftz ve muvafakaii vardtr , iemek oluyor . (\ jJ ijW jJ) demektir 

( j dll <j! .) kavl-i ferlfindeki kelimesi Tefsir-i 

KurtubV de “eery u deveran” ma'nAiina hamledilmi§tir. Biz de “ dbniip 
dolapnak ” diye terceme ettik. 


104 


TEHECCUD BAHSt 


Mufessirler bu shrcye ad vcrilcn “ Aliizzemmil ” kclimesini • 

j diye tefsir cttiklerindcn biz dc “siyabina buriinen" diye terceme 
cttik. Zcmah§erl’nin bey&nma gore bu “ Muzzemmil" sure-i §erifesi 
nazil oldugunda Resiil aleyhi' s-selam bir gecc siyabina burlinmu? 
uyuyormu^. Zat-i §erifleri uyartilmi§ ve bu ayet-i kerime kendiierine 
tcblig cdilmi§tir. Yine Zemah^crl’nin beyanina gore, ogecc Fahr-i 
Kainat’in buriindiigu sevb ncidi? diye Hazret-i Ai§c’den sorulmu§, 
o da ccvab olarak: “« Alirt » denilen on dort zira* uzunlugunda bir kumaj 
idi . Bunun yarxsinda ben uyurdum . Yarisinda da Resululldh namaz kilardi ” 
demi§. Sonra bu kuma§in mahiyyeti, neden mamul oldugu sorulmu§, 
ccvabcn : “O kuma^in eriji kil> argaci deve yiiniinden yapdmijtir, tiflik ve 
ibrifim gibi $eylerden mamul degil idi." demi§tir. 

Zcmah§cri bu vahy hadiscsinin mebdeini de Hazret-i Ha- 
tice’ye miintclii bir haberle §oylc naklcdiyor : Hadicetii’l-Kubra 
buyurmujtur ki : Bir kcrrc Fahr-i Kainat miiteheyyic bir halde yam- 
ma gclmi$ti, hcyccandan boynunun damarlari vuruyor ve titriyordu. 
“Beni ortiinuz buvurdu. Ben, o hazreti hastadir sandim, orttiim, 
bastirdim. Bu halde iken Hazret-i Cibril gelip “ U = Ey 
siyabina biininen ” diye seslendi. 

Tefsir-i Nesefi ’dc deniliyor ki : Bu habere gore 
kavl-i §erifi, Resul-i Ekrem’in boyle sannip, buriinup uyumaga 
<jah§malarmi ayiphyan bir hitabdir. Bunu da Resul-i Ekrem’in 
tehccciid namazmi illizam ve bu ibadetc ihtimam etmeleri hakkmdaki 
cmr-i ilahi takib ctmistir. Tefsir-i NesefV dc bu kudsi hitabi, Ikrime’- 
nin “Wi* 1^1 — Ey biiyiik bir ifi dupi nubiivvetine yiiklenen 

Zat!" suretindc bir teftlri dc naklcdilmi§tir. Bu tefsire gore bu hitab-i 
Subhani, Resul-i Ekrcm’i ta c yibi miitezammin dcgildir. Nasil ki, 
Hazret-i Ai§c’nin dc: “Yd eyyiihe’l-milzzemmil ! niddst Hazret-i Pey - 
gamberi ta'yibe delalel etmez . Belki zat-i jeriflerini sendyi ve bulundugu hdl-i 
huzur ve siikunu takdir ve tabs ini muhtevidir ve bu hal iizere devdm buyurmala - 
rim dmirdir ” dedigi rivayct olunmu§tur. 

Bu SURE-I §ERIFEDEN MUSTEFAD OLAN HUKUMLER : 

§arih Ayni bu izahati bize bah§cttikten sonra gece namazinm 
hukmiine dair de ulemanm 115 nevi c ictihSdlarmi bildiriyor : Birin- 
cisi, gece namazi mendtibdur, farz-degildir. Farz olmadigma ( JJI 
cmrinden sonra (U* jjjl ^ o jl 4-L*>) kavlinin evamiri takib ve 
ahyir etmesidir. Boyle terdide mukarin olan bir emir nasil vviefib 


Ml)ZZEMMiL StJRESlNiN TEFStRi 


m 


ifade edcbilir? Bin&enaleyh mendfibdur, dcniliyor. tkincisi, gece na- 
m&zi vacibdir. U^iincusu, gcce namazi yalrnz Resftl-i Ekrem 
Efendimiz hakkmda v&cibdir, Bu ii^uncii kavl Ibn-i Abbas radi- 
ya'llahu anhumd * dan da rivayct edilmi§tir. Hasen-i Basri, Ibn-i 
Sirin de: “Birkoyun sagacak kadar bir zaman ifindede olsun gece namazi 
her musliimdna farzdir” demifler ve 1 * * (oT J jal^ -r ^;U nazm-i §erifi 

ilc istidl&l etmijlerdir. # 

§&fii rahimehu’llah da bazi ulemadan $oyle i§ittim, diyor: Bc§ 
vakit namaz farz kilinmazdan ewel *( JJI pi J*jl1 Lt-I U ) &yct-i ke- 
rimcsi ile bir namaz farz kilmmi§tir. Sonra bu namaz 3 “ ^ U I jjiU= 

Siz namdzdan mumkiin olani ktlimz /” buyurularak bu viicfib ncsholun- 
mu§tur. Binacnalcyh salat-i leylin mendub oimasi icab edcr. Fakat 
bunun yiisiir vesiihuletle mukayyed olan ( cmrinin ifade ettigi 
ikinci bir farz oimasi da muhtcmeldir. Nasil ki 4 ( »il SUU * JJI j ) 
kavl-i §erifi de buna dclalct ctmektedir. Bin&enaleyh bu iki cihettcn 
hangisinin maksud-i §ari < oldugunu ta'yfn i$in siinnettcn bir delil 
aramak zaruridir. Aranildi ve : “Be$ vakit namdzdan bafka vdcib namaz 
yoktur ” hadisi bulundu. Ebfi Omer, “Bazi Tdbiin'in: bir koyun saga- 
cak kadar bir zaman zarfmda olsun kiydm-t leyl farzdir , demeleri fdzdir, met - 
rdk bir kavldir . Qtinkii kiydm-i leylin (•>** jJ ^1^) nazm-t feri/i ile mef 
sdh oldugu hakkinda ulemdntn icmai car dir ” diyor. Muslim’in ve 
Nes&Fnin Hazret-i Ai§e’den riv&yetleri de gcce namazmm men- 
dfib olduguna delalct etmektedir. Hazret-i Ai§e de demijjtir ki ; 
“ Allahu Teala gece namdzini bu sdrenin , ydni Miizzemmil suresinin ewelinde 
farz ktldu Nebi aleyhV s-selam Ashabi ile birlikte gece uykulanm birakip 
geceleri tehecciidle ihydya fahjtilar . Bir derecede ki, bu mucdhidlerin ayaklan 
fifti, renkleri sarardu Bu tahammiilfersa ibddet bir sene devdm etmifti . Bila- 
hare j efkat-i ildhiyye ile tahfif buyuruldu. Bu s&retle gece namazi farz iken 
nafile kiltndt” ( A y n i ) 

Bazi ulema : Kur’dn ' da Miizzemmil sfiresinden ba§ka boylc ahiri 
ewelini nesheden hi$ bir sfire yoktur, demi§lcrdir. Bu sure-i §crffcnin 
mensuh olan ilk Syctlerinin $ercf-i niizulii ilc nasih olan son ayetlerin 
niizulii arasmda bir sene, ve bir kavle gore on alti ay ge<jmi§tir. Tabii- 


1 Sure: 73 (Miizzemmil), Syet: so 

* Siire: 73 (Miizzemmil), 6yet; / 

* Sure: 73 (Miizzemmil), dyet: so 

4 Sure: 17 (Isrd*), dyei: 79 


TEHECCtlD BAHSI 


\96 


dir ki, bu miiddet, bu surenin tamamiyle Mekki oldugu hakkindaki 
kavle goredir. 1 {^ d \ ) kavl-i §erifi Medeni’dir, denildigine gore 
nasih ile mensuh arasmdaki miiddet, on sene olmak icab eder. Said 
Ibn-i Ciibeyr: Nebi salla'lldhu aleyhi ve sellem ile Ashab’i, on sene 
gece namazma devam etmi§lerdir. On sene sonra (. . . (jX dLj ol ) 
&yet-i kerimesi nazil olmu§tur. Bazilari da bu surenin eweli ahin ile, 
ahin da salevat-i hams ile neshedilmi§tir, demi§lerdir 2 . 


Terceme-i hAl: 

Ravi Enes Ibn-i Malik radiya'lldhu anh, EnsAr-i Kiram’dan ve 
Beni Neccar’dandir. Ibtid&-yi Hicret’ten irtihal-i Nebeviyc kadar on 
sene Resul-i Ekrem’in hizmet-i seniyyelerinde bulunmakla feref- 
yab olmu§tur. Ibn-i Sa c d, Hazret-i Enes’in Ash&b-i Bedir’den 
oldugunu zikretmi§tir. l$te hem bu miilazemet-i medlde ve sohbet-i 
Seniyye berekatiyle, hem de asir-dide bir hay&ta mllik olmasi hase- 
biyle Hazret-i Enes’ten pek 50k hadis rivayet edilmi§tir. Bu mer- 
viyyatin mecmuu bin iki yiiz seksen alti hadise bilig olmu§tur. Bun- 
lardan yiiz altmi§ sekiz hadisi Buh&ri ile Muslim miittefikan, sek- % 
sen i^iinii Buhari, yetmi$ birini de Muslim miinferiden riviyet 
etmi§lerdir. Eb£t Bekr, Omer, Osman, Obey Ibn-i Ka ( b 
radiya'lldhu anhiim gibi binjok Ashab’dan rivayet etmi§tir. Kendisinden 
deHasen-i Basri, Ziihri, Katade, Sabit Benani, Humeyd-i 
Tavil, Siileyman-i Teymi, Yahya Ibn-d Said ve emiili bir 
hayli zevat rivayet etmi§lerdir. 

Hazret-i Enes’in t^rlh-i vefiti hakkinda (90, 91, 92, 93) olmak 
iizere miiteaddid rivayetler vardir. Vefatinda yiiz ya§im tecaviiz ettigi 
Hulasa? da haber veriliyor. Yine Hulasa? da Basra’da en son vefAt eden 
Sahabi Hazret-i Enes’tir, deniliyor. Fakat TezkiretuH~Hujf£z y d& 
Hazret-i Enes’in mutlak olarak en son vefat eden Sahabi oldugu 
bildiriliyor. 



1 SCre: 78 ( Muzzemmil ), dyet: 20 


NAlMlN BOYUN KOkOnO §EYTANIN DUGOMLEMESt .107 


4 JlijLi Jj £0 J-J dJLip a J.JIp jiT i— j ^oj ^Jip <ZS?kj jA 

C*l>*jl L <l)li c iiip C*A>«jf JaJLji^l ISJj 

^,ijJI^*Js> Ua-JSJ SJlJtP ^J-^» O^i Saip 

Tercemesi 


Ebu Hiireyre radiya’llahu anh' den joyle rivayet edilmi§tir: 
Resul-i Ekrem salla’llahu aleyhi ve sellem buy :rmu§tur ki: 
Sizin biriniz (gece) uyuyunca §eytan onun boyun kokiine 
ii$ diigiim diigiimler. Her diigiim (yerine) : “Senin i$in uzun 
bir gece vardir, rahat uyu” (diyerek eliyle) vurur. O kimse 
uyamp (Kur’an okuyarak, tesbih ve tehlfl ederek) Allah’i 
anarsa, bir diigiim $6ziiliir. Abdest alirsa, bir diigiim daha 56- 
ziiliir. Namaz da kilarsa, §eytanin diigiimlerinin hepsi Qoziiliir. 
Artik o tehecciid sahibi diigiimii Qoziik ve gonlii ho§ ve ne§’eli 
bir halde sabaha dahil olur. Fakat zikretmez, ve abdest ahp 
namaz kilmazsa gonlii kirli ve uyu§uk bir halde sabaha girer. 

IZAHI 

RAviLER, RivAYETLER : 

Bu hadisi, Imam-i Malik, Muvatta' inda, Muslim de Sahih’- 
inde ( tAj jl* -jL/ dip ) rivayet etmi§lerdir. Muslim birincide (ukde) 
ikincide (ukdetan), ii^iincude (ukad) rivayet etmi§tir. Buhari ravi- 
leri de zabt hususunda ihtilaf etmi§lerdir : Hamevi veMus- 
temli, rivayetlerinde ( fU j» lit) dir. Ibn-i Hacer, mazi sigasiyle 
olan birinci rivayeti 50k dogru buluyor, ve Muvatta’da da boyle- 
dir, diyor. §&rih Ayni ise, Miistemli rivayetini begeniyor. Bu 
rivayet ciimle-i ismiyyedir, haber de isimdir, diyor. MuvaUa’da. mazi 
sigasiyle rivayet edilmi§ olmasim sebeb-i tercih bulmuyor. Hadisteki 
“ dorb ” 1, had is §arihleri “darb-i yed ” ile takyid etmi§Ier ve bu te§bihi 
daha belig bir §ekle koymujlardir. (Ukad) kelimesini btitiin Buhari 


108 


TEHECCOD BAHSt 


rivi vc §arihleri cemi* sigasiyle zabtediyorlar. Kadi Iyaz: “Bu keli- 
mc, ccmi' vc miifred olarak riv&yet edilmi§tir. Her ikisi de sahihtir. 
Fakat cemi* sigasiyle zabti daha miinasibdir, biz de boyle zabtettik” 
diyor. 

LuGAVI TAHLiLLER : 

“ Kdfiye-i re’s” ba;in miintchasidir. Esasen her §cyin miintehasina 
“kdfiye” denir. Aruzcularin bcyitlerin son kclimcsine kaf iyc dcmeleri 
de bundan dolayidir. Kam&s TercemesV nde kafiye kafa ma'n&sinadir. 
Kafa, boyunun ardina denir ki, ense tabir olunur, deniliyor. " Kafiye-i 
re’s” in Tiirk^cmizdc en guzel ve te$ekkiir ilc kar§iladigim, bir muka- 
bilini bizc Saym Mudcrris Bay §crefiiddin Yaltkaya arkada$imiz 
hcdiyyc ettiler ki : “ Boyun kokii” diir. 

Ibn-i Mclck: Bu bir kcsel vc atalet ukdesidir ki, §eytan bu 
kcscl vc ataleti gafillerin uzerine yiiklcr, demi;tir. Tiybi de : §cyta- 
nin chl-i gaflcti agirla^tirmasi vc bunlari baglami§ gibi hareketten 
ahkoymasidir, demi$tir. Beyzavi de $oyle diyor : §eytanm ukdesi, 
§cytamn uykuyu tezyininden ve o kimsede uykuya kar$i derin bir 
sevgi uyandirmasindan istiare edilmi;tir. Ukdelerin u$ tane olmasi da 
zikru’llaha, abdcstc, namaza kar§i birer ukde ittihiz etmi§ olmasindan 
ve $cytanm bu u$ ibadetten, ii$ tesvil ve igfal ile ahkoymasindan 
dolayidir. 

Aliyyii’l-Kari : MirkaV ta mahall-i ukde olarak boyun kokii- 
min intihab dc *?.yskn-i dikkattir, diyor. Her halde ba§m bu 

noktasi kuvvc-i vahimenin merkezi ve mahall-i tasarrufu olmasindan 
dolayidir. Hakikaten insanin kuvi-yi rflhiyyesi i^indc vahime kadar 
§eylani tesvilata fazla mutavaat vc bu tesvilata sur*atle icabet eden 
hi$ bir kuvvct yoktur.* 

§cytanin bu ukddlerinden tabiidir ki, hakiki ukde kasd edilmiyor. 
Bu bir temsildir. Ibn-i Karkulde: “Sihirbdzlarin bagladtklart kim - 
seyi hile ile tasarruftan men * etmelerinden istiare edilmitfir” demi§tir. §cyta- 
nin bu ukdesini sahirin ukdesi gibi hakikat ma'n&sma hamledenler de 
vardir. C&hiliyyet devrinde Ceziretii’l-Arab’da bilhassa kadinlar ara- 
sinda ipi dugumlcyip birtakim cfsunlar soyliyerek uzerine iifJemck $&yi 
idi. (Sure-i Fclak) da bunlann §err ix mcPanetlerine i§arct olunarak 
Rcsul-i Ekrcm’e: j = Sdhir kadinlann iplerine oku- 

yup iifleyerek icrd-yi mel'anet eylemelerinden Allah' a stgtmnm” diye istiaze 
ctmcsi, talim buyurulmu§tur. Bu sihirbaz kadinlardan §err ii mcPr 


feridun ERTUGRUL 
Kitapligi 

> 

StHlR iTlYAD VE iBTtLASI W9 

netlcrini Hazret-i Peygambcr’c kadar te;mil edebilmek iimidine 
dii§enler de bulunmu; ve bu surcnin sebeb-i nuzulii olmu;tur ki, lisa- 

nimizda bu kadinlara cadi, denilir. 

/ 

Be§er tarihi ilc ba$layan bu sihir ve efsun i'tiyadi her asirda 
cem'iyyet-i bejeriyyc arasmda pek muzir te Airier biraknu§ ve haki- 
katen kcndisinden istiaze edilecek bir §ekil almi§tir. Hele dua ile bunu 
ayird edcmiyen saf kalbler uzerindeki te’siri daha derin ve daha mu- 
zirdir. En g^tribi ;udur ki, ilim ve fennin gaye-i kemale erdigi bu yir- 
minci asr-i medeniyette, akvam-i cahile §oyle dursun, medeni milletler 
arasmda bile hala bu me§*um i'tiyadin kadim zamanlardaki zindeligi 
ile ya$adigmi teessiirle goriiyoruz. Binaenaleyh Ebu Hureyre’nin 
bu hadisindeki ukdeyi, kalbin ukdesinden, azm ii iradenin felce ugra- 
masmdan ibarettir, diye tefsir eden aliiplcr isabet etmi§lerdir. Guya 
§eytan tehecciide kalkmak i$tiyakinda bulunan mu’minin gonliine : 
t% Yat>yat! Daha gecen uzundur” diye vesvese ve endi§c birakarak onu 
gece namazmdan alikoymu$ oluyor K 

§arih Ayni mcrhum, atideki sual ve cevab ile goniillerden bir 
§iibheyi kaldirmi§ oluyor : 

SuAl : Ebfii Bekr ve EbG Hiireyre radiyallahu anhvma gecenin 
ilk kismmda vitir namazi kilip son kismmda uyurlardi. Bu hadis ile 
bu hareket nasil te*lif edilebilir? 

Cevab : Bu hadiste bildirildigi iizere §eytana merabe olanlann 
gonulleri kirli ve magmum bir halde kalkmalan, gece teheccild nama- 
zina kalkmak niyetiyle yatmiyanlar hakkinda bir cezadir. Yoksa mu* 
kadder olan vitir ve nafile namazim kilip da tehecciide kalkmak ni- 
yetiyle yatanlar ve fakat uyanamami? bulunanlar, bu vaidin daire-i 


1 Sihir kelimesinin etas i'tib&riyle lugavi vaz'ida bunu te*yid cdiyor. Kdmus 
Tereenwi'ndc Asim Molla: “Sihir, hulkumun ucuna ve akcifere denir. Sihir ki, 
cadiltga denir. Fil’asd bir adamin sihrtne yfcni akcigcrine vurup ant miitegayyir ve 
sersem eylemek ma'nasina masdar olup ba'dehu cadtlikta isti*mal eylediler” diyor. 
Ve sihrin t*t nev'ini haber veriyor : 

Sihir ti£ gOncdir : Biri mahz-i hud ‘a ve tehayyUl&ttir ki, hakikati yoktur. 
§u*bcde, hokkabazhk ve gozbagcilik ta'bir olunur. Hifiet-i yed ve siir'atten ne$’et 
eder. tkincisi ; $cyatine tekarriib scbebiyle bazi mertebe muavenetlerini isticl&b ile 
olur. Utuncittii irtikab^i kufr ile efsun cderek suver ve tabayi-i guya tagyir ederler. 
Mesela bazi adami humar ederler ki, bu dahi ger^i miiessirdir. Lakin hakikati 
yoktur. Meshur olan adamin kendisini humar oldum kiyasi ile i$kencesine $ivc eder. 
Her halde sihrin vukuu vardir. Muawizeteyn ol babda nazildir. 


no 


TEHECCtlD BAHSt 


§iimulunde dahil degillerdir. Ibn-i Hibban’in Sahih' inde tahric 
ettigi lizere Jju'be’nin Ebu Zer veyahut Ebii’d-Derda* radiya - 
lldhu anhumff dan birisinden 1 rivayetine gore, Resul-iEkrem sallaH - 
lahu aleyhi ve sellem buyurmu§tur ki: “Bir mu'* min kul, gecenin bir saatinde 
kalkip da tehecciid namazi kilmaga kalben niyet etmi$ iken o saatte uyur kahrsa , 
o miilminin bu uykusu] Cenab-i Hakk'in kendisine ihsdn ettigi bir sadakasi 
olur. Ayni zcimanda defter-i a'mdline, niyet ettigi tehecciidiin ecr ii sevabi 
yaztlir ” 2 . 

Bu HADiSTEN ISTIFADE EDILEN HUKUMLER : 

Bu hadisten en ziyade istifade ettigimiz hakikat zikru’llahm, ab- 
dcstin, namazm, §eytam ve onun telkinatmi, nefsin §err ii fesada olan 
temayiiliinii def c etmesi keyfiyyetidir. Birde ashab-i tehecciidiin gdzii 
nurlu, gonlii siirdrlu olarak yeni guniin sabahma girmesidir. Bu nc§ > e 
ve mescrret biitiin gim ehl-i tehecciidiin nurani nasiyesincle parlar ve 
kemal-i vuzuhla goriiliir. Her giiniin hayir ve bereketi, ve hatta sihhi 
saadeti dc o guniin fecri ilc birlikte dogar. Bir Tiirk edibi, sade bir 
iislub ilc bu hakikati §u riibaisinde He giizel terenniim etmi§tir : 

Alemin ne§*eli sabahinda Gdz afandan gider biitiin korku 

Her seher feyz-i hak olur taksim Rizka mani'dir ol zamdn uyku 


* 

^ * 


- J I y ' i : Jli auT-Up . 589 


^ A 




U L-JU U j a-.-1p 4^1^^ 

<uil ulLlJI jC J Ui t e ^ 


Tercemesi 

Abdullah (tbn-i Mes'ud) radiya’llahu anh ' den $oyle 
rivayet edilmi§tir : 

Abdullah demi§tir ki : Nebi salla'llahu aleyhi ve sellem ' in 


1 Bu iki Sahabi’nin hangisinden i$ittiginde §u < be tereddiid etmi§tir. 

2 pb-J (JJJi A-— Aj JLp L» * J A*JLp 40)1 4)) I Jli 

• [ if) o* aLaj ] (JJ j L* aJ j aJU If- 40)1 O-Uao A*jJ ulT Vl 


Fmidun EHl OCRUL 

i K i-tapljsi 

TEHECCt)DDEN GAFlLLER! §EYTANIN TAHaIrI 111 

iiuztirunda birisi anildi. Ve bu adam sabaha kadar uykuya 
dalar, namaza kalkmaz denildi de, Resulullah: 

u Oyle ise bunun kulagina §eytan i§emi§tir” buyurdu. 

JZAHI 

RAvfLER, RiVAYETLER : 

Bu hadisi Buhari “Sifdt-i Iblis ” hakkmda acjtigi bir babmda da 
zikreder. Muslim, Nesai, Ibn-i Mace de salat bahsinde tahric 
etmiflerdir. Cerir’in, Mansur’dan rivayetinde tesniye sigasiyle 
(ft iizuneyhi) dir. 

( Jl U ) ciimlesindeki lam-i ta'rtf cins i$indir. Ahde ham- 
letmek ve salat ile salat-i mektube kasdetmek de caizdir. Hatta §arih 
Ayni lam-i taVIfin ahde hamledilmesi daha zahirdir, diyor. Nasil 
ki, Siifyan-i Sevri Hazretleri de : “<i ^>1!^ Ujlp I j*=Bize gore 
bu adam farz namdzi uyku ile gegirmijtir ” dem^. 

“« j ulk-JUi Jli = Kulagina §eytan i$emi$tir ” tabirini Hattabi 
temsile hamlederek vech-i miimaseleti §oyle tasvir etmi§tir: Bu ada- 
min uykusunun agirhgi ve kendisini namazdan gafil bir hale getirmesi, 
kulagina i§encn ve hiss-i sen^i ifsad edilen kimsenin haline te§bih edil- 
mi§tir. Tahavi de : “Bu hal §eytamn bu adam iizerindeki derece-i 
tahakkiimunden, onun da §eytana kemal-i inkiyadmdan istiare edil- 
mi§tir” demi§tir. Taybi de 1 : “ §eytdn, bu gafilin kulagini batil §eylerle 
doldurulmuf ve kulaginda hak sozu ifitmege mdni bir sagirhk ihdas etmijtir 
denilebilir” diyor. Turbe§ti 2 : Bu hal, §eytamn bu tarik-i salati al<jak 
gormesinden ve onunla istihfaf etmesinden kinayedir, kdi goriilen 
bir §ey ilzerine i$enmesi, §iddet-i istihfafi mucib bir adettir. O adi §ey, 
kenif ve miisterah addediliyor, demektir. 

Bazi alimler, goz, mahall-i nevm oldugu halde hadiste onun bira- 
kilip hassaten kulagin zikredilmesi, kulak mevrid-i intibah olmasin- 


* jjfj <jru ijJLi i d^ J d^ j 

J ^ j ** ij* ^ U f ^ Aj 

c*j tj l-i&k #LJI J j* f ^ J (J Jl 


in 


teheccUd bahsi 


dan dolayidir, demi§lcr. Kurtubi dc §cytanin bu fi c Iini ma*na-yi 
hakfkiye hamletmckte bcis gormemi$tir. 


4ttl 4tt« dp 4»i JP . 590 


- y. *>• ✓ • *> 


<LJ <^Uj j il^LJ Ju p£+> $ 


. • " . •*! •*.*' > .IJl l* W l\\\Y* ' |^*fll 

^^p-4 Cl* • ^ 

• I ' -U : :,-• . £ 4UiU <J -----U 


Tercemesi 

Ebu Hiireyrc radiya'Uahu anh ’ den Rcsulullah salla'l- 
lahu aleyhi ve sellem ' in §oyle buyurdugu rivayet edilmi$tir: 
Gecenin (ii$te ikisi ge$ip de) son sulusii kaldiginda Rab- 
bimiz Tebarcke ve Teala (kcyfiyyeti bizce me^hul bir halde) 
her gecc diinyanm semasma inerek buyurur ki : Hani bana 
kim dua eder ki, onun duasina icabet edcyim! Benden kim 
hacet ister ki, dilegini vereyim ! Benden kim magfiret diler ki, 
onu magfiret edeyim! 


IZAHI 

RaVILeA, RiVAYETLER : 

Buhari bu hadis-i §erifi gecenin son saatlerinde dua edilmesi ve 
namaz kihnmasi hakkinda acjtigi bir babinda tahric edip bu unvanma 
§u mealdeki nazm-i $erifi ilave etmi§tir : (Miittckiler, gcceden az bir 
kismmda uyumak ve sehar vaktine kadar istigfar etmek i'tiyadinda- 
dirlar) l . 

Hadis-i niizul diye anilan bu hadis-i $erif, Kiitub-u Sitte ' de ve sair 
sihah, siincn, me s an id ve meacim’in kaffesinde kesret-i rivayetle mum- 
taz olmak ve mute^bihattan bulunmakla muhim ve me$hurdur. Bu 
riv&yetler, yirmi bu kadar Sahabiyc miintehi oluyor. Tirmizi Miis- 
ntd'm&c bu hadisi Ebu Hiireyrc’dcn tahric ettikten sonra bu babda 


1 ( 7 ""1 } ) try Yenamon ( l* JJ* ‘5* s i* b*W) 


GfeCENlN SOlXJSONDE HAKKIN NUZtJLt) HADlSi 


113 


All Ibn-i Ebi Talib, Ebu Said-i Hudri, Rifaa* Ciibeyr 
Ibn-i Mut'im, Ibn-i Mes c ud, Ebii’d-Derda 5 , Osman 
Ibn-i Ebi’l-As radiya' llahu anhiinf den de rivayet edildigini bildiri- 
yor. §arih Ayni de bunlara §u Sahabi ravilerini ekliyor : Cabir 
Ibn-i Abdullah, Ubade Ibn-i Samit, Ukbe Ibn-i Amir, 
Amr Ibn-i Anbese, Ebu’l-Ha ttab, Ebu Bekri’s-Siddik, 
Enes Ibn-i Malik, Ebu Muse’l-E^ari, Muaz Ibn-i Cebel, 
Ebu SaMebe, Ai§e, Ibn-i Abbas, Niivas Ibn-i Sem^n, 
Niivas radiyctllahu anhum . 

Bu Sahabi ravilerin ^okluguna ve bunlarm Ashab’dan her taba- 
kaya mensub zevattan miite§ekkil bir cemm-i gafir bulunmalarma 
bakilmca, hadisin, la karn-i ewelde Ashab-i Kiram arasinda tama- 
miylc mtintcgir oldugu ve tevatiir derecesinde bir kuwet ifade ettigi 
anla§ilir. Sonra hadis kitablarinda tesbit ve tahrir edilene kadar 
Tabiin ve Etba-i Tabiin eimme ve me§ayihinden miite§ekkil senedler, 
turuk-i rivayetler ise akillara hayret verecek bir derecede kesret arze- 
diyor. §arih-i allame Ayni, her Sahabi’ye miintehi olan senedleri, 
hadis cami'lerinden “ Umdetifl-Kari ” de birer birer naklederek rivayet 
ve dirayet hususundaki kemal ii meharetini bu bahiste de gostermi§tir. 

Tirmizi diyor ki : Ebu Hiireyre hadisi hi$ §iibhesiz bir ha- 
dis-i sahihtir. Viicuh-i kesire ile rivayet edilmi§tir. Fakat bunlar ara- 
sinda en sahih olan rivayet §udur : ^ 3 jl ^ ) 

JJ1 iJL? jo- JU7 4^1 : Jtf oi bu rivayet, rivayetler arasinda 

en sahih olunca obiirleri de §iibhesiz sahih demek olur. 

( Tenzilu ) Bukari niishalarmda ya’nin fethi ile mazbuttur. Kur- 
tubi: “Bazi ehl-i ilim, ya’nin zammiyle kaydetmi^lerdir. Bu surette 
fi c lin mahzuf bir mePule ta c diye etmesi zaruridir: “ . . . I 5 CL. 4 II J = 
Allah bir melek gonderir ” demek olur, diyor. Sonra Kurtubi bu riva- 
yetin sihhatine delil olarak Nesai rivayetinin: J* : f . . .) 

j* suretindc oldugunu bildiriyor. Miislim’in, Milik tariki 
ile gelen rivayetinde de (yetenezzdii) diir. Bu rivayette muzari c ya’sin- 
dan sonra ta ziyadesi vardir. Manevi niizule en miisaid olan bu riva- 
yettir, deniliyor. Maamafih ya’nin fethi ile yenzilii rivayetinden de 
kurb ile teVil edilerek manevi niizul kasdolunabilir. Ve : Cenab-i 
Hak lutf ii keremi ile kullarma yakla§ir, demek olur. Ve (sema-i diinya), 
Cenab-i Hakk’in bize yakla§masi halinden ibaret bulunur. Diinya ke- 
iimesinin “ dUniiv ” den kurb mahiasi ifade etmesi de bunu te’yid eder. 

F. 8 


114 


TEHECCOD BAHSl 


Bu HADlS-i §ERIFiN TA c YiN-i MAHiYYETi HAKKINDA ULEMANIN 
FIKiRLERi : 

Ibn-i Kuteybe ve Ibn-i Abdi’l-Ber gibi bazi ehl-i hadis, bu 
hadisin zahiri ile istidlal ederek Cenab-i Hakk’a cihet isnad etmi§ler- 
dir. Fakat Ciimhur-i ulema, Zat-i Bari i^in cihet kabuliinu £irkin 
gdrmu§lerdir. Vc : “Cihet kabulii, Hak Teala’nm bir mekanda te- 
hayyiizunii ve hakikat-i hakki, bu fanikrin vasita-i ma'rifeti ile idrak 
ve ihata uiumkiin oldugunu kabul etmek demektir. Halbuki Cenab-i 
Hak hayyizden, mekandan vc kiinhii ile idrak ve ihata edilmekten 
alidir ve miinezzehtir. 

Ehl-i ilimden bazilan da miite§abihatin te’vilinde ifrat etmi§ler- 
dir. Bu babda en dogru yol, Ciimhur-i selefin meslekidir. 

Eimme-i selef bunun gibi mute§abihatin §an-i Barfye layik oldugu 
vechile hakikatine iman ve bizim hakkimizda miitearif olan gekl-i 
zahiri, matlub-i §ari c olmadigmi beyan etmi§lerdir. Binaenaleyh selef, 
§evaib-i hudustan Cenab-i Hakk’i tenzih ile beraber boyle zavahir-i 
nusustan musteban olan yed, vech, gazab, rahmet, istiva gibi miite- 
§abihatin te’vilini iltizam etmemi§lerdir. Zuhri, Abdullah Ibn-i 
Miib&rek, Mekhul, Slifyan Ibn-i Uyeyne, Leys Ibn-i 
Sa c d, Hammad Ibn-i Seleme gibi eimme-i hadisin ve Ebu 
Hanife, §afii, Ahmed Ibn-i Hanbel Hazaratinm mezhebleri 
budur. 

Ebu Hanife Hazretlerinden ehadis-i niizul soruldugunda : 
“ Bild-keyf ” diye cevab vermi§tir. Yani gecenin sonunda Hakk*in mi-, 
zulii vaki c dir. Fakat keyfiyet bizee mechuldiir. 

Imam-i §afii de : JUuV = Asia iman edilir , fa- 

kat nifin ve nasil? diye sondmaz ” demi§, sonra “ash” da Kitab, Siinnet, 
bazi Sahabi’nin kavli, iimmetin icmaidir, diye izah etmi§tir. Gorii- 
yoruz ki, Imam Ebu Hanife ile ImSm-i §afii’nin bu sozlerinde 
hi<j teVil §aibesi yoktur. §eyhii’l-islam Ibn-i Teymiyye de eimme-i 
selefin yolunu t&kib etmi§tir. Bu minhac-i miistakimin muhafazasi 
ugrunda sebkeden huda-pesendane miicahedeleri yakmda (604) nu- 
mara ile tercemesi gelecek olan Ebu Hiireyre hadisinin izahinda 
goriilecektir. 

Imam-i Malik’in niizulii iki vechile teVil ettigi rivayet ediliyor : 

1) Allah’in emri, yihut rahmeti, melekleri nazil olur, demektir. 


NUZCIL HAKKINDA MtjFEVVlZLER MOEVVlLLER 115 


2 ) Dua edene Cen&b-i Hakk’in icabetle, lfituf ile, rahmetle ikbal ve 
tevecclihudur, demi§. Hammad Ibn-i Zeyd de niizfilii, ikbal ile 
teVil etmigtir. 

Imam-i Malik, Evzai, Sevri ah&dis-i nixzid gibi zavahir-i 
nustistan miisteban olan miite§abih&tin teVilini iltizam etmi§lerdir. 
Kibar-i seleften olan bu zevitm te Villeri, miiteahhir ulem&ya ileride 
med&r-i istinad olmu§tur. Miicessime, Ciihemiyye gibi birtakim 
firak-i d&lle, mute§4bihatin turlii ttirlti teVile bagladiklarinda Ebu 
Ish&k-i §irazi, Imamii’l-Haremeyn, Gazali ve emsali ule- 
m&, Imam-i Malik ve emsalinin bu teVil yolundan istifade etmi§- 
lerdir/Fakat hit; birisi l&fzin i§aret ve iktizasmdan ayrilmami§lardir. 

Kadi BeyzsLvi diyor ki : Edille-i akliyye ile kat c i syrette 
sabittir ki, Cenab-i Hak cismiyyet ve tehayyiizden miinezzehtir. §u 
halde yliksek bir mahalden a§agi bir yere intikal ma c nasina niizul, 
§&n-i Bari’de mumteni'dir. Binaenaleyh hadisteki nuzftl ile muradi 
rahmet-i ilahiyyenin ash&b-i teheccude takarrubudiir. 

§arih Ayni de niizuliin intikal, i c l§m, kavl, ikbal ve teveceiih, 
bir hukmiin suduru ma'nalannda isti c mal edildigini bildirerek diyor 
ki : Bu ma'nalarin hepsi ehl-i lftgat arasinda ma'lum olan §eylerdir. 
Madcm ki, niizftliin boyle mii§terek ma c nasi vardir. Allahu Teala’mn 
kendisiyle tavsifi caiz olan bir ma'naya hamledilmesi en dogru bir 
harekettir. Burada Cenab-i Hakk’in rahmetle, dileklerini vermekle, 
magfiret etmek suretiyle Ashab-i teheccude ikbal ve teveccuh buyur- 
masidir, denilebilir. Bu bir teVil degil, belki lafzi, medlulu olan mii§- 
terek mahialardan birisine hamletmektir ki, Imam-i Malik gibi 
bazi selefin te Villerf de hep bu yolda bir te Vildir. 

Nihaye ' de : “Cenab-i Hakk’in ashab-i teheccude teveccuh i^in 
gecenin bu siillis-i ahirini intihab buyurmasi, herkes uyurken rahmet-i 
ilahiyyenin bu miibarek zamanda sa^ildigi igindir” deniliyor. 

Ibn-i Mes c hd radiya'lldhu anh sehar vaktinde : ^ jA 
a = Ya Rab ! Sen bana emrettin. Ben de emrine itdat ettim. 

Beni Divan-i Kibriydna da'vet ettin . Ben de icdbet eyledim ” diye dua edermig, 
Abdullah Ibn-i Mes c ud’dan bunun sebebi sorulmu§, o da cevab 
olarak : “ Ya'kub peygamber focuklart hakkinda edecegi dudyi sehar vaktine 
te'htr ederek : (jj ) buyurmuftur ” demi§tir. Davud peygam- 

ber de Cebrail aleyhi’s-seldm'a : “ Gecenin hangi vakti dud kabtil olunur?” 


116 


i 


PEYGAMBERtMlZ'lN GECE NAMAZININ 


diye sormu§, Cebrail de : “ Bilmiyorum , fakat sehar vakti oldugunda 
Ar^t Rahman titrer ” demi§tir. 

Bir rivayette bu niizul hadisinin nihayetinde JU; 3 iijL: <uju .U-u f ) 
( ^*011 j*j£> j*. jit V j fj* jf o+jH u* : ?iyadesi vardir. Ma'nasi §oy- 

ledir : Bundan sonra Cenab-i Hak : “ Fakir degil gani; ahdine vefastz 
degil , son derece vefakar olan Cenab-i Hakk'a , ivdzini aimak iizere fimdi 
odiinf olarak malt ve bedeni kim ibddet verebilir ?” diyerek hazine-i kerem 
ve inayetini a$ar, ve rahmet-i ilahiyyesini ashab-i tehecciide bol bol 
sa$ar. t§te Cenab-i Hakk’in bu kerem ve in&yeti ve ashab-i tehecciide 
kar§i bu siibhani hitabi tuluu fecre ve sabah zuhur edene kadar devam 
eder. 


^JLsi 0 0 ilju . 591 

* '4 i * ** ' 


*J y fCoir : cjujjil; 'JUj 

^ ^ ^ ft 9 X ^ J / ^ ^ I o x 45 ^ ^ ft . I ft > . 




VI 5 31^1 o air oli lj s 


Tergemesi 

Ai§e radiya' lldhu anha' dan Resulullah salla' lldhu aleyhi 
ve sellerrC in gece namaz (min keyfiyyet) inden soruldugu, onun 
da (§oyle) cevab verdigi rivayet edilmi§tir : 

Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem gecenin oniinde 
uyurdu. Sonunda da kalkip namaz kilardi. (Namazdan) sonra 
da yatagina doner, (girer) di. Ve muezzin ezan okumaga ba§- 
layinea (ne§’e ile yerinden) si$rardi. §ayed kendisince bir 
fthtiyag olursa gusiil ederdi. Yoksa abdest alir ve (Mescid’e) 
gikardi. 

IzAhi 

RaVILER, RiVAYETLER : 

Bu hadisi Muslim ile Nesai Salat, Tirmizi §email babla- 
rmda zikretmi§lerdir. Buhari bu hadisi, gecenin oniinde uyuyup so- 


1 


KEMMlYYET VE KEYFlYYETl 117 


iiunda namaz kilmak, Kur'an okumak, zikretmek efdal olduguna dair 
bir babinda zikretmi§tir. Bu babda Selman-i Farisi’nin, Ebii’d- 
Derda’yi gecenin sehar vakti oldugunda namaza kaldirdigina dair 
bir hadisi de ta c likan rivayet etmi§tir. Bu hadisi Buhari Kitabu’s- 
Savm’da mufassal bir metin ile Ebu Cuhayfe’den miisneden riva- 
yet etmi§tir ki, tercemesi orada (941) numara ile gelecektir. 

Izahi sadedinde bulundugumuz hadiste Resul-i Ekrem’in 
gece namazimn keyfiyyetini Hazret-i Ai§e’den soran zatin, ravi 
Esved tbn-i Yezid oldugunu, bu hadisi Buharfnin Aa/nA’indeki 
suret-i sevkinden ogreniyoruz l . Miiellif Zebidi merhum Sahabi 
raviden ba§kalarim ihtisar i$in tayyettiginden saili mechul birakmi§tir. 


f ^ 9 * • '. * ^ > A f ^ / , /#/ / rno 

* l X A f *\ * ' ' ° t 

4)4 1 1^*0 Lij ^,3 j 

. v 'a'*" s ' V x ° r 

1 J* * > OUa*j ^ ^Jp 

> * i * 1 \ ' * • > ° \ 

(J-^-d (* J U4 J ^ -> ^ U* Ujj> J-*aJ AO j 

0 s s f $ s *4*4 * ^ 4 a * O ^ a 2 a ' # >4 { 

rcJUfelSJ^i U£l 

^ ^ * * i ' « 1 ,#✓. >. . 1 ° 1 ^ 

0 } ! U I jLii ? yJ ! 4tol j L> 


• / | v 


Tercemesi 

Yine Ai§e radiya'llahu anhff dan Resulullah salla’llahu 
aleyhi vesellenTm Ramazan’daki (gece) namaz (mm kemmiyyet 
ve keyfiyyet) inden soruldugu, onun da (§oyle) cevab verdigi 
riv&yet edilmi§tir : 

1 Hazret-i Ai?e’nin bu hadisi, Buhari’de §oyle sevk edilmi$tr ; 

^ j «*JL <o}t ^0 Otf * ^ cJL* \ J'j > j* • . - ) 

( . . . f Ue aif : sJU ? JJU 


118 


PEYGAMBERt MlZ’lN teheccOd namazinin 


Resulullah sallcilldhu aleyhi ve sellem ne Ramazan’da, ne 
de Ramazan’in gayri (geceler) de on bir rek'at iizerine ziyade 
etmi§ degildir. Resul-i Ekrem (ibtida) dort (rek'at) kilardi. 
(Artik) o rek/atlerin guzelliginden ve uzunlugundan sorma! 
(O, sualden ve cevabdan miistagnidir). Sonra Resul-i Ekrem 
dort (rek'at daha) kilardi. Bunlannda guzelliginden veuzun- 
lugundan sorma. Sonra iig (rek c at) kilardi. Hazret-i Ai§e 
demi§tir ki: 

Ya Resula’llah! Vitir kilmazdan once uyur musun? diye 
sordum. Resul-i Ekrem: 

Ya Ai§e! Benim iki goziim uyur, halbuki kalbim uyumaz, 
diye cevab verdi. 

IzAhi 

RAviLER, RIVAYETLER .1 

Bu hadisi Kiitubii Sitte sahiblerinin hepsi tahric etmi§lerdir. 
Hazret-i Ai§e’nin, Resul-i Ekrem’in gecc namazi hakkindaki 
bir hadisi de (586) nci olarak terceme cdilmi§ti. Bu hadisin izahinda 
Resul-i Ekrem Efendimiz’in gece namazinin aded-i rekeati hak- 
kinda Hazret-i Ai$e ve Ibn-i Abbas radiyaUldhu anhiirri den ba§ka 
daha on dort Sahabi’den gelen miiteaddid riv^yetler bulundugunu 
bildirmi§tik, miitalaa buyurulsun. 

Hazret-i Ai§e, Resul-i Ekrem’in gece namazim overken : 
“ Onun guzelliginden ve uzunlugundan sormaymiz ” demekle Hatemii’l- 
Enbiya’mn Allah divamndaki huzu c ve hu§uunun kemalini ve bu 
ilahi divandaki istigrakinm biitiin rek'atlerde uzadigim ifade etmi§- 
tir. Bu, o kadar a$ik ve a§ikar idi ki, bunu, ne senin sormana, ne de 
benim cevab vermekligime liizum yoktur, demi§ oluyor. 

Buhari’nin SahiK indeki suret-i sevkine gore, Hazret-i Ai§e’- 
den, Resul-i Ekrem’in Ramazan’daki teheccud namazina dair sual 
soran zat, ravi Ebu Seleme’dir Ebu S el erne, Ramazan’in §eref ve 


1 Hadisin Buhari’de suret-i scvki §oyledir: x * ^ 4+L* . • ♦ ) 

? uL^iuj j *JLp au t J cJ 'S* JaS 4jal j 

[ . . . auI Olf'U l cJlii 


119 


KEMMlYYET VE KEYFfYYETl 


faziletine mebni Resul-i Ekrem’in Ramazan’daki tehecciid namazi- 
nin kemmiyyet ve keyfiyyetinde bir tahawul vukuunu tahmin ederek 
Hazret-i Ai§e’den yalruz Ramazan’daki gece namazim sormu$tu, 
Fakat Hazret-i Ai§^, sailde hig §iibhe birakmamak i<;in Resul-i 
Ekrem’in hem Ramazan’daki, hem de Ramazan’dan ba§ka geceler- 
deki namazina te§mil ederek cevab vermi§tir. 

Fikhi hukumler : 

Hazret-i Ai§e’nin buhadisinden bervech-iati hukumler istifade 
edilmi§tir : 

1) Hadis-i §erifteki “yusalli erbean = Resul-i Ekrem dort rek'at 
kilardi ” kavlinden, nafile olan gece namazmda bir selam ile dort rek‘at 
kilmak cfdal oldugunu ogreniyoruz ki, Ebu Hanife Hazretlerinin 
mczhebidir. Vc mezhebi i^in bu hadis, en kuwetli bir hiiccettir. 

2) ( Siimme yusalli selasen = Soma tig rek'at kilardi) kavli de eimme-i 
Hanefiyye i$in vitir namazinin bir selam ile 115 rek c at olduguna en 
sarih bir hiiccettir. Hadisin bu sarahatinden ancak bir delil ile udul 
cdilebilir. Ger^i vitir bahsinde ge^tigi lizere Resul-i Ekrem Efen- 
dimiz’in bir rek'atle itar buyurduklari ve “ve men foe felyutir = Dile - 
yen bir rek'atle vitir kilsin ” buyurduklari rivayat-i sahiha ile sabit ol- 
mu§tur. Fakat eimme-i Hanefiyye bu bir rek'atin, kendisine tekaddiim 
eden iki rek'ati tekle§tirdigine kanidir. Nasil ki (525) rakamiyle ter- 
cemesi ge^en Abdullah Ibn-i Omer radiycCllahu anhumfi* dan riva- 
yet edilen hadis-i §erifte Resul-i Ekrem salla’llahu aleyhi ve sellerr t’- 
den gece namazinin ka<j rek'at kilinacagi soruldugunda cevaben : 
“ Gece namazi ikiger ikigerdir. Her hanginiz sabah namazinin vakti girdiginden 
fob he ettiginde tek bir rek'at kilar. Bu bir rek'at , kendisinden once kihnan 
gift rek K ati teklegtirir ” buyurmu§tur. 

3) Resul-i Ekrem Efendimiz’in uyku ile abdestinin bozul- 
madigim da bu hadisin son fikrasindan ogreniyoruz. Bu fikra ile uyku 
halinin bizim ruhumuzda icra ettigi gaflet-engiz te’sirden Peygamber-i 
Zi-§an’imizin mubarek ve miinevver kalbi tamamen masun bulun- 
dugu bildirilmi§tir. Bu hal, Hasais-i Enbiyi’dan oldugu rivayet-i sa- 
hiha ile sabit oldugu i<jin diger Enbiya-i Kiram aleyhi’ s-saldtii ve’s-se- 
lam’m da kalb-i §erifleri nevmin gafletinden masun bulunduguna 
inamnz. 


y 


120 


l 


TEHECCUD BAHSl 


TERCEME-i HAL : 

Bu hadisi Hazrct-i Ai§e’den, riv&yet eden Ebu Seleme, 
Abdurrahman Ibn-i Avf radiya' llahu anK in ogludur. Kibar-i 
Tabiin’den ?vc Mcdinc’nin cn bcnam alimlerindendir. Imam-i 
Malik, Ebu Scleme’nin oz adi olmayip kiinyesiyle amldigim ha- 
ber vermi§tir. Bazilarrda isminin Abdullah oldugunu bildirmi§tir. 
Ebu Sclcmc, babasi Abdurrahman’dan pek az hadis rivayet et- 
mi§tir. Ai§e, Ebu Hiircyrc, Hassan Ibn-i Sabit radiyKllahu 
anhilm gibi bir hayli Sahabfdcn rivayeti vardir. Kendisinden de Sa- 
lim, Ebu Nadr Sa c d Ibn-i Ibrahim, Ebu Zinad, Ziihri, 
Yahya Ibn-i Said, Yahya Ibn-i Kesir gibi hadis hafjzlan 
hadis rivayet ctmi§lerdir. Ebu Seleme, yiiksek bir kudret-i fikhiyye 
yi de haizdi, Ibn-i Abbas ile miinazara ederdi. Doksan dort veya 
hut yiiz dort tarihinde vefat etrhi^tir. ( Tezkireti? l-Hufjaz) . 


: Jli cp ^ j 'Jr . 593 

^ J-?>- j 

oyi lili L45J I i* : I^Jli ? ^il IJu 6 

^>*1 0 J : jt-JL- ^ Jlx> AJ 

• (I® ^ 

. > liu 4.U.; 


Tercemesi 

Enes Ibn-i Malik radiya’ llahu anK ten §oyle rivayet 
edilmi§tir: 

Enes Ibn-i Malik demi§tir ki: Nebi sallK llahu' aleyhi 
ve sellem (bir kere mescide) girmi§ti.’Girince mescidin iki diregi 
arasina bir ip $ekilmi§ oldugunu gordii. Bu ip nedir? diye 
sordu. Ashab-i Kiram: 

Bu, Zeyneb’in ipidir. Zeyneb, (namazda ayakta 
durmaktan) yorulunca bu ipe tutunur, dediler. Nebi salla’lla- 
hu aleyhi ve sellem buyurdu ki : 


1 

IBADETTE StDDET iHTlYARININ KERAHETl 121 

Hayir, (ibadette boyle giicjluk ihtiyar edilmez). Bu ipi 
(jozuniiz. Sizin biriniz zinde ve miinbesit olduk$a namaz (ini 
ayakta) kilsin. Yorulunca da hemen otursun, (ve namazim 
oturdugu halde tamamlasin). 

IzAhi 

RAviLER, RiVAYETLER : 

Bu hadisi Muslim de Salat bahsinde zikretmi§tir. Miislim’in 
rivayetinde (eUmescid) ziyadesi vardir ve Resul-i Ekrem’in mescide 
girdigi tasrih edilmi§tir. Biz de bunu tercemede gosterdik. Miislim’- 
in rivayetinde (la) edati yoktur. Yine bu hadisi Ebu Davud, 
Nesai, Ibn-i Mace de Salat bahsinde tahric etmi§tir. 

Hadiste kendisinden bahsedilen Zeyneb radiya'lldhu anha' nin 
“^eyneb Bint-iCah$-i Esediyye ” validemiz oldugunu Hatib, “ Miibhtmat” 
inda zikretmi§tir. Bu babda fjarih Kirmani de 1 Hatib’e tcbeiyyet 
ctmi§tir. Sahib-i Tavzih'dt l bn-i Ebi §eybe’ningerek “A{iisned”inde, 
gerek “Musannef” inde Zeyneb’i, boyle mticerred olarak zikr u riva- 
yet ettigini bildirmi§tir. Ebu Davud bir rivayetinde bu kadimn 
zevcat-i seniyyeden Zeyneb’in kendisi degil, hem§iresi “ Hamne 
Binl-i Cah$” oldugunu rivayet etmi§tir. Ahmed Ibn-i Hanbel’in 
rivayeti de “Hamne” dir. Buhari’nin bu babda Hazret-i Ai§e’den 
rivayet ettigi bir hadisi daha vardir ki, bunun tercemesi (40) inci ola- 
rak ge$mi§tir. 

FikhI hukumler: 

Bu hadis-i §erifin zahirinden : ayakta namaza ba§layip da es- 
na-yi salatta devama mani c aciz ve za c f anz olursa, oturup kaiden 
tamamlamak caiz oldugu mustefad olur. Yine bu hadiste ibadette 
i'tidale te§vik, ktilfet ve me§akkat iltizam etmekten nehy vardir. Ka- 
dmlann cami c de nafile namaz kilmalan caiz oldugu da bu hadisten 


1 Kirmani, Buhari §&rihlerinden §emsiiddin Muhammed lbn-i Yti- 
siif Ibn-i All Ki'rmani’dir. Stiyuti “Liibbiil-Liibab' inda “Kirman” i kaf’in 
kesriyle zabtetmi? ve biiyiik bir vilayetin vevihut Ni^abur’da bir mahallenin ismi 
oldugunu bildirmi§tir. Tevjih * te de Ibn-i Sem t an’in feth ile tashih ettigi kaydedil- 
mi§tir. Kirmani’nin kendisi de Buhari §erhinde kendi beldesi halkinin mtittefikan 
kesr ile telaffuz ettiklerini haber vermi$tir. Yakutii Hamevi, Gazne’ye miilhak 
bir kasaba oldugunu bildiriyor. 


1 


122 




TEHECCOD BAHSt 


istifade edilmi§tir. Qiinku Resul-i Ekrem Efendimiz, Zeyneb’i 
mescide "gelmekten men" etmemi§tir. Biitiin gece namaz kilmak mek- 
ruh olduguna da bu hadis delalet etmektedir. Cumhur-i ulemanin 
mezhebi de budur. 


TERCEME-i HALLER I 

Mevzuu bahsimiz olan hadisin ravisi Enes lbn-i Malik radi- 
ya'lldhu anh Ensar-i Kiram’dandir. Hicret’ten irtihal-i Nebi’ye kadar on 
sene Resui-i Ekrem’in hizmetinde bulunmu§tur. Bu hizmet-i Se- 
niyye berekatiyle ve uzun zaman muammer olmakla kendisinden pek 
90k hadis rivayet edilmi§tir. Merviyydti bin iki yiiz seksen alti hadise 
balig olmu§tur. Bunlardan yiiz altmi§ sekiz hadisi Buhari ile Mus- 
lim miittefikan seksen ii$ hadisi, Buhari; yetmi§ bir hadisi de Mus- 
lim munferiden rivayet etmi§lerdir. Ebu Bekr, Omer, Osman, 
Ubey lbn-i Ka"b radiycClldhu anhiim’den ve daha bir hayli Sahabe’- 
den rivayeti vardir. Kendisinden de oglu Musa, Nadr, Ebu Bekr, 
Hasen-i Basri, Sabit-i Benani, Siileyman-i Teymi gibi sayi- 
lamiyaeak derecede 50k zevat-i Tabii rivayet etmi§tir. lbn-i Sa"d, 
Enes lbn-i Malik’in Bedr gazasinda bulundugunu, doksan Veya 
doksan iki tarihindc yiiz ya§im miitecaviz olarak vefat ettigini bildir- 
mi§tir. Basra’da en son vefat eden Sahabi Enes lbn-i Malik’tir 1 . 

Yine bu hadis-i §erifte kendisinden bahsedilen Zeyneb Bint-i 
Cah§, zevcat-i Peygamberi’dendir. Kendisinden on bir hadis riva- 
yct edilmi§tir. Bunlardan iki hadisin rivayetinde Buhari ile Mus- 
lim ittifak etmi§lerdir. Kendisinden birader-zadesi Muhammed 
lbn-i Abdullah, Zeyneb Bint-i Ebi Seleme riv&yet etmi§tir. 
Hazret-i Ai§e: “ Diydnttte , takvdda , dogru sozliilukte , sila-i rahme riayet 
hususunda fyyneb derecesinde yiiksek bir kadin gormedim” demi§tir. Resul-i 
Ekrem’in irtihalinden sonra da zevcat-i seniyyeleri i^inde ilk vefat 
eden kadin, Zeyneb Hazretleridir. Hicret’in yirminci yilmda vefat 
etmi§tir 2 . 




1 TezkiretiCl-Huff&z ve Huldsa . 

2 Huldsa ve Ayni. 


Jtridan ERTUGRUL 
Kitapligi 

TEHECCOD ADETlNl BIRAKMANIN KERAHETi 


123 


jl'JZ'jti&c 'ts jii 

■ .Jpn f Q '42 d;jh 22 Oir ail 

Tercemes! 


Abdullah Ibn-i Amr Ibn-i As radiya'lldhu anhiimtf- 
dan §oyle rivayet edilmi§tir: 

Ibn-i Amr demi§tir ki : Resftlullah sallcUllahu aleyhi 
ve sellem bana: “Ya Abda’llah! Sen, filan kimse gibi olma. O, 
gece (nin bir kismin) da namaza kalkardi. Sonra gece namazim 
terkeyledi” buyurdu. 

IzAhi 

RAviLER, RivAYETLER . 

Bu hadis-i §erifi Muslim Kitabu’s-Savm’da Nesai ve Ibn-i 
Mace de Kitabii’s-Salat’ta rivayet etmi§lerdir. Buhari, Sahih'in&t 
bu hadisi ii<j senedle sevketmi§tir. U<;u de kibar-i Tabiin’den Ebu 
Seleme’ye miintehi olmaktadir. Senedlerdeki ravilerin Bagdad, 
Haleb, §am, Beyrut, Merv, Yemame, Medme gibi miiteaddid mena- 
tik-i ilmiyyeye mensub olmalan, hadisin mlistesna bir derecede §iiyu c 
ve inti§Arnu ifade etmekle ilm-i rivayet bakimmdan hassaten nazar-i 
dikkati celbetmektedir. 

Hadiste “Jilan” diye kinaye tarikiyle zikredilen kimsenin kim 
oldugu bilinememi§tir. Zahir hale gore bu ibham, ravilerden birisinin 
eseridir, deniliyor. Bazi ehl-i had is de bu ibham, setr-i kusur i$in 
canib-i Risalet-Penahi’den iltizam edilmi§tir, demi§tir. Bazilan da : 
“Resul-i Ekrem'in kinaye He ifade buyurmalanndan , bununla muayyen bir 
$ahsi murdd etmeyip , belki Abdullah Ibn-i Amr’i boyle gece namazina 
kalkmak itiyddinda iken bilahare gece namdzmi terk etmekten tenjir eylemek 
istedikleri miistefdd olur ” demi§lerdir. 

§arih Ayni de Resul-i Ekrem, gece namazina Abdullah 
Ibn-i Amr’i tergib i<jin “filan gibi olma ” buyurmu§tur, diyor. Ha- 
dis-i §erif, hem gece namazina te§vik ve tergibi, hem de bu feyizli 
ibidete ali§ip da sonralari terketmekten tahziri mutezammmdir. 
Qiinkii gece namazim adet edinen bir kimsenin bilahare terketmesi, 
ibadetten i c razi i§ c &r eder ki, hakikaten tahzire §ayestedir. 


124 


TEHECCUD BAHSi 


. -O t I j, & ^ 4 4 + $ % J» • «* > I > . t . . 

4^Jp <0)1 ^Jl jt 4jip <0)1 S^Lp jp . 595 


.1 " *- 


v r * ' 0 * * i i v*f i / m il ^ C * • *. * . * 4 i • x * , „ +- , * ^ 

V ad^-j 4 lllVj 4 .)] V Jl-tfi J-JUI^ jl*-j ^ I Jli ^.L* j 


j \ 


. -L® ^.v j -A^.>J I 4 J j till-Jl 4 J 4‘J ttX> 

-,<^ v ", „ -»A f x -"i . vl "',. *1^ i X i - ff 

J j>- j j I <0) j <0)1 VI 4jj V } <0)1 j|>».^^ J <0) 1 

I ✓ / Jo* ^ ft C A <» x . ^ 4 ^ i <4 ^ ^ ^ . 

4 J Ipi ^1 Jj^-ip |«.$-IjI Jli |*.j . «U)Lj Vj 0 ji V j 

® ^ ^ x 1 4 , ✓ • ^ 

. c*Li j L,^ jli 

TERCEMESi 


l< ^ / 


Ubadc Ibn-i Samit radiya’lldhu anh'tzn Neb! salla’l- 
lahu aleyhi ve sellem ' in §oyle buyurdugu rivayet edilmi§tir: 
Her kim geceden (bir kismmda) bir taraftan obiir tarafa 
donerek uvanir da muteakiben: (la ilahe illa’llahu vahdehu 
la §erike lch, lehu’l-miilku ve lehu’l-hamd, ve htive ala kiilli 
§ey’in kadir. El-hamdu li’llah ve siibhane’llah, ve la ilahe 
illa’llahu va’llahii ekber. Ve la havle ve la kuwete ilia billah) 
deyip sonra: ( Allahumme’gfir' 1! = Allah’im, beni yarliga!) 
derse ( magfiret edilir). Yahut dua edersc, onun duastna 
icabct edilir. Abdest ahp namaz kilarsa, o da kabul olunur. 


IZAHI 

RAviLER, RiVAYETLER : 

Bu hadisi Ebu Davud Edeb bahsinde, Nesai Yevm vc Leylc 
babinda Tirmizi ile Ibn-i Mace Dua bahsinde rivayet etmi§lerdir. 
Buhari niishalarinda Ubade Hazretleri “ Ibn-i Samit ” lakabiyle 
birliktc mazbuttur. Bu sebeble tercemede kavs i<jindc gostermege 
luzurn gormcdik. 

LuGAVI TAIILILLER : 

(Tearre) kclimcsinin ash “ tedrere ” dir, idgam edilmi§tir. Uyku- 
dan uyanmak vcyahut bir taraftan obiir tarafa donmek ma'nasinadir. 


TEHECCUD DUASI 


125 


A 


Ibn-i Melek, Mt$arik §erhinde bu ma'nalarm ikisini de cem < ederek 
diyor ki: Tearre kelimesi Sihah' da, bir taraftan obiir tarafa donerek 
uyanmaga mevzu c oldugu bildiriliyor. Bu hal-i yakaza, ekseriyyetle 
sozlc miiterafik oldugu i$in aleyhi’s-saldtu ve's-selam Efendimiz, bu 
intibahi takib edecek sbzlin tesbih ve tehlil olmasim arzu buyurmu§- 
tur. Bu miibarek itiyid ise tehlil ve tesbih ile miimaresesi olan ehl-i 
zikre mahsustur. 

Aliyyii’l-Ka ri de MirkaV ta Ebu t)beyd-i Herevi’den 1 : “Uy- 
kunun asar-i bakiyyesi heniiz iizerinde oldugu haldc soylenerek uyan- 
mak” ma'nasina mevzu* oldugunu naklediyor ki, ashab-i teheccudiin 
b5yle humar-i nevm ile miiterafik olarak uyanmasj en sevimli bir 
vaz'iyyetidir. I§te Resul Efendimiz bu sevimli vaz c iyyette tesbih 
ve tahmid edilmesini ta c lim buyuruyor. 

Ehl-i teheccudiin, tehecciid namazina uyandigi siradaki bu 50 
mahmur, cazibeli ve son derece §umiillu vaz'iyyetine iki kelime ile 
i§aret buyuruldugu i^in ( JJi & jU5 ) ciimlesini ehl-i hadis “Cevamiitl- 
kelim” den saymi§lardir. 

DUANIN TERCEMESi: 

Bu miibarek duamn tercemesini, ifadeyi i§kal etmemek i$in ayir- 
dik. Meal-i §erifi §oyledir : Allah’tan ba§ka ibadete layik Tann yok- 
tur, ancak bir Allah vardir. Onun §eriki, yoktur. Miilk onundur, 
hamd onundur. Onun her §eye giicii, kudreti yeti§ir. Her hamd Allah 
i^indir. Allah noksan sifatlardan miinezzehtir. Ibadete layik hi$ bir 
ma c bud yoktur, yalniz Allah vardir. Ve Allah her §eyden buyiiktiir, 
Miilkiinde hakimane tasarruf ve tarn kudret §iibhesiz Allah’indir. 

Bu duamn (Ve hiive ala kiilli fey'in kadir) e kadar olan birinci kismi 
tevhidi, tenzihi ve hamdi muhtevidir. §arih Ayni bu kisim hakkinda 
Resul-i Ekrem Efendimiz’in : “Bu dud , benim okudugum ve benden 
evvelki peygamberlerin soyledikleri tevhxd ve tahmidin en hayirhsidir ” buyur- 
duklari rivayet edildigini kaydediyor. tmam-i Malik, Said Ibn-i 
Miiseyyeb’den : (Ve'l-bakiydtii's-sdlihat) kavl-i §erifi ile murad, 

mu 'min ki§inin “ Subhdne'llah vel-hamdii li'llah ve la ilahe illa'llahu 


1 Ahmed Ibn-i Muhammed Ka§ani’dir. Merv’in K&§an karyesindt 
dogmu$ ve Herat’ta yeti§mi$ menhir ulemadandir. (401) tarihinde vefat etmigtir. 
Kur'an ve Hadis’in elfaz-i garibelerini cami* ( Kitdbu'l-Garibeyn) i ile me§hiirdur 
( Kejfu'z-Zunun ) . 


126 


TEHECCUD BAHSl 


va’lldhu ekbtr ” kelimat-i mubarekelerini zikretmesidir, dedigini riva- 
yet etmi§tir. Bu tefsir, Ibn-i Abbas radiya'llahu anhumd * dan da ri- 
v&yet edilmi§tir, 

Kadim Buhari §arihlerinden ‘ Ibn-i Battdl” m 1 buradaki miir- 
§idane bir nasihatini bildirmek isterim. Kurtube’nin bu biiyiik imam 
ve muhaddisi bize §oyle ogud veriyor : Cenab-i Hak, sevgili peygam- 
beri Muhammed Emin’in sidik lisaniyle bize va c detmi§tir ki : Her 
kim, diliyle boyle Allah’i tevhfd, tekbir, testfih,. tenzih ederek uyku- 
sundan uyamrsa onu magfiret ve onun duasma icabet buyuracaktir. 
Abdest alip namaz kilarsa, onu da kabfil edecektir. §imdi insafa mu- 
vafik olan §udur ki, bu hadis-i §erif kendisine eri§en her §uurlu mii > - 
min bunun hiikmii ile amel etmelidir. Ve Allah’in bu ulvi va'dini 
sidk u ihlas ile ganimet bilmelidir. 

Tercemede goriilen : “ Alldhim , bent yarhga derse y ydhut dud ederse ” 
ciimlesindeki terdid, ravinin hadisi zabtmdaki §ekkine mebnidir. 


1 Ibn-i Batt&l, Im&m-i Ebti’l-Hasen All Ibn-i Halcf-i M&liki’dir. 
Kurtube’nin en benam muhaddislerinden iken orada ^ikan bir ihtilal iizerine Arah- 
larrn “ Belensiye ” dedikleri “ Valensiye ” §ehrine gitmi§tir. Buhari §erhini burada yaz- 
mi§ olmasi 90k muhtemeldir. O sirada Valensiye musliimanlarin en biiyuk ilim ve 
raedcniyet merkezlerinden birisi idi. Dort yiiz kirk dcjrt tarihinde vef&t etmi§tir. 
Bedrliddin Ayni, Umdetu'l-KarVyi yazarken Ibn-i Battal’dan 90k istifade et- 
mi§tir. Bu satirlari yazdigimiz sirada bu jerhin Misir’da tab'ina te$ebbiis edildigini 





i$itiyoruz. 


iBN-t REVAHA’NIN BELiG BlR §1‘RI 


127 


-i*J (£^+ Jl Uljl 

* "li- i" * i •*. i" - •" 

Jl> U U> «— >U^<* <j 


4 - 5 . 1 ., 

I ^ J 


* u* 


l e?'*-’. 





TERCEMESi 


Ebu Hiireyre radiya'llahu anh ’ ten §oyle rivayet edilmi§tir: 
Ebu Hiireyre, (bir kerre dostlarma) menkabeler anla- 
tirken Resulullah salla’llahu aleyhi ve sellenTi de yad ederek 
Resul-i Ekrem’in, (Abdullah Ibn-i Revaha £tideki 
beyitleri in§ad ettigi sirada hiisn-ii §i‘rini takdir ederek:) 
§iibhesiz karde§iniz batil soz soylemez, buyurdugunu ha- 
ber vermi§tir. (Ravi Ziihri demi§tir ki :) 

Resulullah “kardejiniz” soziyle Ibn-i' Revaha radi- 
ya’llahu anh’i kasdetmi§tir. (Kasidenin tercemesi §oyledir :) 
“Tanyeri aganp fecr-i sadik yiikseldigi sirada_(ne mutlu 
ki) Resulullah Kur’an okuyarak aramizda bulunuyor. O, 
bize dalaletten sonra, hidayet nuru gostermi§tir. Goniillerimiz 
O’na, (O’nun niibiiwet ve risaletine) tereddiidsiiz inanmi§tir. 
O Nebiyy-i Emin, her ne ki teblig etti ise, muhakkak vaki'dir. 
Mu§riklere yataklan istiskal ederken, o Nebiyy-i Zi-§an, ya- 
nini fira§(-i saadet) inden uzakla§tirarak gecelerdi. 


fZAHI 

Derin bir hiirmet ve heyecan ile okudugumuz bu 115 beyit, Ibn-i 
Revaha Hazretlerinin bahr-i tavilden in§ad buyurdugu bir kaside- 
nin ebyati ciimlesindendir. Hem kalemi ile, hem kihnciyle din-i Is- 
I&m’i ve Nebi aleyhi’ s-selam’i miidafaa eden bu giizide ve kahraman 
§air-i Nebevi’nin bu beyitlerini bervech-i ati nazmen de tercemeye 
SaligUm : 


128 


PEVGAMBERlMlZ’lN TEHECCOdUNO OVEN 


Saherde fecr-t sadik yiikselip nur sagtigi bir an 
liesulallah okur Ashabina tertil He Kur'an 
Halas etti dalaletien hidayet etti Islam? a 
Inandi gonliimiiz bildirdigi bilciimle ahkdma 
Amti ir$ad ii tergibiyle girdik din-i mejiure 
Qikardi zulmet-i kiifr ii dalaletien bizi nure 
Fira$indan gikip eyler idi Mevla’yi istikbdl 
Gece , mii$riklcre , madcaHan eylerken istiskal 

§i c RiN memduii ve mezmum olanlari : 

(Refes), batil soz dcmcktir. Abdullah Ibn-i Revaha Hazret- 
leri mczkur kasidcyi in§ad ettigi sirada Resul-i Ekrem’in mccliste 
liazir bulunanlara hitaben : “Karde$iniz fiibhesiz batil soz soylemez ” 
buyurmalari giizcl §i ( rin, giizel soz gibi mcmduh vc mahmud oldu- 
guna vazihan delalct cder. Ayni zamanda Rcsul-i Ekrcm’in, §i c rin 
fuli§ vc batil kismini vc hicvc dair olan nev'ini zcmm ii takbili buyur- 
mu§ olduklan miistcfad olur. Qiinkii §i*rin batil olmiyaru hak ve 
mcrgub olmak vc onun §air vc nazimi me c cur bulunmak icab eder. 
Nasil ki, Ashab-i Sihali vc Siincn’in kesretlc rivayet cttikleri bir hadis-i 
§er!ftcn Rcsul-i Ekrcm Efendirniz’in : i6 Fasih ve belig olan sozde 
sihir y $iirde hikem ve menafi* vardir” buyurduklarmi ogreniyoruz 

Rcsul-i Ekrcm’in zem ve men ( cttikleri §iir, fuh§u zemmi ihti- 
va vc alilaki ifsad cdcn kismidir. Ahmed tbn-i HanbeTin Mils - 
ned ' inde Encs Ibn-i Malik radiya'lldhu anh ? ten rivayet ettigi bir 
hadis-i §criftc : “ Sizden birinizin mi'desine maddi hayatim zehirliyecek inn 
gibi mevadd-i semmiyye doldurmasi , hafizdsina ruhunu ifsad edecek $iir dol - 
durmasindan hayirhdir ” buyurmu§lardir 2 . 

Maddi vc ma'ncvi hi$ bir kiymet, §iir kadar insanin ruhunda 
fiisunkar bir haldc miiessir olamami§tir. §iir, ihtiva ettigi mevaiz ve 
emsale gore tehzib-i ahlaka hizmet ettigi gibi §iir kadar insanin ru- 
hunu, fazilet hislcrini ifsad eden hiq bir vasita-i fesad da yoktur. §iir, 
iki yiizlu kilinq gibi fezailc dair olsa da, rezaili ihtiva etse de ayni §id- 
detle muessirdir. Bir rcssamin fircasindan daha canh ve bedii fazilet 


1 aljj ] t£*- ^ til j I uLJi Zs* ul I y* j aJU Jtf 

[ Ait Zi\ j J 

2 aJ jy~ 4ijr 'JxjC O')} * ^ j Jj**j JU 

[ A1P tiilU jt Xr- 1 a\jj ] I J( Ja 


iBN-t REVAHAN’IN TERCEME-t HALl 


129 


levhalari resmeden bir §airin kalcmi, ayni zamanda fez&il-i ins&niyye- 
yi altiist edecek tablolar da $izebilir. t§tc Resfll-i Ekrcm birinci 
nevi* * §i c ri medh ii sen&, ikincileri de zemm ii takbih buyurmugtur. 
Yoksa gaye-i bPseti mek&rim-i ahlaki ta^im etmek oldugunu ve bu- 
nun da yeg&ne v&sita-i tebligi, edebi iislub ile mev&iz-i haseneden 
ibaret bulundugunu her vesile ile teblig buyuran Efsih-i Be§er Efen- 
dimiz, §i c ri 50 k severlerdi. 

“Amr Ibn-i §ertd” in babasi §erid Ibn-i Siiveyd-i Sekafi 
radiya'llahu anA’ten rivdyetine gore, §erid: “ Resdl-i Ekrem salla'l- 
lahu aleyhi ve sellem bir kerre Vmeyye Ibn-i Ebi Sal fin fi'rini okumakh- 
gimi istedi . Ben de Umeyye'nin fiirlerindenyiiz kdfiye injad ettim” demi§tir K 

§air Ibn-i Rev aha Hazrederi son beytiyle meal-i §erifi ber- 
vech-i ati £yet-i kerimeye telmih etmi§tir : (Mu’minlerin yanlart 
(geceleri) rahat ) ataklanndan uzaklajir. Onlar , (Cenab-i Hakk’in celal u 
azametinden) korkarak ve (bi-nih&ye rahmetinden) iimidlenerek Rabla - 
nna dud ederler . Ve bizim kendilerini merzfik ettigimiz nf metier den inf ok 
ederler 2 ”. 

Terceme-i hAl : 

Abdullah Ibn-i Revaha Ibn-i Sa'lebe Ibn-i Imrii’l- 
Kays-i Ekber’dir. Hazrecilerden ve Akabe biatinde bulunan 
niikabidan yiiksek bir simidir. Bu derece kadimiPl-lslim olan 
Abdullah Ibn-i Revaha, Hicret-i Seniyye sirasinda Hassan 
Ibn-i Sabit radiya'llahu anh ile ber&ber kudftm-i Nebevlye dair 
kasideler soylemi§lerdir. Mescid-i Kuba’mn in§&smda hem bedenen 
$ah§iyordu, hem de in§ad ettigi §iirleriyle ^ali^anlarm ta c b-i mes&ile- 
rini tahfif ediyordu. Hicret giinii her simf halk Resul-i Ekrem’e 
mihmand&rlik etmek isterken Abdullah Ibn-i Reviha da H&ris 
Ibn-i Hazrec ogullan nimina mihmandirliklarmm kabCllunii ric& 
etmi§ti. 

Bu vechiie Res&l-i Ekrem’in mukarrebini sirasina girmek 
§erefini ihraz eden bu §&ir-i Nebevi sirasiyle Bedir, Uhud, Handek, 
Hudeybiyye, Hayber gazalarmda hazir bulunmu§ ve “Mdte” muha- 


1 JxiiL-l : Jli jup Jb ^ j/ vi-j-u- j cr iUI JU 

• <iU Cxiji 4 j 4JUU . C ,i J l (j)i 4^*1 ^ ^0tj 4 JU 4ttl ^0 

If J U*U J l J If j J* ft-HT 

ijj*] 

F.: 9 


2 


130 


tBN-t REVAHA’NIN TERCEME-I HALl 


1 


rebesinde gehiden vefat etmigtir. Bu cihetle Mekke’nin fethinde bulu- 
namamigtir, Mute harbi Hicret’in sekizinci yih cumaziye’l-ula’sinda 
cereyan etmigti. Halbuki Mekke’nin fethi igin bu senenin ramazanmda 
Medine’den> hareket edilmigti. 

4^1 I Jut I j I VI ) nazm-i gerlfi Abdul- 

lah ibn-i Revaha ile Hassan Ibn-i Sabit ve Ka ( b Ibn-i 
Malik haklannda nazil olmugtur. Muhacirlerle Ensar arasinda 
uhuvvet akdedildiginde Resul-i Ekrem Abdullah Ibn-i Reva- 
ha ile, Mikdad Ibn-i Esved’i kardeg etmigti, 

Ibn-i Revaha, Mute harbi iimera-yi askeriyyesinden birisi 
idi. Bu harb igin tig bin ki c ilik bir ordu techiz edilmigti. Ve bu orduya 
taraf-i Risalet’ten Zeyd Ibn-i Harise kumandan ta'yin buyurul- 
mug idi. §ayet Zeyd gehid olursa Ca c fer Ibn-i Ebi Talib’in ku- 
mandan olmasi, o da gehid olursa Abdullah Ibn-i Revaha’nm 
kumanda etmesi de emr-i Risalet- Penahi icabatindan idi. Bu iig bii- 
yiik kumandamn hakikaten iigii de bu muharebede gehid diigtii. 
Dorduncii olarak sancag-i Saadet’i eline alan Halid Ibn-i Veil d’e 
zafer miiycsser oldu. (644) numara ile tercemesi gelecck olan Haz- 
ret-i Aigc hadisinde bu kafile-i giiheda hakkindaki Resul-i Ekrem’- 
in derin teessiirleri goriilecekt ir . Abdullah Ibn-i Revah a’nin Mute 
seferine gikarken baglayip gehadeti zamamna kadar butiin merahil-i 
seferiyyede soyledigi suzigin eg^n Siyret-i Ibn-i Hi$dm ' da temamiyle 
kaydedilmigtir. Ibn-i Revaha, kudret-i cdebiyyesinin kemalini, bu 
gehid diigtiigii seferdeki eg'annda gostermigtir, denilebilir. Bu giirlerinin 
hepsinde gehadete can attigi vazihan goriiliir. (Rahmetullahi aleyk). 

Buhari, Ibn-i Revaha’run mevkufen bir hadisini rivayet 
etmigtir. Ebu Hlireyre’nin, Ibn-i Abbas’in, Ibn-i Revaha’dan 
rivayetleri vardir. Kays Ibn-i Ebi Hazim gibi kibar-i Tabiin 
de miirselen rivayet etmiglerdir. [ro : <A***J\ j-*-] 


• x \+ * • f-* f ^ x x rc\n 

* x / / 


1 SHre: 26 (guard), dyet: 227 


PEYGAMBERlMlZ’lN lBN-1 OMER’! TEHECCODE TE§VlKI 131 


Vtsr iJ S S «3i vj £Ji 3 , v Jl<i 

. dij d*jakJI^5C jS"j 


Tercemesi 

Ibn-i Oraer radiya'llahu ankumd’ dan §oyle rivayet edil- 
mi§tir: 

Ibn-i Omer demi§tir ki : Resulullah salla'llahu aleyhi 
ve sellem zamamnda bir rii’ya gormugtiim. Guya elimde at- 
lastan bir kuma§ pargasi bulunuyordu. Guya, ben, Cennet’te 
bir yere gitmek istedigimde hemen o kurna§ pargasi (benimle) 
oraya ugardi. Yine (rii’yamda) gordiim ki : Guya iki (Melek) 
bana geldiler. 

tbn-i Omer, hadisin gerisini de anlatmi§tir ki, o ba- 
kiyye-i hadis, (yukanda) gegmi§tir. 


IzAhi 

RAviLER, RivAYETLER : 

Miiellif Zebidi merhumun ge9tigini haber verdigi hadis yu- 
karida (576) rakamiyle terceme edildi. Buharl, bu hadisi burada 
§eyhi Ebu Nu 'man’dan tahric etmi§tir. Rii ’ya tabiri bahsinde de 
diger §eyhi Ma‘la Ibn-i Esed’den rivayet ediyor. Ma‘la’dan 
gelen bu rivayette ( <J1 OjlV VI ) yerinde ( j OjU. V' ) s&retinde 
bir mef ‘ul ziyadesi vardir ki, tercememizde buna ( benimle ) diye 
i§aret ettik. Muslim, Fazail bahsinde, Tirmizi Menakib’de, Nesai 
de hem Menakib’de, hem de Rii’y^ bahislerinde tahric etmi$lerdir. 

Buhari metninde bu Ibn-i Omer hadisinin buradaki bakiyye-i 
rivayati mealen §oyledir : ... GuyA iki Melek bana geldi. Bunlar 
beni Cehennem’e gotiirmek istiyorlar idi. Fakat bunlan da i^iincii 
bir Melek yakaladi. Ve bana : korkulmasm, senin i9in korku yoktur, 
dedi. O iki Melek de birakildilar. Bu rtl'yami hem§irem Hafsa, 
Reshlullah salla'llahu aleyhi ve sellem't arzetmi§ti. Reshl-i Ekrem 
de : “ Abdullah ne iyi adamdtr , geceden bir ktsmtnda namaz ktlsa” buyur- 
mu§tur. Ondan sonra Ibn-i Omer tehecciid namazi kilmaga de- 
vam eyledi. Ashab-i Kiram da miitemadiyen Nebi salla'llahu aleyhi 


132 


lSTlHARE BAHSl 


ve sellmi'c Lcyic-i Kadr’in, ramazamn yirmi yedinci gecesinde oldu- 
guna dair gordukleri ru*yalan anlatiyorlardi. Rcsul-i Ekrem de 
cevaben : Goriiy orum ki, riiydntz ramazamn a$r-i ahxrine tevafuk ediyor. 

Kim ki leyle+i Kadr'i taharri edcrse> onu ramazamn a$r-i evakirinde arasin” 
buyurdu 

jir : jii 'it'#?, jt . 598 

y til OA oT^ sSjiii cr i4jf 

J4-Df "|* J ‘ jc* Cr^ ur^'. J 

j ^Ji-f V } j S j-ljf V j j-Uj iliji ijjCii 

^ Jj j*J*J Oj 

<k 1 S cS (J 4 l J <Sj^ j y 

IJU # o? ^ OiT 01S . <^4 lbC^‘4 &JU 

cBi if <5 ( ^ j J &rt?ur* 4 ^ 


1 o\ bljl t ,>141 gel! Olf* Ljy c-itj : 4tf {/} & 

sU a»1 J* Cm^ 44» . a IJU* . £y |l : JUi . diL l>Ulii . jUl J1 

• U* J— ■** yJ X* J^yJI ^ j 4jU 4J1I 4^ ^ JJ ^ J 

• u* <UiLJi UJI J| Xj}J\ j *x\ 4** 4* *i PjJfjr IjlVT j 

iiij—z* 01 ?* ^4 . wSW^j tfjt ^ j <-b J— ^ 4^** 

[ J- -4 * 4=®1 U 0 5* V^J J **JJ ] .^jV^ y^j* ji 


ISTlHARE HADlSt 


133 


j LiT’V'^’ -* LS"‘ P *}y" i <£,./*' 

. i j I Jl> . o {ST~* j' Oo si 


> > ^ 


TERCEMESi 

Cabir Ibn-i Abdillah radiyaHldhu ankumd' da.n ?oyle 
rivayet edilmi§tir : 

Hazret-i CAbir demi§tir ki : Resftlullah sallaHlaku 
aleyhi ve sellem Kur’An’dan bir svlre ogretir gibi (biiyiik kiigiik) 
i§lerimizin hepsinde bize istihAre (duAsini) ta‘Iim cderek 
buyurdu ki : Sizin biriniz, bir i§e kalben azmettiginde o kim- 
sc farz degil, (istihAre niyetiyle nAfile olarak) iki rek‘at namaz 
kilsm. (Namazdan) sonra §oyle di(yc duA et)sin : 

“ Alldhiimme ! Innt estahiriike bi-ilmike ve estakdiriike bi-kudre- 
tike ve es’eliike min fadlikeH-azim. Fe-inneke takdirii ve l& akdiru ve 
ta.Hem.il ve Id aHemu ve ente alldmuH-guy&b. Alldhiimme! In kiinte 
taHemii enne hdzeH-emre hayriin It fi dint ve medft ve dkibeti emit. 
Fakdiirhii It ve yessirhii It. Siimme bdrik It fth. Ve in kiinte taHemii 
enne hdzeH-emre ferrtin It ft dint ve medft ve dkibeti emrf. Fa’srifhU 
amt va’srifnt anhii. Va'kdiir IVl-hayre haysii kdne. Siimme ardint bih” 


DuANIN TERCEMESi 

YA Rab! (Hakkimda hayirhsim) bildigin i$in Sen (in 
dergAh-i inAyetin) den ben, hayirhsim (bildirmeni) dilerim. 
Ve (hayirli cihete) giiciin yeti§tiginden, Sen’ (in haz!ne-i Kit- 
fun) dan beni kudretlendirmeni dilerim. YA Rab! Hayirli 
olan cihetin tebyin ve takdirini Sen’in o biiyiik fazl (ve ke- 
rem) inden isterim. Allah’im ! Sen’in (her §eye) giiciin yeter, 
halbuki benim yetmez, Sen (her §eyi) bilirsin de halbuki ben 
bilmem. Muhakkak Sen, §uhrumuzdan uzak olan her $eyi 
de pek yakindan bilirsin. YA Rab! Bilirsen (ki, bildiginde hi$ 
§iiphe yoktur) §u azmettigim i§ dinime, diinyA ve Ahiretime 


134 


IstIhAre duAsi 


taalluku cihetiyle (y&hut istihare eden kimse diinyd ve ahi- 
ret emrinde der) benim igin hayirdir. Bunu bana mukadder 
kil, (beni/buna muvaffak kil) ve bunu bana mliyesser kil. 
Sonra i§lemege kudret bah§ettigin ve bana miiyesser kildigin 
bu i§i, bana miibarek kil, (hayr-ii bereketini arttir). Yine bilir- 
sen (ki, bildiginde hig §iiphe yoktur) §u azrtiettigim i§ dinime, 
dunya ve ahiretime taalluku iVibariyle (yahut istihare eden 
kimse dunya ye ahiret emrinde, der) benim igin ?erdir. Bu i§i 
benden, beni (ve gonlumli) de bu i§ten,gevir. Ve hayir, (za- 
man ve mekandan) her nerede ise o hayn bana makdur (ve 
mliyesser) kil. Sonra nefsimi, bu hayr-i makdure razi kil. 

Hazret-i Gabir demi§tir ki : istihare eden mu’min, 
(duanin “bu i§” diye kin&ye tarikiyle zikredilen her yerinde). 
hacetini adiyle anar, (tasrih eder). 

IzAhi 

RAVILER, RiVAYETLER I 

Buhari bu istihare hadisini Da Vat ve Tevhid bahislerinde de 
ayrica tahric etmi§tir. Siinen-i Erbea sahibleriyle sair eimme de Cd- 
mi * lerinde zikretmemi§lerdir. Buhari’nin bu hadise dair senedinde 
Abdurrahman Ibn-i Ebii’l-Mevali vardir 1 . Bu z&t, istihare 
hadisini riv&yetle teferriid etmi§tir. Buh&ri’nin de Abdurrahman 
Ibn-i Ebii’I-Mevali’den rivayetle teferriid etmi§ olmasi, bu hadi- 
sin letaif-i isnadmdan addedilmi§tir. 

Tirmizi diyor ki : Cabir’in istihare hadisi, §iibhesiz hadis i 
hasendir, sahihtir, garibdir. Biz, bu istihare hadisini yalmz Abdur- 
rahman Ibn-i Ebu’l-Mevali’nin riv&yetinden ogreniyoruz. 
Maamafih Ibn-i Ebii’l-Mevali §eyh-i Medenidir, sikadir. Kendi- 
sinden Siifyan-i Sevri bile hadis rivayet etmi§tir. Sair eimmeden 
birgok ravileri vardir. Ibn-i Hibban da istihare hadisinin sihhatini 
bildirmi§tir. Bununla beraber Ahmed Ibn-i Hanbel istihare hadi- 
sinin za c fina hukmetmi§ ve : istihare hakkmdaki Ibn-i Ebii’l-Me- 
vali’nin hadisi miinkerdir, demi§tir. Fakat Ciimhftr-i ulema tevsik 


1 Ebii’l-Mcvali, All Ibn-i Ebi Talib radiycCllahu anh ? in kolesidir. tsmi 
Zeyd’dir. Abdurrahman da bunun ogludur. 


ISTIhARE HADlSlNi ASHA B* DAN RiVAYET EDENLER 


135 


etmi§lerdir. Ibn-i Adiy “Kamil” inde : “Istihare hadisini Ibn-i 
Ebii’l-Mevali i^in miinker addeden Ahmed Ibn-i Hanbel, ne 
kadar garibdir ki, kendisi bu hadisi bu kadar Sahabe’den riv&yet et- 
mi§tir” demi§tir. Itm-i Adiy/inbuhiisn-igehadetini Zeynii’d-din-i 
Iraki de : Ibn-i Ebii’l-Mevall’nin bu rivayetine bir<jok Sahabe’- 
nin hadisinden §ahid bulundugu suretinde tefsir etmi§tir. Binaenaleyh 
istihare hadisi, ferd-i mutlak olmaktan gikiyor. Tirmizi, Yahy& 
Ibn-i Main, Ebu Davud, Nesai, Ibn-i Ebii’l-Mevali i$in 
sikadir, demi§lerdir. Ebu Ziir‘a da saduktur, demi§ 1 2 . 

Istihare hadisi Ibn-i Mes c ud’dan Ebu Eyyub-ii Ensari’- 
den, Ebu Bekr-i Siddik’ten, Ebu Said-i Hudri’den, Sa c d 
Ibn-i Ebi Vakkas’dan, Abdullah Ibn-i Abbas’dan, Abdul- 
lah Ibn-i Omer’den, Ebu Hiireyre’den, Enes Ibn-i Malik’- 
den de radiya'ltahu anhiim rivayet edilmi§tir. Bu riv&yetleri, §&rih Ayni 
Umdetifl-KdrV de senedleriyle beraber birer birer zikretmi§tir. Metin- 
lerde ziyade, noksan, takdim, te’hir farklan vardir. Yalmz Enes 
Ibn-i Malik’ ten gelen rivayet : “ Istihare eden kimse husran gormez , ve 
istihare eden nadim olmaz , iktisdda riayetkar olan kimse de ihtiyac gormez” 
mealinde 2 istihareye te§viki muhtevidir. 

Bu istihare hadisini Buhari gece namazimn iki§er rek‘at kili- 
nacagma dkir a$tigi bir babinda zikretmi§tir. Bu babda bu Cabir 
hadisinden ba§ka alti hadis daha tahric etmi§tir ki, bunlardan be§i- 
nin tercemesi 267, 504, 509, 256, 268 rakamlariyle ge^mi§tir. Biri- 
sinin tercemesi de (601) numara ile gelecektir. 

Lug avi ma'nalar : 

Istihare lafzi, istiPal babindan hayri teysir taleb etmektir ki : 
“ Rabbim ! §u azmettigim ifinfiil veya terkinden , i$lemesinden veydhut btra - 
kilmasindan hangisi hayirli ise onu bana miiyesser kilmam dilerim ” demek 
olur. 

(Hayr), §errin ziddidir. Menfaati mazarratina galib olan her 
umniyyeye hayr denir. 

(Fi’l-umuri kiilliha = Her ifde istihare edilir) denildigine gore 
i§lenmesi veyahut terkedilmesi miibah olan her i§ hakkmda istihare 


1 Ayni: G 3, S 647. 

2 JU V j jLiJu-l V j ^ 


136 




IstIhAre duAsinin 


c&ri oldugu miistefad olur. Bin&enaleyh nik&h, sefer gibi muazza- 
m&t-i umurda istih&r edildigi gibi kii^lik i§lerde de edilebilir. Nice 
hakir goriilen i§ler vardir ki, kii^iiktiir diyc istihare edilmiyerek onun 
fiil veya terkine devam edilir dc ncticcde mazarrat gdriiliir. Bu se- 
beblc Res£ll-i Ekrcm Efendimiz Ashabim biiyiik, kii$uk her i§ 
hakkinda istih^reye te§vik edip : “Her hdcetiniz hakktnda hayir dileyiniz, 
nahnintzm tasmast koptugunda bile 1 " buyurmu§tur. Tercememizde (bii- 
yiik, kii^tik) sftretinde goriilen ta'mfm, bervech-i marfiz sahih bir 
habere miisteniddir. 

(Istihare duasxnt Kur'drCdan bir sHre ogretir gibi taHim buyururdu) 
kavli, bu du&ya Resfil-i Ekrem salla'lldhu aleyhi ve sellem] in §iddetle 
itink ve ihtimam buyurduklanmn en a^ik ve yiiksek bir delilidir. 

§ih&biiddin Kurafi diyor ki: 

(J*>UU) kavli Ydniniyye’ de d&l’in zammiyle zabtedilmi§tir. Bu 
i§i bana makdhr ve miiyesser kil, demektir. Dui, vaz c -i lugavisi i c ti- 
b&riyle zeman-i miistakbele taalluk eder, duanm mazlye gumtilii 
yoktur. Qiinkii du&, talebden ibarettir. M&ziyi taleb ise muhaldir. 
Bin&enaleyh bu istihare du&simn muktezasi takdir-i ilahinin zem&n-i 
mustakbelde vukuunu kabul demek olur. Halbuki takdir-i ilahinin 
k&ffesi ezelidir, ezelde vaki* olmu§tur. Abdin duasiyle ve hiq bir 
sebeble Allahu Teala i^in takdirini istinaf muhaldir. Bu mahzfira 
mebn! istihare duasindaki takdir, mec&zen teysir ma'nasma hamle- 
dilmi§tir. Bu sfiretle ( ve yessirhii ) de atf-i tefsir olur. Bazilan da 
“ drfo! = Yd Rabbi y bu ifi benim kudrelim altina koy , barn bu ifi 

bafaracak kuvvet ihsdn buyur ” sfiretinde tefsir etmi§lerdir. 

Ibn-i Esir, Nihaye* de diyor ki : Bu istihare hadisinde kader, 
miikerreren zikredilmi§tir ki, Cenab-i Hakk’m hiikmii kazS. buyur- 
dugu emirdir. Ve kadere, yakdiriiden masdardir. Leyle-i Kadr’e 
bu ismin verilmesi de, erzak ve acalin o gece takdir ve kaza buyurul- 
masindan dolayidir. 

(u J il jb ) ciimlesinden ewel hayra makrdn bir taleb sebketti- 
ginden buradaki taleb, ziy&de-i hayn talebden ibarettir. Buna da ter- 
cememizde ig&ret ettik. 

c^o\ ^\z=zYd Rab! Sen bilirsen ” kavlinin z&hiri ilm-i ilihf 
hakkinda §ek ve tereddiidii if&de ediyor. Bunun i$in AliyyuU-Kftr! . 

* j JLJ ; <Ap JiI J*# J Jli 

[ oL#- j •! jj] ^ki<l IS! <1*1 J- 






faridnn ERTirCSUL 

« KKaplifi 

LOGAVl TAHLlLl — ISTiHARE NE ZAMAN EDlLMELlDtR ? 137 


“ <iU* j ulT 01 = Sen’ in ezfli ilminde bu i$in hakkimda hayirh oldugu mu- 
karrer ise ” sGretinde tefsir cdiyor. Tiybi de : = Ta Rab ! 

Sen bilirsin ) diyc tefsir etmi§tir. Ugiincu bir cihet de ehl-i bel&gatin 
“ tecdhulii arif” dedikleri bir san‘at-i edebiyye olmasi ve §ekkin yakin 
ile mezcedilerek ifade edilmi§ olmasidir. Ewelki iki tefsirde kelim, 
zdhirinden sarf ve ihm&l edildigi halde bu iisldb-u edebide oyle 
bir mahzur da bulunmayip kelam, oldugu gibi i‘mil edilmekte bu- 
lundugundan, daha ho§tur. Tercememizde bu tariki iltizam ederek 
te’vile liizum gormedik. Fakat mezleka-i akdam oldugu i^in bunun 
medlfil-u hakikisini kavs iginde (bildiginde hi$ §iibhe yoktur) diye 
gostcrdik. 

(Mc&§ ile akibeti emir) tabirleri tbn-i Mes‘ud ve Ebu Eyyftb 
radiya'llahu anhumd hadislerinde (diinya ve ihiret) diye rivayet edil- 
diginden biz de bu vechile terceme ettik. 

(♦L-Tj I j Jl* jl ) ciimlesindeki (ev) cdauru Cezeri “Mif- 
tdhii’ l-Htstn" da : “tahylr iqindir, binaenaleyh istihare eden kimse 
muhayyerdir, dilerse (me&§i ve ikibeti emr! der, dilerse (fl acili emri 
ve acilih) der” demi§tir. Binaenaleyh canib-i RisfUet-Pen&hi’den tah- 
yir buyurulmu§ oluyor. Tiybi de : “z&hir-i ibircye gore bu, rivi- 
nin §ckkidir, Resul-i Ekrem’in bunlardan hangisini soyledigini 
rfivi Hazret-i Cabir kestirememi§tir” demi§tir. Biz, tercememizde 
Cezeri’nin nokta-i nazanna i§aret ettik. 

( v Jl c-Jl j ) ciimlesi ( j ) ciimlesinin bir zeyli ve itn&bi 

muhtevi bir tetimmesidir. Duada itnab iltizam edilmesi de hadis-i 
§erifte : “.UjJI j j-dll ^ il 01 = Allah, duada ikdam ve ibrdm eden kul- 
lanna muhabbet eder ” v4rid olmu§ bulunmasma mebnidir. 

(Hem) kelimesinden dekasd ve irade ma*n&si matlGbdur. 

Ruh! VE TERBiYEVi HUKUMLER : 

Ibn-i Ebi Cemre, kalbin tem&yiiUltnu alti dereceye ayirmij- 
tir : ii$ ewelkilere : Hemme, Lemme, Hatre deniliyor ki, bunlar, 
hayal-i be§erde esiveren gelip geqici ruhi tem&yullerdir. Bu nevi' 
varid4t-i kalbiyyede sebat ve istikrar bulunmadigindan kendilerine 
bir hiikm-ii §er*i bile terettiib etmiyor. t)$ sonrakiler de : Niyet, 
Iride, Azimet yidedilmi§lerdir. Bu derecelerde guftrun fiil ve terkten 
bir tarafa kat'i surette tem^yulu ve sihibinin, o emre temimiyle te- 
veccuh ve temekkunii bulunur. Bu nevi 1 ruhi halier bu cihetle mik- 
yUs-i hayir ve §er olabildiklerinden sahibi miisab veya muakab oluyor. 


1 




138 iSTtHARENlN VtCDANLAR UZERtNDEKt TE’SlRl 


Ibn-i Ebi Cemre: “§uur bu ikinci derecelerdeki §iddetli cereya- betle hi 

mm almadan ve birinci derecelerdeki htirnum ve havatir halinde irade z; 

iken istihare edilmelidir. Hadis-i §crifteki (hem) tabirinden §ariin I§t 

matlubu da bu oldugu anla^ihyor” demi§tir. lerin, i 

Yine Ibn-i Ebi Cemre diyor ki : (hem) Iafziyle ruhun miin- hiloldi 

teha-yi temayiilati olan “Azimet” ma'nasi kasdedilmi§ olmasi da muh- tevecci 

temeldir. Qunkii birinci nevi c temayiilat-i ruhiyyede henliz siibut ve dini, d 

istikrar yoktur ki, istihareye liizum goriilsun. Istihare yalniz bir fi'lin duygu, 

tasmimi sirasmda ayirdedilir. Yoksa her hatir ve hayale esiveren §ey- Y a 

lerde istihareye kalki§mak taz c yi-i evkattan ibarettir. Ve istihare gibi den, & 

bir mesned-i ruhiyi mel c abeye yevirmektir. Taber anfnin rivayet ^ ecc ^ 

edip Hakim’in sihhatine hiikmettigi Ibn-i Mes'ud radiya'llahu 
anti in hadisinde: Jf-b-i iil = Sizin biriniz bir emri kasd ve trade guna 1 

ettiginizde istihare ediniz ” suretinde “trade” lafzinm musarrah olmasi 
da istiharenin icrasi zamaninin irade haline mahsus oldugunu vazi- mustei 

han gosterir. ruliir. 

Istiharenin vicdanlar iizerindeki faziletkar terbiyesi de 50k kimsei 

miihimdir : de ™V 

. in§iral 

Insan bir i§in hayr ii §errini; menfaat ve mazarratim kestireme- ^ a 

digi; fiil ve terkinde miitehayyir kaldigi bir sirada istihar, mii tinier 
igin en emin bir merci < ve en metin bir istinadgahtir. Nefsin mechul-i 
mutlaka tevecciihii kadar insani sikan dar bir vaz c iyyet yoktur. Ken- zevati 

disine bir hayat arkada§i intihab edecek olan saygili bir kimsenin samir 

halini tasavvur edelim : Hi$ bilmedigi, sevabik-i ahvalinden, §erait-i ve ^ 

hayatiyyesinden temamiyle gafil bulundugu bir kimse ile ebedi bir yukse 

hayat yolculugu yapacak olan bu kimsenin zahirde yapabilecegi i§, ashal 

§undan bundan sorup ogrenebilecegi birtakim ma'lumattan ibarettir. 

Fakat bunlan akhn muhakemesine havale edince 50k def c a aklin, bu 
ma ( lumatm hepsinde birtakim §iibheli noktalar buldugu viki'dir. 

Akil bu malumati, dostluk gayreti, insanhk §efkati gibi hakikati set- ujin, 

reden birtakim ahvalin te’siri altinda §iikuk ve §ubiihat ile alude bu- tin £ 

labilir. Haydi bu hususlann nafiz nazarlarla gorulmesi mumkiin ola- bir \ 

bilsin. Bilhassa intihab edecegi hayat arkada§mm ruhi temayullerine, 5111111 

viedani kanaatlerine nufuz etmek en $etin bir mes’eledir. Kurulacak falci 

aile ytivasimn temel ta§i ise bu iki aile riiknuniin fikri vahdet ve mii- Run 

canesctleridir. Ahval-i ruhiyyeye nufuz ise, uzun zaman iilfet ve iin- hep 

siyyete tevakkuf eder. Binaenaleyh her zaman akil ile ve tarn bir isa- hayj 


jPeridnu EETU6RUL 
iCitapligi 

ISTIHARENIN HtKMET-I ME§Rt)lYYETI 139 


betle hayri bulmak gu^tiir. Bu gii£le§tikge fikr! dalilet o nisbette artar, 
irade zayiflar, adetA irnan, gayri §uiiri hareket edecek bir h&le gelir. 

I§te boyle mu§kil akv&lde mu’minler i$in istihare, r(ihi kuwet- 
lerin, iradenin bir ihueyyidesidir. Fikri miitehayyir, iradesi miizma- 
hil oldugu sirada bir rnu’min iki rck*at namaz kilarak Cenab-i Hakk’a 
tevecciih eder : (te§ebbus edecegi i§, intihab edecegi hayat yo!da§i, 
dini, diinya ve ahireti i$in hayirli ise gonliinde bu i§e kar§i hadsi bir 
duygu, bir in§irah ve incizab uyandirmasiiu; vucudiinde bu hayri ifa- 
ya kudret ve kuwet yaratmasmi ve §ayet bu i§ §er ise, bu i§i kendisin- 
den, gonlunii de bu qten gcvirmesini) niyaz ve istirham eder. Ve boy- 
lece Cenab-i Hakk’a tefviz-i umur ederek gonliinde bir hafiflik duyar. 

Dualannuza icabet buyurulacagi va*d-i ilahi muktezasi oldu- 
guna hermii’mm temimiyle mutmain bulundugundan, istihare ettigi 
i§ hakkinda kendisi i^in hayrin tecelli edecegine de kalben emin ve 
mtisterih olur. Ve hakikaten sirr-i muvaffakiyyetin tecelli ettigi go- 
ruliir. Duanin karin-i icabet oldugunun en yakin §ahidi, istihare eden 
kimsenin istihare ettigi i§ hakkmda gonliinde bir in§irah ve inbisat, 
derin bir incizab ve temayiil uyanmasidir. Hatti goniilde boyle bir 
in§irah ve temayiil uyanmazsa, istiharenin tekrar edilmesi hakkinda 
da haberler vardir. 

Istiharenin karin-i icabet olmasmda istihare eden kimsenin iman 
ve kanaatindeki salabetin bliyiik bir te’siri vardir. Bu nevi* miimtaz 
zevatm vicdanlarindaki safvet ve ahlak ve imanlarmdaki nezahet ve 
samimiyyet eseri olarak kalbleri mir'at-i miicella gibi feyz-i il&hiye 
ve bu sayede §iiunat-i kevniyyeye ma c kes olmaktadir. Nefsinde bu 
yiiksek fazileti goremiyen kimselerin hiisn-i zan ettigi kulub-i sifiye 
ashabma istihare ettirmelerinde isabet vardir. 

IsTiHARENiN HIKMET-I MEJRUIYYETi : 

Istihare, insamn mustakbel hayir ve saadete mazhar olabilmesi 
igin, Cenab-i Hakk’m ilim ve kudretinden istiane etmesi ve be§eriyye- 
tin fal, remil gibi miibtela oldugu hurMattan tahlisi gayesine ma c tuf 
bir vaz c -i dinidir. Tarihin her devrinde ve her millette istikbale aid 
§iiun^t-i kevniyyeyi vukuundan ewel sezebilmek i^in tiirlii tiirlti 
falcihklarm revac buldugu ma'lumdur. Arablann Ezlami, Fars ve 
Rum’un tavla ve satran$ oyunlan ile gunagun remiller, tencimler 
hep bu ciimledendir. Istikbalin kesif zulmetleri arasinda saklanan 
hayir ve saadet i§igim goremiyen insanlar, ta c yin-i mukadderat i$in 


140 


IslAm DlNl hurAfAti reddeder 


boyle hurifevi birtakim v&hl visitalardan istiane edegelmi§lerdir. 
Bugiin yirminci medeniyyet asnnda bile en miiterakki milletlerin en 
munevver ictimai simflan arasmda bununla me§gul olan zekilarm 
eksik olmadigmi hayretle goriip i|itiyoruz. 

Vaktiyle Arablar arasmda “ Ezlam ” denilen bir neyi* fal re vac 
bulmu5tu v Arablarin ezlami U5 oktan ibaret idi. Bunun birisinde : 
“emereti Rabbi = Rabbim bana emretti , obiirunde : “ nehdni Rabbi = 
Rabbim beni nehyettV\ u^unclisiinde de : “ gaflet ” yazili idi. Ka'be de- 
rununda bir iicret vey&hut kurban mukabilinde icri-yi san € at eden 
falci, buezlim falmi agtigmda emir$ikarsa, tefe’iil edilen i$e te$ebbiis 
edilirdi. Nehi ^lkarsa birakilirdi. Gaflet $ikarsa fal tecdid edilirdi. 
Cahiliyyet devrinde sefer, nikih, bey* ii §iri gibi hususlarda bu fal 
oklannm kismeti ve ilmi taleb edilirdi. Bu sebeble lisan-i Kur’in’da 
bu tefe*ule “istiksam-i ezlam" dcnilmi§tir. 

Din-i Islim, bilumum cahiliyyet hurifeleriyle miicidele ettigi 
gibi bu ncvi‘ idetlerle, kanaatlerle de mucidele etmi§tir. Kur’in-i 
Kcrim’in bir iyetinde ezlam ile tefe’ul, §eytinm tesvflatindan ne^’et 
eden murdar ve mekruh bir adet oldugu ve fenalikta ?arap i^mege, 
kumar oynamaga ve putlara tapmaga miisavl bir ciiriim bulundugu 
bildirilerek bunlardan ictinab edilmesi emrolunmu§tur \ Yine Kur’- 
in-i Kerim’in ba;ka bir iyetinde ezlam ile tefe’uliin bir fisk oldugu 
bildirilerek bu nim ve hesaba kesilen hayvan etinin yenilmesi, mey- 
tenin, putlar namina kesilen hayvan etinin yenilmesi gibi haram kilin- 
mi$tir 1 2 . 

Kur’an-i Kerim’in istiksam-i ezlami fisk ile tavsif etmesinin sebebi 
“ bana Rabbim emretti , beni nehyetti" sdzuniin Cenab-i Hakk’a kar§i ifti- 
rayi mucib olmasidir. Diger bir sebebi de bu falin, emsili vechile 
gaybe vukuf ve ittila c gibi batil bir iddia ve i'tikada miieddi bulun- 
masidir. Halbuki hiq bir insanin yarinki hayit! muktesebatim bugiin- 
densihhat veisabetle bilmesine imkan yoktur 3 . Daha umumi bir sfl- 
rette kiinattaki biitiin nufus-i miidrikenin, ferdamn §utinat-i kevniyye- 
sine vakif olmasi miisteb'addir. Bu vukuf, yalmz ilm-i ilahinin mute- 


1 ulU*— ill j* sj-*rJ fij VI j j j Ji Ul 

£ *jJU S jj- J U jmJju 

2 [ •ojU tjy* ] fVjVU 1 ul j J* pi L j 

3 [ U^iJ ] tJjXi U j 


141 


ISLAMlYYETlN fAl-i hayri 


allaki bulunan bir kcyfiyycttir l . Hi$ 5iibhesiz haz&in-i gaybin anah- 
tarlan nezd-i B&ri’de mahfuzdur. Oraya, degil alelade iroanlann, 
miirsel nebilerin ve Hakk’a en yakin Meleklerin bile §ufir ve idrak- 
lerinin nufuz etmesi imkan ve ihtimal haricindedir. O haremgah-i 
gaybe yalniz ilm-i ilkhl lahik olur 2 . 

G&hiliyyet devrinin ve butiin tarihi devirlerin bu miinker ve 
miistekreh falciligina kar§i ResfiM Ekrem sallalldhu aleyhi ve sellem 
Efendimiz, kelime-i saliha ile yini iyi sozle tefe’ul edilmek hayirh 
oldugunu bildirmi§ 3 , bir de istihareyi ta c lim buyurmujtur. 

§eriat-i Islamiyyenin kabul ettigi fal-i hayirdan lisammizda 
yumun kelimesinin muharrefi olarak yom tutma, ve ugur dileme ile 
tabir olunur. ** Tiym ” ki, teje^m ve ugursuzluk saymaktir, tefe’iiliin 
ziddidir. Bahs-i mahstisunda izkh edecegimiz fal-i hayir i$in burada 
bir iki mis;U ir&diyle iktifa edecegiz : Me§ahir-i iidcbi-yi Arab’dan 
Esmai, a ( lam-i Tabiinden Abdullah tbn-i Avn’den kelime-i 
saliha ile tefe c ul nedir? diye sormu§, o da cev&ben : Bir hastamn, ken- 
disine “salim F* diye hitab edilmesinden, hastaliktan kurtulup ikti- 
sab-i afiyet edecegirie tefe’iil etmesi gibidir, demi§tir. Yitigini arayan 
bir kimseye de : “ vacid ” diye seslenilmesinden tefe’iil etmesi de fal-i 
hayir ciimlesindendir. Biireyde Hazretlerinin riv&yeti vechile Re- 
sult Ekrem bir i^e gonderecegi kimsenin ismi ile dahil olduklan 
bir koyun ismi ile tefe’iil buyurmu§lardir. 

Gbniliiyor ki, Resul-i Ekrem’in hayir ile tavsif buyurduklan 
fal ne; kadar sade ve ne derece nezihtir. Tefe’iiltin bu basit ve nezih 
nev 4 i en miinewer ve miitefekkir insanlarm bile vicdanlannda ya§a- 
yan bir halet-i ruhiyyedir. Her insan, ya§adigi miistesna demlerde 
duydugu ve i§ittigi bila-reviyye soylenen giizel sozleri hayra yormak ve 
bunlardan hissemend-i teselli olmak Itiyadindadir. Hatta bu hal fit- 
ridir bile denilebilir. Istiharenin kuvii-yi rdhiyye ve irademiz iizerin- 
deki terbiyetkar te’sirleri ise yukanda zikredilmi$ti. Te§ebbits edilecek 
bir i§ hakkmda Allahu Teal£’dan ilim ve kudret dilemck, rni-yi ili- 


1 [ j* tjj 0 * ] aw w" So* 

3 [ x jy* j y ^ j 

3 u s»- i j S* At Jj^j Ju i ju -it jt o* 

JUJI r JU j [ •! jj ] L* 4ul^)t i Ju ? JUi U j t^JU . JUit 

• * J j . S ^ W j j~i ^ 


142 


tSTtHARE HADlSlNDEN MOSTEFAD OLAN 


hinin inki§afim istemek ve kemal-i ihlas ile dergah-i Siibhaniye yo- 
nelmek temamiyle ubtidiyyetkarane bir vaz c iyyettir. Kalbi Allah 
duygusu ile $arpan her re§id insamn, bir tarafa tevecciih edemeyip 
hayran, serkerdan kaldigi demlertie Barigah-i ilahiye tevecciih etmesi 
kadar dogru bir hareket olamaz. Boyle sidk-u ihlas ile Halikma te- 
vecciih eden bir kalbe bila-terahi sirr-i ilahi feyezan edeceginde, 50k 
siirmeden maksad hakkinda miilhem olacagmda §iibhe edilmemelidir. 

I§te be§eriyyeti hurafattan men* * eden Islam Dini, ivez olarak 
hayir ve saadetin, nza ve inayetin Cenab-i Hak’tan dilenilmesini gos- 
termi§ ve bu suretle istihare te§ri c buyurulmu§tur 

IsTIHARE HADISiNDEN MUSTEFAD OLAN FIKHI HUKUMLER: 

1 ) Bu hadisten, sahibi tarafmdan iyiligi veya fenaligi kestirile- 
miyen bir i§ hakkinda istihare namazimn ve namazdan sonra istihare 
duasmin miistehab oldugu miistefad olur. Binaenaleyh hayir ve savab 
oldugu muayyen ve malum olan ibadat ve taat hakkinda, ma c ruf 
olan sanayii iltizam hususunda de istihareye liizum yoktur. 

2) Istihare namazimn hadiste muayyen bir vakti bildirilmedi- 
ginden bu ltlaka gore kerahet vakitleri haric olmak lizere her zaman 
istihire namazi kihnabilecegini ekser ehl-i ilm bildixmi§lerdir. En 
sahih bir kavle gore, §afiilerin de muhtar olan mezhebi budur. 

3) Bu hadiste ilm ve kudret hususunda ehl-i siinnet akidesi tasrih 
edilerek kullardan ilm, kudret nefyedilmi§tir. Insanlarm bu sifatlar- 
dan nasibedar olabilmeleri, Allahu Teala’mn bildirmesi ve takdir bu- 
yurmasi iledir, demek olur. 

4) Bu hadiste insamn kaffe-i umurunu Vacib Teala’ya tefviz 
eylemesi vacib oldugu ta'lim buyurulmu§tur. j Li <1>I ^ 

2 « p j*-~Sizin hojlanmadigimz nice gey 9 in hakkinizda hayir olmasx me y muldur ” 
kavl-i §erifi mucibince be§erin vasrta-i idraki, heniiz tahakkuk etmemi§ 
bulunan avakib-i umuru temamiyle ve yakm bir isabetle idrake kafi 
degildir. Hayir olarak mukadder olan nice i§lerin bizim zekamizla 
bakilinca §er goruldugii, nadir vak‘alardan degildir. 

5) Bir fi'lin iltizami i$in gonliinde bir in§irah, bir duygu uyan- 
mactigi surette istiharenin tekrar edilmesi matlub mudur? suretinde 
irad ettigi bir suale §arih Ayni, evet tekrar etmek miistehabdir, di- 


1 HwxetuHldhV l-Baliga : G. II, S. 5. 

* SHre: 2 (Bakare), dyet: 216 


yor. Hatta yedi^ 
Malik’e miintel 
Ekrem Efend 
bir i§e te§ebbiis 
istihare eyle. Soi 
kalbinde dogan 
dim zaif gordii 
Resul-i Ekrei 
ettikleri sabit b 
olunur, diyor. 

Aliyyu’l- 
arzu ve te§hisin 
lidir. Bu miidd 
olan bu in§irah 
sidir. Bazi yedi^ 
rara tahammiil 
« d 

ihtiyar et ve mev< 

kayri ihtiyar ve \ 
dua eder [Mir I 

6) Neve\ 
sonra (Kul ya 
ehad) sunderii 
Nevevi’ye te 
bahsetmi§tir. 

Fakat Ze 
dan hig birisind 
madik” demi§1 

Tirmizi 
gore Resul- 
siinnetinde ol< 
ve sellem'i bir 


1 J 

oli vfJul 5 cii ■ 


FIKHt HOKtlMLER 


143 


Iniye yo- 
Ibi Allah 


demeyip 
A etmesi 
Likina te- 
Pde, 50k 
^elidir. 

* olarak 


sini gos- 


fcstirile- 

istihare 

savab 

mahruf 

bnedi- 
Kaman 
if. En 

tasrih 
ktlar- 
if bu- 

fcfviz 

Mitr” 

fcmi§ 

kifi 

uzla 

ian- 

nde 

di- 


yor. Hatta yediye kadar tekrar edilebilecegi hakkinda Enes Ibn-i 
Malik’e miintehi bir haberde naklediyor 1 . Bu habere gore Resul-i 
Ekrem Efendimiz, Enes radiyctllahu anh'e demi§tir ki, ev Enes, 
bir i§e te§ebbiis etmek istediginde o i§ hakkmda yeniden yedi deFa 
istihare eyle. Sonra kalbinden ge£en ruhi temayiile bak. Qiinkii hayir, 
kalbinde dogan ma'nadadir. §u kadar ki, Nevevi, bu haberin isna- 
dim zaif gordiigiinu de kaydediyor. Bu haberde bir za c f olsa bile 
Resul-i Ekrem Efendimiz dua buyurduklannda u<j deFa tekra 
ettikleri sabit bir hakikattir. Bununla u$e kadar tekrar icjin istidlal 
olunur, diyor. 

Aliyyii’l-Kari diyor ki : Istihare eden sonra goniilde nefsin 
arzu ve te§hisinden hall bir in§irah uyanmasi i£in bir zaman ge^me- 
lidir. Bu miiddet zarfmda boyle ruhi bir temayiil uyanmazsa zahir 
olan bu in§irah uyananana kadar istihare namazimn tekrar edilme- 
sidir. Bazi yediye kadar tekrar edilir demi§. Fakat i§ acele olur da tek- 
rara tahammiilu bulunmazsa §oyle dua da etmelidir : 

« V J j J jU-l j [ — Yd Rab ! Sana hayir ver y benim ifin hayn 

ihtiydr et ve mevcudat arasindan hayn tasjiye edip benim ifin sef”, yahut 
y y Su V j j d ^ = Yd Rab! Bana hayir ver , benim ifin 
hayn ihtiydr ve tercih eyle ve Allah? im y beni kendi ihtiydnma birakma!” diye 
dua eder ( Mirkat : C. 2, S. 187). 

6) Nevevi, istihare namazimn birinci rek'atinde Fatiha’dan 
sonra (Kul ya eyyuhe’l-kafirun), ikinci rek c atinde de (Kul hiiva’llahu 
ehad) sur^lerinin okunmasi mustehabdir, diyor. Bu hususta Gazali, 
Nevevi’ye tekaddiim ederek Ihya? da, bu surelerin okunmasindan 
bahsetmi§tir. 

Fakat Zeynuddin-i Iraki: “ Istihare hadisinin turufc-i rivdydtin - 
dan hif birisinde bu iki rek c atte okunacak surelerin ta^yinine ddir bir fey bul- 
madik ” demi§tir. 

Tirmizi’nin Ibn-i Omer radiya'llahu anhuma'dan riviyetine 
gore Resul-i Ekrem Efendimiz bu sureleri sabah namazimn 
sunnetinde okurlarmi§. Ibn-i Omer: “ Res&lullah salla'llahu aleyhi 
ve sellem’i bir ay gozledim , sabah namazimn sunnetinde ( Kul yd eyyuhe'l- 


144 


HAZRET-! CABlRlN TERCEME-t HAU 


kafirune ve Kul hiiva'llahu chad) surelerini okurlardt ” demi§tir. Gazalf- 
nin boyle riv&yetlerden miilhem olarak bunu istih&re namazma da 
te§mil etmi§ hatira geliyor. 

7) Hadis-i §erifte = tki rek'at nafile namaz kilstn ” bu- 

yurulmasi istihare i^in kilmacak namazin aded-i mesntinu iki 
rek € at oldugunda sarihtir. Bir rek c at nam&z ile istihare sahlh ve caiz 
degildir. Dort rek‘at ve daha ziy&de kilinabilecegi de Ebu Eyyflb-ii 
Ensari radxyallahu anh y den ( L f = Duadan sonra AUahu 
Teala'nxn senin ifin mukadder kxldigx kadar namaz kxl) suretinde mutlak 
olarak rivayet edilmi§ olmasmdan anla§ihyor. 

TERCEME-i HAL : 

Izah-i sadedinde bulundugumuz istihare hadisinin ravisi Cabir 
Ibn-i Abdillah radiyaUldhu anhtmd y Ebu Abdullah Ensari ve 
Selemi’dir. Akabe-i Saniye biatinde h&zir bulunan yetmi§ kadar 
Ensar arasmda bulunmu§tur. Bizzat Resul-i Ekrem salla* llahu aleyhi 
ve sellerrC den ahz-i ilm etmi§ ve zamanmda Medine-i Miinewere’de 
mufti olmu§tur. Validesi Bint-i * Akabe’dir. Bedir gazasmda bulu- 
nup bulunmadigi hususunda ihtilaf edilmi§tir. Handek’te Biat-i 
Ridv&n’da bulundugu muhakkaktir. Bunlardan ba§ka daha on dokuz 
gazada bulunmu§tur. Kesret-i rivayetle §ohret-§i&r olan alti Sahi- 
bi’den birisidir. Kendisinden bin be§ yiiz kirk hadis rivayet edil- 
mi§tir. Bunlardan elli sekiz hadisin rivayetinde Buhari ile Muslim 
ittifak etmi§lerdir. Yirmi sekizini Buhari, yiiz yirmi altisim da 
Muslim miinferiden rivayet etmi§tir. Kendisinden Said Ibn-i 
Mina, Eb ix Ziibeyr, Ebu Siifyan, Talha Ibn-i Nafi, Ha* 
sen-i Basri, Muhammed Ibn-i Miinke’dir ve daha bir<jok 
zevat hadis rivayet etmi§lerdir. Bir asir kadar muammer olmu§ ve 
Hicret’in yetmi§ sekizinci senesinde doksan dort ya§mda vefat etmi§- 
tir. Medine’de en son vefat eden Sahabi, Hazret-i Cabir’dir. Ce- 
naze namazi Medine v&lisi bulunan Eban Ibn-i Osman tarafm- 
dan kilmmi§ur. 

Ashab-i Kiram arasmda Cabir Ibn-i Abdillah isminde 
sahib-i tercemcden ba§ka daha iki zat vardir : 1) Cabir Ibn-i 
Abdillah Ibn-i Rebab, 2) Cabir Ibn-i Abdillah Rabisi’- 
dir. Yalniz Cabir adli Sahabi ise yirmi dort zattir. 

(Tezkiretu'l-Hujfaz: C. i, S. 37), (. Hulasa : 50), (Aynx: C. 1, S. 7). 


* „ 


I'lividcD E 3 T U 6 K UL 
K i n ?l ' > l ■ q. : 


SABAH NAMAZININ SONNETl 145 




9 


yjf JZ - r J : cJU l£ 'il^S iiJU £ . 599 

j; Toiu3 ii. *J; ji 'L; 

.^1 uSs'S 


Tercemesi 

Ai§e radiya'llahu anha’dan : 

“Nebi sailed llahu aleyhi ve sellem , nevifilden hig bir nam&z 
hakkmda sabah namazimn iki rek*at siinneti derecesinde §id- 
detle muhafazakar degildi” dedigi rivdyet edilmi§tir. 


IzAhi 

RAviLER, RiVAYETLER : 

Bu hadisi Muslim, Ebu Davud, NesAi de Salat bahsinde 
tahric etmi§lerdir. Buhari bundan ewel Resul-i Ekrem’in seferde 
ve hazarda sabah namazimn siinnetine devam buyurduklarina dair 
agtigi bir babinda yine Hazret-i Ai§e radiya’llahu anhd: “ Res&l-i 
Ekrem salla'llahu aleyhi ve sellenCin sabah namazimn ezdm He kameti ara - 
sinda iki rek'at nafile kilardi. Ve bu iki ndfileyi hif bir zaman terketmedUer” 
demi§tir K 

§arih Ayni: “ Sabah namazimn siinneti hakkindaki BuharVnin bu 
' rivayetleri , bizim rivdyete olan hararet-i iftiydkimizi sondiirmedi” diyerek bir 
hayli ah Adis- i §erife nakletmi§tir. BAzilan §unlardir : 

i) Siinen-i Ebu Davud’ da Ebu Hiireyre radiya’llahu anh y den ri- 
vayet edilen bir hadis-i §erifte Resul-i Ekrem salla'lldhu aleyhi ve 
sellem : “ Sizi siivdri kovalasa bile yine sabah namazimn iki rekat siinnetini 
terketmeyiniz” buyurmu§tur ki, sabah namazimn siinnetine devam edil- 
mesi hususunda miibalagadan kinaye bir ifade ile tergibi miitezam- 
mindir 


[ Ji Ajj ] . Ul 

1 yJS ^ : Jl » y>j £f p 

[ jA Ajj ] . ^jJ\ j ) j 

F.: 10 


2 


146 NAFlLELER tglNDE EN Yt)KSECl — St)NNET-t FEClR 


2) Sahih-i Muslim' de Ai§e radiya'lldhu anhd' dan riv&yet edilen 
bir hadis-i §erifte Resfil-i Ekrem salla'llahu aleyhi ve sellem: “ Sabah 
namazimn iki rek'at siinneti , diinyadan ve diinyada mevc&d her jeyden hayir- 
hdir " buyurmu§tur K Miislim’in bu hadisini Tirmizi de riv&yet 
etmi§ ve bu hadis, bir hadis-i hasendir, sahfhtir, demi§tir. 

3) Vine Muslim ile Nesai’nin Ibn-i Omer vasitasiyle Hafsa 
radiya'lldhu anhd' dan rivayetlerine gore Hazret-i Hafsa: “Resu- 
lulldh salla'llahu aleyhi ve sellem fecir tulu c edip $ajak sokiince hafij surette 
kildiklan iki rek'at najileden ba$ka namaz kilmazdi" demi§tir 1 2 . 

4) Ibn-i Adiyy’in, Kamil' inde tahricine gore, Ibn-i Abbas 

radiya'lldhu anhuma: Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem' in Sure-i 
Tur’daki 3 ( ^ j*dl jlo I j JJl j ) kavl-i §erifindeki idbar-i niicum- 

daki ibadetle murad-i Ilahi sabah namazimn siinnetidir, buyurdu- 
gunu riv&yet etmi§tir 4 . Ayet-i kerimenin meal-i §erifi §oyledir : 
“ Habibim ! gecenin bazi vaktinde, bir de gecenin sonunda yildizlor battigi 
ve jafak attigi sirada Cendb-i Hakk'a ibddet eyle Sure-i “ Kdj " daki 
“ Idbdr-i siicud" ile de murad, farz namazlan miiteakib siinnetlerdir, 
denilmi§tir. Ak§am namazimn siinnetidir, diyenler de vardir. 

Bu HADiSLERDEN iSTiFADE EDiLEN FIKHI HUKUMLER : 

Hazret-i Ai§e’nin gerek mevzfiumuz olan ve gerek onu iz&han 
terccme ettigimiz yukandaki iki hadisinde Resul-i Ekrem E fen- 
dim iz’in sabah nam&zmm iki rek'at siinneti derecesinde hiq bir 
nafile namaz hakkmda §iddetle muhafazakar olmadigini, seferde ve 
hazarda bu iki rek'at namazi hi$ terketmedigini bildirmekte oldu- 
guna gore, sabah namazimn siinneti miistesna bir §erefi haiz bulunu- 
yor. Bu namazin istinad ettigi nususun kuwetine ve bunlann gerek 
mantukan ve gerek mefhumen bu namaza biiyiik bir §eref izafe ef- 
mekte bulunmalarina bakarak Hasen-i Basri Hazretleri : “Bu 


1 U^JI j* jinjiH U : Jli a- 1 * 41! j* 41I 1 UU & 

[ ^ *1 jj ] . ^ l* j 

2 j 4-1* 4)1 ^0 4)1 cJ oir Z cJli ft*’ 4)1 ij+j 4-ai>- j* ,j»l 

[ ill j *ljj ] 'V ^*^1 !•*! 

* SHre: 52 (Ttir), dyet; 49 

4 JUJ J 4JUw- dy j J 4 J* 4)1 ^^-jUl J* 4)1 j x/\ J* 

[ j it) djj ] . Jtyi . Jl JJ CjCjKj : jli ( jlj-jl j JJ1 ^ j ) 


HADlSLERtNDEN tSTtFADE EDlLEN FIKHl HOkUMLER 147 


namaz vacibdir ” demi§tir. Fakat sahib-i Tavzth bunun §az bir rivayet 
oldugunu ve asli olmadigim bildirmi§tir. Yine bu namizin bu yiiksek 
§erefine mebn! Imam-i Ebu Hanife’nin de : “Bir ozre miistenid 
olmiyarak sabah namdzimn siinnetini oturarak kilmak cdiz degildir ” dedigini 
Imam-i Hasen nakletmi§tir. Nevafilin bila-oziir kaiden kihnabile- 
cegi esasina gore, bazilan Imam-i Ebu Hanife’nin bu hiikmiinden 
sahib-i mezhebin deHasen-i Basri gibi bu namazm vacib oldugu 
kanaatini bildirmi§lerdir. Hatta §arih Ayni: “ Miirgindni, Ebu 
Hanije'nin viicuba kail oldugunu zikretmijtir ” diyor ve miiteakiben de 
§unu ilave ediyor: “Eimme-i Hanejiyye , sabah namazinin siinnet-i Musa - 
here hadisinde 1 , obiir siinnetler arasinda zikredilmi§ bulundugundan sahib-i 
mezhebin viicuba kail olmadigim bildirmekte gecikmemiftir. Bindenaleyh bu 
namaz, tmam-i Ebu Hanife'ye gore de siinnettir . Fakat siinnetlerin en 
miiekkedidir ” , 

Yine sabah namazmm bu kuwet ve §erefine mebni fukaha, ehl-i 
ilimden merci-i fetva olan zatm, nasin bu din! ihtiyacim telafi edebil- 
mesi igin sair siinnetleri terkedebilecegini tecviz ettikleri halde sabah 
namazmm siinnetini bu cevaz ve miisaadeden miistesna tutmu§- 
lardir 

Yine sabah namazmm miistened-i §er c !si bulunan ahadis ve asar- 
dan ve bilhassa (i) numara ile terceme cttigimiz Ebu Hlireyre 
hadisinde Resul-i Ekrem’in : “Si& siivari kovalasa bile sabah namd- 
Zinin siinnetini birakmayimz ” suretindeki vasiyyet-i Nebeviyyelerinden 
miilhem olarak eimme-i Hanefiyye demi§tir ki : sabah namazmm 
siinnetini evinde kilmadan mescide gelen bir kimse, imami farza ba§- 
lamak iizere bulursa ve bir rek'ati fevtedeccginden korkarsa bile yine 
siinneti terketmeyip cemaate muhalefet izhar edilmemek i$in mesci- 
din kapisi oniinde veyahut bir direk dibinde kilar ve ikinci rek‘atte 
imama iktida eder. §ayed farzin iki rek'atini birden ka<jiracagmdan 
korkarsa daha miihim olan cemaati fevtetmemek igin hemen imama 
iktida ederek siinneti terkeyler. Bu kadar tekayyiidat, sabah namazi- 
nm siinneti iqiji ilitiyar edilmi§tir. Diger siinnetler, imam farza ba§la- 
diktan sonra kat c iyyen kilmmaz. ^Junkii Resul-i Ekrem Efendimiz 
kamet edildikten sonra farzlardan ba§ka namaz Kihnmaz, buyurmu§- 


1 Musabcre hadisinin gerek metni, gerek tercemcsi bu cildin 93 iincii sahife- 
sinde muharrerdir. 

* Fethii 1 l-Kadir : C. 1, S. 313. 


148 


.St)NNET-t FECRlN KAZASI ZAMANI 


lardi. Yalniz sabah namazimn siinneti, §iddetle miiekked bulunma- 
sina mebni, istisna edilmi§tir. 

Tahavt’nin Ibn-i Mes c ud radiya’llahu anA’den rivayetine gore, 
Ibn-i M es c ud bir kerre mescide geldiginde sabah namazinda farz 
iqin kamet ediliyormu§. Ibn-i Mes'ud mescidin diregine kar§i 
siinneti kilmi§tir. Ve bu hadise-i salat, Huzeyfe, Ebu Muse’l- 
E§ c ari gibi kihar-i Sahabe huzurunda vaki‘ olmu§tur. 

Bu suretle farz kilinarak ka^irilan siinnetin kazasi lazim midir, 
degil midir? Kazasi kabul edildigi surette zaman ta^ini hususunda 
fukaha ihtilaf etmi§lerdir ki, bu da sabah namazimn mustesna mevki- 
inin neticesidir. Bu namaz hakkindaki ahadis ve asarin kuvvetine 
mebni A ta Ibn-i Ebi Rebah, Tavus, bir rivayette Ibn-i Omer 
radiya'llahu anhuma farz gibi bu siinnetin ebedi kaza edilebilecegine 
hukmetmi§lerdir. Imam-i Sjafii’nin en zahir olan kavli de boyledir. 
§arih Ibn-i Battal da ekser iilemadan bu vechile nakledildigini 
bildiriyor. Bir kisim iilema da o giinii giine§ dogduktan sonra kaza 
edilir, demi§tir ki, bir rivdyette Ibn-i Omer, Kasim Ibn-i Mu- 
hammed, Evzai, Ahmed Ibn-i Hanbel, fshak, Ebu Sevr, 
Biiveyti’nin rivayetine gore Imam-i §afii bu ziimre-i iilemadan- 
dir. Imam-i Malik ile tmam-i Muhammed de: dilerse giine§ 
dogduktan sonra kaza edebilir, demi§lerdir. Imam-i A'zam’la 
Ebu Yusuf ise kaza edilmez, demi§ler. (Jiinkii haric-i vakitte kaza 
vacibata mahsustur. Bu asl-i §er c iden ancak bir nas ile udul edilebilir. 
Boyle bir nas da yoktur. Sabah namazimn siinneti, farz ile birlikte 
tcrkedildigi surette ikisinin birlikte kaza edilmesi. leyle-i ta^iste ge<jiri- 
len farz ile siinnetin, onun sabahinda bu suretle birlikte kaza edilmi§ 
olmasma mebnidir 1 . 


4ill J 4i)t ^ J . 600 

{ jP>- jl\ j 4-Jp 

l i v i + 


1 Ta c ris; gece seferinde istirahat i^in bir mahalle konmaga denir. “Leyle-i 
Ta'ris” de Resul-i Ekrcm Efendimiz’in bir gaza seferinde konakladiklan bir 
ycrdc maiyyeti ile uyuyup kalarak sabah namazini fevt ettikleri gecedir ki, bunun 
sabahinda gime§ yiikseldikten sonra farz ile sunnet’i birlikte kaza etmi§lerdi. 


RESCL-I EKREM’tN SUNNET-I FECRl TAHFlFl 


149 


TERCEMESi 

Yine Ai§e radiya’llahu anhff dan §oyle riviyet edilmi§tir : 
Hazret-i Ai§e demi§tir ki : Nebi sallctllahu aleyhi ve 
sellem sabah namaz (min farz) indan ewelki o iki rek c at (siin- 
net) i, (kiraet ve ef c al-i salat cihetiyle olkadar) hafifletirdi (ki) 
hatta ben (gonllimde) kat c i olarak: acaba Resftlullah Fati- 
ha’yi okudu mu? der idim. 

IzAhi 

Bu hadisi Buhari, sabah namazmm siinnetindeki kiraetin uzun 
veya kisa olmak gibi sifat ve keyfiyyetine dair bir babinda zikretmi§tir. 
(VmmiCl-Kufdn), Kur’an anasi demektir. Ve Fatiha-i ijerife’nin en 
cazibeli bir ismidir. Bir §ey’in anasi onun ashdir. Kur’an-i Kerim" deki 
ilahi ve all hukumlerin ve ma c nalarm biitjun asillanm kendisinde top- 
ladigi iqin Fatiha suresine “ Ummu’l-Kur’an 99 buyurulmu§tur. Kur'an-i 
Kerim! in ihtiv& ettigi hikem-i aliye ii$ asilda toplamyor. i) Mebdee 
taalluk .eden asil ki, Rabbimiz’a hamd ii senadan, 2) Mea§e taalluk 
eden kismi ki, ibadetten, 3) Meade taalluk eden kismi ki, cezadan 
ibarettir. Ve Fatiha-i §erife’de bunlann hepsi cem 1 edilmi§tir. -tfJ 
1 « Jliil ^ ilcuiT = Aziz peygamberim ! Sana biz namdzda miikerrer okunan 

yedi dyet verdik” kavl-i §erifiyle de Fatiha’ya “Seb'u'l-mesani” adi veril- 
mi§tir. Bu da Fatiha’nm isimleri arasinda en muhte§em bir unvanidir. 

Kurtubi diyor ki: Hazret-i Ai§e’nin “Acaba Resdlullah 
Fatiha okudu mu? derdim ” soziyle ResOl-i Ekrem’in Fatiha okudu- 
gunda §iibhe ederdim, ma c nasi anla§ilmamalidir. Belki Hazret-i 
Ai§e: “Resul-i Ekrem x umumiyetle nafile kilarken hraeti uzattiklan 
halde sabah namazmin siinnetinde hafifletirlerdi . 0 derecede ki, ddetd insan 
Fatiha okumadilar zannederdi 99 demek istiyor. Sonra Resul-i Ekrem 
Efendimiz’in Fatiha’dan sonra (Kul yd eyyiihe* l-kdfirun ve Kul hii - 
vaHlahu ehad) surelerini okumak itiyadmda bulunduklanna dair 
Mlislim’in ve Siinen-i erbea sahiblerinin Ibn-i Omer’e, Ibn-i 
Mes c ud’a, Enes Jbn-i Malik’e miintehi olan miiteaddid riva- 
yetleri vardirki, §arih Ayni bunlan “Umdetii'l-Kdri” de senedleriyle 


1 Sure: 15 (Hicr ) , dyet: 187 


150 RES0l 4 EKREM’tN FECRlN SONNETlNDE 


ber&ber bize bildiriyor. 1 ( kJI b j A\j l^l \jiji) ve cJj\ U 
•(jpjuUB g* * UrTU j ayetlerini okuduklarim da Ebu Hii- 

reyre’den Muslim, Ebu Davud, Nesai rivayet etmi§lerdir. 

Ibn-i * Hibb&n’in Sah Winde, Cabir Ibn-i Abdullah’dan 
tahricine gore, Hazret-i CaLbir demi§tir ki : Ashab’dan birisi sabah 
nam&zmm sunnetini kilarken birinci rek*atte “ Kulyd eyjiihe’ l-kaririin” 
suresini okudu. Sure bitince Resul-i Ekrem: jl* IjU =lfte 

bu adam, Haltk'tm bilen bir kuldur ” buyurdu. Sonra ikinci rek'atte 
“ Kul huve'llahu ehad” suresini okudu. Yine sure bitince Res til -i 
Ekrem : “ \X*=lfte bu, Rabbisine man eden , inani olan bir kuldur ” 

buyurdular 3 . 

BU HADtSTEN MUSTEFAD OLAN HUKUMLER : 

Bu hadisten tehecciid namazini uzatmak hususundaki idet-i 
Nebeviyyeye nisbetle sabah nam&zmin siinnetinde tahfif-i kiraette 
miibalaga edilebilecegini ogreniyoruz. Yoksa sftret-i mutlakada kir&- 
eti uzatmakta hi^ bir beis yoktur. Ibrahim-i Nahai’nin, Miica- 
hid’in, Hanefilerin mezhebi budur. Ebu Hanife Hazretlerinden 
sabah namazimn iki rek c at siinnetinde bazan iki hizib okurum, bu- 
yurduklan rivayet ediliyor. Bazi iilemi : “Bu babdaki tahfij \ gece namd - 
Ztnda kendisince kiraeti mu' tad olan hizbi bitirmif olan ehl-i tehecciid ifindir . 
§ayed kiraette mu'tddi olan mikdardan bir fey kahrsa , onu sabah namazimn 
siinnetinde okur” demi§lerdir. Ibn-i Eb! §eybe, Musannepin.de bunu 
Hasen-i Basri’den, Miicahid’den, Sevrfden nakletmi§tir. Yine 
Ibn-i Ebi §eyb e’nin Musannef’inde Said Ibn-i Ciibeyr’den 
miirselen rivayetine gore, Resul-i Ekrem Efendimiz’in de bazan 
siinnet-i fecri uzattiklari olurmus. Bunu Beyhaki de rivayet etmi§tir. 

Zeyniiddin-i Iraki: Bu iki rek'atte miistehab olan Ihlas s&- 
resi okunmasidir, demi§. Bu kavl, Ashab’dan Ibn-i Mes*Gd, Tabi- 
in’den Said Ibn-i Cubeyr, Muhammed Ibn-i Sirin, Ab- 
durrahman Ibn-i Yezid-i Nahai’den rivGyet edilmi§tir. Eimme-i 
§4fiiyyeden de bu suretle menkuldur. tm&m-i Malik ise sabah na- 
mazinin siinnetinde “ Ummu'' l-Kur' an” a bir iyet bile ziy&de etmem, 
der imi§. Imam-i §4fii de Fatiha’ya kisa bir sure zammetmekte 
beis yoktur, der imi§. Bu bGbda Hazret-i Ai$e hadisinin zGhirine 


* SHre: s (Bakare), dyet: 136 

* Sdre: 3 (Al-i tmrdn), dyet: 53 


* Aynt: C. 7, S. 229 


OKUDUCU ME'SOR sOreler, Ayetler 


151 


t< messiik edecegiz, diyc en geriyc kalaa zahirllerdir. Onlar sabah 


Buhiri bu babda Hazret-i Aige’nin salat-i leylc d&ir bir 
hadisini de rivayet ediyor ki, me&li §oyledir : “ Res&lulldh salla'llahu 
alr ir vs sellem, gees on iif rek'at namaz ktlardi. Sonra sabah ezamnt ifitince 


sal&t-i leyl hakkxnda miiteaddid riv&y&tuun sftret-i tevfiki hakkinda 
586) rakamiyle tercemesi ge9en hadisin izahmda icslb eden tafsilat 
verilmi§ti *. 


Ebu Hiireyre radiycfllahu anh ' den $oyle riviyet edil- 
mi§tir : Ebik Hiireyre demi§tir ki : 

Kalb! dostum (Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem ) 
bana 115 $ey vasiyyet etti. Bunlan oliinceye kadar asla terket- 
mem : 

Her aydan 119 giin oruc (tutmak) (her gun iki rek'at) 
Duha namazi (kilmak), vitir (narnizi) kihp da uyumak. 


RAviler, rivAyetler : 

Buhiri bu hadisi Savm bahsinde de tahrlc eylemi^tir. Muslim 
iie Nes&i de Salat bahsinde rivdyet etmi§lerdir. Buhiri bu babmda 
Enes Ibn-i Malik radiya'llahu anh' in, meali ber-vech-i it! bir hadi- 


1 Aynt, C. 7, S. 231. 

® Zj'ji JJL jh* 3 *-1* dll dll oU" t ill j 


aamazmin sunnetinde hi<j bir kiraete liizftm gormemi§lerdir 


kaftf iki rek'at de sabah nam&zmtn siinnetini ktlardi." Hazret-i Ai§e’nin 



TERCEMESi 


IZAHI 


[ <^jU»JI t\jj ] j rfdO .IxJI lit ^ 


152 DUHA namazi ve eyyAm-i b!z orugu hakkinda 


sini de rivayet etmi§tir. Hazret-i Enes demi§tir ki : Ensar’dan iri 
vucudlu, §i§man birisi, Nebi salla'llahu aleyhi ve sellem'c gclip : “Yd 
Resula'lldh, (goriiyorsunuz ya) mescide gelip sizinle namaz kilamiyorum ” 
dcmi§ti. Ve yemek hazirliyarak Resul-i Ekrem’i evine davet ct- 
mi§ti. (Resul-i Ekrem icabet buyurup geldiginde) hasir seccadenin 
bir yiizunii su serpcrek yumu§atti. Resul-i Ekrem de onun iistiinde 
iki rek*at (nafile) namaz kildi. Carud oglu, filan oglu filan, (y£ni 
Abdiilhamid Ibn-i Miinzir) Hazret-i EnesMen : “Resul-i 
Ekrem Duha namazi mi kildi ?” diye sormu§, o da : “0 giinden bafka bir 
giinde boyle bir namaz kildigim gormedim ” diye cevab vermi§tir x . 

(Halil), muhabbeti kalbe yerle§en ve sevgisi daima gonulde ya- 
§ayan halis dost demektir. A§k-i ilahi ve muhabbet-i Bari’den ba§ka 
hig bir mevcuda kendi sahasmda yer vermiyen vicdan-i Muhammedl 
en sevgili yar-i gan ve biitiin hayitmda bir refik-i vefakan olan Ebu 
Bekr-i Siddik radiya y llahu anh y i n bile muhabbetine yer vermemi? ve 
tercemesi (293) rakamiyle ge^en hadis-i §erifte : “Gonliimde hubbu 
Bari yamnda fanilere yer vermek isteseydim , Ebu Bekr'i dost tut ar dim. La- 
kin 0 benim karde$im ve yoldaftmdir” buyurmu§tu. Resul-i Ekrem’in 
bu vechile ba§kasmi dost ittihizi mumteni 1 idi. Fakat bunun aksi degil 
idi. Bu cihetle Ebu Hiireyre’nin (halili = dostum) tabiri bu hadise 
miinafi dii§memi§tir. Nesai’nin rivayet ettigi ve ayni vesaya-yi se- 
niyyeyi havi olan Ebu’d-Derda’ hadisindede ( JL# j \ ) dedigi 
riv&yet edilmi§tir ki, o da ayni tafsile tabi'dir. 

t)$ giin oruc tutmaktan zAhiren miistefad olan “Eyydm-i biz” dir 
ki, ayin on u^iincu, on dordiincii, on be§inci glinleridir. Maamafih 
ayin miitcvaliyen u$ giinii olmak da muhtemeldir. 

Hadiste Duha namazi mutlak olarak zikrolunmu§tur. Fakat 
Muslim’in rivayetinde (4^**-^ = Iki rek'at kujluk namazi!) diye 

adcd-i rcke&t tasrih edilmi§tir. Ahmed Ibn-i Hanbel’in rivaye- 
tindc ise ( fj* JT j = Her giin Duha namazi ) diye her gun 

kilmmasi hakkinda bir ziyadeyi muhtevi bulundugundan bunlann her 
ikisini de tercememizde muteriza i$inde gosterdik. (Jj y fyS) ciimlcsi, . 


1 olf*’ j ja y.j Jli : Jtf jJJL. j : Jtf i/ jy if. if 

UU1* j aJU- Zi\ 1 V y j ^ y* ir** - ** 

[ J jit y* .u i j 4-1* awI y+ wiiiu y 


EBO HOREYRE HADlSl, iHTlVA ETTlCit HOKOMLER 153 


J:in iri 
: “ Td 
jantm” 
ICt ct- 
icnin 
stQnde 
yini 
esul-i 
fla bir 

In ya- 
Ki§ka 
medl 
Ebu 
315 ve 
fmbbu 
L Ld- 

m’in 
degil 
ariise 
“i se- 
edigi 

’dir 

rafih 

akat 

diye 

iye- 

gun 

her 

k*», 


r i*l) 


Buhari’nin Savm bahsindeki rivayctinde ( fUl ol JJ Jj\ ol j—Uyumaz- 
dan evvel vitir kilmakhgim ) suretindcdir vc daha sarihtir. 

Bu IIApiSTEN ISTIFADE EDiLEN HAKIKATLER l 

Cenab-i Peygamber’in bu ii^ kiymetli tavsiyesiyle Ashak 
arasinda Ebu Hiireyrc ile Ebii’d-Derda* radiya'llahu anhumffn m 
mazhar-i iltifat olmalari §ayarii tedkiktir. Gerck Ebu Hiireyre, 
gcrek Ebii’d-Dcrda*, fukara-yi Ashab’dan feragat sahibi iki sima 
idi. Zcngin dcgillcrdi ki, kcndilerinc mall ibadetler tavsiye buyurul- 
sun. Binaenalcyh bcdcni ibadederin en §ercflisi bulunan namazla, 
orucla taltif buyuruldular. Bu sayede iimmet dc nevafil arasinda bu 
ibadederin giizide kiymetlerini ogrenmi§ oldular. Ne mudu !.. 

Her ayin u^ giiniinun oruca tahsis buyurulmasi, her hasene ve 
her hayrin on misli sevab ile kar§ilanmasi mev'ud bulundugundan 
bu hcsabca her ayin oruclu ge$irilmi§ olmasi gayesine mebnidir. Yinc 
Ebu Hiireyrc hadisindc uykudan evvel kihnmasi tavsiyesi de gece 
sonunda uvanamiyan kimsclcre muteveccihtir. Yoksa uyanip kalka- 
cagmdan cmin olanlar i<jin vidr namazini gecenin sonuna te’hir et- 
mek efdal olduguna dair hadislcr vardir. 

Ebu Hiireyre hadisi hazarda salatiduha haklandadir demi§tik. 
Bunun mukabili olarak Imam-i Buhari Sahib? inde seferde salat-i 
duha hakkinda da bir bahis a<jmi§, onda da bize §u iki hadisi rivayet 
etmi§tir x : 

i) (579) unc u hadisin izahinda da zikredildigi iizere, ravi Mii- 
verrak diyor ki : Ibn-i Omer radiya'llahu anhumff ya : 

— (Seferde) Duha namazi kilar misin? diye sordum. Ibn-i 
Omer : 

— Hayir, kilmam,. diye cevab verdi. 

— Omer kilar miydi? diye sordum. 

— Hayir, kilmazdi; dedi. 

— Ebu Be kr kilar miydi? dedim. 

— Hayir, kilmazdi, diye cevab verdi. 

— Ya, Ncbi salla’lldhu aleyhi ve sellem? dedim. 


1 cJi iV : JU cM i V : dtf ? ^^-11 : JjjU JU 

[ djj J <JU-I V Jli ? 1 cIj t $ JiS • ? 


154 DUHA HAKKINDA SAlR RIvAyAT— DUHA HADtSLERlNlN TE’LlFt 

— Resulullah salla’llahu aleyhi ve sellem' in kilip kilmadigmi bil- 
miyorum, diye cevab verdi. 

2) Yine yukanda (579)* numarah hadisin iz'ahinda Buhari’den 
nakledilerek arzolundugu iizere Abdurrahman Ibn-i Ebi Leyla 
demi§tir ki : Bize Ashab-i Kiram arasinda Ummii Hani’den ba§ka 
Nebi salla'llahu aleyhi ve sellem' in Duha namazi kildigim gordiigiine 
dair hi<; bir kimse bir §ey haber vermemi§tir. Ummii Hani : “ Nebi 
salla'llahu aleyhi ve sellem feth-i Mekke gunii , kendi evine geldigini, igtisal 
edip sekiz rek'at namaz kildigim ve bu namazdan daha hafif bir namaz gor- 
medigini , §u kadar var ki> Hazret-i Resul'un riiku* ve siicudu tamamlar 
oldugunu ” haber vermi§tir 1 . Ummii Hani. Ha§imi’Ierden idi. Ebu 
Talib’in kizi ve Hazret-i Ali’nin hem§iresi idi. 

§imdi goriiyoruz ki, Ibn-i Omer’in haberi ile Ummii Hani’- 
den gelen haber arasinda nefyen ve isbaten a<jik bir tezad vardir : 
Ibn-i Omer, ne Cenab-i Peygamber’in, ne de §eyhayn’in se- 
ferde Duha namazi kildiklanm bilmedigini soyluyor. Ummii Hani 
ise biitiin tafsilatiyle kildigim haber veriyor. Bu babda Ahmed Ibn-i 
Hanbel’in, Enes Ibn-i Malik’den gelen rivayeti de miisbit bir 
haberdir. Bu tezaddi, §arih Ayni §oyle kaldinyor : Ibn-i Omer’in 
gormemesi nefse’I-emirde adem-i vukuunu icab etmez. Gerek Haz- 
ret-i Peygamber’in, gerek §eyhayn’in seferde ve hazarda Duha 
namazi kildiklan vaki'dir. Fakat Ibn-i Omer bunlardan haberdar 
degildir. Yahud Ibn-i Omer’in nefyi, vukuu nefi degildir. Belki mii 
davemet eyledigini nefidir, Nasil ki, Hazret-i Ai§e’nin (579) uncu 
olarak tercemesi ge^en : “ Resul-i Ekrem , Duha namazi kilmazdi , 0 
namazi yalmz ben kilardim ” hadisindeki nefi de bu suretle tevcih edil- 
mi§ idi. 

Hakikaten Resul-i Ekrem Efendimiz’in Duha namazina 
muntazaman devam buyurmayip bazi zamarilarda kildigim Tir- 
mizi’nin Ebu Said-i Hudri’ye miintehi olan §u rivayetinden ogre- 
niyoruz. Ebu Said radiya'llahu anh demi§tir ki : Resulullah sal? 
la'llahu aleyhi ve sellem Duha namazi kilardi (bir derece devam ile ki) 
hatta biz, Resulullah, Duha namazim hi^ terketmez der idik. 


1 ^ J ^ ish U j! j -W Jtf 

J— IpI -gy* J ^ 

[ j jS* ^ J** • W** U <jle ^0 j 


OGLE VE SABAH NAMAZININ SONNETLERt 


1SS 


Rcsul i Ekrem’in Duha namazmi kilmayip biraktigi da olurdu. 

Bir halde ki) hatta biz, Resulullah Duhanamazi kilmaz der idik 1 . 

§arih Ayni, bu hadisin §erhinde Ashab-i Kiram’dan bir cemm-i 
gafirin hadislerini senedleriyle, muharricleriyle beraber UmdetWl - 
Kdri * de zikr ii cem* etmi§tir. Bu rivayetlerde Resul-i Ekrem’in 
iki, dort, alti, sekiz, on iki rek c at kildigi haber verildigine gore, Haz- 
ret-i Peygamber’in mliteaddid zamanlarda iki rek'atten on iki 
rek'ate kadar kildiklari ve Ashab-i Kiram’a da bu suretle vasiyyet 
buyurduklan anla§iliyor. 


4ljp ‘‘lit j O' iij Wj* . 602 

' 9 . " of.,,',*' 1 ' i> ' 

. »U J ' J-J J 3 1 Jr* ^ J ^ O IT j 


* 6 * f x 


Tercemesi 

Ai§e radiya’llahu anhS dan, Nebi salla’lldhu aleyhi ve sel- 
leirC in ogle (namazmin farzi) ( ndan ewel dort (rek‘at), sabah 
(namazmin farzm) dan ewel de iki rek'at (tetawu‘ kilmayi) 
terketmedigi rivayet edilmi§tir. 


IzAhi 

RAVILER, RiVAYETLER : 

Bu hadisin Buhari’deki turuk-i rivayati dorttiir. Muslim de 
Ai§e-i Siddika’dan dort tarik ile rivayet etmi§tir. Binaenaleyh 
§eyhayn’in sihhatinde kuwetle ittifak ettikleri birhadistir. Buhari 
bu babda Ibn-i Omer radiya'llahu anhuma'dan da bir hadis rivayet 
etmi§tir ki, bunun tercemesi Cum'a bahsinin sonunda (509) raka- 
miyle ge?mi§tir 2 . Ibn-i Omer’in bu rivayetinde ogleden ewel 


1 J jjj J • ^ (!*• j J~* Lr 01 olS” 

[ <*■ ail j Xju* ij)l I »ljj ] "jf 

* Ibn-i Omer hadisinin buradaki rivayetinde $u ziyade vardir: C-ilS” j 11” 

jjjil jil lil jir <jl . Lfj ^ j J-* J* V 

a Jc*Tj J—? = Sabah namdzindan ewel bir saat vardx ki, o saatte Resul-i Ekrem'in ya- 
nma girilmezdi. Sana karde§im Hafsa haber verdi ki, muezzin ezan okuyup feet tulu * ettiginde 
Resul-i Ekrem iki rek'at sabah namazmin siinnetini kxlarmij 


156 


. AK§AM NAMAZININ FARZINDAN EVVEL 


IK 


Resul-i Ekrem’in iki rek c at kildiklanm haber vermi§ti. Binaena- 
leyh her iki haber arasmda Jbir fark oldugu meydandadir. Bu ihtilaf 
birkag tiirlii tevcih edilmi§tir: i) Abdullah Ibn-i Omer, .‘rek^tin 
ikisini unutup iki rek*at rivayet etmi§ bulunmasi. 2) Resul-i Ekrem 
Efendimiz’in oglenden ewelki siinnetleri gah dort, gah iki kilmi§; 
birinciyi Hazret-i Ai§e, ikinciyi delbn-i Omer rivayet etmi§ ol- 
masi, 3) Resul-i Ekrem mescidde iki, Hane-i Saadet’te dort kil- 
mi§tir. Bunlardan birinci Ibn-i Omer, ikinci de Hazret-i Ai§e 
tarafindan rivayet edilmi§ bulunmasi. 

§u viicuh ve ihtimalati izah eden §arih Ayni sonra diyor ki, bu 
ahvalin kaffesine gore de ogle namazmin slinneti dorttiir, a§agi tenzil 
edilmemelidir. Qiinkli dort sayisinda iki dahildir. Ve Hazret-i 
Ai§e’nin dort rek c at rivayeti, Ibn-i Omer’in iki rek'at rivayetini 
muhtevidir. Yine denilmi§tir ki, Ibn-i Omer, Resul-i Ekrem’in 
yalmz mesciddeki haline muttali* idi. Hazret-i Ai§e ise, hem mes- 
ciddeki, hem de Hane-i Saadet’teki ahval-i seniyyelerine vakifti. Ge- 
rek Ibn-i Omer, gerek Hazret-i Ai§e §ahid olduklan vakialan 
bildirmi§ olmakla beraber Hazret-i Ai§e’nin me§hudati daha 50k 
olmasi icab eder. Nasil ki, Taberi: “ ResHl-i EkrerrCin dort rekcat 
kilmalan ekser ahvalde idi. Iki rek € at kildiklan ise az idi , demiftir”. 


i I . £ * * 0 * I - ^ 10 1 - - ^ _ ✓ 


iillsJljJ Jtf \/& : Jli 

0 $ % « ^ j ✓ • % X + * s 

• Ot jf £li 


TERCEMESi 


Abdullah-i Miizeni radiycfllahu anK den, Nebi sal - 
IcCllahu aleyhi ve sellenC in (iig def c a) ak$am namaz (mm farz) 
indan ewel (iki rek c at nafile namaz) kiliniz buyurdugunu, 
ugiincusiinde halkm bu namazi, devam edilmesi lazim bir 
ibadet telakki etmesini ho§lanmiyarak : “tsteyen kilsin ” dedi- 
gini, Resul-i Ekrem’den (i§idip) naklettigi rivayet edil* 
mi§tir. 


Ravili 
Buhar 
Davud da. 
yette Resu 
dcdigi ve ii 
Bu rivayet 
kri musari 
5 iretindeki 
irm € tanza i 
ziyadesi 1 bi 
sonundaki 4 
urfiyye deg 
Bu bal 
tbn-i Am 
— Eb 

namazindai 
— Ha : 
de lulardik 
— Ya 
— I§le 

Bu HA 
namazmm 
krdir : Asl 
Bunlarm h 
bcnzer hac 
kLlnuyanlai 
iki namaz 
killer de k 
dan evvel 
ba§ka hig 


1 


1 


3 iaaena- 
u ihtilaf 
rek c atin 
Kkrem 
kilmi§ ; 
imi§ ol- 
lort kil- 
i Ai§e 


r ki, bu 
ji tenzil 
izret-i 
iyetini 
rem’in 
m mes- 
b* Ge- 
akialari 
jia 90k 
/ rek l at 


>3 




i sal- 
tarz) 
irunu, 
n bir 
dcdi- 
edil- 


IKI KEK‘AT NAfILE HAKKINDA Mt)ZENi HADlSt 157 


JzAHI 

RAviLER, RiVAYETLER: 

Buhari bu hadisi I'tisam bahsinde de rivayet etmi§tir. Ebu 
Davud da, Kitab-i Salat’ta Kavariri’den rivayet etmi§tir. Buriva- 
yette Resul-i Ekrem’in “Uf def'a ak$amdan evvel iki rek'at kthmz ” 
dedigi ve u$uncusiinde “ dileyen kilsin” buyurdugu haber verilmi§tir. 
Bu rivayet daha vazihtir. Ve Resul-i Ekrem’in iiq def ( a emrettik- 
leri musarrahtir. Bu vuzuh ve sarahati Ismail i’nin 
suretindeki ziyade-i rivayeti de te ’yid eder. Bu ziyadeyi tercememizde 
muHariza i^inde gosterdik. Ebu Nuaym’in miistahrecinde ( jc-Tj ) 
ziyadesi 1 bulundugundan tercememizde buna da i§aret ettik. Hadisin 
sonundaki “ siinnet ” kelimesi, tarikat-i lazime ma'nasina olup siinnet-i 
orfiyye degildir. * Tercememizde bu fark da gozetilmi§tir. 

Bu babin Sahih-i Buhari' de rivayet edilen bir hadisi de Ukbe 
Ibn-i Amir hadisidir. Ravi Mersed Ibn-i Abdillah, Ukbe’ye: 

— Ebi Temim’in i§ine §a§maz misimz? Ebi Temim ak§am 
namazindan ewel iki rek‘at namaz kiliyor, demi$, Ukbe cevaben : 

— Hayir, Resulullah salla'lldhu aleyhi ve sellem zamamnda biz 
de kilardik, demi§. Mersed: 

— Ya §imdi kilmaktan seni alikoyan nedir? diye sormu§. Ukbe : 

— I$le, gligle ugra§mak, diye cevab vermi§ 2 . 

Bu hadisten isTiFADE edIlen hukumler : Eimme-i selef, ak§am 
namazmin farzindan ewel nafile kihnmasi hususunda ihtilaf etmi§- 
lerdir : Ashab’dan, Tabiin’den ve fukahadan bir kismi caizdir, demi§. 
Bunlann hiiccetleri, tah§iye etmekte bulundugumuz hadis ile buna 
benzer hadislerdir. Yine Ashab’dan ve Tabiin’den boyle bir namaz 
kilmiyanlar da haber verilmi§tir. IbniiT-Arabi demi§tir ki : Bu 
iki namaz hakkinda Ashab ihtilaf etmi§lerdir. Ashab’dan sonra ge- 
lenler de kilmami§lardir. Said Ibn-i Miiseyyeb, ak§am namazin- 
dan evvel iki rek'at namaz kilan, Sa c d Ibn-i' Ebi Vakkas’dan 
ba§ka hi<j bir fakih bilmiyorum, demi§tir. Hasen-i Basri’den bu 


1 Jli j<* , IH* l^JU . J V Jt* c}V £ B S J 

2 o* ULfl VI cJ -Si . ^ aJu- c-ajI : cijJI A! jlp ^ j&ja Jtf 

Up 4)1 Jp-—* Jk 4 p ^ dUJ lil IJtP JlSi . c-j* J-5 ^ jr ? 

[jjU * 1 JJ ] . JjlsJI JL5 .? OVI li da*. 


] 


158 BU NAMAZ HAKKINDA ULEMANIN AKVAlI 


namaz soruldugunda: “ Rizd-yi ilahi kasdiyle kilan kimse igin bu iki 
rek'at, iki hasenedir ” demi§. Ishak Ibn-i Rahuye de, Ahmed 
Ibn-i Hanbel de boyle demi§lerdir. Sahib-i Mugni: “ Ahmed 
tbn-i HanbeVin bu soziinden bu namazi kilmak caiz oldugu anlayihyor. 
Fakat siinnet oldugu degil ” demi§tir. Ashab’dan Ensar’in kilip Muha- 
cirin’in kilmadiklan hakkinda da Said Ibn-i Miiseyyeb’den 
Zuhri bir haber naklediyor. 

Ibn-i Hazm; Abdurrahman Ibn-i AvTin, Ubey Ibn-i 
Ka'bhn, Enes Ibn-i Malik’in, Cabir’in §ecere-i ndvan asha- 
bindan daha be$ zat ile Ibn-i Ebi Leyla’nm bu namazi kildiklanm 
zikretmi§tir. Habib Ibn-i Seleme de : “ Ashab-i Nebi aleyhVs- 
selarKin farz namaza kogar gibi bu nam&za kogtuklanni gordiim demi§tir 

Bu namaza en ziyade muhalif olan Kufe fukahasidir. §arih Ibn-i 
Battal: “ tbrahim-i NahaVnin ne Ebu Bekr y ne Omer , ne de Osman 
radiyKllahu anhiim bu namazi kilmadilar. Bu namaz bid'attir ” dedigini nak- 
letmi§tir. Sonra da : “Alt, Ibn-i Mes'tid , Huzeyfe , Ammar y Ebd 
Mes'ud gibi Kufe'de bulunan kibar-i Sahabe'ye miisahib olanlardan hig bir 
kimse , burilann y akgam namazindan evvel namaz kildiklanm bildirmemijtir, 
Ebu Hantfe'nin , Malik y in y hatta §afiVnin kavli de budur ” diyor. 

Bazi eimme-i Hanefiyye demi§tir ki : Abdullah-i Muzeni 
hadisinin hukmli, ibtida-yi Islam'da cari idi. Giine§in gurubu ile 
menhi olan vaktin ?iktigmi, nafile vefarz namazlann kilinmasi halal 
olup hi? bir mani c kalmadigini if ham i?in kilimrdi, Bilahare ak§am 
namazinm farzi, efdal-i evkatindan teahhur etmemek i?in nas, farza 
mubaderet ve miiba§eret edip ewela yalniz ak§am namazinm farzim 
iltizam eder oldular. 

Ibn-i §ahin de bu Abdullah-i Muzeni hadisinin Biireyde 
hadisi ile mensuh oldugunu iddia etmi§tir. 

Biireyde Ibn-i Huseyb radiya'llahu anK in rivayetine gore, 
Resulullah sallKllahu aleyhi ve sellem: “ v jc-Tj jy Ijl = 
Ak$am namazindan bagkaher iki ez&n (ve kamet) arasmda iki rek'at namaz 
vardir buyurmu§tur.‘ Ebu Davud’un SuneniK&zki Abdullah Ibn-i 
Omer radiyKllahu anK den bervech-i ati bir rivayeti de bu nesh key- 
fiyetine vuzuh vermi§tir. Ibn-i 0 mer’den bu namaz soruldugunda 
“ Resulullah zamamnda ben boyle bir namaz kilan kimse gormedim” ceva- 
binda bulunmu§tur \ 


Hul 
hkbcr m 
hab T dan 
He sabit 
Klhib, b 
Hanefiy) 
fur, den 
■mrumdi 
disini i§i 

Bu i 
nierkezd» 
kabul e( 
Mlizen : 
lehab ole 

Mui 

Bui 
rkked ve 
umumisi 
de’l-ferai 
^ahsinde 
ktavvu 09 
cum c a n 

Kat 
miz Ha; 
lah-i M 
Ibn-i l 
ak§am n 
yatsinin 
^tmemi§ 
Omer r 
sellem Ef 
ye Allah 
Ibn-i ] 




1 Aynf: C. 3, S. 647. 


FARZLARDAN EWELKt VE SONRAKl NAfILELER 


159 


iftn bu iki 
i . Ahmed 
f; “Ahmed 
sf xnlofthyor. 
ahp Muha- 
■ yyeb’den 

bey Ibn-i 
fivan asha- 
ktldiklarmi 
tbs aleyhi's- 
demi§tir 
Ibn-i 
? de Osman 
dlfcini nak- 
*wir, Ebd 

zr dan hi( bit 
hmemiftir, 
diyor. 

I Miizeni 
eurubu ile 
uiiasi halal 
ir ak§am 
nis. farza 
ru n farzim 


B Lireyde 
tine gore, 

- 1 *£ c# = 
i r at namaz 
Ibn-i 
n» sh key- 
diugunda 
m'* ceva- 


Hulasa : Bu namazi Resul-i Ekrem’in kildigma dair bir 
haber nakledilmedigi gibi Hulefa-yi Erbea ile beraber eazim-i A s- 
hab’dan pek (jogunun boyle bir namaz kilmadiklari rivayet-i sahiha 
ile sabit bulundugundan kibar-i Tabiin’den ekserisi ile eimme-i me- 
zahib, bu namazi iltizam etmediklerinden kuvvet alarak fukah^-yi 
Hanefiyye ak§am namazmin farzindan ewel namaz kilmak mekruh- 
tur, demi§lerdir. Imam-i Ahmed Ibn-i Hanbel, bu namazi 
omrumde bir kerre kildim, o da Abdullah-i Miizeni’nin bu ha- 
disini i§ittigimde, demi§tir. 

Bu namazin rivayet ve dirayet cihetiyle vaz c iyyet-i ilmiyyesi bu 
merkezde iken fukaha-yi §afiiyye bunu miistehab bir namaz olarak 
kabul ediyorlar. (370) numara ile tercemesi ge?en Abdullah-i 
Miizeni hadisinin izahi miitalea olunsun. Orada bu namazin miis- 
tehab oldugu hususunda ne derece israr edildigi hayretle gorulecektir. 

Muhim bir noktanin izahi : 

Buhari, Sahib' inde kable’l-feraiz ve ba c de’l-feraiz kilman mii- 
ekked ve gayr-i mliekked nevafile dair haberleri “ (~>\y\ ” unv&n-i 

umumisi altmda ve her birini ayri ayn bablarda zikretmi§tir.‘ Ba*- 
de’l-feraiz tetawu c hakkmda tercemesi ( 509 ) numara ile Cum c a 
bahsinde ge$en Ibn-i Omer hadisini burada da “ Ba'de'l-mektube 
tetavvu < ” unvam* altinda tekrar rivayet ederek ogle, ak§am, yatsi, 
cum c a namazlanmn son siinnetlerini bildirmi§tir. 

Kable’l-mektube tetawua dair de bundan ewel terceme ettigi- 
miz Hazret-i Ai§e hadisi ile, izah etmekte bulundugumuz Abdul- 
lah-i Miizeni hadisini, bir de izahimizda terceme ettigimiz Ukbe 
Ibn-i Amir hadisini rivayet etmi§tir. Bu hadisler ise sabah, ogle, 
ak§am nevafili hakkindaki ahkami ihtiva etmektedir. Ikindinin ve 
yatsmin ilk siinnetleri hakkmda Buhari bize hi$ bir haber rivayet 
etmemi§tir. Halbuki Ebu Davud, Tirmizi Sa/^n’lerinde Ibn-i 
Omer radiya'llahu anhumff dan, Resul-i Ekrem sailed llahu aleyhi ve 
sellem Efendimiz’m : “ Ikindinin farzindan ewel dort rek'at namaz kilan ki$i- 
ye Allah rahmet etsin 1 ” buyurdugunu rivayet etmi§Ierdir. Bu hadisi 
Ibn-i Hibban da Sahih'indc tahric eylemi§tir. Ebu Davud ile 


[ jj— C UJ/ C U* Jli J fjXm JvJl tSjJ US* J 


160 


tKlNDt SUNNETtNlN MtlSTENED-t §ER<tSl 


r 


Tirmizi’nin All Ibn-i Ebi Talib radiya'llahu anh' den de ayni 
suretle rivayetleri vardir. Tirmizi’nin rivayeti daha mufassaldir. 
Hazret-i Ali demi§tir ki: “ Resulullah salla'lldhu aleyhi ve sellem ikin- 
dinin farzindan evvel dort reheat kilardi . Bu dort rek'atin arasim , melaike-i 
mukarrebine ve bunlarla berdber biitiin miisliimanlara ve mii'minlere selam 
vererek ayinrdi Buradaki selam ile maksftd, te§ehhiiddur. Bunun i<jin 
melaike ile takyid edilmi§tir. Yoksa namazdan ^lkmak i^in verilen 
selam degildir. Sair ashab-i siinen de bazi ihtilaflarla beraber bu ha- 
disleri rivayet etmi§lerdir l . Taberani’nin Abdullah Ibn-i Amr 
Ibn-i As’dan bir riv&yetinde Abdullah radiya'llahu anh de §oyle 
demi§tir : Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem , aralarinda Omer 
Ibn-i Hat tab radiya'llahu anh' in bulundugu bir kisim Ashab ile 
oturup gorii§urken ben de vardim. Ve Resul-i Ekrem’in son sozii 
olarak §oyle buyurduklanm i§ittim : kim ki ikindi namazimn farzin- 
dan evvel dort rek c at namaz kilarsa, onu Cehennem ate§i messet- 
mez 2 . Ikindinin dort rek'at siinneti hakkinda bunlardan ba§ka daha 
birtakim haberleir de vardir ki, bunlar da Ebu Hiireyre, tJmmu 
Habibe, Ummii Seleme radiya'llahu anhiim' den rivayet edilmi§- 
lerdir. Fakat bunlardan hi< ; birisi Buhari’nin te 5 min-i sihhat i5in 
iltizam ettigi jerait-i rivayeti "haiz olmadigmdan, bunlan Buhari 
Sahih'inc almami§tir. Iraki; ikindiden evvel dort rek'at namazm 
miistehab olduguna istidlal i^in bunlar da kafidir, demi§tir. Nevevi 
de : Bu dort rek'atin sunnet oldugunda ihtilaf yoktur. Yalmz ihtilaf, 
sunnet-i miiekkede olup olmadigmdadir, demi§tir. Muhammed 
Cerir-i Taber i de : “ Bize gore dogrusu , ikindiden evvel dort rek'at ndfile 
kilmanin efdal olmasidir. Qiinkii bu bdbda Hazret-i AIVnin Resul-i 
Ekrem'den rivayeti sahihtir" demi§tir. Ikindiden evvel dort rek c at na- 
file kilanlardan birisi de Hazret-i Ali idi 3 . 

Yatsi namazimn farzindan evvelki dort rek'at sunnet hakkinda 
da Buhari’nin rivayeti yoktur. Maamafih Buhari ile beraber diger 

1 Jr* y j Jj — j olT : J* 

•t j j ] • j M j* tlr* J dtf J — aaj o 

[ j J\J1 

2 y cr^ci ^ j ^ J j*jj is.jj* yj 

- j <1 p au! ^0 if * j ij 

[ «*- ] . jWl X £ ^^jJl J-i cASj ,y : J jij 

5 Ayni: C. 3, S. 661, 662. 


■rihah ve 
diklan hi 
Fiki 
“ ; ^uJi S'j 

fm&ndan 
taraftna yt 
unuti n 
Likin Bi 
ndan ri 
vy hadisi 
Abd 
jteyhi ve i 
yijlincusu 
Lih-i M 
r akamiyh 
m4ni c olr 
makla ta! 
45am m 
i-;indir. E 
dir. Ak§a 
^prini de 

Ter 

Bun 

Ok 

Mu gaff 
Ridvan’c 
ra’da ih' 
dilmi§ti 
hirer ha 
Said I 
Hicret’ir 

r5a 

2 .5’ 
» Hu 


YATSININ ILK SCNNETlNlN MUSTENED-i §ER«ISl 


161 


Sihah ve Siinen ashabmin da R,esul-i Ekrem’in bu dort rek'ati kil- 
diklan hakkmda sarih bir rivayetleri yoktur 1 . 

Fikih kitablarinda da bu hususta bir hadis zikredilmemi§tir. 
“ oUJI ja ” da Hazret-i Ai§e radiya'llahu anhff dan §u: U* 

« jr UjjI Uuj jt LjjI JJ = Resul aleyhi' s-selam yatsi namaztnin 
farzindan evvel dort, farzindan sonra da dort rek'at ndfile kilardi. Sonrayan 
tarafma ydslanirdi” suretinde bir haber rivayet edilmekte ise de fakat 
bunuft muharrici bildirilmediginden iHimad edilemiyecegi tabiidir. 
Lakin Buhari’nin dahil bulundugu bir cemaat-i muhaddisin tara- 
findan rivayet edilen Abdullah Ibn-i Miizeni radiyallahu anh ' in 
§u hadisi ile pekala istidlal olunabilir, deniliyor. 

Abdullah-i Miizeni demi§tir ki : ResGl-i Ekrem salla'llahu 
aleyhi ve sellem, her iki ezan arasinda bir namaz vardir, dedi. Sonra 
ii^iinciisunde : “dileyen ktlmak ifin” soziinii Have buyurdu 2 . Abdul- 
lah-i Miizeni’nin bu hadisinin iki tarik-i rivayetle tercemesi (370) 
rakamiyle ge<;mi§tir. Yatsimn farzindan ' evvel nafile kilmaga bir 
mani c olmadigi i£in bu hadis istihbab ifade eder. Bir mani* bulunma- 
makla takyidimiz Hanefiler ve Malikiler ile selefden ekserisi indinde 
ak§am namazinm farzindan evvel teneffiilun mekruh olduguna i§aret 
i$indir. Ercah bir kavle gore, §afiiler ile bir taife muhalefet etmi§ler- 
dir. Ak§am namazmdan evvel iki rek c at namaz miistehabdir, dedik- 
lerini de yakinda izah etmi§tik. 

Terceme-i hAller : 

Burada dort zatin terceme-i halinden bahsedecegiz : 

1) Mevzuu bahsimiz olan hadisin ravisi Abdullah tbn-i 
Mugaffel-i Miizeni radiyallahu anh niikaba-i Sahabedendir. Biat-i 
Ridvan’da hazir bulunmu§tur. trtihal-i Nebevi’den sonra da Bas- 
ra’da ihtiyar-i ikamet etmi§tir. Kendisinden kirk dort hadis rivayet 
edilmi§tir. Buh&ri ile Muslim dort hadisin rivatyetinde ittifak, 
birer hadisi de miinferiden rivayet etmi§lerdir. tbn-i Biireyd’in, 
Said tbn-i Ciibeyr’in sahib-i tercemeden rivayetleri vardir. 
Hicret’in elli yedinci ve bir rivayette altmi§inci salinde vefat etmi§tir 3 . 


1 Halibt-i Kebir , el tnusemma bi’l-gunye. 

2 . JT Jo l j <Jlp «jk}! J j-* j Jlf 

[ jjii j*. i ^ ji .\jj] . kUji ailij J u { 

* Hulasa : 185. 

F.: 11 


i 


162 ABDULLAH-1 MOZENi, UKBE B. Am 1R...’1N HAL TERCEMELERl 


2) Ukbe Ibn-i Amir Ciiheni radiya'llahu anh : fasih, hatib, 
§air, katib, Kitabu’Hah’a vakif ve alim bir sima-yi Sahabidir. Z eh ebi, 
Ibn-i Yunus’iin: Ukbe, kendi mushafini kendisi yazmi§tir vc 
eTan mevetiddur, dedigini haber veriyor. Halife Muaviye tarafm- 
dan Ukbe Misir’a ta*yin olunmu§, bilahare deniz seferine kuva-yi 
bahriyye kumandanhgma ta'yin edilmi§tir. Siffin vak^sinda Mua- 
viye nezdinde bulunmu§tur. Kendisinden elli be§ hadis rivayet edil- 
mi§tir. Bunlardan yedisinin rivayetinde Buhari ile Muslim infirad 
etmi§lerdir. Kendisinden Cabir, Ibn-i Abbas, Kays, Ibn-i 
Hazim ve daha-bir^ok zevat-i Tabii rivayet etmi§tir. Ibn-i Yunus 
tarih-i vefatinm elli sekiz senesi oldugunu haber vermi§tir J . 

3) Mersed Ibn-i Abdullah, Himyeri ve Yezeni’dir. Misir’in 
en benam fukahasmdandir. Amr Ibn-i As’dan, Ukbe Ibn-i 
Amir’den ve daha birtakim Sahabi ve Tabiin’den rivayet ctmi§tir. 
Kendisinden de Ye z id Ibn-i Ebi Habib, Ca'fer Ibn-i Rebia 
gibi zevat rivayet etmi§tir. Doksan hicri yihnda vefat etmi§tir 1 2 . 

4) Ebu Temim, Abdullah Ibn-i Malik Cey§ani’dir. 
Kibar-i Tabiin’den ve muhadramundandir. Asr-i Saadet’te musliiman 
olmu§ ve Kur’an’i Muaz Ibn-i Cebel radiya'Uahu anfi&tn okumu§, 
6grenmi§tir. Omer-i Faruk’un hilafeti zamamnda Misir’in fethinde 
hazir bulunmu§ ve orada ihtiyar-i ikamet etmi§tir. Asr-i Saadet’i 
idrak ettiginden dolayi Sahabe’den addedenler de bulundugunu Ze- 
ll ebi Tecrid-i Sahabe de zikretmi§tir 3 . 


1 Te&iretu'l-Huffdz : C. 1, S, 37 ve Hulasa , 127. 

2 Hulasa: 318. 

8 Aynt; C. 3, S. 674. 



Bu BAB, MEKKE MESCIDi ILE MedInE MESCiDiNDE 
(VE MESCID-i AksA’da) KILINAN NAMAZIN FAZiLETi 
HAKKINDAKI HADIS-I §ERIFLERi MUHTEVIDiR. 


*lf f'' # t.f ' ' ■> l * s . * ' 

l $5^,0* A - p csf J a* 


604 


JJVI JU-^JI jlsj’V : JlS ^JL- j. 4-U 


*{■ 






TERCEMESi 

Nebi salla’llahu aleyhi ve sellerrC den naklen Ebu Hiireyre 
radiya’llahu anh’de n §oyle rivayet edilmi§tir : 

Resulullah salla’llahu aleyhi ve sellem buyurmustur ki : 
(Namaz ve ibadet igin) hig bir mescide sefer edilmesi dogru 
degildir. (Ziyade’ sev&b umarak) yalriiz (§u) ug mescide sefer 
edilir : Mescid-i Haram, Mescid-i Resul ( aleyhi’ s-seldm ) ve 
Mescid-i Aksa. 

IZAHI 

RAVILER, RIVAYETLER : 

Bu hadis-i §erifi, Muslim ile Ebu Davud, Hac bahsinde, 
Nesai de Salat bahsinde rivayet etmi§lerdir. Buhari bu hadtsi, 
burada Mekke ve Medinc mcscidlerindr kilman namazin fazileti 
hususunda sevketmi§tir ki, bu cihet a§agida bizim iyn medar-i ihti- 




164 MESACtD-1 SELASEDE KILINAN NAMAZIN FAZlLETl 


cac olacaktir. Hadiste Haremeyn mescidlerinden ba§ka Mescid-i 
Aksa’da mezkur iken babin unvanmda bunun Imam-i Buh&ri 
tarafindan birakilmasi, Sahih-i Buhari metninde Mescid-i Aksa i^in 
miistakil bir bab a^masmdan dolayidir. Miiellif Zebidi tarafindan 
bu bab, ihtisar i£in Tecrid't alinmadigina gore, buradaki unvana 
Mescid-i Aksa’mn ilavesi icab ederdi. Bu noksam, babin unvanim 
terceme ederken kavs i^inde gostererek telafi ettik. 

Buh&ri’nin bu Ebu Hiireyre hadisinden ba§ka Ziyad Ibn-i 
Ebi Siifyanhn kolesi Kazaa vasitasiyle Ebu Said-i* Hudri’den 
de bir riv&yeti vardir ki, bu rivayet ^bu Hiireyre hadisinden fazla 
daha ii$ hiikmii ihtiva etmektedir. Kazaa demi§tir ki : EbCi Said-i 
Hudri radiya'llahu anK in Resulullah salWlldhu aleyhi ve sellem' den 
dort §ey rivayet ettigini i§ittim. Dogrusu bunlar bana hem hayret, 
hem.meserret bah§ etti. Resul-i Ekrem buyurmu§tur ki : i) Zevci 
veya bir mahremi kendisiyle beraber bului^miyan her kadinin iki giin- 
ltik mesafeye sefer etmesi dogru degildir. 2) Ramazan bayraminm ilk 
gunii ile Kurban bayramimn dort giiniinden ibaret olan, Ramazan 
ve Kurban bayrami giinlerinde oruc tutulmaz. 3) Iki namazdan sonra 
da namaz kilmmaz : (Birisi) sabah namazindan sonra giine§ dogup 
yukselinceye kadar, (oburii) ikindi namazindan sonra giine§ batin- 
caya kadar. 4) Namaz kilmak i^in §u ii$ mescidden ba§ka hi$ bir 
mescide sefer edilmez : Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa, bir de benim 
mescidim l . 

Buhari Ebu Said hadisini burada muhtasar zikretmi§tir. 
Yalmz Ebii Said Hazretlerinin on iki gazada Resul-i Ekrem’in 
maiyyet-i seniyyelerinde hazir bulundugunu bildirmi§tir. Terceme 
ettigimiz bu mufassal metin, Hac ve Savm bahislerindeki tahricine 
Siddir ki, terdemesi, Ceza-i Sayd babinda (884) numara ile gelecektir. 

Mevzuu bahsimiz olan Ebu Hiireyre hadisinin Ahmed 


* ^ jU j tj i c-Af" i Jii . j»ijj ^ 

j V * JU ^0* j *ii)l ^0 d)i 1 J j+f j y* 

V j . j jUiJl : J V j . jjji 

JU rn - mm A l Ji Jl>- j}\ JUJS j J <->> JUj J ^JLLkJ yr 

[ J j j *\jj I . iS-U»..-« j j 

* j JjJt ujSL — j JJ j . j jii j ipji 

[ U ^ i t r • is^ ] yWI U . oLi^ ji 'j Jj,* j»l J Jj ^ 




Ibn-i Hai 

-idiya'lldhu 
Ebu ’ 
\e avdet ec 
retien geldi 
digini soyl< 
jtmezden ev 
itla'llahu t 
fjer etmeyin 
Miisl: 
fir tdilirr 

naenaleyh 
dair bir hi 
hiiccet old 
edebilir 
oldugunu 

Luga 1 
Hadis 
ferden kin 
^dati nefic 
vaki* olar 
dive nehi 
i.jguna d( 
Nehic 
bildiriyor 
fiirette sai 
de en latii 
haten net 
h$$ka mesc 


1 

J J A ^ 

J=* J 


seid-i 

h&ri 

igin 

adan 

tv&na 

anmi 

bn-i 
i'den 
fazla 
td-i 
den 
>Tet, 
Eevci 
gun- 
11 ilk 
azan 
onra 
gup 
atin- 
bir 
nim 

L^lir. 

n*in 

tme 

tine 

ttir. 

led 


<s*~ 
— j 

S- 


§EDD-1 RIHAL HADlSlNlN RlVAYET TARlKLARI 165 


Ibn-i Hanbel ile Bezzar ve Taberani taraflarmdan Ebu Basra 
radiya'lldhu anh vasitasiyle sQret-i sevki §u izahi ihtiva etmektedir : 

Ebu Basra bir kerre namaz kilmak igin Tur-i Sina’ya gitmi§ 
ve avdet ederken Ebu Hiireyre radiya' llahu ank'z kavu§mu§tu. Ne- 
reden geldigini Ebu Hiireyre’nin sormasi ve onun da Tur’dan gel- 
digini soylemesi iizerine Ebu Hiireyre demi§tir ki : “Eger Tur'a 
gitmezden evvel seninle goriigmiig olsaydim, hig gitmez idin . (Jiinkii Resulullah 
salla'lldhu aleyhi ve sellem : Vg mescidden bagka mescidlere (namaz igin) 
sefer etmeyiniz! buyurdu, bunu kulagimla i§ittim l . 

Miislim’in bir rivayeti : J 1 JU- J\^ =(Jg mescide se- 

fer edilir ” suretindedir. Miislim’in bu rivayetinde hasir yoktur. Bi- 
naenaleyh bu iig mescidden ba§ka mescidlere sefer edilmenin tnen c ine 
dair bir hiikme de delalet etmemektedir. Yalmz aded'mefhfimunun 
hiiccet olduguna tarafdar olanlar, Mtislim’in bu rivayeti ile de istid- 
lal edebilirler. Fakat iilemamn Ciimhur’u, aded mefhumunun hiiccet 
oldugunu kabul etmemi§lerdir. | 

LUGAVi BIR IZAH 

Hadisteki (gedd-i rihal )> deveye yiik baglamak demektir. Ve se- 
ferden kinayedir. Bu cihetle §edd-i rihali sefer ile terceme ettik, (La) 
edati nefidir. Nehi ma^asinadir. Biraz once Ebu Basra vasitasiyle 
vaki* olan rivayetin cemi* sigasiyle : ( JU-jJI IjxU V = Sefer etmeyiniz ) 
diye nehi suretinde bulunmasi da edat-i nefyin nehi ma'nasina ol- 
duguna delil olabiiir. 

Nehiden nefye uduliin bir niiktesi olmak iizere §arih Ayni §unu 
bildiriyor : Bu iislub-u beyanda mesacid-i selase ziyaretirie en belig 
surette samii te§vik ve bunlardan ba§ka mescidlere ihtiyar-i seferden 
de en latifbir §ekilde men* ve tahzir vardir. Taber i de nefyin, sara- 
haten nehiden daha belig oldugunu bildirerek : “Bu hadis-i gerifte 
bagka mescidler igin ihtiyar-i sefer etmek dogru olmadigi ve en dogru hareket , 


? cJLjl \ 'J* \ Jlxi JjU! y* J * ^ Jjl Cf' 

J £**£? j! . cJj £ jl U J £>j 01 JJ : Jl5 . o t j jltll j* : Jtf 

JU j xi- 1 #1 jj ] . ( JLjAi-l I jXJLS ) : Jji ^ j ^0 

. V j OUL^ j j* jjLW! * j**.) ^1 ^ S 

j ^ j • 0 ; j . • y** f \ j 

• j* j 


166 BU HADlSTEN MOSTEFAD OLAN Ht)Kt)MLER 


§u iig mescidi ziyaretten ibaret bulundugu taUim buyurulmug oluyor” diyor ki, 
biz de tercememizde buna i§aret ettik. 

Hadis-i §erifteki istisna, “ Miiferrag ” dir, Bu nevi c istisnalarda miis- 
tesna minh, biitiin §iimuliyle melhuz ve mukadder bulundugundan 
tercememizde bu §iimulii de gosterdik. 

FlKHi HUKUMLER : 

Bu hadis-i §erif ehl-i hadis ile fukahamn, (izerinde en 50k tevak- 
kuf eyledigi hadislerden birisidir. Ihtiva ettigi ahkam i c tibariyle bir 
baki§ta pek sade ve basit goriilmekle beraber hakikattc miiteaddid 
cihetlerden miitehalif nokta-i nazarlar i$in mecal-i ictihad olmu§tur. 
Bu muhtelif fikir ve nazarlan ilmi bir tasnife tabi‘ tutarak her birini 
aid oldugu kadro dahilinde miitalaa ve bu suretle okuyucularimizin 
fikirlerini te§ettiitten siyanet etmeyi muvafik bulduk. 

Bu hadisten miistefad olan ahkam evvela §u iiq esasa ayrilir : 

1) (J5 mescidin sair mesacid ve meabide fadil ve riicham, 2) 
MesacicJ-i selaseye sefer edilmenin me§ruiyyeti ve bunlara sefere ter- 
gibi mutazammin bulundugu, 3) Bu ii$ mescidden ba§kasina sefer 
edilmenin menhi oldugu. 

Evvela : (J9 mescidin obiirlerine riicham, hadis-i §erifin sara- 
hati muktezasi bulundugundan bu babda iilemanm ittifaki vardir. 
Yukanda bildirdigimiz vechile Buhar i’nin hadisi suret-i sevkine dair 
unvam da bunu natiktir. Binaenaleyh muhtac-i tafsil degildir. Yalmz 
bu ii$ mescidin kendi aralarindaki derece farklan vardir ki, bu da 
Ctimhhr-i iilemaya gore hadis-i §erifteki tertib vechile Mescid-i Ha- 
ram, efdal-i mesaciddir. Bunu ta c kiben Mescid-i Medine gelir. Mes- 
cid-i Aksa da Mescid-i Medine’yi ta'kib eder. Bundan sonra tercemesi 
(605) inci olarak gelecek olan (§u benim mescidimde kihnan bir namaz, 
Mescid-i Hardm miistesna olmak iizere obiir mescidlerde kiltnan bin namaz- 
dan hayirhdir) mealindeki hadis-i §erifte Medine mescidinin Mescid-i 
Haram’dan ba§ka mescidlere fazilet ve riicham bulundugu bildiril- 
mi§tir. Yalmz bu rivayette Mescid-i Haram ile Mescid-i Medine’den 
hangisinin digerine riicham oldugu bildirilmemi§tir. Bunu da Ahmed 
Ibn-i HanbePin, Nesaf’nin ve daha ba§kalanmn SiinerU lerindeki 
rivayetlerinden ogreniyoruz. Bu rivayette Mescid-i Haram’m yiiz 
bin ve Mescid-i Aksa’nm be§ yiiz namazdan hayirli oldugu haber ve- 
rilmi§tir ki, bu haber, Mescid-i Haram’m Medine mescidine riicham 
bulundugunu natiktir. 


167 


t)g MESClDlN DIGERLERINE SEBEB-t RCCHAXLARI 


t)c MESCiDiN DiGERLERiNE SEBEB-I RUCHANLAR1 : 

Her uguniin enbiyalar yediyle te^is edilmi§ olmalandir. Bu- 
junla beraber Mescid-i Haram, kible-i enamdir. Mescid-i Resul 
a!eyhi* s-selam takva iizerine miiesses olan ma c bed-i Nebevi’dir. Mes- 
■ id-i Aksa da iimem-i salifenin kiblesidir. Mescid-i Haram’a uzakli- 
gindan dolayi da Mescid-i Aksa denilmi§tir l . Bir sebeb de bu mescid- 
lere me’mur birtakim melekler bulunup bunlarin # buralara gelen 
mii’minlerin aralannda doniip dola§arak haklarinda hayir ve saadet 
dilemeleridir. 

§u da §iibhesizdir ki, buralan ziyaret etmek, insana millet-i Isla- 
miyyenin ulularmi yada vesile olur. Bir de bu mescidlerin umrani, 
§eair-i dini ta c zim ve Kelimetu’llah’i iladir. Bunlann umrani ise as-’ 
hab-i yasar mli’minlerin aktar-i alemden buralara gelip ziyaret et- 
meleriyle mumkiindur. Bu muhim gayenin te’mini iqin bu u^ mescid, 
canib-i Risaletten digerlerine tafdil edilmi§tir de denilebilir 2 . 

SanIyen : Bu ii<; mescidi ziyaret i<;in sefer edilmenin me§ruiyyeti : 
Bu da mevzuu bahsimiz olan Ebu Hiircyre hadisinin sarahati 
muktez^smdandir. Hakim’in Sahiti inde rivayet ettigi §u haber-i 
sahih de bunu te’yid etmektedir : 

Suleyman aleyhi' s-sel&m Beyi-i Makdis’in binasmi bitirdikten 
sonra Cenab-i Hak’tan ii$ dilekte bulunmu§tur: 1) Kendisinden 
sonra kimseye miiyesser olmiyacak bir miilk ve saltanat, 2) Hiikmii 
ilahiye muvafik bir hukmii kaza kudreti bah§edilmesi, 3) Yalmz 
namaz kilmak i$in Mescid-i Aksa’yi kasdedip gelenlerin mazhar-i guf- 
ran olmasi 3 , vesile-i gufran olan her §ey ise me§ru c dur, mergubdur. 

Hadisin alt tarafinda Resul-i Ekrem’in : "Cenab-i Hpk , 
Suleyman' a bunlardan iki evvelkileri vermiftir. Ufiincii niyazimn da maz- 
har-i kabul olmasini temenni ederim ” buyurdugu rivayet edilmi§tir. 

1 Ayni: C. 3, S. 682. 

2 Huccetii'lldhVl-baliga : C. 1, S. 153. 

3 £ j UL ) : Jtf j <A* -oil J>-j j* j* ir, z* 

4^L«) sJ\ I j 4J0I JL jp-yslp If, * 

4-J OL^Jl Jby -U“l UqfcwJLl l-l* J[L V <jl J iJbk} 'j* V V J 

01 -vi i jjcJu' Ul I j <JU- J j**j Jlii . 4*1 j- 

^ Zf ^ 3 4^ If ^ j <1 j 43J-U j j ( iiJUJ! 

w^rAj^l j «-**s*'^ 3 ^ ^ ^ j j A ^ Jli j 1 J ^ IA-I j 

[ri\ ^ 


168 BA§KA MESClDLERE SEFERtN HtKMET-1 MEN‘t 


Jjeyhii’l-Isl&m Ibn-i Teymiyye, Mescid-i Aksa’yi ziyaretin 
me§ruiyyeti hakkinda yazdigi mlistakil bir risalesinde Hakim’in 
Sahik' indeki bu rivayeti naklettikten sonra bu ziyaretin yalmz ibadet 
i^in ihtiyar edilmesini kayd ii izah ederek diyor ki : Mesacid-i selase 
ziyaretlerinde niyyeti halisa matlubu §ari* oldugu i<jin Ibn-i Omer 
radiydllahu anhumd Mescid-i Aksa'yi ziyarete geldiginde mescidde 
namaz kilardi. Ve hi$ bir §ey ile me§gul olmayip bir yudum su bite 
i^meden geri doniip giderdi. Bu ahbar-i sahihava istinaden namaz, 
dua, zikru’llah, kiraet-i Kur’an, iHikaf gibi ibadat-i me§rua ifasi i^in 
mesacid-i selaseye sefer edilmesi emr-i miistehab oldugunda iilema-yi 
Miislimin ittifak etmi§lerdir. 

SalIsen : Sair mesacid ve meabide seferden nehyediimesi ve bu 
nehyin hikmeti ve hududu : 

Seyr u sefer nefse’l-emirde bir emr-i miibah oldugundan bu ii<; 
mescidden ba§ka mescidlere sefer ihtiyarindan men* edilmesi elbette 
bir sebeb ve hikmete mebni ofacakur. Muhaddis-i mudekkik §ah 
Veliyyu’llah-i Dehlevi diyor ki : Cahiliyyet devrinde akvam-i 
cahile kendilerince §ayan-i ta c zim goriilen mevazn ziyaret i$in §edd-i 
rahil ederek bu ziyaret ettikleri makamlarla teberriik kasdederlerdi. 
Bu ise Allahu Teala’nin gayri bir faniye ibadete zeria ve vesiledir, 
§eair-i diniyyeyi tahriftir. Resul-i Ekrem salla'llahu aleyhi ve sellem 
§eair-i diniyyeden olmiyan bu nevi* ziyaretlerin §eair-i diniyyeye ka- 
ri§mamasi i$in bu kapiyi kapami§tir. Bana gore hak olan evliyau’llah’- 
dan her hangi bir velmin mahall-i ibadetini ve kabrini ziyaret i$in, 
Tur~i Sina i$in ihtiyar-i sefer etmek kamilen menhi olmakta mii- 
sividir. “ Allahu aHem ’ M . 

Dehlevi’nin nehye sebeb olarak dermeyan ettigi bu miitalea 
ile vasiI oldugu neticenin saha-i §iimulu 50k geni§tir. Halilii’r- 
Rahman gibi me§ahid-i enbiyanin ziyaretlerine kadar uzanabilir. 
Bu sebeb ve bu vasi* netice ile Dehlevi tamamiyle Ibn-i Tey- 
miyye’nin bu babdaki efkar ve ictihadmi terenniim etmi§ bulunuyor 
ki, a§agida §eyhu , l-lslam , m bu ictihadmi tedkik edecegiz. 

Bir bakimdan hadis-i §erifteki istisna-i miiferrag da nehyin bu 
umum ve §umulunii gosterir. Istisna-i miiferraglarda miistesna-minh 
biitiin §umuliyle mukadder ve melhuz bulundugundan, burada miis- 


1 Hiiccetu'lldhVl-baliga : C* 1, S. 153. 


CCMH1 


Kffii olan bi 
fivirrt i(;in S( 

CvUHVK 
I idle obiir rr 
cidhrrin fazil 
! rnim-l Bui 
mgsdnd-i seldst 
? . ■ . r andai 
ruchani. hem 
precede bul 
rk olan (60 
< >bur mescid 

I ihidet i$in J 
bir me'seide : 
Mc-sodler bi 
hakki 
m aezredih 
gum, belki m< 
iltinmi§lerd 
Qukiia-i nazai 
Nevevi 
ma s nasi; bu 
tmekte bir 
Bn nefi, faz 
L imtdya got 
itfFi nefsine r 
hadiste nch) 
rid I ere sefer 
$arih Ibn-i 
mn bulundr 
arzu eder d< 
tahakkuk et 
boyle suleh< 
Imam 
olarak gidil 
kendi meml 
Kudus mes< 




CUMHCR-I OLEMAYA GORE BU NEHYlN MOTEALLAKI 169 

na olan bu u<; mescidden ba§ka hi$ bir mcscide, hit; bir me§hede 
. aret i$in sefer caiz olmadigi miistefad olur. 

CuMHUR-I ULEMAYA GORE BU NEHYiN MUTEALLAKP. Bu ii<J meS- 
cidlc obiir mescidler arasinda fazilet farki bulunmasi ve obiir mes- 
llerin faziletce miisavi derecede olmalaridir. Bu hadisin babinda 
mam-i Buhari bu noktaya i§aret ederek: u Bu babdaki hadtslerin seuki , 
'dcid-i selasede kihnan namazlarin faziltti hakkinda oldugunu ” bildirmi§ti. 

Bit unvandan hem mesacid-i selasedeki ibadetin obtirlerine fadl ii 
uichani, hem de obiir mescidlerde edilen ibadetlerin faziletce miisavi 
precede bulunduklanni ogreniyoruz. Tercemesi bundan sonra gele- 
ek olan (605) numarah hadis-i §erifte de cihet izah edilecektir. 
Obiir mescidlerde edilen ibadetler faziletce miisavi olunca, namaz ve 
ibadet iqin kendi beldesihin mescidini birakip uzaktaki her hangi 
ir mescide sefer ve me§akkat ihtiyar etmek elbette dogru degildir. 
Mescidler birer beytu’llah olduklarindan ibadet iqin birisini digerine 
tafdile hakkimiz yoktur. Bu cihetle Ciimhur-i ulema boyle bir nezr 
i$in nezredilen mescid ve me§hede kadar §edd-i rahle liizum olmadi- 
gim, belki memleketi mescidinde nezrini eda etmek kafi bulundugunu 
bildirmi§lerdir. Bu noktalan tenvir ve izah i^in iilemanm bu babdaki 
nokta-i nazarlanni bervech-i ati naklediyoruz : 

Nevevi, Giimhur-i iilemadan naklederek diyor ki : hadisin 
ma'nasi; bu mescidlerden ba§ka her hangi bir mescide ihtiyar-i sefer • 
etmekte bir fazilet yoktur, demektir. Yine boyle Ibn-i Melek de : 

Bu nefi, fazilet-i tammeyi nefidir, diyor. §arih Ibn-i Battal da: 
“Ulemaya gore bu had is y mesacid-i selaseden bajka bir mescidde namaz kil- 
mayi nefsine nezreden kimse hakkinda imrid olmu$tur 5 diyor ki, bundan da 
hadiste nehyin nezre miiteveccih oldugu ve binaenaleyh ba§ka mes- 
cidlere sefer etmeyi nezretmek muvafik degildir, demek oluyor. Yine 
§arih Ibn-i Battal diyor ki : Bir kimse sulehanin ve ashab-i takva- 
nin bulundugu bir mescidde teberriiken ve tetavvuan namaz kilmak 
arzu eder de bu arzusunu yaya veyahut binitli olarak nezirsiz gidip 
tahakkuk ettirmek isterse bu da miibahtir. Ve hadis-i §erifteki nehi, 
boyle suleha mescidine gitmege mani degildir. 

imam-i Malik rahimehu'llah demi§tir ki : Yaya degil, binitli 
olarak gidilebilecek bir mescidde namaz kilmayi nezreden kimse, 
kendi memleketi mescidinde nezrini ifa eder. Yalniz Mekke, Medine, . 
Kudus mescidleri boyle degildir. Bunlarda namaz kilmayi nezreden 


no 


IMAM-I MAlIK’IN, HATTABI’MN FlKtRLERt 


ElMME 


r 






kimse i^in buralara gidip nezrini yerine getirmek borcdur. lmam-i 
Malik’in bu fetvasmdan da mesacid-i selaseden ba§ka mescidlerde 
, ibadet ctmek i^in nezredilirsc bu nezrin miin'akid olmadigi ve §edd-i 
rahli mucib bulunmadigi anla§ihyor. 

Nove.vi de bu nokta-i nazari izah ederek demi§tir ki : Bir kimse 
bu ii£ mescidden ba§ka her hangi bir mescidde namaz kilmayi ve 
yahut her hangi bir hayir i§lcmeyi nezreder ise nezrini oraya gidip 
ifa lazim gelmez. Sair mescidlerin yekdigerine fadl ve riichanlan 
bulunmadigindan nezrini hangi bir mescidde eda ederse kifayet eder. 
Bu hususta Leys Ibn-i Sa'd’den ba§ka, seleften muhalefet eden bir 
kimse bilmiyoruz. Leys, nezre vefa vacibdir, demi§tir. 

Hattabi’nin 1 bu babda fikri daha vazihtir. Sahik-i BuharVn in 
ilk §arihi olmak gibi biiyiik bir§erefi haiz bulunan Hattabi diyor ki : 
tujeddii ” kelimesinin lafzi haberdir, ma c nasi icabdir. Ve kendisi 
lie teberriik olunan buk'alardan birisinde namaz kilmayi nezre mii- 
teveccihtir. Binaenaleyh bu ii<j mescidden ba§ka kendisi ile teberriik 
olunan mesacid-i enbiyA aleyhimii’s-selam’dan birisinde namaz kil- 
mayi nezreden bir kimse i^in nezrini yerine getirmek vacib degildir. 
Boyle bir nezr iizerine bu uzak mesafelere gitmege liizum da yoktur. 
Nezreden kimse muhayyerdir : dilerse gider, nezrini nezrettigi buk~‘a- 
da, makamda ifa eder, dilerse hit; gitmeden kendi beldesinde nezrini 
. yerine getirir. 


1 Hattabi, Imam Ebu Suleyman Ahmed Ibn-i Muharamed Ibn-i 
Ibrahim’dir. Uibbii'l-Liibab' da Ebu Siileyman’in Omer Ibn-i, Hattab radi - 
ya'llahu arih'e, yahut karde$i Zeyd’e, yahut ceddi Hat tab’ a veyahut da Hattabi’ye 
nisbet edildjgi bildiriliyor. Kastalani de Hattabi’nin Buhari §erhi, latif nukteleri 
ve kiymetli mes’eleleri muhtevi giizel bir §erhdir, diyor. Sahib-i tercemenin Buhari 
§erhinden ba§ka Mealirhu's-SQnen, t'lamu's-Sunen , Garibii'l-Hadis namlarinda (19 mii- 
him eseri daha vardjr. Garibii'l-Hadis' 4 de Sahihi Buhari §erhi gibi kendi mevzuunda 
ilk yazilan U9 miihim cserdtffc birisidir. Diger birisi Garibii'l-Hadis fenninin ilk miiel- 
lifi bulunan Ebu Ubeyd Muammer Ibn-i Miisenna’dir ki miiellifi iki yiiz on 
tarihinde vefat etmi§tir. Oburusii de Dineveri* Ebu Muhammed Abdulkah 
Ibn-i Kuteybe’nindir. Ibn-i Kuteybe’niji tarih-i vefati da iki yiiz yetmi§ alti 
hicret tarihidir. Hattabi, Garibii'l-Hadis' inde Ebu t)beyde ile Kuteybe’nin 
meslek-i tahrirlerini takib etmi§tir. Kendisi de U 9 yiiz seksen sekiz tarihinde vefat 
etmi§tir. [ Kezfii'z- Jauntin' da.n hulasa edilmi$tir. ] 

* J j U jfS j JhU ^- U .1 J I j U-- VI J • 

. JJ-l j* j djf wl J j Jl-dl j j 


Yine H 
rim a §edd-i 
f c rn'in Mesc 
ftdd-i rihal 
Ttrntk de kif 
m . tehabdir 

ElMME-i 

Mesacic 
hab oldugui 
Wminin ittifi 
r mtyi nezr< 
df gil midirr 
>burusu me: 
\hmed lb 
hrdir. Ebu 
Bunlar, Bui 
A i§e hadisi 
‘Kim ki All 
kim ki , Allah 
buyurmu^tu 

Imam 
adem-i viici 
hususunda 1 
Teala’ya ta 
\acib olma! 
iktiza eder. 
hac, umre 
vacibat-i §e 
5biirlerinin 
umreden b^ 
yalniz Mes< 
Mescid-i L 
i*tikaf nezri 


1 


Far idun ERTU&RUL 
Kitapligi 

EtMME-I ERBAA’NIN NEZtR HAKKINDAKT ICTlHADLARI 171 


Yine Hattabi diyor ki : Bu iig mescide gelince, Mescid-i Ha- 
ram’a §edd-i rihal hac i^n, umre i$in farzdir. Sonra Resul-i Ek- 
rem’in Mescid-i §erifine kendisinin hal-i hayatinda hicret maksadiyle 
§edd-i rihal edilirdi. Binaenaleyh Mescid-i Nebi aleyhi" s-selam" a sefer 
etmek de kifayeten vacibdir. Beyt-i Makdis’e sefer de bir fazilettir, 
mustehabdir. 

EiMME-i ERBAA HAZARATININ NOKTA-i NAZARLARI : 

Mesacid-i selasede ibadet igin ihtiyar-i seferin bir emr-i miiste- 
hab oldugunda eimme-i erbaa hazaratmin ve biitiin iilema-i Miis- 
liminin ittifaki vardir. Yalmz bu ii£ mescidde namaz kilmayi, i'tikaf 
etmeyi nezreden kimse i$in nezrine vefa etmek vacib midir? yoksa 
degil midir? bu noktada'ihtilaf edilmi§tir. Bu babda birisi miisbet, 
oburiisii menfi iki rivayet menkuldiir. Imam-i Malik ile Imam-i 
Ahmed Ibn-i Hanbel bu nezrin liizum ve vucubuna kail olmu§- 
lardir. Ebu tshak-i M ervezi de bu liizumu ihtiyar etmi§tir. 
Bunlar, Buhari’nin Sahih" inde tahric ettigi bervech-i ati Hazret-i 
Ai§e hadisi ile ihticac etmi§lerdir. Resul-i Ekrem Efendimiz: 
“Kim ki Allah" a, taat etmeyi nezrederse , nezrini ija ve Allah" a itaat etsin , 
kim ki y Allah" a asi olmayi nezrederse , nezr ettigi ma c siyeti irtikab etmesin !"" 
buyurmu§tur l . 

Imam-i Ebu Hanife ise, boyle bir nezrin mutlak surette 
adem-i viicubunu kabul etmi§tir. Ebu Hanife Hazretlerinin nezir 
hususunda kabul ettigi esas j§udur: Nezir; bir emr-i me§ruu Allahu 
Teala’ya ta c zim kasdiyle iltizam etmekten ibaret oldugu igin nezrile 
vacib olmak i<jin nezredilen §ey’in vacibat-i §er ( iyyeden bulunmasi 
iktiza eder. Binaenaleyh Ebu Hanife’ye gore namaz, oruc, sadaka, 
hac, umre’ye nezredilebilir. Ve bu nezredilen §eylerin cinsinden 
vacibat-i §er‘iyye bulundugu igin nezrolunan namazin, orucun, ve 
obiirlerinin ifasi vacib olur. Fakat bu vacibat-i §er c iyyeden hac ile 
umreden ba§kalannin edasi bir mekan ile mukayyed olmadiklari igin 
yalmz Mescid-i Haram hakkinda nezir muteberdir. Ve yalmz nezrile 
Mescid-i Harama §edd-i rahl edilir. Hatta Ebu Hanife’ye gore 
i'tikaf nezrini ifa etmek de — i'tikafin kendi mezhebince orucla sahih 


a) 1 1 ul j«U 'j* j 4a1sJ^ ^ J* ^ J 4 A s ’ dll J 

£ au I ^0 j iilU jjuJI j uU'yi J • 


1 



172 ElMME-1 SELASE, EBO YOsOF ? MUHAMMED’lN MEZHEBt 


ne; 


olmasmdan dolayi — vacibdir. 1‘tikaf hakkinda Imam-i Malik’in 
ve bir riv&yette Ahmed Ibn-i HanbePin mezhebi de boyledir. 

Imam-i Malik ve Ahmed’e gore menzurufi vacibat-i §er‘iyye- 
den olmasi J §art degildir. Fakat kendisi ile istidlal eyledikleri Hazret-i 
Ai§e hadisindeki taatin de me J murun-bihi §er < i ma c nasina hamline 
bir man! yoktur. Bu halde Hazret-i Ai§e hadisi, Imam-i Ebu Ha- 
nife’nin nokta-i nazarmi te’yid eder ve Malik ile Ahmed haza- 
nUinin nokta-i nazarlan bir daVayi miicerred halinde kalir. 

Imam-i §afii’den nezir mes’elesinde iki kavl nakledilmi§tir. 
Birisi Bliveyti 1 rivayetidir ki, bu rivayete gore, Imam-i §afii de 
Malik ve Ibn-i Hanbel gibi nezrin viicubuna kail olmu§tur. Obu- 
riisii Imam-i §afifnin (El-Umm) nammdaki kendi eserinde mazbut 
olan ictihadidir ki, bu da Imam-i Ebu Hanife’nin ictihadina mu- 
v&fiktir. El-Umm' de Imam-i §afii; kendisine fariza-i haccin taalluku 
cihetiyle Mescid-i Haram hakkmdaki nezr i$in §edd-i rahlin viicft- 
buna ve Mescid-i Medine ile Mescid-i Aksa’da ifasi nezredilen ibadet 
i$in §edd-i rahlin adem-i viicubuna kail olmu§tur. 

Imam-i Ebu Yusuf ile Imam-i Muhammed’in bu babdaki 
ictihadlan da boyledir. Hatta Mescid-i Haram, BeytullahFl-Haram, 
Makam-i Ibrahim gibi hususi tabirlerle oldugu gibi (Harem veya 
Mekke’ye me§yetmek, iizerime v&cib olsun) diye nezreden kimseye de 
Eimme-i Hanefiyyenin ittifaki ile bir hac ile umre vacib olur. 

Hulasa : Hac ve umre i$in Mescid-i Haram’a gitmeyi nezreden 
bir mu ’mine nezrini ifa etmek iizere Mescid-i Haram’a §edd-i rahl 
etmesi, eimme-i erbaamn icmai ve iilemanm ittifaki ile vacibdir 2 . 

Ibn-i Munzir 3 : Haremeyn hakkmdaki nezrin viicubunu, 
Mescid-i Aksa hakkmdaki nezrin adem-i viicubunu kabul etmi§ ve 


1 Buveyt, babm musaggari olan btiveyb vezninde Misir-i ednada bir karyedin 
Misir’in imam ve fakihi olan YusUflbn-i Y a h y & Buveyti bu kariyedendir. 

[ Kdmus ve Lilb. J 

2 Eimme-i erbaamn buhusustaki nezre d&ir izah ettigimiz mezahibi hakkm- 
daki ba?hca me ’hazlerimiz : [Umdetul-KdrV C. 3, S. 683, Ibn-i Teymlyye’nin 
$edd-i rihal hadisi $erhi : S. 53, 54. Liibdbu l-Men&sik ve §erhi : 46. [ 

8 Ibn-i MUnzir Ebu Ishak Ibrahim Ibn-i Munzir Harami’dir. 
Medine’nin kib&r-i ulema ve muhaddislerindendir. Imam-i Malik’den, Ibn-i 
Uyeyne’den, Ma‘n Ibn-i Isa’dan rivayet eder. Kendisinden de Buhari’nin, 
Muslim’in ve diger eimme-i niuhaddisinin rivayetleri vardir. Btitun ehl-i hadis. 


bu bususta C 
m Bit kimse , R 
'."-.rii muyesser 
Mtsit-i Ekr< 
mfft itrmifti” 
Fakat R 
Mescid-i Akss 
tmi*enin Me 
Cibir hadisi 
Zeyniid 
mdtti? 1-KarV 
isyur ki : Bu 
1 iirnz mesaci 
< dden ba§ka 
Hl~i ilm i^in, 

1 . jbArekeyi, 

1 mlardan ba 
aihil degildir 
ikanda bu 1 
Ahmed Ibr 
Hu dr! radiyc 
I ru§ulmu§tli 
sellem' in: 61 
if kastna nam< 
:jB i=ldirmi§ti. I 
da bu nokta-i 
Bu babda en 


«oMb-i tercemey 
ri>elesinden dc 
eimiftir. 

1 Iraki I 
rxla asnnin en 
■4 Ml” Ibn-i ] 
dir. Esnev i de 
: irihinin §eyhid 
lint. Ustil-i ha< 
dir. SUyiltin’ii 
^eh&vi’nin “Z 
ufassal tercem 


NEZlR HAKKINDA IBN-I MONZt^tN IGTIhADI 


173 


li hususta Cabir radiya'llahu Qnh' in §u hadisi ile istidlal eylemi§tir : 
Bir kimse, Resul-i Ekrem'e: Yd RestUa'llah! Cenab-i Hak , Mekke'nin 
' ‘hini muyesser kilarsa, Beyt-i Makdis'te namaz kilmayi nezrettim , demifti de 
Res&l-i Ekrem> bu adama; sen namazini burada (Mediae' de) kil , diye 
tevab vermi$ti". (Ayni) 

Fakat Resul-i Ekrem’in bu cevabi, Mescid-i Medine’nin, 
Mescid-i Aksa’dan efdal olmasina mebnidir. Medine’de bulurtmiyan 
■ msenin Mescid-i Aksa hakkindaki nezrini ifa vacib olmadigina 
( abir hadisi ile istidl&l, nakistir. 

Zeyniiddin-i Iraki * 1 ’nin bu hadis-i §erif miinasebetiyle 
mdetii'l-Kari'de en muhim bir miitaleasma §ahid oluyoruz. Iraki 
iyor ki : Bu hadisin en giizel bir mahmili vardir ki, bu hadisten 
sdmz mesacide aid olan hiikmun maksud olmasidir. Ve bu ilq mes- 
iden ba§ka hi$ bir meseide §edd-i rahl edilmemesidir. §u halde tah- 
d-i ilm iqin, ticaret igin, tenezzuh igin, sulehA-yi iimmeti, me§ihid-i 
nQb&rekeyi, ihvan ve yararu ziyaret igin ve mesacidin gayri daha 
unlardan ba§ka birtakim makasid igin sefer etmek hadisteki nehide 
ilhil degildir. Ir&ki’nin bildirdigi bu muhimme-i ilmiyyeyi nasil ki 
ikarida bu hadisin bir tarik-i rivayetinde de gormiijtuk. Miisned-i 
\hmed Ibn-i Hanbel’de tahric olunduguna gore,* Ebu Said-i 
Hudri radiya'llahu anh' in vaninda Tur’a namaz kilmaga gidildigi 
^oru§iilmu§tu de Ebu Said Hazretleri, Restilullah salla'lldhu aleyhi 
it sellem' in: “Mescid-i Haram , Mescid-i Aksa , bir de benim $u Mescidimden 
ajkasina namaz kxlmak ifin sejer etmek miinasib degildir" buyurdugunu 
ildirmi§ti. Imam-i Buhari’nin bu hadisin babina verdigi unv&m 
da bu nokta-i nazan te’yid eder mahiyette bulundugunu bildirmi§tik. 
du babda en menfi ictih&d, Kadi Iyaz ile Hanibile'nindir. 

ihib-i tcrcemeyi tevsik etmi§lerdir. Yalmz Ahmed lbn-i Hanbel, halk-i Kttr'&n 
"ifa’elesinden dolayi Ibn-i Miinzir’i ho$lanmazdi. lki yiiz otuz alti tarihinde vef&t 
runiftir. [ Hutisa 19.] 

1 Iraki H&fiz EbiiM-Fadl Abdiirrahim’dir. Riviyet ve dir&yet husil- 
:nda asnnin en yviksek bir simasidir. O devrin butiin jiiyvih u muhaddisini Siibki 
AldV * Ibn-i Kesir gibi kendisini sena etmekte uzun uzadiya miibalaga etmi$ler- 
:r. Esnevide Hafizii’I-asir diye tebcil etmi§tir. Ir&ki, Sahih-i BvhdrV nin iki biiyuk 
irihinin $eyhidir. Hafiz Bedriiddin-i Ayni, ve Hafiz 1 bn-i 'Hacer-i A ska- 
mi. Ustil-i hadise d&ir Elfiyye ' si ile $erhi iLpi-f dir&yettc yazilan eserlerin $aheseri- 
dtr. Siiyutin’in HusrwU-Muhddara’sinda. 819 tarihinde vef&t ettigi bildirilmi$tir. 
^eh&vFnin “Dav'-t Lami° y ile Hafiz Ibn-i Hacer’in Mu'cem ' inde Ir&ki’nin 
tufassal terceme-i hali vardir. [ Fevaid-i Behiyye : 222 . ] 


174 


1 


KADI iyAz’in IctIhAdi 



Kadi Iyaz diyor ki : 




U9 mescidden bagkasina sefer iltizam ctmek, hadisteki nehyin 
muktez&si olarak haramdir. §afiilerden Ebu Muhammed Cubin’- 
in ictihadi da boyledir. Fakat Nevevi, bunun yanlig bir ictihad oldu- 
ggnu bildirmekte gecikmemigtir. Hanabile’ye gelince; bunlar da nez- 
rin mur^akid olmiyacagina kail olmakla iktifa etmeyip keffaret-i 
yemin lazim oldngunu iddia etmiglerdir. 


Mesi 
orada M< 


SEY\ 


hu aleyhi 
bahsediln 
lcn bu d< 
izah edn 
Res 
geriflerin 
mezhebi 
edilmigtii 
Aleyhi's-Si 
afdal-i t; 
indinde 
yakin bii 
gerek ict 
bir mah: 
terketme 
Eimmesi 
bazi Ma 

MB u 
muteberi 
veyahut “ 
hatira gel< 
denilmesir 
bu tabiri 1 
diyor ki : 
muvafik I 
tapiltr put . 
lerinin kab\ 
ziyaret etth 


Bulak) , ( 


SEYYtDt)’L,Mt)RSELIN SALLA’LLAHU ALEYHl 
VE SELLEM’t ZIYARET* 

Mesacid-i selaseye §edd-i rihal hadisi nerede mevzuu hahs edilirse, 
orada Mescid-i Nebevi ziyaretini ta c kiben Resul-i Ekrem salla! lla- 
hit aleyhi ve selleiri in kabr-i Saadetlerini ziyaretin §er < i vaz'iyyetinden 
bahsedilmektedir. Gerek hadis ve gerek fikih kitablarmda iltizam edi- 
len bu de/b-i ilmiye tevfikan biz de miistakil bir unvan ile bu ciheti 
izah ediyoruz. 

Resul-i Ekrem sallctllahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in kabr-i 
§eriflerini ziyaret etmek mendubdur. Seleften, haleften Ciimhurun 
mezhebi budur. Bu babda biitun musliimanlann icmai da rivayet 
edilmi§tir. Nevevi ile Ibn-i Hiimam da icmaa kail olanlardandir. 
AleyhV s-saldtii ve's-selam Efendimiz’in merkad-i mubarekelerini ziyaret, 
afdal-i taat. ve a*zam-i kurubat bulundugundan eimme-i Hanefiyye 
indinde mall vaz'iyyeti miisaid olanlar icjin ziyaret-i Nebi, vacibe 
yakin bir emr-i dinidir. Fariza-i Hac’da oldugu gibi, gerek ferdi ve 
gerek ictimai, gerek hayati ve gerek iktisadi emn ii selamete miinafi 
bir mahzur bulunmadik^a agniya i$in ziyaret-i Nebi aleyhi' s-seldm* i 
terketmek biiyuk gaflet ve kati yureklilik addedilmi§tir. Bazi Maliki 
Eimmesi ise, ziyaret-i Nebi 'aleyhi* s-selam' a vacibdir, demi§ler ve diger 
bazi Maliki Eimmesi de siinen-i vacibden addetmi§lerdir 1 2 . 


1 Bu unvani §eyh Sindi, Menasik’e dair yazilan eserlerin en mevsuk ve en 
muteberi olan Lubabu l-Mendsik J indc ihtivar etmi§tir. Ve “Kabr-i Saadet’i ziydret” 
veyahut “Hiicre-i Saadet'i ziydret ” unvanlanna tercih eylemi^tir. Sebeb-i tercih-olarak 
hatira gelen $ey, tmam-i Malik gibi bazi selefin : “Kabr-i XebVyi ziyaret ettim” 
denihnesini kerih gormii$ olmalaridir. Kadi Ivaz £//a*stnda tmam-i Malik’in 
bu tabiri nigin kerih gordiigii hakkinda birtakim sebebler zikr ve reddettikten sonra 
diyor ki : Bana gore Imam-i Malik, ziyaret lafzmin Kabr-i Saadet’e izafe edilmesini 
muvafik bulmuvordu. Resul-i Ekrem’in : (Yd Rab / Ve/dttmdan sonra kabrimi , 
tapihr put hdline koyma!) ve (Allah, Yehud ve Xasdrd'ya gadab eylesin ; bunlar, peygamber- 
lerinin kabirlerini secdegdh ittihdz ettiler) buyurmu$ olmalarindan dolayi “Resulullah'i 
ziydret ettim ” denilmesini daha ho$ buluyordu. 

2 ( Lubabii'l-Menasik li's-Sindi: S. 183), ($erh-i §ifd li Aliyyii' l- K dr i : C. 2, S. 85 
Bulak), ( El-Cevheru l-Munazzam li'l-Heytemi S. 95 ). 


176 MERKAD-t SAADET ZtYARETlNlN HUKMU — ZtYARETiN 


Kabr-i Saadet’i ziyaretin fazileti hakkinda pek^ok asar-i §crife % 
vardir. Bunlardan bazilanm Kadi Iyaz’in §ifd* smdan bervech-i 
at! nakl u tercemc ediyoruz : 

1) E$-§ifd ft Hukuki /- Mustafa,' da Abdullah lbn-i Omer 
radiycilldhu anhumd'daxi rivayet olunduguna gore, Resul-i Ekrem 
Efendimiz, (Kim ki kabrimi ziydrei ederse } onun ifin $efdalim sdbit bir hak 
olur) buyurmu§tur. 

2) Enes Ibn-i Malik radiya'llahu anti den de : (Kim ki sevdb 
kasdederek Medine’de beni ziydrei ederse , 0 benim mucdvirim olur , kiydmet 
giinunde ona §efaai ederim) buyuruldugu riv&yet edilmi§tir. 

3) Abdullah lbn-i Omer radiycilldhu anhumd'dan gelen bir 
rivayette de : (Kim ki vefdiimdan sonra beni ziydrei ederse , hayaiimda zi - 
ydret etmif gibidir) buyurulmu§tur 

4) lbn-i Adiyy’in isnad-i hasen ile rivAyet ettigi bir hadiste 
(jlU jui Jj> jl j cjJI = Kim ki Btyi-i §ertf'i kasd ve ziydrei edip de 
beni ziydrei etmezse bana cefd eimif olur ) buyurulmu§tur. Aliyyu’l- Kari 
gerek •Diirrelu* l-Mudiyye’de> gerek LilbdV in kiymetli bir §erhi olan EU 
Mesleki inde ziy&ret-i Nebi aleyhV s-selam' in viicubuna kail olan ulema 
tarafmdan lbn-i Adiyy’in rivayet ettigi bu haberle istidlal olundu- 
gunu haber veriyor*. 


1 Birinci hadisin metni ( ^ jU ) dir. Ikinci hadisin 

mctni de : ( fJt ^ j J ^ ^ J JbU a* } dir. tJ^iincu 

de : jJjU jjl j j* ) dir. Aliyyu’l-Kari, $/2 $erhinde 

bunlann muharriclerine ve bir^ok turuk-i riv&yet ve $evahidine i$aret ediyor. Hatta 
birinci metin, bu turuk ve $evahid cihctiyle Hafiz Zehebi tarafmdan tahsin 
edildigini bildiriyor. lbn-i Teymiyye ise Menasik-i Hacc' mda; ziyaret hustisun- 
da Resul-i Ekrem’den bize bir $ey nakledilmemi$tir. Bu babda riviyet edilenler 
de ya zaiftir veyahut mevzu'dur, diyor. 

2 §u kadar var ki. Dare Kutni bunun ravilerinden biri bu hadisi riv&yetle 
tefeniid etmi§ bulunmasindan dolayi bu hadise miinkerdir, demi$tir. lbn-i Cevzi 
de mevzuat meyaninda zikretmi$tir. Muhterem ustad Izmirli Ismail Hakki 
Siytr-i CeliU-i Nebeviyye namindaki kiymetli bir eserinde EUsne'l-Metalib , Tezkire- 
tii'l-Mevzfidty Temyizut- Tayyib' den naklen : Bu hadis sahih degildir, diyor.Fakat 
lbn-i Hacer-i Heytemi, lbn-i*. Cevzi’nin mevzuat meyaninda zikretmesini 
isaet addederek pek olsa bu hadis garibdir. Bir mevzi'de bir ravi ile rivayet edil- 
mi$tir, diyor. Siibki de : Muhaddisinin bi-hasebi^t-turuk miinker addetmesin- 
den metn-i hadis de reddedilmi$ olmaz. Fukaha pekala onunla amel edebilir. Fuka- 
hanin miinkerdir, dedig i hadis, mevzu 1 2 olan hadis diye mudafaa ediyor. 


FAZILETt HAK. AsAR — iBN-t HACER’tN ISTtDLAU 177 


Fakat bu hadis, ha§iyemizde biklirdigimiz vechile ehl-i hadis 
tarafindan ileri geri intikad edildiginden, Cumhur-i iilema bununla 
ziyaretin viicubuna istidlal etmeyi muvafik bulmayip ziyaretin men- 
dub olduguna hukmetmi§lerdir. Bu suretle kabr-i Saadet’i ziyaretin 
mendub oldugunda icma c hasil olmu§tur. Fakat Hanefi fukahasi 
bir taraftan metn-i hadisin husniine, obur taraftan metn-i hadisteki 
(cefd) kelimesinin birr ii silayi terke ve gilzat-i tab 'a delalet etmesine 
ve bunun da umuru nisbiyyeden olup terk-i mendube de denilebil- 
mesine bakarak ziyaret-i Nebi aleyhi 9 s-selam 9 1 viicuba yakin bir mev- 
ki c de bulmu§lardir. 

Ibn-i Abidin merhum da: “Gerek Lubdb’in , gerek Feth ile §erh-i 
Muhtar 9 in ibdrelerinden 1 miistefdd olan ma c na , mail kudret ve uiis'ati olanlar 
ifin ziydretin vaz'-i fer'isi, viicuba yakxn bir hiikiimdiir 99 diyor 2 . 

Kadi Iyaz da $7/ifsinda ziyaret-i Nebi aleyhi 9 s-seldm 9 a dair 
atjtigi bir faslinda bu ziyaret siinnetini ve bu babdaki icmai Ishak 
Ibn-i Rahuye lisamndan joyle anlatiyor Sadr-i Islamdanberi 
Beytu’llah’i ziyaret ve hacceden her mu’minin ya hacdan ewel veya 
sonra Medine-i Milnewere’ye gelerek Mescid-i Saadet’te namaz kil- 
masi ve Ravza-i Mutahharc’yi, Minber-i §eriFi, Kabr-i Saadet’i 


* auI jJ— ^ ^ ^ ii-jJ viUdl W>U • jl 

^5 ol>- jaII J-J o If- Hail j oUjJiJI jjifi ^ U ^ j 

d ^ Lfil J-» Jj : <>- j* S J* *obJI Jli j . oL*djJ! i>* 

.[ rvr j] 

2 Ibn-i Haccr-i Hcytemi “El-Cevheru'UMunazzam” inda Hucre-i Sa&det-i 
ziyaretin me$rftiyyetine meali bervech-i ati ayet-i kerime ile istidlal etmi§tir : 
(Giinahkar insanlar , irtikab-i ma'siyelle ne/isleriue zidmelliklerinde tovbekar olup Cendb-i 
Hakk'a istigfar ederek ve Resulune arz-t i'tizar tie haklarmda jefaat dileyerek sana gelselerdi , 
elbette Cenab-i Hakk'in tovbelerini kabul ve rahmet ile muamele edecegini bilmij olurlardi)*. 

Ger^i bu ayet-i kerime Resul-i Ekrem’i ziyaret edip Huzur-i Sa£det'inde 
Cenab-i Hakk’a istigfar ve kendisinin $efaati taleb edilmesine tergibi mutezammm- 
dir. Ve iimem-i salifeden iki muayyen kavm hakkinda nazil olmu§ ise de bu vasifta 
bulunan her ferdin kendi peygamberine isti$fa* ve Cenab-i Hakk’a istigfar i^in mtira- 
caat etmesine umumi bir illet ve sebeble §amil olabilir. 

Fakat ayet-i kerime, Resul-i Ekrem’i yalniz hal-i hayatinda ziyiret ve is- 
ti$faa delalet eder. Kabr-i Saadet’i ziyarete delaletten kasirdir. Bu cihetle diger as- 
hab-i menasik istidlal etmemi§lerdir 

* ji jii ^ j jJtAir-lj i) JL j- I jlj 

[»LJ ] ]^j 

F. : 12 




178 ZIYARETIN EFDAL-1 EVKATI — KABlR lLE MESClD-I SAADET 

1 1 r ■ ■ I * — ■ — : 

goriip karirii’l-ayn olpiasi muslumanlar arasinda czLri olagelen bir 
sxinnettir. Resul-i Ekrem’in Mescid-i Saadet’te oturdugu yeri 
yarnnda nam&z kildigi Iistiivaneleri, miibarek elinin dokundugu, 
Kadem-i Saaldetinin $ignedigi §erefli nievazn, istinad buyurduklan ve 
hal-i istinadda Hazret-i Cibririn kendilerine vahiy teblig ettigi 
diregi gormekle teberrlik edilegelmi§tir.' AleyhV s-salatii ve’s-seldm’i zi- 
yarete tebaan da Sahabe’den ve eimme-i Muslimin’in binjoklarimn 
megahid-i mubarekeleri ziyaret edilmigtir. 

ZiYARETIN EFDAL-i EVKATI : 

Kabr-i Saadet’in kable’l-hac mi, yoksa baMe’l-hac mi? ziyaret 
edilmesi de tedkik edilmigtir. Imam-i Hasen’in Ebu Hanife 
rahimeku’lldh'ddin rivayetine gore eger hac, farz olarak eda edilmekte 
ise en giizel harcket, ibtida haccetmek sonra da merkad-i Nebi 
aleyhV s-seldm\ ziyaret eylemektir. MaamMih ibtida ziyaret edilip de 
sonra ePal-i hacca baglanmasi da caizdir. Bu cevaz, Medine-i Mli- 
newere’nin hacimn yol ugragi bulunmamasiyle megruttur. Eger 
§am ve Suriye halki gibi Medine-i Miinewere kendileri i$in yol 
ugragi bulunursa, giibhesiz bunlar i^in ibtida merkad-i gerifi ziyaret 
ederek eda-yi hacca baglanmasi lazimdir. Bu vaz c iyette ziyaretin 
te c hiri, sahibinin kasavetini, kati yiirekli oldugunu ig‘ar eder 1 . 

Kabr-i Saadet’i ziyarete niyet eden kimsenin Mescid-i §erif’i zi- 
yarete niyet etmesini de fukaha tedkik edip niyet edilmelidir, demig- 
lerdir. Fakat Ibn-i Humam: “ Bana kaltrsa salla'llahu aleyhi ve sel- 
lem'in Kabr-i SaddeVini ziyarete niyet ederken bu niyeti , Mescid-i Nebevi 
ziydreti niyetinden ayirmahdir . Kabr-i S added ziydrete vanhnca , Mescid-i 
§erif’i ziydret de hasil olacagi tabiidir ” diyor. Ve niyet edilirken Kabr-i 
Sa&det ziyaretini, Mescid-i §erif ziyaretinden tecrid etmekte Re- 
sul-i £krem’i daha ziyade ta‘zim ve tebcil bulundugunu iddia ve v 
§u hadis-i gerif ile isbat-i miiddea ediyor : Resul-i Ekrem Efen- 
d i miz c< ojS~\ ul ^ U>- ulS” Jijlj j*i/l V \j \ j tj*U- & —Kim 

ki beni ziydretten bafka gonliinde hif bir emel ve arzu hakim olmiyarak beni 
ziydrett gelirse , kiydmet giiniinde elbette ona fejaatfi olurum” buyurmugtur. 
Ve kendisini ziyaretin hi9 bir hacet ile gaibedar edilmemesini ta^im 
eylemigtir. Bu arzfi-yi Muhammedi’yi tamamiyle tahakkuk ettirmek 
igindir ki, varis-i irfan-i Muhammedi olan Mevlana Cami’nin hac 


1 TAT o* '• cfi — U 


/ 


ZtYARET NlYYETl — tBN-t TEYMtYYE’NtN TERCEME -1 HALl 179 


seferinde Merkad-i Saadet ziyaretini hacdan ayirdigim, ve Kabr-i 
§erif’i ayri bir zamanda ziyaret ettigini Rah met! nakletmi§tir K 

Ziyaret-i Neb! aleyhi' s-selarrC in bu me§ruiyyeti musliiman kadin- 
larina da §amif bir miisaade midir, yoksa kadinlarm ziyaretinde ke- 
rahet var midir? Bu cihet de tedkik edilmi§tir. Hanefi Mezhebi’nin 
Kerhi’den ve diger fukahadan menkul olan ensahih kavline 1 gore, 
Ziyaret-i Neb! aleyhV s-selam, kadinlar i$in de miistehabdir. Qiinkii 
ziyaret-i kubur hakkindaki ruhsat, erkekler ve kadinlar hakkinda 
mutlak olarak v&rid olmu§tur. Bu itlakin, Kabr-i Saadet’i ziyaretede 
evleviyyetle §umulii oldugu kabul edilmi§tir. Bazi ulema da kadinlarm 
ziyaretlerini ol babda tasrih ve ta'yin ettikleri bazi §erait dairesinde 
kabul etmi§lerdir. 

j§eyhu’l-lslam Ibn-i Teymiyye’nin Kabr-i Saadet’i ziydretten 
men'i rivdyeti dogru mudur?jKabr-i Neb! aleyhV s-selam ziyaretinden 
her nerede bahsedilirse, muhakkak orada Ibn-i Teymiye’ye muha- 
lefet isnadiyle ba§layan uzun bir cidal ve miinaka§a zemini gozoniinde 
canlamr. Biz eserimizde bunun bir tarihini yazacak ve miinaka§a edi- 
len bu mesailin te§r!h ve muhakemesiyle me§gul olacak degiliz. Buyiik 
bir Islam miitefekkiri olan Ibn-i Teymiye’nin ilmi ve intikadi 
bir terceme-i haiini tah§iye etmekle iktifa ediyoruz 2 . Biz burada yalruz 


1 ( Reddii'l- Muhtar ; C. 2, S. 303^. 

* Ibn-i Teymiyye, Takiyyuddin Ahmed Ibn-i Abdii’l-Halim-i 
Harrani ve Hanbeli’dir. Yedinci derecedeki ceddi Tebiik’de Teym kabilesine 
mensub bir cariye dolayisiyle bu lakabla yadedilmi$tir. Teymiyye’ye kadar silsi- 
le-i nesebini te§kil eden ecdadinin hepsi ilim ile i§tihar etmi? kimselerdir. Bu cihetle 
Ahmed Ibn-i Teymiyye ecdadindan mevrus zengin bir kutiibh&neye malik 
idi. Vefatinda veresesi tarafindan bu metrukat-i ilmiyye senelerce satilmi?, bir 
tiirlii bitirilememi§tir. (661) tarihinde Harran’da dogan tbn-i Teymiyye, tatar 
istilasi uzerine pederiyle §am , a gelerek orada ne$*et etmi$tir. Pederinden fikih ve 
usulii fikih okumu$ ve §ems\idd in, Zeynuddin-i Sencd, Muhammed tbn-i 
Asakir gibi zevattan had is ahzetmijtir. §tiyuhunun adedi iki yiizii miitecaviz ol- 
dugu haber veriliyor. Kiitubu Sitte ve Mcsdnid'i miikerreren okumugtur. Kitab-x 
SibeveyK i hem okumu§ ve hem tenkid etmijtir. Tefsirde, feraizde, hesab ve cebir 
gibi ulumu riyaziyyede, kelam ve felsefede miinteha-yi kemale vasil olmu§tur. 
Zekasij kuwe-i hafizasi, talakat-i bey&m cihetiyle fitratin bir harikasi idi. Mahfti- 
zat-i ilmiyyesini asla unutmak bilmiyen bu zeka niimunesinin bu mahftizatmi, tarn 
zarnaninda ve yerli yerinde talakatle sarf ve sevkettigini Hafiz Zehebi hayrdn- 
likla yadeder. Yirmi ya$ma varmadan tedris ve iftaya ba$lami$tj. Menkul ve ma*- 



180 MUHACtMLERi TE’VlLCtLER, MODAFt'LERl TEFVlZClLER 


yukanda irad ettigimiz bir suale sihhat vc isabetle cevab verebilmek 
ve Ibn-i Teymiyye’nin esas itibariyle ziyaret aleyhinde bulunmadi- 
gmi gostermek itjin §uradan buradan delil ve §ahid aramaga liizum 


sire, hadise, fikha, usule dair cscrlerinin vc firak-i dalle hakkmdaki reddiyelerinin, 
mesali-i mii$kileyi hall i^iyi yazdigi risalelerinin adedi ii$ ylize balig olmu§tur. 
Zehebi ise : Zamammizda gorulebilen te’lifatinin be$ yiize balig oldugu istib'ad 
edilmemelidir, diyor. Bervech-i ati eserler, §eyhin te’lifati ciimlesindendir : Ted - 
ruzu'l-akl-i ve'n-nakl ki, dort cilddir. Cevab-i Sahih ise Nasara’yi redde dair olup bu da 
dort cilddir. Akidt-i hfahdni ; bir cilddir. Felasifeyi redde dair eseri dort cilddir. 
Birer cildden ibaret olan lsbdt-i Mead, Ibn-i Sina’yi red, Siibutu Nubiivvet , lsbdt-i 
Sifdt , Kitdbii'l-Arf Ref'u'l-melam, §eyh-i $ia Ebu Mansur Ibn-i Mutahher’i 
red iqin yazdigi Er-Red Ale' l-tmdmiyye ki, iki biiyuk cildden ibarettir. Kaderiyyeyi, 
Hululiyye ve Ittihadiyyeyi reddiyyesi, fazail-i Ebu Bekr ve Omer’e dair eseri, 
eimme-i erbaayi tafdili, dort cildden ibaret olan Umde §erhi> Durretii ' /- M udiyyc> Me - 
ndsik-i Kiibrd ve Sugra, Kildb-t Taldk , Es-Sirimii'l-Meslul aid men Sebbc'r-Resid , Halk-i 
ef'al, Risdle-i Bagdddiyye, Tuhfe-i lrdkxyyt i Isldhur-rdi ve'r-raiyye , Red aid te'sisi't-takdis 
li'r-Rdzt yedi cild, Red ale'l-Manttk , Kitdbu'l-Furkdn , KitabiT l-lstikdme iki cild, Min- 
hacu s-Siinne. 

Ibn-i Teymiyye’nin biribirinden miistesna bir giizelligi bulunan bu eserler i 
i^inde en $aheseri Minhdcu's-Siinne'sidir. Mu?ariin-ileyh bu eserini, §eyhU’r-Revafiz 
Ibn-i Mutahher’jn Afinhdcu'l-Kerdme'sinc kar$i yazmi§ti. Im&meti isbat maksa- 
diyle yazilan ve §ia arasinda yiiksek bir kiymeti haiz bulunan bu eserde tarik-i hak- 
dan nasil udul edildigini Ibri-i Teymiyye Minhacu's-Simne's'inde birey birer gos- 
tererek Afinhdcu'l-Kerame'nin altini ustune getirmi§ ve §ia alemini hayret i^inde bi- 
rakmi?tir. Bu mevzuda bu derece muvaffakiyyetli bir eser, ne ondan evvel yazilmi$- 
tir, ne de sonra yazilmak miiyesser olmu$tur ve yazilamaz da. Bu eseri ile Ibn-i 
Teymiyye, ehl-i siinnet aleminde §eyhu*l-Islam unvan-i fahirine bihakkin kesb-i 
istihkak etmi§ bulunuyordu. Nasil ki bi-eman husamasindan olan Hafiz Ibn-i 
SUbki bile §eyhu’l-Islam*in bu eserindeki muvaffakiyyetini bir mektubla Hafiz 
Zehebi’ye bildirmek kadirjinasligmda bulunmu$tur. Ne garibdir ki, aradan iki 
bu^uk asir kadar uzun bir zaman ge^tikten sonra Ibn-i Haceri Heytemi gelmi$, 
saika-i ihtitasla Ibn-i Teymiyye’ye §eyhu’l-Islam denilmesinin mucib-i kiifiir 
oldugunu ilan etmi$tir. Ger^i bu kor silah-i tekfir daha evvel de kullamlmi$ti. Fakat 
Seyyid Safiyuddin’in “El-Kavlu'l-celi" sinde bir suret-i mutalea-giizanmiz olan 
Allame Bedreddin-i Ayni’nin gayetle belig bir mektubu Uzerine bu kor si- 
lah artik butiin butun kesmez bir hale geldi zannediliyordu. Allame Ayni: §eyhi 
tekfir edenler, bi-hakkin kafirdir, diyordu. Maliki §eyhi Bisati dc: “Bu tekfir 
sozu, i§itenlerin tiiylcrini urpertecek §ekilde 9irkin, ^eytani guldiirecek derecede 
iblxsane ve mucib-i handedir” demi§ idi. Ne yazik ki, bu pasli silah-i tekfir zaman 
zaman ortaya 9ikanlmi§ ve koca bir din ulusunun aleyhinde kullamlmaga gah- 
§ilmi§tir. 

Sekizinci karn-i Hicri’de cercyan eden bu Ibn-i Teymiyye bahs ve cidali- 
nin muhacimleri ba§mda, o devrin ricalmden Hafiz Subki (756) ilc oglu Ta- 


feridun ERTUGaUL 
Ki tapiigi 


. TARtHE RtC‘i x BiR NAZAR 181 

gormeksizin dogrudan dogruya bu biiyxik Islam hatib ve miitefekki- 
rinin kendi cserlerini miitalea etmeyi muvafik bulduk. Bunun i^in de 
bu mevzuun iki miihim eseri olan Kitdbii' l-Mtndsik'i ile §edd-i rahl 


ciiddin-i Sublet (776), Izziiddin Muhimmcd tbn-i Ccmaa (766), mii- 
fessir EbA HayyAn (745) goruliir. MiidAfiler ise, bunlardan maada chl-i ilimdir. 
Bu saflin bajrnda da tbn-i Kayyim (751), Zchebi (748), tbn-i Kesir (774), 
Muhammcd tbn-i KudAme (774) ile Ahmed tbn-i KudAme (771), Mu- 
hammed tbn-i Muflih (763), gibi §eyh*in giizide tilmizleri ve o devrin hAfiz-i 
hadisleri bulunmaktadir. Bunlan da tbn-i Haeer-i AskalAni (852), Bedrud- 
din-i Ayni (855), Siiy&ti (91 1) gibi huflAz-i ah Ad is takib etmijlcrdir. Daha sonra 
tbrAhim §ihabiiddin-i §ehriztiri (1101), Aliyyu’l-Kari (1014), Altisi 
(1170), §Ah Veliyyullah-i Dehlevl (1176), §evkani (vefAti 1250), §iddik 
Hasen Han (tevelltidii 1148) gibi silsile-i muhaddisin takib etmi$tir. Muhacimler, 
te’vilcilerdir. MiidAfi'ler de selef meslegini iltizAm eden tefvizcilerdir. Vesile-i te- 
cAviiz olan mes ’elder de baflica jedd-i rahlin hurmcti, TalAk, Ar?, Sifat mesAilidir. 
Fakat muhalifleri asil huctima «evkeden sebebler, Cilaii'l-Ayneyn'dt naklolundugu 
vechile, dA-i - muAsara, johret-i kAzibe, akide muhAlefeti, Muhiddin-i Arabi 
gayretidir. 

Tarihi tetebbuAtimizi daha ileri gotiinirsek bunun vaktiyle ehl-i hadis ile ke- 
lAmcilar ve daha ewel selef ile mtt'tezile arannda ve daha ilmi bir $ekilde cereyAn 
ettigini goriiriiz. Bunlar, o ihtilAflann nAho$ birer zeyli olmaktan ba$ka bir §ey 
degildir. Din miiessesesi, butun ilhamini nastan alan bir vaz'-i ilahidir. Nas uzerinde 
aklin miidahalesini ve hAkimiyetini kabul etmek, dini tejehhi ile vaz f -i aslisinden 
uzakla$tirmaktadir. Bu all ve ilahi miiesiese, be?eriyyeti hayr ii saAdete sevketmek 
hususundaki kudret ve kabiliyyetini munhasiran nastan miilhem olarak gostermi^tir. 
Bu cihetle eslAf-i izamimiz aklin miidAhalesi ile nassi te’vile luzum g6rmemi$ler, 
Genab-i Hakk’i, bi’l-umdm sifAt-i be?eriyye ve lcvAzim-i mumkineden tenzih 
ederek nusOsun ifade ettigi hakikatleri aynen kabftl ve bu mansus hakikatlerin key- 
fiyyetlerini ta^inden, mumkinAt uzerinde me$hud olan emsAl-i fAniyesiyle muka- 
yeseden be-gayet ictinAb edip bunlarm ilmini sahibine birakmiflardir. t§te bu yol, 
dini safvet-i asliyyesinde muhAfaza eden selef yoludur, llmiyle, mekArim-i ahlAkiyle 
be§eriyyete fazilet enmuzeci olan eimme-i selefimiz hep bu yolda yiirtiyerek yeti?- 
mi?ler ve milyonlarca ashAb-i isti'did ve ihlAsin vesile-i ir$Adi olmu$lardir. Tevhid-i 
Bari ^in, tenzih-i SiibhAni i£in cedeli ve iskolAstik nazariyyat ile ugra$mak, 
jimdiye kadar ne bir musterjidi ir?Ad, ne de bir muanidi ilzam etmi$tir. Hem de 
§Ari c in nassi uzerinde insanlarm tasarrufa ve daha dogrusu akil hocahgi etmege 
ne hakki vardir. 

Asr-i hazirda bu nevi c kelAmi munAka$alar dini za c fa ugratmaktan ba$ka bir 
$ey ifade etmez. Dinimiz yalniz Kur’An’m, hadisin, siyer ve fikhm kavaid-i erbaasi 
uzerinde ihti§Amim gosterm 4 tir. Bugiin din murjidlerine terettiib eden vazife, bu 
yolda maAliyAt-i IslAmiyyeyi telkin etmek ve eslAfimizdan canli fazilet niimuneleri 
gostermektir. 

IJeyhu’l-tslAm’in terceme-i hAli arasina bi’l-istitrAd kan§mi§ olan ?u miitalealan- 
ma nihAyet vererek tbn-i Teymiyye’nin biilend pAye-i ilmisine kar?i Zehebi ile 


182 


JBN-I TEYMlYYE’NlN TERCEME-1 HAlI 


hadisine dair yazdigi bir risalesini intihab ettik. O devrin gegmesiyle 
bir tiirlu kapanmiyan bu bahis ve cidalin hakiki sehresini gostermekle 
beraber akdem ve e§ref-i vezaifimiz olan ziy&ret-i Neb! aleyhi's-se- 

Ibn-i Dakik l’l-I yd’in hayranliklarmi i$ l ar eden yazilari arasindaki §u miistesna 
iki vecizeyi kart berime arzederek maksada avdet ediyorum. Butiin tabakat kitabla- 
rinda mesel-i sair olarak bildirildigine gore : Zehebi diyor ki : Riikn ile Makam 
arasinda Allah’a yemin ederek : “ Ibn-i Teymiyye'nin naztrini ne ben §u gozlerimU 
gordum , ne de Ibn-i Teymiyye’ nin kendisi bir efini gormu^tur ” desem asla yeminimde 
hanis olmam. Ben de derim ki : “Hafiz Zehebt gibi ehl-i intikaddan bir zdttn §u sa - 
mimi takdiri dereeesinde insana i'timdd ve emniyyet telktn eden kuvvetli bir §ehddet> ilm-i Di- 
rdyet tedvin edileli kaydedilmemiftir ” diye insan yemin etse hanis olmaz. 

Ibn-i Imad’in §ezrdtii’l-Zeheb f de nakline gore Ibn-i Dakiki’l - 1 yd’den 
lbn-i Teymiyye ile ietjm&indan sonra : 

— §eyhi nasil gordiimiz? diye sorulmu§, Ibn-i Dakik cev&ben : 

— Ibn-i Teymiyye’nin oniinden ilim, (sinerna $eridi gibi) ge^iyordu. O 
istedigini oradan aliyor, istemcdigini birakiyordu, demi$tir. Sonra Ibn-i Dakik’ ten: 
— Ni$in miinazara etmediniz? diye sorulmu?, buna da : 

— O bir hatib idi, sozii 50k seviyordu. Ben de siikCltu 90k severim, diye cevab 
vermi§tir. 

Bu §eyh-i Hanbeli hakkindaki §u yazilarim, onun binlerce men&kibinin binde 
birisi degildir. Yukanda Ibn-i Kayyim’den bajlayarak Siddik Han’a kadar 
isimlerini saydigim ve sayamayip da biraktigim bir9ok huff&z-i muhaddisin ve fu- 
kah& taraflarmdan bu hususta miistakil eserler yazilmi$tir. Alftsi Z&de NAmin 
Hayreddin’in Cilau’l-Ayneyn'i bunlari kendisinde toplami$ olan cem^yyetli bir 
eserdir. Bu terceme-i halde bizim de ba$lica me’hazimizdir. Daha ziy&de iz&hit 
aimak isteyen ashab-i mlitaleaya bu 90k kiymetli eseri tavsiye ederiz. 

H&temu’l-Enbiy &*nm tebl igat ve hay&t-i seniyyeler ine, kurtinu sel&se ric&li 
ile eimme-i selefin mtictehed&t-i ilmiyyelerine yakinden ve sahih olarak vikif 
olmak isteyen herfikih vehadis miintesibinin Ibn-i Teymiyye ile tilmizi Ibn-i 
Kayyim’in kitablarindan zevkyab ve bunlarm fezail-i iliyelerine meftun olma- 
masi miimkm degild ir. 

Ibn-i Teymiyye’nin bir kustiru varsa, o da bu §eyh-i Harrani’nin kan&a- 
tinde pek miifrit ve tebliginde pek miitehcyyic olmasidir. Beyaz bir sim& iizerine 
doklilup kulaklarmdan a^agi, geni$ omuzlari iizerine sarkan siyah saglarinm arasin- 
daki parlak iki gozii, iki lisan kadar belagatle heyec&n ifade ederdi. Bu muhib vaz'iy- 
yetini, cehirii’s-savt olmasi artiriyordu. Atejin bir zekit ile birlikte ilme ve mefkiireye 
$iddetle baglilik da onun vicd&ni seciyyesini te?kil etmi$ti. Bu ugurda, dost, diijman 
tanimaz, hatira gdniile bakmazdi. Ibn-i Teymiyye’ye izh&r-i hus&met eden 
SubkiveEbft Hayy&n gibi muhaddisler ve miifessirler hep JJeyhu’l-tsl&m’in bu 
halinden miiteessir olarak muhalif cebhe almi$lardi. 

Zehebi’nin, Askalani’nin riv&yetlerine gore Ebti Hayy&n gibi bir edib, 
bir mufessir, kendisini kasideler in§ad ederek medh ii sena edip dururken Sibeveyh 
aleyhinde bulunarak dariltmi$ ve esn&-yi miinazarada Ebd Hayy&n’a : “Sen bil- 


ZEHEBl’NtN, IBN-I DAKlK’tN SiTAYi§I 


183 


lam' m adabma dair en sahlh ma^umat vermi§ bulunacagiz. Aym 
zamanda bu bahsi, Menasik mevzuunun en muteber ve mevsuk bir 
kitabi olan Liibdbi? I- Menasik ve §erh-i Aliyyii'l-Kdri ile takib ve tevsik 
ediyoruz. ' 


mezsinf Stbeveyh, kitdbimn seksen yerituk kata etmiftir. 0 , ne nahvin peygamberidir> ne de 
bir §ahs- 1 ma'stimdur” diyerek aralan a£ilmi$tir. Ebu Hayy&n da gerek Tefsirinde 
ve gerek diger eserlerinde tabii Ibn-i Teymiyye’nin aleyhinde bulunmu$tur. 

Bu Hanbeli imaminin bu halini Hafiz Ibn-i Siibki hakkinda da bir sebeb 
olarak kabul edebiliriz. Ibn-i MUflih’in Tabakdt* mdan naklen Cildi? 1 -AyneyrC de 
Subki’nin Zehebi’ye yazdigi bir mekt&bunu gttriiyoruz ki, bunda Siibki, 
Ibn-i Teymiyye’nin miistesna mevki-i ilmisini, ziihd u takvasmi yAdederek onu 
goklerc gikanyor. Fakat Ibn-i Teymiyyc’nin tajkmligi, rivAyet ve dirayetin bu 
biiyiik Alimini de giicendiriyor. En sonu bunun muracaati iizerine habsediliyor. 
Mufessir Alusi de Risale-i t'tikddiyye' sinde Ibn-i Teymiyye’nin btitiin AsArini 
miitalea ettigini lisan-i takdir ve tebcil ile yadettikten sonra onun ta§kinliginin ken- 
disini habishanelere siiriikledigi kanaatini izhAr ediyor. 

Bu Ibn-i Teymiyye vakayii sekizinci kam-i Hicri’nin birinci nisfmda cere- 
yan etmi$ti. Bu yarun asir, gerek Islam ilimleri, Islam tarihi ve gerek Turk tArihi 
bakimindan pek miihim ve girift vakayii ihtiva etmektedir. O girdibAd-i hAdisAt 
arasindan sahib-i tercemeye aid olan ve onun kerem-i tab'ini ve ultiwii cenAbini 
gosteren bir hAdiseyi de se$ip bildirmek isterim ; 

Bu asnn ba?langicinda tahta ge9crck ve tekallubat-i zemAn ile 119 def'a inip 
gikarak ccm'an 43 sene Misir ve §am iizerinde saltanat suren ve ilme, medeniyyetc 
ve Haremeyn-i Muhteremeyn’in imarina pek biiyiik hizmetleri dokunan Melik 
NAsir KalAvun ile bunun §am Emiri olan Beybers <?e?negir*in hiikiimrAn 
olduklan goriiiiir. 

Beybers Qe§negir, Muhiddin-i Arabi’nin jiddetli muhibbi idi. Ibn-i 
Teymiyye ise Muhiddin’in efkArim, AsArini mev'izalariyle, yazilariyle tenkid 
ediyordu. Bu Ate$in hitabeleriyle halkm pek ziyAde tevecciihiinii kazanan tbn-i 
Teymiyye’nin bu miistesni mevkiini ^ckemiyen Nasr-i Miinci gibi birtakim 
muhteris §am iilemasi Emir (Jejnegir’i tahrik ederek Ibn-i Teymiyye aley- 
hinde NAsir KaUvun’a jikAyet ve (705) tarihinde Misir’a celb ve habsettirmij- 
lerdi. Fakat Melik Nasir 90k ge9meden Ibn-i Teymiyye’nin dehA-yi ilmisini 
anlayarak onu ltlak ve izaz eylemi$tir. 

Busirada Nasr-i Miinci ve emsalinin NAsir KalAvun aleyhinc ve Beybers 
lehine hareket etmeleri iizerine MelikNAsir saltanat tan isti'fA’ edip §am*a gelmi$, 
Beybers de Misir’a gidip saltanat tahtina ge9mi$ bulunuyordu. Fakat aradan bir 
sene ge9meden halkm son derece mergubu olan miista'fi Melik Nasir tekrar 
tahta ge9irilmi$ ve (Jejnegir katledilmi?tir. Ve ilk i$ olarak §eyhu*l-IslAm Misir’a 
davet olunmu$tur. 

Bu muhte§em Misir sarAyinda Sultan ile Ibn-i Teymiyye arasinda cereyAn 
eden VeiistAdm uliiwii cenAbini gdsteren bir muhAvercyi Ibn-i Kesir, tarihinde 
joyle bildiriyor: 


i 

184 KEREMt VE ALl - CENABLiCi 


Ibn-i Teymiyye, Mendsik'inin, Mescid-i §erif ile Hiicre-i Sa- 
&det ziy&rctine tahsis ettigi bir faslinda diyor ki : Medine-i Munewe- 
re’ye gelen her mu’min ibtida’ Mescid-i Nebi aleyhi’s-selam’ a git- 
melidir. Ve mescide girince ibtida namaz kilmalidir. Qiinkii burada 
kilinan bir namaz, Mescid-i Haram mustesna olmak iizere diger mes- 
cidlerde kilinan bin namazdan hayirhdir. Namaz ve ibadet i?in hi? 
bir mescide §edd-i rahil edilmez. Yalrnz Mescid-i Nebi aleyhi's- 
selam’a, Mescid-i Haram’ a Mescid-i Aksa’ya sefer edilir. Ebu Hii- 
reyre ile Ebfi Said-i Hudri radiya'llahu anhuma' dan Sahihayn' de 
s&bit olan budur 1 . Bu haberler ba§ka tarikler ile de rivayet edilmi§tir. 
Mescid-i Nebi aleyhi’s-selam’m hududu, bugiinkii sahasindan ?ok 
ku?(iktii. Mekke’deki Mescid-i Haram da boyle idi. Muahharen 


Melik NAsir: 

— UstAd! Beni isti'fA’ya mecbUr, seni de dAimA bi-huzUr eden bu Nasr-i 
Mu net ile arkada$larmi idam edecegim, siz ne dersiniz? diye sormu§. Ibn-i Tey- 
miyye cevAben : 

— Hayir, bunu yapmayiniz. Bunlar alim ve dAni$mend kimselerdir. Bunlan 
oldiirur isen bir daha bunlar kadar ytiksek ilim adamlan bulamazsimz. Nesl-i ilmi 
munkati* olur. Siz, bunlan affediniz. Bana gelince, beni rencide edenlere kar$i hak- 
kimi helAl ediyorum. Kimseden intikam almaga heveskAr degilim. Bunlar, Allah’a 
ve Res Alii *ne kar§i kusur etmi$lerdir. Onun cezasim da Allah verir, diyerek mu- 
haliflerini mevt-i muhakkaktan kurtarrm$tir. 

Vaktiyle Ibn-i Teymiyye aleyhinde icrA-yi faaliyyet edenlerden Ibn-i 
MahlUf ?oyle demi$tir : Ben Ibn-i Teymiyye kadar sahib-i kerem bir kimse 
gdrmedim. Biz onu oldurtmek istedik, firsat bulup muvaflfak olamadik. Halbuki o, 
firsat buldu. Fakat bizi siyAnet edip muhakkak olan bir dlumden kurtardi. 

Bundan sonra Ibn-i Teymiyye §am’a gelmi?, 719 tarihinde talAk mes’elesi 
ortaya konulmu?, 72i’de de Kabr-iNebi altyhi's-seldrni ziyaretten men'e dair bir 
iddia ile habsedilmi? ve bu habs, vefAtma kadar devAm etmi$tir. [Bu ma^umAt, 
Ibn-i Kesir’in Tariff i ile lbn-i Hacer-i AskalAni’nin “Durer-i Kamine” sinden 
hulAsa edilmi$tir]. 

Ibn-i Teymiyye biiyiik bir Turk Emiri Mahmud GazAn gibi, Misir 
SultAni NAsir KalAvun gibi butiin IslAm mtiluk ve UmerAsinm mazhar-i ihti- 
rAmi bulundugu halde yalrnz §am timer as 1 tarafindan miikerreren habsedilmesi ve 
nihAyet (728) tarihinde habishAnede terk-i hayAt etmesi, bu ate$-pAre-i zekA ve irA- 
denin ele avuca sigmaz bir halde bulunmasindan dolayidir. Nasil ki, vefatinda halk 
kadar, hukUmet de bu ilim i$iginm sonmesine aciyarak cenAzesinin biiyiik bir ihti- 
fAl ile kaldirilmasina miisaade etmi$, binlerce cemAat tarafindan U9 nobet cenAze 
namAzi kilinmi?tir (Rahmetu'lldhu aleyh). 

1 EbU H Urey re hadisi (604) numara ile IzAh etmekte bulundugumuz hadis- 
tir. EbU Said-i Hudri’den mervi olan hadis de izahimizda terceme edilmi§ti. 


KAI 


Hulefa-yi Raj 
nndan tevsi* 
Sa&det’teki rr 
Namaz 
tellem'e tevecc 
Omer radiya 
ba§ka eimme 
aUyhi ve selh 
bana rtihurqu 
buyurmu§tur 

1 Mescid- 
tbtida namaz \ 
mi§ olur. Bu u 
mirmkun olmaa 
Ravza’da ve d 
fin da kilmak e: 
mrnda kilarlar 
2 ^r 

lbnu’l-E 
mubAreklerine 

EnbiyA-i 
llliyytnde kars 

« jWt 

buyurdugu R 
* EnbiyA-i kirAr 
ResUl-i Eki 
mu$tu. Altmci 
Halbuki MUi 
biya rUhlarin 
Ai§e ve Mu 
gore, IsrA* ge 
bAreklerine a 1 
m vefati uze 
Uzerindeki i? 

makami, Hu< 
butiin mevcU 
rUhu da bed* 
rilen selAmla 
reddeder” der 
bAzilarinin z 
zolunur dem 


KAfcR-1 SAADET ZlYARETl — ZtYARETlN AdABI 


18S 




Hulefa-yi Ra§idin ve onlardan sonra gelen hulefa ve selatin tarafla- 
nndan tevsi* edilmi§tir. Bu ziy&de kilinan saha da her vechile Asr-i 
Saadet’teki mescid hukmunii haizdir 1 2 . 

Nam&z kildiktan sonra zair, Restilullah sallctllahu aleyhi ve 
sellem’e tevecciih edip selam verir. Sonra da sahibeyni Eb£i Bekrve 
Omer radiya'llahu anhuma'ya. selam verir. Ebu Davud’un ve daha 
ba§ka eimme-i hadisin rivayetlerine gore, Resul-i Ekrem salla'ltdhu 
aleyhi ve sellem “ Bir kimse bana selam verince , muhakkak Cenab-i Hak 
bona rdhurqu iade eder , ben de o kimsenin selamtm reddederek karjilanm ” 
buyurmu§tur a . 

1 Mescid-i Sa^det’e girildiginde kilinan bu namaz, tahiyyetii’l-mesciddir. 

fbtida namaz kihnmakla hakku’llah, hakk-i ResOluIlah’a ta'zimen takdim edil- 
mi§ olur. Bu tahiyyetil’l-mescidi Restil-i Ekrem’in mihrabi yam n da kilmak, bu 
mlimkun olmazsa minber ve mihraba yakm bir mahalde, bu da mumkiin olmazsa 
Ravza’da ve daha sonra Restil-i Ekrem zam£nmdaki mescid s&hasinm birtara- 
fmda kilmak efdaldir. Buna da muvaffak olamiyanlar mescid in tevsl* edilen aksa- 
minda kilarlar. [ Lubabu'l-Mendsik ve serhi 287]. 

2 ^ J* (1 — i ^ d* ^ JU 

[ 4l>l *jr/ jl JP Jjta j\ •! jj ] *dp 

Ibnu’l-Kayyim, 'UMe&d'da Resftl-i Ekrem’in rfthunun beden-i 
mubareklerine ba'de’l-vefat redd li iade buyurulmasi keyfiyyetini §6yle iz&h ediyor : 
Enbiya-i kir&m’m rfthlan bedenlerinden miifarakat ettikten sonra A c lft-yi 
tlliyyinde kar&r kilar. Restil-i Ekrem Efendimiz’in vef&ti sirasmda 
• = Yd Rob / Beni Reftk-i A'UFya ilhdk eyle'* diye vuslatmi temenni 

buyurdugu Refik-i A‘l£, makam-i illiyyindeki ervlh-i enbiy& aleyhiipus- selam' dn. 
Enbiy^-i kiram r&hlanmn mevt ile bedenlerine taalluku kesilmi? degildir. Nasil ki, 
Resfll-i Ekrem, Mi f r&c gecesi Hazret-i Mtis&’yi kabrinde namaz kilar gor- 
mu$tu.Altinci kat scmiya vardigmda Mils& aleyhi' s-seldm' 1 burada da bulmu$tu. 
Halbuki Mtisi, Cen&b-i Peygamber’le mi‘r£c etmemisti. I$te bu h&dise, en- 
biy& rdhlarinm bedenlerine devam-i taalliikunun a$ik bir misilidir. Hazret-i 
Ai$e ve Mu&viye radiya'llahu anhumd'dzsi riv&yetlerinde mi c rdcm rtihi olduguna 
gdre, tsr^’ gecesi ResCll-i Ekrem’in rtihu Saadetlerinin ba'de’l-ur&c beden-i mu- 
b&reklerine avdet edene kadar taallftku kcsilmemi$ti. Bunun gibi Restil-i zi-§£n’- 
m veflti iizerine A‘l&-yi llliyyine giden r&hu saadetlerinin beden-i miibarekleri 
uzerindeki i§rak ve i§rifi devim etmektedir. A*l&-yi illiyyin, ruhu Saadetlerinin 
makami, Hiicre-i Saadet de beden-i mubareklerinin makarridir. Giine^in ziy^smm 
buttin mevc£ld£t-i kevniyyeyi ziyalandirdigi gibi Seyyid-i EnbiyA Efendimiz’in 
rdhu da bedenlerine i^r^k eylemektedir. Bu miibarek ne?*e ile Kabr-i Sa^det’e ve- 
rilen selamlan reddeder. Binaenaleyh : “A lid h, her selam uerildikfe ruhumu bedenime 
reddeder" demek, “ rfihumun bedenim uzerindeki taallfikimu iddme eder ” demektir. Yoksa 
b^zilarmm zannettigi gibi her selam verdik^e rClhu Saadet reddolunur. Sonra kab- 
zolunur demek degildir. \Z&dv?l-Me&d: C. 1, S. 304]. 


186 


KABR-t SAADET ZtYARETl — EYYtJB-I SAHTEYAnI 


Abdullah Ifyn-i Omer radiya'llahu anhuma da Mescid-i Sa&- 
det’e girdiginde: (Es-Selamii aleyke yd Res&lallah!, Es-seldmii aleyke 
yd Eba-Bekr! Es-selamu aleyke ya ebeti!) demek, sonra geri donmek 
itiyadinda idi. Biitiin Ashab-i Kiram da bu vechile selam vermi§lerdir. 

Bundan sonra Ibn-i Teymiyye, Menasik" inde Resulullah 
salla'llahu aleyhi ve sellem't selam verilirken Hiicre-i Saadet’in istikbal 
edilip kibleye arka verilmesini ogretiyor. Ve ziyaretin bu de’bi; Ma- 
lik, §afii, Ahmed Ibn-i Hanbel hazarati gibi ekser ulemanin 
mezhebi oldugunu ve Imam-i Ebu Hanife’ye gore, bilakis kible- 
nin istikbal edilmesini ve Ebu Hanife’nin bizi ashabma gore de 
eimme-i selasenin ictihadi vechile Hiicre-i Saadet’in istikbal edilece- 
gini bildiriyor. 

Yalmz §eyh’in burada Imam-i Ebu Hanife’nin mezhebi hak- 
kinda verdigi ma'lumat muhtac-i izahtir. Bu babda bir Hanefi ile 
bir §&fii muhakkikunn Imam-i Ebfi Hanife’nin mezhebini nasil 
izah ettiklerini dhdeyelim, Aliyyii’l-Kari Meslek-i Mutekassifta., 
Ibn-i Hacer-i Heytemi de Cevher-i Munezzarn'inda, §oyle izah 
ediyorlar. 

Ebu’l-Leys gibi bazi me§&yih-i Hanefiyye ve buna tebaiyyetle 
Kirmani ve Seriici 1 gibi bazi zevat, esnli-yi ziy&rette kiblenin istik- 
bal edilmesini, Imam-i Ebh Hanife’den Im&m-i Hasen’in bir 
rivfiyetine istinad ederek bildirmi§lerdir. Fakat muhkkkik Ibn-i 
Hiimam : “ EbU’ l-Leys'in bu rivayeti merd&ddur. Qiinkii Imam-i 

EbA Hanife Miisned'inde tbn-i Omer radiya’llahu anhuma" dan ziyaret 
esnasinda hiicrenin istikbali mesnAn oldugunu rivayet etmiftir ” diyor. Ibn-i 
Humam’in bu miiddeasim, Abdullah Ibn-i Miib&rek’in, Ebu 
Hanife’den i§ittigini bildirdigi §u vakia te’yid etmektedir. 

Ebft Hanife 'Hazretleri demi§tir ki : Ben Medine’de iken 
Eyydb-i Sahteyani 2 Medine’ye gelmi§ti. Kendi kendime : “Ta- 


1 [ v*] i J*J : d* 

a Eyyftb-i Sahtey&ni, Basra’da yeti$en me$iihir-i huffazdandir. Said Ibn-i 
Ciibeyr’den, Ibn-i Sirin’den ve daha bu tabakadaki ehl-i hadisten riv&yet et- 
mi§tir. Kendisinden de §u € be, Ma*mer y iki Hammad ile iki Siify&n ve Ibn-i 
Uleyye gibi bir hayli eimme-i hadisin riv&yetieri vardir. §u t be, s&hib-i tercemeyi 
StyyidO* l-uUmd unviniyle yadedermi§. Ziihd ii takvasi ve siinnet-i seniyyeyc §iddet-i 
ittibAi, rivayette adaleti hakkmda pek $ok nevidir menkuldur. Kirk def'a haccet- 
,mi$tir. Im&m-i Ebti Hanife’nin mulakati, bu haclardan birisinde olacaktir. 


resCl-1 ekrem’e salat tr selAm 


187 


mam sirasidir . Goreyim , $u miihim Tdbii simasi HiicreA Saadet'i nasil ziyant 
edecektir ?” dedim. Ebu Eyyub, arkasim kibleye vererek ve Vech-i 
Saadet’e tevecciih ederek baki ve gayri miitebaki bir halde yani ses- 
siz aglayarak ziyaret etti. Bundan §u anla§ilmi§tir ki; Hazret-i 
Imam-i Ebu Hanlfe bu mes’elede bir miiddet miitereddid bulun- 
mu§lar. Sonra ziyarette Vech-i §erif-i Nebevi’ye tevecciih edilmesi 
miistehab oldugu ictihadmda karar kilmi§lardir. Burada bu izahi- 
miza nihayet vererek yine Ibn-i Teymiyye’nin Menasik' ine avdet 
ediyoruz : 

Ibn-i Teymiyye diyor ki : Ziy&retci : (Es-Selamii aleyke yd 
Resula'llah! Xd Ncbiyya’llah! Yd hireta'llahi min halkihl Yd ekreme' l-halki 
ala rabbih! Yd imame'l-miittakin = Ey AllaKin Resulti! Ey Allah ' 1 in 
Nebisi! Sana seldm ederim . Ey Allah' in, mahlukati ve mevcudati arasindan 
istijd edip segtigi Peygambcr-i zi-$dn'i ! Ey halkin AllaKma kar$i hisal-i 
hamide perverde eden en necib simasi /, Ey miittakilerin imami ! Sertin huzur-i 
Saadel'ine seldm sunanm!) diye selam verirse, buda muvafiktir. Bu all 
evsafin kaffesi, ugrunda babami, anami ve biitiin varligimi feda et- 
mekten bir an bile $ekinmedigim aziz Peygamberimiz’in sifat-i &liy- 
yesi ciimlesindendir \ 

lbn-i Akil, §emdil 4 Zuhhdd namindaki eserinde Eba Ya^mur’e miintehi 
olan bir senedle sahib-i tercemenin harika-i tabiat bir meflkabesini naklediyor. 
Ebu Ya‘mur demi§tir ki : Bir kerre Mekke yolunda giderken kafile susuz kalrni? 
ve biiyiik bir tehlike ba$gdstermi§ti. EyyCtb vaz<iyyeti anlayinca bir daire ^evirdi, 
dua etti. Oradan su nebean etmege ba$ladi. Biitiin kafile halki ve dev^leri kana kana 
i^tikten sonra Eyyub elini su £ikan mevziin ustUnde yiiriittii, orasi h&l-i sabikma 
avdet etti. 

Bu hadiseyi raviden nakleden Ebu Rebi c de diyor ki : Bunu Rey’de i$itmi$~ 
tim. Basra’ya geldigimde Basra’nin me$ahir-i eimmesinden Hammld Ibn-i 
Zeyd’e hikaye ettim. O da cevaben : Bunu ben de EyyOb ile ber&ber o seferde bu- 
lunan ve h&diseyi bizzat mii§ahede eden Abdii’l-Vahid lbn-i Ziyid’dan duy- 
dum, demi§tir. Eyyub 131 tarihinde 63 ya$inda vefat etmi?tir. [ TezkiretiiU-Huffdz : 

a 1, s. 1x7]. 

1 Gerek Liibdb* da, gerek sair menasike dair eserlerde daha uzun selam suretleri 
de mazbuttur. Aliy yii*l-Kar i Lubab $erhinde §u me$hur riibai'nin de sel&ma 
edilmesini tavsiye ediyor : 

ma«nAsj 

“Ey §u miibdrek toprak if ine defnolman nd/dsU bepriyyenin haytrlxst olan Peygamberim / 
Sana arz-i ta'zim ederim . Bu merkad-i mubdrekin nisbetinden , yeryuzuniin biitiin daglan, 




188 . ‘ KABR-I SAADET ZtYARETt 


Resul-i Ekrem’e selam vermekle beraber salat etmek de 
dogrudur, mergubdur. Resul-i Ekrem’e salat ve selam, Allahu 
Teala’nin evamiri cumlesindendir x . 

Eimme-i fikih ve hadisin ittifakma gore, esna-yi ziyarette Hticre-i 
Saadet’e kar§i yalmz selam verilir, Hiicre-i Saadet’e el suriilmez, 
takbil edilmez, tavaf olunmaz, hiicreye kar§i namaz kihnmaz, hiic- 
reye kar§i dua edilmez. Bu cihetler eimmenin ittifakiyle menhidir. 
Kabr-i Saadet’in yamnda dua etmek bid'attir. Ashab’dan hi? birisi 
hiicre huzurunda dua i?in tevakkuf etmemi§tir 2 . 

Bu bibda Liibabifl-Mendsik ile §erhinde §u izahati goriiyoruz : 
Ziyaret?i esna-yi ziyarette Kabr-i Saadet’in duvanna dokunmaz. 
Takbil de etmez. Makam-i vakarda mess ii takbil, hilaf-i edeb olmakla 
beraber bazi erk&n-i Ka'be’nin havassindandir. Zair, Kabr-i Saadet’in 
etrafmda tavaf da etmez. Bu da Ka'be-i §erife’fiin havassindandir. 
Hi?bir enbiya ve evliya kabrinin etrafi tavaf edilip dola§ilmaz. Bazi 
cehelenin boyle yaptigi taklid edilmemelidir. Velev ki bu avam, 
me§&yih ve iilema suretinde olsalar bile. Yine ziyaretci Kabr-i Sai- 
det’e kar§i inhina edip egilmemelidir. Ve o arz-i miibareki takbil de 
etmemelidir. Bunlarm hepsi bid'attir, gayri mustahsendir ve binaen- 
aleyh mekruhtur. Hele Kabr-i Saadet’e kar§i secde etmek kat'iyyen 
haramdir. Ve bilhasa Kabr-i §eriPe dogru namaz kilmak haram 
olmakla beraber Kabr-i §erif’e kar§i ibadet ve ta'zim kasdiyle kilin- 
masi mucib-i kiifurdiir. 

I§te Resul-i Ekrem salla'lldhu aleyhi ve sellerrCi ziyaret hakkmda 
ta'dad edilen bu adabin kaffesi, O Resul-i zi-§&n’in kendi tebli- 
gatmdan mustefaddir. Artik bunlardan hi? birisine kendi ali huzu- 
runda muhalefet etmek caiz degildir. Imam-i §afii radiya'llahu 
anK in §u edibane hareketi bizim i?in niimune-i imtisal olmalidir : 
Imam-i §afii kaddese* llahu sirruhu , Imam-i A'zam Hazretlerinin 

ovalart mutayyebdir. Muhterem Peygamberim ! Senin sakin bulundugm bu kabr-i §ertfe camm 
feda olsun ! . Iffet ve nezahet cdd ii kerem hep bu kabrin iginde medfun ve mevcMdur. 

1 * LJl~j \j+L* j aJLp IjJL* j/JUl Lf-I \j ^ D jLb J&\ jl 

2 Ibn-i Teymiyye burada diyor ki : Halife Mansur, Hiicre-i Saadet 
huzurunda dua ederken kibleyimi yoksa hiicreyimi istikbal edecegini yaninda. bulu- 
nan tmam-i Malik’ ten sordugu, onun da hucreyi istikbal ediniz, dedigi suretin- 
deki rivayetin asli yoktur, yalandir. Hiicre huzurunda duaya mesag yoktur. Ashib-i 
Kir am, dualarini Kabr-i Saadet’ten ayrildiktan sonra Mescid-i Saadet’te ederlerdi. 


* Sure : 33 (Ahzab)y ayet: 36. 


zIyAretIn AdAbi 


189 


kabr-i §erifini ziyaret ettiginde; biiyiik Imam'm huzurunda onun 
mezhebine muh&lefetten hay& ederim, diyerek kendi mezhebinin bir 
sunnetini terketmi§tir. I§te Imam-i §&fifnin bu §ayan-i imtisal 
olan hareketi gaye-i teeddubdlir. Miinteha-yi §utkr ve irfandir K 

Adab-i ziyaretten bir muhimmini de Kadi Iyaz, £t/2’smda 
§6yle bildiriyor : 

“Resdl-i Ekrem'e , hal-i hayatinda nasil tevkir ve tcfzim edilirse, 
vejatindan sonra da oyle htirmet edilir. Bindenaleyh Kabr-i Saadet ziydret 
edilirken hufd* vesukdn iizert derli, toplu ve fuurlu hareket edilir . Ref c -i savt 
edilmez” dedikten sonra §oyle bir hadise rivayet ediyor : 

Hulef^-yi Abb&siyyenin ikincisi olan Ebu Ca c fer-i Mansflr, 
Kabr-i Saadet’i Imam-i M&lik ile birlikte ziy&ret etmi§ti. Mescid-i 
Saadet’e girdiklerinde Mansur, yuksek sesle soyleniyormu§. Imam-i 
Malik §oyle demi§tir: Ya EmireM-mii’minin! Mescid’de ve bilhassa 
Kabr-i Saadet’in kurblinde ref‘-i savt etmeyiniz. Cenab-i Hak 
Kur y an-t Kertm’de, bir kavme, Resul-i Ekrem ile miis&habe adabim 
ta'lim ederek: j+S 4 I jj&'ij V »” 

2 « = Sesinizi Peygamber’in sesinin fevkinde yiikseltmeyimz. Ve bdzmtzin 

baziniza yuksek ses ile sqylendigi gibi Peygamber'e kar$i cehr-isavt etmeyiniz ” 
buyurmu§tur. 

Cenab-i Hak, diger bir kavmi de : 3 <t *1 J x* 61 »** 

= Peygamber ? in yamnda soz soylerken seslerini ktsan Ashab-t Nebi, oyle miittaki 
ve miicddeb kimselerdir ki> Allah onlarxn kalblerini hayr u takva igin hdlis 
kilmifttr) diye medhetmi§tir. 

Yine Cenab-i Hak bedevi bir kavmi de : »\ jj j* dti or All 6l V* 

*« c*\ =2= Hiicrelerinizin arkasinda (yk Muhammed di§an 51k, diye) 
sana nidd edenler (e rencide olma. Bunlar) in eksertsi seninyiice mertebeni 
anlamiyan kimselerdir ” diye zemmetmi§tir. 

Binaenaleyh Resfil-i Ekrem’e hayatta iken nasil hiirmet ve 
ta'zim edilirse, meyyiten de oyle hiirmet edilir. 

Im&m-i M&lik’in bu nasihati iizerine Ebu Ca c fer, edeb ve 
terbiyesini takirnp hadiane ve ha§i&ne bir vaziyet alim§tir. Ne giizel 
nasih, ne giizel kabil?.. 6 

1 (Lub&bu'l-Men&sik ve gerhi : S. 293 ). 

1 SHr$: 49 (Hucurdt), dyet: 2 

* Stire: 49 (Hucurdt), dyet: 3 

4 Stire: 49 (Hucurdt), dyet: 4 

* (§ifll jerhi AliyytflrKdrt : C. 2, S. 41). 


190 


ZlYARETlN BlD'l §EKLt 


Ihtar : Resul-i Ekrem’e : (Yd Muhammed , digan giksana) 
diye kabaca hitab eden Uyeyne Ibn-i Husayn ile Akra c Ibn-i 
Habis idi* Bunlar, Beni Temim kabilesinden yetmi§ ki§ilik bir hey 5 - 
etin riyasetinde olarak Medine’ye Resul-i Ekrem’i ziy arete gel- 
mi§lerdi. Geldikleri ku^luk zamamna tesadiif etmi§ ve Resul-i 
Ekrem uyur bulunmu§tu. Bunun iizerine bu bedevi adamlar, Re- 
sul-i Ekrem’i uyandirmak maksadiyle hiicuratm afka tarafinda 
yiiksek sesle ve kabaca boyle bagirmi§lardi. Ve itab-i ilahiye miista- 
hak olmu§lardi. 

§imdi yine Ibn-i Teymiye’nin Mendsik' ine avdet ediyoruz. 
Mii§arun-ileyh diyor ki : Ashab-i Kiram, Hiicre-i Saadet huzurunda 
yalniz salat u selam ederdi. §efaat dilerdi. Dua i^in* tevakkuf etmezdi. 
Ashab-i Kiram, Kabr-i Saadet’ ten ayrildiktan sonra Mescid-i Saa- 
det’te kibleye kar§i namaz kilar, burada dua ederdi. Qiinkii ResCil-i 
Ekrem Efendimiz : ( bJj V ^ = Yd Rab , benim kabrimi 

tapilan put haline kqyma) diye Cenab-i Hakk’a arz-i niyaz etmi§tir. 
§eyhayn’in Sahih'lcnnde tahric ettikleri bir hadis-i §erifte de Resul-i 
Ekrem sailed lldhu aleyhi ve sellem: jjJ \ V j I jJL* V »” 

« = Ashdbim ! Saktn kabrimi bayram yeri , evlerinizi de 
kabir haline koymayimz. Nerede bulunur iseniz orada bana salavat getiriniz . 
0 bana erigebilir” buyurmu§tur. 

Yine Resul-i Ekrem : 0U ! iLJ j t UJ r \ ^ ;■**)! J* IjJtfl 

dil 01 i (Jli ? {jfl c~-*j1 -A * j ? c* j*i ^ . Jp 

iU*-! Jfb 01 y = Ashdbim ! Bana cum*' a giinii ve cum* a 

gecesi gok salavat ediniz . Sizin getirdiginiz Salavdt-i §erife bana arzolunur, 
buyurmuftu. Ashdb-i Kiram: 

— Yd Resula' lldhi Seldmimiz, Hiicre-i S added ine nasil arzolunur? 
Siz kabrinizde furumiif bulunuyorsunuz y diye sorduklannda Resul-i Ekrem 
Efendimiz •' 

— Cenab-i Hak, enbiya cesedlerini yemeyi bu topraga haram kilmig - 
\tif” diye cevab vermi§tir. 

Y ine ResCil-i Ekrem salla'llahu aleyhi ve sellem : * ^1 <0 1 0^ »” 
« jjJ \jlk\ . —Allah; Yehud ve Nasard'ya gadab etsin! 

Bunlar , peygamberlerinin kabirlerini mescid ittihaz etmi$lerdir diye Yehud 
ve Nasara’mn ef c al ve adatindan men* ii tahzir buyurinu§tur. Bu mil - 
nasebetle Hazret-i Ai§e radiycdllahu anha: “Bu hadis ile nehyedilmemif 
oi^aydi, Ashab-i Kiram , Kabr-i Saadet' i herkese kiijdde bulundururlardi. Ldkin 


Ashdb , mesc 
surette mesci 
Irtihal 
Hazret-i 
rarak) defn 
hat-i mti^ 
zamanmda 
Valisi bull 
rat-i seniY 
Resul-i I 
de mescid 
miinharif \ 
kar§i kims( 
Miislim’ii 
sellem: (W 
kabirlere ka 
Daha 
ret-i kubu: 
ediyor ki, 
rettir. Bid 
mektir, di’ 
edecegiz. 

Daha 
kilmak m 
umre gib 
Nesai, 1 
bildiriyor. 

Sonn 
namaz kil 
bu ziyare 
edilebilec< 
Mescid-i 
Bund 
me§ayih 1 
minin itti 
akvaline 
memleket 


MESClD-I KUBA ZlYARETl 


191 


Askab , mescid ittihazim kerih gorduler . Dogrusu ben de afik bulunduruldugu 
urette mescid ittihdz edilmesinden endive ederim” demi§tir. 

Irtihal-i Peygamberi iizerine Ashab-i Kiram Viicudii Saadet’i, 
Hazret-i Ai§e’nin odasinda vefat ettigi yere (fir&$-i Saadet' i kaldi- 
rarak) defnettiler. Gerek Hazret-i Ai§e’nin odasi, gerek sair iimme- 
hat-i mu’mininin odalan mescid haricinde idi. Ahiren Abdiilmelik 
zamamnda Mescid-i Saadet ta'mir edilirken Abdiilmelik’in Medine 
Valisi bulunan Omer Ibn-i Abdii’l-Aziz tarafindan bu hucu- 
rat-i seniyye i§tira edilerek mescide ilave edildi. O zamandanberi 
Resul-i Ekrem’in medfen-i miibareki olan Hazret-i Ai§e hiicresi 
de mescid dahilinde bulunuyor. O sirada Hiicre-i Saadet, kibleden 
mlinharif ve musennem birhalde bina edildi.. Taki, Hiicre-i Saadet’e 
kar§i kimse i$in namaz kilmak mumkiin ve muyesser olmiya. Qiinku 
Mtislim’in, Ebu Mersed’den rivayetine gore, solid llahu aleyhi ve 
sellem: ( WJI ' jLaS V j J>r U! Jp 1 V = Kabirlerin iistune oturmayimz ve 
kabirlere karp namaz kilmayimz ) buyurmu§tur. 

Daha sonra Ibn-i Teymiyye, Menasik! inde umumiyetle ziy&- 
ret-i kuburdan bahsederek bunun §er < i ve bid c i olan iki §eklini izah 
ediyor ki, ziyaret-i §er c iyye : meyyite selam verip dua etmekten iba- 
rettir. Bid c i olan ziyaret de ha vayicin i z iyaret ettig i me yyitten dile- 
mektir. dive hulasa edebiliriz. Bunlari yakinda cenaze bahsinde izah* 
edecegiz. 

Daha sonra Mescid-i Kuba’yi ziyaret etmek ve orada namaz 
kilmak miistahab oldugunu, Mescid-i Kuba’da kilinan namazin bir 
umre gibi fazileti haiz bulundugunu Ahmed Ibn-i Hanbel, 
Nesai, Tirmizi, Ibn-i Mace’den rivayet ettigi hadisi §eriflerle 
bildiriyor. 

Sonra §eyhu’l-lslam, Mescid-i Aksa’ya sefer edilmesi ve orada 
namaz kihp dua, zikir, kiraet, itikaf olunmasi miistahabdir, diyor. Ve 
bu ziyaretin ister esna-yi hacda, ister her hangi bir zamanda icra 
edilebilecegini bildirerek, burada da mesh, takbil, tavaf gibi yalmz 
Mescid-i Haram’a aid bulunan ePalden tahzir ediyor. 

Bundan sonra hig bir kimse i<jin Arafat’tan ba§ka ne enhiya, ne 
me§ayih ve saire kabirlerine kar§i vakfe etmek i$in eimme-i Miisli- 
minin ittifakiyle sefer caiz olmadigim bildiriyor. Ve ulemanm azher-i 
akvaline gore, hi^bir kabri ziyaret i$in §edd-i rahil edilmez. Yalmz 
memleketinde ve yakininde bulunan kubur, ziy&ret-i §er l iyye ile ziya- 


192 


ZlYARETlN MEBNA-ALEYHt 


ret edilir. Mescid-i Kuba’nm Medineliler tarafindan ziyaret edilmesi 
gibi, diyor. 

§imdi §eyhu’l-Islam Ibn-i Teymiyye, adab-i ziyarete dair 
verdigi iiahatm mebna aleyhi, tevhid esasim siyanete ma e tuf oldu- 
gunu bildirerek diyor ki : 

Din-i Islam, iki asil iizerine bina kilmmi§tir : 

1) Ibadet, yalmz ve miinhasiran Cenab-i Hakk’a edilir. Ol 
Allah ki, kendisinin uluhiyyette, havass-i riibubiyette, ibadete istih- 
kakda §eriki ve naziri yoktur. 

2 ) Cenab-i Hakk’a ibadet me§ru { bir §ekilde eda edilir. Bid‘i 
bir surette Hakk’a ibadet edilmez. Nasil ki, Cenab-i Hak Kur’an-i 
Azimii§-§an’inda zatinda §eriki, sifatinda naziri olmadigim ilan etme- 
sini Resuliine emrettikten sonra: ( Kim ki, Mevldsina hiisnihal He miila- 
ki olmak dilerse , amel-i salih iflesin ! Ve Allah' ina hif bir §eyi ortak kilma - 
sin!) buyurmu§tur K 

Bunun i$in Omer Ibn-i Hattab radiya'lldhu anh: “Yd Rab ! 
Ibadetlerimi her vechile Sana salih ve layik ve rizd-yi ilahine kalis kil ” diye 
dua ederdi. Fudayl Ibn-i tyaz da: fjLJ sLl*l j&j 11 jU ^ill 

2 < 1 ^ = 01 Cenab-i Hak ki , diinyada mevti, ahirette haydti yaratmifhr. Ta ki , 
hanginiz hayir ve ibadet cihetiyle daha kalis oldugunu anlaya .” ayet-i kerime- 
sindeki (ahsen) kelime-i §erifesini (ahlesiihu ve asvebiihu = Daha ozlii 
ve daha dogru) diye tefsir ederek : “Halts ve ozlii olan ibadet, yalmz Allah 
ifin edilen ibadettir. Dogru olan ibadet de Sunnet-i Seniyye'ye uygun olan iba- 
dettir ” demi§tir. 

Ahadis-i sahihadan miilhem olan bu vesaya ve tekayyiidat, 
din-i Islam’in iissii’l-esasi olan tevhid akidesinin halelden siyaneti 
gayesine maHuftur. Din-i Islam, ibadetlerimizin miinhasiran Allah 
i<;in olmasmi, yalmz Allah’a kar§i mes'ul oldugumuzu bilmemizi, 
Allah’tan korkup Allah’tan iimidvar olmamizi taleb eder. Kur’an-i 
Kerim ibadette tevhidi emr u tar*lim eden ayat-i kerime ile doludur 1 2 3 . 


1 [ ijj** ] i-U-l 4jj oUj V J U-L* Aij OlT jk 

2 Sure : 67 (Mulk), ayet: 2 

3 zU\ U>i Ul . ffJ Li >> Jl A\ > v bS 3 ! Ji £ ) : JL ; , djLi &\ JU if 

**( ^ Ul* jlpUI ji ) Jl *( ^JUJI VI Cr-U! jl\j V U$ 3 I 


* SHre: 59 ayet: 1-3 


** Sure: 33 (furrier), ayet : 14 


jBN-t TEYMtYYE’NlN MEN*! DOGRU MUDUR ? \ I ' 193 

Hulasa : Buraya kadar Ibn-i Teymiyye’nin Menasik’ inden 
hem Merkad-i Saadet ziyareti ile Mescid-i Nebevfde edi-yt salat ve 
ibadetin adab ve fazailine dair ummlihat-i mesaili miitalea ctmi§ 
bulunuyoruz. Hem de Minhdcii’ s-Siinne muellifinin Kabr-i Saadet 
ziyaretinin esasma mu‘teriz olmadigini, bilakis bu babdaki kan&ati- 
nin tamamiyle ahadis-i sahiha ile eimme-i selefin miictehedati mah- 
stilii olarak megrft* bulundugunu ogrenmi§ oluyomz. Bunun i$in Ibn-i 
Abidin merhum Reddii’ l- Muhtar’ da bu menM ziyaretin asl ii es&si 
olmadigini ve esas. itib&riyle §eyhii ? l-Isl£m’m da Kabr-i Nebi 
aleyhi’ s-seldm’ 1 ziyaretin me§ruiyyetine kail bulundugunu b&zi ulema- 
dan naklederek bildiriyor. Jjimdi yukaridaki unvammizda : (Ibn-i 
Teymiyye’nin , Kabr-i Saadet’ i ziydretten menH rivdyeti dogru mudur?) 
suretinde ir&d ettigimiz suale iistadin kendi Mendsik’ini miitaleadan 
mulhem olarak : ( Hayir> dogru degildir) diye cev&b verecegiz. . t 

Fakat bu isnadm men§ei nedir? Bunu da Ibn-i Teymiyye’nin 
miitaleasmi yukanda vadettigimiz iki eserinden ikincisi §edd-i rihal 
hadisi hakkinda yazdigi bir risalesinde gorecegiz. Ibn-i Teymiyye 
bu risalesinde, mevzuumuz olan hadise istinaden Kabr-i Nebi 
aleyhi’ s-seldm’ 1 ziyareti nezr ile iltiz&m ederek if£-yi nezr iqin §cdd-i 
rihal edilmesi menhidir, demijtir. Ibn-i Teymiyye aym zamanda 
Ibrahim Halil aleyhi’ s-seldm’ m kabrine ve bazi enbiya ve meg&yiha 
nisbet edilen mekabir ile makamat ve mej&hid-i mlibarekeye, TOr-i 
Sina ve Cebel-i Hir& gibi b&zi daglara ve magaralara sefer ; keza 
mesaid-i sel&seden ba§ka mescidlere nezr ile iltiz&m-i sefer edilirse, 
bunun menhi oldugunu bildircrek §u yolda miidafaa ediyor : 

i) Ebu Hureyre hadisindeki nehye binaen mesacid-i sel&se- 
den ba§ka mescidlere nezr ile iltizam-i sefer edilirse eimme-i erbaamn 
ittifakiyle bu nezr-i ifa etmek vacib degildir. I<jindc be§ vakit namaz 
kilmaga me^ur oldugumuz mescidler ki : kaffesi Allah evidir. Bun- 
lara nezrederek sefer etmek menhi olunca bu mekabir ve makam&t-i 


OJj 61 jJtjJ i)\T U ) JUJ JU j 1 ( o jIaU-I 1ft J j 4uul 

6- J5 ) . 1 2 3 (^Oj>,y*± W* J jb f'ijjJl j fl\ j 

• 3 ( f** wiiT 6 ^ <1 j* 

1 SHre: 39 er) y dyet: 64 

* Stire: 3 ( Al-i Imrdn), dyet: 79 

3 Stire: 17 (lsrd')> dyet: 56 

F. : 13 


/ 


194 


tBN-1 TEYMlYYE’NlN kabr-1 saAdet’ 1 ZlYARETTEN 


miibirekeye §edd-i rahl edilmesi evleviyyetle menhi olur. Ezciimle 
Kuba mescidi ki, Resul-i Ekrem tarafindan te’sis buyuruldugu gibi 
kendileri de biitun hayati mtiddetince her cumartesi giinii rakiben ve- 
yihut ma§iyen gitmek itiyadmda bulunduklan Sahihayn’ de Ibn-i 
Omer radiya’llahu anhumd’Azn riviyet edilmi§tir. Bu mescide bile sefer 
edilmesi, nehyin §umulii dahilindedir. Tirmizi’nin tashih ve hiisniinc 
htikmettigi ve daha ba§ka muhaddislerin de tahric ettikleri bir hadiste 
Resul-i Ekrem: “Kim ki evinde giizd gusiil abdesti ahr ve sonra Kuba 
mescidine gelir de y bu zjydretinde bu miibdrek mescidde namaz kilmaktan bagka 
bir ejnel beslemezse , birumre etmig gibi kendisine sevab kaydolunur ” buyurmu§- 
tur 1 /l§te bu derece haiz-i fazilet olan Kuba mescidine de nezr ile 
ihtiyir-i sefer edilmesi menhidir. Halbuki Medineliler i^in bu mes- 
cidi ziyirette sefer bulunmadigi icjin ziy&ret miistehibdir. 

2) Sahihayn’ da Resulullah salla’llahu aleyhi ve sellem’ den riva- 
yeti sabit olan bir hadis-i §er!fte Resul-i Ekrem: “Alldh y Yehud ve 
Nasdrd’ya gadab etsin; bunlar y peygamberlerinin kabirlerini mescid ittihaz 
eimijlerdir” buyurup bu adetten Ashabmi ve iimmetini men < etmi§tir. 
Bu hadisin terceme ve izahi (655) numara ile gelecektir. 

3) Sahih-i Miislim’dc ve sair hadis kitablannda tahric olundugu 
iizere Resul-i Ekrem : “ Sizden evvel gelip gegen iimem ve akvdm , kabir- 
lerini mescid ittihaz etmek itiyadinda idiler. Siz bunlardan mutenebbih olup da 
kabirlerinizi mescid ittihaz etmeyiniz . Sizi bu fena itiy addon men 1 ederim ” 
buyurmu§tur. Bu men < ii tahzire binaen Ashab-i Kiram, me§ahid-i 
enbiyadan hie; birisine, ne me$hed-i Hal il Ibrahim’e, ne de ba§ka 
bir peygamberin mc§hedine sefer etmediler, diyor. 

4) Hadis-i Sahih’de varid oldugu iizere, Resul-i Ekrem 
Efendimiz Leyle-i MiVac’daki seferinde yalmz Beyt-i Makdis’te iki 
rek'at nam&z kilip ba§ka hie; bir yerde namaz kilmadi. Bazi kimselerin 
Mi Vac seferinde Resul-i Ekrem’in Medine’de, Musa aleyhi’ s-se- 
lam’x n kabrinde, Halilii’r-Rahm&n’in kabrinde namaz kildigi 
hakkmda riv^yet ettikleri hadisler, mevzu* * ve yalandir. 

Ibn-i Teymiyye bu delilleri serdettikten sonra diyor ki : 
Bizi iilemi, me§ihid-i miibarekeye sefer edilmesine ruhsat vermi§- 


1 A«l J — 0 Attl JU Jli Zi\ 0 +J J/ J**- J* 

• jrl j cJ l - j #ljj ] . S 4} b\f ci »LS JU», » j! ^ Olj j 

[<J J&iill j 


MEN«I RlVAYETlNlN MEN§El NEDlR ? 


195 


lerdir. Fakat bunlarm bu cevaz ve miisaadeleri ne eimme-i seleften 
bir zattan menkuldur, ne de bir delil-i §er‘iye miisteniddir. Mend - 
sik-i Hacc' inde de bu noktayi daha fzah ederek diyor ki : 

Oliileri ziyaret etmek, oliilere selam verip dua etmek bir emr-i 
ma^uftur ve me§ru c dur. Fakat enbiya ve suleha kabirlerini ziyaret 
i^in sefer edilmesi eimme-i ulema tarafindan bid c at ve miinker adde- 
dilmi§tir. Bu babda sahih olarak mervi olan iki kavilden kavl-i esahha 
gore, bu sefer gayri me§ru c dur. Hatta bazi iilema buseferi sefer-i 
ma c siyet addederek esn&-yi seferde kasr-i salati tecviz etmemi§lerdir. 

BiR hulasa daha : Ibn-i Teymiyye’nin ikinci eserinden dg- 
rendigimiz miitaleasi da iki nokta iizerinde teksif edilir : 

1) U<; mescidden ba§ka mesacide, Merkad-i Nebi ve Merkad-i 
Halil Ibrahim aleyhV s-seldm gibi merakid-i enbiya veya evliyaya 
nezir ile ihtiyar-i sefer edilmesi menhidir. 

2) Fakat her mu’minin kendi memleketindeki merakid ve me§&- 
hid-i mubarekeyi usul-i §er c i dairesinde, selam ve dua etmek sflre- 
tiyle ziyaret etmesi mejru^ur, miistehabdir. 

I§te Ibn-i Teymiyye’nin §ayan-i nazar ve tevakkuf olan icti- 
hadrbunlardan birincisidir. Merkad-i Nebevi de dahil oldugu halde 
merakid-i enbiya ve evliyaya nezir ile ihtiyar-i sefer edilmesi menhi- 
dir* haramdir, demesidir. Halbuki yukanda izah ettigimiz ve Ibn-i 
Teymiyye’nin kendi lisamndan naklettigimiz vechile cimme-i erbaa 
ile beraber eimme-i selefin Ciimhuru, yalniz bu nezrin ifasi v&cib 
degildir, diyoilardi. BuharVn in hadisi suret-i sevkinden ve hadisin 
sebeb-i viirudu hakkmda verdigimiz iz&hattan da bu nehyin, namaz 
ve ibadet i$in §edd-i rihal edilmesine miiteveccih oldugu miistef&d 
oluyordu. Miicerred ziyaret i$in sefer ve seyahat edilmesini ciimhur-i 
iilema miibah addediyorlardi. Bilhassa selefin bu ara ve efkarmdan 
miilhem olarak Irak i’nin miitaleasi, bu hadis-i§erifin hakiki mahmilini 
ve hadisten miistefad olan nehyin hududunu ve miinteha-yi §iim(ilunu 
kemal-i vuzuh ile ta'yin etmi§ti. l§te Ibn-i Teymiyye’nin Kabr-i 
Saadet’i ziyaretten men'i rivayetinin men§ei budur, z&hiren Ciim- 
hurun mezhebine muhalif olarak nezir ile iltizam-i sefer menhidir, 
demesidir. Fakat §imdi gorecegiz ki, bu da ehl-i ilim tarafindan tevcih 
edilmi§tir. Sonra Kitdb-i Mendsik ? te miitalea ettigimiz vechile Ibn-i 
Teymiyye de esas i^ibariyle Kabr-i Nebi aleyhV s-selam'i ziy&retin 
me§ruiyyet ve faziletine kail idi. Binjoklari bu iki noktayi, y&ni asil 


196 KASTALANrNlN TENKlDl — ALlYYt)’^ - KARl, GAZAlI 

ziy&ret ile nezrederek iltizam cdilen ziy&ret arasini tefrik etmiyerek, 
kimisi bi’l-ihizam bilerek, kimisi bilmiyerek : “ Ibn-i Tejmiyye, 
Kabr-i Saadet'i ziyaretlen men ‘ etmiftir" diye ortaya igren^ bir iddi& at- 
ria Lglardir. 

§ 4 rih Kastal&nl bile bu §amiUelcrden muteessir olarak ve asil 
ziy&ret ile nezrederek iltizam edilen ziy&ret arastndaki farki gozetmi- 
yerek Fethii’l-Bdrl'de mevzuu bahsimiz olan hadisin §erhinde bumen‘-i 
ziy&ret mes ’elesini naklettikten sonra : ^ijl j*j— I bn-i 

Teymiyye'nin Kabr-i Nebt aleyhi' s-selamt zydretten men'i hakkmdaki 
ictihadi, kendisinden menkul olan mesailin en (irkinidir ” diye Ibn-i Tey- 
miyye’yi muahaze ediyor. 

Hig §iibhesiz ki, Mevahib-i Lediinniyye gibi ummet-i Islamivyenin 
gonliine a§k-i Muhammed! sagan bir eserin bu faziletli miiellifi 
bu miit&leasini Ibn-i Teymiyye’nin husam&si gibi bir kin ve ihti- 
r &s ile yazmami§tir. Qunkii o nezlh gonliinde ResQl-i Ekrem’e 
muhabetten ba§ka bir §cye yer vermemi§tir. Nasil ki, bazi erbab-i 
tahkik lisanmdan naklederek : “ Ibn-i Teymiyye, ziyaret Idjzmin 
Kabr-i Neb l aleyhi' s-selam' a izaje edilmesini berth gormiiftur " suretindc 
tevclh etmi;tir. Nitekim Imam-i Malik gibi bazi eimme-i selefin 
de bunu kerih gordiiklerini yukanda 6grenmi§tik. 

Aliyyu’l-Karl de §ija §erhinde bu men‘-i ziyaret mes ’elesini 
tevclh ederek diyor ki : Bu hiirmet veya kerahet; bir mevsimde ve 
bir anda kadm, erkek biribirine kan$arak miinker ve mekruh bir 
surette ziyirete ve Kabr-i Saadet’in bayram yerine gevrilmesine mas- 
ruf olmasi 50k muhtemcldir. Bu ise : ( Yd Rab ! Kabrimi bayram yeri 
ittihaz edilmesinden styanel buyur ! ) suretindeki niyaz-i Nebevl ile valdi 
mutezammmdir. Ictinab edilmesi lazimdir. 

§eyhu’l-tsl&m’in gerek muasiri ve gerek miiteahhiri birgok huf- 
f&z-i ahadls ve ehl-i intikad, §cyh’in bu tahrlmini bu nevi* tevclh- 
lerle kargilami^lardir. Minhacu' s-Siinne miiellifinin bu tahrlmden mak- 
sadi da her halde bu yolda bid‘1 bir ziy&ret igin $edd-i rahle mlite- 
veccih olmasi iktiza eder. 

Maamafih §&fillerden Kadi ly&z ile Ebh. Muhammed C Q- 
bln’in mesacid-i selaseden ba§kasina §edd-i rahlin hiirmetine kail 
olduklanni ve Nevevl’nin bunun yanli;ligini tashlhe gali^tigini yu- 
kanda bildirmi§tik. Daha ewel de ;edd-i rahli alelitlak tahrlm edenler 
bulunmu; olacaktir ki, bunlan da Gazall muahaze ediyor. 


I 


NE DlYOR? — EBU HANlFE’NtN KABRlNl SAFtl’NiN ZtYARETl 197 


Gazali diyor ki : Bazi ulema bu Ebft Hureyre hadisi ile me- 
5&hid-i miibarekeyi, ulema ve sulehi kabirlerini ziyaret etmek i$in 
§edd-i rahlin menhi olduguna istidlal ctmi^lerdir. Bence bu miib&rek 
makamlan 'ziyaret memnu* degil belki me’murun-bihdir. Ibn-i 
Mace, Sif/^rt’inde Ibn-i Mes'ud radiyallahu anh'&zn riv&yet ettigi 
bir hadis-i §erifte Rcsul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: “ Asha - 
him! Sizi evvelce ben , kabirleri ziydretten nehyetmiftim , Artik fimdi ziydret 
ediniz 1 ” buyurmu§tur. 

Me§ahid ve makamat-i miibareke Ebfi Hureyre hadisinin 
daire-i §umulii haricinde bulunduguna gore, bu Ibn-i Mes c fid ha- 
disi mucibince bu makamat-i miibarekeye gidip ziy&ret etmek me*- 
muriin-bih ve mendub olur. Yinc Gazali diyor ki : Bu u$ mescidden 
ba§ka mescidler faziletce miites&vidir. Hig bir belde yoktur ki, i$inde 
bir mescidi bulunmasin. Fakat itie§ahid-i miibareke arasmda boylc 
bir tesavi yoktur. Belki onlar arasmda nezd-i Barf deki dereceleri nis- 
betinde ziyaretlerinden iktisab-i feyz edilir. Bilseydim ki bu ziy&retten 
men 1 eden alimler bu memnuiyyeti Ibrahim, Musa, Yahya 
aleyhimu's-seldm’m merakid-i miibarekelerine te§mil etmi§ler midir? 
Bu ise son derece haktan uduldiir. 

Hatib-i Bagdadi Tariff incle Imam-i §afifye vasil olan bir 
sened ile §afii Hazretlerinin §oyle dedigini rivayet ediyor: Ben EbO 
Hanife’nin kabrini ziyarette yiimn ii bereket buldum. Ve her gun 
onun kabrini ziyaret etmek itiyadindayim. Kendime bir ihtiyic 
anz olunca hemen menzilimde iki rek'at namaz kilip Ebu Hanife’- 
nin kabrine giderim. Onun merkadi yamnda hacetimi Cen3tb-i 
Hak’tan dilerim. Aradan 50k bir zaman ge^meden hacetim kaza 
olunur. 

Hulasa : Miifessir Alusfnin Risale-i /'tikddiyye’s inde bildirdigi 
vechile bu §eyh-i Hanbeli, yalmz fikirlerini teblig ve tahrir ederken 
pek miifrit bulunuyor. Ve muhaliflerini pek ziy&de muahazekirane 
davramyordu. Mesela ziyaret-i kuburda biraz fazla hiirmetk&rlik 
hissedince bunu Nasara’nm Mesihc’ ve Uzeyir’e ibadeti kabilin- 
den ad ile mucib-i kiifiir addediyordu. Halbuki bu iki fiil ve hareket 
ve kasd ii niyyet arasmda daglar kadar fark vardi. Fakat §eyh’in 


[ j if) J* 


l 


r 


198 


MESClD-I NEB! ALEYHl’S-SELAM 


bu ifrati din-i Islam’m (issu’l-esasi olan tevhidin siyaneti gayesine 


ma*tuf olacaktir. Bunda hi$ §iibhe yoktur. §u kat c i if&demiz, bu §eyh-i 
Harranhn nezr ile itizam-i ziyaretin menhi oldugu hakkindaki mud- 
deasini isbat i$in Sahihayn' den naklen irad ettigi delillerin hep tev- 
hid-i B&ri’nin halelden masuniyyetini istihdaf eden ahadis-i §erife 
ciimlesinden bulunmasina mebnidir. Resul-i Ekrem salla'llahu 
aleyhi ve sellem: (Allah, Tehud ve Nasara'ya gadab etsin . Bunlar,- pey gam- 
berlerinin kabirlerini mescid ittihaz etmijlerdir) ve (Sizden evvel gelip gefen 
iimem ve akvdm , kabirleri mescid ittihaz etmek itiyadinda bulundular , siz bun - 
Iordan miitenebbih olup da kabirlerinizi secdegah ittihaz etmeyiniz . Sizi bu 
jena itiyaddan men * ederim) kavl-i $erifleri ile ibadetin yalmz Allahu 
Teala’ya kar§i eda edilecegini ta*lim buyurmu§tur. Daima ve daima 
Cenab-i Hakk’m zatinde ve havass-i rububiyyetinde i§tiraki ifade eden 
her kasd ii niyyeti men* ettigi gibi ibadette ve ibadete istihkakta i§ti- 
rake badi olan her fiil ve hareketi de §iddetle men* etmi§tir. Ibn-i 
Teymiyye de nezir ile ziyaret iltizam eden bir^ok kimselerin bu 50k 
nazik olan muhimme-i diniyyeyi idrak edemiyerek Peygamber’in 
istemedigi ve §iddetle men* ettigi tevhide munafi bir tehlikeye dii§- 
melerinc yi nezir ile ziyaretin menhi oldugunu kabul etmi§ 

bulunuy 


Ebu Hureyre radiya'llahu anK den Nebi salla'llahu aleyhi 
ve sellem ' in §oyle buyurdugu riv&yet edilmi§tir : 

Benim §u (Medine’deki) mescidimde kilinan bir namaz, 
(Mekke’deki) « Mescid-i Har&m miistesna olmak iizere, ba§ka 




TERCEMESi 


mescidlerde kilinan bin namazdan (ecr ii sevab cihetiyle) 
hayirlidir. 


/ 


i crid- si E R T JGRUL 
fcH ta p 1 * g i 


MESClD-i NEB! (A.S.) ’DE KILINAN NAMAZIN FAZtLETt 199 


i^AVILER, RiVAYETLER : 

Bu hadis-i §erifi Muslim Menasik’de, NesAt Hac bahsinde, 
Tirmizi ile Ibn-i Mace de Salat bahsinde zikretmi§lerdir. Tirmizi, 
hadisi tahric ettikten sonra bu hadisin All, Meymftne, Ebu 
Said-i Hudri, Ciibeyr Ibn-i Mut'im, Abdullah Ibn-i 
Ziibeyr, Abdullah Ibn-i Omer,Ebu Zerr-i GifAri radiydllahu 
anhiim! den de rivayet edildigine i§aret etmi§tir. Allime §&rihimiz 
Ayni Umdetii'l-KarV&t bu vlicuhii riviyatin senedlerini ve metin- 
lerde mevcud olan farklan bildirmekle beraber Erkam, CAbir, 
Enes, Sa*d Ibn-i Ebi Vakkas, Ai§e radiydllahu anhiim'den gelen 
rivAyetleri de zikretmi§tir. Bu turuk-i rivayat i^inde Ebu Ya c la 
Musili’nin Miisned'indz Ebii Said-i Hudri hadisinin esnA-yi 
sevkinde, sebeb-i viirtiduna i§aret edilmi§ bulundugundan burada 
onu da bildirmek isteriz : 

Ebu Said-i Hudri radiydllahu anh demi§tir ki : Bir kerre 
Resulullah solid lldhu aleyhi ve sellem birisi ile vedA‘la§ti sonra da : 
— Nereye gidiyorsun? diye sordu. O da : 

' — Beyt-i Makdis’e (namaz kilmaga) gitmek istiyorum.. diye 
cevab verdi. Resul-i Ekrem.: 

— Benim §u mescidimde kilinan bir namaz, Mescid-i Haram 
miistesna olmak iizere ba§ka mesipidlerde kilinan yuz namazdan 
efdaldir, buyurdu K Bu rivayette bin adedi yerincje yiiz zikredilmi§tir. 

Yalmz bu tarik-i rivayette Resul-i Ekrem ile veda c la§an ve 
gorii§en zatin kim oldugu bildirilmemi§tir. Bunu da Imam Ahmed 
Ibn-i HanbePin MiisnecT inde, Taberani’nin Mu'eetd inde, Osman 
Ibn-i Erkam’in, ceddi Erkam radiydllahu and den gelen rivAyetten 
ogreniyoruz. TaberAni’nin rivayetinde Erkam’in ehl-i Bedir’den 
oldugu da bildirilmi§tir. Erkam, bir gun Resftl-i Ekrem’in huzu- 
runa seferber vaz'iyyette gelip selam vermi§ti. Resfil-i Ekrem : 

— Ne tarafa gidiyorsun? diye sormu§. O da : 


verip eliyle Beyt-i Makdis’e i§Aret etmi§, Resiil-i Ekrem solid lldhu 
aleyhi ve sellem: 

* j>} JUi . ^ Ai J j*j fyj d* Al cl I 


[ J ^0 _^il ] . ^1^1 4*.— 11 VI •J* J* 



IzAhi 


— I§te §uraya gitmek istiyorum, ya ResGlullah! diye cevAb 


IJu <S±P* — * j j A l A! J JUi . C-AJ 4jjI : JlS ? J*j 


/ 


200 


BU MUZAAF ECtR, MESClD’lN KADlM sAHASINA MI 


— O tarafa yolculuga scni sevkeden nedir, ticaret mi? diyc sor- 
mu?. O da : 

— Hayir, maksadim ticaret degil, Beyt-i Makdis’de namaz 
kilmaktir, dedim, demi§. ResOl-i Ekrem : 

— ( Mekke’ye i§aret ederek ) burada kilman bir namaz ( §am 
tarafina i§&ret ederek) orada kilman bin namazdan hayirlidir, bu- 
yurmu§tur K 

Taberani’nin Eb6 Zer r-i Gifari radiya'llahu an A’ den rivayeti 
de §oyledir : Ebfi Zer demi§tir ki : Biz bir kerre ResGlullah sol- 
id llahu aleyhi ve sellem'in huzurunda Mescid-i Resulullah mi efdal- 
dir, yoksa Beyt-i Makdis mi? diye miizakere etmi§tik. Resul-i Ek- 
rem : Benim ;u Mescidimde kilman bir namaz, Beyt-i Makdis’ te kill- 
nan dort yiiz namazdan efdaldir. Benim Mescidim, ne giizel namaz 
kilmacak yerdir, buyurdu*. 

Ma'nAlar ve hukumler : 

( j = Benim ju mescidim ) kavlindeki ism-i i§aretle igiret 
buyurulan mescid, Medine Mescidi’dir. Kuba Mescidi degildir. Bu 
ziy&de-i hayr ii fazilet, Mescid-i §eririn Asr-i Saadet’teki $ekl-i kadi- 
mine mi hastir? Yoksa muahharen tevsi‘ edilen kismina da ;umAlu 
var midir? Bu cihet iilema arasinda mevzuu bahs ve ihtilif olmu§tur. 

Nevevi diyor ki : Hadfs-i §erifte bildirilen muzaaf ecre nail ol- 
mak i 9 in namazda mescidin Asr-i Saadet’teki sahasi taharri ve inti- 
h&b edilmelidir. Mescid’in Hulefa-yi Ragidin tarafmdan ve onlardan 
sonra tevsi* edilen aksamma bu mev'ud olan ecrin .jumftlii yoktur. 
Bu ecr ii sev&b, yalmz ism-i isaretin miig&run-ileyhi olan s4ha-i miiba- 
rekeye mahsustur. Bu babda Siibki ve daha ba$kalan da Nevevi’ye 
muvifakat etmi$lerdir. 


1 it it J>»j Jl all : 1/ it ±7* o* 

jufc Jl aXjL j\ j . Ilf* ! it U Cj3J I t Jlii ? Jjj J Lli . aJL J ^ j 4JU 

(3U .O a^jL«Jt Oljl j . cJU JUi ? •jljtfl ( ajt la Jti < j-Ull 

it J j jl jJJI j •>#•! tfjj ] f Utfl J 1 JLaU/tj • iJJl a£* Jl lajt j I14* 

t <tJ* 0\fj JljJJl 

® j aJL* it <a)l J j* j -Ufr j U jS""l4a Jt» *-*' it & +J J* tit j* 

: j aJU it <0)1 lij* j JUi , , J — Ull Cm j\ ^ J* At- <0)1 it d>»J l y -» ? J-iit 

[Jaaaj'jltj JljiUlt at jj ] . J«tll . aj OljL# jj»jl J-**' iS * J 


HASTIR, lLAVE EDlLEN KISMINA DA §AMlL MlDiR? 201 


Stibki diyor ki : Siifyan-i Sevri de ihtisasa kail olan eimmc-i 
Jamdandir. O da : “ benim ju mescidim ” diye i§aret buyurulmu§ olma- 
uyle istidlal etmi§tir. 

Ibn-i Teymiyye ile Muhibb-i Taberi ise muhalefet etmi§- 
“idir. Ibn-i Teymiyye Mendsik" inde diyor ki : Mescid-i Mekke’de 
ilinan namazin muzaaf ecri haiz olmasi Mescid-i Haram’in Asr-i 
^aadet’teki sahasina munhasir degildir. Bunun gibi Mescid-i Medine 
:e hasr ii tahsisten salimdir. Mescid-i Saadet’in tevsi* edilen kismina 
da bu ecrin gumulii vardir. 

Ebu Hiireyre hadisindeki ism-i i§arete gelince, bununla tahsis 
matlub olmayip Kuba mescidi gibi Resul-i Ekrem’e nisbet edilen 
mescidleri me v ‘fid olan faziletten haric birakmak kasdedilmigtir. 
Nasil ki Medine tarihinde Hazret-i Omer radiya'lldhu anK in Mes- 
cid-i Saadet’e ilavesi matlub olan kismi ziyade ettikten sonra : “ Mes - 
cid-i §erif ZjUkuleyfe'ye kadar tevsi x edilmi§ olsa, bu sdha-i vesta da mescid-i 
ResululldKtvr ” dedigi bildirilmi§tir, 

Imam -1 Malik’ten de bu mes’ele soruldugunda bu muzaaf 
ecrin Asr-i Saadet’teki mescid sahasina husfisiyyeti yoktur, diye cev&b 
vermi§tir K 

§arih Ayni bu ihtila.fi miistesna kudret-i edebiyye ile bir kai- 
de-i lisaniyyenin netice-i ihtilafi halinde tasvir ederek diyor ki : bir 
isim ile i§aret taglib tarikiyle ictima* ettiginde isim mi, yoksa i§aret mi 
galib addedilecegi husfisunda ihtilaf edilmi§tir. Nevevi, i$aretin ga- 
libiyetini iddia etmi§tir. Bu esasa gore mesel& muktedi imama i§aret 
ederek “Z e yd' e iktida ettini ” diye niyet etse de imamin Amr oldugu 
anlagilsa, Nevevi’ye gore, i§aretin taglibi suretiyle bu iktida sahih 
olur, 

Ibn-i Rif’a ise adem-i sihhatine kail olmu§tur. Ibn-i Rif’a 
“Ser'an ta'yini laztm ve miiltezem olmiyan bir emir , ta'yin edilip de ta l ylnde 
kata edildigi anla$ihrsa ibadet fdsid olur ” demi§tir. Eimme-i Hane- 
fiyye’nin zahir kavillerine gore, hata zahir oldugu surette ismin, 
i§4rete galebesi esasi iltizam edilerek Hanefilere gore iktidi kafi adde- 
dilmemi§tir. 

Bu ihtilafm bir nokta-i ittihad ve i§tiraki vardir ki : Bu muzaaf 
ecrin Mescid-i Saadet’e ahlren il&ve edilen kisma da gumfilu bulun- 




202 MESClD-I §er!f* 1 n asr-i saAdet’tek! mIsAhasi 


dugunu kabul edenlere gore de Mescid-i §eriPin saha-i kadimesindeki 
namazin daha ziyade haiz-i riichan olmasidir. Bu kadim saha-i mu- 
barekenin her tarafi, HatemuM-Enbiy a’nin binlerce niibiivvet 
hatiralarmi ihtiva etmektedir. Ravza-i Miibareke, Minber-i Nebevi, 
miibzkrek elinin dokundugu, yamnda namaz kildigi, kendisine istinad 
ettigi iistlivaneler hep buradadir. Burada vahiy gelmi§, ali ve ilahi 
huteb-i Muhammediyye burada irad edilmi§ ve her zcrre-i haki, 
nazargah-i Muhammedi olmakla begam buyurulmu§tur. Bu cihet- 
lerden dolayi bu saha-i kadimenin, ilave edilen kisma bilittifak riic- 
haru vardir. Bu nokta-i nazardan blitun ashab-i menasik, Merkad-i 
Nebevi ziy&retinden sonra §ii)cren li’llahi Teala* kilmacak namazin 
musalla-yi Nebi aleyhi' s-selam' da yani Mihrab-i Nebi’nin minbere 
yakin tarafinda kilinmasi, §ayet bu mumkiin olmazsa Ravza dahi- 
linde, buda mumkiin olmazsa Mescidin kadim hududu dahilinde, bu 
da miiyesser olmazsa Mescidin ilave edilen kisminda kilinmasi efdal 
oldugunu ale’t-tertib bildirmektedirler. 

Kadi Iyaz da $ifd'smm Ziyaret^i Nebi faslinda : “ Mev&zi-i 
tenejfulun bana en sevimli olam “ Amud-i muhallakdir * l , yani yamnda Re- 
sitl-i Ekrem salla'lldhu aleyhi ve sellem'in namaz kildigi musalld-yi NebV- 
dir” diyor. 

MESCiD-i §ERiF’iN Asr-i Saadet’teki misahasi : Ibn-i Siibki 
diyor ki: Mescid-i Nebi salla'lldhu aleyhi ve sellem'in eni boyu yetmi§er 
zira 5 oldugu riv&yet ediliyorki, misaha-i sathiyyesi (4.900) zira* mu- 
rabbaidir. Aliyyii’l-Kari de Liibab §erhinde: bu mikdann Asr-i 
Saadet’teki bina-i ewele aid oldugunu, ahiren taraf-i Risalet’ten Mes- 
cid tevsi* edilip eni boyu yiizer zira* derecesinde geni§leyerek misa- 
ha-i sathiyyesi (10.000) zira* murabbaina balig oldugu §ayan-i itimad 
muverrihlerin tahkikatma atfederek bildiriyor 2 . 

Ebu Bekr’in zaman-i hilafetinde Mescid-i §erif bu §eklinde 
muhafaza edilmi§tir. Ilk Halife, mescidin hi^ bir tarafmi ta'dil ve 
tecdid etmemi§tir. Esasen o furtunali devir, buna musaid degildi. Ilk 
def*a Mescid, Hazret-i Omer tarafindan tevsi* ve tecdid edildi. 
Hazret-i Osman zamanmda ise duvarlan ta§la orulmek ve sakfi 


1 Haluk: Zagfiran ile giizel kokulardan miirekkeb ma'cuna denir. Amud-i 
muhallak da bununla boyanmi§ demektir [AliyyuH-Kdrt : C. a, S. 90 Bulak tab‘i]. 

1 [ Liibab §erhi: S. 287]. 


MlsAHA-I AHlRESl 


203 


sac agaciyle kapatilmak s&retiyle tevsi* ve tecdid edilmigtir. Daha 
sonra Velid^in zaman-i hiikumetinde Mescid, daha muhtegem bir 
surette tevsi* ve tecdid edildi. Velid, Medine Valisi bulunan Omer 
Ibn-i Abdii J ’l- Aziz’i bu ige me^mur etmigti. §arki Roma tmpara- 
torlugu’na gonderdigi bir mektubunda Nebi salla'llahu aleyhi ve x 
sellem ' in mescidini tecdid etmek istedigini bildirip usta ve ig$i iste- 
migti. Imparator, kirki Rum ve kirki Kibti olmak iizere (80) ig^i ile 
beraber bir hayli de levazim-i ingaiyye gohdermig ve kirk bin dinar 
hediye takdim etmigtir. 

Omer Ibn-i Abdii’l-Aziz Hicret’in (91) inci yilinda ikmal 
ettigi Mescid-i §erife ilk def'a olmak iizere bir mihrab ile gerefeler 
yaptirip, sonra Hulefa-yi Abbasiyye’den Mehdi zamamnda Mecsid 
bir derece daha tevsi* edilmigtir ki, el-yevm Mescid, bu son tevsi c 
edilen hudud ile mahdud bulunmaktadir. Ve badema vukubulan 
ingaat ve ta'mirat hep bu hudud dahilinde icra edilmigtir 1 . 

Binaenaleyh hadis-i gerifte mev'ud olan muzaaf ecrin Mescid-i 
§erif’in gekl-i ahirine giimulunii kabul eden Ibn-i Teymiyye ve 
emsali i^in Mehdi zamanmdaki bu tevsi-i ahir mu c teber olmak icab 
eder. 

MEsciD-i Mekke iLE MEsciD-i Med!ne arasindakI fazilet 

DERECESI : 

Medine’deki Mescid-i Nebevi’nin Mescid-i Aksa’ya fadl ii riicham 
mevzuu bahsimiz olan hadisin sarahatinden miistefad olmaktadir. 
Mescid-i Haram ile Mescid-i Medine arasmdaki hiikme gelince, 
g&rih Kir man! diyor ki : hadis-i gerlfteki istisnada Q5 vecih varid-i 
hatir olur : 

1) Mescid-i Haram’m Mescid-i Nebi’ye miisavi olmasi, 2) Mes- 
cid-i Haram’m Mestid-i Nebi aleyhi' s-selanC dan efdal olmasi, 3) Mes- 
cid-i Nebevi’nin Mescid-i Haram’dan efdal olmasi. §arih Ibn-t 
Battal da hadisteki istisnadan bu ilq ihtimalin miistefad oldugunu 
bildirerek demigtir ki : Birinci vechin digerlerine riicham vardir. 
Qiinkii iki mescidin miisavatf halinde derece-i tefadiil i<jin bir delile 
liizum yoktur. Ikinci ve iigiincii vecihlerde ise f&dilin mefdule mikd&r-i 


1 Mescid-i §erifin hududu kadime ve ahiresi hakkinda buraya kadar verdi- 
gimiz iz&hati IstanbuPda Umtimi kUtiibhane’de (1905) numarada SUbki’nin 
“ Tenezziilii’s-Sekine aid KanddiW l- Medine” nammdaki bir eserinden naklettik. 


F 


204 MEKKE VE MEDlNE MESGlDLERlNlN FAZlLETLERl 


tefadullinu ta'yin i$in bir delile liizum vardir. Bazilan da bu hadisin 
turuk-i rivayati arasmda Ahmed lbn-i Hanbel’in, Taber&nf- 
nin, Ibn-i Hibban’in Abdullah lbn-i Ziibeyr’den tarik-i riva- 
yetlerinde, Mescid-i Haram’daki bir namazm Mescid-i Medine’deki 
bin namazdan efdal oldugu sabit olmasiyle istidlal ederek ikinci vechi 
terclh etmi§lerdir. 

lbn-i Abdi’l-Ber de diyor ki : Bu hadisin ma'nasmda ve 
teVilinde ulema ihtilaf etmi§lerdir. Imam-i Malik’in ashabmdan 
Ebu Bekr Abdullah lbn-i Nafi c ile birtakim Maliki iilemasi : 
Mescid-i Resulullah’ta kilinan bir namaz, Ka'be’de kilman namazdan 
bin derece fark olmaksizm efdaldir. Sair mescidlerde kilman namaz- 
lardan ise bin dePa farkli ve faziletlidir, demi§lerdir. Bazilari bu ma c - 
nayi Imam-i Malik’ten de nakletmi§lerdir. 

Ehl-i fikhin ve ehl-i eserin umumuna gore, Mescid-i Haram’da 
kilinan namaz, Medine mescidinde kilman namazdan efdaldir. Ciim- 
hur-i fukaha ve muhaddisin bu babda bervech-i ati ahadis ve asarin 
zahiriyle istidlil etmifler : 

1) Abdullah lbn-i Ziibeyr radiya'llahu anhumd' dan Ahmed 
lbn-i Han bel ve ba§kalarinm rivayetlerine gore, Res ul-i Ekrem 
sailed lldhu aleyhi ve sellem , Ebu Hiireyre hadisinde goriildiigu vechile 
Mescid-i Saadet’lerinin obiir mescidlere riichamm bildirdikten 
sonra: “Mescid-i HardnCda kilman bir namaz, F* Mescidimde (Medine 
Mescidi) kilinan ydz namazdan efdaldir” buyurmu§tur K 

2 ) Cabir radiya'llahu arth' den, Imam-i Ahmed ile lbn-i 
Mace’nin rivayetlerine gore Resul-i Ekrem: “Mescidimde kilinan 
bir namaz, Mescid-i Hardm baric , ba$ka mescidlerde kilinan bin namazdan 
hayirhdir. Mescid-i Hardm' da kilinan bir namaz da , sair mescidlerde kilinan 
yuz bin namazdan efdaldir” buyurmu§tur 2 . 

* : jU* j am! j Jli Ji5 ^ f g- ^il If. V Cf’ 

•W— II j Z'^L# j . pi ^1 -WJLI Nl JU-UlI •!>-* L-i ,J»Ji J-iil * j 

J ->IJ j J uL*- j) j y- 'j\ j xr»l *1 jj ] U* j 1 

[ Alkali -u*— 

2 J-Jiil ^ : Jtf j <1* Mil am 1 J jl <£+ j z)^ if 

« aJI ajU ij* J-amI ^1 -U — il J #V-a j VI *1 j-- Uj «JJI Ja 

[ {?*>*** if) J 4 a I •! JJ ] 

Bu C&bir hadisiile bundan ewelki tbn-i Ziibeyr hadisini Miinziri’nin 
Tergib a TerhW inden naklettik : S. 340 . 


MESClD-t H ARAM’ IN TAFDtLlNE DAIR HABERLER 205 


Her ik| rivayet mealen birdir. Birinci rivayete gore, Mescid-i 
Haram Mescid-i Medine’den yiiz derece efdal olduguna ve Mescid-i 
Medine’nin de sair mesacide bin derece haiz-i riichan bulunduguna 
gore, Mescid-i Haram’daki namaz, mesacid-i sairedeki namaza yiiz 
bin derece faik olur ki, bu da ikinci rivayetin ifade ettigi rakamdan 
ibarettir. 

Hazret-i Omer ile Ibn-i Ziibeyr radiya'llaku ankiim'un Mes- 
cid-i Haram’m derece-i faziletini minber iizerinde teblig ettiklerini 
§arih Ayni, Ebu Omer Ibn-i Abdi’l-Ber’den sened-i muttasil 
ile §oyle naklediyor: 

Suleyman Ibn-i Atik-i Medeni: (Abdullah Ibn-i 

Ziibeyr’in bir kerre hutbe irad ederken Hazret-i Omer’in : 
“ Mescid-i Haram' da bir namaz , bajka mescidlerde kihnan yiiz bin namazdan 
ejdaldir , dedigini ” soyledi, bunu kulagunla i§ittim, deyip §unu da ilave 
ederek : (Ibn-i Ziibeyr bu hutbesini Ashab ve Tabiin’den miite- 
§ekkil ve bilmedikleri bir habere kar§i asla suktit etmiyen bir cemaat 
huzurunda irad etti ve bunlardan hi$ birisi redd ii inkar eylemedi) 
demi§tir. Bazi iilerna bu rivayetin ifade ettigi siikCitu, bir icma* gibi 
telakki etmi§lerdir. 

Ciimhurun bu kuvvetli delilleri kar§isinda Malikilerin Medine 
mescidinin tafdili hakkinda hi^ bir delili bulunmadigim §arih Ayni 
bildiriyor. Ibn-i Abdi’l-Ber de: Mekke’nin biitiin yeryiiziinden 
efdal oldugu Imam-i Malik’ten rivayet edilmi§tir. Yalniz Imam-i 
Malik’in bazi ashabi Medine’yi tafdil etmi§lerdir, diyor. 

Kabr-i NebevFnin fadl u ruchani: Kadi Iyaz diyor ki: 
Resul-i Ekrem salla'llahu aleyhi ve sellem' in Merkad-i Miibareki 
olmakla §erefy&b olan mukaddes mevzi*, hi<j §iibhesiz yeryiiziiniin en 
faziletli ve en $erefli bir noktasidir. Bu babda biitiin miisliimanlarin 
icmai vardir. A c z&-yi l^erife’nin medftin bulundugu bu buk € a-i miiba- 
rekenin sebeb-i tafdiline gelince, bunu da Ibn-i Abdi’l-Ber, Tem- 
hid' inde §oyle bildiriyor : Mevkufen Ata-i Hurasani tarikindan 
gelen haberde : hilkatte kifinin topragi nereden ahndi ise vefd - 

tinda oraya defnolunur ” denildigini rivayet ediyor. 

§arih Ayni de Ziibeyr Ibn-i Bekkar’in : Cibrii aleyhi's- 
selam' in zaman-i hilkatte Resulullah salla'lldhu aleyhi ve sellem 9 in ya- 
ratildigi topragi Ka^e’den aldigma dair bir riv&yetini bildiriyor. Bu 
rivayete gore, Resul-i Ekrem’in medftin bulundugu buk c a-i miiba- 


206 


E§REF-t MEVAKP MAKBER-I SAADET’TlR 


reke, Ka‘be topragmdan ibaret oluyor ve bahsedilen fazilet de Mek- 
ke’ye tevecciih ediyor. Fakat §arih Ayni bu haberi bu suretle nak- 
lettikten sonra : “eger dogru ise ” diyerek za'fina i§aret ediyor. 

Makber-i Saadet’ten sonra e§ref-i mevazi': Kufe ve Mekke 
fukahasiyle Ibn-i Vehb’e ve Ibn-i Habib’e 1 gore, Mekke’dir. 
Bunlara gore Mekke, Medine’den efdaldir. Bunlarm medar-i ihti- 
caci, eimme-i hadis taraflanndan Abdullah Ibn-i Adiyy-i Ham- 
ra\ Ebu Hlireyre, Ibn-i Abbas radiya'llahu anhiim? den miitead- 
did senedlerle ve metinlerle rivayet edilen hadis-i §erifdir ki, hey’pt-i 
mecmuasmin ifade ettigi ma'na §oyledir. Rcsulullah salla'llahu aleyhi 
ve sellem Mekkc’de Hurure mevkiinde rakib bulundugu deve iizerinde 
tevakkuf cderek irad ettigi bir hutbesinde : “ Ey Mekke! Allahayemin 
ederim ki sen , yeryuzunun en hayirh bir parfasisin. Ve arzullahin, Allah a 
en sevimli bir $ehrisin . Eger ben senin beni buyuten $efkatli dgu$undan zorla 
uzakla$tinlmami$ ohaydim , katHyyen ihtiydnmla fikmazdim ” buyurmu§tur. 

Ebu Davud’un Urve tarikiyle Hazret-i Ai§e’den rivaye- 
tinde ise Resul-i Ekrem’in Mekke’ye kar§i bir kerre de Medine’de 
nasil izhar-i teessiir ve telehhiif buyurdugunu goriiyoruz. Hazret-i 
Ai§e diyor ki: Resul-i Ekrem salla’llahu aleyhi ve sellem , kendilerini 
Mekke’den hicrete metbur eden rlies^-yi Kurey§’e kar§i bed-dua i<jin 
ibtaymnin beyazi goriilene kadar miibarek ellerini kaldirarak : 
“ Alldhim , Sen benimle (riiesa-yi Kureyfin adlanni sayarak ) filan ve filan 
arasinda hakim olup bunlarm layik olduklan cezalanm ver . Bunlar Allah? in 
f ok sevimli bir beldesi olan Mekke'den beni (ikardilar ” buyurmu§tur. 

Hazret-i Omer ve bazi Sahabe ile Imam-i Malik ve asha- 
bindan Ibn-i Nafi c ile Medine’nin ekser fukahasi Medine’nin Mek- 
ke’ye fadl ii ruchamm kabul etmi§lerdir. Fakat Malikilerin Hazret-i 
Omer’in Medine’nin tafdili ictihadinda bulunmasindan ba§ka de- 
lilleri yoktur. Hatta Ibn-i Abdi’l-Ber: Imam-i Malik’in de 
Mekke’nin kiirre-i arzm her tarafindan efdal olduguna kail oldugu 
rivayet edilmi§tir, diyor. 


1 Ibn-i Vehb, Kure$i Abdullah Ibn-i Vehb’dir. Eimrhe-i kiramdan 
ve Misir’in, Hic&z’in en benam muhaddislerindendir. Hicret’in 199 tarihinde 74 
ya$inda vefat: etmi$tir. Ibn-i Habib de Basri Ebu Zekeriyy& Yahya’dir. 
Muslim ile siinen-i erbaa sahiblerinin kendisinden rivayetleri vardir. 248 tarihinde 
vefat etmi$tir [ Huldsa : 362 ]. 


- eridnn ERTUCRUL 
tZitapl jgt 


* 

SONRA MEKKE GELiR 207 


Hadis-i §erifte muzaaf fazileti bildirilen namaz farz midir, yoksa 
farz ile beraber nafileye de §umulii var midir? Bu cihetde mu'cib-i 
ihtilaf olmu§tur. Tahavi, hadisteki namaz ile murad, farz namaz 
olduguna zahib olmu§tur. Eimme-i Malikiyye’den Mutrif, farza ve 
nafileye §umulumi kabul etmi§tir. Nevevi de: bizim mezhebimizde 
bu namaz hem farza, hem de nafileye §amildir, demi§tir. 

§u da ma'lum olsun ki : Bu ziyade-i fazilet, sevaba rac^dir. Fev- 
tedilen ecza-yi salata miiteveccih degild ir. Mesela iki namazi kazaya 
kalmi§ olan bir kimse, Medine mescidinde bir namaz kilsa bu iki na- 
maza mahsub edilemez. Bu hususta fukaha arasmda ihtilaf yoktur, 
ittifak vardir. 


x i' K ;,/ * •f " 

0 A ° ^ J** U-*} if • 

/ * * < 

'HaAXj jlT ol> &A 

K V * * * *\ L"i ' '• 


" y s } y 


606 


< » y o y ' y y y 0 $ * 


t ^ ^ y * 

. y . ^ y * . ■f %y m ' • 


I j.>o li]i c— -- \f oli gLi > 

if ", *' *\* h ,'s" . -f- -* 's' 

4i)l <J jl JD J <U.9 ^0“ A -’“ 4 <j> 6 

J jJU <1)D j ^ LS> |j ojjjj jlT ^JL> ^ 4 -Jp 


o f ^ of/ 


l)I IU>-I x J O I I j j 

J' 4 -> y tyf 


Tercemesi 

Abdullah Ibn-i Omer radiycUlldhu anhiima (nin kolesi 
Nafi*) den gelen rivayete gore: Ibn-i Omer, duha vakti 
namaz lulmazdi. Yalniz iki giindeki hali bundan mustesna 


208 KUBiA HAKKINDA lBN-1 OMER HADlSl — RESOL-I EKREM’lN 


idi. (Bunun biri) Mekke’ye geldigi giindiir. Qiinku Ibn-i 
Omer Mekke’ye duhi vakti gelirdi. Muteakiben (Beyt-i 
$erif’i) tav&f ederdi. Sonra da Makam(-i Ibrahim)’in arka 
tarafmda iki rek‘at namaz kilardi. (Digeri) Kuba Mescidi’rie 
geldigi giindiir. Qimkii Ibn-i Omer, her cumartesi giinii 
Kuba Mescidi’ni ziyarete gelirdi. Mescid’e girince oradan na- 
maz kilmadan gikmayi firkin gbriirdii de nihayet Mescid’de 
namaz kilardi. Ve Resulullah salla'lldhu aleyhi ve sellenC in 
(her cumartesi giinii) bu Kuba mescidini yaya vey&hut binitli 
olarak ziy&ret cttigini (ve iki rek'at namaz kildigmi) haber 
verirdi. Ve yine der idi ki: dostlarimin nasil ziyaret ettiklerini 
gordiim ise, ben de o suretle ziyaret ederim, ve ben, gece veya 
gundiiz herhangi saatte namaz kilan bir kimseyi namazindan 
men* etmem. §u kadar ki, onlar da (namaz igin) giine$in dog- 
dugu veyahut battigi vakti intihab etmesinler. 

IZAHI 

RAviLER, RiVAYETtER : 

Buhari bu hadisi Salat bahsindc de zikretmi§tir. Buradaki riva- 
yeti Kuba mescidinin fazileti hakkmda agtigi bir babinda vaki'dir. 
Gerek suret-i sevkine ve gerek metninin iislubu beyanma gore, bu ha- 
disin asil ravisi Ibn-i Omer degil, kolesi Nafi'dir. tbn-i Omcr’in 
duha vakti namaz kilmadigmi, yalniz Mekke’ye vardigi giinii bir, 
bir de Kuba mescidini ziyareti giinii bizzarure duha vakti namaz 
kildigmi N afi ‘ haber vcriyor. Nasil ki hadis, Buhari mctninde de: 
'(... J-l V OlT j* jd ^ jfr) suretinde scvkedilmi§tir. Miicllif Zebidi 
merhum Tecr id ’ dc Sahabfden ba§ka ravi zikretmemek esasini ta‘kib 
ettiginden I l>n -i Omer’in bu itiyadim kendi lisanindan nakletmege 
mccbur olmu§tur. Tercemcmizi bu mahzurdan siyanet i^in ravi 
Nafi’i, kavs i<;indc gostermcgc mccbur olduk. Bu hadisi, Muslim 
ile Sunen-i Erbaa ashabi ve ba§kalari muteaddid tariklerle ve metin- 
lerlc rivayet etmi§lerdir. 


Kuba 
alti mil bi 
soma birta 
birlerine it 
gini haber 
bir zaman 
safede oldi 
eder. Ibn- 
arasindaki 
vazMyyete 
Biildari* da 
Mescid-i T 
len Kuba 

Kuba 
nin ve bu 
etmektedir 
sul-i Eki 
en racih 
bah§edilm; 
sum Ibn - 
koyiin en 
verildigi i 
ailesi tarai 
arzetmelei 
oldu. Ve 
hurmalari: 

Kuba 
Islam tari 
noktasmd; 


1 Rii§a 
( ^ jj . 
Muhammi 
tan naklen . 
‘addir. Rii 
kadim eserl 
bildiriliyor. 
Rii§ati (46 1 


209 


KUBA ZtYARETl — KUBA’NIN FAZlLETt 


Kuba koyu ve Kuba Mescidi: Ru^ati 1 Kuba’nm Medine’den 
alti mil bu'dli mesafede bulundugunu, fakat Hicret-i Seniyye’den 
son^a birtakim hutut-i muvasale ile ve birtakim ma c marelerin biri- 
birlerine ittisah ile Medine’den addedilecek derecede tekarriib etti- 
gini haber veriyor. Rli§ati’nin Iktibasifl-Envdr ’indan bir asir kadar 
bir zaman sonra yazilan Mu'cemii'l-Buldari * da Medine’ye iki mil me- 
safede oldugunu bildirmesi de Medine’ye derece-i tekarriibunii ifade 
eder. Ibn-i Karkel de ii<j mil uzakligim bildirmi§tir ki, bu rivayetler 
arasindaki fark, Kuba koyiiniin muhtelif zamanlarda iktisab ettigi 
vaz‘iyyete gore, Medine’ye derece-i tekarrubiinii gosterir. Mu'cemii'l- 
Biildan’da. Kuba’nm Mekke’ye gidilirken sol tarafa tesadiif ettigi ve 
Mescid-i Takvanin burada bulundugu bildiriliyor ki, hadiste bahsedi- 
len Kuba Mescidi’dir. 

Kuba’nin FAZiLETi: Bu hadis, Kuba koyiiniin ve Kuba Mescidi’- 
nin ve bu Mescid’de kilinan namazin fazilctine, sarahaten delalet 
etmektedir. Kuba Mescidi, Hicret-i Nebeviyye sirasmda bizzat Re- 
sul-i Ekrem tarafindan te’sis buyurulmu§ ve lisan-i Kur’an ile ve 
en racih bir kavle gore, ona (Mescid-i Takvi) unvan-i miibareki 
bah§edilmi§tir. Bir^ok Medineliler Kuba koyiinde ya§arlardi. “Gul- 
sum lbn-i Hedm” in riyaset ettigi “Amr Ibn-i Avf” ogullan bu 
koyiin en ma'rfif sekenesinden idi. Ibn-i Hi§am’m SiW/’inde haber 
verildigi iizere, Resul-i Ekrem Hicret sirasmda Amr Ibn-i Avf 
ailesi tarafindan tekbirlerle kar§ilamp kendilerine mihman-nlivazlik 
arzetmeleri lizerine, Giilsiim Ibn-i Hedm’in hanesinde misafir 
oldu. Ve dort be§ glinliik bir mtisafereti zamamnda Giilsiim’un 
hurmalanni kuruttugu yerde bu mtibarek Mescidi in§a buyurdu. 

Kuba’nin dini ve tarih! EHEMMiYETi: Kuba ma^ed-i miibareki 
Islam tarihinin iHila* devri arefesinde ve biitiin ma c nasiyle bir donum 
noktasinda te’sis buyuruldugu i$in pek ziyade kiymetli hatiralan haiz- 


1 Rii§at : Aiu'ccmii'l-Bulddn'd a Sebte bogazi civannda bir kasaba olup 

( jC Vl ijUwJl j ) unvanli kitabin sahibi Ebu 

Muhammed Ibn-i All Ru§ati’nin meskat-i re’si oldugu bildiriliyor. Ni bras* - 
tan naklen Litbbul-Lubab' da bir vech-i nisbet daha bildiriliyorsa da bizce musteb- 
<addir. Ru§ati’nin, Ensab’a dair olan bu kitabi rical-i ahadise dair yazilan en 
kadim eserlerdendir. Ke§fu\-Zunuri‘d2L Sem'ani’nin Ensab* 1 uslubunda yazildigi 
bildiriliyor. Fakat Sem'ani’nin Ensab’i bundan bir asir sonra yazilnn$tir. Qiinkii 
Rii$ati (466) da, Sem'aniise (562) tarihinde vatani olan (Merv) de vefat etmi$tir. 

F. : 14 





210 KUBA’NIN DIN! VE TArIhI EHEMMiYETt, tN§ASI, 


dir. Sfire-i Tahrim’deki ( diii juj j oli ) 

kavl-i §erifi miieddasinca Hicret-i Ahmediyye iizerine §imdi iki 
cihan serverinin Allahu Teala sahib ve hamisi, Kerrubiyyunun reisi 
olan Cibril onun karini, mu’minlerin sulehasi da etba* ve avarn 
ve bunlardan ba§ka meleklerin kuva-yi kiilliyyesi de miizahiri bulu- 
nuyordu. Du§manlanna kar§i Muhammed Mustafa’nm haiz bu- 
lundugu bu mukaddes ve ahenin cebheyi hi^ bir kuwetin taarruzu, 
hig bir erkan-i harbin sevkulcey§i hi^ bir zaman sarsamiyacakti. Artik 
onun teblig ettigi tevhid-i nuru Ceziretu’l-Arabh dolduracak ve az za- 
man sonra da Kisralari, Kayserleri semigun ederek biitlin be§eriyyete 
halikim ve benligini ogretecekti. Bu nurii miibinin be§eriyyete ma- 
suniyyet-i §ahsiyye, miisavat-i hukukiyye, adalet-i tamme huzmeleri 
sa^arak siir'atle inti§ari Hakk’in ezeli iradesi muktezasi idi. 

I§te Kuba ma'bed-i mukaddesinin zaman-i in§asi, be§er tari- 
hinde misli goriilmiyen bu hadise-i ictimaiyye ve siyasiyyenin mebde-i 
tahakkuku oldu. Bu mes'ud ve mev c ud gayeyi en yakmdan Sezen 
zeka-i Muhammedi Islim aleminin ilk secdegahi olmak §erefini ka- 
zanan bu miibarek Mescid’in in§asim tesri c buyurdu. Ve Taberanf- 
nin riv&yeti vechile kendisi de bir i§$i gibi 9ali§ti. 

Bu §anh ve §erefli mesaiye §ahid olanlann gozleri oniinde bu 
yakm istikbalin hamil bulundugu o nurlu glinler, canlanarak hem 
9ah§ihyor, hem de mii§aare ve miina§ede ile izhar-i §adiimani edili- 
yordu. En benam Islam bahadir ve§airi Abdullah Ibn-i Revaha’- 
mn §u misra c lan o glinii in§ad ettigi e§ c an ciimlesindendir. 

\jj\j 4LP JJ1 V j . la*U i l*L5 U T \jh . i-u-UL! ^JUj j* ^JL»I 

Ma < nAsi •; Kuba Mescidi’nin in§asma i§tirak eden her mii ’min 
saidete ermi§tir. Bu miibarek mescidde ayakta olsun, otururken olsun 
Kur’an okuyanlara ne mutlu! Gecelerini uyku ile gecjirmiyenlere ne 
saadeth. 

Tevbe sflresinde meali bervech-i ati ayet-i kerime ile bu mes- 
cid-i §erifin te’sisinde perverde edilen takva ve tevhld mefkuresine 
i§aretle beraber burada eda-yi salat eden ashab-i ihlas ve ittika §oyle 
sitayi§ buyurulmu§tur: Muhakkak ki bu mescid, in§asi giinii takva 
ve tevhid temeli Iizerine kurulmu§ ve boyle dev&m edegelmi§tir. Ha- 
bibim! Bu mescidde senin namaz kilman 90k dogru ve hayirlidir. Bu 


211 


KUR’AN’DA TAKVA MESCiDl DlYE ANILMASI 


mescidde son derece temizligi ve nezaheti seven mutteki bir cemaat 
vardir. Allah da 50k temiz ve faziletli olanlan sever 1 * . 

Ibni Huzeyme’nin, Bezzar’m rivayetlerine gore, bu ayet-i 
kerimenin §£ref-i niizulii iizerine, Resul-i Ekrem maiyyet-i seniyye- 
lerinde bazi Muhacirin bulundugu halde Kuba mescidini ziyarete 
miisaraat buyurdular. Mescidin kapisi oniinde Ensar 5 dan bazilan 
bulunuyordu. Resul i Ekrem bunlara hitab ederek : 

— Siz Allah’a iman eder misiniz? Ensar bliht ii hayret i^inde 
siikut ettiler. Resul-i Ekrem tekrar ederek: 

— Siz, Allah’a iman eder misiniz? diye suali iade buyurdu. 
Omer Jtbn-i Hattab radiyaHlahu ank: 

— Ben de kendileriyle beraber oldugum halde elbette iman eder- 
ler yaResula’llah ! diye cev&b verdi. Bundan sonra Resul-i Ekrem 
§oyle bir sual daha sordu: , 

— Siz kazaya razi olur musunuz? Ensar : 

— Evet, ya Resula’llah! Razi oluruz, diye cevab verdiler. 
Resul-i Ekrem: 

— Belaya sabreder misiniz? diye sordu. Ensar: 

— Evet, sabrederiz, diye cevab verdiler. Resfil-i Ekrem son 
bir sual daha irad ederek : 

— Bollukta ni c met-i ilahiyyeye kar§i §iikreder misiniz? buyurdu. 
Ensar : 

— Evet, §iikrederiz, ya Reshla’llah ! dediler. Bunun iizerine 
Mefhar-i Alem salla'llaku aleyhi ve sellem Efendimiz: 

— Ka c be 5 nin sahibine yemin ederim ki, siz, bihakkm mii’min 
ki§ilersiniz ! deyip yanlanna oturdu. Ve : 

— Ey Ensar cemaati! Cenab-i Hak Kur’an-i Kerim’de sizi : 
( Ehl-i Kuba gok temiz ve nezih killer dir) diye medh ii sena buyurmu§tur. 
— Siz nasil temizlenir, nasil abdest ahrsimz? diye sordu. Ensar : 
— Ibtida ii5 ta§la, sonra da su ile temizlenir, abdest alinz, demi§- 
lerdi. Bunun iizerine Resul-i Ekrem: 

— 2 “ 1 61 Jl>-j = Ehl-i Kuba son derece temizligi seven kim- 

selerdir” nazm-i §erifini okumu§tur. 


1 \ jj^j 6! JU- j o 0 61 j J j\ ,y J* I -UhJII 

[ 4 $\ J 


2 Stire: g (Tevbe)> ayet: 108 


212 kubA halkinin tahAret! ve nezAhetI 


Bu miitevali suallerin abdest ve tah&rete dair olan son suali miis- 
tesna olmak ilzere obtirleri kamilen ehl-i Kuba’mn derece-i ittijcala- 
rim ve kalben, ahlakan ne derece temiz kimseler olduklanm isbat ve 
izhar igin irad buyurulmu§tu. Son sual ile de harici taharetlerine 
derece-i ihtim^mlan tesbit edilmek isteniliyordu. Alinan cevablar 
iizerine ehl-i Kuba’run batmen nezih ve zahiren 90k temiz ve bihak- 
kin mii’min ki§iler olduklari lisari-i Kur’an ile takrir ve tesbit buyu- 
rulmu§tur \ 

Bu cihetle Resul-i Ekrem Hazretleri her cumartesi giinii bu 
Kuba mescidini mukteza-yi hale gore, gah yaya gah binitli olarak 
ziyaret ederdi. Ve siinen sahiblerinin rivayeti vechile Ashabim da : 
“Kim ki evinde bol su ile igtisal edip de sonra Kuba mescidine gider ve hif bir 
arzd beslemiyerek yalntz namaz kasdederse , bir umre etmijcesine 0 kimse hdiz-i 
mes&bat olur 2 ” buyurup Kuba ziyaretine te§vik ederdi. Ashab-i Ki- 
ram da Hazret-i Res&l’un bu vesaya ve ef'al-i seniyyelerine ittiba* 
ederek Kuba’ya kar§i hig bir vakit feragat gostermemijlerdir. Sa*d 
Ibn-i Ebi Vakkas radiya y llahu anh: Kuba mescidinde iki rek c at 
namaz kilmak bana, iki deFa Beyt-i Makdis’e gidip ziyaret etmekten 
daha sevimlidir, der idi. Maamafih, bununla ne mesacid-i selase igin 
ta'yin buyurulan muzaaf ecrin Mescid-i Kuba hakkmda da mev c ud 
oldugu, ne de Kuba’mn Beyt-i Makdis’e tafdili kasdedilmiyordu. 

Kuba’yi ziyaret etmek ve mescidinde iki veyahut Taber anfnin 
rivayeti vechile dort rek'at namaz kilmak miistehab olmu§tur. Bu 
ziy Cretin cumartesine miisadif olmasi da miistehabdir. 

Kuba ziyaretinin cumartesine sebeb-i tahsisi §udur : Kuba halki 
cum c a giinleri cum c a namazi igin Medine’ye gelirler idi. Islam ale- 
minin bu ilk mcscidi, cum'a gunleri garib kalirdi. Ahde vefayi, hu- 
kuku kadimeye httrmetkarligi measir-i imindan addeden Resul-i 
Ekrem Efendimiz cumartesi giinlerini bu giizel takva mescidini 
ziystrete tahsis buyurup kadimti’l-ahd olan bu mescidin cun^alardaki 
garib halini telifi ederlerdi. 

Mescid-i Kub&’mn misaha-i kadimesi; tulii ve arzi miisavi ol- 
mak tizere 66 zir&'dan ibaret oldugu Urve’den gelen bir rivayetten 


1 (Ayni: C. 3, S. 691;. 

2 f 4 J ^ j j+te J* l -it jli 

[ jpl j jLjJI j jml ] I J o S'iLJi Vi Jby V 


EBO HUREYRE’NIN ravza -1 tAhIre had! si 


213 


anlagiliyor. Esasen birka$ giinliik miisaferet miiddetindc bundan 
geni§i dc yapilamazdi. Ehl-i Siycr’in riv&yetine gore, Resul-i 
Ekrem, KubaMa dort gun kalmi§lardi. Besinci cum^ giinii Hicret 
mevkib-i alisi Medine’ye hareket etmi§ti. Buhiri’nin riv&yetine gore, 
Resul-i Ekrem Kuba’da on dort gun kalmi§ti ki, Ibn-i Kayyim, 
Z&du'l-Medd ' da bu rivayeti tercihan naklediyor. Ve bu Mescid-i §er!f 
ne kadar kiigiik olursa olsun, dort gun icjinde yapilmasi miimkiin 
degildir. Hazret-i Osman zamamnda Kubi, bir manure halini 
aldiktan sonra Halife-i miijirun-ileyh tarafmdan tevsi 1 edilmi§tir. 

Nafi’in bir rivayetine gore, Abdullah Ibn-i Omer radiya'lla - 


dimesini kasdederek “ ustiivdne-i muhallaka?' ya kar§i namaz kilarmi; 1 . 

Duha namazi: Bu hadfs-i §erffte Abdullah Ibn-i Omer ra - 
diy<? llahu (inhuma* nin zahiren duhanamazini inkir ettigi zannedilenbir 
fikrasi hakkindaki tevcihimiz 589 numarah Hazret-i Ai§e hadisi- 
nin izahi sirasmda ge^migtir. 


jP 

w x V ^ ^ - w, w. y 


Ebu Hiireyre radiya'llahu anh'dcn , Nebi salla'llahu aleyhi 
ve sellerrt den naklederek §oyle rivayet edilmi§tir : 

Nebi sallctllahu aleyhi ve sellem buyurmu§tur ki : 

Evimle minberim arasindaki saha, Cennet bah$elerinden 
bir bahgedir. Minberim de (bana bah§edilcn Kevser) havzi- 
mm iizerinde (kurulmu§ bulunmakta) dir. 


R A viler, rivAyetler : Bu hadisi, Muslim ile Siinen, Mesi- 
n!d ve Me&cim s&hibleri miiteaddid senedler ve biribirinden farkli 


hu anhuma Kuba’ya geldiginde, Mcscid’in Asr-i Saidet’teki saha-i ka- 




TERCEMESi 


IZAHI 


1 Aynt; C. 3, S. 690. 


214 


i 


RAVZA’NIN TA'YlNl MAnASI 


metinlerle Ebu Bekr, Omer, Ebu Said-i Hudri, Sa‘d Ibn-i 
Ebi Vakkas radiya'llahu anhurrf den rivayet etmi§lerdir. Buharl de 
buradan ba§ka Hac, Havz, 1‘tisam bahislerinde tahric ve burada 
Kabr-i Saadet ile Minber-i §erif arasindaki saharun fazileti hakkinda 
a^tigi bir babinda zikretmi§tir. Yine bu babda ayni hadisi Ebu Hii- 
reyre’den ba§ka Abdullah Ibn-i Yezid’den de rivayet etmi§tir. 
Yalniz bu rivSyette fikrasi yoktur. Bu hadis-i §erifin 

b£zi rivayet tariklerinde (beyti) yerinde (kabri) varid olmugtur. 
Nasil ki, Buhari de bu hadisin unvanmda ( jcl\j ju U ) 

diyerek bu rivayete i§aret etmi§tir. Resul-i Zi-§an Efendimiz 
diinya hayatinda sakin olduklan Hazret-i Ai§e hlicre-i miibare- 
kesinedefiiolundugundan diinyadaki saadethaneleriyle merkad-i ebe- 
dlleri mahallen birdir. Her iki tabir arasinda miiteallak i c tibariyle 
ittihad vardir. Fakat (beyti) rivayeti, rivayet-i sahihadir. 

Ravza, ltigatte, bag^e ve bostan demektir. Riyaz ile cemi'lenir. 
Kamus tercemesinde §oyle tarif ediliyor : “ Ravza , kumluktan , g ayirhk ve 
gemenlikten su yatagi olan ve cdbeca sulu olan yere denir ki , miirgz&r tabir 
olunur 

Hadisin medlulunu ta c yin hususunda ulemAnin akvAu : 

(Jlemadan pek £ogu bu hadis-i §erifin zahirine bakarak Pey- 
gamberimiz’in Ravza-i Mutahhare’lerinin aynen, oldugu gibi Cen- 
net’e naklolunacagma kail olmu§lardir. Bazilan da Peygamber’in 
Saadethaneleriyle minberleri arasindaki bu sahada ibadet etmek, 
ibadet eden mu’mini Cennet’ e isale sebeb olur, ma’nasi kasdoluna- 
bilir, demi§lerdir. Nasil ki, Resfil-i Ekrem salla’llahu aleyhi ve sellem 
halka-i zikirde, ilim meclisinde bulunmamn Cennet’ e musil oldugunu 
bildirerek (iJLI j = Cennet baggelerinde yagaymiz , istifade ediniz) 
buyurmu§ ve zikir, ilim meslislerini riyaz-i cennet ile y£detmi§tir. 
Binaenaleyh hadis-i §erif, Kabr-i Nebi aleyhi’ s-seldm’ 1 ziy arete, Mes- 
cid-i Saadet’inde ve bilhassa Kabr-i Saadet’le minber arasindaki 
Ravza-i Miibareke’de namaz kilmaga te§vik ve tergibi muhtevidir. 

Yine boyle : ( cJ. ci-l — Cennet , kxlinglann golgesi altin- 

dadir) kavl-i jerifinde: “ cihad , kendisi igin Cennet mev c M olan bir behd- 
dtrhktir” ma^asina mecaz oldugu gibi burada da: “ Ravza-i Mutahha - 
re 9 yi ziydret edehlere Cennet mev'uddur” ma c nasma mecaza hamledilmi§tir. 

Bunun bir te§bih olmasi ve edat-i te§bihin mahzuf bulunmasi da 
muhtemeldir : “Kabr-i Saadet y ins u cin ve melaike tarafmdan daimd ziyd - 


RAVZA -I TAhIRE’NIN MiSAHASI 


215 


ret edilmekte bulunmasi sebebiyle bu buk'a-i miibareke Cermet gibidir ” demek 
olur. 

Kevserhavzi: Hadis-i gerifte Minber-i Sa&det’in, listiinde mev- 
zu c bulundugu ihbar buyurulan Havz-iNebi aleyhV s-selam, Kevser 
havzidir ki, Buhari’nin bu babdaki rivayetlerini bahs-i mahsftsunda 
gorecegiz. 

Kadi lyaz : (Minberim y havztm iizcrine kurulmujtur) ciimlesi, 
hakkinda diyor ki : iilemadan £ogu bu fikrayi da zahirine hamlederek 
Minber-i Saadet’i Cenab-i Hak aynen havz-i Nebevi iizerinde iade 
buyurur, demi§lerdir. Bu cumleden kemal-i vuzuhla miistefad olan 
ma c na da budur. Bazi iilema da Havz-i Nebevi iizerinde bir minber 
bulundugunu ifadedir, demiglerdir. 

Hattabi de : Bu buk c a-i miibarekede ibadet, sahibini Cennet’e 
isal eder. Minber-i Saadet kurbiinde ibadet de Cennet’te Havz-i 
Nebevi’den igmege vesile olur, ma c nasi maksuddur, demigtir. 

RAVZA-I TAHiRENiN MISAHASI I 

Ravza ki, Kabr-i Saadet’le Minber-i Nebevi arasindadir. On 
metre arzmda ve yirmi metre tftllinde olup misaha-i sathiyyesi iki 
yuz metre murabbaina balig olur. Ashab-i tahkikm giihud-i tedklk- 
lerine miistenid ameli bir hesaba gore, bu saha-i miibareke en 50k beg 
saf cemaat isti&b ve her safta azami yirmi beg kigi edii-yi salat edebilir. 
§u halde Ravza-i Miib&reke azami iki yuz elli musalliyi istiab ediyor, 
demektir. 

Minber-i Saadet’e yakin ve basit bir buudde Mihrab-i Saadet 
bulunuyor ki, yukanda (604) numarali hadisin izahinda Kabr-i 
Saadet ziyaretinden sonra Allahu Teala’ya sccde-i giikretmek iizere 
kilinacak iki rek c at namazin bu mihrab ile minber arasmda kihnmasi 
en ziyade haiz-i fazilet oldugunu bildirmigtik. Fakat hangi bahtiyar- 
dir ki, cemaat-i Miislimlnin kesretinden, degil burada, hattsi Ravza’- 
mn her hangi bir noktasinda namaz kilmak firsatma nail olabilsin. 
Mevsim-i Hac’da Ravza’da namaz kilabilmek i^in giinlerce firsat 
kollamak lazimdir. 

Ravza, elyevm mescidden bir derece yiiksek ve bir metreye yakin 
bir irtifada sari bakirdan ma c mul bir dirzen ile muhat bulunmakta- 
dir. Iki medhali vardir. Ve en nefis Iran halilariyle mefrugtur. 

Minber-i Saadet’in yerinde elyevm mevzft* bulunan Minber-i 
§erif, som mermerden ma c mul ve miizehhebdir. Takribi yedi metre 


216 


KADNIN MESAFE-! SEFERl 


irtifamdadir. Asr-i Saadet’te minberin bir tarih<;esi Kitabii’l-CumVda 
ve bu eserin ikinci cildinde (498) numara ile tercemesi ge$en hadisin 
izahi sirasinda bildirilmi§ti. 

(TENBiH) Bundan ewel (604) numara ile tercemesi ge$en Ebu 
Hureyre hadisinin izahinda Mescid-i Aksa ziyaretine dair a$tigi 
mustakil bir babmda Ebu Said-i Hudri radiya'lldhu anA’den de bir 
riv&yeti bulundugunu ve bu rivayette mes&cid-i selaseden ba§ka mes- 
cidlere §edd-i rahledilmesi nehyedilmekle beraber bunun daha u<j 
menfi hiikmu ihtiva ettigini bildirmi§tik ki : *1) Hi$ bir kadimn ya 
zevci vey&hut mahariminden birisi bulunmaksizin iki giinliik bir 
mahalle sefer etmesi, 2) Ramazan bayrammxn ilk giinii ile Kurban 
bayrammin dort giiniinde oru$ tutulmasi, 3) Sabah namazmdan sonra 
giine§ yiikselene kadar, ikindi namazmdan sonra da giine§ batincaya 
kadar namaz kilinmasi idi 1 * Eb Cl Said-i Hudri rivayetinde bun- 
lann da menhi oldugu bildiriliyordu. 

Buhari, Eb & Said hadisini burada mevzuu bahsimiz olan 
Ravza hadisini miiteakib zikretmi§tir. §arih Ayni de Umdetii 7 - 
KdrV de bu 115 mes’eleyi ayri ayri §u suretle te§rih eylemi§tir : 

Ewe LA KADININ MISAFERETi MES *ELESiNDE BE§ MEZHEB VARDIR : 

1) Hasen-i Basri, Ziihri, Katade’nin mezhebidir. Bu T&- 
bii iilemasi, Eb ft Said-i Hudri hadisi ile ihticac ederek kadin i$in 
zevci veya bir mahremi bulunmaksizin iki gecelik bir mesafeye sefer 
caiz degildir. Bundan az bir mesafe igin caizdir, demi§lerdir. 

2) Ibrahim-i Nehai, §a c bi mezhebidir. Bu Tabii eimmesi 
de uzak olsun, yakm olsun mutlak surette kadimn zevci veya mahremi 
birlik bulunmaksizin sefer etmesi caiz degildir, demi§lerdir. Bunlann 
medir-i ihticaci Tahavi’nin rivayet ettigi meali bervech-i ati Ibn-i 
Abbas hadisidir. Ibn-i Abbas radiyaHlahu anhuma demi§tir ki : 
Resfilullah salla'lldhu aleyhi ve sellem bir kerre halka kar§i irad ettik- 
leri umumi bir hutbede, bir kadin, yanmda mehariminden birisi 


1 J* £> jb lii l Jl5 . Jih j dj+ **j* & 

1+** j VI u?ji jiL-J V l ^ J ^ 

Xu j ^11 £ ^ ^ V j . ^Vl j jlaiJl ij&JH ti fj** Vj 

j j I «W . m » VI Xij V J . «—* j** 

[^jUJ Ujj] 


f 


HAKKINDA ATA> VE EVZAI’NlN tCTlHADLARI 217 


buliinmadik?a sefer etmesin. Yine bir kadinin yanma, mehariminden 
bin bulunmadik?a ecneb! bir erkek dahil olmasin! buyurdu. Ashab*- 
dan bir kimse ayaga kalkarak : 

— Ya Resula’llah: Ben filan filan gazalarda bulundum. 
Maddi ve ma'nevi miistefid oldum. §imdi hayat yolda§imla birlikte 
haccetmek istiyorum, ne buyurulur? dedi. Resul-i Ekrem cevab 
vererek : 

— Evet, sen zevcenle haccedebilirsin, buyurdu l . 

Muslim, Ibn-i Mace de Buhari’nin bu rivayetine benzer 
rivayetlerde bulunmu§lar ve ciimlesi de bu Ibn-i Abbas hadisinin 
umumu ile ve uzak olsun, yakm olsun suret-i mutlakada kadimn bi- 
li-mahrem seferden memnuiyyeti ile hukmetmi§lerdir. Tahavi’nin 
Sa!d-i Makberi tarikiyle Ebu Hiireyre’den de bu mealde bir 
rivayeti vardir ki, bunu Bezzar da tahric etmi§tir. 

3) .Ata* Ibn-i Ebi Rebah, Said Ibn-i Keysan, zahiriler- 
den bir kisminin mezhebidir. Bunlar da bir Berid’den az bir mesafeye 
kadimn bila-mahrem yolculugunu tec viz edip Tahavi’nin, Beyhe- 
ki’nin, Ebu Davud’un, Said-i Makbiiri tarikiyle Ebu Hiirey- 
re’den riviyet eyledikleri meali atideki hadisi ile istidlal etmi§lerdir : 
Resiilullah salla* llahu aleyhi ve sellem : Hi? bir kadm, bir berid mesa- 
feye ya zevci veyahut birmahremi bulunmadik?a sefer etmesin, bu- 
yurmu§tur 2 . 

4) Evzai, Leys Ibn-i Sa c d, Malik, §afii’nin mezhebidir. 
Bunlarda bir giinden az bir mesafeye kadimn mahremsiz hakk-i seferi 
vardir. Bir giinden ziyade bir mesafeye kadm, ancak zevci veya me- 
hariminden birisi ile gidebilir, demi§lerdir. §u kadar ki, lir.am-i 
Malik ile lma'm-i §afii bu bir giinliik mesafeyi gidilmesi vacib 
olmiyan seferler hakkinda miky&s olarak kabul etmi§lerdir. Ve farz 


1 l JUi ^ j 4# l (J l 

: JUi J *-j j* j Yl J*-j LfJp Jj--b Yj . If— j Yt yLJ Y 

au! tJ j— » j ijljii . tj! 6! COjI j liT* iJl \ b 

[ iSjM\ Jjrj ] j ifiji j ^ 

2 y Lj ! jpj aJU- au! ^0 44I J JLS : Jtf c iS -*5— * Cf* 

[ j j tfjbJJl •! jj ] f j£- gjj £* Yl U >j i]^\ 

Berid; iki, bazilarina gore ddrt fersah mes&fedir. Bir fersah da u$ mile miisa- 
vidir. Bir mil ise ddrt bin zir&* takdir edilmi§tir. 


218 KADININ MESAFE.I SEFERl HAKKINDA EBC HANlFE MEZHEBl 


olan hac seferine kadiiun bila-mahrem gidebilecegi re’yinde bulun- 
mu§lardir. Bunlarm da medar-i istinadi Miislim’in riv&yet ettigi §u 
mealdeki Ebu Hiireyre hadisidir. Resul-i Ekrem: Allahu 

Te&la’ya ve^ahiret giiniine iman eden her kadin i$in bila-mahrem bir 
giinliik mesafeye yolculuk etmesi helal degildir, buyurmu§tur \ 

5) Stifyan-i Sevri, A < me§, Ebu Hanife, Ebu Yusuf, 
Muhammed’in mezhebidir. Bunlar da, kadiiun ii$ giinliik ve daha 
ziyade mes&feye mahremsiz hakk-i seferi yoktur. Bundan az olursa, 
bila-mahrem sefer edebilir, demi§ler. Ve Ebu Davud’un, Ahmed 
Ibn-i Hanbel tarikiyle Nafi c den, onun da Abdullah Ibn-i 
Omer radiycfllahu anhumffd^n riv&yet ettigi §u mealdeki hadis-i §erif 
ile istidlal etmi§lerdir. 

Resul-i Ekrem: Hi$ bir kadin, mahremsiz ti$ giinliik bu c dii 
mesafede bir mahalle sefer etmesin, buyurmu§tur 1 2 . 

Mesafe-i seferin ii? giin ile takyid buyurulmasi, §iibhesiz bunun 
madununu ibahadir. t)<j giinliik mesafenin madununu ibaha matlub 
olmasaydi ii<j adedini zikr ii ta c yinde bir faide bulunmazdi, yine §iib- 
hesiz ki, hakim olan bir zatin saz ii lagvden ve faydasiz ciimle ve keli- 
meleri ihtiva etmekten temamiyle masiindur. Bu sebeble iig adedinin 
zikredilmi§ bulunmasiyle onun madununun ibahasi kabul edilmek 
icab eder. 

§iMDi Bin suAl : §u halde gerek mutlak olarak ve gerek bir, iki 
giinluk ve bir berid bu c dii mesafeye sefer hakkmda varid olan haberler 
ile Eimme-i Hanefiyye’nin merci-i ictihadi olan Ibn-i Omer hadisi 
arasinda tearuz bulunmaz mi? Pek ala bulunur. Qiinkii Ibn-i Qmer 
hadisi, ii$ giinden az seferin miibah oldugunu miifiddir. Obiirleri ise 
madune’s-selas seferin tamamen veya kismen menhi bulundugunu 
natiktir. 

CevAb : Hayir, tearuz yoktur, (jiinkii : “ii$ giinliik mesafeyi mii- 
fid olan Ibn-i Omer hadisinin zaman-i viirudu, digerlerinden ya 
muahhardir, yahut mukaddemdir. Birinci §ikka gore, Ibn-i Omer 


1 sM J** !> Zi 1 J ^1 

£* Vl fji « jw* 6l fjJl j 

•! V : JU j 4-1* *ul {j* 1 | r ' g- j? if} 

[ dUJS" j O'. j* U** j Vi 


2 


KADININ, MAHREMt ILE HlKMET-I SEFERl 


219 


hadisi, iig’un madununu ihbar eden haberleri nasihtir. Mukaddem 
dduguna gore de Ibn-i Omer hadisi, listen az mesafeye sefer hak- 
kinda ibahayi miifid iken bilahara listen az mesafeye sefer edilmesi 
Sbiir haberlerle riehyedilmi§tir” denilebilir. Ve her halde selase adedi 
ahvalin icabina gore isti'mal edilmi§ olur. Bu sebeble yani Ibn-i 
Omer hadisinden ba§ka haberler madune’s-selasin bir bakimdan 
menhi, bir cihetten miibah oldugunu ifade ettiklerinden dolayx bu 
haberlerden ziyade Ibn-i Omer hadisi ile amel Qtmek daha evla ve 
daha uygundur.- 

Kadi Iyaz diyor ki : Ebu Said-i Hudri’den gelen bir riva- 
yette mesafe-i sefer gece, obiir rivayette iki gun, ii<juncu bir riva- 
yette listen ziyade oldugu bildiriliyor. Yine boyle Ebu Hiireyre 
hadisinde de bir rivayette bir gecelik mesire, diger rivayette bir giin 
ve bir gece, ugiincii bir rivayette uq giinliik buMii mesafeye seferin 
menhi oldugu haber veriliyor. 

Ibn-i Omer hadisi ise sabit olarak ii<j gtinliik mesafeyi bildiri- 
yor. §u halde oburlerinin hirer tarik-i rivayeti Ibn-i Omer hadisini 
te c yid ederek daha ziyade iktisab-i kuwet etmi§ oluyor, Ve daha zi- 
yS.de §ayeste-i ihticac bulunuyor. Bu cihetle eimme-i selase -i Hane- 
fiyye’nin ictihadi daha ziyade mukarin-i savab olacaktir. 

Her halde §urasi kat c idir ki, bu haberler Resulullah salta'llahu 
aleyhi ve sellem ' den muteaddid mahallerde miiteferrik hadiseler iize- 
rine goriiliip i§idilerek zabt u nakledilmi§tir. Hatta bir Sahabi’nin 
muteaddid zamanlarda miiteferrik vakialan gorerek veya i§iderek 
gordligii veya i§ittigi e§kaline gore ahz ii rivayet ettigi sabit bir haki- 
kat bulundugundan bu haberler arasmda tearuz aramak hi<j de dogru 
bir hareket degildir 1 . 

KjVDININ YOLCULUGU, NEDEN BiR’ MAHREMiNiN VESAYETiNE TA C - 
LiK EDiLMi§TiR? 

Tarihin her devrinde, her millette kadm mes’elesi her devrin 
mikyas-i faziletine, her milletin fazilet telakkilerine gore muhtelif 
safhalar arzettigi gibi bir milletin muteaddid zamanlardaki ictimai 
hayatma gore de gunagun tehawiile ugrami§tir. Cahiliyet devrinde 
kadimn miitereddi vaz'iyyeti ile Islam dininin ta^in ettigi nizam-i 
ictimai uzerine iktisab ettigi biilend mevkii arasinda kiyas ye nisbet 
kabul etmiyecek derecede yiiksek birfark vardir. Islam Dini kadimn 


1 Ayni: C. 3, S. 695 ve 696. 


220 


BAYRAMLARDA ORUCUN SEBEB-I HURMETt 


biitiin tasarrufat-i hukukiyyesini tammi§, medeni haklarindan geregi 
gibi istifadesini te’min etmi§tir. Yalmz kadimn biinye ve iradesindeki 
fitri za c fa mebnl muayyen husGsatta kadim, mehariminden bir er- 
kegin vesayetine vermi§tir ki, kadiiun uzak bir sefere gidebilmesi, 
kadimn aile harimine ecnebi bir erkegi kabul edebilmesi, yahut bir 
ecnebi ile yalmz bir mahalde bulunabilmesi i<;in zevcin veya bir mah- 
reminin bulunmasim §art kilmasi bu ciimledendir. Islam Dini, kadi* 
mn ba§hba§ma uzak bir sefere gitmesini, kadimn vekahat, ve ismetinin 
siyaneti narmna tehlikeli bvlmu§, zevcinin veya bir mahreminin i§ti- | 
rakini §art kilmi§tir. 

titiNCi mes *ele, bayram giinlerinde oruc tutmamn hiirmeti idi. 
Tirmizfnin Siinen'inde tahricine gore Omer tbn-i Hattab 
radiya'lldhu anh bu giinlerdeki orucun sebeb-i tahrimini riviyet ederek 
bir hutbesinde demi§tir ki: Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellerrC in 
bu iki bayram giinlerinde oruc tutmaktan nehy ederek §oyle buyur- 
dugunu i§ittim : “ Ashabim ! Ramazan bayrami, orucunuzu bozdugunuz bir 
giindiir. Bugiin biitiin miisliimanlann bayramidtr, Bindenaleyh oruc tutmak 
muvafik degildir . Kurban bayrami da kurban kesip etinden yiyeccginiz giindiir . 
Bu bayramda da oruc tutmayiniz . Kurbanxmzin etinden ycyiniz” • Bu sebeble 
Kurban bayramim bazi iilemi, ziy&fet-i ilahiyye giinii olmak lizere 
kabul ederek, o giinii oruc tutmayi ziyafet-i il&hiyyeden i c riz mi- 
hiyyetinde tasvir etmi§lerdir. Bin&enaleyh bu iki bayramda oruc tut- 
mamn hurmetinde ehl-i ilmin icmai vardir. Kurban etinden yenilmesi 
de bi’l-ittifak miistehabdir. 

§afii fukahasmdan Rafii, Imim EbO Hanife’nin bu iki 
bayramda oruc tutmayi nezreden kimseye oruc tutmak vacibdir, 
suretinde bir fetvasim hikiye etmek gibi bir garibe ortaya koymu§- 
tur. Fakat §&rih-i Allame Ayni bu garibenin hakiki mahiyyetini 
§u sGretle te§rih etmekte gecikmemi§tir : 

Ebu Hanife Hazretlerine gore, nezrin miin^kid olmasi 
i^in, nezrolunan §eyin vacibit-i §er c iyye cinsinden olmasi §arttir. Bu 
esasa gore, Ebu- Hanife Hazretleri bayram giinlerinde oruc tut- 
mayi nezreden kimsenin nezri muteber olacagim esas itibiriyle kabtil 
edip o giinii oruc tutmak menhi bulundugundan, orucun bayram 
giinii yenilmesini ve nezr ile iltizam edilerek ed&si vacib olan bu 
orucun ba§ka bir giinde kaza edilmesi ictihadmda bulunmu§tur. 

t)<jiincu mes’ele ki, iki vakitte namaz kilmamn hiirmetidir. Salat 
bahsinde gegmi§tir. 




i geregi 
Esindeki 
bir er- 
bilmesi, 
hut bir 
ir mah- 
i, kadi- 
netinin 
lin i§ti- 


eti idi. 

attSb 

cderek 

Hem 9 in 

&uyur- 

I uz bir 

tutmak 

*&ndiir, 

ibeble 

uzere 

£ m£- 

c tut- 

ilmesi 

u iki 
ibdir, 
7nu§- 
rctini 

Imasi 
r. Bu 
tut- 
abul 
Tam 
i bu 

lalat 



NAMAZDA iSTiANE BAHSI ATIDEKi HADiS-I §ERIFLERi 
MUHTEVIDiR 

j aU -L*p . 608 

U-ip jA _> J 4lip 4UlJ^ ^Jljp 

blip ~.JL» 4 -Ap L-JC jup a* l^u»-j UJU 

»• ■>-» 'a <s s ' , 

.!>Ui 0^\J OJ JU J 


TERCEMESi 

Ibn-i Mes‘ud radiya’llahu anti den §dyle rivayet edilmij- 
tir : Ibn-i Mes‘ud demi§tir ki : 

(Ibtida-yi Islam’da) Nebi salla’llahu aleyhi ve sellem na- 
mazda iken biz kendisine selam verirdik. O da (namazda ol- 
dugu halde) bize redd-i selam ederdi. Vakta ki biz, (diyanna 
hicret ettigimiz) Neca§i’nin yamndan doniip geldik. (Yine 
namazda) Resul-i Ekrem’e sel&m verdik. Fakat (bu def‘a) 
Resul-i Ekrem bize mukabele etmedi. Ve : 

“ Namaz ifinde (Allah ile) iftigal-i azim vardir ” buyurdu. 


222 


NAMAZDA ISTtANE BAHSl 


IzAHI 



RAvfLER, RiVAYETLER : 

Bu hadisi Buhari yine boyle Habe§’e hicreti babmda, Yahya‘*l 
dan, Salat bahsinde de Ibn-i Ebi §eybe’den rivayet etmi§ti|. I 
Muslim, Ebu Davud, Nesai de Salat bahsinde tahric etmi§leijl 
dir. Bu hadis-i §erifi, Buhari, namazda soylenmek menhi oldugunf I 
dair bir babmda zikretmi§tir. Buhari’nin buna tekaddiim eden bi: I 
babi daha vardir ki, o da emr-i salattan olmak ve namazi takviyr I 
etmek iizere el ile istianenin cevazi hakkindadir. Orada Buhari, mu - 1 
sallinin namazda kendi vucudlimin her hangi bir uzvundan istiant i 
edebilecegi hakkmda Ibn-i Abbas’in ta'likan bir hadisini rivayet. I 
ediyor. Sonra da Ebu Ishak’m 1 namazda takyesini eli ile kaldinp I 
koydugunu rivayet ediyor. Yine bu babda All Ibn-i Ebi Talibl 
radiya'llahu arifCm namazda sag elinin ayasim sol kolunun bilegi ile I 
eli arasindaki mefsali iizerine koydugunu ve namazda cildi ka§imakta* I 
ebiseyi diizeltmekte beis yoktur, dedigini rivayet ediyor 2 . 

En sonra da tercemesi (141) numara ile ge^en Ibn-i Abbas I 
hadisini burada da tahric ediyor. Bu hadiste Ibn-i Abbas, teyzesi 1 
Zevcat-i Tahirattan Meymune radiya'llaku anha nezdinde kaldigi bir I 
gece Resul-i Ekrem teheccild namazina kalktiginda Ibn-i Abbas I 
da kalkarak abdest alip Resul-i Ekrem’in sol tarafina durdugunu, I 
tek olan bir muktedinin, imamm sag tarafina durmasmi ta^im ve I 
tenbih i<jin Resul-i Ekrem, sag elini Ibn-i Abbas’in ba§i iizerine I 
koyup sag kulagim buktugiinii bildirmi§tir ki, bu fi c l-i Nebevi mesa- I 
lih-i salat ciimlesinden oluyor ve m&ni-i salat sayilmiyor. Buhari bu I 
Ibn-i Abbas hadisini, Sahifi * inin on iki yerinde tahric etmi§tir. Bu I 
metinlerin ciimlesi ufak tefek kelime farklan ile beraber 141 numara I 
ile ge$en metnin aymdir. Burada tekrarma liizum gormedik. 

Buhari yukandaki rivayetleriyle amel-i yesirin namaza mani c 
olmiyacagim ifade etmek istemi§tir. Amel-i kesir ise §iibhesiz namaza 
mani'dir. Fukaha, namazdaki a'mzili li<j kisma ayirmi§lardir : 

1 Ebu tshak, Amr Ibn-i Abdillah Sebii’dir. Kufe’de yeti§en kibar-i 


veflU etmi§tir. Imam Ebu Ha n if e’nin me$ayihi ciimlesinden ma<duddur. [Ajmf: 
CL 3 > S. 697F 



2 J*) J r o* U j jJl J v z-i i/} Jli 

] j-l Vt CP -it £~!>j j . j J 4j j, 

[ S’iLall if* Oir lit J 4JI ijUot 


AMEL-t YESlR MANt-1 SALAT DEGlLDiR 223 


1) Hakikaten amel-i yesir olan hareketlerdir. Yan bakmak, vti- 
cudiinu ka§imak gibi. Bu nevi < ameller amden veya sehven yapilsin 
namaza mani* degildir. On saftaki bir furceye tehatti de boyledir. 

2) Bundan ziyade amellerdir, namazdan insiraf gibi. Bu nevi c 
hareketlerin amden icrasi namazi ibtal eder, sehven yapilmasi degil, 

3) Cami'den harice £ikmak gibi me§y-i kesirdir. Bu nevi* hareket- 
lergerek amden ve gerek sehven yapilsin namazi ibtal eder 1 . I mkm 
Ahmed Ibn-i HanbePin Siinen* inde Ibn-i Omer radiya* llahu an - 
humff dan rivayet ettigi bir hadiste Ibn-i Omer: Resul-i Ekrem 
salla'llahu aleyhi ve selleni in namazda bir eline dayanarak oturan bir 
kimseyi bu hareketinden nehyettigini bildirmi§tir. Ebu Davud’un 
riv&yetine gore, Resul-i Ekrem sol eline istinad ederek namazda 
oturan birisini gormii§ de o kimseye : “ Saktn boyle oturma. Az&b olu - 
nan ehl-i Cehennem boyle oturur ” buyurmu§lar. 

TArIhi izah : 

Nec&§i: nunun fethi ile de, kesri ile de okunur. Habe§’e diya- 
rinda saltanat suren hukumdarlara Neca§i denir. Nasil ki Turk me- 
likine Hakan, Rum melikine Kayser, Furs melikine Kisra, Hind 
melikine Betlamyus, Yemen hukumdanna Tiibba* denile-gelmi§tir. 
Habe§liler otedenberi Arablarla mlinasebat-i ticariyyede bulunarak 
duriist muameleleriyle kendilerini Arablara sevdirmi§Ierdi. 

Ibn-i Ishak’in rivayetine gore, Mekke’de Kurey§’in miislu- 
manlar iizerindeki eza ve cefalan kesb-i i§tidad edince Resul-i Ek- 
rem Efendimiz Ashabmin Habe§e diyarma hicret etmelerine mii- 
saade etmi§ti. Ger^i Zat-i Risalet-penahileri siy&net-i ilahiyye ile 
amcasi Ebu Talib’in himayesinde du§manlann tecaviiziinden ma- 
sun bulunuyordu. Fakat Ashabi hakkinda Kurey§’in reva gordiigii 
mezalimi reddedemiyordu. Bu sebeble Ashabma, Habe§e melikinin 
adil bir kimse oldugunu, milkinde kimseye zulmedilmedigini i§idi- 
yoruz. Bari oraya hicret ediniz. Cenab-i Hak sizin i^in bir geni§lik 
bah§eder de tecaviizden kurtulursunuz, buyurdu. Ashab-i Nebi 
aleyhi* s-selam da Allah’a sigmarak hicret etdler ki, bu, ilk Habe§e hic- 
reti idi. 


1 Ayn(: G. 3, S. 697. 


224 


NAMAZDA ISTlANE BAHSl — HABE§E MUHACERETl 


Vakidi Habe§e’ye ilk hicretin Niibiiwet-i Ahmediyye’nin be- 
§inci yilirnn Receb ayinda vuku* buldugunu ve bu kafile-i Muha- 
cirin’in a§agida isimleri muharrer on bir erkek ve dort kadindan iba- 
ret bulundugunu, yaya ve siivari olarak sahil-i bahre vanp adam ba§i- 
na yarim dinara isticar edilen bir sefine ile Habere sahiline (jiktikla- 
nm bildiriyor : Osman Ibn-i Affan, refikasi Riikayye Bint-i 
Resulullah aleyhi ve sellem, Ebu Huzeyfe Ibn-i Utbe, haremi 
Sehle Bint-i Siiheyl, Zlibeyr Ibn-i Avvam, Mus'ab Ibn-i 
Umeyr, Abdurrahman Ibn-i Avf, Ebu Seleme Ibn-i Ab- 
di’l-Esed, zevcesi Ommii Seleme Bint-i Ebi Omeyye, Os- 
man Ibn-i Maz'un, Amir Ibn-i Rebia, refikasi Leyla Bint-i 
Ebi Hasme, Ebu Sebre Ibn-i Ebi Riihm, Hatib Ibn-i 
Amr, Siiheyl Jbn-i Beyza, Abdullah Ibn-i Mes'ud radiya'l- 
lahu anhiim. 

Ibn-i Cerir de : “VakidVden bagkalan bu ilk Habere muhaciHe - 
rinin adedini kadxnlarla gocuklar haric olmak iizere seksen iki erkekten ibaret 
oldugunu bildirmiflerdir. Yalniz Ammdr Ibn-i Yasir radiya'lldhu anKin 
bunlar meyamnda bulunup bulunmadiginda ihtilaf edilmiftir. Ammar da da - 
hil-i hesdb edilince seksen iig kifiye balig olur ” diyor. 

Miisliimanlar Habe§e’de hiirmet gordiiler ise de 1 bir aralik 
Kurey§’in tamamen musliiman olduguna dair bir haber inti§ar et- 
mi§ti. Bunun iizerine sevinerek Mekke’ye avdet etmi§lerdi, Bu dePa 
mii§rikler daha zalimane muamele etmege ba§ladiklanndan Habe- 
§e’ye ikinci dePa bir daha hicret edildi. Abdullah Ibn-i Mes'ud 
radiya’llahu anh bu ikinci hicrette de bulunarak Habe§e’ye iki dePa 
hicret etmi§tir. Birinci Habe§e muhacirleri, Neca§i’den gordiikleri 
hiisn-i kabulii Mekke’ye geldiklerinde anlattiklarindan ikinci Habe§e 
hicretine i§tirak edenler adeden birincilerin birkag misli fazla idi. 

Ikinci Habe§e donu§linde Ashab, Medine’de Resul-i Ekrem’e 
miilaki olmu§larch. Hatta Ibn-i Mes^d Medine’ye Hicret-i Se- 
niyye vukuunu i§idince Habege’den avdetini tesrP etmi§ ve Resul-i 
Ekrem Bedir harbi i^in tedarikat-i seferiyye ile me§gul bulundugu 
bir sirada Medine’ye gelmi§ ve Bedir gazasina i§tirak etmi§tir. 

Mevzuu bahsimiz olan hadiste Abdullah Ibn-i Mes'ud’un : 
“Vakta ki biz NecagVnin yanindan doniip geldik” soziyle muradi, birinci 


1 Bu sirada IJabe$e*de hukumran olan Nec^i’nin ismi "A shame” idi. 


NAMAZDA TAHRlM-t KELAM 


225 


Habe§e’den Mekke’ye donii§ miidiir, yoksa ikirici muhaceretten Me- 
dine’ye avdet midir? Ta'bir-i aharla namazda tahrim-i kelam Mekke*- 
de mi vuku c bulmu§tur, yoksa Medine’de mi? Bu noktanm ta c yininde 
iilemamn ihtilafi vardir : 

Taber i ile birtakim ulema namazda tahrim-i kelam Mekke’de 
vuku* buldu. Ibn-i Mes c ud da bu sozii ile birinci Habe§e hicretin- 
den Mekke’ye avdet kasdetmi§tir, diyorlar. Fakat bunlann bu icti- 
hadina tercemesi bundan sonra gelecek olan Zeyd Ibn-i Erkam 
radiya’llahu anh? in hadisi mani'dir. Ibn-i Erkam: “ Biz Resulullah 
zamamnda Hazret-i ResuVun arkasinda namaz kilarken biribirimizle 
gdrii$ebilirdik. Sonra: (salevdt-i mefruzayi ve bilhassa orta namazi eda ve 
muhajaza ediniz , ve namazinizi diinya keldmindan siikut ederek kthmz 1 mea- 
lindeki ayet-i kerlme nazil oldu da Resul-i Ekrem bize , namazda siikut 
etmemizi emir buyurdu” diyor. Gerek bu ayetin mensub oldugu Sure-i 
Bakare ve gerek bu ayet-i kerime medenidir. Ibn-i Erkam da En- 
sar-i Kiram’dandir, Hazreci’dir. Ibn-i Erkam’in namazda bir 
adet-i cariyye olarak vukuunu bildirdigi hadise-i miikaleme de Me- 
dine’ye aid vakiat-i salattandir. 

Birtakim iilema bu cihetleri nazar-i i c tibara alarak Ibn-i Mes c - 
ud’un hadisteki : “ NecdjVninyamndan geldik ” sozii ile Medine’ye av- 
detini kasdetmi§lerdir. Ve namazda tahrim-i kelam, Mekke’de degil, 
Medine’de vuku c buldu, demi§lerdir. Filhakika ikinci Habe§c mu- 
haceretinden avdet eden Ashab-i Kiram Resul-i Ekrem’e Me- 
dine’de miilaki olmu§lardi. Hakim’in Miistedrek' inde Abdullah 
Ibn-i Mes'ud’un oglu Abdullah’in rivayetine gore, Medine’ye 
Hicret-i Seniyye vuku* buldugu Habe§ede §ayi c olunca Abdullah 
Ibn-i Mes'ud, herkesten evvel hareketini tesri c ederek Resul-i 
Ekrem’in Bedir Gazasi i$in tedarikat-i seferiyye ile me§gul bulun- 
dugu sirada Medine’ye gelerek Resul-i Ekrem’e miilaki olmu§ ve 
Bedir gazasinda bulunmu§tur. 

Ibn-i Ishak’in beyanma gore, bunlardan ilk def c a avdet eden 
kafile-i Muhacirin otuz U9 ki§iden ibaret idi. Bunlar Mekke’ye gel- 
mi§lerdi. Ikisi Mekke’de vefat edip yedisi de mu§rikler tarafinda n 
habsedilmekle Medine’ye yirmi dordii vasil olmu§tur, ve Bedir’de 
hazir bulunmu§lardir. Abdullah Ibn-i Mes c ud’un da bu kafi- 


1 [ • jAJ * j ] (jrw Uf Zi \jAji J 'Jtt* 0'^LaJi j 


F. : 15 


226. 


HABE§EYE HlCRET SlRASINDAKt NAMAZ 


le-i Muhacirin apasmda bulundugu pek a§ikardir. Qiinkii Abdullah 
Ibn-i Mes'ucTim Bedir’de bulundugu kat c idir. Hatta Ebu CehTin 
kafasim bizzat ibn-i Mcs'ud kopanp Huzuru Saadet’e siiriikle- 
yerek getirdigi mazbuttur. 

Habe§e hicreti sirasinda be§ vakit namaz farz kilmmami§ti. Qiin- 
kii Habe§eye ilk muhaceret Nubiiwet-i Ahmediyye’nin be§inci yihn- 
da vuku* bulmu§tu. Be§ vakit namaz da Buharfnin Enes Ibn-i Ma- 
lik radiya’llaku anK den rivayet ettigi Mi'rac hadisinde tafsil buyurul- 
dugu iizere, Mi'rac gecesinde farz kilinmi§tir. Mi'racin zaman-i vu- 
kuu ise, Habe§e muhacereti tarihinden hayli zaman sonradir. Ger$i 
Mi'racin tarih-i vukuu hakkindaki habcrler muhtelif olmakla beraber 
bu haberlerin bir hadd-i miigtereki vardirluTo da Hazret-i Hadice 
radiya’llahu anha'nm vefati ile Medinc’yc Hicret-i Seniyye’nin §eref 
vukuu arasindaki ii<j senelik bir zaman dahilinde Resul-i Ekrem’in 
mi ( rac buyurmu§ olmalaridir. Sahih-i Bukdrfde ve Siret-i Ibn-i Hi - 
fdm y da Muhammed Ibn-i Ishak’in rivayeti iizere Hazret-i 
Hadice ile Eb& Talib Hicret’ten ii^sene ewel bir sene i$inde arka 
arkaya vefat etmi§lerdi. §u halde Mi c rac, Hicret-i Muhammediyye*- 
den azami 115 sene ewel vuku* bulmu§tur. Be§ vakit namaz da o gece 
farz kilinmigtir; Bu halde Mi c rac ile ilk Habe§e hicreti arasinda be§ 
senelik bir fasila vardir. 

Ibn-i Hacer, Fethffl-B&rV de Ziihri’den, MPrac’in Hicret’ten 
be§ sene ewel vukuunu naklediyor. Ve Kadi Iyaz, Kurtubf, 
Nevevi gibi eimme-i hadisin bu kavli te’yid ettiklerini bildiriyor. Bu 
hesabca da yine Mi'rac ile be§ vakit namazin farz kihnmasi Habe§e 
muh&ceretinden sonradir, 

Be§ vakit namazdan ewelki namaza gelince : Tercemesi (587) 
numara ile ge$en Enes Ibn-i Malik hadisinin §erhinde izah olun- 
dugu iizere ibtida-yi bPsette ( Miizzemmil) sure-i §erifesinin §eref nii- 
zulii ile gece namazi farz kilinmi§ idi. Hazret-i Ai§e’dcn gelen bir 
rivayette bildirildigi iizere, Hazret-i Peygamber’le Ashabimn ge- 
celeri sabahlara kadar namaz kilmaktan ayakian §i§iyor, simalari 
saranyordu. Bu namaz hali bu suretle bir sene ve bir kavle gore on 
alti ay devam etmifti. Yine ( Miizzemmil ) suresinin alt tarafinda 
(.. ul Allah bilir hi siz gece namazina bu suretle devama 

muktedir olamazsimz . Cenab-i Hak, namaz hususunda size ruhsat vermiftir. 
Siz kendinizce kihnmast kolay olant kihmz) buyurularak bu viicub nesh- 


BE§ VAKlT NAMAZIN MiRAC’DA FARZ KILINDlGl 


227 


edilip MiVac gecesine kadar da mendub olarak devam edildi. Mi'rac 
gecesi de be§ vakit namaz farz kilrndi. 

Abdullah Ibn-i Mes ‘ud ve Zeyd Ibn-i Erkam radiya'lla- 
hu anhuma? mn rivayetleri vechile gerek Mekke’de ve gerek Medine’ye 
ilk hicret giinlerinde gerek farz, gerek nafile namazlarda teati-i selam 
ediliyordu. Taberani’nin Ebu Umame’den rivayetine gore, Ebu 
Omame Hazretleri: “Bir mu ’min, mescide namaz kilinirken geldiginde 
namazin kaf rek'at kihndigini yamndaki musalliye sorabilirdi ve aldigi ce- 
vab vechile evvela jevtettigi rek'atleri kilardi , soma cemduL ddhil olurdu . Hatta 
Muaz tbn-i Cebel radiyaHlahu anh de bir kerre mescide ge$ gelmif ve bu 
suretle namaza dahil olmujtu ” demigtlr 1 . Gerek Ebu Omame, gerek 
Muaz radiya'llahu anhuma her ikisi de Medine’lidir, Ensar’dandir. 

Hulasa! Namazda kelam tahrim edilene kadar namazda kela- 
min miibah oldugunda ehl-i rivayet ihtilaf etmemi§tir. 

Medine’de bu hal pek az devam etmi§ olacaktir. Qimkii Re- 
sul-i Ekrem’in Bedr’e miiteheyyi-i azimet oldugu bir sirada Medi- 
ne’ye avdet eden ve namazda tahrim-i kelamdan haberdar olrruyan 
Abdullah Ibn-i Mes^d, Hazret-i Peygamber’e namazda 
selam verdigi halde selamimn mukabele gormedigini haber vermij- 
tir. Bu cihetle §arih Hattabi: namazda kelam Peygamber’in Medi- 
ne’ye hicretinden pek az zaman sonra nesholundugunu kaydediyor. 

Ibtidi-yi Islam’da namazda kelamin miibah oldugunda ehl-i 
rivayet ittifak ettikleri gibi muahharen tahrim buyuruldugunda da 
fukahanm ittifaki vardir. §u kadar ki, Imam-i Malik, islah-1 salat 
i$in namazda kelami tecviz etmi§tir. Imam-i §afii de sehven kela- 
mi miifsid-i salat addetmemi§tir. Eimme-i Hanefiyye ise boyle fark- 
lara liizum gormemi§tir. Namazda kelam, ister islah-1 salat kasdiyle, 
ister sehven irad edilmi§ olsun namazi ifsad eder, demi§lerdir. 

HanefilerIn DELiLi: *( 1 j—Namazimzi diinya kelami soyle- 

miyerek kiliniz) diye emrolunmasi ve bu hitab-i Ilahi’nin tahrim-i ke- 
lama miiteveccih oldugunun gerek Zeyd Ibn-i Erkam hadisin- 


lS ^ JL* Uj i— 

[ v . ^ i r E : 


* Sure: 2 (Bakare), aytt : 238 


228 


NAMAZDA REDD-I SELAM 


den, gcrek sair ahbar-i me^ureden mlistefad bulunmasidir. Gerek bu 
nazm-i gerifin sebeb-i niizulunde, gerek bu ahadis ve ahbarm esbab-i 
viirudunda namazda soylenen sozlerin sehiv, amd veya islah-1 salat 
kasdi, adem-i kasdi gibi bir tefrike tab! tutuldugu hakkinda bir ri- 
vayet nakledilmemigtir \ 

Namazda selam mes’elesIne gelince: Bu babda da ihtilaf edil- 
migtir : Nutkan redd-i selam edilmesini Ebu Hiireyre, Gabir 
radiya’llahu anhumd ile Hasen-i Basri, Said Ibn-i Miiseyyeb, 
Katade, Ishak Ibn-i Rahuye kabul etmiglerdir. Malik, Ah- 
med Ibn-i Hanbel, §afii, Ebu Sevr Hazarati igaretle redd-i 
sela^ri edilmesi miistehabdir, demigler. Imam-i Ebu Hanife kal- 
ben redd-i selam edilir, ictihadinda bulunmug. Bazilan da namaz- 
dan selam verince redd-i selam eder, demiglerdir ki, bunlar da At a* 
Ibn-i Ebi Rebah, Siifyan-i Sevri, Nehai, Muhammed 
Ibn-i Hasen’dir. Ebu Zer ile Ebii’l-Aliye’den de bu ictihad 
riv&yet edilmigtir. Imam Ebu Yusuf ise ne namaz iginde, ne de 
namazdan sonra redd-i selam edilir demi§tir 1 2 ki, maksadi nutkan 
redd-i selamin adem-i liizumunu beyandan ibiret olacaktir. Ve 
Imam Ebu Hanife’nin ictihadimn aym demektir. Mevzuu bah- 
simiz olan Abdullah Ibn-i Mes*ud hadisinin zahirindcn miiste- 
fad olan da budur. 

Namazda igaretle redd-i selami miistehab addeden mezahib-i 
sel&se eimmesi, nutk ile de, igaretle de redd-i selami tecviz etmiyen 
Imam Efyu Hanife aleyhine Miislim’in Sahih' inde rivayet ettigi 
Cabir hadisi ile istidlal etmiglerdir. Gabir radiya'lldhu anh demigtir 
ki : Resulullah solid! llahu aleyhi ve sellem bir sefer esnasmda beni bir 
ige gondermigti. O igten dontip geldigimde ResGl-i Ekrem’i namaz 
kilar buldum. Ve kendisine selam verdim, Bana igaret eyledi. Na- 
mazdan farig olunca da : “Ey Cabir! Ben namazda iken sen bana selam 
verdin. Namazda bulunmakhgim y sana karji soylenmeme mdni oldu ” buyurdu 3 . 


1 i 1 1 if* 4 \ ^ 

* Aynt: G. 3, S. 701. 

3 J j Jj+'j Jtf c* j-U. jf- (£jj 

^ ^ UJj Jl jUU 4 -Ip w*JL> ^ 


\ » 

NAMAZDA SELAM HAKKINDA CABlR HADlSt 229 


Cabir hadisini bu suretle Siinen-i Erbaa s&hibleri de rivayet 
ctmi§lerdir. Hatta bu rivayet tariklerinden birisinde ki, Muslim’in 
SahiK inde tahric edilmi§tir. Hazret-i Cabir’in, bir hicet i$in izam 
buyurulmasi “ Beni Mustalik” a giderken vuku* buldugu da bildiril- 
mi§tir. I§te mezahib-i selase fukah&si, Cabir hadisindeki i§&ret-i 
Nebevi’yi redd-i selam mahiyyetinde telakki etmi§lerdir. Ve namaz- 
dan farig olunca Resul-i Ekrem’in namazda bulunmakligim sana 
soylenmeme mani oldu, buyurulmasim da nutkan redd-i sel&m ede- 
medim, i§aretle iktifa ettim, suretinde teVil etmi§Ierdir. 

Fakat Cabir hadisinin diger riv&yet tarikleri ki, bunlardan 
birisi 613 numara ile gelecektir. Boyle bir ma c na istifade edilmesine 
hi$ de miisaid degildir. Hadisin bu b&bda daha ziyade tafsili ihtivi 
eden diger bir tarik-i rivayeti daha vardir ki, onu da Tahavi naklet- 
mektedir. Bu rivayete gore, Hazret-i Cabir: Resulullah sailed- 
lahu aleyhi ve sellem ile bir seferde bulundum. Resulullah, beni bir 
hacete gondermi§ti, o i§i goriip dondugiimde Resul-i Ekrem’i, 
devesi iizerinde buldum. Selam verdim. Sel&mimi reddetmedi. Sonra 
ruku c ve secde ettigini gordiim. Namazdan selam verince bana sela- 
mimi reddeyledi 1 . 

Goriiliiyor ki, Tah&vfnin rivayeti derecesinde obiir tarik-i 
riv&yette vuzuh yoktur. Tahavi’nin rivayetinde Restil-i Ekrem 
Efendimiz’in, Hazret-i Cabir’in selamini namazda reddetme- 
digi ve selam verdikten sonra selamla mukabele buyurdugu tasrih 
edilmi§tir. Tahavfnin bu tarik-i rivayeti vazihan del&let eder ki, 
diger tarik-i rivayette zikredilen i§£retin medlulii redd-i selim mahi- 
yetinde olmayip bilakis namazda redd-i selami nehy li inkardan ib&- 
rettir. Hatta Cabir hadisinin Tahavl’ye, A c me§ tarikiyle gelen 
diger bir rivayetinde Hazret-i Cabir : “ Namaz kilan bir kimseye selam 
vermeyi hoflanmam . Namazda iken bana selam verilir ise , onada namazdan 
giktiktan sonra mukabele ederim ” demi§tir ki, bu da Tah&vi’nin riv&ye- 
tindeki vuzuhu tamamiyle inki§af ettirmi§tir. Fazla olarak musalliye 
selam verilmesi muvafik olmadigim da bildirmektedir. Birinci tarik-i 


1 (JL- j aAp «ul J £• Uf « Jli Air- fj+j gjj 

J* j m |JL* 4jl p . cL-ij Ja jmj <JI c ^ IfJI cJiiUjU c j jJLt j 

Of ^ lJL|i . Jli j . Jp pJL UU . -U-J j ffj ofj j 

. 4 JU Oj ^ li J J y |1 jJU j -il J 


230 


ZEYD IBN- ERKAMt HADlSt — NAMAZDA KELAM 


riv&yctte ge^cn i§aret, Res£tl-i Ekrcm tarafindan redd-i selam ma- 
hiyyetindc olsaydi, Hazret-i Cabir musalliye selam verilmesini ke- 
rih gormiyecekti. 


j\j yj £' 5^5 ■ 609 

jp ' ^k»U- cSjj 0*>O I aIp-C? ^J$sj lJJL^-T jlS" 

U ja\J aU \jAjij 


TERCEMESi 

Zeyd tbn-i Erkam radiydlldhu and den sabit olan bir 
rivayette miisariin-ileyh demi§tir lei : 

Muhakkak biz, Nebi salldlld.hu aleyhi ve sellem zamamnda 
(Resul-i Ekrem’in arkasmda) namazda (iken) goru§iirduk. 
Bizim birimiz (yanindaki) arkadasjina hacetini soylerdi. En 
sonu [ ,jcj\i 4 ) j StA^aJI J CA jLall jJp 1 jkiU- = Ey mu i - 

minler! Namazlan ve (hususiyle bunlann) orta (sindaki) namazi 
muhdfaza ediniz. Ve (namazmizi) stikQt ederek Allah igin kiltmz ] 
&yet-i kerimesi nazil oldu da Resul-i Ekrem bize (namaz- 
da) siikut etmemizi emir buyurdu. 

IzAhi 


<±!l. 


RAviler, rivAyetler : 

Bu hadis-i §erifde namazda kelamin menhl oldugunu ifade eden 
hadisler ciimlesindendir. Buhari Tefcir babmda da tahric etmi§tir. 
Muslim, Ebu Davud, Nes&i, Tirmizl de Salat bahsinde riva- 
yet etmi§lerdir, Tirmizi’nin aynca Tefsir babmda da riv&yeti var- 
dir. Sahih-i Buhari metninde hadis, §u suretle: Lr ?Jl a#* J* S kT o\) 
( . . I jliiU- cJ j Uju-I ^ ^ \ ^0 sevkedilmi§tir. Fakat 

miiellif Z e b id i merhum, hadisi ihtisar ederken pek ifrat etmi§tir. Oyle 
zannediyorum ki, miiellifi bu ifrata sevkeden, hadisin birinci ve ikind 


MUBAH iDt — NAMAZDA KELAMIN TAHRtMl 


231 


fikralanm bir mealde addetmesidir. Bu sebeble ikinci ile iktifsL edip 
birinci fikrayi tayyetmi§tir. Halbuki birinci fikra “ inne l ” ile lim-i ibti- 
daiyye ile miiekked bulunuyordu. Sonra ikinci fikra birinciyi te’kid 
i^in irad edilmi§ idi. Halbuki hadisin bu muhtasar §ekli, bildirdigimiz 
miiekkidattan tamamen mahrum birakilrm§tir. Bu cihetle hadisi, 
Sahih-i Buhari metnine gore terceme ettik. 

Buhari metninde (bi-hacetihi) kaydi vardir ki, mliellif onu da bi- 
rakmi§tir. Halbuki bu kayid namazda soylenen soziin nev c ini, yani 
musallinin muhtac oldugu, mesela aded-i reke&ti isti'lam gibi bir hu- 
susa dair oldugunu ifade etmekte bulundugundan ihtisar gibi tali bir 
dii§iince ile terkedilmesi hi^ de muvafik degil idi. Demek oluyor ki, 
namazdaki bu goriigmeler, afaki, uzun boylu miisahabeler nev c inden 
degil idi. Belki hadisin, Ebti Umame radiya'llahu anK den gelen diger 
rivayet tarikmdan ogrendigimize gore, Zeyd tbn-i Erkam’in bu 
hadisinde bildirmek istedigi hacet, namaza muteallik ihtiyaclar nev<- 
inden idi. 

AyET-I KER1ME ILE HAD1S-I §ERXFTEN MUSTEFAD OLAN MA c nAlAR VE 
HUKUMLER \ 

i) Ibtida-yi Islam’da namazda soylenmek miibah iken sonra 
neshedilmi§tir. Hakikaten namaz, mii’minlerin Rablanna kar§i mii- 
n&cat ve izhar-i ubfldiyyet etmeleri i^in te§ri c buyurulmu§ bir te’sis-i 
ilahi oldugundan musallinin bunu, fanilerin kelami ile ihlal etmesi 
gaye ile te’lifi kabil olmiyan bir hareket idi. Namaza dururken mii*- 
minin kendisini derleyip toparlamasi, fanilerden yiiziinu gevirip ke- 
mal-i hu§fi c ile ve biitun kuva-yi rfthiyye ve cismiyyesiyle biri-gah-i 
il&hiye yonelmesi en muhim ubudiyyet l&zimesi idi. Bunun i$in 
j = JVamazimzi siikUt ederek Rabbinizin nzdst ifin kihmz) 
buyurularak namazda kelam-i be§er haram kilmmi§tir. Bunu da 
Resfil-i Ekrem’in namazda her nevi c kel&m-i £demiden siikut 
edilmesine dair emirleri ta'kib etmi§tir. 

Namazda hiirmet-i kelam hakkinda iilemamn da icmai vardir : 
Eimme-i Miislimin namazda tekellumiin Kitab ve Siinnet’e miiste- 
nid olan hiirmetine mebni bu hiirmeti bilerek, sehven degil amden, 
islah-1 salat gibi veya ma c ruzu helak olan bir gafili ikaz gibi bir masla- 
hat muktezasi olmiyarak namazda soylenmek namazi lbtal eder, 


1 Hadisde (W o\) deki elif, nun maddcsi mii^cddcd den tahfif edilmi§tir. 


232 


HURMET-t KELAMDA ULEMANIN ICMAl 


demi§lerdir. Bu esas-i §er c ide ittifak eden eimme-i kiram yalmz bunun 
tafsilinde $u suretle ihtilaf etmi§lerdir. 

Bir maslahata miistcnid olsa bile Ebu Hanife, Malik, Ah- 
med Ibn-i Hanbel, §afii Hazaratina gore, tekellum ile namaz 
batil olur. Evzai ile Imam-i Malik’in bazi ashabi maslahata miis- 
tenid olan tekelliimu tecviz etmi§lerdir. Nasiye gelince : Imam-i 
§afii’ye gore kelami kalil ile narnaz batil olmaz. Imam-i Malik’in, 
Ahmed tbn-i Hanbel’in, ciimhhr-i fukahamn mezhebi de budur. 

Eimme-i Hanefiyyeye gore batil olur. Nasinin kelam-i kesirinde 
eimme-i Hanefiyye’den iki kavl-i me§h&r menkuldiir. Bunlardan en 
sahih olan kavle gore yine n&sinin namazi batil olur. 

Nevevi diyor ki: Nasi hakkindaki ictihadimizin delili Ziilye- 
deyn hadisidir 1 . 

Bu hadiste nasinin hiikmii zahir olarak gorulmektedir, diyor. 

§arih Ayni de: Ashabimiz fukaha-yi Hanefiyye tarafmdan §u 
suretle cevab verildigini bildiriyor : “Zlilyedeyn kissasma dair olan 


1 Zulycdeyn hadisinin tcrccmesi 299 numara ile g€£mi$tir. Ebti Hii- 
reyre radiya'lldhu ard ? den mervi olan bu hadiste mtt$&run-ileyh demi$tir ki : 

Bir def'a Restil-i Ekrem salla'lldhu aUyhi ve sellem bize ogle veya ikindi namaz- 
lanndan birini kildirirken iki rek^tten sonra selam vermi$ti. Sonra kalkip mescidin 
i^inde uzatilmi? kuru bir aga£ parsasina dayandi. Resftl-i Ekrem gadapli gibi 
gorultiyordu. Ve sag elinin i^ini sol elinin arkasi iistiine koyup parmaklarmi kari$- 
tirarak sag yanagim sol elinin ardma yapi$tirmi§ti. 

Restil-i Ekrem bu hey’ette cemaate bakarken cem&atten acele $ikmak isti- 
yenler Mescid’in kapilarmdan ^ikiyorlar ve birbirlerine “ namaz kisaldi" diyorlardi. 
Cem&at i^inde Ebti Bekr, Omer radiya'llahu anhumd da bulunmakla ber&ber bun- 
lar da huzdru Sa&det’teki mehabetten ^ekinerek bir §ey sdylemiyorlardi. Yine 
cemiat i^inde — kollan uzun oldugu i$in — Ziilyedeyn denilen bir zkt vardi. 
Zulyedcyn : 

— Ya Resulallah! Unuttun mu, yoksa namaz kisaldi mi? diye sordu. Re- 
sdl-i Ekrem: 

— Ne unuttum, ne de namaz kisaldi, diye cevib verdi. Sonra ResGl-i Ekrem, 
cemiate hitab ederek : 

— Ziilyedeyn’in dedigi gibi mi? diye sordu. Cemaat : 

— Evet, Ziilyedeyn’in dedigi gibidir, diye cev&b vermi§lerdi. Bunun iizerine 
Resill-i Ekrem hemen mihraba dogru ilerleyip namazdan eksik biraktigi rek'at- 
leri kildirdi. Sonra sel&m verdi. Sonra tekbir alip secde etti. Sonra ba$im kaldinp 
tekbir aldi. Sonra tekbir alip secde etti. Sonra yine ka§ini kalchnp tekbir aldi. 

Sonra tmrin Ibn-i Husayn’in riv&yeti vechile Restil-i Ekrem selam 
vermi§ti. 


SALAT-I VUSTAMN MAHlYYETiNi TA'YlN EDEN HABERLER 233 


hadis, Ibn-i Mes'ud ve Zeyd tbn-i Erkam radiyaHlahu anhuma 
hadisleriyle mensuhtur. Qiinkii Ziilyedeyn, Ziihrfnin rivayeti 
vechile Bedir gazasinda §ehid olmu§tur. Rivayet edilen bu namaz 
kissasi da Bedir’den ewel vuku c bulmu§tur” diye cevab verildigini 
naklediyor. 

Ebft Hiireyre, Hayber sirasmda tsleim olduguna gore, Hay- 
ber’den ewelki birhadiseyi nasil nakledebilecegi? suretinde varid-i 
hatir olan bir §iibheyi de yine Allame Ayni: birhadisenin zaman-i 
vukuunda hazir bulunamiyan Sahabi ahiren ya Resul-i Ekrem*- 
den vey&hut diger bir Sahabi’den i§iterek rivayet edebilir ve boyle 
rivayetler vaki c dir, diye izale cdiyor. 

AYET-i KERlMEYi IZAh EDEN RiVAYET TARiKLERI : 

Hadis-i §erifin ihtiva ettigi * j J ** _>Jl j Jp 1 ) 

Ayet-i kerimesindeki emri, sigasiyle viicub ifade ettigi 

gibi muhafaza kelimesi de sigamn medlulii olan viicub hukmiinu 
te’yid etmektedir. 

(oljJLr) siga-i cem c ine lam-i ta c rifin diihulii ma'hude i§aret 
etmekte bulundugundan bununla da her giimin gece ve giinduzunde 
kihnan be§ vakit namaz maksuddur. Binaenaleyh ( o I jL-J! Jp i jJiiU ) 
nazm-i §erifi : “Be$ vakit namazt ; farzlanni istijd , hududuna iHina ve tam 
vaktinde eda ederek mnhafazaya devam ediniz ” demek olur. Qiinkii muha- 
faza ile emrolunmasi, bunlann tamamen tahakkukunu iktiza eder. 
(Salat-i vusta) mn miiteakiben ve munfcriden zikredilmesi de miick- 
ked olan muhafaza-i salat hiikmunii bir kerre daha te’kid etmektedir. 

Salat-i vustamn ta'yin-i mahiyyeti hakkinda muhtelif rivayetler 
nakledilmi§tir ki, bunlann meemuu yirmiye balig olmaktadir. Bunlar 
iginde en ziyade haiz-i riichan olani, sal&t-i vustamn ikindi namazi 
olduguna dair olan rivayettir. Ashab’dan Ebu Hiireyre, All Ibn-i 
Ebi Talib, Ibn-i Abbas, Ubey Ibn-i Ka c b, Ebu Eyyiibii 
Ensari, Abdullah Ibn-i Mes'ud, Abdullah Ibn-i Amr, 
Semiire Ibn-i Glindeb, Ummii Seleme radiyaUldhu anhiim 
Hazaratimn kavli budur. Ibn-i Hazm: All ve Ai§e radiya!llahu 
anhuma! dan salat-i vusta hakkinda bundan ba$ka gelen riviyetler 
sahih degildir, diyor. Tabii ve ittiba-i Tabii ricalinden Hasen-i 
Basrf, Ziihri, Ibrahim-i Nehai, Muhammed Ibn-i Sirin, 
Said Ibn-i Ciibeyr, Ebu Hanife, Ebu Yusuf, Muhammed, 


234 


salAt-i vustAnin salAt-i asr 


Ziifer, Yunus, Katade, §afii, Ahmed, Dahhak, Ubeyd 
Ibn-i Meryem, Muhammed Ibn-i Saib gibi daha bir hayli 
zevatin mezhebi de budur. Ebu Hasen-i Maverdl, salat-i vusta 
cumhur-i Tabiin’in mezhebidir, diyor. Ibn-i AbdiT-Ber de ehl-i 
eserin ekserisinin mezhebi oldugunu haber veriyor. Ibn-i Atiyye 
ise cumhur-i nas tarafindan salat-i vusta, ikindi namazi olarak kabul 
edilmi§tir, diyor. Ebu Ca c fer Taber i de bu babdaki ahbardan 
tezahiir eden hakikat, ikindi namazi olmasidir, diyor. Tirmizi de 
gerek Sahabe’den, gerek kurun-i muteakibe ricalinden ekser iilemamn 
mezhebi bu merkezde oldugunu bildiriyor. 

Salat-i vustAnin iKiNDi namazi olduguna dAir varId olan 

HABERLERDEN BAZILARI §UNLARDIR: 

1) Muslim’in rivayetine gore, All radiycfllaku anh Resul-i 

Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Handek giinu: I 

a = Kurey$ miipikleri bizi orta namazdan ki, ikindi namazidir , 

altkoydular , buyurdu” demi§tir. 

Muslim’in Hazret-i Alf’den gelen bu rivayeti gayet sarihtir, 
salat-i vusta, salat-i asr ile tefsir edilmi§tir. Buhari’nin de sure-i 
Bakare’nin tefsirinde Hazret-i Ali’ye nhintehi bir rivayeti vardir. 
Hatta Resul-i Ekrem’in: “ijU p* j jJ oU = Allah, bu Ku - 

reyfin kabirlerine , — bir rivdyette — evlerine ate$ doldursun ” diye dua bu- 
yurduklan hakkinda bir ziyadeyi muhtevidir. Taber an i’nin Ibn-i 
Abbas’dan naklettigi bir rivayetinde de j) ziyadesi vardir 

ki : (Allah bunlann kabirlerine ve gonullerine ate$ doldursun) diye dua bu- 
yurulmu§tur. Fakat bu rivayetler, bu tafsilati ihtivA etmekle beraber 
bunlar da Muslim’in riv&yeti gibi salat-i vusta, salat-i asr ile tefsir 
edilmemi§tir. 

2) Yine Muslim’in rivayetine gore, Abdullah Ibn-i Mes'ud 

radiya'llahu anh: Bir kerre mu§rikler Resul-i Ekrem’i ikindi nama- 
zim kilmaktan alikoymu§lardi da Resul-i Ekrem: »” 

a I = Bizi bu miiprikler orta namazi kilntaktan altkoydular , buyurdu ” 
demi§tir ki, bu Ibn-i Mes'ud rivayeti de bu babda gayetle sarihtir. 

3) Yine Muslim’in Hazret-i Ai§e radiya’llahu anha'dan kolesi 
Ebu Yuniis vasitasiyle gelen rivayetinde Ebu Yunus demi§tir ki : 
Bana Hazret-i Ai§e, kendisine bir Mushaf yazmakligimi emret- 
mi§ti. .Ve (cs\jL~a}\ J* l>kiU) ayetine geldigimde kendisinden istizan 


olduGuna dAIr haberler 


235 


etmemi tenbih buyurmujtu. Yazi i§i bu ayet-i kerimeye geldiginde 
istizan ettim. Bana bu ayeti ( oL* j s^uil j oi jJLJI J* i^UiU) 
suretinde imla ettirdi, ve: (bu ayeti y Resulullah salla'llahu aleyhi ve 
sellerrCden boyle i^ittim buyurdu). 

Miislim’in bu rivayetine g6re, Hazret-i Ai§e indinde salat-i 
vusta ile salat-i asr arasinda mugayeret bulunuyor ise de Ebu Hii- 
beyre’nin Kubeysa’dan rivayeti tarikmda Kubeysa Ibn-i Ebi 
Ziieyb, Hazret-i Ai§e Mushaf’mda da vav-i atif bulunmadigim 
bildirmi§tir. Ibn-i Hazm da, Kasim’den gelen rivayetin ravisiz 
oldugunu haber vcriyor. Ve bu atifsiz rivayet Hazret-i Ai§e’den 
vuku 1 bulan rivayetlerin en sahihidir, diyor. Sonra Hazret-i Alf- 
den, Abdullah Ibn-i Mes'ud’dan sabit olan rivayetler de bu ci- 
heti te’yid ediyor. 

4) Ibn-i Huzeyme’nin Sahtfi* inde Ebu Hiireyre’den tesbit 
edilen bir rivayete gore, Ebu Hiireyre Hazretlerinden salat-i vusta 
hakkmdaki ihtilaf sorulmu§, o da demi§tir ki : Bu mes’ele hakkmda 
sizin ihtilaf ettiginiz gibi biz de Hane-i Saadet’in civannda ihtilaf 
etmi§tik. Aramizda Ha§im Ibn-i Utbe bulunuyordu ki, ho§ bir 
zat idi. Bize : §imdi ben mes’elenin dogrusunu ogrenip size bildireyim, 
dedi. Ve Resul-i Ekrem’den miisaade alarak Huzur-i Saadet’e 
girdi. Sonra $ikip yammiza geldiginde salat-i vustanm salat-i asr ol- 
dugunu bize haber verdi. 

5) Taber i’nin rivayetleri arasinda Sahabe’den ismi ta*yin edi- 
lemiyen bir zatin rivayeti de vardir ki, bu mevzuun en sarih riv&yet- 
lerinden ma'duddur. Bu zat da demi§tir ki : Ben kii^iik bir ya§ta iken 
bu mes’ele hakkmda bir kerre Ebu BekrveOmer radiya'llahu an - 
humd beni Reshl-i Ekrem’e gondermi§lerdi. Resul-i Ekrem be- 
nim kii^lik parmagimi tuttu. Ve : Bu sabah namazidir, buyurdu. 
Sonra onun yanmdaki parmagimi tuttu : Bu da ogledir, buyurdu. 
Sonra ba§ parmagimi tutup ak§am namazidir, dedi. Onun yanmda- 
kini tutarak bu da yatsidir, buyurup sonra bana : 

— §imdi hangi parmagin kaldi? diye sordu. Bende: 

— Orta parmagim, dedim, Sonra yine sordu : 

— Hangi namaz geriye kaldi? Ben de : 

— Ikindi namazi, diye cev&b verdim. Bunun 'iizerine Resul-i 
Ekrem : 


236 




NAMAZ’DA TESVtYE-t TURABIN Ht)KMt) 


— I§te orta namaz, bu ikindi namazidir, buyurdu. 

Zeyd Ibn-i Sab it radiya'llahu anti's gt>re salat-i vusta ogle 
namazidir. Cabir Ibn-i Abdillah , Muaz Ibn-i Cebel, bir 
rivayette Ibn-i Abbas ile Ibn-i Omer, Ata*, Ikrime, Miica- 
hid, Rebi c , Malik Ibn-i Enes rahimehiimulldh da sabah namazi 
oldugunu kabul etmi§lerdir. 

Abdullah Ibn-i Omer radiya'llahu anhuma , salat-i vustayi be§ 
vakit namaz i<jinde gayri muayyen birisidir, suretinde tefsir etmi§tir. 
Mii§arim-ileyh Hazretlerinden turuk-i sahiha ile gelen bir rivayette 
kolesi Nafi* demi§tir ki: Ibn-i Omer’den salat-i vusta soruldugunda: 
^ jrr- ^ — Orta namaz , be$ vakit namazdan ma'duddur . Bu 
bef vakit namaztn hepsini muhajaza ediniz ” diye cevab verdi. Binaen- 
aleyh salat-i vusta, be§ vakit namazdan gayri muayyen birisi oluyor. 
Bir rivayette Zeyd I^m-i Sabit’in de mezhebi budur. Kadi §li- 
reyh de bu mezhebi iltizam eylemi§tir. 

Salat-i vusta hakkindaki akval-i saireyi §arih-i Allame Ayni 
Umdetifl-Kari'dc butiin tafsilati ile bildirmi§tir. [ Umdetu'l-Kari : C. 3, 
S. 706, 707, 708]. 


<Cp -Oil jp . 610 


V, V 


oj jii ^ Du 'XS 


' v " 


+ s'* ' ' # 

. 5 ji ^pli 


Tercemesi 

Muaykib radiya'llahu anK den Nebi sallarlldhu aleyhi ve 
sellenTm (secdeye varirken) secde ye.dnin toprapm (eliyle) 
diizelten bir kimseye ( hitab ederek : ) 

— Bir daha boyle tesviye-i tviraba mecbur olursan, bir 
dePa mesheylc ! buyurdugu rivayet edilmi§tir. 


IzAhi 

RAviLER, RIVAYETLER : 

Bu hadisi Muslim ile Siinen-i Erbaa sahibleri de Salat bahsinde 
tahric etmi§lerdir. Buhari bu hadisi secde mahallindeki 9akillarin 


NAMAZ’DA AMEL-I YEStR 


237 


namaz sirasinda izalesi caiz olduguna dair a^tigi bir babmda zik- 
retmi§tir. 

Hadis-i §erifteki ( J*- J\ ) tagliben varid oldugundan hadisin za- 
hirinden mustefad clan mesh-i hasat ve tesviye-i tiirabin cevazi hiik- 
mii umumiyyetle erkek ve kadin hakkmda caridir. Ve bir dePaya 
mahsus olmak iizere secde ederken musalliye eza verecek gakillann 
dePinde, topragin el ile diizeltilmesinde hig bir §er c i mahzur yoktur. 
Ibn-i Mes'ud’un ve Ibn-i Omer’in boyle yaptikian menkuldiir. 
Ebu Zer, Ebu Hiireyre, Huzeyfe de buna ruhsat vermi§lerdir. 
Tabiin’den Ibrahim-i Nehai’nin, Ebu Salih’in mezhebi debudur. 
Hazret-i Omer, Cabir, Tabiin’den Hasen-i Basri kerih gor- 
mii§lerdir. Nevevi, Muslim §erhinde bunun keraheti hakkmda iile- 
manin ittifaki oldugunu ve namaz kilan bir kimsenin bu nevi c me§gu- 
liyeti namazda viicudu matlub ve multezem olan tevazua miinafi 
bulundugunu haber veriyor. Lakin §arih Ayni bu ittifak hikayesinde 
nazar vardir, §ayan-i tedkikdir, diyor. Ve tmam-i Malik’in boyle 
amel-i yesirde bir beis gormedigmi, hatta kendisinin namazda boyle 
yaptigim bildiriyor. Ve hakikaten “ Telvih ” de seleften pek ^oklarmin 
namazda secde mahallindeki gakillari bir dePaya miinhasir olarak 
izale ettikleri naklcdilerek birden ziyadede kerahet vardir, denilmi§- 
tir. Ehl-i zahir ise, birden ziyadenin haram olduguna hukmetmi§- 
lerdir. 

Kadi Iyaz da diyor ki : Namaz kilarken musallinin almna yapi- 
§an toprak, £or gop gibi §eylerin mescidden aynlmadan almdan izale 
edilmesini selef firkin goriirlerdi. Ibn-i AbdiT-Ber de bunun 
Said ibn-i Ciibeyr’den, Sa'bi’den, Hasen-i Basri’den hikayc 
ediyor. Ibn-i Mes'ud radiya' llahu anh de dort §ey §iddetle Sunnet’f 
muhaliftir, der imi§ : Siitresiz namaz kilmak, namazdan aynlmadan 
yiizunii silmek, ayakta i§emek, ezan okunurken icabet etmemek. 

Bundan sonra Buhari, giyilen elbisenin secde etmek iizere yayi- 
lip iizerine secde edilmesinin cevazi hakkmda bir bab daha a^arak 
burada da Salat bahsinde tercemesi (251) numara ile ge^en meali 
bervech-i ati Enes Ibn-i Malik hadisini zikretmi§tir. 

Enes Ibn-i Malik radiya'llahu anh demi§tir ki : Biz Neb! 
salla' llahu aleyhi ve sellem ile birlikte namaz kilardik da bazilarimiz 
sicagin §iddetinden dolayi (burundugii) elbisenin bir ucunu secde 
yerine yayardi, (ve iizerine secde ederdi). 


238 


HAZRET-t MUAYKtB’lN TERCEME-I HAlI 


Bundan sonra Buhari namazda amel-i yesirin cevazi hakkmda 
da bir bab a^arak burada da Kitab-i Salat’ta tercemesi (249) numara 
ile ge$en Hazret-i Ai§e’nin §u hadisini tahric eylemi§tir : 

Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem! in zevcesi Ai§e radiya'llahu 
anhd demi§tir ki : Ben Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellerri* in kar§i- 
sinda (gece) uyurdum. Iki ayaklanm da Resul-i Ekrem’in secde 
mahallinde bulunurdu. Resul-i Ekrem secdeye vardigi zaman 
eliyle bana diirterdi. Ben do ayaklanmi (geriye) ^ekerdim. (Secdeden) 
kalkinca ben yine uzatirdmi; Hazret-i Ai§e: O zamanlar evlerde 
i§ik da bulunmazdi, demi§tir. 

Buhari’nin yine bu babda tahric ettigi Ebu Hiireyre’nin bir 
hadisi daha vardir ki, bunun da tercemesi (288) numara ile ge$mi§- 
tir. Hadisin izahinda selefim Ahmed Naim merhumun kiymetli 
bir miitaleasi da yazili bulundugundan karilerimize miitalea etmele- 
rini tavsiye edcriz. 

Miiellif Zebidi merhum bu hadisleri orada zikrettiginden ihti- 
sar i^in burada terketmi§tir. 

TERCEME-i HAL : 

Ravi Muaykib radiyd* llahu anh, Ibn-i Ebi Fatima-i DevsF- 
dir. Mekke-i Mukerreme’deki ilk musliimanlardan ve ikinci Habe§e 
muhacirlerindendir. Hayber sirasmda Habe§e’den avdet etmi§tir. 
Resul-i Ekrem Efendimiz tarafindan kendilerine miihiirdar 
ta c yin edilerek taltif buyurulmu§tur. Ebu Bekr ve Omer radiya'llahu 
ankuma' nm zaman-i hilafetlerinde de beytii’lmal emini idi. Hazret-i 
Omer’in devr-i hilafetinde ciizam illetine miibtela olmu§ ise de ta- 
raf-i hilafetten etibba celb ve tedavi edilerek hastalik tevkif edilmi§tir. 
Hazret-i Osman’in zaman-i hilafetinde Hatemii’l-Enbiya’nm 
hatem-i Saadet’i sahib-i terceme tarafindan “Erise” kuyusuna du§ii- 
rtilup zayi c edilmi§ ve bulmak miimkiin olamami§tir. Hazret-i 
Osman’in son devirlerinde yahut Hazret-i Ali’nin ibtida-yi hila- 
feti sirasmda kirk tarihinde irtihal etmi§tir. Muaykib radiya'lldhu 
anh' in Buhari’de bu hadisten ba§ka rivayeti yoktur. Ibni’t-Tin: 
Ashab arasinda ciizam illetine bundan ba§ka tutulan olmadigim 
bildirmi§tir K 


1 Ayni : G. 3, S. 718. 


NAMAZDA YUrOMENIN Ht)KMt)NE DAiR EBtJ BERZE HADlSl 239 



* * ' ' l*' ' * * . I ' ' «.** , ’ | \ * + K r * | ^ l ^ ® . 

Jj*>- J APjUj 4jlJUl C*U^J <>JLj 4Job J OJJP 

£* JP JUi dUd^ <J ijtf* 

> • s • f s'. «'•«'•? s x- ^ 

OJ.^< j uuj j I CjIjJp CjIj^p £***< p~U j 4 -J.p 




5," ^ 


• *r. * " f v ^ ' ,"f •. f * •. , v 

u* y-ifii £ £*r\y oi 



Jp jd-j g-jj 1*pjI jl 


TERCEMESi 

§u‘be Ibn-i Haccac, Ezrak Ibn-i Kays’dan §oyle 
rivayet etmi§tir : 

Ezrak demi§tir ki : Ehvaz’da Haruriyye (denilen harici- 
ler) ile harb ettigimiz giinlerde (Diiceyle) nehr (inin) kena- 
nnda bulunuyordum. Birisi de orada binidinin gemini elinde 
tutarak namaz kiliyordu ki, ravi §u‘be, bu namaz kilan 
zatin Eslemi Ebu Berze radiyadllahu anh oldugunu haber 
vermi§tir. Namaz kilarken hayvan, Ebu Berze’yi gekmege, 
o da hayvana uymaga (ve onunla namazda yuriimege) ba§- 
ladi. Bu vaz 'iyyete §ahid olan bir harici : “Ya Rab : §u ihti- 
yara cezasim ver (o, hayvam igin namazim terkediyor) di 
(yerck sebb u tahkir etmcge ba§la) di. Ebu Berze namazdan 
farig olunca (h&riciye kar§i) §oyle cev&b verdi: Senin (§imdi 
soyledigin) soziinii i§ittim. Ben, Resulullah sailed llahu aleyhi 
ve sellem ile birlikte alti, yahut yedi, y&hut sekiz gazada bu- 
lundum. Resul-i Ekrem’in (namazda ve sair hususlarda 
iimmetine) yiisr ii siihulet gosterdigine §ahid oldum. §imdi be- 
nim bu hayvamn hareketine uysal olmakligim onu (ba§i bo§) 
birakmakligimdan daha hayirlidir. ((Jiinkii birakmca) hay- 


240 


LtlGAVl tZAHLAR 


van, yemligine, ahinna donecektir. O zaman benim i$in (uzak 
menzilime gitmek) gu£le§ecektir. 

IZAHI 

BiR tenbih : Miiellif Zebidi bu hadisin asil ravilerinden iki- 
sini yani §u c be ile Ezrak Ibn-i Kays*i Tabiin’den diye tayyede- 
rek yaliuz Sahabi Ebu Berze’yi zikretmi§tir. Halbuki Sahik-i Bu - 
hart metnindeki hadisin suret-i sevkine gore bu vakia-i salati nakl ii 
rivayet eden Ezrak Ibn-i Kays’tir. Ve hadise sahibinin Ebu 
Berze oldugunu haber veren de §u < be , dir. Yine miiellif merhum 
hadisin suret-i sevkinde bildirilen mukaddimati da hadis-i Nebevi 
mahiyyetinde bulunmadigmi gorerek bunu da Tecrid’e almami§tir. 
Bu noksanlan telafi etmek i^in hadisi Buhdri metninden terceme et- 
mege mecbur olduk ve birinci ravi olarak §u c be’yi gosterdik 1 . 

Hadisteki h&ricinin ismi de Buhari tarafmdan ta'yin edileme- 
mi$tir. Bu cihetle Buhari, bu hadisin isnadinda Ciimhur-i muhaddi- 
sinden teferriid etmi§tir. 

LuGAVi iZAHLAR: 

( jr terkibinde ciiriif, cim’in ve ra’nin zammiyle sel suyu- 

nun yardigi yere denir. Lisammizda yar tabir olunur. ( jU ), sel 
suyunun oyup gotiirdiigu arz pargasidir. Binaenaleyh ( ^ ^), 
nehir yan demek olur. Fakat §arih Kastalani bu kelimenin Kii§- 
miheni rivayetinde had miihmele ile mazbut bulundugunu ve hiirii- 
fun de canib mahiasma oldugunu bildirdiginden (nehir kenan) diye 
terceme ettik. Bu nehrin musaggar olarak ( Diiceyl ) nehri oldugunu 
da bize Kastalani bildiriyor. 

(Ehvaz) Kamus tercemesinde §oyle izah ediliyor : 

Ehvaz, Basra ile Fars arasmda dokuz kazaya ltlak olunur ki, her 
birinin ism-i mahsusu vardir. Mecmuuna Ehvaz denir. Her birine 


1 JjUlJ jl^^U : ,j*jj if* JjJ^I bjju- J15 t i Uj4»- 

j •4 = » li! j li! jx ^ Ul 

!^— 5JI l-if; J*l j^HI :J>*i & J *rJ j* 

|JL» j Atil v# auI J »Jl j ijl l Jl* £2- ^ J l 1JU 

ul ul til j OXjnJ j ulx jl t £a! jji j\ t cAjjic 

[a»UJ! C-diil lil j *1 jjJ Jp i Jl ul 


§U«BE, EZRAK, EBtl BERZE’NtN TERCEME-t HALLERt 


241 


miifred olarak Hevz ltlak olunmaz. Dokuz kazi §unlardir: t > (i)» 
jr (v) t 3j£ (i) (o) i (0 (t) * (r) 

(*) * ^Jbl (a) . Biitun Ehvaz c&miasi Hazret-i Omer’in devr-i 
hilafctinde fethedilmi§tir. 

(Haruriyye) Haruraya mensub demektir. Ru§ati, HarurSmn 
Kufe’de haricilerin ictima* ettikleri bir kasabanm ismi oldugunu 
bildiriyor. 

Cevhcri Muhammed Ibn-i Kudame’nin Ahbar-i Havaric 
hakkindaki kitabmda bildirdigine gore, Ehvaz’daki havaric harbi, 
Hicret’in (65) inci yihnda cereyan etmi§tir. Ve haricilerin, Basra 
halkim muliasara etmesi iizerine §uc‘an-i lslamdan Mihleb Ibn-i 
Ebi Sufre kumandasinda gonderilen ordu tarafmdan bir sene de- 
vam eden bir harbi muteakib tenkil edilmi§lerdir. Ebu’l-Abbas 
M liber red’in /fami/’inde altmi§ tarihinde ba§layip 65 tarihinde hi- 
tima erdigi bildirilmi§tir ki, Ebu Berze’nin vefzUi tarihine gore, 
daha dogrudur. * 

TERCEME-i HALLER ! 

Ravi Jji^be Ijbn-i Haccac, *eimme-i Miislimin’den yiiksek bir 
imamdir. Basrada ihtiyar-i ikamet etmi§tir. Muaviye Ibn-i Kurre, 
Enes lbn-i Sirin, Sabit-i Benani, Hammad Ibn-i Suley- 
man, A'mefgibi zev&t-i Tabiin’den hadis rivayet ctmi§tir. Kendi- 
sinden de Eyyubii Sahteyani, Siifyan-i Sevri, Abdullah 
Ibn-i Miibarek gibi cimme-i muhaddisin rivayet etmi§lerdir. 
Slifyan-i Sevri, ^‘be, ilm-i hadiste emirul-mu’minindir, der 
imi§. Ibn-i Mein de imamu’l-miittakin diye yadetmijtir. Imam 
§afii, §u'bc olmasaydi Irak’ta ilm-i hadis bilinemezdi, demi$tir. 
Hakim’in beyamna gore §u‘be, Enes Ibn-i Malik’i ve Omer 
Ibn-i Seleme’yi gormii§tur. Ve dort yiiz Tabiin’den dc hadis riv&- 
yet etmi§tir. Merviyyati iki bin hadise varmi§tir. Mcnakibi hakkinda 
pek qok nevadir menkiildur. (160) tarihinde vefat etmijtir 1 . 

Ezrak Ibn-i Kays da Basra’nm muhaddislerindendir. Ebu 
Berze’den, Abdullah Ibn-i Amr’dan, Enes lbn-i Malik*- 
ten rivayeti vardir. Kendisinden dc iki Hammad’lar, §u c be Ibn-i 
Haccac rivayet etmi§tir. Z eh ebi, sahib-i tercemenin (120) tarihine 
kadar muammer oldugunu bildiriyor. [Huldsa, 21 ]. 


1 Tezkirttu' l-Huffaz : C. 1, S. 174 ve Htdasa 140. 


F. : 16 


242 




EBC BERZE HADlSlNDEN 


Ebu Berze radiya'llahu anti in ismi Nadle Ibn-i Abid’dir. 
Kadimii’l-Islam bir Sahabi olup bu da Basra’da ihtiyar-i ikamet ve 
bir rivayette Basra’da vef£t etmi§tir. Haricilerle- yapilan muharebe- 
lerde Hazret-i Murtaza’nin maiyyetinde bulunmu§tur. Nisa- 
bur’da vey&hut Herat ile Secistan arasinda bir magarada vefat etttigi 
hakkindaki rivayetler daha kuvvetlidir. Hazret-i Muaviye’nin 
evahir-i saltanatmda, yahut Yezid’in ilk devrinde 64 tarihinde vefat 
etmiftir. Belki de hadiste bildirilen hadise-i salatm cerey£n ettigi sene 
dahilinde vefat etmi§ olmalidir l . 

Yukandaki tarihi ve cografi izahat ile teracumii ahvali mutalea 
ettikten sonra mevzuu-bahsimiz olan hadisteki hadise-i salat daha 
ziyade tevazzuh etmi§ bulunuyor. 

RAviLER, RIVAYETLER VE FIKHl HUKUMLER : 

Buhari’nin Sakih* inde izah etmekte oldugumuz hadisten ewel 
Katade’den ta c likan §oyle bir rivayeti vardir. Katade rahimehu'llah : 
“ Namaz kilan bir kimse, hirsizin> elbisesini yakaladigim gorse, namazi boza- 
rak hirsizi ta'kib eder ” demi§tir. Abdu’r-Rezzak bu haberi mevsulen 
rivayet etmekle beraber ziyade olarak Katade’den §unu da rivayet 
etmi§tir : Musalli, bir <;ocugun kuyu etrafmda oynadigim gbriir de 
qocugun kuyuya dii§mesinden korkarsa namazini bozar, $ocuga 
ko§ar. 

lmam-i Muhammed Siyer-i Kebir* inde Ezrak Ibn-i Kays 
hadisini §oyle rivayet etmi§tir : Ezrak Ibn-i Kays: “Ebu Ber- 
ze’nin atinin dizginini elinde tutarak namaz kildigim gormii§ ve iki 
rek c at kildiktan sonra atimn dizgini, Ebu Berze’nin elinden kurtu- 
larak atm kible tarafina ka^maga ba§ladigim, Ebu Berze’nin de 
onu ta^ib ederek atm dizginini yakaladigim sonra arka arka doniip 
gelip geri kalan iki rek'ati de kildigim” bildirmi§tir. 

I^inde bu hadisenin cereyan ettigi namazm bir ogle namazi 
oldugu, bu hadisin turuk-i rivayatiridan Ham mad tarik-i riv&yetinde 
tasrih edilmi§tir. 

Imam-i Muhammed Siyer-i Kebir' inde diyor ki : Biz Hane- 
filer Ebu Berze radiya'llahu anh' in bu vakiasindan §imu istinbat ede- 
riz ki: Ebu Berze $u hareketi ile beraber yine namazi sahih adde- 
dilmi§tir. Qiinku Ebu Berze arka arka ric c at etmi§tir. Yiiziinii kible- 


1 Ayni: C. 3 S. 720. 


i a . 


tSTlFADE EDlLEN FIKHl HOkOMLER 


243 


den £evirmemi§tir. §ayet Ebu Berze, yuziin(i kibleden gevirse idi, 
namazi fasid olurdu. Sonra bu hadiste az veya 50k yuriinmesi de tefrik 
edilmemi§tir. Bu da bize namazda kible istikbal edilmek §artiyle 
me§y-i kesirin dahi namazi ifsad etmiyecegini i§ c ar eder. Bazi me§a- 
yihimiz bu hadisi teVil etmi§Jerdir ve teVil hususunda ihtilaf eyle- 
mi§lerdir : Bunlardan bir kismi : “ Secde mahallini tecdviiz etmezse namazi 
fasid olmaZy tecdviiz ederse fasid olur. Qiinkii Mefazede musallinin secde ma - 
halli, onun musalldsidir. Mescid de mevzi-i sufuf mesdbesindedir. Bindenaleyh 
musalldda tehattisi mafiivdiir ” demi§lerdir. Bir kismi da Ebu Berze’- 
nin bu me§yini miitelasik ve miitelahik bir seyr ii hareket olmamakla 
te’vil etmi§lerdir. Belki Ebu Berze bir halve yurumii§tiir, sonra din- 
lenmi§tir, sonra da bir hatve daha yiiriimu§tur. Bu suretle hareket 
me§y-i kalildir, miifsid-i salat degildir. 

Eger musallinin me§yi miitelasik olursa, kible istidbar edilmese 
bile me§y-i kesirden addolunur ve namaz fasid olur, demi§lerdir. 
Bazi me§ayih de bu hadisin zahiriyle amel ederek me§y-i kalil ve kesi- 
rin istihsanen miif$id-i salat olmiyacagma hiikmetmi§lerdir. Kiyas ise, 
me§y-i kesirin miifsid-i salat olmasidir. Fakat burada Ebu Berze 
hadisiyle kiyis terkolunuyor. §u da hatirdan ^ikarilmamalidir ki, 
bu hiikiim, hal-i ozre mahsustur. Bir ozre miistenid olmiyan ahvalde 
kiyasin muktezasiyle amel olunur 1 . 

§arih Kastalanide bu tafsilin bir fezlekesini bildiriyor da diyor 
ki : fukahanm icmai ile sabit olan §udur ki : miitevali me§y-i kesir 
salat-i mektubede namazi ibtal eder. Bunun i^in Ebu Berze hadi- 
sinde mevzuu bahs edilen yuruyii§, me§y-i kalile hamledilmifdr. 
Amr Ibn-i Merzuk’un rivayeti de bunu te’yid etmektedir. 

Amr Ibn-i Merzuk’un rivayetinde : ( ^ ^ j f U-u-U = 
Ebu Berze atini yakaladi y sonra namazgahina arka arka doniip geldi) denil- 
mesi, bu riicuun me§y-i kesir ile olmadigim i§‘ar eder. Bu bir amel-i 
yesii ve me§y-i kalil idi. Kibleden istidbar da yoktu. Bu sebeblc Ebu 
Berze radiya'lldhu anh bu fi c lini namaza mani* addetmiyordu 2 . 


> » ^ 


♦ * \ 7 1 ~ . + ~T- ® ^ r A Ck 

* » • + \ * # | / - / | ^ # ^ *' \ ^ \ \ 1 ' • ' \\ •» + 

jUJ» j y AJjS *\*j I ^*3 JUj 


1 Ayni: C. 3, S. 724. 

2 Kastalani C. 2, S. 404. 


244 


HAZRET-t A1$E’N!N HUSCF HADlSl 


^ ^ x * * * ' % * \ .✓ , * m ' T . • / * . *' 

j A 3 Cri Htf ^d'j 3 U**j 


TERGEMESi 



Husuf h&disesini ewelce (Husuf bahsinde) bildiren Ai§e ra- 
diya'llahu anhd' da.n Resul-iEkrem sailed llahu aleyhive sellem'in: 
( Husuf namazmda ) Cehennem’i de gordiim, dedikten 
sonra §6yle buvurdugu riv&yet edilmijtir : 

Cehennem atejinin bazisi b&zisma ( §iddet-i hararetle ) 
kahr u galebeye <jali§iyordu. Cehennem’de “Amr Ibn-i 
Liihayy” i de gordiim. Bu Amr, (putlar namina) develeri 
adak olarak saliverirdi. (Putlara boyle kurban nezjini en once 
o koymujtu). 


IzAHI 

RavIler, rivayetler: 

Buhari, husuf h&discsine dair ahadis-i §erifeyi Sahih' inm miite- 
addid mevzPlerinde ba§ta Ai§e ve Ibn-i Abbas radiya'lldku anhiim 
olmak iizere Abdullah Ibn-i Omer, Ebu Muse’l-E§ ‘ar i, Ebu 
Bekre, Esma 1 Bint-i Ebi Bekr radiya'llahu anhiim gibi bir hayli 
Sahabi’den rivayet etmi§tir. Hatta bu babda (Kitabii’l-kiisuf) un- 
vanli bir bahis de a$mi§tir. Miiellif Zebidi’nin ewelce bildirildigini 
soyledigi Hazret-i Ai§e hadisleri o bahiste, (548), (550), (554) 
numaralarla gegmijtir. Fakat Buhari’nin buradaki metninde bazi 
ziy&de-i rivay&t vardir ki, bu ziy&deler, yukarida miiellif tarafindan 
Tear id' c alinan Hazret-i Ai§e hadislerinin W5 birisinde yoktur. 
Miiellif merhumun yukarida zikredildigine i§aret ettigi ( jUi cJj -uJ j ) 
fikrasi da yine burada Buhari metninde goriilmektedir. Bunlar ihti- 
sar igin hep tayyedilmi§tir. Binaenaleyh ihtisarda bu kadar miiba- 
l&ga etmek muvafik degil idi. Dahasi var : Buhari, bu husuf had isini 
burada namazda me^y-i ycsirin miifsid-i salat olmadigmi isbat i£in 
sevketmi§ti. Halbuki Buhari metnindeki buna dair olan fikralar da 
burada Tecrid'c ahnmami§tir. Bunlarin ba§hca sebebi miiellifin ha- 
dislere yalmz rivayet noktasindan nasb-i nazar etmesidir. Her hadisin 


ftxiftnu 0CRUJ; 

KJtaplYgi 

* 

ISTlNBAT EDlLEN FIKHl HOKl)MLER — SAtBE NEDlR ? 245 


ihtiva ettigi hiikm-i §er c i bakimindan mlinasebetini aramami§tir. Bu 
noksanf telafi i$in Buhari metninin mevzuumuz olan namazda me$y-i 
kcsire taalluk eden kismini aynen nakil ve terceme ediyoruz. 

Buna takdimen bir cihcti hulasaten arzetmek isteriz ki, husuf 
hadisleri ixq cihet hakkinda malumat bah§etmektedir : i) Resul-i 
Ekrem’in kildigi kiisuf namazi, 2) Namazdaki uhrevi me§hud&ti, 
3) Irad buyurduklan hutbe mundericati. Bunlardan birincisi olan 
kiistif namazi ile bahsimizin alakasi yoktur. Bahsimiz, namazda rhe§y-i 
yesirin miifsid-i salat olmadigi keyfiyyetidir. Bunu yalmz ikinci ve 
kismen ihjiincu cihetlerde bulacagiz, §oyle ki : 

Resul-i Ekrem Efendimiz kiisuf namazmi kildinrken (551) 
numarah Ibn-i Abbas hadisindede izah olundugu iizere, esna-yi 
salatta, bulundugu mahalden biraz ilerledigi ye bir §ey tutar gibi 
elini uzattigi, sonra geriledigi g6riilmu§tur. Bunun sebebini Resul-i 
Ekrem namazdan sonra irad buyurduklan hutbelerinde anlatmi§- 
lardir ki, Hazret-i Ai§e buradaki rivayetinde bunu §u suretlc riva- 
y.et ediyor : 

Resul-i Ekrem Efendimiz buyurmu$tur ki : cfU. j 

-lit ! 4 pJUui j ^ LlLa (j*- • 

j 1 / j jf Lfi j c* j*-\j ti 

« wJl >JI = §u kiisuf namazi kildigim yerde bana va'dolunan her $ey gordiim . 
Hatta benim namazda ileriye dogru gitmege bajladigimi gordugiiniiz vakitte 
ben , CenneV ten bir salkim iiziim aimak istedigimi gormuftum. Beni geriye 
fekilir gordugiiniiz strada da Cehehnemi gormuftiim . Cehennemin bdztsi bdzt - 
sim (§iddet-i hararetle) yutmaga , kahretmege ugrapyordu ...” 

§unu da hulasaten kaydetmek isterim ki, Resul-i Ekrem’in 
bu rvi > yeti, goz gibi, zaman, mekan, bu c d, intibak gibi ves&it ve se- 
rai t-i rii’yet ile mukayye\l bir rii’yettir, zannedilmemelidir. 

Lugavi izahlar: 

( wo- ) ciimlesindeki scvaib kelimesi saibenin cem'idir. Sai- 
be, nezredilerek ba§i bo§ saliverilen ve bir daha hi<j bir i§de kulla- 
mlmiyan devedir. Arablar, cahiliyyet devrinde bir hastanin i k- 
de-i afiyeti ve yahut bir yolcunun selametle avdeti nezri ile deve 
tesyib ve ihmzUi itiyadinda idiler. Artik saibe deve, eceli ile oliin- 
ceye kadar istedigi mer'ada otlar, istedigi Sudan i<jerdi. t Hi<; bir kimse 
ona binmek, ona yiik yliklemek hakkini haiz degildi. Uzerinde saibe 


1 

246 bahIre, vasIle, hAm nelerdIr ? — kUsOf, HCSUF’UN 


ni§anesini ta§iyan hayvani kullanmak cahiliyyet Arablannca haram 
idi K Maide suresinde «fU "ij V j SJU V j • j J b n ayet-i 
kerimesi ile bu adetin me§ru c ve ma'kul bir§ey olmadigi bildirilerek 
redd ii tahrim edildi. 

(Bahire) de be§ batm doguran ve be§inci yavrusu erkek olan de- 
veye denirdi. Ehl-i cahiliyye bu ana<j devenin kulagma da parmak 
suretiyle bir en vurup sahverirlerdi. Bu da badema ne kullanilirdi, ne 
siidii sagilirdi. 

(Vasile) ise yalruz koyun kismma mahsus bir unvandir. Bir koyun 
yedikanndol dogurup da yedincisi di§i oiursa bu koyun sahibine aid 
olurdu. Erkek dogurursa putlara tahsis ve kurban edilirdi. Eger ana<; 
koyun yedinci batmda erkekli, di§ili ikiz dogurursa “ UUI cJL#j = 
Artik difiyavru, erkek kar define eklendi ” diyerek o erkegi putJar namma 
kesmezlerdi ve buna vasile derler idi. 

(Ham) da sulbiinden on batm dolii alman bugur deveye denir. 
Bu vasiftaki hayvam da cahiliyyet Arabian kullanmayi haram adde- 
dcrlerdi. Bu bugurun da kulagma bir i§aret \urulup saliverilirdi 1 2 . 

Kurfin-i kadimenin biitiin cahiliyyet adetleri ile miicadele ede- 
rek ortadan kaldiran ve yerine §u&rlu ve nftrlu bir medcniyyet alemi 
yaratan Islam dini, (bahire, saibe, vasile, ham) gibi ibtidai insanlarm 
hayallerinde uyanan ve bir ucu §irke varan bu nevi* cahiliyyet adet- 
lerini de ortadan kaldirmiftir. 

( Kusuf, husuf ) : Kiisuf, giine§ ve ay tutulmak ma^nasmadir. 
Arabcada bu semavi hadisenin her ikisine de kiisuf ltlak olunur. 
Kdmus miitercimi Asim Mo 11 a kiisufun bu umumi ist^malini bil- 
dirdikten sonra : “en giizel isti'mal jekli , kiisufun giinef , husufun da ay 
tutulmasinda kullamlmasidir” diyor. Omer tbn-i Abdii’l-Aziz ra- 
diya'llahu ank'in vefati iizerine in§ad ettigi bir mersiyesinde me§hur 
§air C e r i r : 

1 Kamfis mutcrcimi Asim Mol la, cahiliyyet devrinin bu saibe tahrimi mii- 
nasebetiyie Arablarin vaktiyle $ive-i istihean ile soylenmi? bir meselini bildiriyor: 

Gazve denilen nehb ii garat ile binecek hay vain kalmiyan bedevi bir Arab 
9aresiz kalarak ba§l bo? bir saibe deveyi yakalayip iizerine binivor. Bunu goren 
diger bir Arab : 

— Yahu.. harama biniyorsun, diye levmedince: 

— V j* ft = Helali olmiyan kimse pekilii harima biner, 

diye cevab vermekle bedevinin bu sozii ems&l-i Arab arasina girer. 

* Beyz&vt tefsxri : C. i, S. 361. 


LOGAV! MAnALARI — NAMAZ’DA REDD- 1 SELAMTN MEN‘t 247 


1 jJA 1 j JJI p ^JLI p J — J ii-lS” ur *iJU 

Demi§ti ki : “Ey biiyiik insan! Senin oliimiinun zulmet-i mesaibi He 
giine$ tutulup kararmijtir. Artik gecenin , giinejten nurlanan ayi ve yildtzlan , 
fimdi senin matemini tutor ak tulu * edemiyecek, nur ve ziyd safamiyacaklardir ” 
demektir. 

§eriat urfunda da kiisuf; hem gime§in, hem de ayin tutulmasina 
ltlak olunmu^tur. 


<J lj [ -H-* iSfJ j® 1 ^f p U* • 613 


l 


• . ^ i ^ J • O y m ^ f i + V s' I J J > 

A>-j C*iikjl> pju- J «UiT % 

-v »V' • r * In 

^ ^ ^ i jit ^ ^ x ✓✓✓ . 

Lf» ^ Uj f V ,*? ■>» l if* J* >ji f Ji ,‘r 1 * 

i*f <x 'xx x Ojx X ,'x .) f ?X i x', J< x S 'X •' 

L$ J ci p J tJ >*-J J*i 

x i'f •' •'*' * • V *r .< 

# u.t Jj u.** c?y <> r Jj ^ r J ^ • 

• J - - - X ^ ^ /* ^ v ✓ a'' X a a ^ 1 **• i ^ 9 

l*Jl jUi ^Jp ^ ji 4-ip Cx.-^i-*' 

,» f 2 < ,x ,‘x ' ' X fx f t •> *t X X 

<ci>-l j ^|p 015^ j v— --i ^->1 idi-Jp ^ j' 


ii.ii li 
✓ ♦ . -> - 


Tercemesi 


Cabir Ibn-i Abdillah radiy a' lld.hu anhumff&an §oyle 
rivayet edilmi§tir : 

Hazret-i Cabir demi§tir ki : ResAlullah salla’llahu 
aleyhi ve sellem (Beni Mustalik seferinde) beni bir i§e gonder- 
mi§ti. Gittim. Sonra o i§i gorerek geri doniip Nebi salla’llahu 
aleyhi ve selleni’e miilaki oldum. Ve Resul-i Ekrem’e seldm 


248 


NAMAZDA REDD-1 SELAM HAKKINDA 


vcrdim. Fakat Resul-i Ekrem selamimi bana reddetmedi. 
Bunun iizerine kalbimde dyle §iddetli bir hiiztin hasi'l oldu ki, 
onun mihiyyctini (yalmz) Allah bilir. tgimden dedim ki; 
zannedersem Resulullah salla’lldhu aleyhi ve sellem bana daril- 
di; bu i$i agir gordiigiime hukmetti. Sonra Resul-i Ekrem’e 
(tekrar) selam verdim. Yine Resul-i Ekrem, selSmima mu- 
kabele buyurmadi. Bu deFa gonlumde birinci dePakinden 
daha §iddetli bir huziin vaki‘ oldu. Sonra Resul-i Ekrem’e 
(ugiincii bir daha) selam verdim. Bu dePa (namazdan farig 
olarak) selamimi kar§iladi. Ve dedi ki: Beni sana redd-i se- 
lam etmekten, mucerred benim namaz kilar bulunmakhgim 
men‘ etmi§tir. Bu sirada Resul-i Ekrem, devesi uzerinde 
kible cihetinden ba§ka bir istikamete mviteveccih olarak gidi- 
yordu. 

IzAhi 

Ra viler, rivAyetler : 

Bu hadisi Buhari, Ata* Ibn-i Ebi Rebah vasitasiyle Cabir 
radiya’llahu anh' den tahric etmi^tir. Muslim de Ebu Kamil tariki 
ilc yine Cabir’den rivayet eylemiftir. Ebu Ziibeyr’in Cabir’den 
rivayeti tarikinde bu vakia-i selamin “Beni Mustahk" seferinde cere- 
yan ettigi tasrih edilmi; bulundugundan bunu tercememizdc gos- 
terdik. 

Bu hadisi Buhari “Namazda selam reddedilmez” unvanli bir ba- 
bmda sevketmiftir. Bundan ewel de “Namazda kelam menhidir ” diye 
agtigi bir b<Lbinda zikretmi§ idi. Bu b&bm bir hadisi de tercemesi 
(608) numara ile gegen Ibn-i Mes ‘{id radiya'llahu anh hadisidir. 

FlKHi HUKUMLER : 

§arih Ibn-i Battal bu Cabir ve Ibn-i Mes'ud hadislcri ile 
namazda nutkan redd-i selam edilmesi caiz olmadigina istidlal edil- 
digini ve bu b&bda icrna* bulundugunu bildiriyor. Yalmz paretic 
redd-i selam edilmesi hususunda §u suretle ihtilaf edilmi§tir, diyor : 
bir kisim iilema, i§Aretle redd-i selami da kerih gbrmiiflerdir ki, bu 
ictihad, Ibn-i Omer ile Ibn-i Abbas radiya'llahu anhiirridzn men- 
kuldiir. Ebu Hanife’nin, §afii’nin, Ahmed Ibn-i Hanbel’in, 


fukahAnin IctIhAd ve IhtIlAflari 


249 


IshAk’in, Ebu Sevr’in mezhebi de budur. Bir kisim iilema da ifi- 
retie redd-i selama ruhsat vermi§lerdir ki, bu da Said Ibn-i Mii- 
seyyeb’den, Katade’den, Hasen-i Basri’den rivAyet edilmi§tir. 
Bu babda Imam-i Malik 9 ten iki kavil menkuldiir : Bir rivayete 
gore tecviz etmi§, obiir rivAyete gore kerih gormiijtur. Council bir 
kisim Alimler de namazdan farig olduktan sonra reddedilir, demi$- 
lerdir. 

Namazda redd-i selam hakkinda boyle muhtelif ictihadlar kay- 
dedildigi gibi namaz kilan kimseye selam verilmesi hususunda da ihti- 
laf edilmiftir : Bir kisim alimler mekruhtur, demi§lerdir ki, Cabir 
radiya’lldku anK den mtfrvi olan budur. Yukanda bildirdigimiz vechile 
H azre t-i Cabir; “ Namaz kilan bir cemdatin yanina vardigtmda onlara 
selam vermek istemem ” demi§tir. Bu sebeble At A’ Ibn-i Ebi RebAh, 
§a c b f : NamAz kilan kimseye selAm vermek mekruhtur, demiflerdir. 
Bu ictihadi Ibn-i Viiheyb, ImAm-i M Alik’ ten de rivayet etrni§- 
tir. tshak Ibn-i Rahuye de kerahetc kail olanlardandir. Bir kisim 
alimler de musalliye selAm verilmesirii tecviz etmi§lerdir. Bu icti- 
had, Abdullah Ibn-i Omer radiya'lldhu anhuma' dan menkuldur. 
Imam-i MAlik’in “Miidevvene” deki ictihadi boyledir. Gerek farz 
ve gerek nAfile namazlarda musalliye selam vermekte kerahet yoktur, 
dcmijtir. Ahmed Ibn-i Hanbel ise musalliye bizzat selam verir 


Cabir hadisinden istifade edilen bir hiikmii §er c i de siivAri bir 
kimsenin kibleden bafka tarafa dogru gittigi sirada rahilesi uzerinde 
namaz kilmasinm cevazidir. Diger bir hukiim de musalliye selAm ve- 
rilmesinin kerAhetidir. 


Ebu Hiireyre radiya'lldhu anA’den : 

“Nebi salla'lldhu aleyhi ve sellem ' in (namaz kilan) kimse- 
nin elini bo§ bbgriine koyarak namaz kilmasini nehyeyledi” 
dedigi rivAyet edilmi§tir. 


imi§. 



TERCEMESi 



250 


iHTlSARDAN NEHYE DAlR 


I ZAHI 

RAviLER, RiVAYETLER : 

Buhari bu metni Hi§am vasitasiyle Ibn-i Sirin’den, o da 
Ebu Hiireyre’den rivayet ediyor. Buhari’nin bundan evvel bir 
tarik-i rivayeti daha vardir ki, o da Eyyub-i Sahteyani vasitasiyle 
Ibn-i Sirin’dendir. Ve ( j ^ ^ ) suretindedir. Muslim, 
Ebu Davud, Tirmiz!, Nesaide tahric ctmi§lerdir. Fakat hadisin 
medar-i istinadi olan ( ) kelimesinde raviler pek ziyade ihtilaf 
etmi§lerdir: ( ^*2 4 4 4 1 j ^2 4 ). Maamafih bun-* 

larin hepsinin medlulii birdir : musallinin elini bo§ bogrune koyarak 
nam&z kilmasidir. Resul-i Ekrembu hey’ette namaz kilmmasim 
nehyetmi$tir. 

(Muhtesir) kelimesi ihtisardan me’huzdiir, kisaltmak demektir. 
Nasil ki, sozii kisaltmaga ihtisar denir. Ebu Davud, bu Ebu Hu- 
reyre hadisini miiteakib ihtisari, ki§inin elini bogrune koymasidir, 
diye tefsir etmi§tir ki, bu da kelimenin delalet ettigi umumi bir ma ( - 
nA-yi liigavidir. Namaza tahsis edilmemi§tir. Tirmiz i de; namaz 
lulan kimsenin elini bogrune koymasidir, diye tefsir etmi§tir ki, bu 
tefsir, Ibn-i Ebi §eybe’nin Musannef inde bu hadisi Ebu Hlirey- 
re’den rivayet eden Muhammed Ibn-i Sirin’den nakledilmi§tir, 
Beyheki de Siineti' inde Hi§am vasitasiyle Ibn-i Sirin’den rivayet 
etrni§tir. §arih Ayni, Tirmiz i’nin bu tefsiri, rivayet cihetiyle en 
sahih bir tefsirdir, diyor. Ebu Davud’un Ziyad tbn-i Sabih-i 
Hanefi’den rivayet ettigi §u haber de bunu te*yid etmektedir. Zi- 
yad demi§tir ki : Ben bir kerre Abdullah Ibn-i Omer’in yaninda 
namaz kihyordum. Namazda elimi bogriime koymu§tum. Namazi 
bitirincc Ibn-i Omer bana : Bu yaptigin “salt” dir. Yani maslubun 
hey’etine benzer bir vaz'iyyettir. Maslub da kulacim kismaz mi, de- 
mis ve Resul-i Ekrem Efendimiz’in bu vaz c iyyette namaz kilin- 
masim men 4 ettigini haber verdi. tmam-i Buhari de Sahih' inde bu 
hadisin mensub oldugu babin unvanmda ( W-^J 1 j ^ Jl ) diyerek 
namazda ihtisara i§aret etmi§tir. Namazda ihtisarm fi c l-i Yehud ol- 
dugu hakkinda da haber vardir: Bu cihetlc tercememizde tercihan 
ihtisarm bu ma'nasim iltizam ettik. 

Bundan ba§ka ihtisarm daha birtakim ma'nalari vardir. Bunlarin 
bir miihimmini tbn-i Esir Nihaye' sinde §oyle naklediyor : ihtisar, 
farz namazda musallinin sureyi temamen okumayip da sonundan 


251 


EBU HljREYRE HADlSl 


bir veyahut iki ayet okuyarak kisaltmasidir. Bu ma'nayi da gerek 
tbn-i Sirin’in gerek ba§ka ravilerin Ebu Hiireyre’den rivayet 
ettiklerini haber veriyor ki, bu haber de hem sahihtir, hem de nehyin 
miiteallakmdaki hikmet-i ameliyyc cihetiyle daha §iimulludur. Fakat 
birinci tefsir kadar kuweti haiz degildir. Yine Ibn-i Esir Nihdye'te 
musallinin secde iyeti bulunan bir stireyi okurken secde ayetini secde 
etmemek i^in okumayip atlamasidir, suretinde bir ma c na daha nak- 
lediyor. Bir ma'nada musallinin namazda elinde asa tutup ona isti- 
nad etmesidir ve hadisteki nehi buna miiteveccihtir, denilmi§tir l . 
Fakat bu son ma'na i$in Ibnii’l-Arabi : miinkerdir, demi§tir. Ih- 
tisann muhim bir tefsirini de Herevi GdribeyrC inde hikaye etmi§- 
tir : Ihtisar, namazda kiyami, rtikuu, siicudu kisaltmaktir. Hadiste 
>yle hafif tertib namaz kilmaktan nehyedilmi§tir, denilmijtir. 


1 XMye: C. i. S. 331. 




^ f ^ f ^ ^ ^ • if • ^ , - r 

4 M 1 J^j O' 4 J 4 * 4 lll *A#*p , 615 


^ | i x ✓ ^ ^ ^ ✓. ^ tf ✓ . x a - ai . S ^ 

•^-.aJl^i ^i ( j' <J i)?f* ' u -*>“ ^fJaJl ^J-^o j*.JL- j <uJp <0jt^/> 



^ ^ •' ^ ^ ^ f 

U > 1 <U l, 


^ # X> J\jh\i£jd\ji 


TERCEMESi 

Abdullah Ibn-i Mes'ud radiya’lldhu anh* den, §oyle riva- 
yet edilmi§tir : 

(Bir kerre) Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem ogle 
namazmi be§ rek'at kilmi§ti da kendilerine : 

— Namaza ziyade mi kxlindi? diye soruldu. Resul-i 
Ekrem de : 

— Bu nasil sualdir? buyurdu. Sonra Sah&bi de : 

— Namazi be§ rek‘at kildmiz, demesi iizerine Resfll-i 
Ekrem, selam verdikten sonra (sehiv i^in) iki def*a secde 
eyledi. 


JZAHI 

RavIler, rivAyetler : 

Bu hadtsi Buhar i buradan ba§ka kible bahsinin iki babinda da 
zikretmiftir. Bu ii^ mevzi‘de de Buhar i’nin isnadi, 1 br ah im-i 


* 

» \ * ; 

SEHVE DAlR lBN-1 MES«CD HADIS! 253 


Nehai ve Alkame tariki ile Abdullah tbn-i Mes^d’a muntehi 
olmaktadir. Bu cihetle hadis-i §erif §£yan-i itibardir. Buharfden ba§r 
ka Muslim ile Siinen-i Erbaa sahibleri de tahric etmiglerdir. Muslim 5 - 
in bir rivayetinde Resul-i Ekrem’in : “Ben de sizin gibi bit insarnm. 
Sizin nisyan ettiginiz gibi ben de unutabilirim. Sizin biriniz namdzda boyle 
nisy&n ile kar$ila$tigmda (sehiv igin) iki secde ile secde etsin ” buyurdu. 
Sonra Res<il-i Ekrem heniiz oturdugu yerde yiizunii kibleye ge- 
virdi. Iki def 4 a secde eyledi \ suretinde bir ziyade de vardir. Yine 
Miislim’in bir riv&yetinde : j .w Jt J\ oAf xf = Namdzdan 

selam verdikten ve bu sdretle sual ve cevdbdan sonra Resul-i Ekrem sehiv 
ifin iki secde ile secde eyledi” suretinde bir ziyade daha vardir. 

Buhari bu hadisi dort rek c atli namazin be§ rek‘at kilinmasi 
haline dair bir babinda zikretmi§tir. Bundan ewel bir babi daha 
vardir ki, o da birinci celsenin terki s&retiyle vuku* bulan sehvin hiik- 
miine dairdir. Bu babin hadisi yukarida tercemesi (458) numara ile 
gegen Abdullah tbn-i Buhayne hadisidir. Burada miiellif ihti- 
sar igin Tecrid't almami§tir. Halbuki mevzuumuz olan Ibn-i Mes ‘ud 
hadisi eP£l-i salatta ziy&denin, (458) numarah hadis de ePal-i salitta 
noksinm hukmunii irae maksadiyle sevkedilmi§lerdir. Namazdaki 
h&dise-i sehvin her iki cihetini miitekabilen miitalea edebilmek igin 
tbn-i Buhayne hadisinin ash ile birlikte tercemesini bervech-i iti 
zikrediyoruz : 

. ^ j 4JU auI ^*0 J U ^0 Jtf ^ ij jlp ) 

y* j i — 31 jif <»l ,.-7 U j Uli . pUi f jp 

.( f wr^ 

TERCEMEsi : Abdullah Ibn-i Buhayne radiya'llahu anK den 
§oyle riv&yet edilmi§, mii§arun-ileyh demijtir ki: Resulullah sal- 
la' lldhu aleyhi ve sellem bazi namazlardan iki rek'atini bize kildirdi. 
Sonra (birinci te§ehhiid igin) oturma (yip ayaga kalk) di. Cem&at de 
kendileriyle beraber ayaga kalkti. Resul-i Ekrem namazim tamam- 
layip biz sel£m vermesine intizar ederken selam vermeden ewel tek- 
bir aldi. Ve oturdugu halde (sehiv igin) iki secde ile secde eyledi. 
Sonra da selam verdi. 


1 IT fh* U! U‘l JUi ? V W-A j JUJI ISA J ^ U . . .) 

[ r 1 2 - Si\ f jyX*+*> Xt^mmAt ipmJ 1 5U 

2 Abdullah Ibn-i Buhayne’nin terceme-i hali (254, 386) mci hadislerin 
hi^iyelerindc muharrcrdir. 


254 SECDE-t SEHtV SELAMDAN ONCE MlDlR, SONRA MIDIR? 


Bu hadlsi diger bir senedle ve bir dereceye kadar farkli bir metin 
ile Buh&ri bu b&bda da tahrlc etmigtir. O tarik-i riv&yette sehvedi- 
len ogle nam&zi oldugu tasrlh edilmi§tir. Burada ise mechuldiir. 

Bu HADiSTEN MUSTEFAD OLAN FIKHi HUKUMLER : 

1) Bu h&dise-i sehve nazaran ka'de-i ulanin terki uzerine bu 
noksanm secde-i sehiv ile telafi buyurulmasi birinci te§ehhiidiin farz 
olmadigina delalet eder ki, Imam Ebu Hanife’nin, Imim Ma- 
lik’in, Siifyan-i Sevri, §afii, Ishak Ibn-i Rahuye, Leys 
Ibn-i Sa*d, Ebu Sevr gibi Ciimhur-i fukahanin mezhebi budur. 
Yalmz Ahmed Ibn-i Hanbel’e gore, birinci te§ehhiid farzdir. 
Hiddye §erhinde Ibn-i Hiimam: “Ka'de-i uldda tefekhiid okumak 
Imam Ebu Hanife'ye gore vdcibdir. Sahih ve muhtdr olan da budur . Bir 
kavle gore sunnettir ki , bu da kiydsa muvaftktir . Fakat zdhiru'r-rivdye kavle 
muhdliftir ” diyor. 

2) Selamin eczi-yi salattan ma‘dud olmadigi da bu hadisin 

M Li i = Resul-i Ekrem namdzini ktldt ise ” fikrasindan miis- 

tefad oluyor. Namazin tamam olmasi i$in selama liizum goriilmii- 
yor. Hatta selamdan evvel abdesti bozulsa namaz yine tamam olur. 
Ebu Hanife’nin mezhebi budur. Bu babda Hanefilerin ba§ka de- 
lilleri de vardir ki, §arih Ayni izah etmigtir. 

3) Secde-i sehvin iki secde ile me§ru c oldugu, 

4) Imam sehvedip secde ettiginde me’mumun de birlikte sec- 
de-i sehv etmesi liizumu istifade edilmi§tir. 

Ebii’l-Yusr’iin Mebsuf unda cemaat iginde mesbuk olmiyan 
musallinin dahi velev ka c de-i ahirede veyahut namazin ortasmda 
imama iktida etse bile imam ile birlikte secde-i sehiv etmesi liizumu 
tasrfh edilmi§tir. Me’mum sehvederse, ne kendisine, ne de imama 
secde-i sehiv l&zim olmadigi, 

5) Tarik-i te§rr ve tebligde bulunan Enbiya-yi Kiram hakkxnda 
dahi sehiv ve nisyamn cev&zi, 

6) Secde-i sehvin selam verilmezden ewel ifa edilmesi ogrenil- 
mi§tir. 

Fukahadan bu babda be§ nevi* ictihad menkuldiir : 

1) Bir kismi bu Ebti Buhayne hadisinin zahiriyle amel ederek 
secde-i sehvin mutlaka selamdan ewel yapilmasma kail olmu§lardir. 


ulemAnin IhtIlAfi 


255 


Yani ister namazdaki bir noksani telafi i^in olsun, ister namazda bir 
ziyade iltizam olunmasma mebni edilsin. Mezheb-i . §afii’de sahih 
olan kavil budur. Ve §afiiler ba§lica bu hadis ile istidlal etmi§lerdir. 
Ziihri, Mekhul, Rebiatii’r-Re ’y , Yahya tbn-i Said, Ev- 
zai, Leys Ibn-i Sa c d de buna kaillerdir. 

2) Ebu Hanife ile ashabi ve Siifyan-i Sevri ister namazda 
ziyadeden, ister noksandan dolayi sehiv secdesine liizum goriiisiin, 
her halde selam verildikten sonra yapilir, demi§lerdir. Bu mezheb, 
Hazret-i Ali’den, Sa‘d Ibn-i Ebi Vakkas’tan, Ammar Ibn-i 
Yasir’den, Abdullah Ibn-i Mes'ud’dan, Ibn-i Abbas’tan, 
Ibn-i Ziibeyr’den, Enes Ibn-i Malik’ten, Nehai’den, Ibn-i 
Ebi Leyla’dan ve Hasen-i Basri’den de menkuldiir. Bunlarm 
istinad ettikleri deliller de ba§lica mevzuu bahsimiz olan Abdullah 
Ibn-i Mes'ud hadisi ile tercemesi (299) numara ile ge^en ve ya- 
kinda (509) numarali hadisin izahinda hulasa edilen Ziilyedeyn 
hadisidir. Abdullah Ibn-i Mes‘ud hadisinde secde-i sehvin selikm- 
dan sonra i fa edildigi sarihtir. Ziilyedeyn hadisi de Buhari’nin 
miiteaddid bablarmda miiteaddid senedler ve metinlerle riviyet edil- 
mi§ bir hadis-i sahihtir. Muslim’in de ayni derecede kesretle riva- 
yeti vardir. Bu hadisin birtakim rivayet tariklerinde de secde-i sehvin 
selamdan sonra eda edildigi musarrahtir. Bunlardan ba§ka Tahivi’- 
nin, Tirmizi’nin, Ebu D&vud’un Mugire Ibn-i §u c be radi- 
ya'llahu, anK den rivayetlerine gore Mugire: (Resul-i Ekrem bize 
bir here namaz kildirdi. Sehvcderek iki rek'at kildiktan sonra ayaga kalkti. 
Hatirlatmak ifin (siibhana'lldh) dedik . Fakat Res&l-i Ekrem geri donme - 
yip namdza devam buyurdu . Nam&zi bitirip selam verince iki secde ile sehiv 
ifin secde eyledi) K 

3) Imam Malik ve Malikilere gore, sehiv secdesi noksam telafi 
i^in ise selam verilmezden ewel, ziyadeden dolayi ise selamdan sonra 
yapilmahdir. Ebu Sevr ile Hicaz fukahasindan bir kismi da bu icti- 
hadda bulunmu§lardir. 

4) Hanbeliler de Resul-i Ekrem’in selamdan ewel sehiv 
yaptigi yerlerde selamdan ewel, bunun haricindekilerde sel&mdan 
sonra yapilmasi ictihadinda bulunmu§lardir. 

1 . If-J J 4)1 J JU Cfr -il 

A jj ] j jrl |jU . J yj+fj 

[ J31 j jA j 


256 


REStJL-t EKREM’tN SECDE-1 SEHtVLERl 


5) Zahirilerin ictihadi ise daha cezridir Bunlar da : “Res&l-i 
Ekrem haiigi halier de sehv if in secde etti ise or alar da yapihr, bafka tiirlii sec - 
de~i sehve liizum yoktur. Farz namdzda sehvedilirse, yeniden cebr-i salat edilir; 
mendub bir namaz ise , bunun ifin de secde icdb etmez ” derler. 

Secde-i sehvin selamdan ewel vey& sorira yapilmasi hakkmdaki 
ihtilaf, evleviyyet hususunda bir ihtiiaftir. Nam&zm sihhat ve fesadi 
ilc hi^ de alakasi yoktur. Bu noktayi gerek sahib-i Hiddye , gerek Ne- 
vevi tenbih ctmi§lerdir. 

Reslll-i Ekrem Eftndimiz be§ dePa sehiv i^in secde etmi§- 
lerdir : 

1) tbn-i Buhayne hadisinde gdrlildugii lizerc, iki rek c at kil- 
diktan sonra te§ehhiidsuz u^iincli rek‘ate kalktiklanndan dolayi, 

2) Zlilyedeyn hadisinde haber verildigi lizere, iki rek'atte se- 
l$m vermekle, 

3) Imran Ibn-i Husayn hadisinde ogrenildigi vechile 11 5 
rek'atte selam verdiklerinden dtlirli, 

4) Ibn-i Mes*ud hadisinden ma'lum oldugu lizere, be§ rek‘at 
kildiklan i^in* 

5) Ebu Said-i Hudri hadisinde varid oldugu vechile §ekke- 
derek sehiv i<jin secde etmi§lerdir. 

Secde-i sehiv mes’elesinde biitiin lilemamn ittifak ettikleri bir 
cihet vardir ki, bu da ziy<kde-i rekeat ne suretle olursa olsun selamdan 
sonra secde-i sehiv edilmesidir. Qlinkli bu surettc sehiv ba'de’s-selam 
anla§ilir, selamdan sonra secde edilmesi zaruri olmasidir. 

Bir sual: Zlilyedeyn hadisinde goriildiigti lizere, yanli§likla 
eksik kilan imam, makammdan aynldiktan sonra sehvin anla§ilmasi 
iizerine makamina avdet ederek henliz kilinmxyan rek^tleri kilip 
tamamlamak sfiretiyle namiz sahih olur mu? 

Cevab : Bu mes’elede fukaha ihtilaf etmi$lerdir : 

Imam §afii’den namazm sihhatine, butlamna dair iki nevi c 
ictihad rivayet edilmi§tir. Namazm sihhati, essahh-i rivayet olarak 
nakledilmi§lir. Delil de Zlilyedeyn hadisidir. §afiiler : “Bu hadisin 
Mlislim’deki rivayet tariklerinden bazilarmda: p-j j ^ + ) 

( j suretindeki ziyade-i rivayete gore, bu hadisc-i sehiv 
Iizerine halkin ser’ani, yani cemaatin acele dagilmak istiyenleri 
“ namaz kisaldi” diye soylenerek mescidden dagildiklari sirada Re- 
sul-i Ekrem de Hucre-i Saadet’e te§rif ettikleri, ve sonra $ikip gele- 


SECDE-l SEHVlN ZAMAN-I 1CRASINDA ULEMANIN iHTILAFI 257 


rck ve ccmaatin acele dagilanlari da avdet ederek bakiyye-i salati 
kilip hitaminda bu sehv-i salati, secde ile telafi buyurdugu sahih ola- 
rak sabit bulunuyor” derler. Imam §afii’nin butlan-i salata dair 
ictihadi da §afiiler indindc Kavl-i me$hurdur. Nevevi: “S&hib-i 
mezhebin bu ikinci ictihadi cidden mii§kildir. Qiinkii namazin but- 
lani kabul edildigi sftrette Ziilyedeyn hadisini teMl etmek 90k 
gu^tiir” diyor. 

Imam Malik’ ten de : Abdes bozulmadik^a zaman ve fasila ne 
kadar uzun olursa olsun bina-yi salat etmek caizdir, yolundaki icti- 
hadi nakledilmi§tir. Bu ictihad, Rebia’dan da rivayet olunmu§tur. 
Bunlar da Imran Ibn-i Husayn hadisi ile istidlal etmi§lerdir. 

Imam Ebu Hanife’nin mezhebi ise, en siki bir ictih&dm ir&e 
ettigi bir tarik-i ilmidir. Ebu Hanife’ye gore, imam sehven iki rek c - 
atte selam verirse, bulundugu yerde yiizunu kibleden 9evirmedik<je, 
kelam-i ademi tekelliim etmedik^e uzerinde ifasi zaruri bulunan ba- 
kiyye-i rekeati edaya riicu* edebilir. Bu vaz'iyette imam, heniiz da- 
hil-i salatta bulunuyor, demcktir. Kendisine bir lahikin iktidasi bile 
sahihtir. Yiizunu kibleden 9evirmi§ olursa, mescid dahilinde bulun- 
mak ve tekelliim etmemi§ olmak §artiyle bakiyye-i rekeati yine bina 
edebilir. Qiinkii mescid, mahall-i salat olmak itibariyle mekan-i va- 
hid hiikmundedir. Fakat mescidden ^lktiktan sonra sehvi hatirlarsa 
namaz fasid olur, riicu ( mumkiin olamaz. 

Imam Ebti Hanife’ye gore, sahradaki vakia-i sehiv de ber- 
vech-i ati tafsile tabi'dir : Imam sahrada namaz kilarken sehveder de 
sehvini; arkasindaki, yahut sag veya solundaki saflari tecaviiz etme- 
den hatirlarsa, bakiyye-i salati kilarak seede-i sehiv edcr. Bu sufuf-i 
cemaati tecaviiz etmi§ ise, namaza avdet zamam fevtedilmi§ olur. 
Sahrada sehveden imamin on tarafa miiruru hakkmda sahibi mez- 
hebden bir §ey nakledilmemi^tir. Yalmz Imam Ebu Yusuf’ ten 
ehad-i canibeyne kiyas ve itibar edilmesi hakkinda bir nakil vardxr. 
Bazi Ashab-i Ebi Hanife, seede mevziini tecaviiz ederse, namaz 
fasid olur, demi§lerdir ki, Hanefiler indinde en sahih bir kavil olarak 
kabul olunuyor. Bu da imamin oniinde siitre bulunmadigi hale mah- 
sustur. Imamin oniinde siitre varsa, bunu tecaviiz etmekle namaz 
fasid ve avdet firsati fevtedilmi§ olur. Sahrada dahil-i siitre mescid 
hiikmundedir. ( ^ ) l m 


1 Umdetifl-Kart: C. a, S. 459. 


F. : 17 


258 


HAZRET-1 OMER’lN SECDE-1 SEHVl 


Goruyoruz ki, Ebu Hanife’nin sehve dair ictihadi, diger eim- 
me-i mezahib derecesinde miisaid degildir. Fakat namaz mefhumun- 
da aramlan hu§u c ve huzur ile en yakindan alakadar bir ictihadin 
mahsulu ilmisi oldugunda §iibhe yoktur. Imam §afii’nin Ziilye- 
deyn hadisi ile istidlal etmesine nazaran bu sehiv mes’elesinde na- 
mazin vaz'iyyet-i kadimesine bina-yi hiikmetmi§ bulunuyorlar. Yu- 
kanda (609) numarali hadisin izahmda tafsil edildigi iizere, Ziilye- 
deyn radiya'llahu anh Bedir harbinde §ehid olmu§tu. Bu hesabca bu 
sehv-i salat hadisesi Bedir’den evvel cereyan etmi§tir. Ve her halde 
namazda kelam miibah oldugu bir devre aid hadise-i salatiyyedir. Ve 
muahharen namazda kelam tahrim buyurulup neshedilmi§tir. Bunun 
en yakm §ahidi Hazret-i Omer radiya'llahu anh' in ayni hadise-i 
sehiv kar§isinda bakiyye-i salati eda ve secde-i sehiv ile telafiye te§eb- 
biis etmeyip yeniba§tan dort rek'at kilmi§ olmasidir. 

Tahavi’nin Ata* Ibn-i Ebi Rebsth’a muttasil bir sened ile 
Ibn-i Merzuk’dan riv&yetine gore Ata J demi§tir ki : Bir kerre 
Omer Ibn-i Hattab radiya'llahu anh ashabma namaz kildinrken 
iki rek'at kilip selam vermi§ti. Cemaate ddndugiinde kendisine iki 
rek'at kildigi soylenince Hazret-i Omer: “Ben, Irak'da palaniyle , 
yilkii ile bir kerban techiz elmi^tim. Bugiin Medine'ye gelmiftir. Fikren bu - 
nunla me$gul idim ” diyerek kalkip dort rek c at namaz kildirdi. 

Goruyoruz ki, Hazret-i Omer’in sehv-i sal&t hakkmdaki bu 
hareketi Ziilyedeyn giinii vuku c bulan fi'l-i Neb! aleyhi' s-selam' a te- 
mamen muhaliftir. Hazret-i Omer’in Ziilyedeyn gunii mescidde 
hazir bulundugu ise Ziilyedeyn hadisinde musarrahtir. Cenab-i 
Firuk nazarmda vaktiyle icjinde bulundugu Ziilyedeyn hadisesinin 
neshi tahakkuk etmemi§ olsaydi dort rek'at kilmasi ve Resul-i 
Ekrem’in fi c line muhalefet etmesi miimkiin mii idi? Husfisiyle 
Hazret-i Omer’in bu muhalefeti mescid-i §erifte bir Sahabe cema- 
ati huzurunda vuku c buluyor. Ve i<jlerinden W9 birisi Cenab-i 
Faruk’un bu hareketini redd ii inkar etmiyor. Bu sebeble Hazret-i 
Omer’in bu hareketi kendisinin ictihad-i mahsusu mahiyyetinde kal- 
miyor. Ashab-i Kiram’m siikuti bir iemai §eklini iktisab ediyor. §u 
da muhakkaktir ki, Hazret-i Omer gibi ahkam-i ger'iyyenin hiisn-i 
zabtinda ve her guna ziya* ve halelden masftn olarak nakline son 
derece itina ve ihtimam eden bir halife bu fi c lini, kadimen cereyan 
etmi§ olan Ziilyedeyn hadisini nesheden bir habere istinad ettirmi$ 


fftlidun ERTUfcRUL 

Klfapligl 

OMMU SELEME HADlSl 259 


olacaktir. Bu cihetle Ebu Hanife Hazretleri sehiv mes’elesinde 
Hazret-i Omer’in bu feline ve Ashab-i Kiram’ip icmama istinad 
etmi§tir 


tJL- cJU I** 4«» i-X r f O p • 616 

Oiu 4)1 

* ^ • . a ? X x 0 • ^ x Sf ✓ I 

4 «aJ j ^ Ojw ^u,«ip olS^ j L^JL^j 

/ x j j X jl ^ ^ > 9 ^ > « O > ^ ✓ o 

lj 4.<*JL* ^ liiJ <JjJLj(J,_ji <U^>xj ijuljii 4jjl>JI 

^ , -r f °. ' *x > 'xf x «V • x 1 2 •' '•,-*. " J-f", * - 

jL-l <jj> ijlji j ( jp j lii;*.*-*' <ujI 

• ^ ^ 2 # ' * ✓ X ^ X -J/ * ® //• ^ 0 ^ x 

X ,>-lju-li o~L*j ajlp <c a*-Lo 

' 1 ' V y m J ' s \ J * i ✓ V 


« " 


ut 


*0 & 


n " \ 

C-Ju- -u^l ,.jl 

x - L>f 


C JU ei^iTOiS 


y y^' & * J& 2j S >3l 3& 

ii;i ii'i ^ 




TERCEMESi 

, lbn-i Abbas’m kolesi Kureyb radiya'llahu anh ' den 
§oyle rivayet edilmi§tir : 

Bir kerre Ibn-i Abbas, Misver Ibn-i Mahreme, 
Abdurrahman Ibn-i Ezher radiya'llahu anhiim, beni Ai§e 
radiya'llahu anhd ' ya gonderip demislerdi ki : 


1 Umdetu’l-Kdrf : C. a, S. 460 . 

2 Bu hadisin Buhar i metninde uzunca bir suret-i sevki vardir. Hadis-i Nebevi 
mahiyetinde olmadigi i^in miiellif tarafindan Tecrid'z ahnmami$tir. Fakat Ashab-i 
Nebi aleyhi's-selam tarafindan ahkam-i Islamiyycnin zabt ii naklinde gosterilen ta- 
kayyiid ve ihtimamin burada da belig bir delili vc $ahidi goriildugu i^in $ok kiy- 
metlidir. Bu cihetle hadisi Buhari metninden aynen terceme etmeyi muvafik bulduk. 


260 


iKlNDIDEN SONRA NAMAZIN NEHYl 


Hepimizden Hazret-i Ai§e’ye selam soyle ve ikindinin 
farzmdan sonraki iki rek'at nafile namazin hiikmiinden sual 
edip “bu namazi kildigmdan haberdar oldugumuzu, halbuki 
Nebi salla’llahu aleyhi ve sellenC in bu iki rek'at namazdan 
Ashab’i men' ettikleri haberi bize balig oldugunu soyle” dedi- 
ler. Ibn-i Abbas (illve olarak) : Ben, Omer Ibn-i Hat- 
tab ile birlikte halktan boyle iki rek'at namaz kilanlan dover- 
dim, demi§ti. 

Kiireyb demijtir ki : Hazret-i Ai§e’nin huzuruna gir- 
dim. Beni gonderen zevatm benimle gonderdikleri haberi ken- 
disine teblig ettim. Hazret-i Ai§e bana cevaben : Sen bu 
mes’eleyi Ommti Seleme’ye sor, dedi. Ben de huzurundan 
<p.ktim ve gelip bu ii$ zate, Hazret-i Ai§e’nin cevabmi soy- 
ledim. Bunlar, Hazret-i Ai§e’ye gonderdikleri gibi bu dePa 
da beni Ommii Seleme radiyd llahu anha’ya. gonderdiler x . 

Ommii Seleme radiyc? llahu anha dedi ki : Nebi salla'lla- 
ku aleyhi ve selletn hakikaten ikindiden sonraki bu namazdan 
nehyettigini i§ittim. Sonra bir kerre de Resul-i Ekrem’in 
ikindi namazi kildigi sirada iki rek'at namaz daha kildigmi 
gordiim. (§oyle ki:) Resulullah benim odama gelmi§ti. Fa- 
kat o sirada yammda Ensar’dan ve Beni Haram’dan birtakim 
kadin (misafirler) bulunuyordu. Resul-i Ekrem (namaz kil- 
maga bajladi. On) un boyle (ayrica iki rek'at daha) namaz 
kildigmi goriince, kendilerine bir cariye gonderdim. Ve cari- 
yeye dedim ki : Resul-i Ekrem’in yaninda dur! : “Ya 

1 Hadisin stiret-i sevkini bildircn Buhdrt metninin tcrcemcsi burada bitiyor. 
Tecrid ’ c alinan asil mctn-i hadisin tercemesi buradan alt tarafidxr. Hadisin sevkini 
if&de eden metnin ash $oyledir: if t 0 V J ^ j * <1/ j if} ^1 if 

■Uu j p^-«JI I^JUi . 4»i jb 

. Ip-r* pX* j Zi I Jp* ^ 5 -?^ ^ • 1 Li I If! J* } . yjui l 

l) l> . LpP v --» j J 

*JL- pi <JI fjj j j» p-fil j** 9 • pi J** c-JLii . ij L 

[ I <JL- pi cJUi 5-JLiU L Jtc 


HAKKINDA UMMO SELEME HADiSl 


261 


Resfila’llah! Sana Ummii Seleme §u ikirek'at namazdan 
nehyettiginizi igittim. Halbuki §imdi kildigimzi goruyorum, 
diye soruyor” de!.. Eger Resulullah (namazda bulundugu- 
na) eliyle igaret ederse, huzurundan geri gekil. Cariye bu emri 
yerine getirdi. Ve hakikaten Resul-i Ekrem eli ile igaret et- 
mekle cariye geri gekildi. 

Resul-i Ekrem namazdan farig olunca (bana hitab 
ederek :) Ey Ebu Umeyye kizi 1 , ikindi namazindan sonra 
kildigim iki rek'at namazdan sual etmi§ idin. Bunun sebebi 
§udur, buy urdu : Bana Abdii’l-Kays kabilesinden b&zi 
kimseler (arz-i Islam igin) gelmi§lerdi. Bunlar, §u ogle nama- 
zindan sonraki iki rek‘at (nafile) den beni me§gul edip ali- 
koymu§lardi. Bu kildigim iki rek'at namaz, oglenin o iki rek'at 
son siinnetidir. 

IZAHI 

Raviler, RivAYETLER : 

Bu hadisi Buhiri “musalliye soylenmesi, onun da dinleyip 
namazda bulunduguna eli ile ijaret etmesi” hakkmdaki bir babinda 
zikretmi§tir. Buradan ba§ka yine Buharl Mcgazl bahsinde de tahrlc 
eylemi§tir. Muslim ile Ebu Davud’un da Sal&t bahsinde rivayetleri 
vardir. Bu hadiste alti Sahabi’nin ismi gegiyor. Hadisin senedinde beg 
de ravi isimleri mevcud bulundugundan on bire balig oluyor. Igte 
ilm-i rivayet bu suretle giiglegiyor ve miibalagasiz bu ilim, bir esam! 
mahgeri halini aliyor. Git gide “nakd-i rical” e dair en muhim bir 
ilim boylece dogmugtur. Hadisin istighad edilen nqktasi, Resul-i 
Ekrem’in namazda cariyenin soyledigi sozleri dinlemesi ve eliyle 
igaret ederek namazda bulundugunu bildirmesidir. 

Fikhi ve ahlAki hukumler : 

Bu hadisten bervech-i ati hukumler istifade edilmigtir : 

i) Namaz kilan kimsenin, bagkasmm soziinii dinleyip anlamasi- 
nm cevazi ve bunun namaza zarar vermemesi, 


1 EbU Umeyye, U mmu Seleme radiya’llahu anha’am pederinin kiinyesidir. 
Ismi Siiheyl y&hut Huzeyfe Ibn-i Mugire’dir, MahzUmi’dir [Kastalanij. 


262 


SOZ DlNLEMEK Ml)FSlD-I SALAT DEdLDlR 


2) Musallinin eli ile ve aFal-i hafifeden ma^ild olan her hangi 
bir fi c l r u hareket ile i§aret etmesinin namazi ifsad etmiyecegi, 

3) Her alimin, kendisinden yiiksek ashab-i ilm ii fazilete istik- 
nah-i mes’ele i^in muracaat etmesinin miistehab oldugu, 

4) Sim&an haber-i vahidin ve haber-i mer’enin kabCdii, 

5) Ummti’l-Mu ’minin Seleme Hazretlerinin miis- 

tesna zeka ve fetaneti ve sual hususunda gosterdigi ince ruhlulugu, 
sonra emr-i dine derece-i tekayyiid ve ihtim&mi, 

6) Sunnet-i muekkedelerin kazasi miistehab oldugu ki, Imim 

ij&fii’nin mezhebidir. Ve bu hadis.ile istidlal etmi§tir. Imam Eb\i 
Hanife’ye gore yalmz sabah namazimn siinneti farzi ile beraber o 
gimiin zevalinden ewel kaza etmek miistehabdir, ba§ka siinnetlerin 
degildir. Siinnetlerin adem-i kazasi Ciimhur-i iilemamn mezhebidir. 
Bu hadis-i §erifte bildirilen ogle sunnetinin kazasi keyfiyyeti nev c -i 
ferdine mahsus bir hassa-i Nebeviyyedir. Qiinkii bu hadisin diger 
bir rivayet tarikinda: W Uuiit cJi U = Umm-i 

Seleme: Yd Resulallah ! Bu iki rek'at oglenin siinnetini fevtettiginizde boyle 
kaza eder misiniz? diye Resdl-i Ekrem'den sordum da hayxr , kaza etmem 
buyurdular , demijtir .” §imdi eimme-i §&fiiyyenin bu hadis ile istidlal 
ederek asil olan fi'l-i Nebeviye ittiba c etmektir, demeleri yerinde 
olmaz - 


d/- 

£S- 


JlSJi i->£ 

7> • • • 


Bu bAb, cenAze (ve son nefesInde son sozu : 
“LA ilAhe illa’llAh” demekolan mu’minin hAli) 

HAKKINDAKI HADIS-i §ERIFLERi MUHTEVIDIR 


Jlf 

*Lt 

4 


4UIJ.** 4tol Jb Jb <Up 4Ul ^ . 617 


t. 


't ' 


^ -J <3* ^ L$| f"*** 5 

Ojj C-Oi 0>*JI J^o lil-i Jib V ^^1 ja oG 

• 3£ 04 Jo 5>lS JiS 3£ oi 5 Jj 


Tercemesi 

Ebu Zerr(-i Gifari) radiya'llahu anK den, §oyle rivayet 
edilmi§tir : 

Ebu Zer Hazretleri demi§tir ki : 

Resulullah salldHla.hu aleyhi ve sellem: 

Bana rabbim tarafindan (sefaretle) gelen Cibril, (bir kerre 
daha) gelmi§ ve : 

— Ommetimden her kim Allahu Teala’ya hig bir §ey’i 
(uluhiyyette ve havass-i rububiyyette) ortak tammryarak oliir- 
se, o kimse Cennet’e girer, diye haber verdi, buyurdu. Ben : 


ia 

Ac 

“f 

ic 

er 

u- 

R- 


j -r 


r- 


r, 

n- 

m 


Y 1 


) 


264 ashAb-i kebAIr cehennem’de muhalled deGIldIr 


— (Ya Resula’llah!) O adam zina ettigi ve sirkat eyle- 
digi halde (yine Cennet’e girer) mi? diye sordum. Resul-i 
Ekrem : 

— (Evet) zina ettigi ve sirkat eyledigi halde de (Cennet’e 
girer) diye cevab verdi. 

LtiGAVl BIR 1ZAH I 

Cenaiz, cenazenin cem'idir. Kamus tercemesinde bu kelime §oyle 
izah ediliyor : Cim’in kesri ile cinaze, meyyite denir. Cim’in fethi ile 
de caizdir. Ala kavlin kesr ile meyyite ve feth ile de serire yani tabuta 
denir. Ala kavlin aksi iizeredir. Yahut cim’in kesriyle iistiinde mey- 
yit olarak tabuta denir. Ve bu, siitre ma^asindan me’huzdiir. Mti- 
tercim der ki : fudalamn birisinden : cenaze ile cinaze arasindaki 
fark soruldugunda j ^ ) diye cevab vermi§tir. Fetha, 

kelimenin iistiinde olmakla meftuha, meyyite ve kesre altmda ol- 
makla meksure, serire ltlak olundugunu telmih eylemigtir. 

RAviLER, RiVAYETLER : 

Bu hadisi Buhari Tevhid bahsinde de zikretmi§tir. Muslim, 
Ebu Davud, Nesai, Tirmizi de yine Ebu Zer Hazretlerinden 
rivayet etmi§lerdir. 

Bu babm unvam, As Hi ve Ebifl-Vakt niishalarmda (Kitabii’l- 
cenaiz) dir. Bu niisha daha ilmidir. Qiinkii cenaze bahsi pek 50k 
bablari ihtiva etmektedir. Bu bablar (kitab) unvan-i umumisi altmda 
toplanmi§ olur. Nasil ki, Imam Buhari, Sahih’imn pek 50k yerle- 
rinde bu ilmi usulii iltizam etmi§tir. Fakat yQnini niishalarmda bu 
Asili ve Ebii’l-Vakt rivayetlerine ha§iye halinde i§aret edilmi§tir. 

Buhari metnindeki unvanda “ <uji yl 4JI y jlTj* j = Ve son 

nefesinde son sozii (La ilahe illallah) demek olan mii'minin hali ” fikrasi da 
vardir. Bu unvanda Buhari de §artin ciimlc-i cezaiyyesini zikretme- 
mi§tir. Turuk-i miiteaddide ile rivayet edilen hadis-i §erifte Keli- 
me-i Tevhid ile ahirete intikal eden kimsenin miikafat-i uhreviyyesi- 
nin Cennet’e duhulden ibaret oldugu bildirilmi§tir ki, §unlardir : 

1) Isnad-i muttasil ile Ebu Davud’un rivayetine gore, Muaz 
Ibn-i Cebel radiya'ltdhu anh y Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem: 
“ ii-l W! ^ >T = Her kim ki> son sozii La ilahe illa'llah” 

demek olursa , 0 kimse Cermet' e girer ” buyurdu, demi§tir. Ebu Davud’un 
bu riv&yetini Hakim: “isnadi sahihtir” diye te*yid etmi§tir. 


KELlME-1 TEVHlD HADlSLERl 


265 


2) Ebu Bekr Ibn-i Eb! §eybc’nin Musannef' indc isn&d-i 

sahih ilc rivayetine gore Encs Ibn-i Malik radiya'llahu anh , Resu- 
lullah salla'llahu aleyhi ve sellem' in: ^ VI 41 V oi ^1 = Ey 

Enes! Bil ve herkese bildir ki : Her kim * Li ilahe illa'lldh' diye $ehadet ederse 
Cemet'e dahil olur" buyurdugunu haber vermi§tir. 

3) Musedded’in Miisned' indc rivayetine gore, Muaz Ibn-i 
Cebel radiya'llahu anh §oyle demi§tir. Resulullah salla'llahu aleyhi ve 
sellem bana : 

— Ya Muaz! diye seslendi. Ben de icibet edip : 

— Buyurunuz ya Resula’llah, dedim. Resulullah ii<; dePa : 

— Ya Muaz! diye seslendi. Ben de icabet ettim. O^unciide : 

— “i+l VI 41 V JIS j. di ji * > = Ey Muaz! Halka miijdele 

ki: Her kim “La ilahe ilia' Hah” derse Cermet' e dahil olur" huyurdu. 

4) Ebu Ya'la Musili’nin Miisned' inde Ebu Harb’den rivaye- 
tine gore, Ebu Harb, babam Zcyd Ibn-i Halid Ciiheni radi - 
ya'lldhu anh tamamen kanaat ettigi §u hakikati lisanen bildirerek bana 
dedi ki : Resulullah salla'lldhu aleyhi ve sellem : -il V I 41 V ol V* u- »” 
« — /urn A:i “La ilahe illa'lldh" diye Allah 9 in varhgtna ve birligine 
jehddet ederse , Cennet'e dahil olur" buyurdu. Ve bu hakikati halka Han 
etmemi emreyledi. 

Sual : Madem ki, §art ceza ile birlikte olarak rivayit-i sahiha 
ile nakledilmi§tir. Imam Buhari tarafmdan bu babin unvaninda 
cezanin zikredilmemesindc nc gibi bir sebeb du§umilebilir?.. 

Cevab : Hafiz~lbn-i Hacer demi§tir ki : Imam Buhari’nin 
zikretmemesi bu unvanm alt tarafinda Vchb Ibn-i Miinebbih’ten 
ta'likan rivayet ettigi bir haberi teVil gayesine ma'tfiftur. “Vehb 
Ibn-i Miinebbih " e : 

— La ilahe illa’llah, Cennet'in miftahi degil midir? diye sormu§- 
lar. O da : 

— Evet, miftahidir. Lakin bu miftahin §ubhesiz ki di§leri vardir. 
Sen Cennet’in kapisi online di§li bir anahtarla varirsan Sana Cennet’in 
kapisi agilir, yoksa a<;ilmaz, diye cevab vermi§tir. 

Vehb Ibn-i Miinebbih 1 bu cevabi ile Cennet’e girebilmek 


1 Vehb Ibn-i Miinebbih, Ebu Abdullah Ahb&rFdir. Ibn-i Abbis, 
C&bir, Ebu Said-i Hudri radiya'llahu anhum gibi birtakim Sahabi’den rivayeti 


266 


KELlME-1 TEVHfD CENNET’lN ANAHTARIDIR 


i<jin vacibat-i diniyyeye bagli olmarnn liizumuna i§aret etmi§ ve mii- 
cerred bu Kelime-i Tevhid’i soylemekle ibadetsiz, taatsiz Cennet’e 
girilmez, demek istemi§tir. 

§arih Ayni diyor ki : Bu tevcihe gore, Buhari’nin de Ibn-i 
Miinebbih’in re’yinde olmasi ic&b eder. Bu sebeble Buhari edat-i 
§artin cezasim hazfetmi§ demek olur. Halbuki boyle degildir. Bence 
Buhari’nin unvamnda cezayi hazfetmesi bu babin hadisinde mezkur 
bulunmasindan ve onunla iktifa etmesinden dolayidir. Qiinkii mev- 
zuu bahsimiz olan hadis-i §eriftb : “ Kim ki Allah'a bir $ey'i $erik kabul 
ve iHikdd eimeden oliirse , Cennet" e dahil olur" buyurulmu§tur. 

Vehb Ibn-i Miinebbih’in bu haberini Beyheki, Siinen'inde 
Muaz Ibn-i Cebel’den merfuan rivayet etmi§tir. §oyle ki: Resul-i 
Ekrem salla'lldhu aleyhi ve sellem Muaz Ibn-i CebePi Yemen’e vali 
gonderirken buyurmu§tur ki : “Ey Muaz! Yemerie vardiginda yamna 
Ehl-i Kitab gelerek sana muhakkak Cermet" in miftdhi nedir? diye soracaklardtr. 
Sen onlara cevaben : ‘ La ilahe ilia" UaK ciimle-i $erifidir. Lakin bu kelime-i 
tevhid Cennet" in dijsiz bir atiahtaridir. Eger sen CenneVin kapisi oniine di$li 
bir anahtarla gider isen Cennet sana afihr , yoksa afilmaz ” diye cevab ver, 
buyurmu§tur l . 

Ebu Nuaym Isfahan! Ahvdl-i Muvahhidin nammdaki kita- 
binda demi§tir ki : Bu anahtarm di§leri taat-i vacibedir. Bunlan eda 
etmek ve Allah’a kar§i ma c siyet irtikabindan ictinab eylemektir. 

§arih-i allame Ayni bu tevhid hadisini takyid, sonra bu kaydm 
§oyle boyle teVll ve tevcih edilmesini hi<; muvafik bulmuyor. Yuka- 
rida saydigimiz tevhid hadisleri hep mutla'k olarak varid olmu§tur. 
Binaenaleyh miftah-i Cennet hakkindaki “ esnan " kaydi “ mudrec " dir. 
Hadise sonradan ilave edilmi§tir. Sonra bu miftah ile hakiki bir 
miftah maksud degildir ki, bunun esnim aramlsin. Belki bu miftah, 

vardir. Kcndisinden de Semmak lbn-i Fadl, Hemmam Ibn-i Nafi c gibi 
muhaddisler rivayet etmi$lerdir. Nes&i, Vehb sikadir, demi$. Muslim Ibn-i 
Halid de kirk sene yatakta yatmadigim bildirmi$tir. Yiiz on tarihinde Yusuf 
Ibn-i Omcr tarafindan maktulen irtihal-i dar-i baka eylemi$tir. 

Yusiif Ibn-i Omer, Sekafi’dir. Me$hur Haccac Ibn-i Yusiif’un ye- 
geninin ogludur. Buhari ' de hadisi vardir. [Hulasa; 349]. 

Yusiif de Hacc&c gibi iimera-yi Emeviyye’dcn olup uzun zaman Irak’ta ic- 
ra-yi mezalim eylemi$ ve 126 tarihinde §am’da itlaf edilmi$tir. 

1 Umdetifl-Kdrt: C. 3, S. 3. 


! 


teridun ERTUGRUL 

Kitapligi 


KELtME-t TEVHiD lLE CENNET’E GlRtLtR 267 


307 


kelime-i tevhid irad edildiginde Gennet’e girmege temekkiinden 
kin&yedir, diyor. Daha sonra §arih Ayni esnan ile taat kasdedilme- 
sini de tehlikeli buluyor. Qiinkii hadisin mefhum-i muhalifi yani 
“La ilahe illa’llah” deyip de oliinceye kadar tevhid akidesini vicda- 
ninda ta§iyan, fakat ibadet edemiyen tali c sizlerin Cennet’e dahil ola- 
miyacagim istilzim ediyor. Bu ise rafiza ve ibadiyye ile ekser harici- 
lerin mezhebidir. Bunlara gore ashab-i kebair ve giinahkar mix tin- 
ier, mukteza-yi Cehennem’de muhalled ve ebedi olarak kalirlar. 
Halbuki nass-i Kur’ani bu akidenin bozuklugunu natiktir. V -it ol ) 
x ( jJS dj* U yUj j 44 iSyS* ayet-i kerimesinde Cenab-i Hakk’in 
kendisine kar§i §irk edilmek sOretiyle irtikab-i fezahat edilmesini af- 
fetmiyecegi ve §irkin madunundaki her hangi ma^iyet ashabmdan 
olursa olsun, diledigi kimseyi af buyuracagi bildirilmi§tir. Mevzftu 
bahsimiz olan hadis-i §erif de bu batil i c tikadi tekzib etmektedir. 
Sahih-i Muslim’ de merfuan rivayet olunan bir hadis-i §erifde : 
“ ii* l -it Vt 4jl y 0* jm j oL j* = Her him hi oliir de mevti dmnda 
Alldhu Teala’dan ba$ka ibadete Idyik ve miistehak hif bir mabud bulunma - 
digim bilir ve iHikad ederse , Cermet’ e dahil olur ” buyurulmu§tur. 

§arih Kirmani: (La ilahe illa’llah) Kelime-i Tevhid’inin ( Mu - 
hammediin Resulu’lldh = Hazret-i Muhammed Alldh’in RestUiidiir) 
kelime-i §erifesi bir lahika-i §ehadetidir, diyor. 

§arih Ayni de §oyle izah ediyor : (La ilahe illa’llah) kelime-i 
§ehadetinin Cennet’e duhule vesile olmasim ifade eden hadisin zahi- 
ridir. Bunun mu§rik hakkinda varid oldugu anla§ihyor. Binaenaleyh 
mii§rik (La ilahe illa’lldh) derse, o kimsenin miisliiman olduguna hiik- 
molunur, miisltimandir denir. Oliinceye kadar miisliiman olarak 
ya§arsa Cennet’e de girer. Fakat Tevhid-i Bari’yi bu suretle kabul ve 
i'tikad eden kimse; Muhammed salla’llahu aleyhi vesellenC in niibiiv- 
vetini inkar ederse, yahut Hazret-i Muhammed’in hassaten kavm-i 
Arab’a meb'us oldugunu iddia ederse, onun yalmz (La ilahe illa'llah) 
demesi ile Islamiyyetine hiikmedilmez. (Muhammediin Resulu’lldh) 
§ehadetinin zamm ii ilave edilmesi lazimdir. Hatta Ciimhur-i iilema- 
miz bu iki kelime-i §ehadeti tekelliimden sonra bu yeni miislumamn : 
“Islam Dini’nden bajka biitiin dinlerden teberri ettim ” demesini de §art kil- 
mi§lardir 2 . Binaenaleyh yukanda ta‘dad ettigimiz tevhid hadislerinin 


de 

ije 

t-i 

di 5 

ut* 

i *j- 


bir 

*a- 

ei'i 

i-i 

T St 

da 

ile 

ni? 

de 

ter 

&- 

n- 

•er 

ir- 

ki, 

;e- 

us- 

m 




w' 

■) 

*) 


1 Stire: 4 (Nis&') y ayet: 48 
3 Umdetu'l-Kdrt : C. 4, S. 3. 


268 MUHAMMEDtJN RESOLULLAH §ARTIDIR — EBC ZER 


hulasa-i meali : ehl-i §irkten birisi (Id ilahe illa'llah) der ve oliinceyc 
kadar §irketmezse Cennet’e dahil olur, demek olur. Bunun en yakm 
delili de izahi sadcdinde bulundugumuz Ebu Zer hadisiriin bura- 
daki rivayetidir. Ebu Zer Hazretlerinin buradaki rivayetinde §ir- 
kctmeden olen kimsenin Cennet’e girecegi teb§ir buyurulmu§tur. 
Terk-i i§rak ise tevhiddir. (La ilahe illa'llah) demek de izhar-i tevhid- 
ien ibarettir. 

( a* ^JUI) cumlesinde canib-i Hak’dan sefaretle gcldigi ih- 
bar buyurulan mukaddes mevcudiyyet ile murad, Cibril aleyhi' s - 
re/An’dir. Buhari’nin Kitabii’t-Tevhid’deki yinc Ebu Zer radiya'l- 
\aku anh' den bir rivayeti bunu te’yfd etmektedir. Resul-i Ekrem 
Efendimiz buyurmu§lardir ki : 

“ Bana Cibril geldi . Ve miijde verdi ki : Her him Allah' a firketmeden 
olurse y Cennet'e dahil olur . Cibril' e: Sirkat etse de , zina etse de mi? dedim. 
(Evet y sirkat etse de y zina etse de) diye cevab verdi. l ” 

Cibril aleyhi' s-selam ile vuku c bulan bu telaki, bu teb§ir ve bu 
sual ve cevab, hal-i menamda, rti’ya-yt sadika halinde vuku* bulmu§- 
tur. Bunu da Buhari’nin Libas bahsindeki rivayetinden ogreniyoruz. 
Buhdri'n in Libas bahsindeki metni bu turuk-i rivaytt arasmda cn 
mufassalidir. Ve aynen tercemesi §oyledir : 

Ebu Zer Hazretleri demiftir ki : Bir kerr£ Nebi salla'lldhi 
aleyhi ve sellem'i ziyarete varmi§tim. Kendisini bcvaz bir elbise i$inde 
uyur buldum. Bir miiddet sonra geldim. Bu dcf'a uyanmi§lardi 
Resul-i Ekrem buyurdu ki : 

— Hi$ bir kul yoktur ki (La ilahe ila’llah) desin, sonra bu tevhid 
akidcsi uzerine olsun da Cennet’e girmesin, muhakkak Cennet’e girer, 
buyurdu. Ben : 

— Zina etse de, sirkat etse de mi? diye sordum. Resul-i Ekrem : 

— (Evet) zina etse de, sirkat etse de girer, buyurdu. Ben tekrar : 

— Zina etse de, sirkat etse de girer mi? diye sordum. Resul-i 

Ekrem : 

— (Evet) zina etse de, sirkat etse de girer, buyurdu. Ben u^iincu 
bir daha sualimi tekrar ettim. Ve : 


1 V ol* Ail <J j-txi (jUI |JL- j aUp Jit 

[ J J jl j j I JlS 3j-* 01 j i C-At . ci- ! 


HADlSlNlN LlBAS BAHSlNDEKl RlVAYETl 


269 


— Ya Resula’llah ! Zina etsc de, sirkat etse de mi girer? dedim. 
Resul-i Ekrem: 

— (Evet) Ebu Zerr’in horluguna, hakirligine ragmen o kul 
zina etse de, sirkat etse de muhakkak Cennet’e girer, diye cev&b verdi. 

Ebu Zer Hazretleri bu hadisi rivayet ederken : Ebfi Zerr’in 
burnu kinlsa da, izzet il gururu ezilse de Resul-i Ekrem boyle 
israr ile teb§ir buyurdu, dedi (gini ravi bildirmi§tir) K 

Imam Buhari bu hadis-i §erifi riv&yet ettikten sonra bu bab- 
daki ictihadim bildirerek diyor ki : (La ilahe illa'lldh) diyen o muvah- 
hid, bu kclime-i §erifeyi ister olurken soylemi§ olsun, ister daha ewel 
soylemi§ ve tevhid akidesi uzerine devam etmi§ bulunsun, musSLvidir. 
O mu’minin giinahlarmdan tevbe ve nedamet edip de (La ilahe 
illa'lldh) demesi kendisi i^in vesile-i magfiret olur. 

(3s* Oij) ciimlesinde istifham edati mahzftftur. iJLl 
( 6 i j Uj ji j takdirindedir ki, tercemede bunu (zina ettigi, sirkat 
eyledigi halde Cennet’e girer mi?) diye gosterdik. 

Buhari’nin Kitab-i Lib&s’taki bu riv&yeti mevzftumuz olan 
hadis-i §erifteki istifhamin Ebti Zer tarafindan Restil-i Ekrem’e 
kar§iirad edildigini sarahaten gostermektedir. Biz de bu §ekilde ter- 
ceme ettik. 

Ebu Zer, bu bah§ayi§-i ilahiyi istib'ad etmekte ma‘zftr idi. 
Qiinkii bu sirada Ebu Zerr’in zihnini muttasil Reshlullah sal - 
laHldhu aleyhi ve sellem'm: “ j* j jijfl V = Hif bit zinakat, 

zina ederken mii'min oldugu halde bu fiH-i menfdre ciir'et edemez” kavl-i 
§erifi i§gal etmi§ olacakti. Hakikaten Sahih-i BuhdrV nin sekiz on b&- 
binda riv&yet edilen bu hadis-i §erifin if&de ettigi menfi bir hukiim 
ile ikisinin arasim te’lif etmek g(i$ gorullir. Fakat birinci hadiste im&- 
mn esasi kasdedilmijtir. Ikincide ise imamn kemali selbedilmi§ bulu- 
nuyordu. 

Buhari’nin Kit&b-i Libas’taki riv&yetinde Ebti Zer Hazret- 
lerinin suzili uq deFa tekr&r etmesi, iki biiyiik ma c siyeti irtikab eden 

1 j* j j ** ji j y* j 4JU 41I ^0 ji j»\ ju 

. iO-l Vi villi J* oL jr Zi\ Vi *11 V <Jt5 X* : JlSi JiJJu-i JU j 42*jl p . 

*. Jli ? 3 61 j tij 61 j 1 cJU ( 3 j* 6l j U j 61 j Jtf ^ 3 j-* ol j ts J ui j 1 cJU 
»Jm1 3 j* «ji j ti J ui j 1 <JU . ? 3 ol j Uj ui j i cJj 4 3j+ ol j iJj 61 j 

xp IJU 1 4ui -Lp- l JU « jj <jl t_jul j 6i j 1 Jtf l -if* W ji J>\ 6lT j • ji uji 

[ 1 j^LiVi vUt j 41^ j 4 )i vi <ii v j ji 


ie 

-i 
lb 
r/- 
:s - 


in 

ii- 

*vi 

-i 

_ it 

da 

i!e 

n 

de 

cr 

u- 

n- 

er 

sr- 

iJp 

e- 


Uh 


Vi 


J 


270 EBTj ZER HADlSlNlN HAKlKl MEDLCLl) — KELlMETEYN-I 


kimsenin Cennet’e girmesinde gordiigu garabeti isti^am ettigini ifade 
eder. Nebi salla'llahu aleyhi ve sellem' in ayni surette cevablariiun te- 
kerrlir ve tevali etmesi de Ebu Zerr’in bu hayret ve teacciibtinu mu - 
ekkeden redd ii inkar buyurduklarini ve bu surette redd ii inkarda 
israr buyurulmasi, Resul-i Ekrem’in be§eriyyete son derece mii§fik 
bir seciyyeyi haiz bulunduklanm i§‘ar eder. Bilhassa ii^uncii cevabla- 
nnda u j* -j) ^ y = Ebu Z err ^ n bumu topraga siirtiilse ve boy - 
lece zdil vehakir olsa bile yine Cermet' e girer" tabir buyurulmasi, Ebft 
Zerr’in istigrabmi redd ii inkar hususunda mimteha-yi miilagaya 
delalet eder. (Ragim) kelimesi fi’l-asl toprak ma'nasina mevzfi* olup 
sebebin, ism-i miisebbeb i$in istiare edilerek ziill il hakaret ma c ml- 
smda isti^mal olunur. Lisammizda : “filan burnunu topraga siirttii” 
tabiri zebanzeddir. Bu vakiayi rivayet ederken Ebu Zerr’in. 0* j»” 
« y* Jui = Ebu Zerr'in bumu topraga siirtiildugu halde yine Rey- 
gamber'in bu tebfirini bildirdi ” diye hikaye etmesi, te§erriif ve iftihar 
i^indir. 

Muhim BiR sual : Bu Ebu Zer hadisi cehele-i nasa fazla bir 
iimid bah§etmez mi? Bunun gibi teb§irat-i sadikadan cesaret alarak 
onlann measiye ikdam ve inhimakini artirmaz mi? 

Cevab : Bu hadisin hakiki medlulu zahirde goriildiigii gibi de- 
gildir. Kavaid-i tslamiyyerniz miicerred iman ile olmekle hukuku 
be§erin sakit olmiyacagi esasi lizerine kurulmu§tur. Fakat hukuku 
be§erin bu masuniyyeti, Cenab-i Hakk’i, Cennet’ine idh&l etmek 
istedigi kullarmdan tekeffuliinii esirgemesini de icab etmez. Bu sebeb- 
ledir ki, Resul-i Ekrem Efendimiz Ebu Zerr’in istib'&dmi 
miikerrer ve mtiekked olarak reddetmi§tir. Bir de hadisteki (Cennet’e 
girer) kavli (nihayet Cennet’e gider) demek olmasi da 50k muhte- 
meldir. Cennet’e bu gidi§ ya ewelemirde dogrudan dogruya vuku‘ 
bulur. Yahut mukteza-yi ma'siyet Cehennem’de §oyle boyle gorece- 
girii gordiikten sonra olur K 

Yukanda Buhari’nin Enes Ibn-i M&lik radiya'lldhu anK den 
rivayet ettigi (41) numara ile tercemesi ge^en bir hadis-i §erifte 
Resul-i Ekrem Efendimiz: (Ld ilahe illaHlah) deyip de kalbinde 
bir arpa, bir bugday, bir zerre kadar hayir ve imam bulunan kimse- 
nin Cehennem’den <;ikacagi teb§ir buyurulmu§tur. 


Umdetu'l-Kdri : C. 4, S. 5. 


SEHADETEYN hakkinda enes iBN-t MALlK HADlSl 271 


I-&7 


Yine boyle (21) numara ile terceme edilen Ebu Said-i Hudri 
hadisi ise daha vazihtir. Burada da Resul-i Ekrem Efendimiz’in 
ehl-i Cennet Cennet’e, ehl-i nar da Cehennem’e aynlip girdikten 
sonra kalbinde hardal danesi kadar imam bulunan us&t-i mu’mininin 

Cehennem’den ^lkarilmasi emredilecegi haber verilmektedir. Biitiin -l 

bu haberler, gimehkar insanlarm Cehennem’de cez&-yi ma'siyetini h* 


goreceklerijii, fakat ebedi orada kalmayip §efaat-i seniyye-i Nebe- 
viyye ile $ikarilacaklari teb§ir buyurulmu§tur. 

Gerek bu ciheti, gerek (La ilahe illa'llah) §ehadetine ( Muham - 


rnedun ResAlullah) §ehadetinin ilhaki liizumunu Buhari’nin Kitab-i At 

tlm’in nihayetinde Katade tarikiyle Enes Ibn-i Malik’ten tahric i- 

ettigi, meali Stideki hadis-i §erifte temamen izah etmektedir : , 

Enes Ibn-i Malik diyor ki : Bir seferde Neb! salla'llahu aleyhi -i 

ve sellarC in r&kib oldugu merkebin terkisinde Muaz Ibn-i Cebel 

bulunuyordu. Resul-i Ekrem bir ara : la 

— Ya Muaz ! diye seslendi. Muaz radiya' llahu anh: 

— jju U = Emir buyurunuz ya Resfila’llah ! em- lc 

rinize itaate, hizmetinizi yerine getirmege biitiin mevcMiyyetimle iif 

hazmm, diye cevab verdi. Tekrar Resul-i Ekrem: le 

— Ya Muaz! diye seslendi. Muaz tekrar : cr 

— Emir buyurunuz ya Resula’llah! diye icabet etti. (Ve bu S- 

hitab ii icabet) iig kerre (vaki c oldu. U^iinciide) : p- 

— Hi<j bir kimse yoktur ki, kalben tasdik ederek Allah’dan tr 

ba§ka Allah olmadigina ve Mu hammed salla'llahu aleyhi ve sellerrC in r- 

Resulullah olduguna $ehadet etsin de Allah onu Cehennem’e ha- 

ram etmesin, (her halde haram eder) buyurdu. Muaz: c- 

— Ya Resula’llah ! Bu (teb§ir buyurdugu) nu halka haber ve- 
reyim de sevinsinler mi? diye istizan etti. Resul-i Ekrem: e. 

— Hayir soyleme. (Sonra buna) giivemrler (de ib&det etmezler) 4 *" 


buyurdu. Muaz bunu vefatina yakm, gunahtan sivrilmak iqin haber 
verdi 

: — : — ^ ..... 

1 J* iU* j ^ j <01 ^0 01 Jib j* 

! aU 1 J b viJbAA^ j siLJ : Jli ! 0: aIa* b Jli . ( .alfjbl ij vjtj—U ^ ^ jjJ ) 

^|1 aJI V 0 ! a>- 1 U : Jli . ! vfjujiju-j <0! b <iJLJ : Jb . b Jli 

<j jv»-l ^Ail 4»\ J b Jli . jUI ^ Jill Aa aJj tfju# *i)l J j**j 1-U^ 01 j 

[ pJUl i^*l^ j»- T ,j ^jLnmJI «1 jj ] lx t j Ait iU* j • bl : Jli . ? b j-*^-**# 


272 


SEKERAT-I MEVTTE 


Bu hadiste kelimeteyn-i §eh£detcynin mii§terekcn irad edjlmesi 
haber veriliyor. 

Yinc bu hadis-i §eriften usat-i mu’mininin Cehennem’de azab 
olunacagi, sonra §ef&at-i Muhammedi ile ?ikacaklari mustefad olmak- 
tadir ki, ehl-i siinnet vc cemaatin kabfil ettigi esasat-i i'tikadiyyeden 
bir milhim esastir. 

Taybi diyor ki : Bu dakika-i miihimmeyc mebnidir.ki, Muaz 
radiya'lldhu anh'in halka teb§ir etmesine izin verilmemi§tir. Fakat Muh, 
ahir-i omriinde 1 y j \jij\ JUl. 

nazm-i jerlfi mucibince evamir-i diniyycnin ketm u ihf^smdaki 
mahzur-i §er c iyi dii§unerek ahir omriinde teblig etmi§tir. 

Buharfnin yinc Encs tbn-i M&lik radiya'llahu anh'den riv&- 
yct ettigi (41) numara ile tercemcsi ge?en hadis-i §erifi La il&he 
illa’llah diyerek kalbinde zerre mikdari imam olan giinehk&r mii*- 
minlcrin Cehennem’de ebedi kalmiyacaklari da ehl-i siinnet mez- 
hcbini te’yid etmcktedir. (21) numara ilc tcrccme edilen Ebu Said-i 
Hudri badisi isc daha vazihtir: Ehl-i Ccnnct, Cennet’e vc chl-i n&r, 
Cehennem’e ayrilip girdikten sonra kalbinde hardal dancsi kadar 
imam olan usat-i mii’mininin Cehennem’den ?ikanlmasi emredile- 
cegi haber verilmektedir. Bunlar da ehl-i siinnetin edilmesi ciimle- 
sindendir. 

Bin ihtAr : Oliim ki, §u fen& iUemindcki merahil-i hay&tiyyenin 
miintehasi ile baka illerinde ge?irilecek ebedi hayatin bir donum nok- 
tasidir. Insamn bir hatve daha atarak kavu§acagi bir ahiret &leminin 
yeganc vesile-i saadeti tevhid-i Bari oldugundan imamii’l-muhaddisin 
Muhammed Ibn-i Ismail Buhari Hazretlerinin hususi bir un- 
van ve bir, iki hadis ile tevhid-i Bari’yi hatirlatmasi, hakikaten bir 
hiisn-i tertib niimunesidir. Fakat fena ile bakamn bu iltisak noktasi 
pek ziy&de hevl-engiz ve can-hirii§dir. Bu, herkes i?in oyle bir evden 
dbiiriine go? etmek gibi sade ve basit bir mes’ele degildir.. Insamn 
caniyle ugra§tigi ve nefsin, §eytamn olanca kuwetiyle, cem&atiyle 
idl&le ?ah§tigi en tehlikeli bir dem-i hayatidir. Bu zavalh yolcuya 
yamnda bulunan akrabasimn vey&hut her hangi bir din kardejinin 
kelime-i tevhid telkin ve ta'lim ederek en son ve miihim bir yardimda 
bulunmalari ve boyle bir miftah-i Sa&det’in zavalh bir muhtezirin eli- 
ne sunulmasi en degerli bir ahiret armagam olacaktir. 


1 Stir* : 5 ( Al-i Imr&n), 187 


KELtME-I §EHADET TELKiNl 


273 


Muslim Sahib? inde bunu unutmami§tir. Cenaze bahsinin ba- 
§mda bu bahse, mevtaya “La ilahe illa'llati ’ telkini hakkinda a^tigi 
miistakil bir bab ile ba§lami§tir. Sonra bu babda Ebu Said-i Hudri 
ve Ebu Hiireyre radiyaUlahu anhuma'dan rivayet ettigi: 

4 jl V — Oliilerinize la ilahe ilia' lid h telkin edip iyice ogretiniz ” ha- 
disi, ba§kaca bir hiisn-i tertib daha gostcrmi§tir. Fakat Imam Bu- 
ll arfnin iltizam ettigi §erait-i sihhate uymami§ olmalidir ki, Imam 
Buhari bu telkin hadisini rivayet etmcmi§tir. Muslim ile beraber 
ekser Siinen sahibleri eserlerinde tahric eyledikleri halde Imam-i 
Buhari Sahib* ine almami§tir. 

Hadis-i §erifteki oliilerinizc tcvhid telkin ediniz, emr-i Nebevi- 
sinin hakikate hamledilmiyecegi a§ikardir. Qiinkii olii, fanilerin hi- 
tabina muhatab olmak kabiliyyetini kaybetmi§tir, Burada oliiler 
tabiri ile, oliimu yakla§an kimseler kasdedilmi§tir. (Sekerat-i mevt) 
dedigimiz bu halde zavalli hasta, oliimun en §iddetli sadmelerine, 
§eytamn tiirlii tesvilatina ma'ruz bulundugundan, olmii§ farzedilmi§ ve 
ona yapilacak tevhid-i Bari telkininin pek muhim olacagi bildirilmi§tir. 

Imam Buhari’nin gosterdigi bir hiisn-i tertib de Kitab-i Ce- 
naiz’i, Salat bahsi ile Zckat bahsi arasinda zikretmesidir. Meyyit i$in 
gasil, tekfin gibi ihtiyar olunan birtakim i§ler arasinda en miihimmi 
meyyit iizerine kihnacak namazdir ki, bu namaz, meyyitin azabdan, 
hususiyle bir an sonra defnolunacagi kabir azabindan halas vc isti- 
rahatine duayi muhtevidir. Meyyite yapilan hizmetler arasinda meyyit 
i^in en ziyade matlub olan bir hizmettir. Bu cihetle Imam Buhari, 
Salat bahsini muteakib Kitab-i Cenaiz hadislerini tahric eylemi§tir. 

Bir de insanlar iki zid hale ma c ruz bulunmaktadir : hal-i hayat, 
hal-i mevt. Bu iki halin her ikisinc de birtakim ahkam-i ibadat ve ah- 
kam-i muamelat tealluk etmektedir. Dirilere tealluk eden ibadattan 
cn miihimmi namazdir. Miiellif Imam Buhari, dirilere aid namaz 
bahsini bitirince onu ta'kiben oliilere ait namaz bahsine ba§lami§tir. 


JU : JU -UP 4til ^ j JLP <^p . 618 


S' Q S * * & \ } . I ^ V u > Jl y 

. oJI jio Ijui jiL 'i Ot y 01 CM ) 




274 


lBN-t MES'OD’UN 


TERCEMESi 

Abdullah Ibn-i Mes^d radiya'llahu anli den §oyle 
riv&yet edilmijtir ; 

Ibn-i Mes^d Hazretleri, bir kerre Resulullah sal - 
ta'llahu aleyhi ve sellem : 

“Allah’a bir §eyi menend addederek olen kimse, Cehen- 
nem’e dahil olur” demi§ti. Ben de dedim ki : 

Allah’a hit; bir §eyi menend addetmiyerek olen kimse 
Cennet’e dahil olur. 

IzAhi 

RAviLER, RiVAYETLER : 

Buhari bu hadisi Tefsir, Iman, Niizur bahislerinde dc zikret- 
mi§tir. Muslim ile Nesai de rivayet etmi§lcrdir. Bu rivayetler mea- 
len miittehid olmakla beraber lafzan muhteliftir. Mesela Miislim’in 
Veki‘ ve Ibn-i Niimeyr tarikiyle rivayetinde bu iki ciimle §u su- 
retle ma'kusen rivayet edilmi§tir: “Restilulldk : Kimki Allah'a bir$ey'i 
$erik addetmeden oliirse Cermet' e dahil olur ” buyurdu. Ben de dedim ki : “Kim 
ki Allah' a bir $ey'i ferik ittihaz ederek oliirse , Cchenneme girer ” dedim K 

Buhari *( bUil oj* & -ik* j* ^bjl ^ j) ayet-i kerimesinin tefsi- 
rinde ■( *UI ) kelimesini ( ) ile tefsir etmi§tir ki, misli muhalif de- 
mektir. Nasil ki Beyz&vi de Tefsir' inde ** u o jJLJ p\j blul 1 jJLuC = 
Allah' a hif bir vechile miijabeheti olmiyan birtakim putlan , bunlann aykinhkla - 
nm bile bile Allah' a menend addetmeyiniz" ayet-i kerimesinde Cerir’in bii 
beyti ile isti§had ederek ( -aJ ) i ziddi muhalif ma'nasma hamlctmi§tir. 
Buh&ri’nin Kitab-i Tefsir’deki bir tarik-i rivayetinde de (4^4) 
bedelinde ( X ) suretinde rivayet edilmi§tir 2 , 


1 IUjUI JjJ-a Li Zi\j V oU Ja : pL* j Jjl auI Jli 

« jkJl Jjio L-S 4il< Ui 

2 ^ J V jhj oli 111 cJij jbji Ijj 4)i Ojs jtJb jM J oU J* 

. iijL! JjSo IjU 


* Stint 2 ( Bakare ), ayet: 165 

** 2 (Bakare), ayet / 22 


JParidun ERTU6RUL 
Kitaplio* 

TEVHlDE DAlR HADlSt 275 


Kdmus miitercimi Astm Molla ( X ) i manend ma'nlsinadir, diyor 
ki, maksada temamiyie tevafuk eden ve lisanimizda terhim ile “me- 
nend” diye mentis bulunan bu kelimeyi miirahham olarak kullandik. 

Ibn-i Mes c ud hadisinin Sahih-i Muslim’ deki bu Veki c ve 
Niimeyr tarikiyle gelen rivayeti istisna edilirse, turuk-i sairenin kaf- 
fesi muttehiddir. Mevzuumuz olan tarik-i riv&yete temamiyie muva- 
fiktir. Hadisin vaidc muteallik olan kismi merfQan, va'de dair olan 
par^asi, mevkuf olarak rivayet edilmi§tir. Veki c ve Ibn-i Niimeyr 
tarikiyle gelen rivayet ise, bunun temamiyie ma'kusudur. 

Hadis §arihleri bu iki tarik-i rivayeti te^ifi^in birtakim miitfi- 
lealar dermcy&n etmi§lerdir. Nevevi diyor ki : Bu babda soylenen 
sozlerin en dogrusu §udur : Ibn-i Mes'ud radiya'llahu anh bu hadi- 
sin hem vaidc, hem dc va‘da muteallik olan her iki kismim da hifzet- 
mi§tir. Fakat bilahara va c de dair olan kismi unutmu§tur. Bin&enaleyh 
birinci kismi merfuan, ikinci kismi da mevkufen riv&yet etmi§tir. Bir 
zaman sonra da bunlan ma^usen hatirlami§ ve bu yolda riv&yet 
ctmi§tir. Yine Nevevi: iki rivayeti cem c etmenin yolu budur. Ve bu 
suretle hadisin her iki kismi da merfuan rivayet edilmi§ olur, diyor. 
$arih Ayni de temamiyie Nevcvi’nin bu tevcihine istir&k ediyor. 

Bu hadisin Veki c tarikiyle rivayetinc vakif olmiyan bazi zevat 
olsa gerektir ki, bunlar :■ “Ibn-i Mes'ud bu iki hiikiimden birisini fem-i 
Saadel'ten ijitmif , onu rivayet etmiftir. Ikinci hiikmu de kavdid-i $er'iyyeye 
tevfikan kiyas ederek bildumiftir ” demi§lerdir. “ Telvih” de : “Ibn-i 
Veki € tarikimn sihhat ve siibutu bu nokta-i nazari reddeder” deniliyor. 


307 

dc 

§ e 

ni§ 

t-i 

di, 

al- 

es- 

bir 

n'a- 

ffl/ 

i-i 

r" 

da 

ile 

ni§ 

ler 

iU - 

in- 

>er 

ki, 

ic- 


'tip lJi\ 6's f Jli ZZ'ti^j ^ . 619 

6'a\ JP p j 4lip 

yWi ufiP 

Mi " * ' 1 ,' •'* |l ^ 


V* 

iu$- 

rm 




») 


276 


PEYGAMBERlMlZ YEDl §EYlN l§LENMEStNl 


Tergemesi 

Bera* (Ibn-i Azib) radiya'llahu anti den §oyle rivayet 
edilmistir : Bera > demi§tir ki : Nebi sallaHlahu aleyhi ve sellem 
bize yedi §ey 5 i i§lememizi emretti. Yedi §eyden de bizi neh- 
yeyledi. 

Resul-i Ekrem bize, cenaze arkasinda gitmeyi, has- 
tayi ziyaret etmeyi, davete icabet eylemeyi, mazlume yardimi, 
yemini kabul etmeyi, selami kar§ilamayi, aksirana dua etmeyi 
emreyledi. 

Yine Nebi salla'lldhu aleyhi ve sellem bizi : giirnii? kap 
(kullanmak) dan, altin ytizuk (takmak) tan, harir, diba, ka- 
siy, istebrak (denilen ipekli kuma§ ist^malin) den de nehyetti. 

IZAHI 

RaVILER, R1VAYETLER : 

Bu hadis-i §erif, turuk-i rivayatinin kesreti ile miimtaz olan ha- 
dislerden birisidir. Yalmz Buhari Sahih ' inin on yerinde zikretmi§tir. 
Buradan ba§ka Mezalim, Libas, Tib, Edeb, Niizur, Nikah, Istizan, 
E§ribe bahisleridir. 

Muslim de Et^me bahsinde, Tirmizi Istizan, Libas bahisle- 
rinde, Nesai de Cenaiz, Iman, Niizur, Ziynet bablarinda; Ibn-i 
Mace de Keffarat, Libas bablarinda tahric etmi§lerdir. 

Cenazeye iTTiBA 4 : Cenazeyi pe§isira ta‘kib etmek ve cenaze 
namazini kildiktan sonra da bu suretle devam eylemektir. Ittiba* tabi- 
rinin zahirinden miistefad olan ma'na budur. Bu sebeble Hanefilerc 
gore cenazeyi ta'kib etmekte efdal olan, cenazenin arkasindan git- 
mektir. §afiilere gore efdal olan, cenazenin on tarafmda gitmektir. 
Malikiler arasinda : i) onde gitmek, 2) arkada gitmek, 3) yayalar 
onde, siivariler arkada gitmek suretiyle uq nevi‘ ictihad vardir. Bun- 
lardan muhtar olam, Hanefilerle beraber olam ve cenazenin arka- 
sinda ta c kib edilmesidir. Cenazeye i§tirak eden kadmlarm, cenazeyi 
arkadan ta c kib etmelerinde eimmenin icmai vardir 1 . 


1 Kastalan ( : C. 2, S. 25* 


YEDl §EYtN DE TERKEDtLMEStNl ISTlYOR — IyADE-I MARfZ 277 


Cenaze namazma gelince, Ciimhur-i iilemaya gore, farz-i kifa- 
yedir. Kom§ularin, ve cenazenin ahbab ve yaramnin cenazelerine 
ittiba' etmeleri de vacibdir. Aliyyii’l-Kar i Migkat §erhinde ehl-i 
bid'at bu hakdan miistesnadir, diyor. 

Iyade-I mariz : Hastayi ziyaret etmek ve onun hal ve hatirim 
sormaktir, hastanin muhtac oldugu ve ziyaretcinin de istitaati dahi- 
linde olan yardimda bulunmaktir. Bu yolda hasta ziyareti siinnettir. 
Bazi iilema, viicubuna kail olmu§lardir. Muslim olsun, zimmi bir 
vatanda§ olsun, yakin bir kom§u veyahut uzak bir hem§ehri bulunsun 
hepsi miisavidir. Hepsi iyade edilebilir. Bu yolda iyade-i mariz, hu- 
kuka hiirmetkarlik gibi bir vazife-i diniyye ve ahlakiyye oldugundan 
miistelzem-i mesubattir. Sahih-i Muslim' dt Sevban radiya'llahu anK - 
den rivayet olunan bir hadis-i §erifte : “Bir musliiman , musliiman kar - 
defini hasta iken ziyaret ettiginde hasta bagindan aynlana kadar o ziydretgi 
Cermet bostamnda yagar" , yani Cennct bostanma miistehak olur, buyu- 
rulmu§tur 1 . 

BuharV de Enes Ibn-i Malik radiya'llahu anA’den rivayet olu- 
nan bir hadiste Hazret-i Enes demi§tir ki : Bir Yahudi genci, 
Nebi salla'llahu aleyhi ve sellem'e hizmet ederdi. Bir ara hastalandi. 
Resul-i Ekrem bunu hastahginda ziyaret etti. Ba§ucunda oturdu. 
Ve bu gence musliiman olmasim teklif etti. O da babasina bakti. 
Babasi : “ Oglum ! Ebifl-Kasim'e itaat et” demekle musliiman oldu. 
Resul-i Ekrem hastanin yanmdan Qikmca : Ҥu genci Cehennem azd - 
bindan kurtaran Cendb-i Hakk'a hamd u senalar olsun ” buyurdu. 

Iyade-i mariz i^in dost, dii§man ; bildik, bilmedik herkes nazar-i 
tslam’da miisavidir. Hatta muahid ve miiste’men olan gayri miislim 
anasirda zimmi vatanda§lar gibi addedilmi§tir. Yalmz arada hakk-i 
karabet ve hakk-i civar olrmyan ve miinker bid'atlerle meduf bulu- 
nan sufehamn bu haktan miistesna olduklanni Aliyyii’l-Kari 
Migkat-i Mesabih §erhinde bildiriyor. 

Iyade-i mariz hakkindaki haberler o kadar $okturki, §arih Ayni 
bunlari toplami§tir. Otuz bu kadar Sahabi’ye miintehi oluyor. Adeta 
ba§li ba§ma muhim bir eser te§kil ediyor. 

Bu eserimizde bunlardan bahsetmek miimkiin olamadigmdan 
yalmz bu Sahabi ravileri bildirmekle iktifa edecegiz : 


* . Ob: — y J dj ^ p J L J L l •l»-l lil ^ J LiI l 01 


278 


HASTA ZtYARETiNiN §EKLl 


Ebu Muse’l-Ej'ari, Sevban, Ebu Hiireyrc, Ali Ibn-i 
Ebi Talib, Ebu Umame, Cabir Ibn-i Abdillah , Cabir 
Ibn-i Atib, Ebfi Mes'ud, Ebu Said-i Hudri, Abdullah 
Ibn-i Omer, Enes Ibn-i Malik, t)samc Ibn-i Zeyd, Zcyd 
Ibn-i Erkam, Sa c d Ibn-i Ebi Vakkas, Abdullah Ibn-i 
Abb&s, Abdullah Amr, Ebu Eyyubii Ensari, Osman, 
Ka c b Ibn-i Malik, Abdullah Ibn-i Ebi Bekr, Omer Ibn-i 
Hatt&b, Ebu Obeyde Ibn-i Cerrah, Miiseyyeb, Sclman, 
Osman Ibn-i Ebi As, Avf Ibn-i Malik, Ebu’d-Dcrda’, 
Safvan, Muaz, Ciibeyr, Ai§e, Fatime-i Huzzaiyye, Dm- 
mli Siileym, Ommii Ala radiya'ltahu ankiim. 

Bu Sahabiden her birisi sadr-i Islam’da, o faziletli devrin fera- 
gatk&r hayatinda gordiigii bir veya birka9 menkabeyi nakledip ali- 
lafin enzar-i itibari onune koymu§lardir. Ey ibret-bin olmak kabi- 
liyyetini ta§iyan insanlar! I$te size bir^ok merhamet §efekat vc fazilet 
enmuzeci, demi§lerdir. 

Bu rakamlarin kesreti bize sadr-i Islam’da hasta ziyaretine vcri- 
len ehemmiyetin yiiksekligini gosterir. Esasen ictimai yardim umde- 
sine Islam Dini kadar kiymet ve ehemmiyet veren hh; bir din, hhj bir 
ictimai te§ekkiil gosterilemez. Islam tarihi bunun binlercc canli dr- 
nekleriyle doludur. lyade-i mariz de bu ictimai yardim umdesinin 
en muhim bir §u c besidir. §arih Hafiz Bedriiddin Ayni’nin Um - 
detifl-KarV de topladigi bu ahadis ve asardan birka9 niimunc olsun 
nakl ii terceme etmekten kendimizi alamadik. 

i) Imam Ahmed Ibn-i Hanbel iyade-i marizin son derece 
§efkat ifade eden veciz bir §eklini Ebu Umame radiya'llahu an V den 
§oyle rivayet ediyor : Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem: “ Sizden 
biriniz hasta ziyaretine vardtginda elini hastanin aim ve yahut eli iistiine ko - 
yup okjayarak “nastlsimz” diye hal ii ahvdlinden muvdzifkdrane sormasi 
iyade-i marizin miitemmim dddbindandvr ” buyurmu§lardir. Bu hadis-i 
§erifin bize ta'lim ettigi biiyiik hakikat §udur ki : Hasta ziyaretinin 
hastaligin derecesine, hal ve vaz'iyyetin icabatina gore oyle ince nok- 
talari vardir ki, bunlar saymakla tiikenmez. Bunlan muktezayi hale 
gore ziyaretcinin zekasi ve ince ruhu arayip bulmalidir. Yalmz dmu- 
mi ve miitemmim ma c lumat olarak bir ciheti ogrctecegiz ki, hastaya 




ASHAB’IN IyADEYE IHTImAMI 279 


varildiginda, ziyarctci, liastanm clini hiirmetlc avucu i^ine alarak, 
y&hut alnini vc yiizunu ok;ayarak hal ve hatirini sormahdir 1 . 

2) Buhari’nin Sahih' inde Ebu MuseM-E^ari radiya'llahu 
anh' den rivayet ettigi bir hadis-i §erifte Resul-i Ekrem salla'lldhu 
aleyhi ve sellem: 4< Ashabim ! Hastalan ziydrel ediniz, aglari doyurunuz> 
taht-i esarelinizdeki koleleri sahveriniz ” buyurmu§lardir. Bu hadis-i 
;erifte liasta ziyaretinin leavun-i ictimai ziimresinden olan a^lan 
infak, koleleri azad ctmek gibi fadil teavvinlerc takdimen vc tercihan 
zikredilmi; bulunmasi §ayan-i ltibardir 2 . 

3) Miislim’in, Abdullah Ibn-i Omcr radiya'llahu anhiima ' - 
dan naklettigi bir eserdc Sa c d Ibn-i Ubadc radiya' llahu anh' in hasta 
olrtugunu i^iten Rcsulullah salla'lldhu aleyhi ve sellem: Sa'd Ibn-i 
Obade’yi kim ziyaret ctmek istcr, diyerek ayaga kalkmi;ti. Biz de 
icabet edip kalktik. (Bir dc nc goreyim?) on kiisur ziyarctci olduk. 
Goruyoruz ki, Hatemu’l-Enbiya, Ashabinin gonlimdc hasta 
ziyaretine karsi ne heyccanli bir a;k ve alaka uyandirmi;tir. 

4) Hakim’in Sa*d Ibn-i Ebi Vakkas radiya' llahu anh'den 
rivayetine gore, Sa*d Hazretleri: Bir kerre Mekke’de hastalanmi;- 
Um. Rcsulullah salla'lldhu aleyhi ve sellem beni iyadeyc geldi. Miiba- 
rek elini alnima koydu (vc hal u hatinmi sordu) demi§tir. 

5) Yinc Hakim’in Abdullah Ibn-i Omer radiya'llahu an - 
huma' dun rivayet ettigi bir hadiste Rcsulullah salla' llahu aleyhi ve 
sellem : “ Sizin biriniz hasta ziyaretine gittiginde “ iiv ^ = Yd Rab ! 
Bu ktduna gif a bahget, diye dud esiri' buyurmu;tur. 

DAvete icABET: Iki suretlc olur: 1) yardim dileyen bir kimsenin 
bu dilegini yerinc getirmege icabet suredylc, 2) velime gibi hayirli 
bir ictimaa edilen davete icabet etmekle. 

Gerek mevzuu bahsimiz olan hadis-i §erifte icabetin emr-i ne- 
bevi muktezasmdan olmasma, gerek yine Sahih-i Buhari' de Ebu 
Hiireyrc radiya'llahu anh' den rivayet edilen jl jJLU J* jJLJJ j>- <y> ol ) 
( aUj lit hadis-i ;erifinde bir miislumani diger bir musliiman kar- 
de;i davet ettiginde icabet etmesi, muslumanlar arasinda mer'i hu- 


[ J *-4 jl 

2 [ ] <-iWI y- 1 


307 

de 

i§e 
mi; 
t-i 
tdi, 
sal - 
nes- 

bir 

va- 

levi 

n-i 

ur” 

ida 

ile 
mi; 
nde 
zler 
isu- 
* sin- 
ber 
/ar- 

ki, 

kte- 

rau$- 

rem 


j 


280 dAvete IcAbet — mazlOma nusret 


kuku mii§terekeden bulundugu bildirilmesine gore, bazi iilema davete 
icabet edilmesini vacibdir, demi§lerclir. Bazilari da her iki hadisteki 
emri ve hakki terki mucib-i ma'siyet veya kerahet olan mendub 
ma'nasina hamletmi§lerdir. 

Ta.vz.iK te velime-i nikaha icabet etmek Ciimhur-i tilemaya gore 
vacibdir. Hatta oru^lu bir davetlinin bile orucunu bozup velime taa- 
mindan yemesi vacibdir, denilmi§tir. Fakat Hanefi fukahasina gore 
velime-i nikaha icabet etmek de miistehabdir. 

Taybi de : Bir musliiman, musliiman karde§ini ziyafete veya- 
hut muavenete davet ederse icabet etmek vacibdir, demi§. §u kadar 
ki, vaki* olan her hangi bir davete icabetin liizum ve tahakkuku, da- 
vet edilen bu ziyafet mahallinde miinkerat-i serTyyeden bir §ey bu- 
lunmamakla me§rut oldugunu Taybi ile beraber biitiin ehl-i ilim 
haber veriyor. Ziyafet yerinden miistelzim-i ma'siyet ve miinafi-i 
fazilet melahi gibi miinkeratin viicudu takdirinde davete icabetin 
vesile-i ma'siyet olacagmda §ubhe yoktur. Her vesile-i ma'siyet ise, 
ma'siyet derecesinde miistelzim-i vebaldir. 

Fakih EbiiT-Leys: Velimeye davet edilen bir miisliiman, da- 
vet eden kimsenin mall kazanci haram degilse icabet eder, haram 
olduguna vakif olursa icabet etmez, demi§tir. Yine EbiiT-Leys; 
ilan-i fisketmi§ bir sefihin davetine, miicerred o fasikm fiskina razi 
olmadigini ilam i$in icabet edilmemelidir, demi§tir. Yine EbiiT- 
Leys, icabet edilip gidilen bir ziyafet mahallinde miinker bir §ey 
gbriiliince o miinker nehyedilmelidir, diyor. Tabii bu nehy, fesad ve 
nizaa miieddi olmiyacak §ekilde kelime-i tayyibe ile o §ey’in fenaligim 
soylemektir. Bu mevzua dair a§agida daha vasi izahimiz gelecektir 1 . 

Mazluma nusret: Emr-i nafiz ve muta c olan veya fiTen miiessir 
olabilen kimsenin bir mazlumu kurtarmasidir. Bu suretle bir mazluma 
nusret ve muavenet etmek farzdir. O mazlum miislim olsun, zimmi 
olsun; nusret ve muavenet de kavlen veyahut fiTen olsun miisavidir. 
Kavlen bir mazluma nusret emir ile veyahut §efaat suretiyle olur. 
FiTen nusret, yalmz dil ile degil el ile kahren nusrettir. Tabii bu 
nusret, halaskarin haline ve vazTyyetin icabma gore ne muinin ken- 
disine ve ne de cemTyyete zarar vermiyecek surette ifa edilir. Gerek 
zulmiin §enaati ve zalimin denaeti hakkinda, gerek merdlik §ian olan 


1 tv ^ t t ^ J* <*£ j* j v ^ i t £ : tSjUJl 


VE MUAVENET FARZDIR 281 


307 


mazluma nusretin fazileti hakkinda, gerek Kur'an-i Kerim'de ve gerek 
ahadis-i Nebeviyyede pek 50k ayat ve ahadis vardir: 

1) Kur'an-i Kerim'de Cenab-i Hak: “Ey kullanm! Zuliimkdr 
olan §u insanlara meyletmeyiniz. Sonra sizi azab-i ilahi istild eder ” buyurmu§- 
tur 1 . Birtakim takva sahibleri, bu ayet-i kerimedeki “meyletmeyiniz” 
kavlindeki nehyi, zaleme ile yalmz dii§iip kalkmaktan men c e ma c tuf 
olmayip belki onlara imale-i nazar etmeyiniz, suretinde daha §amil bir 
ma'naya muteveccihtir, demi§lerdir. Demek ki Cenab-i Hak mii*- 
min kullarm gozlerinin, zalimlerin miistekreh ve Cehennemi sima- 
larma bakmasina bile nza gostermiyor. 

2) Buhari’nin SahiWmdz Enes Ibn-i Malik radiya'llahu 
anti den rivayet ettigi bir hadis-i §erifte Hazret-i Enes diyor ki: 
Resulullah sallcCllahu aleyhi ve sellem bir kerre : 

— Ister zalim olsun, ister mazlum olsun, miPmin karde§ine yar- 
dim et, buyurmu§tur. Ashabdan bir zat : 

— YaResula^llah! Mazlum olan kimseye nusret ederim, bunu 
anladim. Fakat zalime nasil nusret ederim, zalime yardim edilmesini 
siz muvafik bulur musunuz? dedi. Resul-i Ekrem: 

— Zalimi de irtikab etmekte bulundugu zuliimden men'edersiniz 
ki, bu da zalime nusrettir, buyurdu 2 . 

3) Miislim’in SahiEinde Cabir lbn-i Abdillah radiya’ lalhu 
anhiimff dan rivayetine gore de Resulullah salldUlahu aleyhi vesellem 
§oyle buyurmu§lardir : Her ki§i ister zalim olsun, ister mazlum olsun, 
musliiman karde§ine yardim etmelidir: Din karde§i zalim ise, irtikab 
etmekte bulundugu zuliimden nehyedilmelidir ki, bu zalim iqin bir 
nusrettir. Mazlum ise esasen nusrete muhtac ve mtistehaktir 3 . 

4) Ebu Davud’un SiinerC inde Sehl Ibn-i Muaz’m babasi 
Muaz Ibn-i Enes radiya’llahu anhuma’d an tahricine gore, Resulul- 
lah salla'llahu aleyhi ve sellem: “Kim ki bir mu ’mini bir miinafikdan 
himaye eder, korursa (oyle zannediyorum ki peygamberimiz §oyle 


de 

i§e 

ni§ 

t-i 

di, 

ra/- 

tes- 

bir 

va- 

evi 

i-i 

.r” 

tda 

ile 

ni§ 

ide 

ler 

su- 

In- 

3er 

ar- 

id, 

te- 

1 U$- 

cm 


1 [ ] jbJ! Jl V j 

2 UUi i!U-l J^j\ : pi- J <.1* Jj— j Jl* Jli <Cp J jp ^ 

ji c aS UUi jlT <j! dlS*' Ijl s ! Alii J j ►— j L Jj— j Jbu . U jl 

[ J Jli plliil Jp c" j\ : Jli - 1 j 

3 . U>Ui* jl lilt aU-1 J*. ^Jl : Jli pi - j <JU <uil jp j»U- jp ) 

[ p i — A o\jj J a 1 OlT jl j *J l 4jli UlU olT jl ^ ) 


282 


tBRAR-I KASEM — REDD-I SELAM 


buyurdu) kiyamet giinii Ccnab-i Hak bu haminin viicudunu 
Cehennem ate§inden siyanct igin bir melek gonderir 1 . 

5 ) Ibn-i Hibbanhn Kitdb-i TevbiK inde Ibn-i Abbas rail - 
ya'lldhu ankumadan riv&yetine gore, Resulullah sallc? llahu aleyhi ve 
sellem: “ Cenab-i Hak: Izzetim ve celalim hakki ifin eninde de, sonunda da 
$u zdlimden mazlumun intikamini alinm. Tine boyle bir mazlumun zulme ug- 
radigim goriip mazluma muavenete giicii yettigi halde yardimim esirgeyen kali 
yiirekli kimseden de mazlumun intikamini ahtirn, buyurdu ” demi§tir 2 . 

IbrAr-1 kasem : Verilen sozii, cdilcn yemini rcddetmeyip ka- 
bul etmek. Bu da mekarim-i ahlaktandir. 

REDD-i selam : Verilen selama mukabele ctmek redd-i selamdir; 
ve farz-i kif&yedir. §arih Allame Ayni, Umdetii'l-KdrVdz selam mes’e- 
lesi hakkmda §u kiymetli izahati veriyor : TavzW te : Imam Malik 
ve Imam §afii’ye gore verilen selama mukabele etmek kifayeten 
farzdir. Fakat Kufe fukahasina gore, bir cemaate kar$i verilen selama 
kar§i cemaat efradirun ayn ayn redd-i selam etmeleri farz-i aymdir, 
deni!mi§tir. Sahib-i Meune de ibtida selam vermek siinnettir. Fakat 
sonra redd-i selam ctmek ewelkinden daha miiekked bir siinnettir 
ve selamin en kisa §ekli : (Es-Selamii aleykiim — Aytblardan, afetlerden 
uzak olunuz) demektir, demi§tir. 

Eimme-i Hanefiyyeye gore, verilen bir selami i§itenlcrin hepsine 
reddetmeleri farz-i aymdir. Fakat i^lerinden bazilarimn redd-i selam 
etmeleri ile obiirlerinden de farz sakit olur, farz eda edilmi§ addolu- 
nur. Sel&m vermek ise siinnettir. Selami rcddetmek farz, selam vermek 
siinnet oldugu halde bu siinnetin yani selam vermenin sevabi daha 
ziyadedir. Selam reddedilirken selam veren zatin o redd-i selami duy- 
masi §arttir. Minlti ile keraheti miifid olan redd-i selam sahih degildir. 
Meger ki, selam veren kimse sagir olsun. Bu surette de redd-i selam 
eden kimse dudaklarim hareket ettirmek suretiyle mukabelesini sa- 
miine izhar ve ilam etmesi liizumu bildiriliyor. 


1 cIp 4>! (jp a* * \rt* if. if, Jr - ' a* 

jU ij* Jli *\ j\ jiU* j* ^ ij* I Jli ; U» j 

* iljhj Jl* jJL-» j J-** *\ Jj -- j Jli Jli Jji\ ^ j j* 

* J. djj-T j ^JU-U j V j J jej JU5 j 

[ if) djj] Ja4j |*ii 


Jferidun ERTU6RUL 
XJtapiigj 

REDD-t SELAMIN ICTiMAi MEVKlt VE §EKLt 283 


Iginde gocuklar da bulunan bir cemaate selam verildiginde re§id 
olmiyanlann mukabele etmeleriyle cemaat redd-i selam etmi§ sayil- 
maz. Kadin igin erkegin selamim reddetmesi de vacibdir. §u kadar ki, 
kadinin sesi, avret oldugu igin selama mukabele ederken sesini yiik- 
seltmemelidir, deniliyor. Kadm erkege selam verdigi surette selam 
veren kadut ya§ini ba§mi almi§ bir sinde ise erkek redd-i selam edebilir. 
Selam veren kadm t&ze bir gagda ise erkek, kalben redd-i selam eder. 

Buraya kadar kadin ile erkegin teati-i selam etmelerine dair 
verdigimiz izahat bundan sonra izah edecegimiz “ Te$mit-i alls” hak- 
kinda da aynen ve temamen caridir. Dilencinin selamim red igin bir 
mecburiyyeti §er l iyye yoktur. Qiinku selamdan matlub olan ictimai 
vc ulvi gayeden sailin selami temamiyle mahrum bufunmaktadir. 

Kur'an okuyan kimseye selam verilmemelidir. Kelam-i ilahi ile 
me$gul bulunan bir mu’mini Selam vererek i§gal etmek hig de muva- 
fik degildir. Fakat Kur’an okumakta bulunan bir musluman boyle 
bir selam ile kar§ila§tiginda redd-i selam etmesi vacib olur. Mlinferi- 
den bir kimseye kar§i verilen selama yalmz o selama muhatab olan 
kimsc mukabele eder. 

Selamin icTiMAi MEVKii \ Muslumanlar arasinda vesile-i tearuf 
oldugu igin selam ile redd-i selamin pek yiiksek bir kiymet-i ictima- 
iyyesi vardir. Kitab ve Siinnet’ten sonra en yuksek mevkii, ictimaiyya- 
ta bah§eden Islam Dini, ictimai pek miistesna bir kiymeti haiz olan 
selam igin tani§mak gibi bir teariif-i kadimin sebketmi§ olmasini $art 
kilmami§tir. Muslumanlar igin, bildigine ve bilmedigine selam veril- 
mesini bir vazife olarak kabul etmi§tir. Redd-i selamin ise daha mii- 
tehattim bir vazife oldugunu bildirmi§tir. Sjevkani NeyliCl-Evtar ' da 
selamin ibtidada verilmcsi siinnet ve reddi farz oldugunda iilemamn 
icmai bulundugunu tbn-i Abdi’l-Ber’den naklediyor : 

Redd-1 selamin §EKLi : (Ve aleykiimii s-selam ve rahmeltT Ilahi ve 
berekdtiihu = Ajetlerden uzak ve Allah' in rahmetine ve bereketine yakin 
olunuz) demektir. Bu §ekil, selamin en miikemmel sifatidir. Bu ciimle- 
den vav terkedilebilir. Yine boyle vav ile vavsiz (aleykumii’s-selam) 
demek de kafidir. Yalmz, efdaliyyeti terkedilmi§ olur. Artik bundan 
a§agi bir §ekilde redd-i selam edilmesine dair bir cevaz-i §er < i yoktur. 
Bu hususta fukaha arasinda ittifak vardir. Sahih-i BuhdrV de Ebu 
Hiireyre radiya' llahu anh ' den rivayet edilen bir hadis-i §erifte ehl-i 
kitab tarafindan verilen selamin yalmz (ve aleykiim) diyerek redde- 


307 

r de 

U§e 

tmi$ 

et-i 

ladi, 

sal - 
mes - 

bir 
dva- 
l nev i 
>n-i 
tur” 
inda 

i ile 
tmi§ 
inde 
>zler 
usu- 
isin- 
aber 
var- 
i ki, 
;kte- 

K’ye, 

tmu§- 

:rem 


S Vi 

-us 

[*) 

*) 


284 


TEIJMlT-1 Atis — Gt)MU§ ve altin kap 


dilmesi Ashaba bildirilmi§tir \ Sahihayv? de ayni mealde bir hadis de 
Enes Ibn-i Malik radiya'llahu anhdtn nakledilmi§tir 2 . Buhari’nin 
Ibn-i Omer radiya* llahu anhuma* dan da bu mealde bir rivayeti vardir. 

Ehl-i kitaba selam verilip verilmemesi de tedkik edilmi§tir : 
Sahihayn'dc tlsame radiya' llaku anhdtn rivayet edilen bir hadiste 
Resul-i Ekrem Efendimiz’in i^lerinde muslim ve mii§rik kan§ik 
olarak bulunan bir meclise ugradiklarinda selam verdikleri bildiril- 
mi§tir 3 . 

Yine Sahihayn'de Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem* in Rum 
meliki “ Hirakl ” e u ^ J* ^ = Selam > mazhar-i hidayet olan 
kimseye mahsustur ” diye yazdigi bir mcktubda selam vermi§ olduklari 
musarrahtir. 

TE§MiT-i atis : Aksiran kimse (El-Hamdii li'llah = Allah* a ham - 
dolsun) derse, buna kar§i ( Terhamuke* lldh — Allah sana rahmet etsin!) 
diye mukabele etmege §eriat istilahinda “ te$mit-i atis ” denilir. Bu yolda 
mukabele de siinnet-i kifayedir. Mtiteakiben aksiramn (yehdikiimii'lldh 
ve yuslihii balekiim ~ Allah sizi hidayetie kilsin ve hatirmtztho f etsin!) diye 
mukabele etmesi de siinnetin ciiz’ii mutemmimidir. 

Hadis-i §erifte Resul-i Ekrem Efendimiz’in emir buyurduk- 
lan yedi §ey hakkinda kafi derecede izahat vermi§ bulunuyoruz. §imdi 
nehyettikleri §eyleri birer birer miitaleaya sira gelmi§tir : 

Giimii$ kab kullanmak haramdir. Hadisteki nehy, nehy-i tah- 
rimdir. Altin kab kullanmak da yine boyle haramdir. Belki bundaki 
tahrim daha §iddetlidir. Eimme-i Hanefiyyeye gore, bu babda tah- 
rim, erkekler i<pn oldugu gibi kadinlara da §amildir. Qiinkii bu babda 
varid olan Huzeyfe radiya'llahu anh hadisinde bir cemaate kar§i : 
” Ey Ashabim! Siz gumtif ve altin bardaktan su ifmeyiniz , buntarin tabakla - 
nndan yemek de yemeyiniz” 4 buyurmu§tur. 


1 |*JL» lit jJL* J 4-i* J J** J (Ju * Jtf 41* Zi I J 

[ tfjUJi ] fsU j \jiy» Uaa >t 

2 til : Jli j ^1 ^0 au! J j jl Zi\ dill, if j* 

[ uU^ilt o\jj J j t ji jJai JaI 

3 4-i { j dd? y j* jJL* j 4-1* Zi 'S' AU* J jt 4l* Zi\ 4*L*l J* 

[ *tjj ] p-jdc- yfyZS j ^ 

^ t v j j ijT j \ j 1 jju j 4jjt «j)t j Ju 

f 4*1^ .ijj ] j 


KULLANMAK HARAMDIR 


\ 


285 


307 


Buhurdan, misk kutusu, ka§ik ve bu makule altin ve giimu§ e§- 
yanin isti c mali kadin ve erkek i$in bila-istisn& haramdir. Qiinkii nehy, 
mutlaktir, umumidir. tcma c da vardir, deniliyor. Fakat Imam Ebu 
Yusuf mekruhtur, demi§. Imam Muhammed’in kavli ise muzta- 
ribdir. Imam Muhammed’e gore, tefahur kasdedilmiyerek altin 
ve gumii§ evani ile tezeyyiin caizdir. Imam Muhammedbu yolda 
tezeyyiindc ni c met-i ilahiyyeyi izhar vardir, demigtir 1 . 

Gerek altin ve g(imu§ kab ve ev e§yasi isti'malinin, gerek envai, 
mevzuu bahsimiz olan hadis-i §erifte zikr li ta c dad buyurulan ipekli 
kuma§lardan ma'mul elbise giyilmesinin hiirmeti hakkinda istidlal 
edilen hadis-i §eriflerdcn bir miihimmi de Imam Buhari’nin ba§- 
lica At^me, E§ribe, Libas bablarinda Abdurrahman Ibn-i Ebi 
Leyla vasitasiyle Huzeyfe radiya'llahu anh Hazretlerindcn rivayet 
ettigi atideki hadis-i §eriftir : 

Tabii imamlarmdan Ibn-i Ebi Leyla diyor ki : Huzeyfe 
radiya'llahu anh Medayin’de bulundugu sirada bir mecliste su itjmek 
istemi§, bir rivayete gore, Medayin e§rafindan bir zat, diger rivayete 
gore, bir mecusi, gumii§ bir bardakla su getirmi§. Huzeyfe Hazret- 
lerine gumu§ bardak sunulunca bardagi a}ip sahibine firlatmi$ ve : 
“Seni bu bardakla su getirmekten ka<j def c a men c etmi§ olmasaydim 
§imdi bu muameleyi yapmazdim. Ben Resulullah salla'llahu aleyhi 
ve setlem' in: 1 Jfk Vj i-iiN j a* 1 V j ! ^-*1; y »” 

« • j Uj Lull J L^U l*il^ j =Ashdbim ! Harir , dibdc namlariyle ma'ruf 

olan ipekli kumaflardan ma c mul elbise giymeyinizf, Altin gumiif bardaklardan 
da su ifmeyiniz bunlann fanak ve tabaklari ifine konulan yemekleri deyeme - 
yiniz-Bu e$ya diinyada kiiffara did ziynet e$ydsidir. Ahiretie de bizim vesait-i 
tezeyyunumiiz olacaktir " buyurdugunu i§ittim” demi§tir. 

Medayin; Dicle lizerinde ve Bagdad’a yedi fersah mesafede o 
devrin en biiyuk ve cn medeni bir §ehri idi. Me§hur Eyvan-i Kisra’yi 
sinesinde ta§iyor ve Iran mulukiinun makarr-i ihti§ami bulunuyordu. 
Omer Ibn-i Hattab radiya'llahu anh' in zaman-i hilafetinde Sa*d 
Ibn-i Ebi Vakkas radiya'llahu anh' in yediyle fethedilmi§ti. Hu- 
zeyfe Hazretleri de bu fiituhat sirasmda Nihavend’de kumandanlik 
etmi§, Hemedan Rey ve Dinur’u fetheylemi§ bulundugundan, gerek 
Hazret-i Omcr’in, gerek Hazret-i Osman’in hilafetleri zaman- 


1 Ayni: C. 4, S. 13. 


de 

i§e 
mi§ 
t-i 
idi, 
sal - 
nes- 

bir 

va- 

nevi 

n-i 

ur” 

nda 

ile 
:mi§ 
nde 
zler 
asu- 
sin- 
iber 
var- 
: ki, 
kte- 

;rcm 


j vi 
-ii j 

* ;*) 
*) 


\ 


286 


HUZEYFE HAZRETLERlNlN MENAKIBI 


larmda Medayin Valisi bulunmu§tu. Bu hadise de valiligi zamamnda 
cereyan etmi§ olacakti. Hi$ §iibhesiz ki, Iran ba§tanba§a fethedil- 
mekle beraber Iran medeniyyetinin aileler arasindaki debdcbe vc 
ihti§ami devam cdiyordu. Kim bilir, Huzeyfe Hazretlerine, ogunlin 
Iran Umumi Valisi olmak cihetiyle nasil miizeyyen bir bardakla su 
verilmi§ti. 

Halbuki Islam Dini insanlar i<jin sadc bir hayat, demokrasi bir 
medeniyyet tc’sis etmek, agniya ve siifehanm ipekli kuma§larla ev&- 
ni-i sim ii zerle fukaraya kar$i tefahuriinii ortadan kaldirmak isti- 
yordu. Insanlara sadc vc niumkun oldugu kadar musavi bir hayat 
yolu gosteriyordu. Hatcmu’l-Enbiya’nm istihdaf ettikleri bu ah- 
laki ve ictimai gaye ile beraber ikinci ve iktisadi bir gayeleri de halki 
isr&ftan, sef&hetten men 4 ii tahzir idi. Nice haniimanlan sondiircn ve 
muazzam medeniyyet vc saltanatlari miidhi§ tarrakalarla yikan bu 
isr&f ve sefaheti ortadan kaldirmak ve zengin, fakir herkesi tutumlu, 
musavi, temiz bir hayata mazhar etmek istiyordu. 

Huzeyfe Hazretleri ki, kudema-yi Islam’dan ve Hazret-i 
Resul’un mahzen-i esran olmakla meihur ve miimtaz idi. Resul-i 
Ekrem’in vesile-i tefahiir ve israf olan e§ya isti'malinden halki men 4 
etmelerindeki sebeb ve hikmetini herkesten iyi biliyordu. Bu sebeble 
Huzeyfe Hazretleri eski medeniyyetin vasita-i tefahuru olan bardagi 
tereddudsiiz ftrlatmi§ ve Hazret-i Peygamber’in bu babdaki ya- 
sagmi cezri bir surette tatbike ba§lami§ti. Bu bir hu$unetle harekct de 
degildi. Qiinkii muslumanlarin Iran Valisi, bulundugu ziyafetlerde 
mukerreren vc §ediden bu yasagi ilan ve ihtar ctmi§ bulunuyordu. 
Bu halde hala inad eder gibi altin bardakla su getirilmesi biiyiik bir 
kabalik idi. 

Huzeyfe Hazretlerine aid bir fikrayi da bildirmeden geejemi- 
yecegim : Hazret-i Omer-i F&ruk yeni fethedilen Iran memali- 
kinin Beytii’l-mal Eminine gonderdigi bir men§urda Huzeyfe 
radiya'lldhu anh ne isterse merkez-i hilafetten istizan etmeden hemen 
veriniz, diyc Huzeyfe igin geni§ bir biidcc fash a$mi§ti. Halbuki 
Huzeyfe, kendi yiyecegi ile atinm yeminden ba§ka beytulmalden 
bir santim almami§ti. Merkez-i hilafete, Medine’ye bir liizum uzerine 
geldiginde, ayni mefkureye §iddetle bagli bulunan Hazret-i Omcr, 
bu meslekda§mi hi$ degi§miyen eski miitevazi* halinde goriince, boy- 
nuna sanlarak: U j j - 1 cJ I = Sen benim kardefimsin, ben de senin” 

diyerek izhar-i memnfuiiyyet etmiglerdir. 


\ 

ALTIN YUZOK 1ST1 < MALI HARAMDIR 287 307 


HulAsa : Bu Huzcyfe hadisi, ipekli isti'malinin altm ve giimu§ r de 

bardaktan su i$menin, altm ve giimii§ tabaklardan yemek yemenin 

hurmetine sarahaten delalet eder. Eimme-i miitekaddiminin ekserisi Vi§e 

Huzeyfe hadisindeki nehyi, nehy-i tahrim olarak kabul ctmi§lerdir. tmi§ 

Ebti Hanife, Malik, §afii, Ahmed Ibn-i Hanberin mezhebi et-i 

de budur. Yalmz Imam §&fii kavl-i kadiminde bu nehye, nehy-i ten- tadi, 

zihtir, dedigini Ebu Aliyy-i Senci hikaye etmigtir 1 . sal - 

Yalmz altm ve gumii§ yaldizh e§yanm isti‘malinde hiirmet mes- 

yoktur. 

Altm ve giimu§ mes’elesinin mliliim bir gu^esi de yiiziik isti c - i bir 

malidir. Erkekler i$in altm yiizuk isti'mali haramdir. Delili de mev- -iva- 

zuu bahsimiz olan Bcra* Hazretlerinin hadisinde altm ytiziik isti c - € ?ievi 

malinin menhi oldugu sarihan riv&yet edilmi§ bulunmasidir. Kadinlar :>n-i 

iqin istisna delili vardir. Erkekler iqin de altm yiizuk isti'mali miibah tur” 

olduguna hiikmeden fukaha vardir. Bunlarm delili de Tahavi’nin mda 

MtaniyVl-Asdr §erhinde Muhammed Ibn-i Malik’e muttasil bir 

sened ile rivayet cttigi Bera > Ibn-i Azib’in diger hjr hadisidir. Ve • jj e 

§oyledir : t mi§ 

Ravi Muhammed Ibn-i Malik diyor ki : Ben, Bcra* Haz- i n de 

retlcrinin parmagmda altm yiiziik gordiim. O sirada kendisinden ) 2 l cr 

ni$in bu yiiziigii kullandigi sorulduJ O da cevaben : bu yiiziik, Re- us q_ 

sulullah sallcC llahu aleyki ve sellem! in bana bah§ettigi bir armagamdir. 

Bunu bana Resulullah takmi§tir. Ve : “ Allahhn ve Resulullah 9 in sana a ber 

ihsan ettigi buyuzugii kullan y buyurdu ” demi§tir. Bu haber de altm yiiziik var . 

isti ‘malinin miibah olduguna sarahaten delalet etmektedir 2 . z 

Altm yiiziik isti ‘malinin hiirmetinc kail olan fukaha bu hadise dete- 

kar§i iki tiirlii cevab veriyorlar : i) Miibih olan nassilc muhrim olan 

nas tearuz ettiginde muhrimin tercih edilmesi bir asildir. 2) Bu riv&- sc’ye, 

yet olunan Bera* vakiasi, altm yiiziik isti‘mali tahrim edilmezden «nu$- 

evvel eereyAn etmi§ bir hadisedir. Fakat ikinci cevab, birinci kadar crcm 

kuvvetli degildir. ^iinkii Bera > Hazretlerinin parmagmdaki altm 

yiiziik $ok goriilerek kendisinden bunun ni^in kullanildiginm sorul- ^ 

1 U mdetifl-Kart : C. 9, S. 686. 

2 IxliS- #ljJI Jp c-i Ij J15. ifJBb J! —^<3 

Jr J J* J 4 JU 4jj! J,^ dj+j fJi : JUi . ? *J Jjtf * ^ ) 

[ \ T o' i £ : ^ j ^ ) 


288 


Gt)MO§ YOZUK ISTI'MAlI CAlZDiR — ALTIN 


masi bunun kable’t-tahrim degil belki tahrimden sonra cereyan etmi§ 
bir hadise olduguna delalet eder. Birinci cevab ise kuvvetlidir, 

Gumu§ yuzuk isTi c MALi caizdir. Biitiin ehl-i hadisin Cabir Ibn-i 
Abdillah radiyaUlahu anhumff dan rivayetlerine gore, Cabir Haz- 
retleri diyor ki : Resulullah salla'lldhu aleyhi ve sellem gumu§ten bir 
yiiziik edinmi§ti. Ustiinde de Habe§istan ta§mdan bir ka§ vardi. Us- 
tiinde de ii<j satir olarak ( Muhammed Resulullah) yazili idi. Muham- 
med bir satir, Resul bir satir, Allah da bir satirdi 1 . 

(Muhammed Resulu'llah) ciimle-i §erifesinin hatem-i Saadet’e 
hususiyyeti bulundugundan yiiziik ka§ma bu ibare-i §erifenin yazil- 
masi bazi ehl-i ilim tarafmdan ihtar ve tenbih edilmektedir. 

Ihtiyai da bila-lnzum hatem ittihazimn terk-i evla ve efdal oldugu 
bildiriimi§tir. Hulvani’nin bazi tilmizlerini yiiziik takmaktan neh- 
yettigini Kirmani bildiriyor. Ihtiyar ' da tehattiim, bir ihtiyac iize- 
rine olursa siinnettir, dedikten sonra Hakimler ve Devlet adamlari 
hatem ittihaz edebilirler> deniliyor. Tatar Haniyye’de mutlak surette 
caizdir, ve biz Hanefiler bu kavil ile amel ederiz, denilmi§tir. 

AlTIN Ni§AN HALKASI IST^MAI A l 

Yiiziigiin madeni cinsinden sarfinazar, bunun tarz-i imal ve 
isti c malinde orfiin 50k te c siri goriilmu§tiir. Kadim zamanlarda kulla- 


1 Iff iitl jt-L— J Aui J-*# 4>)l J JMJ 01 Lflp J <iJ!U J* 

Jk* J J J JU* aX>\ J 4-JLp j 

[ ( U — • j jj ] 

Hulefil-yi erbeanm da giimvi? yiizUkleri var idi. Uzerlerindeki yazilari §oyle 
idi : Ebu Bekr radiya'llahu antiin : “ = Allah, ne giizel kudret sahibi- 

dir ", Omer radiya'lldhu anti in : “ ! j df = Yd Omer! Sana vdiz 

ve nasih olmak iizere oliim kdfidir Osman radiya! lldhu anti in : O^y-ail = 

Ya beld ve mesaibe sabredersin, ydhut nedamet eder sin), Ali Murtaz a radiyalldhu anti in \ 
£C <0 dill! = Miilk Allati indir’ 9 , Ebu Hanife Hazretlerinin : “ j js>J\ J* 

=Hayir sdyle, yoksa sus”, Imam Ebu Y usuf’un : “fAiAia *j}j j- — Kendi hissi 
ile hareket eden pe§imanlik duyar*\ Imam Muhammed’in : J- = Sabre- 

den dervi § , murddina ermi§ 

Tarikat-x Muhammediyye $erhi Beriyka 9 dan. Vaktiyle bu kitab basihrken hizmet-i 
tashihinde bulundugumdan, ger^i mliellif H&dimi merhum tarafmdan me’hazine 
i^aret edilmemi§ olmakla beraber bir^ok hikem ve nasayihi muhtevi bulundugundan 
not olarak nakledildi. Tarikat-i Muhammediyye’nin diger §erhi Vestle 1 de de bu 
ma'lftmat ayni ibare ile Receb Efendi tarafmdan da verilmektedir. 


t . . 

Nl§AN HALKASI tSThMALt Mt)BAH VE MA'RUFTUR 289 


307 


mlan kaba yiizlikler gitgide zarafet iktisab etmi§ ve bugiin ni§an hal- 
kalan istisna edilirse, erkekler tarafindan yiiziik isti'mali temamen 
terkedilmi§tir ve hatta ayip addedilmektedir. Vaktiyle fukaha da bir 
ihtiyaca mustenid olmiyarak isti'malini §iar-i hamakat addetmi§ler- 
dir. Hakimlerin, Devlet me’murlarinm miihiirleri muhafaza maksa- 
diyle yiiziik ka§lari iizerine hakkedilir bulundugundan bunlar miistes- 
na sayiliyordu. Bugiin erkekler tarafindan kullanilan yalmz ni§an 
yiizugii ve halkasidir. Ve bu halka altmdan ma'miil olmak cihetiyle 
bunun §er c i vaz^yyetini ta c yin etmek isterim. 

Muharrir-i acize gore, altmdan ma^ul ni§an halkasimn isti*- 
mali atideki esbab ve delaile istinaden miibahtir. 

1) Yukanda izah ettigimiz vechile atm yiiziik isti'malinin hem- 
hillini, hem de hiirmetini ifade eden ve ikisi Bera* Ibn-iAzib radi~ 
ya'llahu anh’e muttasil olan iki sahih riv&yet vardir. Ikisi ile de fukaha 
amel ve istidlal eylemi§lerdir. §u kadar ki, hiirmeti ifade eden riv&yet 
daha kuwetlidir. Ve iltizam edenler daha goktur. Fakat a§agidaki 
sebeblerin inzimami ile ni§an halkasi hakkmda Bera* Hazretlerinin 
hilli miifid olan hadisi tercih edilebilir. 

2) Imam Muhammed tefahur kasdedilmiyerek altin ve giimii§ 
evani ile tezeyyiin caizdir. Bunda ni c met-i ilahiyyeyi izhar vardir, 
diyor. Ni§an yiiziigii de tefahur igin degil, hig §ubhesiz teberrlik igin 
ve bir hatira olarak takilmaktadir. Imam §afii de mevzfiu bahsimiz 
olan hadisteki nehyi, velev ki kavl-i kadiminde olsun nehy-i tenzih 
addetmesi de medar-i istinad olabilir. 

3) Fukaha, erkeklerin esas i'tibariyle giimii§ yiiziik kullanmala- 
rim bile bir zaruret ve bir liizum iizerine miibahtir, bunun haricinde 
eser-i belahettir, diyorlar. Ni§an yiiziikleri isti'matlinde orfe miistenid 
bir zaruret bulundugu ise muhakkaktir. 

4) Altin isti'malindeki hiirmetin menat-i §er*isi, bunun vestle-i 
isr&f ve vesile-i tefahur olmasi idi. Asr-i hazirda altin madeninin bol- 
lugu sebebiyle bir halkamn kiymet-i i§tiraiyye ve iktisadiyyesi israf 
addedilecek bir halde degildir. Bu sebeble de ni§an halkalari vesile-i 
tefahur olmaktan gikmi§tir. O, miicerred vesile-i teberriiktiir. Iki akid 
ni§an yiiziikleriyle tarih-i hayatlarmin unvan-i mefahiri olan fatiha-i 
akidlerini hatirlarlar. Nikahtaki gaye-i §er c iyye dii§iinulurse, yeni bir 
aile yuvasi kurmamn bir ni§ane-i mefhareti oldugu igin bununla belki 
de miisab olurlar. 


?r de 

Ai§e 
2tmi§ 
ret-i 
>ladi, 
h sal - 
mes- 

n bir 
riva- 
x'nevi 
bn-i 
ttur” 
unda 

a ile 
?tmi§ 
linde 
ozler 

1USU- 

lisin- 
taber 
var- 
iz ki, 
ekte- 

me'yc, 

nmu§- 

krcm 


J VI 

> 

-II J 

i *) 


F. : 19 


290 


iPEKLl ISTl c MALlNiN HUKMt) — GlYlM HUSUSUNDA 


Harir : Ipekten nes^olunmu§ kuma§tir. Harirden mahnul e§- 
yamn istihnali dc erkekler iigin haramdir, kadinlar i^in degil. Ipekli 
kuma§in kadinlar i9in miibah olduguna delalet eden pek 90k ahadis-i 
§erife menkuldiir. Ezcumle Ebu Davud’un, Ibn-i Mace’nin, 
Hazret-i Alt’den rivayet ettikleri bir hadise gore, Resulullah 
salla'lldhu ale) hi ve sellem bir kerre ipekli bir kuma§ alarak §oyle sag 
tarafina koymu§, bir altin par9asi da alip onu da sol tarafma koymu§, 
sonra bunlara i§aret buyurarak : l§te bunun ikisi de ummetimin 
erkeklerine haramdir, buyurmu§. Ibn-i Mace rivayetinde : “Um- 
metimin kadinlarina helaldir ” ziyade-i rivayeti de vardir. Ve §iibhesiz 
Istisnada daha sarihtir. Kadinlann hiirmet-i harirden istisnalarmi 
ifade eden ahadis-i §erife bir9ok Sahabi’den menkuldiir : Hazret-i 
Omer’den Bezzar, Ebu Muse’l-E§ c ari’den Tirmizi, Ab- 
dullah Ibn-i Amr’den Ebu Ya'la Musuli, Abdullah Ibn-i 
Abbas’dan Bezzar, Zeyd Ibn-i Erkam’dan Ibn-i Ebi §eybe, 
Vasile’den Taberani, Ukbe Ibn-i Amir-i Ciiheni’den 
[radiya'llahu anhiim] Ebu Said Ibn-i Yunus tahric eylemi§lerdir. 

Dibace : Eri§i ve argaci ipek olan kuma§tir. Turk9emizde “diba” 
diye zebanzeddir. “Kasiy” ketenle kari§ik ipekli kuma§m adidir. 
“Istebrak” da kalin ipekli kuma§tir. 

Asr-i Saadet’te ipekli olarak bu kuma§lar kullamlmi§ ve her biri 
de ya imal edildikleri mahalle, y&hut tarz-i nescine gore birer isim 
almi§tir ve hepsi de ipeklidir. Bunlarm umumi unvam “harir” dir. 
Sonraki 11911 atfii’l-has ale’l-am olarak ve mucerred te'kid ve te’yid 
kasdiyle harir iizerine atfedilmi§lerdir. 

Giyim hususunda Islamiyyetin istihdaf ettigi gayeler §unlardir : 
Giyilen §ey > in temiz olmasi, israf, ve sefaheti, kibr u gururu mucib 
olmamasi. Bunun ^in Islamiyyet, bir taraftan gerek vucudiin, gerek 
giyilen elbisenin nezafetine ehemmiyet vermi§, bir taraftan da ipekli 
giyilmesini yasak etmi§tir. Islam Dini, be§er tarihinin her devrinde 
insanlar i9in birer vesile-i gurur ve tefahur olan ve bu ugurda ihtiyar 
edilen agir masraflarla ferdlerin ve binnetice cemhyyetlerin servet ve 
saadetlerini mahveden ipekli giyim ibtilasina ve altin, giimu§ gibi 
cevahir-i maSieniyye ile tezeyyyn du§kunlugiine kar§i vaz c ettigi 
ahlaki ve ictimai kaideler dairesinde miicadele etmi§ ve insanlara orta 
halli ve son de recede akli ve insani bir giyim ve ge9im yolu g£>stermi§- 
tir. Bu gun bir tarafta ahlakcilann ictimaiyyatcilann ve biitiin miite- 


Frnridmi EHTtrGRXJXi 

K i t a p i i g i 

ISLAMtYYETiN ISTIHDAf ETTlCl GAYELER 291 


fekkir muharrirlerin demokrasi prensiplerine istinad cderek, obiir 
taraflta hukumetlerin milli served korumak ve saadet-i ammeyi ida- 
me etmek gayesini ta'kib eyliyerek halki itidal ve tasarrufa ah§tir- 
mak hususundaki me§kur olan mesailerine Islam Dini on ii$ asir ewel 
ba§lami§tir. Dinimiz bize giymek i$in yiin, keten 3 pamuk elbise tav- 
siye ediyor. Bunlar da ne vesile-i gurur olacak derecede nefis, ne de 
istihfafi davet edecek surette hasis olacak. I§te bu, zaruri ve adet lizere 
glindelik bir giyim tarzidir. Bunun bir de miistehab tarzi vardir, 
tezeyyiin ve iistunde ba§mda ni c met-i ilahiyyeyi izhar etmektir. 
Cenab-i Hak, Kur'dn-i Kerim' inde: ( Ey adem ogullart! Mescide her git - 
tiginizde ziynetinizi takimmz , temiz giyinini£\ “Ey insanlar yeyiniz, i$iniz> 
fakat sakin israf etmeyiniz / / Allah , israf eden kullanm hoflqnmaz” , “Ey 
servet sahibleri! Allah' in size ihsan ettigi ni* metier den siz de Alldh'in , mua- 
venete muhtac olan fakir kullanna ihsan ediniz . Fakat siz de bu diinya ni'met - 
lerinden miistefid olmayi unutmaymiz /” , “Habibim! Allah' in* istifddeniz 
ifin miibah kildigi bunca ni c metleri size kim haram kilabilir? diye soyle) 
buyurmu§tur *. 

Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem Efendimiz de : “Alldhu 
Teala, kullanna verdigi ni'metlerinin measir-i fiikrdmm onlann iizerinde 
gormeyi hoflamr” buyururlardi **. Ashab’in, Mescid-i §erife i§ elbise- 
leriyle gelmelerini ho§lanmazdi. 

Giyim hususunun bir de miibah derecesi vardir ki, o da cum ( a- 
larda, bayramlarda, halk toplantilannda giizel elbise giyilmesidir. 
Yine bunun da gurur vesilesi olmamasi §arttn\ Resul-i Ekrem 
Efendimiz Hane-i Saadet’ten harice cpkarken alelade zamanlarda 
bin dirhem kiymetinde bir rida giydikleri halde cum ( a namazina <p- 
karken d5rt bin dirhem kiymetinde bir rida ile Qikip namaz kilarlardi. 


* *)} j ^ j Ijlf ) *±1^ * ( **>«■“»* Jf -Cj* ^ ) l Juc-l 

t 3 ( dJLH 4)1 if J UijJl V j ) 4, 2 ( JV* jJL\ N 4j\ lji jJj 

5 ( 0 * oLJflJI j aiUJ JIl Zi\ o j ^ j*- j* J5) t 4 ( viil -jo I J*4 U j jl ) 

** <UaJ J 1 iS-Z ^ ^ ^ 4# l <J>* j jli 

[ if+j jj* O' 0-p o* ] 

1 Sure: 7 (A'raf), ayel : 5 / 2 Sure: 7 (A'r&f), dyet : 5 / 

3 Stir* : 28 (Kasas) y dyet: 77 4 Stire: 66 (Tahrtm), qyet: 1 

5 Sure : 7 (A'rqf), dyet: 32 


307 

* de 

a§e 
:mi§ 
£t-i 
adi, 
sal - 
mes - 

bir 
iva- 
nevi 
>n-i 
' lur” 
nda 

i ile 
tmi§ 
inde 
izler 
usu- 
isin- 
aber 
var- 
l ki, 
ikte- 

K’ye, 

tmu§- 

trem 


JLI j 


292 


CENAZENtN YANINA KEFENLENDl KTEN SONRA 


Hulasa ; Kibir ve gurur iqin giyimde kerahet vardir. tsraf ise 
es£sen. haramdir. Resul-i Ekrem Efendimiz hirgok mev'izele- 
rinde Ash&bma : “Teyiniz, ifiniz , tasadduk ediniz , giyininiz. Fakat israf 
etmiyerek, kibirlenmiycrek ” diye nasihat ederlerdi” l * . 


Zfj ■ 620 

- •»:<• **. • x ?x * ' -v • * 

A-d a^JIp (j** 

^j-5 oUJ^jL* 0_**1x* qj OU.-P l*JjUa4 4p^i 

J~* 3 u, s 3 J UJ * y> u*s J ** 9r3 Cr 3 * 

* x V - *'X 1' A >' 'Z.' ,'lf 

aU) Alii ^J>o J 

-CiJ dCJp ^.jlljl Cl illjp ilf aCCj 

ii'rf'irof iii/aics t)u» 

x> 't,"-' ° " -r a?', >x ' \i * * *,-£ 

yb Ul JUi 4111 4>»jSsJ 4111 b <1*^1 ^j-jU £Jj 

<3 s u ii ; s2Ji Jj ii s £-sJi i.c- £> 

f /{ ^i/fV{ $xxf i.xfa '' > x,.^ X Ax-», >x 

. I JO I o*A*j j\ V aUI Jaj}j l* Alii 

TERCEMESi 

Ensir’dan bir kadin olan t)mmii Ala* (bint-i H&- 
ris) radiya' llahu anhc ? dan §oyle rivayet edilmi$tir. t)mmii 
Ala ’ Neb! salla' llahu aleyhi ve sellem’e biat eden kadmlardan 
idi. 


1 <jl J* I ji j J I ji±~aj J Ijlf” : jl" J <-l» ill ill JU 

[ Ct ill Jjij j/ j 1 . i>l J s c U* if)j til— illj ■Lr-I »\jj] ^ Vj 


GlRlLMESlNE DAlR OMMO ALA* HADlsl 


293 


307 


Ummii Ala* demi§tir ki : (Hicret-i Seniyye’de) muha- 
cirler kur’a ile (Ens&r arasinda) taksim edilmi§ti. Bizim aile- 
nin sehmine de Osman Ibn-i Maz'un du§mu§tii. Biz, 
Qsman’i evimizde konukladik. Fakat Osman (bir miiddet 
sonra) sebeb-i mevti olan bir hastalikla hastalandi. Vefatinda 
gasledildi. Kendi elbisesi ile kefenlendi. Sonra Resulullah 
salla'llahu aleyhi ve sellem cenazeye geldi. Ben (cenazeyi tezkiye 
ederek) : 

— EyEbu Saib; Cenab-i Hak sana rahmet etsin! Se- 
nin hakkinda bildigim ve bu cemaate bildirmek istedigim §u- 
dur ki : sen, Allahu Teala’nm ( ahiret Aleminde ) kerem ve 
inayetine mazhar olmu§ bir zatsin, dedim. Bunun iizerine 
Resulullah salla’llahu aleyhi ve sellem: 

— Allahu Teala’nm bu oliiye ikram ve inayet buyurdu- 
gunu neden biliyorsun?” suretinde sorgulanna cevaben bende: 
— Ya Resula’llah, babam, (anam) sana feda olsun! 
Allah, (bu imanli, taatli kuluna ikram etmez de) ya kime ik- 
ram eder? dedim. Bu def c a da Resul-i Ekrem: 

— Osman Ibn-i Maz c un dlmii§tiir.'Ve Allah’a yemin 
ederim ki, ben de bu (mtibarek) olii i$in hayir ve saadet uma- 
nm. Yine Allah’a yemin ederim ki, ben, Allah’in bir peygam- 
beri iken bana (ve size yarin) Allah tarafindan ne muamele 
edilecegini bilemem, buyurdu. 

Ummii Ala’ demi§tir ki : Vallahi bundan sonra ben, 
kimseyi tezkiye etmege cesaret edemedim. 

IzAhi 

RaVILER, RiVAYETLER : 

Buhari bu Ummii Ala 1 hadisini buradan ba§ka fjehadat, 
Tefsir, Hicret, yine Tefsir, Tabir, yine Cenaiz, bahislerinde tahric 
etmi§tir. Buradaki hadisin mensub oldugu bab, cenaze tekfin edil- 
dikten sonra yanma girmek caiz olduguna dairdir. Nesai de Siinen 
inde Rii’ya bahsinde zikretmijjtir. 


r de 

Li§e 
tmi§ 
et-i 
adi, 
sal - 
mes - 

bir 

iva- 

l nevi 

>n-i 

tur” 

tnda 

i ile 
tmi§ 
inde 
izler 
usu- 
isin- 
aber 
var- 
z ki, 
:kte- 

^e*y e J 

imu§- 

trem 


J vi 

-i'vi 

i^») 

*) 


294 


RESCLt) EKRENTtN MA-TEKADDEM 


Ebu SAiB; Osman Ibn-i Maz^n radiyaHlahu antf'm kiinye- 
sidir. Kudem&-yi Sahabe’dendir. Islam olanlarin on dordunciisudur. 
Ibtida Habe§e’ye, sonra Medine’ye hicret etmi§tir. Bedir gazasinda 
yararliklar gostermi§ ve Hicret’in ikinci yilinda vefat etmi§tir. Ibn-i 
Maz'un’un vefati Resul-i Ekrem’in pek ziyade badi-i teessiiru 
olmu§tur. Medine muhacirlerinden ilk vefat eden Sahabi Ibn-i 
Maz c un radiya'llahu anK tir. (Ayni). 

Metn-i hadiste harf-i nida mahzuftur, ( wJL W U ) takdirindedir. 

“ J U l. = Bilmiyorum ki , kiyamet giinii bana ne mudmele oluna- 
caktir ” kavl-i §erifi Ahkaf suresindeki : “ £* V j J b nazm-i 

kerimine muvafiktir. Bunun igin tercememizde buna i§aret ettik. 
Bu hadise-i vefat ve tezkiye Hicret’in ikinci senesi vuku < buldugu 
i$in heniiz sure-i Fetih nazil olup Resul-i Ekrem’in ma-tekaddem 
ve ma-teahhar ziinubunun magfiret olundugu va‘d u teb§ir buyurul- 
mami§ti. Bu teb§ir, Hicret’in altinci yilinda Hudeybiyye musalaha- 
namesinin imzalanmasindan sonra Medine’ye gelirken yolda vaki c 
olmu§tu. 

Resul-i Ekrem’iri ge$mi§ ve gelecek, i§lenmi§ ve i§lenecegi 
farzolunan gunahlarm afv-i teb§irini natik olan sure-i Feth’in §u ilk 
ayetleridir: « L. 3 ^JL:o U jJi _ / ^uJ Ul » Meal-i §erifi 

§oyledir : Habibim! Vazife-i niibiivvet ve risaletini hakkiyle ifa 
edebilmen hjin ve ma-tekaddem ve ma-teahhar kusurunu magfiret 
etmek i^in Mekke’nin fethine hiikmettik. O, bir fetihtir ki, onun fikri, 
ictimai, siyasi ve ahlaki haiz oldugu satvet ve ehemmiyyeti, pek ya- 
kinda yildinm siir'atiyle tevali edecek vakayi* ve hadisat lie herkes 
tarafindan goriiliip bilinecek derecede a$ik ve a§ikardir. 

Bu sebeble bazi ulema yukandaki Sure-i Ahkaf ayetinin Fetih 
suresinin bit ayeti ile mensfrh oldugunu bildirmi§ler ise de dogru 
degildir. (Jiinku bu bir haberdir, hukiim degildir. Nesih ise hiikme 
tealluk eder, habere degil. 

Bir sual : Bedir harbinde hazir bulunan bahtiyaran-i Ashab’in 
nail-i gufran olduklan Resul-i Ekrem Efendimiz tarafindan 
ihbar ve teb§ir buyurduklari sahihan sabit bir hakikat iken Osman 
Ibn-i Maz c un hakkinda tereddudii ifade eden bir iislub ile Cmmii 
Ala’ya cevab vermeleri kabil-i te’lif midir? 

Cevab : Osman Ibn-i Maz c un’un, vefati, Bedir harbinde 
bulunanlarin ehl-i Cennet olduklan haber verilmezden ewel idi. 


VE MA-TEAHHAR KUSURUNUN AFVt 


295 


307 


Mustefad olan hukumler : 

Bu hadis-i §eriften bervech-i ati hukumler istifade edilmi§tir : 

1) A§ere-i Miibe§§ere ve Ashab-i Bedir gibi Cennetlik olduklan 
mansus ve m(ibe§§er olan zevat-i aliyeden ba§ka hi$ bir kimse hak- 
kinda Cennetliktir, diye hiikmedilmemesi, hususiyle ihlas, bir emr-i 
kalbi oldugundan kimsenin vicdanma niifuz etmenin yolu bulun- 
madigi, 

2) Mal-i mcnzili olmiyan fukaraya miivasat ve muavenet 
edilmesi, 

3) Olii evinc techiz vc tekfin edildikten sonra girilmesi. 

Peygamberle& buyuk, ku<juk gunahlardan ma'sum mudurlar? 
Mevzuumuz bizi bu mes^leyi de tedkike davet etmi§tir, §oyle ki : 

1) Enbiya-yi kiram gerek kable’n-nubiivve, gerek ba'de’n-nii- 
buvve, gerek cell ve gerek hafi kiifurden miinezzch ve mutahhardir- 
lar. Bu babda icma* vardir. 

2) Yine Enbiya-yi Kiram gerek amden ve gere;k sehven, gerek 
bilerek ve gerek bilmiyerek gerek kable’n-nubiivve ve gerek ba c - 
de’n-nubiivve gerek bir maslahata mebnl olsun ve gerek olmasin, 
hilaf-i vakP ihbar etmekten ibaret olan kizibden de ma'sumdurlar. 
Yalmz bu ikinci hukiirn muhtac-i tafsildir. §oyle ki: Enbiyanm am- 
den, bilerek ihtiyar-i kizb etmiyecekleri hakkmda icma' vardir. Fakat 
sehven ihtiyar-i kizb etmekten masuniyyetleri Ciimhur-i ulemani|i 
mezhebidir. Bu babda icma c yoktur. Sonra, ba^de’n-nubuwe kizib- 
den masuniyyetleri hakkmda da icma* vardir. Qiinkii bir peygamberin 
kizbine ihtimal vermek, peygamberin istinadgahi olan mu'cize 
mefhumunun muktezasina miinafidir. Bir kisim alimler, bir peygam- 
berin kable’n-niibuvve hayatinda ne peygamberlik varfi vardir, ne 
de ortada mu^ize mefhumunun heniiz miiteallaki olabilecek hari- 
kulade bir emir vardir ki, aralarmda munafat aranilsm, <demi$ler. 
Ve bu nokta-i nazan mebde-i hareket ittihaz ederek peygamberlerin 
kaffle’n-niibuvve bila-ihtiyar sehven kizbetmesinde akli bir imtina* 
yoktur, demi§lerdir. T)$uncu bir kaydimiz ki, bir maslahata miiste- 
nid olan ve olmiyan kizibden de peygamberlerin masuniyyeti idi. 
Ma'lumdur ki, Sa'di: 

j*£jl Jl >T 

Beytinde : fitne ve fesada badi olan dogrudan, calib-i maslahat 
yalanin 50k daha iyi oldugunu haber veriyor. Bu calib-i maslahat 


er de 

Ai§e 
etmi§ 
ret-i 
)ladi, 
h sal - 
mes- 

n bir 
riva- 
t'nevi 
bn-i 
ktur” 
unda 

si ile 
stmi§ 
tinde 
ozler 
msu- 
lisin- 
laber 
var- 
z ki, 
ekte- 


r?eVe, 

nmu§- 

krem 


J VI 
-Hi 

'•*) 


296 PEYGAMBERLERlN GONAHLARDAN MAsOnIYYETLERI 


yalan, iimmet hakkinda mucazdir. Fakat Cenab-i Hak, peygamber- 
lerini bundan da siyanet buyurmu§tur. 

§imdi Enbiyarun kebair ve sagairden masun olup olmadiklarma 
gelmi§ bulunuyoruz. Enbiya-yi kiram, giinah-i kebairin biitiin 
enva c ve efradindan tamamen ve bi’l-icma* masundurlar. Bu babda 
ittifak eden alimler bu masuniyyetin sehven suduru mefruz olan ke- 
baire de jumulii var midir? Yoksa amaen irtikab-i kebaire mi has? 
Seyyid-i fjerif gibi bir kisim iilema peygamberleri Cenab-i Hak 
gerek amden ve gerek sehven giinah-i kebair ijlemekten muhafaza 
buyurmu§tur, ictihadinda bulunmu§lardir. Fakat sahib-i. Mevakif 
gibi bir kismi sehven sudurunu caiz gormii§lerdir. 

KtigOK gunahlara gelince i Sagair iki kisimdir : 

1 ) Sagair-i miiteneffiredir ki, onu irtikab edenlere kar§i her gore- 
nin tabhnda nefret ve istikrah uyandiran sagirelerdir. Gizlice bir 
lokma ekmek a§irmak. Satilan bir §ey > i tartarken mesela, bir iki kiraz 
danesi eksik tartmak gibi ma c siyetler,ki, bunlar ne kadar kiigiik olsalar 
da yine bir kasa hirsizligindan daha ziyade miirtekibinin hissetine ve 
denaet-i tabhna delalet ettiklerinden, peygamberler gerek amden ve 
gerek sehven boyle igreng sagairden de muhafaza buyurulmu§lardir. 

2) Miineffir olmiyan sagaire gelince, Enbiya-yi Kiram ba'de’l- 
bi‘se bunlardan mahfuzdurlar. Teftazani §erh-i Makasid’da bu ic- 
tihadi iltizam etmi§tir. Fakat. §erh-i Akaid’de : Ciimhur’a gore pey- 
gamberlerden amden sagairin suduru caiz goriilmii§tur. deniliyor. 
Sonra sehven sagairin sudurunun cevazmda ittifak bulundugu bil- 
diriliyor. 

Celaliiddin-i Devvani, biraz uzami$ olan §u izahimizi icmal 
ederek diyor ki : Selef-i salihine ve ehl-i hadisin muhakkiklerine gore, 
Enbiya-yi Kiram ba c s olunduklarindan sonra giinah-i kebairin biitiin 
enva* ve efradindan gerek amden ve gerek sehven siyanet-i ilahiyye 
ile mahfuzdurlar. Yine boyle amden sagairden de mahfuzdurlar. Bi- 
naenaleyh Enbiy^-yi Kirama kizib, ma^iyet isnadina dair bir rivayet 
naklolunursa, o rivayet tarik-i ahad ile menkul ise merduddur. Teva- 
tiir tariki ile naklolunmu§ bulunuyorsa miievveldir. 

Kelam kitablarmdan hulasa ettigimiz bu izahati arz ettikten 
sonra Kadi Iyazhn bu mevzua dair ^i/ifsindaki 50k kiymetli ma ( - 

lumati da bervech-i ati hulasa ediyoruz : Enbiyalar 1} iHikadiyy&t, 

' 


Vmrlinn ERTUGRUL 

Ki tapl igi 

PEYGAMBERLERiN SOZLERt HAT AD AN MASUNDUR 297 

2) akval, 3) a c mal hususlannda bir mahzur-i §er c ide bulunmaktan 
ma'sumdurlar : 

^TiKADiYYAT: Enbiya-yi Kiramm, Cenab-i HakkTn zatina, sifa- 
tma, ePaline vukufu, yakin derecesinde bir ilimdir. Bu babda. Enbi- 
y&-yi Kiramda §ek, cehil bulunmasi bil’icma* mumteni'dir. Ibra- 
him aleyki' s-seldm* in : u lJ J* cAW j — Yd Rabbi! Seri 1 den ihyd-i 
emvat mu'cizesini isteyijim , kemal-i kudretin hakkinda kalbimi son derece 
tatmin ifindir ” demesi Cenab-i Hakk’in ihya-i emvat hususundaki 
kudretinden gonliinde bir ukde-i istifham bir §iibhe ve tereddiid bu- 
lunduguixdan dolayi degildir, belki Cenab-i Hakk’in duasina icabet 
hususunda nezd-i Bari’deki derecesini anlamak ifindir. Yakin kuwet 
ve zaTi kabil bir halet-i ru^iyye oldugundan ilmii’l-yakin derece- 
sinden aynii’l-yakin derecesine yiikselmek i$indir. 

Yine bdyle Res ul-i Ekrem salla'llahu aleyhi vesellem'e: o U) 

* ( ojjki ^i)1 Jl-U dLJtUi>i U dD j Ayet-i kerimesi ile vaki* olan hitab-i 
ilahide R,esul-i Ekrem’in gonliinde hakikaten bir §ek ve tereddii- 
diin mevcud oldugundan dolayi degildir. Belki bu ehl-i §ekke bdyle 
soylemesini ta'lim ifindir : ( . . cS ju* U JS ) takdirindedir. Nasil 
ki £C Jo j* iiD j j! lf \ U Ji = Ey nds! Teblig etligim din-i Islam 
hakkinda $eh ve tereddiiduniiz varsa , de.” ayet-i kerimesinde bdyle ta c lim 
' buyurulmu§tu. Hulasa r bu yolda varid olan hit&bat-i ilahiyye 1 hep 
bu yolda muevveldir. 

§u da ehl-i ilmin icmai ile sabit bir hakikattir ki : §eytan, Enbi- 
ya-yi Kiramm cisimleri §eytamn zarar vermesinden masun oldugu 
gibi kalbleri de vesvese ilka etmtsinden mahfuzdur. 

Peygamberlerin sozlerInIn hatAdan masunivyeti : Ya ahkam-i 
diniyyenin tebligine aid olur ki, zevat-i Enbiya bu babda amden ve 
sehv u nisyan suveriyle hata etmekten bi’l-icma* masundur. Yahut 
da umur-i dunyaya aid olur ki, bu babda da yine peygamberler am- 
den veya nisyanen*ve hataen, ister hal-i rizada, ister hal-i gadabda, 
ister ciddi, ister piizahi, ister hal-i sihhatte, ister hal-i marazda olsun 
peygamberler yine masundurlar. Bu babda da selefin icmai vardir. 

* ^ j>3 j ) |JU«* j ci* aL S ji Ci j 

jt viilipl Ji pi* <> vdl U tAi } *5!* J ( j* 

J .si Jj ^ ^ «/* 

* Sure : 10 ( Tunus), ayet: 94 



Lt 307 


;ber de 

e Ai§e 
iretmi§ 
zret-i 
ipladi, 
ah sal- 
n mes - 

rin bir 
i riva- 
ta'neui 
Ibn-i 
oktur ” 

\ sunda 

isi ile 
etmi§ 
hinde 
sozler 
husu- 
disln- 
haber 
1 var- 
jz ki, 
lekte- 

nmu§- 

krem 


j VI 

» 

-dl j 


298 i§LEDlKLERt 1§LERDE MA<SOMDUR — RESUL-t EKREM’lN 


Halef, felsefi yollarda dola§irken ihtilaf etmi§lerdir. Bu babda en zi- 
yade me§gul eden §ey de yukarida miikerreren izah edilen Z,iilye- 
deyn kissasidir. Bu hadisede Ziilyedeyn Hazretlerinin “ Namaz 
kisaldi mi, yoksa nisyan mi buyurdunuz ?” sualine kar§i : 13 JT = 

Bunlarin ikisi de vaki < degildir ” diye cevab vermi§lerdi ki, nisyamn vu- 
kuu muhakkak idi. Hatta bu hadisin bazi rivayet tariklerinde Z ii 1- 
yedeyn’nin : “ J j+j U olTai = Bunun ikisinden birisi vaki c 

olmiqtur yd Resula* lldh,” soziyle nisyamn vukuunu tevsik etmi§tir. 
Bu hadise de gunagun tevcih ve te'vil edilmi§tir. Fakat en basiti bu- 
nun bir nisyan degil, sehiv olmasidir. Buhari bile bu mevzua dair olan 
hadisleri (Babii's-sehiv) diye bir unvan-i umumi altmda toplamami§ 
mi idi? ( Bdbii n-nisyan) dememi§ti. Qiinkii sehiv ile nisyan arasinda 
lligavi fark vardir. Nisyan; bir gaflet, birruhi afettir. Sehiv ise, bir 
§ugl-i kalbidir. Bunun i$in Resul-i Ekrem namazda sehveder de 
namazda nisyan etmez. 

PEYGAMBERLERiN I§LEDiKLERl i§LERIN HATADAN MASUNIYYETi 1 Bu 

da ya peygamberlerden teblig muktezasi olmiyarak varid olan akval-i 
enbiyaya §amil olur ki, bi’l-icma 4 peygamberlerin fevahi§ ve kebairden 
masun bulunduklanni miikerreren bildirmi§tik. Yalmz ihtilaf, pey- 
gamberlerden ihtiyarlariyle veyahut muktedir olamiyarak measiden 
masuniyyetlerindedir. Bu da izah edilmi§ idi. 

Sagaire gelince, selef fukaha ve muhaddislerinden bir kismi 
bunda bir masuniyyet aramami§lar, belki tecviz etmi§lerdir. Bazilari 
tevakkuf etmi§lerdir. Ne lehte, ne de aleyhte beyan-i re’y etmemi§ler- 
dir. Selefin muhakkikleri ise peygamberlerin kebairden masun olduk- 
lan gibi* sagairden de masun olduklari ictihadinda bulunmu§lardir. 
Bunlar, peygamberlere rriutlak ve bila-kayd ii §art ittiba* bu suretle 
tahakkuk eder, demi§lerdir ki, bu mevzuun §aheser bir fikir ve icti- 
hadidir. Imam Ebu Hanife’nin Imam Malik’in, Imam §a- 
fii’nin “ rahime humid llah” mezhebi budur. Bu mevzu* hakkindaki 
meslek-i muhaddisin iizerine izahimiza da burada nihayet veriyoruz. 

CeNAZENIN YANINA GiRiLMENiN CEVAZI HARKINDA EbU SELEME 
TARIKI ILE RiVAYET EDiLEN HaZRET-I Ai§E HADISI 1 : 

Mcvzuu bahsimiz olan Cmrnii Ala 1 hadisini Buhari’nin: 

1 Ebu Seleme; Abdurrahman Ibn-i Avf radiya'Lldhu anh’in ogludur. 
Medine’nin en namdar fukaha ve muhaddislerindendir. Ismi Abdullah’dir 
[ Hulas a ] v 


~\wrtdan £STU£r|J£ ' 

VEFATINDA EBU BEKR’IX ZIyARETI VE TArIhI HUTBESl 299 


“meyyitin yamna kefenine sanldiklan sonra girilmesinin eevazi” hakkindaki 
bir babinda zikrettigini bildirmi^dk. Buhari, bu tJmmu Ala* ha- 
disi ile bu unvan arasinda da irtihal-i Nebi aleyhi's-selairii miiteakib 
Hazret-i Ebu Bekr’in 50k firakli olan ziyaretine dair Hazret-i 
Ai§e’nin de bir hadisini rivayet ediyor ki, mealen §oyledir : 

Ebu Seleme Hazretleri, Resulullah snllhllahu aleyh ve sel- 
kem* in zevccsi Ai§e radiyaHlahn anha bana §oyle haber verdi, diyor : 

(Irtihal-i Nebevi uzerine) Ebu Bekr radiyh llahu anh “ Silniih ” 
mahallesindeki 1 meskeninden atina binip (Mescid’e) geldi. Atindan 
inip Mescid’e girdiginde (Mescid’dcki cemaatin kalabahgina ragmen) 
kimseye bir §ey soylemeyip dogru Ai§e radiya llahu anha* mn odasma 
girdi. Hemen Neb! sallhllahu aleyhi ve sellem’t yakla§ti. Hazret-i 
Resul’iin miibarek yiizu bir blirde-i yernani ile ortiilii idi. Yiiziinden 
ortuyu kaldirdi. Sonra, bu (Bedr-i Mtinir-i Nubiivvet) in uzerine 
kapandi. Ve (iki gozii arasim hiirmetle) optii. Ve aglamaga ba§ladi 2 . 
Bunu mute&kib : (Yd Nebvyyallah! Babam, anam sana feda olsun , Ce- 
nab-i Hak sana bu dliim $iddetinden ba§ka i kind bir keder vermtyecektir. Mu- 
kadder olan bu dliim gegidini ise fimdi atlatmij bulunuyorsunuz) diye izhar-i 
matem eyledi. 

Ravi Ebu Seleme Hazretleri diyor ki : Ibn-i Abbas radi - 
ya' llahu anhuma da bana §unu haber verdi : Ebu Bekr radiya* llahu 
anh Hazret-i. Ai§e’nin odasindan $ikti. (O sirada) Omer radiyhlla - 
hu anh: (Her kim Muhammed’i oldii derse ikiye bi^erim, diye) soy- 
leniyordu. Ebu Bekr ona : 

— Otur! dedi. Fakat Omer (deh§etinden) oturmadi. Ebu Bekr 
bir kerre daha : 

— Otur, dedi. Omer, yine oturmadi. Bunun uzerine Ebu Bekr 
(yiiksek sesle) §ehadet getirdi. Bunun uzerine halk, Hazret-i Omer’i 
birakip Ebu Bekr radiya* llahu anh* in yamna geldi. Ebu Bekr (§oyle) 
bir hutbe irad etti, Ve hutbesinde : 


1 Siiniih; Haris tbn-i Hazrac ogullanna aid evlerin bulundttgu mahallenin 
ismidir. Bu mahalle ile menzil-i Ncbi aleyhV s-selam arasinda bir mil mesafe uzaklik 
var idi [ Ayni\. 

2 Nebi salla llahu aleyhi ve sellem dc Osman Ibn-i Maz'un radiyallahu anh 
vefat ettiginde boyle yapmi^ti. Resul-i Ekrem Efendimiz kadimii’l-Islam olan 
bu mucahidin cenazesinin uzerine kapanmi§ti. Onu opiiyordu, sonra aghyordu, 
hatta goz ya§Iari miibarek yanaklan uzerine akiyordu [Ayni naklen ani’t Tirmizi]. 



307 


*r de 

Ai§e 
2tmi§ 
ret-i 
dadi, 
h sal - 
mes - 

a bir 
riva- 
I'nevi 
bn-i 
I :tur ” 
unda 

li ile 
?tmi§ 
tinde 
ozler 
msu- 
lisin- 
aber 
var- 
z ki, 
ekte- 

$e*ye, 

imu§- 

krem 


j VI 
j 

1 ) 


r 




r 

300 HAZRET-1 EBC BEKR’lN TArIhI NUTKU 




Allah’a hamd ii sena ettikten sonra dedi ki: “ Sizden herkimki 
Muhammed’e tapiyorsa bilsin ki\ Muhammed salla?llahu aleyhi ve sellem 
blmugtiir. Kim ki Allah? a ibadet ediyorsa bilsin ki y Allah haydir . La-yemuttur . 
Allahu Teala (Kur’an-i Kerim’inde :) Muhakkak ki y Muhammed birpey - 
gamberdir . Ondan evvel gegen peygamberler gibi o da gegecektir . Muhammed 
ya blur veyahut katlolunursa okgenize basip (arkaruza) mi doneceksiniz . Kim 
ki boyle geriye dbniip hal-i girke avdet ederse y bundan Allah? a bir zorar erigmez . 
Ni'met-i Islam? a giikredip sabit kalan mu’minlerin ise Cendb-i Hak yakinda 
miikajatim verir 

(Ibn-i Abbas, rivayetine devam ederek:) Allah’^ yernin ede- 
rim ki; Ebu Bekr radiya?llahu anh bu ayet-i kerimeyi okuyana kadar 
Ashab-i Kiram (hazretlerindeii) bu ayet-i kerimeyi hig bilmiyorlar 
gibi idiler. Guya Cenab-i Hak bu ayeti yeni inzal etmi§ti. Onlar 
H azret-i Siddik’ten yeni duyup ogreniyorlardi. Her i§iten Sahabi 
muhakkak ayet-i kerimeyi (hayret itjinde) lisani ile okuyordu \ 

HAZRET-i Ai§E HADISINDEN MUSTEFAD OLAN HUKUMLER : 

1) Meyyitin yiiziinii ortmek miistehab oldugu; 

2) Meyyitin yiizunii takbil etmenin cevazi. Ebu Bekr radi - 
yd?llahu anh ? in Vech-i Saadet’i takbili bir delil olmakla beraber Ebu 
Bekr-i Siddik bu hareketi ile Resul-i Ekrem sallc?llahu aleyhi 
ve sellem ? in bir feline iktida etmi§ bulunuyordu. Tirmizfnin sahihan 


1 ! cJl* qX* J 4)1 4*1 iS* ^ JjP 

J-Ui piSCi jJU U JjJ-Oj lij ^ A*0 ji Jp 4)1 jC Jj? 

JmJSX j* j J 4»1 ^ biJlp J* 

U! jjCS ja ifJLip 40)1 V ! 4)1 Id wJj tib JUi (T <Lju <Jlp f < 4 #- J 
ji : \ c X e ' 4^ ig* j (j-Lt j/t JU . l^JUi idJLJu> 40il ^ djVl 

! ,jJU-l Jlii . tili ! Jlii . ^UJl 4)1 j £ j>~ 4)1 j bl 

jlT juj Ul JUi . jjf’ \j$~j j 4 JI Jli <■*' 4)1 ^ j j&Aj*) . tili 

4)1 uli 4)1 <X*jO 0\5~ j* J , OU |JL* j 40)1 X++ l«l»^ jli ^0* J 4)1 X+* 1*JU^ -Lj4 

4)1 ji * dl *• ^1 Ji J jtAj *^1 JUji U j l dl*J 4)1 Jl5 . O 

o UUhi <p 4)1 ^ j jA U’ilj io VI *J Jr 1 4)1 jl j>Jbo j* ^Ul jtsll 

. Ujhj Vl • u^bJl 

* Silre-i Al-i Imran ayetleri ciimlesinden olan bu ayet-i kerimenin tamami 
^oyledir ; 

y* j ^ ^ J x.ll j\ o U jli! J *# *\J {j* aS J j Vl U j | 

l-^l 4) 1 j»***j* y ki 4) 1 jb 4 >ap uIjLj 


riv&yeti 

Ibn-i 

dimii’l- 

sul-i 

yordu, 

yanakk 

50k fir; 

Maz c f 

« { 

igindir. 

buyurr 

Bv 

hadisin 
sindan 
kefenle 
riyle o 

3 ) 

4) 

dugu c 
akib o 
zarim, 
Siddi 
riilemi 
hlib-i 


111 



i 

Iff* 



1 




FIKHl HOKUMLER 301 


307 


riv&yetine gore, vaktiyle Nebi salla'Udhu aleyhi vesellem de Osman 
Ibn-i Maz ( un radiya'llahu anh vef&t ettiginde boyle yapmi§ti. Ka- 
dimii’l-lsl&m bir miicahid olan Ibn-i Maz ( un’un vefatinda Re- 
sul-i Ekrem Osman’in cenazesi iizerine kapanmi§ti, onu opii- 
yordu, sonra miitemadiyen agliyordu. Hatta goz ya§lan miib&rek 
yanaklan iizerine akiyordu. Ibn-i Abdi’l-Ber de Temkid' inde bu 
50k firakli vakiayi §dyle rivayet ediyor : Resul-i Ekrem, Ibn-i 
Maz ( un’un cenazesi tabuta konuldugu sirada da: { L J 
« jl j LjjJI dJLJU = Ey Osman , ne mutlu sana! §imdi devlet , saddet senin 
ifindir. Ne diinya sana bir hulle giydirdi. Ne de sen diinydya bir kiymet verdin ” 
buyurmu§tur. 

Bundan ewel (620) numara ile tercemesi ge$en Ummii Ala* 
hadisinde izah olundugu iizere Ibn-i Maz c un, muhacir fukari- 
sindan idi. Hal-i fakrmdan dolayi kefen bulunamayip eski ehrami ile 
kefenlenmi§ idi. Resfil-i Ekrem Efendimiz bu matemli sozle- 
riyle o acikli vak'aya i§aret buyurmu§lardi. 

3) Nevhasiz ve ref c -i &vaz etmiyerek aglamamn cev&zi; 

4) Hazret-i Siddlk’m, Hazret-i Faruk’tan daha alim ol- 
dugu da sarahaten bu hadiseden anla§ilir. Irtihal-i Nebevl’yi miite- 
akib cereyin eden bu mes’ele, Ebil Bekr Hazretlerinin niifuzu na- 
zarim, ilm u irf&nmm kemalini, en mii§kil zamanlarda Ebu Bekr-i 
Siddik’te goriilen mekanet ve metanet Ashab’dan hi<j birisinde go- 
riilemiyordu. Bunun i$in Ebu Bekr soz soylemege ba§laymca, As- 
h&b-i Kiram derhal ba§ma toplamvermi§ti. 


4lll j 4il t • 621 

ji-jC j alJp j ij£ 

V ^ Jl-ii 

* **•'* 4' ?, r-. ' 

. AJiaJ I CUjI J t* .vSvo 

✓ * S * * * * 


er de 

Ai§e 
etmi§ 
ret-i 
pladi, 
h sal - 
mes- 

n bir 
riva- 
a l nevi 
bn-i 
fattr” 
unda 

si ile 
etmi§ 
linde 
»ozler 
liusu- 
iisin- 
laber 
var- 
iz ki, 
ekte- 

fc§€*y e » 

nmu§- 

krem 


J VI 
-u j 

i 5^) 


502 


MEYYlTE giGUKSIZ A6LAMANIN CEVAZI 


TERCEMESi 

Cabir Ibn-i Abdiilah radiya? llahu anhuma dan §oyle 
rivayet edilmi§tir : Hazret-i Cabir demi§tir ki : 

Babam (Uhud gazasinda) §ehid edildiginde aglayarak 
iizerinden elbisesini $ikariyordum da beni aglamaktan men 4 
ediyorlardi. Halbuki Nebi sallci! llahu aleyhi ve sellem nehyet- 
miyordu. Halam Fatima da aglamaga ba§ladi. Nebi sallcUlla - 
hu aleyhi ve sellem (halami ta'ziye ve §ehidin yiice mertebesini 
bildirerek) buyurdu ki: 

Ey Fa time, siz ona aglasamz da aglamasamz da siz §e- 
hidi (magselinden) kaldirana kadar melekler (onun uzerine 
toplandilar), kanadlariyle onu golgelendirdiler. 

IZAHI 

RAviLER, RivAYETLER ! 

Buradan ba§ka bu hadisi Buhari Megazi bahsinde, Muslim 
Fezail, Nesai Cenaiz ve Menakib bahislerinde tahric eylemi§lerdir. 

Hazret-i Cabir’in pederi Abdullah Ibn-i Amr Selemi 
radiya? llahu anhuma Uhud harbinde dii§manin pek zalimane i§kence- 
sine ugrayarak §ehid olmu§tu. Gaddar dii§man bu miibarek §ehidin 
burnunu, iki kulagim kesmek gibi §enaat irtikab etmi§ti. Resul-i 
Ekrem §ehidin hem§lresi Fatime’yi ta‘ziye etmi§ ve Abdullah’in, 
meleklerin kanadlariyle golgelendigini, Allah yaninda mukerrem bir 
§ehid oldugunu bildirmi§ idi. 

Davudi diyor ki : Meleklerin kanadlariyle golge yapmasi, §e- 
hidin ruhunun suudu hengaminda meleklerin, §ehid uzerine topla- 
narak onun ruhunun bir ihtifal ile suuduna miibaderet eylemelerini 
ve nezd-i Bari’de kendisi i^in hazirlanan kerametleri, ni c metleri muj- 
delediklerini i§*ar eder. Giine§in hararetinden korumak gayesine de 
ma c tuf olabilir. 

Bakiy Ibn-i Mahled’in Cabir Ibn-i Abdiilah radiya' llahu 
anhuma’dzin riv&yetine gore, Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem , 
Hazret-i Cabir’e : “Sana bir miijde vereyim mi? Allah , babam diriltti. 
Ve kendisine perdesiz dogrudan do gruy a soyledi . Halbuki yimdiye kadar hig 


CENAZE MANIKIN CEVAZINI BlLDiREN GABlR HADlSl 303 


307 


\ 

3 


bir kimseye boyle bila-hicab soyledigi vaki 1 degildi ” buyurmu§tur \ Hi^ 
§iibhesiz ki, bu taltif-i ilahi diinyada hiq bir §ehide muyesser olma- 
mi§tir. 


jl <up OjJj* * * ^j\ .622 


/ * 


JJ £j>- *s* cs* J j <-J* 

r <.f 

♦ jH 3 pH. 4-A^23 


TERCEMESi 


Ebu Hiireyre radiya* llahu antt ten §oyle rivayet edil- 
mi§tir : 

Resulullah sailed llahu aleyhi ve sellem Neca^i’nin vefa- 
tint, Neca§i oldugii giinli (Mescid’de bizzat) haber verdi. 
(Sonra MesckTden) musallaya ^lkip Ashab’i ile saf baglayarak 
dort tekbir aldi. 


IzAhi 

RAVILER, RIVAYETLER : 

Buhari’nin bu hadisi yine Cenaze bahsinde ikinci bir rivayeti 
daha vardir. Muslim ile Siinen-i Erbaa sahiblerinin hepsi de boyle 
Cenaze bahsinde rivayet etmi§lerdir. 

(Na^) sa‘y vezninde birkimsenin vefat ettigini haber vermektir. 

(Neca§I) Habe§ meliklerine verilen unvandir. Ibn-i Ishak 
Sire' sinde, bu Neca§i’nin ismi (Ash a me) dir, atiyye ma'nasmadir, 
diyor. Ebu’l-Ferec de Ashame Ibn-i Ebceri’dir, demi§. Ibn-i 
Ebi §eybe’nin Musannef' inde Sahme, diye zabtedilmi§tir. Telvih’tc 
ise Habe§e lisancilarimn ha-i mu ( cemd ile (Ashame) telaffuz ettikleri 
bildirilmi§tir. Ibn-i Sa'd’in Tabakad mda bu Neca§fnin muslliman 
olmasi §oyle rivayet edilmi§tir : 


1 J — * ^ ^ is*j & j> c 5 jj 

* I****! t »j j dU L ^>*i aL) d lKju 

[ T* ^ t t £ 


er de 

Ai§e 
etmi§ 
ret-i 
>ladi, 
h sal - 
mes- 

n bir 
riva- 
idnevi 
bn-i 
ktur ” 
unda 

si ile 
etmi§ 
linde 
Vizier 

1USU- 

iisin- 
iaber 
var- 
iz ki, 
,ekte- 


e^c’ye, 

nmu§- 

krem 


I j 

i 

— JLI j 

r ^ ) 
4 *) 


304 


NECA§I’NiN MUSLUMANLIGI 


Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem Hicret-i seniyyelerinin altinci 
yilmda Hudeybiyye’den avdet buyurup yedinci Hicret yilinin muhar- 
rem’inde “Amr Ibn-i Umeyye Damri” radiyaHlahu anh vedaa- 
tiyle birmektub gonderip tslam’a da c vet buyurmu§tu. Neca§i, Re- 
sul-i Ekrem’in mektubunu hurmetle ahp §oyle kar§isma gozii onli- 
ne koymu§ ve izhar-i hiirmet ederek tahtindan inip yer iizerine otur- 
mu§ ve sonra miisliiman olmu§tur. Ve Din-i Miibin-i Islam’i kabul 
ettigini bir mektubla Resul-i Ekrem’e arzetmistir. Neca§i > ye 
Ca c fer Ibn-i Ebi Talib radiya'llahu anh tarafindan ta'lim-i din 
edildigi de Ibn-i Sa'd’in riv&yati ciimlesindendir. 

Neca§i’nin vefati; Tebuk seferinden doniildugii yedinci yilm 
receb ayina tesadiif etmi§ti. Sahih-i Muslim' de taraf-i Risalet’ten ken- 
disine mektub gonderilen Neca§i 5 nin cenazesine namaz kildigi 
Neca§i olmadigi zikrediliyor. Mektubun tarih-i tahrir ve irsali ile 
vefat tarihi arasmda alti ay gibi kisa bir zaman ge<jmi§ olmasi da 
Miislim’in bu rivayetini bir dereceye kadar te*yid edebilir. Fakat 
§arih Ayni, bu haber, bazi ravilerin vehmidir, denildigini haber 
veriyor. Caiz ki, o ravi ikinci derecede bazi Habe§e miilukiyle asil 
melik-i kebirden tabir etmi§tir. 

Bu HADiSTEN VUCUHU MUTEADDIDE ILE AHKAM ISTINBAT EDiLMI§TiR : 

Birinci, cenaze ilanimn cevazidir. Resul-i Ekrem Efendi- 
miz’in Mescid-i Saadet’te evvela Neca§i’nin vefatini haber vermesi, 
sonra $ikip cemaatle namaz kilmasi, cenaze ilanim tahsin eden fu- 
kaha i$in gayetle vazih ve kuwetli bir delildir. (NVy), yani “Jildn 
kimse oldii ” diye miinadi vasitasiyle ilan etmek caiz olup olmadigi 
iilema arasmda mucib-i ihtilaf olmu§tur. Bu ihtilafi izaha giri§mezden 
ewel bu ihtilafin men§eini ve ortada izahina $ah§tigimiz Ebu Hii- 
reyre hadisi gibi bir nas var iken bu ihtilafa sebebiyyet veren bir h&- 
diseyi arzetmek isteriz : 

Nevevi’nin bildirdigine gore, bu “nay = oliim xlant ” cahiliyyet 
devrinde de vafrli. Fakat bambagka bir §ekilde idi. Cahiliyyet zama- 
mnda e§raftan birisi oUince kabilelere birer siivari gonderilir, ve : 
“ fildn oldii . Amnia birlikte Arab kavmi de oldii ” diyerek ve muteveffanm 
birtakim mefahiri sayilarak oliim ilan edilir idi. Bu ilam da aglama- 
lar, inlemeler, ve sa<; yolmak, yaka pa$a yirtmak gibi tiirlii $ilgmhklar 
takib ederdi. Din-i Isl&m, a§agida goriilecegi iizere buyoldaki “nay ” i 


CENAZE 1'LANI HAKKINDA ULEMANIN ICTtHADLARI 305 


men* etrhigtir. Bu fi c l u hareket halki inz&ra, lhafeye badi oldugu igin 
mekrOh addedilmigtir. 

I§te ollim ilanmda mahzur gormiyenler ve belki de istihs&n edip 
miistehabdir, diyenler boyle miinkerat karigtirilmiyan sade bir ilam 
megrti' addederek mevzuu bahsimiz olan Ebu H Urey re hadisi ile 
ihticac etmiglerdir. Nevevi, bu cahiliyyet adetini hikaye ettikten 
sonra : “ meyyitin akrabdsi , ahbablari, dostlart tarafmdan ilan edilmesi miis - 
tehab ” diyor. Ibrahim-i Nehafnin de aralarmda bulundugu bazi 
alimler de, meyyitin ailesi tarafmdan aki abasma, ihvan ve yaranina 
il&n edilmesinde beis yoktur, demi§lerdir. Zeynii’d-Din-i Iraki: 
“ Cendzenin ailesinin , akraba ve taallukdtimn ildmni ashab-i tahkik ve fuka- 
hdmn ekserisi istihsdn etmiglerdir” diyor. Bazi alimler de fazla cemaat 
te’mini igin muhtUr olan ilan edilmelidir, demiglerdir. 

Imam Ebu Hanife, ilanda higbir mahzur gormemigtir. Imam 
Malik’in bir ictihadi da boyledir. Ibn-i Tin’in Imam Malik’ten 
riv&yetine gore, imam-i mug&riin-ileyh cami* kapilannda, gargi, pa- 
zarda ilam “nay” addetmemigtir. Ahmed Ibn-i Hanbel bu ilam 
yalmz akrabaya tahsis etmigtir. Alkame Ibn-i Kays da cen&ze 
ilam, halki inzardir, na c ydir, cahiliyyet adetidir, demig. Beyheki 
bu nehyin Ashab ve Tabii’den atideki zev&ttan naklolundugunu bil- 
dirmigtir : Abdullah Ibn-i Omer, Ebu Said-i Hudri, Said 
Ibn-i Miiseyyeb, Alkame, Ibrahim-i Nehai, Rebi c Ibn-i 
Haysem. §arih Ayni bu isimlere gunlari da ilave cdiyor : Ebu Vail, 
Ebu Meysere, Ali Ibn-i Hiiseyn, Siiveyd Ibn-i Gafle, 
Ebu Cemre. 

Tirmizi, Huzeyfe Hazretlerinin goyle bir vasiyyetini rivayet 
cdiyor. Huzeyfe: “ben oldugumde sakin benim oliimumu ilan et- 
meyiniz. Bu ilanm “nay” olmasindan korkanm. Resulullah sal - 
Ictlldhu aleyhi ve sellenTm “nay” den Ashab’i men c ettigini igittim” 
demigtir. Tirmizi, bu hadisin hiisniine gehadet ediyor. Yine Tir- 
mizi, Abdullah’tan, Resul-i Ekrem’in: “«Na l y» den ictindb edi- 
niz , ftinkii nay , cdhilliyyet adetlerindendir ” buyurdugunu rivayet ediyor. 
Tirmizi, bunun bir hadis-i garib oldugunu bildiriyor. Fakat cihet-i 
garabetini haber vermiyor. 

Bu izahimizdan iyice anlagilmigtir ki, nehiy cihetini iltizam eden- 
lerin korkusu, ilanm cahiliyyet adeti iizere mekrfih bir gekil almasidir. 
Yoksa nefs-i ilam oiriar da miinker bulmuyorlar. 

F.: 20 


307 

de 

ige 
mig 
: t-i 
idi, 
sal - 
nes - 

bir 
va- 
levi 
n-i 
ir ” 
ida 

ile 

mig 

ide 

:ler 

su- 

in- 

ber 

ar- 

ki, 

;te- 

V, 

ni§- 

em 


Ai) 

«) 


306 


NECA§!*NtN OlUmUNU RESUL-t EKREM’lN t*LANI 


llam tecviz edenlerin istinad ettikleri deliller mevzuu bahsimiz 
olan hadis-i §erif ile Buhari’nin bunu ta c kiben rivayet ettigi Enes 
Ibn-i M&lik hadisidir. Bu hadiste Nebi salla'llahu aleyhi ve sellem' in 
Zeyd Ibn-i Sabit, Ca'fer Ibn-i Ebl Talib, Abdullah 
Ibn-i Reviha Hazeratinm §ehadetlerini bizzat ilan buyurduklari 
bildirilm^dr 1 . Yine hadis-i sahihte varidoldugu iizere irtihal-i Ne- 
bevi iizerine Hazret-i Fatima radiya'lldhu anha: Ey Tanrisirun 
emr ii fermam kendisine eri§en babacigim! Senin haber-i mevtini 
Cibril aleyhi' s»selam' a duyurahm, diye na c y etmi§ti. 

Yine Hazret-i Fatimetu’z-Zehra* irtihal-i Nebevi iizerine : 

UU o j** J* £***# ji l-JiLa* J* 

Uzerime oyle miisibetler dokuldii ki, bu mesaib giindiizler iize- 
rine dokiilseydi bu nurlu giindiizler, simsiyah gece kesilirdi, diye 
ilan-i teessiir eylemi§trr. 

Yine Buhari’nin Ibn-i Abbas radiya'lldhu anhumff dan riva- 
yetine gore, hastahgmda kendisini Restil-i Ekrem’in iy&de ettigi 
bir zat gece vefat etmi§ti ve gece defnedilmi§ti. Sabahleyin Resul-i 
Ekrem salla'llahu aleyhi ve sellem' e haber verilince : “ Bana vefatim nifin 
bildirmediniz ” ihtannda bulundu. Gece karanliginda sizi rahatsiz et- 
mek istemedik, diye cev&b vermi§lerdir. Resul-i Ekrem de kabrini 
ziy&ret edip namaz kilmi§tir 2 * . 

Hadis-i §erifteil istifade edilen ikinci bir hiikiim de cena2e nama- 
zimn mescid dahilinde degil, mescidin haricinde musallada kihnma- 
sidir. Qiinkii Resul-i Ekrem Efendimiz Neca§i’nin vefatim 
Mescid’de ilan etmi§, sonra cemaatle musallaya 5ikmi§tir. Ebu Hani- 
fe’nin de mezhebi budur. Ebu Hanife Hazretleri: “ Mescidin 
astl cemdat yerinde cendze namazi kihnamaz demi§tir. Imam Malik’in, 
Ibn-i Ebi Zi'b’in mezhebi de budur. Imam §afii, Imam Ah- 
med Ibn-i Hanbel, Ishak Ibn-i Rahuye, Ebu Sevr, cami 4 
telvis edilmemek §artiyle mescid dahilinde cenaze namazi kilinma- 


1 • ^ j A »t ^ UiiC-1 jT . t_,wU -bj vij! jjl (JlZ 

[ (J 4 U-bU jf* 

2 . * jji-U JJIl* £-»li ulT ljLJI oU Jli \, ^0 j 

jJ— w <jl 4«1U b> ^JJII ulS"* IjJU U Jlii . I IJb 

[ J 4 jJU • ji JU <fJLl.fr 




CENAZE NAMAZININ MUSALLADA KILINMASININ DELlLl 307 


sinda bir mahzur g6rmcmi§lerdir. Bunlarm istinad ettikleri haber de 
§udur : 

Sa‘d Ibn-i Ebi Vakkas radiya'llahu anh vefat ettiginde Ai§e 
radiya'llahu anha cenazenin mescid-i §erife idhal cdilmesini emretmi§ 
ve ezvac-i Nebi aleyhV s-selam da namaz kilmi§lardi. Sonra Hazret-i 
Ai§e, halk, bu hareketimi ayipladi mi? diye sormu§. Evet ayipladi, 
diye cevab verilince, “ Acdyib , ne de gabuk unutmuflar ; Resululldh sal - 
la'llahu aleyhi ve sellem Sehl Ibn-i Beyz&'nin 1 cenaze namazini mes- 
cidde kildilar ” demijtir 2 . 

Hanefi imamlarmm ve onlarm ictihadina tarafdar olanlann bir 
delili dc Ebu Davud’un Ebu Hiireyre radiya'llahu anh' den riva- 
yet ettigi : “Kim ki cenaze namazini mescidde kilarsa , o namazdaji ma'nevi 
bir faide me'mul degildir ” mealindeki hadis-i §eriftir 3 . Hatta Ibn-i 
Ebi §eybe Musannej ’inde : “d = 0 kimse ifin namazyoktur ” 

suretinde rivayet ctmi§tir ki, cami'dc namazin kihnmamasi hususunda 
bu rivayet daha sarihtir. 

§imdi iki tarafm istinad ettikleri Hazret-i Ai§e hadisi ile 
Ebu Hiireyre radiya'llahu anhuma hadisi biribiriyle tearuz etmi§ 
bulunuyorlar. Her iki rivayetin esas itibariyle lehinde ve aleyhinde 
§arih Ayni’nin Umdetii'l-KarV&c naklettigi vechile pek ^ok sozler 
soylenmi§ isc de bunlardan sarfi nazar ederek bu tearuzun halli husu- 
sunda enziyade isabeti goriilen, fukahadan ve niikkad-i muhaddisin- 
den Ebu Ca c fer-i Tahavi’nin fikridir. Tahavi diyor ki: iki haber 
tearuz edince, bunun hangisi muahhar oldugunu bilmege liizum var- 
dir, Ta ki, o miiteahhir rivayete nasihtir, diyebilelim. Goriiyoruz ki, 
Hazret-i Ai§e hadisi ibaha halinde fi'l-i Nebevi’yi ihbar etmekte- 


1 Sehl lbn-i Bcyza Kurey$i’dir. Kudema-i Sahabcdendir. Ibtida Habe$e’ye, 
sonra Medine’ye hicret etmi$tir. Bedir gazasinda ve sair gazalarda hazir bulunmu?- 
tur. Hicret’in dokuzuncu yilinda irtihal elmi? ve cenazesini bizzat Resul-i Ekrem 
kildirmi$tir. [ Hiilasa ]. 

2 »L*- j j f ! jl>» Jp X-* j <ip U I jU ^ y— I U 

[ *1 Jj] j 

3 Jp Zr* ) • dd J jli Jtf 5j \j\ j* xii 

±ja*\j J \ij (V d ^iU) :dii] J ir \ Ajjj .d V * •« j 

d l jOl -Up ^ ) iS J*> J ^ ) 


308 CENAZE NAMAZINDA SAF BAGLAMAK StlNNETTlR — SAL.AT-I 


dir. Kendisine nehiy tekaddiim etmemi§tir. Ebu Hureyre hadisi 
ise kendisine tekaddiim eden ibaha hiikmii vaz'iyyetini nehyetmek- 
tedir. Binaenaieyh Hazrct-i Ai§e hadisinin Ebu Hureyre hadisi 
ile mensuh oldugunu kabtil etmek icab eder. Bununla beraber Haz- 
ret-i Ai§e’nin yagmur gibi birozur ile mescidde kilinmasini iltizam 
etmi§ olmasi da ihtimal dahilindedir. 

Mevzuu bahsimiz olan Ebu Hureyre hadisinden istifade edi- 
len iigiincii bir hiikiim de sair namazlarda oldugu gibi cenaze nama- 
zinda da saf baglanmanm siinnet olmasidir. Tirmizi’nin Malik 
Ibn-i Hiibeyre’den rivayet ettigi iizere Resul-i Ekrem Efendi- 
miz : “ Hangi bir cenaze ki , onun iizerine iif saf cemaat namaz kilar , Cennet 
veya magfiret ona vacib olur” buyurmu§lardir l . 

Nesai’nin, Hakem tbn-i Fiiruh’dan rivayctine gore, Hake m 
demi§tir ki : bize Ebii’l-Miileyh 2 bir kerre cenaze namazi kildir- 
mi§ti. Biz onu tekbir aldi zannettik. Halbuki o bize yiiziinii gevirdi 
ve : “Saflanmzi ikdme ediniz , meyyit hakkinda dudmz , $efaatiniz hiisn-i 
kabule mazhar olsun” dedi 3 . 

Yine Ebii’l-Miileyh demi§tir ki: bana Abdullah, ezv&c-i 

Nebevi’den Meymune radiyaTlahu anhd'&dLVi Resul-i Ekrem’in : 
“Bir meyyit ki , onun iizerine nastan bir iimmet namaz kilar , muhakkak onlar 
o meyyit hakkinda $efdat ederler” buyurdugunu rivayct etmi§tir. Ebii’l- 
Miileyh’e, iimmet nedir? diye sorulmu§. O da kirk ki§idir, cevabim 
vermi§. 

Hadisten dordiincii derece istif&de edilen cihet, bu hadisin gaib 
iizerine cen&ze namazi kilinmasini tecviz eden iilemaya hiiccet ol- 
masidir. Imam §afii ve Ahmed Ibn-i Hanbel tecviz eden eim- 
medendir. Nevevi diyor ki meyyit o belde iginde ise §afii mezhe- 


^ J ^ Jli <Jli * lj l dll* 

* J <1 j\ , 4isLl d -La* aJLf 'J* 

[ Ti ^ * r 

2 Ebu’l-Muleyh, Huzeli’dir, ismiAmir Ibn-i Usime Ibn-i Umeyr’dir. 
Babasindan, Enes Ibn-i Malik’ten Ai$e radiya'llahu anhum'den ve daha bir takim 
Sahabi’den riv&yeti vardir. Kendisinden de Salim Ibn-i Ebi Ca‘d, Katade, 
E yyftb gibi kibar-i me§ayih hadis ahzetmi$!erdir. Hicret’in 98 tarihinde vefat et- 
mi§tir. Ibn-i Sa'd Tabakat’inda. 11a tarihinde vefat ettigini kaydetmi§tir. Ebfi 
Zer’a tevsik eylemi§tir [ Hulasa ]. 

3 . <&& Ui J 


binde de ima 
olmamasidir. 
“ tmdmla cenaz 
mesdfe btdunm 1 
Imam 

kilinmasini t< 
kabilindedir, 
§arih Ibn-i J 
hakkinda iimmt 
salat’i gdibe ce 
Abdi’l-Ber 
guna kaildir . J 
Hadisten 
namazinin dc 


t) r) 


uiii p : 




^ ✓ x t 4 * 

UJbtl p 


Enes ! 
liyor: Haz 
“Resu 
iizerinde : ‘ 
katlolundu. 
O da katloli 
aldi, o da 1 
lah salla'lli 


GAYB HAKKINDA ArA VE MEZAHlB 


309 


binde de imam meyyitin yaninda hazir bulunmadik^a namazin caiz 
olmamasidir. Bazi §afii fukahasi bunu da tecviz etmi§tir. Rafii de : 
“ Imdmla cenaze arastnda takriben iki yiiz ydhut tif yiiz zira'dan fazla bir 
me safe bulunmamak Idzimdir” demi§. 

Imam Ebu Hanifeile ashabi, gaib iizerine cenaze namazi 
kihnmasim tecviz etmemi§lerdir. Neca§i hadisesi, hususi madde 
kabilindedir, bu babda ihticaca salih degildir, demi§lerdir. Hatta 
§arih Ibn-i Battal “Saldt-i gaib hakkinda bu hadis He amel edilmemesi 
hakkinda ilmmetin ittifaki vardir . Bazi mustesndlardan kat ( -i nazar edilirse y 
salat-i gaibe cevaz veren iilemadan birkimse bilmiyomm ” demi§tir. Ibn-i 
Abdi’l-Ber de: “Ekser ehl-ilim , saldt-i gaibin Necap'ye mahsus oldu - 
guna kdildir. Bdzilari tecviz etmijtir” demi§, 

Hadisten be§inci derecede istifade edilen bir hiikum de cenaze 
namazinm dort tekbir ile kilinmasidir. 


"t,- 'll- 0 ' /TOO 

I (Jl$ dUn (jg&j viAJl* • 623 


*'x ' •' • , ,'T, * • *. 

TERCEMESi 


Enes Ibn-i Malik radiya'llahu anA’den §oyle rivayet edi- 
liyor: Hazret-i Enes demi$tir ki : 

“Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem (bir kerre minber 
iizerinde : “I§te) sancagi Zeyd (Ibn-i H&rise) aldx, Zeyd 
katlolundu. Sonra sancagi Ca‘fer (Ibn-i Ebi Talib) aldi. 
O da katlolundu. Sonra sancagi (Abdullah) Ibn-i Revaha 
aldi, o da katlolundu” buyurdu. (Bunu soylerken) Resulul- 
lah salla'llahu aleyhi ve sellem' in (miib&rek) iki goziinden ya§ 


310 


MOTE HARBt — MOTE SEHiDLERt 


akiyordu. ( Resul-i Ekrem devamla: ) “Bundan sonra san- 
cagi emirsiz, Halid Ibn-i Velid aldi. Ona feth ii nusrat 
ihsan olundu” buy ardu. 

IzAhi 

Bu hadis-i §erifte §ehidetleri bildirilen bu tig kahraman kuman- 
dan, Hazret-i Peygamber’in ve lsl£m oldusunun goz bebegi idi. 
Bu dilsuz §ehadet hadisesi de “Mute ” 1 harbinde vuku' bulmu§tu. 
Islam tarihinin pek acikh bir faslim te§kil eden bu muharebede Islam 
ordusu kumandan Zcyd Ibn-i Harise §ehid olmu§tu, Sonra ku- 
manda mevkiine ge$en Ca'fer Ibn-i Eb! Talib, bunun da §eha- 
dcti uzerine Abdullah Ibn-i Revaha radiya'llahu anhiim kumandan 
olmu§ ve mliteakiben o da §ehid olmu§tu. En sonra Halid Ibn-i 
Velid kumandayi ele alarak feth ii zafer miiyesser oldu. 

Bu silsile-i §iihedanm aci haberleri heniiz Medine’ye gelmeden 
Resul-i Ekrem Efendimiz bunu aynen Ashab’a haber vermi§tir. 
Vakidi Abdullah Ibn-i Eb! Bekr’e miintehi olan bir senedle 
bu miibarek §ehidlerin Resul-i Ekrem tarafindan Ashab’a nasil 
teblig buyuruldugunu §oyle rivayet ediyor : 

Iki ordu Mute’de harbe tutu§unca Resulullah salla'llahu aleyhi 
ve sellem Medine-i Miinewere’deki Minber-i Saadet’ine oturmu§ ve 
kendilerine, Medine ile §am arasinda fersahlarla uzayan bu geni§ 
saha agilarak meydan-i ma c rekeyi bizzat goriiyordu. I§te sancagi 
Zeyd aldi, §ehid oldu, buyurdu ve §ehadet getirip §ehide salat (i se- 
lamdan sonra siz de Zeyd igin istigfar ediniz, Zeyd Cennet’e girdi. 
Or ada say ii safadadir . §imdi sancagi C a ‘ fe r Ibn-i Ebi Talib aldi, 
o da §ehid oldu, buyurdu. Buna da §ehadet, salat, dua edip siz de is- 


1 Mute, §am miilhakatindan “Belka” denilen bir hitte-i arazide vaki* bir! 
kasabadir. Hazret-i Peygamber, biitiin cihan hiikumdarlarma Islam dinine; 
da ‘vet i^in birer mektub gonderdiginde Bizans Imparatorunun him&yesinde bulunanl 
“ Busra ”, §imdiki “ Havran ’* Emiri “§urahbil Ibn-i Amr” a da “Haris tbn-J 
Umcyr” radiya'lldhu anh yediyle bir mektub gondermisti. Diger siifera-yi Seniyyq 
emniyyetlc ifa-yi vazife ettikleri halde Hazret-i Haris §urahbii tarafindan 
$ehid edilmi§ti. Bunun uzerine ii$ bin mevcudlu bir ordu techiz ve “Zeyd Ibn-j 
HArise” kumandan ta*yin buyurulup gonderildi. §&yet Zeyd §ehid olursa yerin^ 
Ca'fer lbn-i E b i T&lib, bu da $ehid olursa Abdullah Ibn-i Revaha’nin sira 
ile kumandan olmalan emrokmmu§tu. “A/dfe” de harb edildi. Fakat dii§man or-, 
inun mevcudu yiiz bin neferden ibaret idi. 


ligfar ediniz, 
digi tarafa ik 
Revaha aid 
salat ile duac 
Cennet’e da 
inde gordii^ 
madiyen yas 
aim bir kill 
vesser oldu. 

\ urulmami§t 
sc lame ti nan 
mukaddes bi 
Buhari 
§iiheda aras\ 
tehidin viicud 
Buhari, Mi 
' ' 0 giinii elim 
dcdigini hat 
dir. Peygai 
veganc ismi 
ztf 1-cenahey 
de ma'rufdu 
niikabadan 
hali (596) 1 
Bu had 
bu Islam b 
haber vermi 
tefad olur. E 
levkalade al 
liyor. Hazs 
ordunun m2 




✓ • 0 

^JL 


>nra san- 
u nusrat 


in kuman- 
Jebegi idi. 
bulmu§tu. 
>ede Islam 
Sonra ku- 
a da jeha- 
sumandan 
id lbn-i 

gelmeden 
vermi§tir. 
nr senedle 
&b’a nasil 

Uahu aleyhi 
turmu§ ve 
bu geni§ 
te sancagi 
lalat il se- 
ict’e girdi. 
alibaldi, 
i siz de is- 

de vaki* bir 
slam dininc 
i de bulunan 
Iris lbn-i 
fc-yi Seniyyc 
tarafindan 
«yd Ibn-i 
lursa yerinc 
iha’nm sira 
di^man or- 


Foridun SlRTO&tCtZL' 

K 1 1 a p S f g t 

SLpK-I NObCVVET- 1 AHMEDlYYE 311 


tigfar ediniz, buyurduktan sonra i§te Ca'ferde Cennet’e girdi, iste- 
digi tarafa iki kanadla uguyor. Bu dePa da bayragi Abdullah Ibn-i 
Revaha aldi, o da §ehid oldu, dedi. Onun hakkinda da §eh 3 det ve 
salat ile duadan sonra sizde Abdullah i?in magfiret dileyiniz. Bu da 
Cennet’e dahil olmu§tur, buyurdu. Enes lbn-i Malik’in hadi- 
sinde gordugumliz iizerc, Resul-i Kibriya’nm gozlerinden miite- 
madiyen ya§ akiyordu. Bundan sonra bayragi siiyuf-i ilahiyyeden 
yahn bir kilinc olan Halid lbn-i Vclid aldi ve feth ii zafer mil- 
yesser oldu. Halbuki Halid taraf-i Risalet’ten kumandan ta'yin bu- 
yurulmami§ti. Fakat harbin cn tehlikeli bir zamaninda ordunun 
Selameti namina kumanda mcvkiinc ge$ip sancagi cline almayi en 
mukaddcs bir vazife bilmi§ti. 

Buhari’nin lbn-i Omer’den rivayetine gore, lbn-i Omer: 
“ §iihedd arasinda Ca'fcr lbn-i Ebi Talib'i aradik , bulduk ; bu aziz 
$ehidin vticudiinde yetmij bu kadar ok ve kilinc yarasi bulduk ” demi§tir. 
Buhari, Mutc’deki §edaid-i harbi tasvir eden Hazret-i Halid’in : 
“0 giinii elimde dokuz kilinc kirildi. Yalmz bir “safiha-i ycmaniyye” kaldi ” 
dedigini haber veriyor. Zeyd lbn-i Harise ilk musliimanlardan- 
dir. Peygamberimiz kendisini evlad edinmi§ti. Kur'an-i Kerim'de 
ycgane ismi zikredilen bir Sahabt’dir. Ca c fer lbn-i Ebi Talib, 
zu’l-cenaheyn ve sahib-i Hicreteyndir. Cevad Ibni’l-Cevad diye 
de ma*rufdur. Abdullah lbn-i Revaha da Akabe’de biat eden 
niikabadan biridir. Cesur ve en ate§in bir Islam §airidir. Terceme-i 
hali (596) numarah hadisin izahinda ge^mi§tir. 

Bu hadis-i §eriftc sidk-i nubiivvet-i Ahmediye delalet vardir ki, 
bu Islam bahadirlerinin $ehadetlerini heniiz bunlar Mute’de iken 
haber vermi§lerdi. Yine bu hadisten, meyyite aglamamn cevazi miis- 
tefad olur. Bir de liizum tahakkuk edince menafi-i umumiyye namina 
fevkalade ahvalde ta'yinsiz tevelli-i umur edilmesinin cevazi anla§i- 
hyor. Hazret-i Halid’in bizzat kumanda mevkiine ge$memesi, 
ordunun mahvini ve iimmetin felaketini mucib olacakti. 


<Up JU : JU -up a»i ^ j <cp j . 624 

• ' o x •j»i 4 J?. 

. 4l)i Vi 


312 


ENES lBN-1 MALlK HADlSl — QOCUK ACISININ 


Tergemesi 

Yine Enes Ibn-i Malik radiydllahu aaA’den, Resu- 
lullah salldllahu aleyhi ve sellerrt in §oyle buyurdu, dedigi riva- 
yet edilmi§tir: 

O5 ^ocugu heniiz erlik gagina ermeden vefat etmi§ hi? 
bir rniisliiman yoktur. Ancak Cenab-i Hak o miislumam, bu 
(jocuklara ihsan buyurdugu geni§ rahmet ve keremi ile Cen- 
net’e idhal eder. 

IZAHI 

Raviler, rivayetler : 

Bu hadis-i §erif de rivayet vichelerinin kesretiyle temeyyliz etmi§ 
hadislerden birisidir. Turuk-i isnadi kirk kadar Sahabi’ye miintehi 
bulunmaktadir ki, §unlardir : . 

Ebu Hureyre, Abdullah Ibn-i Mes'ud, Abdullah 
Ibn-i Abbas, Ebu Said-i Hudri, Muaz Ibn-i Cebel, 
Utbe Ibn-i Abid, Cabir Ibn-i Abdillah , Mutrif, Enes, 
Ebu Zer, Ubade Ibn-i Samit, Ebu Sa'lebe, Ukbe Ibn-i 
Amir, Kurre, All Ibn-i Ebi Talib, Ebu Umame, Ebu 
Mhsa, Haris, Cabir Ibn-i Semlire, Amr Ibn-i Abse, Mu- 
aviye Ibn-i Hayde, Abdurrahman Ibn-i Be§ir, "Ziiheyr 
Ibn-i Alkame, Osman Ibn-i Ebi’l-As, Abdullah ibn-i Zii- 
beyr, Ibn-i Nadr-i Selemi, Sefine, Hashas Ibn-i Bekir, 
Abdullah Ibn-i Omer, Ziibeyr Ibn-i Avvam, Blireyde 
Ebu Seleme (Resul-i Ekrem’in raisi), Ebu Berze, Ummli’l- 
Mu ’minin Ai§e, Habibe Ibn-i Sehl, Ommii Suleym, Ummii 
Miibe§§ir ve daha ismi ta^n edilemiyen Sahabi radiya'llahu anhiim. 

Bu Ashab-i Kiranrdan rivayet eden Tabii ve onlardan ahz ii 
rivayet eden Etba-i T&bii ile dorduncli tabakadaki ravileri insan 
§oyle gozoniine getirince, bir tiirlii hayret etmekten kendisini alamaz. 
Islam dini’nin safvet-i asliyyesinde mahfuz kalmasinm bu da canli 
bir §ahidi. Bu Ashab-i Kiram’dan rivayet edilen metinler biribirin- 
den tabiidir ki farklidir. Yalmz ifade ettikleri ruh-i ma ( na birdir. 
Hadis mevzuunda matlub olan da budur. Bugiin §ark ve garb mii- 
tefekkirlerinin itiraf ve takdir ettikleri bir hakikattir ki, Islam Dini 
kadar hiq bir hadise-i ictimaiyye metodolojik bir usul ile zamammiza 


JFeridun ERTUCRUL 
Kitapi igi 


UKREVl MOkAfATI — SABRIN ECR t) SEVABI 313 


kadar nakledilcmcmi$tir. Bu, yalniz ve yalniz alikam-i Islamiyyemi- 
zin mazhar oldugu bir lutf-i ilahidir. 

Bu hadisi Buhari; bir focugu vefkt cdip dc kaza-yi ilahiyc razi 
olan vc Cenab-i Hak’dan rahmct vc magfiret dileycrck sabreden 
musliimanm fazilctinc dair aytigi bir babmda zikretmi§tir. Hadistc 
ii<j gocugu vefat cdcn musliiman ta c bir edildigi haldc Imam Bulia- 
ri’nin bu unvanda bir focugu vefat cdcn ta 4 blr ctmesi, bu hadisin 
arzettigimiz birgok tarik-i rivayctlcri arasinda bir vc iki ile takyid 
edilenleri vardir da Buhari bunlara da bu unvanmda ijarct etmi§ 
oluyor. Nasil ki, Ncsai’nin atideki rivayctinde iki adedi musarrahtir : 
Rcsfil-i Ekrcm Efcndimiz: “Kim ki vefat eden iif focugunun seva- 
bint Allahu Tedladan dilerse , Cenab-t Hak onu CenneCe idhdl eder ” buyur- 
mu§. Bu sirada bir kadm ayaga kalkip : “Yd Resula’ llah, iki focugu 
olmiif olursa o da bu ecre nail olur mu?” diye sormu§ da Rcsul-i Ekrem: 
“ Evet , iki focugu olen de nail olur” buyurmu$. Sonra bu kadm : “Kdfki 
biri de sorsa idim?” diyc tcessLif ctmi^tir 1 . 

Ummii Eymen’dcn gclcn rivayette: cJlT j jo y**” 

« SJJ aJ = Bir focugunu defneden kimse , sabreder ve Cenab-i Hak* lan ecrini 
dilerse , o kimseye Cennei nasib olur” buyurulmu$tur. 

Hadistc mutlak olarak “veled — focuk ” ta'bir edilmi§ olmasina 
gore kiz vc erkek gocuklanna §amildir. (Muslim) ta c biri dc amdtr, 
erkek vc kadma §amildir. Her ikisi dc nail-i mesubat olur. 

Imam Buhari, bu hadis-i §crifin mensub oldugu unvanmda 
“bir focugu dliip de sabreden kimsenin fazileii” dedikten sonra : j*” 

*« — Habibim! Kazdya , belaya sabreden kullara miijdele” kavl-i $cri- 

firii ziyadc ctmi^tir. Cenab-i Hak bu sabreden kullan Bakare surcsinde 
$oyle tavsif buyuruyor: “ o j W l^Jli i-ju— ^ 

birler, o miislumanlardir ki , onlara her hangi bir musibet erifligitide: “Biz; 
hayatta kazd-yi ilahiye riza if in yaratilmij kullanz , oliitice, elbette Cenab-i 
Hakka riicu c edecegiz derler”. 

Bu ayct-i kcrimedc mubc^irbih zikredilmcmi§tir. Fakat bunun 
altmdaki ayct-i kcrime bu mahzfifa delalet etmektedir : 

jJLJjI jir-j j fry j* ol jL* = Bu surelle izhar-i sabreden kullara 

1 l Jli If ubjl jt cJUi ja\ ^ 

cJb L sljil cJlii uLil j 

lhtisab, vefat eden gocugu i^in Cenab-i Hak’tan sevab dilemekdir. 


315 


m bii- 
^alari- 
fruhav- 
iberler 
tvev i, 
mi ol- 
e gore 
ve 
iz bu- 

)X. 

tadis-i 
n iba- 
evlad 
lerden 
i kar§i 
ir. Bu 
tyvan- 
jekik-i 
ir ifa- 

vladin 
ikliigii 
^adis-i 
ayatini 
arinm 
h ver- 
acaba 
Ana, 
tur ki, 
s olan 
efinde 
enab-i 
mlika- 
kadar 


* Sure : s ( Bakare) > dyet: 156 


314 


ETFAL-i MOSLImIN VE Mtl^RtKlN 



Rablan tarafindan bah$edilmi$ salavat ii magfirel ve lulf ii ihsan vardir . 
Bu sabir kullar , hakka , dogruya delalet edilmiflerdir . Hal-i musibette ve hal-i 
meser retie ne yapilacagtnt bilirler 

Beyzdvi Tefsiri’ ndc §oylc bir liaber rivayct cdiliyor : “Aim ki 
musibet zamamnda Cenab-t Hakk’a ybnelirse , Allah onun musibelini telafi 
eyler y sonunu iyi yapar, kulun ho$lanacagi bir suretle giizel bir hale/ini ihsan 
eder ” buyurulmu^tur 1 . Yine Beyzavi Tefstri’nde aleyhi s-salalii ve’s-sela- 
rrC in, musibcti, “ * * ■+*** JT = Mii'mine eza veren her ^ey mu- 

sibettir ” sflretindc ta c rif buyurdugu da naklcdilmi$tir. 

Said Ibn-i Ciibeyr Hazretleri : “ Musibele sabr ii tahammiil 
hususunda Muhammed iimmetine verilen haslel-i necibe , iimme-i sdireden 
hif birisine muyesser olmamifhr ” demi$tir. Uhud iiarbindc Rcsul-i 
Ekrem’in miibarek di§i kirildigi, ylizii yarilip kanlar aktigi bir sirada 
biiliin bu §edaid-i musibetc sabrederck bunlarin miiscbbiblcri olan 
Kurcy§’in nail-i hidayct olmalarina “ J j* st V j* ^~Yd Rab ! 

Kavmimi , nail-i hidayet kill Onlarin juuru, benim merlebe-i niibiivvelimi 
anlamiya miisaid degildir ” dive dua buyurdu. Halbuki Null aleyhi’s- 
seldm kavmi hakkinda: 

“ I jL* I y jJb V — Rahbimi Yeryiiziinde kafirlerden 

gezen bir ferd birakma!” diyc dua etmi^ti. 

( £JLI ^ ) bu hadisin biiliin rivayct tariklcrinde lia-i miihmc- 
lcnin kesri ve niinun siikunu, ahirinda da sa-i miisellesc ile riva- 
yet cdilmi$tir. Yalniz sahib-i Metali c Davudi’dcn lia-i mu'ccmcnin 
lctli-i ba-i muvahhede ile rivayct cdildigini liikaye etmi$tir. 

Buna gore diinya ma c siyetine eli bula^madan demek olur ki, bu da 
o ma'nayi ifade ctmcktedir. 


Etfal-i Musumin ve mu^rikin : Bu hadis-i yertften etfal-i Miis- 
liminin Cennetlik olduklan miistefad olur ki, bu babda icma c vardir. 
Tavzih ’ te Cebriyye’dcn ba$ka bu hususta muhalefet eden bir firka 
yoktur. Bunlarin icmaa muhalcfetlerinin de hiy bir ilmi kiymeti yok- 
tur, deniliyor. Yalniz ctfal-i mii^rikin hakkinda ihtilaf edilmi$tir. 
Imam Ebu Hanife ctfal-i mu§rikinin Cennct vcyahut Cchcnncm- 
lik olduklanna hiikmedilmeyip tevakkuf cdilmesi ictihadinda bulun- 
mu$tur. Abdullah Ibn-i Mubarck’in, Hammad’in, ishak 


* •U«p j x*. 'jA y j <1* 4LI y* 

U-U# UU- j 




L'i 


ULVi BtR TESLlYE 


315 


tbn-i Rahuye’nin mezhebleri de budur. Mii§rik ^ocuklarmin bu- 
yuduklerinde saadet yoluna siiluk edip Cennet’e mi? yoksa babalari- 
nin tarik-i §irk ve §ekavetine mi malik olacaklari, ilm-i ilahiye muhav- 
vel bir keyfiyyet bulundugundan ve bu babda rivayet edilen haberler 
de ihticaca salih gorulmediginden en dogrusu tevakkuftur. Nevevi, 
sahih olan Cennetlik olduklaridir, demi§. Ehl-i Gennet’in hadimi ol- 
duklan hakkmda da rivayet var. Celaleddin-i Davvani’ye gore 
de ehl-i nardir. Fakat Biireyka da bu ictihadlann hepsi ya re*y ve 
kiyasa miistenid oldugu veyahut da ahbar-i vahiyeden me’huz bu- 
lundugunu Mesabih §erhinde Turbu§ti’den naklen bildiriliyor. 

HADIS-i §ERiFTEN MUSTEFAD OLAN ULVI BIR TESLiYE : 

Yukandaki izahatimizla temamiyle anla§ilmi§tir ki, bu hadis-i 
§erifin sebeb-i viirudu musibet-zede ana ve babalari tesliyeden iba- 
rettir. Hi<j bir musibet evlad acisi kadar dilsuz degildir. Qiinkii evlad 
muhabbetinin goniillerdc maldan, candan, her tiirlii kiymetlerden 
yiiksek bir mevkii vardir. Bu sebeble insanlar §edaid-i ruzigara kar§i 
mahndan, canmdan once evladmin hayati masuniyyetini dii§iinur. Bu 
yalniz insanlara mahsus bir halet-i ruhiyye de degildir. Biitun hayvan- 
lar da bu his ile mefturdur. Lisan-i edebiyyatta kullanilan §ekik-i 
ruh, cigerpare ta'birleri bile bu hiss-i ruhi ve fitrinin tarn bir ifa- 
desi degildir. 

Ana ve babanin vicdanlarmda ta§idiklari bu necib his, evladin 
sinni ile ma'kusen miitenasib olarak inki§af eder. Ya§min ku^iiklugu 
nisbetindc $ocugun sevgisi goniillerde biiyiir. Bunun i<jin hadis-i 
§erif’de : jl = Erlik fagina ermemi$ ve kendi bafina hayatim 

kurtaracak bir sinne gelmcmif” olmakla tavsif buyuruluyor. Qocuklarmin 
hayati, sihhati iizerinde her an i^i titriyen bir ana, baba, Allah ver- 
mesin, guniin birisinde $ocuklarmin oliimu ile miisab olurlarsa, acaba 
bunlar ne ile muteselli olabilir, ne suretle tesliye edilebilirler? Ana, 
babanin vicdanlarmda evlad sevgisinden ustiin bir kiymet yoktur ki, 
medar-i tcselli ve tesliyet olsun? Ancak din hissi ile miitchassis olan 
ana, babadir ki, bu ezici sadme kar§isinda biitun teselliyi dinlerinde 
ararlar. Dinin kendilerine sundugu ilk teselli tiryaki ise, Cenab-i 
Hakk’a riicu c ve sabirdir. Ve sabrin nezd-i Bari’deki hesabsiz miika- 
fStidir 1 , Hakk’a riicu* ve teslimiyyet, ne kadar §uurlu ve ne kadar 


/ 


1 Ij-J 


316 


BIRSUAl VE CEVAB — FETH-I MEKKE GONO 


huluslu olursa, afet-zede ana, baba o nisbette kendilerine bir mes- 
ned-i teselli bulurlar. Ve o nisbette nail-i mukafat olurlar. Bu teselli- 
den mahrum bulunan zavalli bedbahtlann vaz c iyetleri ise 50k acik- 
lidir. Intihara kadar suriiklenebilir. 

Bir sual : Bu suretle teselli, acaba bazi gafil ana ve babalan, 
gocuklannin sihhi terbiyesine ne§v ii nemalanmn inki§afma kar§i ka- 
yidsiz bulunmaga sevketmez mi? Adam sen de $ocugum oliirse, uh- 
revi mukafati vardir. Ahiret’e kendim i^in bir te§rifatci> bir §efaatci 
gondermi§ durum. Ni^in lizerinde titremeli? diye bakimsizliga sev- 
ketmez mi? 

Cevab : Hayir, etmez. Gerek Kur’an-i Kerim’de, gerek aha- 
dis-i §erife’de buyiik, kti^iik biitiin insanlarm hay^tlarmin hiisn-i mu- 
hafaza ve isti'mali hem ferdin ve hem cem c iyyetin zaman ve kefale- 
tine tevdi* edilmi§tir. Qocuklarin hayat ve sihhatleri hakkinda vesa- 
ya-yi §er c iyye daha (joktur. Resul-i Ekrem salla'llahu aleyhi ve sellern 
Mekke’nin fethi giinii kadinlardan biat almi§ti. Bu biatin Miimte- 
hine suresinde zikr ii ta‘dad buyurulan mevaddi §unlar idi : 1) ka- 
diiilar, Allah’a §irk etmiyeeekler, 2) sirkat etmiyecekler, 3) zina etmi- 
yecekler, 4) $ocuklari oldiirmiyecekler, 5) zevcinden olmiyan bir <jo- 
cugu, bu senindir, diye kocalarina biihtan eylemiyecekler, 6) Resul-i 
Ekrem’in ma c ruf emirlerine muhalefet etmiyecekler 1 , 

Cahiliyyet Arabian arasinda $ocuk biiyiitmek bir kiilfet ve aile- 
nin rizkina, mai§etine bir i§tirak ve bir tecaviiz addedilerek diri diriye 
gomiip oldiirmek mubah addedilirdi. Bu miibayaa mevadd-i miihim- 
mesi arasinda kadmlann ^ocuklanm oldiirmiyeceklerine dair bir mad- 
denin konylmasi bu vah§et-engiz adetin ortadan kaldirilmasi maksa- 
dina mebni idi. Buhari’nin Sahih' inde Hazret-i Ai§e radiya'llahu 
anhff dan rivayet ettigi bir hadis-i §erifte Resul-i Ekrem salla'llahu 
aleyhi ve sellem Efendimiz : Nezd-i tlahfde en buyiik giinah, seni ya- 
ratan Allahu Teala’ya bir faniyi §erik kilmakligm. bundan sonra 
senin nzk u maf§etine i§tirak edecektir. dii§uricesiyle ^ocugunu oldiir- 
mek, sonra da kom§usunun namusuna tecaviiz etmektir. Goriiyoruz ki, 
katl-i evlad, Allah’a §irk etmege, kom§u kadinina zina etmege, ciirm ii 


J w l V j V j (jk*i ^ j ^ j 


cinayett 
r&mdir. 
tine go2 
Fal 
kalkmi§ 
cesine b 
§iddetiyl 
ba§lar, ( 
bir vaz c i 
cadele et 
mevzuu 
kar§i ka> 
degildir, 

+ + + % 

Jr* c. 



t)mr 
§oyle rivfi 


1 Omm 
Ens&ri’dir dc 
lardandi. H a 
ted&vi eden bi 
terem kadm yi 
gibi bunlan bi 


KADINLARIN BlATl — MEYYlTiN SU VE SlDR ILE GASLl 317 


ramdir. Fakat bir kom§unun mukaddes namusuna vc harim-i isme- 
tine goz dikmenin hiirmet ve §en&ati daha agirdir. 

Fakat cahiliyyet devri gegmekle bu menfur zihniyyet ortadan 
kalkmi§ da degildir. Qocuk dogurup biiyutmeyi bir kiilfet ve aile biid- 
cesine bir bar-i mai§et telakkisi bugiin en medeni muhitlerde olanca 
§iddetiyle hiikum siirmektedir. Bu firkin zihniyyet, <jocuk du§lirmekle 
ba§lar, dogan nevzadm sihhatine ihtimam etmemek gibi tahribkar 
bir vaz'iyyet ahr. Din-i Islam, bugiin de bu cahiliyyet adetleriyle mii- 
cadele etmekte ve bu gafilleri intibaha gah§maktadu\ Binaenaleyh bu 
mevzuu bahsimiz olan hadis-i §erif bazi gafil aileleri <;oeuk bakimma 
kar§i kayidsizliga sevketmez mi? suretindeki sual, dogru ve yerinde 
degildir, diyecegiz. 


TERCEMESi 

tlmmii Atiyye-i Ensariyye 1 radiycUllahu anha'dan 
ijovle riv&yet edilmi§tir : 

1 Ummu Atiyye’nin ismi “ Nuseybe Bint-i Ka'b ” dirl Bint-i H&ris-i 


ted&vi eden bir cerr&h oldugunu biklirmi§tir. I?te Hazret-i Zeyneb’ide bu muh- 
terem kadin yikami$ ve Hazret-i Peygambe r’den aldigi emirleri ifa ettigi 


cinayette miisavi bir fezahat addedilmi§tir. Herkes bilir ki, zina ha- 




Ens&ri’dir de denilmi§tir. Atiyyc Resfil-i Ekrem’e biat eden kadin- 

lardandi. Hatib-i Tibrizi t)mmii Atiyye’nin hastaya bakan bir doktor, yara 


gibi bunlan birer birer Ommete rivayet eyledigi igln tlmmii Atiyyc hadisi, fikhin 


318 tlMMt) ATIYYE HADlSl — REStJL-I EKREM’lN KERlMESt 


Ummii Atiyye demi§tir ki : Resulullah salla'llahu 
aleyhi vesellem ’ in kizi (Zeyneb radiya'llahu anhd) vefat ettiginde 
Resulullah yanimiza gelip buyurdu ki : 

Kizimi su ve sidr ile u^, yahud be§, hatta icab ederse 
daha ziyade yikayimz. En sonrakinde kafur, yahut kafur 
nev c inden bir koku kullanimz. Gasilden farig oldugunuzda 
bana bildiriniz. Biz, gasli bitirince Resul-i Ekrem’e haber 
verdik. Resulullah bize “ Hikiv ” denilen kendi izarim verdi. 
Ve : Bunu kizima iq gomlegi yapmiz, buyurdu. 

(Ravi Muhammed tbn-i Sirin diyor ki) : Ummii 
Atiyye “Hikiv” ile izar kasdetmi§tir. 

1ZAHI 

Buhari bu Ummii Atiyye hadisini Sahih'inin on bir yerinde 
zikretmi§tir. Hepsi de Cenaze bahsindedir. Fakat bunlardan hiq bi- 
risinde bu gasledilen aziz cenazenin Peygamberimiz’in hangi kizi 
oldugu tasrih edilmemi§tir. Biz, bunun Zeyneb radiya'llahu anhd 
oldugunu Miislim’in sarihan vaki 1 olan rivayetinden ogreniyoruz. 
Bunun i^in tercememizde muHeriza i<pnde tasrih ettik. Bazi ehl-i 
$iyer, Peygamberimiz’in bu gaslolunan kerimesi, Hazret-i Os- 
man’in zevcesi Ummii Giilsiim radiya'llahu anhd oldugunu zikret- 
mi§tir. Ebu Davud da bir riv&yetinde Ummii Gulsum diye haber 
vermi§tir. Fakat Hafiz Abdii’l-Azim-i Miinziri, Ayni’nin de 
bize naklettigi bu rivayetin senedine iki cihetle ve hakli olarak ta c n 
etmi§tir. §ukadar ki, Miinziri de bir noktada ziihul ediyor. Bu da 
Ummii Giilsiim’iin vefatinda Hazret-i Peygamber’in Hay- 
ber’de bulundugunu, Ebu Davud’un bu rivayetine ii^iincii birta'n 
olarak zikretmesidir. hayber sirasmda vefat eden kerime-i Nebevi 


gasl-i meyyit babinda en emin ve yegane bir mercii olmu$tur. tlmmii Atiyye 
hadisi iki karde§in rivayetleri etrafinda doner. Bunlar tbn-i Sirin’in oglu Mu- 
hammed ile kizi Hafsa’dir. Gerek izahi sadedinde bulundugumuz, gerekse bunu 
ta'kib edecek olan tlmmii Atiyye hadislerinin ravisi Muhammed tbn-i 
Sirin’dir. Buhari’deki Hafsa Bint-i Sirin’in rivayetleri ise, karde?i Muham- 
med’in hifz etmedigi cihetleri tamamliyor. Bu sebeble tbn-i Miinzir demi?tir ki : 
gasl-i meyyit hadisleri i^inde tlmmii Atiyye hadisinden a € I£ bir hadis yoktur. 
Btitun eimme bu had ise muracaat etmi§lerdir. 


“Rukay 
Ummii 
Hicret’in 
etmi§ti. 
vefat etm 
neb’i de, 
Peygam 
medigind< 
isim tasril 
gu sabit < 

Zeyr 
mesidir. ^ 
Hadicet 
Ibn-i Re 
me” isimh 
hayatmda 
cvlenmi§tii 
zuumuz ol 
zesinde bi 
[Ayni]. 

Bu U s 
dair agtigi 1 
noktalan i 
kam istifad 

1) Me 
Hanefilere 
iimmetle s 
hakkidir. 

SuNNE' 

Izahi 

“Su ile , sidr 
gelecek ola 
aynen gore* 
Ibn-i Ahr 
lettigine go 
mi§ler, keft 
once kazip 


ZEYNEB — MEYYlTl GASLlN HOKMt) VE DELlU 


319 


“Rukayye” radiya'llahu anha idi. Rukayye’nin vefati uzerine 
tlmmii Giilsiim, Hazret-i Osman’a tezvic edilmi§ idi. Sonra 
Hicret’in dokuzuncu yilinda da (Jmmii Giilsiim Hazretleri vefat 
etmi§ti. Hazret-i Zeyneb de Hicret’in sekizinci yili ibtidasinda 
vefat etmi§tir. Ommii Atiyye, gassale bir kadin oldugundan Zey- 
neb’ide, Ommii Giilsiim’ii de o yikami§ olabilir. Caiz ki, Buhari, 
Peygamberimiz’in bu iki.kerimesinden hangisi oldugunu kestire- 
mediginden = Peygamberimiz'in ktzi oldiigiinde” diye 

isim tasrih etmemi§tir. Fakat Miislim’in §eraitine gore, Zeyneb oldu- 
gu sabit oldugundan, Muslim tasrih etmi§tir. 

Zeyneb radiya'llahu anha , Peygamberimiz’in en biiyiik keri- 
mesidir. Veladetinde Peygamberimiz otuz ya§mda idi. Validesi 
Hadicetii’l-Kiibra radiya'llahu anha' dir. Zeyneb, “Ebu’l-As 
Ibn-i Rebi c a tezvic buyurulmu§ ve bu izdivacdan “Alt ve Uma- 
me” isimlerinde bir ogu ile bir kizi diinyaya gelmi§ti. Oglu, kendisinin 
hayatinda vefat ve kizi tfmame muammer olup Hazret-i Ali ile 
evlenmi§tir. Zeyneb, sekizinci sene ibtidasinda vefat etmi§ ve mev- 
zuumuz olan hadiste goriildiigii iizere Resul-i Ekrem bizzat cena- 
zesinde bulunmu§tur. Kizi Umame’den zurriyyeti kalmami§tir. 
[Ayni]. 

Bu Ommii Atiyye hadisinde Buhari gasl-i meyyitin hiikmiine 
dair a$tigi bir babmda zikretmi§tir. Bu unvan gayet §iimulludiir. Bir$ok 
noktalan ihtiva etmektedir. Aym zamanda hadisten de pek 50k ah- 
kam istifade edilmi§tir. 

i) MEYYITi GASLETMEK FARZ MIDIR, VACiB MIDIR, SUNNET MIDIR? 
Hanefilere gore, kifaye olarak vacibdir. Viicubu, siinnetle, icma-i 
iimmetle sabittir. Oliiniin gasli, diriler iizerinde oliiniin en biiyiik 
hakkidir. 

SuNNET DELiLi : 

Izahi ile me§gul bulundugumuz hadiste Resul-i Ekrem’in: 
“Su ile , sidr ile, ytkaymtz” buyurmalandir. (629) uncu olarak tercemesi 
gelecek olan Ibn-i Abbas hadisinde de boyle bir emr-i Nebevi’yi 
aynen gorecegiz. Bu babda en kuvvetli bir dielil de §udur: Abdullah 
Ibn-i Ahmed’in Miisned' de rivayet edip Beyheki’nin mealen nak- 
lettigine gore : Adem aleyhi' s-selam oldiigiinde melekler gelip gaslet- 
mi§ler, kefenleyip kokulami§lar, tabuta koyup namazmi kilmi§lar, 
once kazip hazirladiklari bir lahde defnetmi§ler, sonra kabirden $ikip 


320 


GASL-t MEYYlTlN SEBEB-t VGGCBU 


lizerine toprak koymu§lar : Sonra “ Ey Adem-ogullan , ifte bu sizin ydu- 
nuzdur!” demi§ler. tbn-i Hiimam da viicub-i gasle delil olarak bun- 
lan zikrcdiyor 1 . Bunlardan da daha biiyuk delil, Res&l-i Ekrem’in 
viicud-i Saadetlerinin de irtihal-i dar-i baka buyurduklarmda gaslo- 
lunmasidir. Ebu Bekr radiya'lldhu anK den itibaren butiin Islam iim- 
metinin ifa edegelmesi, hiq bir zaman, §ehid miistesna olmak iizere 
terkedilmemesi de en kuwetli bir icma* delilidir. Veciz §erhinde gasl-i 
meyyitin, tekfinin, meyyit namazinm kifayeten farz oldugu ve bunda 
ummetin icmai bulundugu zikredilmi§tir. Nevevi de gasl-i meyyitin 
farz oldugunda icma* vardir, diyor. 

2) Gasl-i meyyItin sebeb-i vucCbu : 

Bazi fukaha, gaslin sebeb-i viicubu hadestir, demi§. Haile-i mevt 
ile mafsallann gev§emesi ve ahirete abdestle go^en bir mu ’minin bile 
her halde abdestinin bozulmasi §iibhesizdir. Irak fukah&smdan bazi- 
lan sebeb-i viicub necasettir, demi§. Viicud-i be§er de sair hayvanlar 
gibi daimi cereyan halinde bir kana maliktir. Bu cereyanm inkiti- 
iyle hayvanat nasil la§e haline geliyorsa, insan da oyledir, demi§ler. 
Fakat bu fikr ii nazar bazi nususa muhaliftir. Buhari’nin, mevzuu- 
muz olan babin unvaninda dalbn-i Abbas radiya'llahu anhumoL dan 
ta c likan rivayet ettigi bir haberde : “ Mifmin hayyen ve meyyiten necis 
olmaz 2 * * * * * * ” demi§tir. tbn-i Ebi §eybe bu haberi ta c likan §oyle rivayet 
ediyor. tbn-i Abbas: “Oliilerinize nccistir, demeyiniz . Z * n * mu 'min ha - 

1 tbn-i Htimam, yukaridaki delilleri zikrettikten sonra : “ Kdfi ” de Re- 

sul-i Ekrem’in her miislumanin mtisliiman uzerinde sekiz hakki vardir, buyur- 

dugu; bunlar arasinda gasl-i meyyitin de bir farz olarak zikredildigi rivayet olunu- 

yorsa da “bunu Allah bilir” diyerek bu rivayetin za‘fina i§aret ediyor. Sonra tbn-i 

Htimam ilaveten diyor ki, “Sahlhayn’de gordiigiimUz: (Redd-i selam, iyade-i ma- 
riz, ittiba-i cen&iz, icabet-i dua-yi mazlOm, te$mit-i &tis)tir. Muslim’in riv&yetinde 

(nasihat dileyene ogiid verilmesi) de bir hak olarak zikredilmi?tir. Bununla alti 
olur” diyor. Ve Sahihayn? de gasl-i meyyit bir hak olarak zikredilmedigine i§&ret 
ediyor. 

(618) numara ile tercemesi ge$en Bera* hadisinde de ittiba-i cen&iz, me’mu- 
riin-bih olan yedi §ey arasinda zikrediliyor. Ger$i ittiba-i cenaiz gasii istilzam eder, 
denilebilirse de miistakillen ve sarihaten bir hak olarak zikredilmemi§tir. Binaen- 
aleyh en kuwetli stinnet delili Ibn-i Abbas’m Sahihayn 9 de rivayet edilen •ji— ) 

( diye emir buyurmu§ olmasi vc Resdl-i Ekrem’in de gasledilmis 

bulunmasidir. 


m sizin yalu- 
t >larak bun- 
Ekrem’in 
inda gaslo- 
Islam iim- 
ilmak iizcre 
hinde gasl-i 
u ve bunda 
-i meyyitin 


!aile-i mevt 
minin bile 
ndan bazi- 
s hayvanlar 
inm inkiti- 
1emi§ler. 

- mevzuu- 

- iiTHfl’dan 
eynten necis 

rivayet 
m£*min ha - 

ifi" de Re- 
»nisr. buyur- 
i*iyet olunu- 
Seora Ibn-i 
ivftde -i ma- 
ri viyetinde 
? ,r unla alti 
difmc i$aret 

ah rae’mu- 

- ham eder, 
p?r 9 Binaen- 

;im •jL±\ ) 
sraslcdilmi? 


r«ridu-i) ZiTi ru d rul 
^ ; i a p 1 j g f 

GAStLDE ABDESTlN HOKMU 321 


yatmda da , memattnda da necis degildir ” demi^tir 1 . Ibn-i Abbas’in bu 
muallak hadisi, tercemesi (199) rakamiyle sebkeden Ebu Hiireyre 
hadisinin bir par^asidir. Buhari, bu Ebfi Hiireyre hadisini mev- 
sGlen de riv&yet etmi§tir. Hem, necis oldugu kabul edilirse, tahireti 
de kabil degildir, demek olur. Nasil ki viicud-i be§erin mevt ile bir 
l£§e haline inkilab ettigini kabul eden bazi Hanbeli fukah&si gasil ile 
tah&ret kabftl etmez, demi§lerdir ki. bu soz hark-i icma 4 dir, batildir. 

Buhari’nin bu b&bda ta'likan riv&yet ettigi bir haberde, Sa c d 
Ibn-i Ebi Vakkas radiya’lldku anh de : c< « — -t- Uf ulf>) = Eger 
meyyit $er'an necis olsaydi ona ben elimi dokundurmazdim ” demi§tir. 

3) Esna-yI gasilde meyyite abdest aldirilmasi ; bu abdest siin- 
nettir. Ve h&l-i hay&tta igtisal esnasmda abdest gibidir. §u fark ile ki, 
Hanefilere gore bunda mazmaza ve istin§ak yoktur. Qiinkli bu iki 
fi'lin tatbiki giicjtiir. Mebs&f ta : “ Meyyitin agztna verilen suyun ikrdct 
mumkiin degildir . Suyu ftkarmak if in cen&ze yiizustu fevrilse, dahilden bdzt 
feylerin de her halde fikmast mahzdru vardir. Hem bu sdretle cen&zeye su ver- 
mek mazmaza olmaz , sakyolur ” deniliyor 2 . Filhakika Cevheri gibi b&zi 
ehl-i liigatin mazmazayi : “ pill j * *kLl = Suyun agizda hareket etti - 
rilmesi ” diye tariflerine gore bu ameliyye, dirilerin yapabilecegi bir 
i§tir. Mazmazanm, istin§akin meyyit uzerinde tatblkindeki usrete 
mebni olacaktir ki, Miifni sahibi : Ehl-i ilmin $oguna gore meyyitin 
agztna, su idh&li mumkiin olmadigmi bildirmi§tir. Said Ibn-i Cii- 
beyr’in, Nehai’nin, Sevrfnin, Ahmed Ibn-i Hanbel’in ictih&d- 
lari da bu merkezdedir. Yalmz Imam §afii dirilerin igtisalinde 
yapildigi gibi oliilerin gaslinde de mazmaza ve istin§akin liiziimu icti- 
hadmda bulunmu§tur. Nevevi de mazmazayi: “oltinun agztna su 
vermektir ” diye ta 4 rif ediyor. §afiilerin bunu, zi-hayatm fi c line kiyjLs 
etmeleri, ehl-i liigatin mazmazayi ta c rif ve telakkilerine gore temamen 
farkli birkiyis oluyor. Bundan dolayi olsa gerektir ki, Imamu’l-Ha- 
remeyn mazmazayi Nevevi’nin ta 4 rifine benzer telakkileri dogru 
bulmami§tir. §ayan-i istigrab bir cihet varsa o da Tavzih'te : “EbA 
Han ife , gasl-i meyyitte abdeste liizum gormezdi ” sdretinde bir isnadin or- 
taya konulmasidir. Halbuki Imam Ebu Hanife ve Hanefiler ab- 
desti degil, 41 mazmaza ve istin§aki miiteassir addetmi§lerdir, bunlara 

• 1 ^ 


* MebsUt C. 2, S. 59 . 


F. : 21 


322 MEYYlTlN SU VE SlDR ILE GASLl — SUYUN SICAK VEYA 


bedel agzin, bumun yikinmasma ihtimam edilir, demi§lerdir. Bazi 
Hanefi iUimleri gasilin parmagina bir bez sararak meyyitin agzmi, 
bumunu, di§lerini temizlemesini mustehab addetmi§tir 1 . 

4) Su VE SIDR iLE GASLEDiLMESi : 

Sidri, Kamus miitercimi Asim Molla §oyle ta'rif ediyor : 
Sin’in kesri ve daPin siikunu ile “ sidr ”, §ecer-i nebk ismidir ki> Ara- 
bistan kirazi ta*bir olunur. Trabzon hurmasi ol nevi c dendir. Iki nev'i 
vardir : Birisi bostanidir ki, yemi§i ho§tur. Yapragi ile gaslolunur. 
Birisi de Berri’dir ki, kekrek olur. Ahteri sahibi hem§ehrim Karahisari 
Mustafa Efendi de “nebk” sidr agacmin yemi$i ki, koknar yemi$i 
dahi derler, diye ta‘rif ediyor. 

Sidr, bulunmazsa, $oven, hatmi kullamhr, denildiginc gore bun- 
larin hepsi kiri gidermek igin sabun yerine kullamlirmi§. Iz&le-i evsah 
igin buniardan hi<; birisini bulmak mumkiin olmazsa yalmz h&lis su 
ile gasledilir. Jbn-i Hiimam diyor ki : Bu Ummii Atiyye hadisi, 
temizlikte mlibiliga edilmesi matlub oldugunu gosteriyor. Yoksa 
asil tah&ret, su ile h&sil olur ve kafidir. 

Sicak su ile yikamak mes’elesi de boyledir. Meyyitin iyice yikan- 
masi gayesine maTClftur. Hanefiler bu noktadan hareket ederek sicak 
su ile yikanmasi da §&riin matlubu oldugunu kabul etmi§lerdir. §&- 
filler ise sicak su istirh&-i cesedi ve bu sfiretle zuhur-i necaseti mucib 
olur, diyerek sicak su ile gasl-i meyyiti mekruh addetmi§lerdir. Hal- 
buki bu sebeb ve illet, sicak su ile yikamayi istilzam eder. Bazi Hana- 
bilenin mezhebi de boyledir. Imam Malik tahyir tarikim iltizam 
etmi§tir. 

Ibn-i Hiimam: “Meyyitin iizerinde yara, here varsa ibtida bunlan 
yikamakla tfe ba$lanmahdir. Pe$in y bunlartn kiri giderilmelidir .. Meyyitin 
vucHdii bu sHreile temizlendikten soma kdjurlu su ile tatyib edilmelidir” , diyor. 
Bir de Hidaye' nin zahirinden miistef&d olan sabunun ve sidrin ilk ga- 
silde isti < mS.l edilmesidir. Ebft Davud’un, bu mevzuun en giizlde 
bir ravtsi olan Muhammed Ibn-i Sirin’den sened-i sahih ile 
riv&yetine gore, Ummii Atiyye ilk iki def c a sidr ile u^iincuyu su ve 
k&fur ile gasiedermi§ [ Mirkat ]. 

Mukit ve Mebs&t't a, ewel& safi su ile, sonra sabunlu veyi sidirli 
su ile, iigiinciide kafur kari$tirilmi§ su ile yikamlmasi ta c rif ediliyor. 


1 Fethu* l-Kadtr G. 1, S. 449. 


SOGUK OLMASI — GASLlN KEMMlYYETl VE KAFUR ISTFMAlI m 


Ve tbn-i Mes'ud’dan boyle rivayet edildigi haber veriliyor. Said 
Ibn-i Miiseyyeb, Nehai, Sevri indinde ise, birinci ve ikinciler 
sade su ile, ii^iincii sidr veya sabun ile yikanmalidir, demi§ler. Imim 
§afii sidr, sabun birinci suda kullanilir, demi§. Kadi Iy&zda b 5 yle 
diyor. Ahmed Ibn-i Hanbel ise ii<j suyun iigiinde de sidr veya 
sabun kullanilir, demi§tir. At 4 % Ishak, Suleyman Ibn-i Harb’- 
in mezhebi de budur. 

5) GaSUN KEMMiYYETi : 

Resul-i Ekrem Efendimiz (Jmmii Atiyye’ye (19 kerre, 
yahud be§, yahud temizlige liizum goriirseniz daha fazla yikayiniz, 
buyurmu§tur. §arihlerin ekserisi bu ta'lim-i Nebevi, gaslin s&ret-i 
tertibini ifade eder, diyor lar. Nevevi, iz&le-i evsAh edildikten sonra 
bu viicflib bir deFa ile sakit olur. t)g deFa yikanmasi mendftbdur, 
demi§tir. Taybi de iki, 115 gasil ile cenaze arimrsa, be§ deFasi miiste- 
hab olur. Yoksa yedi deFasi miistehabdir, demi§tir. 

Liizhm goriirseniz fazla yikayimz, buyurulduguna gore mat- 
lhbu §ArF meyyit iizerindeki pisligin izalesidir. U9 deFa yikamakla 
zail olmazsa be§, yedi deFa yikanmasi miistefad olur. Fetih' de bu ha- 
disin rivayet tariklerinde yediden fazlasi rivayet edilmemi§tir, denili- 
yor. Hadis-i §erifte mebde-i beyan 115 oldugu iqin 119 su ile taharet 
tahakkuk edince bundan fazlasmi Imam Ebft Hanife tecviz etme- 
mi§tir. t)?ten fazlasi meyyitin vucftdiiniin pislikten armmasina liizum 
goriilmesine mahshstur. Bu arinma tahakkuk edince fazlasi te§ehhi 
addedilmi$tir. linden fazla suyun da tek olmasi, bu hadisten miiste- 
fad olur 1 . 

6) KAfur istFmAu : 

Hadisteki : “Son suda kdfur kullantmz , yahud bu makule kokulardan 
kttllanimz” terdidi, ravinin ahzindeki tereddiidiinii if&de eder. K&fu- 
run gasilde sebeb-i isti c mali, cism-i meyyitin kafur ile tesalliib etmesi 
ve kafur kokusundan ha§eratin nefret ctmesidir. Bir de kafur isti c m&- 
linde meleklere ikram ve ihtiram vardir. Kafur istFmali miistehabdir 2 . 


1 Kastal&nt: C. 2, S. 435. 

2 Asim Mo 11a, kifur hakkinda §u ma^ilmati veriyor : Kafur bu isimle ma € - 
ruf olan bir tiyb ismidir. Bahr-i Hind ve Qin cib&linde n&bit bir §ecerden h&sil olur. 
Yani o agacin zamkidir. §ecef-i mezktir bcgayet kebir olmakla saycsinde halk-i 
kesir mlitemekkin olur. Ol mekanin harareti sebebiyle kaplanlar $ecer-i mezbOr 


324 MlSK GtBl KOKULARIN ISTI'MAlI MOSTEHABDIR — GASLlN 


§arih Ayni, Tavzih sahibinin : “Ebu Hanife , kdfur isti'nid- 
linde fukahddan ayrilmtfhr, kdfur isti'mdli asilda miistehab degildir, demiftir ” 
sfiretinde bir isnadini naklediyor. Ve bunun temamen bir buhtandan 
ibaret oldugunu bildiriyor. Nassm sarahati kar§ismda eimmenin a c le- 
mi ve akdemi olan Ebu Hanife Hazretlerinden boyle bir soziin 
suduru aklen miisteb'addir. Kafur isti'mali mezheb-i Hanefi’de de 
miistehabdir. 

Hadisteki ha’nm fethi ve kesri ile (hakv) lafzi ile ravl Mu ham- 
med Ibn-i Sirin, Ummii Atiyye’nin izax kasdettigini hadisin 
sonuna ilave etmi§tir. (Hakv) fi’l-asil izann bel tarafindaki yeridir. 
Mecizen izare ltlak edilmi§tir [Ayni ve Kastaldni ] . 

7) MiSK VE EMSALI KOKULARIN iST^MALI : 

Sidr, kafur isti'mali miistehab oldugu gibi misk ve emsali koku- 
lann isti'mali de caizdir. Ulemanin qogn boyle giizel koku ist^malini 
tecviz etmi§lerdir. Ali Ibn-i Ebi Talib radiyctllahu anh: “§u miski, 
cendzmi gaslederken kullamniz . Qiinkii Resululldh salla'lldhu aleyhi ve 
sellem'in gaslinden artip kalmiftir” diye vasiyyet etmi§tir. Enes Ibn-i 
M&lik, Abdullah Ibn-i Omer, Said Ibn-i Miiseyyeb de 
kullanmi§lardir. Eimme-i Hanefiyye kadmlar iqin de, erkekler i^in de 
miskisti'm&li helaldir, demi§lerdir. Buhari bu babmda Ibn-i 6mer 
radiya'llahu anhuma’n in Said Ibn-i Zeyd’in bir oglunu tahnit eyle- 
digini ta'likan rivayet ediyor. Tahnit ise meyyitin kefenine giizel ko- 
kular sa^maktir, tebhir ma'nasmadir. Imam Malik, Imam §afii, 
Imam Ahmed Ibn-i Hanbel, tshak da tecviz etmi§lerdir. 
Ata* Ibn-i Ebi Rebah, Hasen-i Basri, Miicahid mekrfth- 
tur, demi§ler. Imam Ebu Hanife’den miistehab degildir, dedigini 
Ibn-i Gevzi ile Kurifi nakletmi§ler ise de §arih Ayni bu naklin 
bir eser-i hati oldugunu bildirmektedir, 

8) GASLiN SURETi : 

Cenaze gaslinc dair verecegimiz ameli ma'lumati Mebs&t'taxi ve 
Hidaye ile §erhi Fethu'l-Kadir' den naklediyoruz : 

Cenaze gaslolunacak taht -ki, lisanimizda tene§ir (ten§uy) denir- 

Evvela: Bunun etrafi odagaci gibi bir koku ile tiitslilenir. Bunun 


etr&finda iva ederler. K&furun killetine sebeb budur. Vc ah$&bi ak ve miilayim olur. 
Kaftir onlarin cevfinde bulunur. K&fttrun envai vardir. Levni ibtidst kirmizi ol- 
makla tas^d ile beyaz olur. 


StJRETl VE TAHNlT — GASlLDE MeVyII’E ABDEST VERlLiR 325 


iig, bc§, yedi gibi tek olmasi §arttir. Tahtin bazilari tulen, bazilari da 
arzan kibleyc kar§i konulmasi re’yinde bulunmu§lar ise de bunlar 
bir habere mustenid olmadiklarmdan esah olan mahallin icabina 
gore nasil kolay olursa oyle konulur. Meyyit soyulmu§ olarak bu tahtin 
iizrrim yatirihr. Insan nev c i hayyen ve meyyiten §ay&n-i ihtiram bir 
mahluk oldugundan avret-i galiza mahalli bir bez par^asi ile setre- 
dilir 1 . Resulullah salla'lldhu aleyhi ve sellem All Ibn-i Ebi Talib 
radtyalldhu anh'c : (i j\e diri> ne de olii hig bir kimsenin uyluguna 3 avret ma - 
hotline bakma ” buyurmu§lardir. Bunun i^in Imam Ebu Hanife ve 
Muhammed’in kavillerine gore meyyitin avret-i galiza mahalli 
istinca edilirken gasil, elinc bir bez par^asi sarar. Imam Ebu Yusuf 
istincaya liizum gormemi§tir. 

SaniyA: Namaz i<jin abdest alinir gibi meyyite abdest verilir. Ve 
abdest azasrna hayatta gasleder gibi sagdan ba§lanir. §u kadar ki, 
mazmaza ve istin§ak birakilir. Fakat bazi iilemaya gore gasilin par- 
magina bir bez panjasi sararak meyyitin di§lerini, dudaklarini burun 
deliklerini temizlemesi miistehabdir. Bugiine kadar da bu suretle amel 
edilcgelmi§tir. Ibtida meyyitin yiizii, sonra elleri dirseklerinc kadar 
yikanir. Sonra muhtar olan kavle gore ba§ma mesih verilir. Daha 
sonra ayaklan yikanir. Ayaklarm yikanmasi hayattaki gusiil gibi gas- 
lin sonuna birakilmaz. Dirilerin igtisalinde ayaklarm gusliin sonuna 
birakilmasi, miista^el su ile ayaklarm kirlenmesine mebni idi. Ce- 
naze gaslinde ise boyle bir mahzur bulunmadigindan gaslin sonuna 
te’hirine liizum gorulmemi§tir 2 . Hu Ivan i: “Bu suretle abdest verilmesi 
bdlig , yahud namaz kilmayt miidrik dkil cenazesine aiddir . Gayr-i dkil gocuk 
cen&zesi yalniz gaslolunur, abdeste liizum yoktur ” demi§tir. Fakat ne Hiddye 
metninde, ne de Mebsut’ ta boyle bir istisna kaydedilmemi$tir. 

SalisA : Meyyitin ba§i, sa<ji ve sakali sicak su ile sidr -zamani- 
mizda sabun- ile yikanir. Meyyitin sa$i ve sakali taranmaz. Taramak 
ziynet i^indir. Meyyit ise bu ihtiyaedan varestedir. Bir de sa$ ve saka- 
lm taramrken dokiilmesi ihtimali vardir. Halbuki meyyitin oldiigii 


1 Hal-i hayatta oldugu gibi meyyitin gobeginden a§agi her tarafimi} bir pa- 
ternal ile sarilmasi hakkinda Imam Ebu Hanife’den Imam Hasen’in bir ri- 
vayeti var isede bu birrivayet-i nadire olup rivayet-i zahirede boyle izar altinda 
yikamakta kiilfet goruldugunden bir bez par^asi ile ortiilmesi kafi sayilmi?tir. 

2 Meyyit ba$kasmm eli ile yikandigi i^in hayattaki abdest gibi ellerin ibtida 
tathirine liiztim gorulmemi§tir. 


I 

324 KADIN CENAZESInIN GASLl — GAslLE ABDEST DE, GUSt)L DE 


vaz'iyyette defnedilmesi mesnundur. Bu cihetle meyyitin tirnaklari, 
sa$i ve sakali ve sair sizasindaki zaid §eyleri kesilip tira§ edilmez. 

RABiA: Cenaze sol yanina yatirilip sag yam sabunlu sicak su ile 
armasiya ve cenazenin altindaki su halis ve berrak goriilene kadar 
hay&ttaki gusiil gibi ii<j kerre yikanir. Ibn-i Hiimam: i§te bu, bi- 
rinci gasledir, diyor. Sonra meyyit sag yanina yatirilip bu def c a da 
sol tarafi, sagi gibi temiz ii<j kerre yikanir. Yine Ibn-i Hiimam; 
bunu da ikinci gasledir, diyor. Sonra meyyit oturtulur gibi kaldirilir, 
karni nfk u miilayemetle mesholunur. Necasetten bir §ey tpkarsa 
izale ve yalniz orasi gaslolunur. Fakat abdest ve gasil iade olunmaz 
Ibn-i Hiimam: i§te, bu ihjuncii gasledir, diyor. Sonra sol tarafma 
yatinlir. Bu def c a kafurlu su dokiilerek meyyit gasl ii tatyib edilir. 
Bu suretle gasil itmam edilmi§ bulunur. 

HAmisA : meyyitin cesedindeki islaklik bir havlu veya bir bezle 
silinip kiirulamr. Ve tebhir edilerek hazirlanmi§ olan kefenin i<jine 
cenaze silecekle getirilip gomlek geydirilerek silecek altmdan (jekilir. 
Secde az&lanna yani cenazenin alnma, burnuna, ellerine, diz kapak- 
larma ve ayaklarma kafur konulur. Ba§ina, sa<pna ve sakalina guzel 
koku siiriiliir. Sonra tebhir edilerek hazirlanan kefene sanlir 1 2 

Erkek ve kadm cenazelerinin suret-i tekfini, a§agida (627) sayida 
goriilecektir. 

9) KaDIN CENAzESINi KADINLARIN YIKAMASI : 

Yine bu hadis-i §eriften kadm cenazesini kadmlann yikamasi 
zevcinin vikamasmdan efdal oldugu miistefad olur. Hasen-i Basrf- 
nin, Sevrfnin, §a < bi , nin, Ebu Hanife’nin mezhebi budur. Ciim- 
hur bunun hilafina kail olmu§tur. Eimme-i selaseniu, Evzai’nin, 
Ishak’in kavilleri de bu merkezdedir. Tavzih' teHazret-i Fatima’- 
nm, Ali radiyd!llahu anh'c boyle vasiyyet ettigi zikredilmi§tir. Bu vasiy- 
yetin mahzar-i Sahabe’de vuku c buldugu ve kimsenin i'tiraz etmedigi 
de bildiriliyor. Mebsut , Muhit , Beddyi 4 rtiiiellifleri gibi bir^ok Hanef! 
fukahasi buna kar§i §u haberi naklcdiyorlar : Ibn-i Mes c ud radi- 


1 Resul-i Ekrcm salla’lldhu aUyhi ve selUtrii gasleden Ali Ibn-i Ebi Talib 
radiya'lldhu anh de boyle yapmi§tir. Res&l-i Ekrem’in miibarek karnim mesheder 
etmez evin her tarafim guzel bir koku kapladi. Bunun iizerine Hazret-i Ali : 

j L*r c-V = Yd Resula 9 llahl Sen haydtinda da vefattnda da temizsin” demi$tir. 

2 Mebsdt : C. 2, S. 59 ve Fethu'l-Kadir . C. i, S. 448, 449, 450. 




LAZIM DEGtLDtR — BU BABDA EHL-1 iLMlN ICTtHADLARI 327 


ya'llahu anK den Hazret-i Ali’nin Fatima radiya'llahu anhd* yi gasli 
mes’elesi sorulmu§, o da cevaben : Fatima, Ali’nin dunyada ve 
ahirette zevcesidir, diye cevab vermi§tir. Maamafih iddeti i^inde vefat 
eden zevcesini zevcinin yikamasi caizdir. Fakat terki evladir [ Aynt]. 

10) Bu hadiste Resul-i Ekrem’in kendi izanni verip de : 
“Burnt kizima if gomlegi yapiniz ” buyurmalarmdan erkek elbisesiyle 
kadinin kefenlenmesinin cevazi anla§ilir. Gerek bunuti ve gerek bu- 
nun aksi olarak kadin elbisesi ile erkek cenazesinin kefenlenmesinin 
cevazi hakkinda iilema arasinda ihtilaf sebketmemi§tir. Ekser iilema 
kadin cenazesinin be§ par$a bezle kefenlenmesine kail olmu§lardir ki : 
dir 4 , izar, lifafe, himar, hirkedir. Bunlarm izahi ve suret-i isti'm&lleri 
(627) sayili gelecek olan hadisin izahinda goriilecektir. 

1 1) Cenaze gasleden kimseye gusiil veyahud abdest lazim midir? 

Bu babda tedkik edilen bir mes’ele de budur. Ger^i bu mes’elenin 
Ummii Atiyye hadisi ile alakasi yok ise de Buhari’nin Ummii 
Atiyye hadisinden ewel Ibn-i Omer radiya'llahu anhuma'dan ta‘- 
likan bir rivayeti vardir ki, bu eserde: j j; v-J bl jf-i?} Ji ^ 

« jl j *1* j *=lbn-i 0 met radiya’ llahu anhuma, Said Ibn-i Zeyd'in 
vefat eden bir oglunu gasledip tahnit ve tebhir eyledi. Cen&zeyi nakledip noma - 
Zini kildi . Halbuki kendisi abdest almadi ” deniliyor. I§te bu eser, yukanda 
irad ettigimiz suali tedkike ve bu babdaki eimme-i selefin ara ve icti- 
hadlarmi miitaleaya giizel bir zemin hazirlami§ bulunuyor. 

Bu bAbDA DA EHL«i ILMIN MUHTELIF ARA VE EFKARINA §AHID 
OLUYORUZ : 

Gerek Ashab’dan ve gerek kurun-i miiteakibe ricalinden bir 
kismi, meyyiti gasleden kimseye gusletmek lazimdir, bir kismi da gu^ 
siil degil, abdest aimak icab eder, demi§lerdir. Imam Malik: 
gasl-i meyyit uzerine gassal i£in gusletmek miistehabdir. Fakat v&cib 
olup olmadigim bilmiyorum, demi§tir. Imam §afii de aym suretle 
bey&n-i re*y etmi§tir. I mam Ahmed Ibn-i Hanbel de gass&l i^in 
gusiil vacib olmadigim umanm. Fakat gassal i^in lazim olan tah&- 
retin en azi da abdesttir, demi§tir. Ishak Ibn-i Rahfiye de abdes- 
tin liizumunu bildirmi§tir. Abdullah Ibn-i MiibArek rahime - 
humu'Udh ise gassale ne gusiil, ne de abdest icab etmez, demi§tir ki, 
delili de Buhari’nin Abdullah Ibn-i Omer’den ta'likan nv&yet 
ettigi bu eserdir. Ebu Davud’un, Tirmizi’nin bu babda All ve 
Ai§e’den bu yolda rivayetleri vardir. 


328 


MEYYlTt TEK SU ILE YIKAMAK MUSTEHABDIR 


TavziK te : Imam §afii’nin,kadim ve cedid iki ictihadi bulun- 
dugu ve kavl-i kadiminin gusliin vlicubundan ibaret oldugu zikredil- 
mi§tir. Said Ibn-i Miiseyyeb’in, Ibn-i Sirin’in, Ziihrfnin 
mezhebleri de bu merkezde oldugunu Ibn-i Munzir haber vermi§- 
tir. Hattabi de : “Gasl-i meyyit ile gusiil vdcib olduguna hiikmeden bir 
kimse bilmiyorum . Ahmed Ibn-i Hanbel ile Ishak , abdest vdcib oldu * 
guna kdillerdir 99 diyor. ' 

Imam Buhari’nin bu ta^ikmi Imam Malik, Nafi* tariki ile 
vaslcderek ayni suretle rivayet etmi§tir. Ibn-i Ebi §eybe de Urve 
tariki ile, mu§ariin-ileyhin: “ { j j l v j* 01 = Ibn-i 

Omer bir meyyiti kefenledi, kokuladi da halbuki elini suya dokundurmadt ” de- 
digini rivayet etmi§tir. Ebii’l-Ehvas da Said Ibn-i Cubeyr’in, 
Abdullah Ibn-i Omer’e: 

— Cenaze yikamaktan dolayi gusleder misiniz? diye sordum. 
Ibn-i Omer: 

— “Hayir etmem, diye cevab verdi” dedigini rivayet etmi§tir. 

Yine Said Ibn-i C'iibeyr demi§tir ki : Annem bir cenaze gas- 
letmi§ti. “Git bir anla , gusiil icab eder mi?” diye bana havale etti. 

Ibtida Ibn-i Omer’e gidip sordum Bana: “ cJL* Lj* 1 = Gas- 
lettigi necis midir kiyikansm” diye cevab verdi. Sonra da Ibn-i Abbas 
radiya'llahu anhumd’ya. gittim. O da bu suretle cevab verdi. 


cJti of o'jj j . 626 


TERCEMESi 

Ummii Atiyye hadisinin diger bir rivayet tarikinde 
Resulullah salldlla.hu aleyhi ve sellem' in : “ (Kxzimi tek su 
ile yikaymiz), gasle, ZeyncVin sag tarafi ile ve abdest az&lan ile 
boflayimz ” buyurdugu ve Ummii Atiyye’nin de : 
neb’in sagtm taradik, (tarakla a9tiktan sonra da kalinca) iif bukle 
yaptik (ve bunlan arkasina saliverdik)”. 


TEK ADED OZERlNE TANSlStN HlKMETl 


329 


IzAhi 

RA VILER, RivAYETLER : 

Bu hadis, Buhari’nin, meyyitin tek su ile yikanmasi miistehab 

&una dair aqtigi birbabinda rivayet ettigi hadlsin bir panjasidir. 
1 ' hit kismi bundan evvel (625) numara ile ge$en hadisin aymdir. 
B mun i£in miiellif, ihtisar i$in hadisin bu ilk kismini terketmi§tir. §u 
kadar ki, bundan ewelki hadiste zikredilmemi$ olan “ \jj = 
Tek su ileyikayimz ” fikrasini da miiellif birakmi§tir. Halbuki bu cmr-i 
Wbevi burada hususi bir hiikmii ifade etmektedir. Hatta BuharF- 
tiin bu baba unvan olarak hadisin i^inden intihab ettigi bu fikradir. 
Bunu tercememizdc mu'teriza iginde gostererek noksam telafi cttik 1 * * . 

Bu hadisin sonundaki : “£e yneb'in safim taradik , Uf bukle yaptik” 
tikrasi Ommii Atiyye’nin ihbaridir. Yoksa hadiste bunun taraf-i 
Risalet’ten vaki c olan bir emr ii i§aret uzerine yapildigina dair birka- 
yid vc bir rivayet yoktur. Bu sebeblc Imam Ebu Hanife bununla 
amel etmemi§tir. Hancfilere gore sa$, iki bukla yapilip kadinin gog- 
5 line, dir c in Ustiine koniilur. §afiilerce ii<j bukle yapilarak arkaya 
uzatihr. Ahmed tbn-i Hanbel’in, Ishak’in mezhebleri de budur. 

Fikhi hukumler : 

1) Gasilde tek aded uzerine tansis buyurulmasinin sebebi, 
Cenab-i Hak indinde tek adedinin mergub olmasidir. Bundan dolayi 


1 Bu noktayi iyice izah edebilmek i^in §u ha$iycyi ilaveye mecbur oldum : 
Bu Ommii Atiyyc hadisinin u^lincu dereceddci ravisi “Eyyfib” dur. Ikinci dere- 
ccdcki ravi de yukarida i§aret ettigimiz vechile Ibn-i Sirin’in oglu Muhammed 
tie kizi Hafsa’dir. Eyytib, bundan ewel ge$en hadisi Muhammed Ibn-i Si- 
rin’den rivayet ettigi gibi burada da onu aynen tekrar ettikten sonra rivayetine 
#yle devam etmi$tir : Bu Ommii Atiyye hadisini bana Muhammed Ibn-i 
-Sirin haber verdigi gibi kiz karde$i Hafsa Ibn-i Sirin de rivayet etti. Fakat 
Hafsa’nin rivayetinde Muhammed’in rivayetinden fazla olarak §u ma*lumat ta 
verilmi$tir : “ Uj = Z e y ne ^i tek suyxkayimz ” yine Hafsa’nin riv&yetinde 

b! j\ 4 t Ihb* su,yahud be§ su, ydhud yedi su ytkaytniz” ziyadcsi vardir. 

Yine Hafsa’nin rivayetinde : “ J IjW = Z e y n *b’i ytka - 

ma£a sagtndan bajlayimz, Ve dza-yi vuzd K ile boflaymiz ” ziyadesi vardir. Yine Haf- 
sa’nin rivayetinde : ** ULL-t* j cJU = Ommii Atxyye y nin: Zeyneb'in safint 

mf bukle yaptik , dedigi ” fazlasi da vardir. Ger^i bu ( 1/ J ) fikrasi Buha- 

ri’nin Hafsa’dan gelen rivayet tariklerinin hepsinde yoktur. Yalniz Jli 

tfiU- = Kadinin soft arkasma sahuerilir” suretindeki babinda zikretmi$tir. 


T 


330 GASLE SAGDAN, ABDEST AzALARI ILE BA§LANIR 


Cdmiif s-Sagir ’ de Tirmizi’nin Hazret-i Ali, Ibn-i Mace’nin de 
Abdullah Ibn-i Mes c ud radiya? llahu anK den rivayetlerine i§a- 
ret edilen me§hur bir hadis-i §erifte J j ^ ^ = Allah tektir, 

tekleri sever ” buyurulmu§tur. Bu sebeble gasilde itar miistehabdir. Bir 
dePa yikamakla meyyit arinirsa, istincada oldugu gibi viicub-i gasil 
tahakkuk eder, ziyadesi mendub olur. Bu tek adedinin tahakkuku, 
ha§iyemizde i§&ret ettigimiz vechile Hafsa rivayetinde meyyitin ii<; 
veya l be§ veyahud yedi su yikanmasi, obiir rivayetlerde ise ii<; veyahud 
be§ su yikanmasi iizerine tansis buyurulmu§tur. Bu rivayetlerin zahi- 
rine bakarak bazi ehl-i ilim, gasilde matlub olan “itar — tekleme'\ en 
a§agi 115 su yikamakla tahakkuk eder, demi§lerdir. Fakat hadiste ii<j, 
be§ adedleri, itan beyan i$in sevkedilmi§lerdir. §ayet bu adedler va- 
rid olmasaydi vitir; bir, ii<;, be§, yedi adedlerine §amil olurdu. Fakat 
gasilden matlub olan gaye, meyyitin temizlenmesidir. Ve tek su ile 
temizlenmesi matlubdur. Bu temizlik, bir su yikamakla olursa, §arih 
Ayni istincada oldugu gibi bir su ile vacib ikame edilmi§ olur, diyor. 
Bu hadisin rivayet tariklerinde yedi sudan fazlasi rivayet edilmemi§- 
tir. Yalmz Ebu Davud’un bir rivayetinde “otj A Ly* j\ = 

Tahud yedi su , veyahud liizum goriir isen daha ziyade su ilc ytkayabilirsin” 
suretinde rivayeti vardir. Imam M alik tariki ile gelen bu rivayette, 
liizumunda yediden fazlasi miistehab demek olur. Imam Ahmed 
Ibn-i Hanbel yediden fazlasi mekruhtur, demi§tir. Ibn-i Ab- 
di’l-Ber de : Yediden fazlasini kabul eden fukahadan bir kimse bil- 
miyorum, demi§tir. Miiteakiben de Hafsa’nin bu rivayetini sevket- 
mi§tir. Maverdi de ziyadesi israftir, demi§. Ibn-i Miinzir de: 
bana bildirildigine gore yediden fazlaziyle meyyitin viicftdii gev§er, 
ziyadesini muvafik bulmam, demi§tir. 

Bir de hadisteki (ev) edati tertib icjindir, tahyir i$in degil. Bir su 
ile gasil kafi goriiliirse, viicub-i gasil tahakkuk etmi§ bulunur ve iig 
su miistehab olur. Bundan ziyadesinde kerahet bulunur. Eger iig 
def c a yikamakla matlub hasil olursa, be§ yikamak miistehab ve yedi 
yikamak mekruh olur. En son hadd-i miistehab da yedidir 1 . 

2) GaSLE, MEYYITiN SAG TARAFINDAN BA§LANMASI : 

Hadisin mevzuu - bahsimiz olan rivayet tarikinde bu cihet tan- 
sis ve tasrih edildigi gibi Resul-i Ekrem kaffe-i umurunda teyem- 



akfcnlmiv 

* 

drsfidttir. 

3J G 

k abdes 
drstmm a 
kadhle u 
HanrHlcr 

4) K 
kasixia bn 
Hanbel’i 
ladls ile i 
ctnAzenin 
fiadmda l 
mm yokti 
keyfiyyeti 
dir mev; 
Cm mii / 
Auyyc’ni 
Fakat boy 
den tdakl 
kti? End! 
burin kent 
Eknem’in 
rui) Cizeri 
boy ie ccn; 
|ry degild 

diye tarar 
dir. Bunui 
Mna ve 

-fji 


1 I® ^ M ^ 


e’nin de 
Tine i§a- 
lah tektir , 
idir. Bir 
ib-i gasil 
hakkuku, 
mtin ii9 
eyahud 
rin zahi- 
lem”, en 
id fete u$, 
rdler va- 
iii , Fakat 
itk su ile 
§arih 
ur^ diyor. 
r lmemi§- 

wU lirsin” 
rivftyette, 
Ahmed 
n-i Ab- 
idmse bil- 
m sevket- 
n zir de : 
lu gev§er, 

|i 1 . Bir su 
tur ve ii$ 
Eger 

b ve yedi 

\ 

cihet tan- 
da teyem- 



J'»ridun E‘iTU6RUL 

Ki tapl igi 

GAStLDE KADIN SAQININ TARANMAMASI 331 


miinu severdi. Sag taraftan ba§lanmasi ile maksad, meyyite abdest 
aldinlmiyan gasillerde gasle, nleyyitin sag tarafindan ba§lanmasi, 
demektir. 


3) Gasle, abdest azalariyle ba§Ianmasi ki, bu da miistehabdir. 
Bu abdest, mazmaza ve istin§ak bulunmaksizin hayattaki gusiil ab- 
destinin aym demektir. Hanefilerce bu abdest siinnettir. Bazilari bu 
hadisle mazmaza ve istin§akin luzumuna istidlal etmi§lerdir. Fakat 
Hanefiler agiza, buruna verilen suyun $ikarilmasi miiteazzir oldugunu 
nazar-i i'tibara alarak abdestte bu iki §ey’c liizum gormemi§lerdir. 

4) Kadin cenazesinin sa^min taranmasi ve ii<j boliik oruliip ar- 
kasina birakilmasi, ki Imam §afii’nin mezhebidir. Ahmed Ibn-i 
Hanbel’in, Ishak Ibn-i Rahuye’nin mezhebi de budur. Ve bu 
hadis ile istidlal etmi§lerdir. Eimme-i Hanefiyye ise iki boliik yapilip 
cenazenin gogsiine ve dir* denilen gomlegin iistiine konulmasi icti- 
hadinda bulunmu§lardir. Hanefilerce sa^i tarakla arkaya atmaga lii- 
zum yoktur. Eimme-i Hanefiyye sa$in taranmasi ve arkaya atilmasi 
keyfiyyetinin Resul-i Ekrem’in bir emr ii i§areti ile yapildigina 
dair mevzuumuz olan hadiste bir §ey gormiiyor. Hadiste gorulen 
Omm ii Atiyye’nin kendi fi'litii ihbarmdan ibarettir. Ger^i Omm ii 
Atiyyc’nin, Resulul 1 ah’in emri ile yapmi§ olmasi hatira gelebilir. 
Fakat boyle bir emr ii i§aret olsaydi, bu kadmin Resul-i Ekrem 5 - 
den telakki ettigi obiir emirleri bildirdigi gibi bunu da bildirmez mi 
idi? Endi§esi de o hatirayi ta'kib eder. Halbuki Ommii Atiyye 
bunu kendisi yaptigmi a$ikca soyliiyor, bu sarahat kar§ismda Resul-i 
Ekrem’in emri ile yapmi§ olmasi bir ihtimalden ibaret kaliyor. Ihti- 
mal iizcrine bina-yi hiikmedilmiyecegi ise bir esas-i 5er < idir. Hem 
boyle cenaze sagimn taramp arkaya atilmasi bir ziynetten ba§ka bir 
§ey degildir. Meyyit ise bundan miistagnidir. Ibn-i Ebi §eybe’nin 
Musannef' inde riv&yet ettigi iizere Ai§e radiya'llahu anha da : 

0 = Kadin cenazenin safim taramaga neden liizum goriiyorsunuz” 
diye taramanm liizumsuzlugunu bildirdi. Tazfir ki> sa^in oriilmesi- 
dir. Bunun esasinda muhalefet edilmemi§tir. Ihtilaf, yalniz taranma- 
sma ve arkaya atilmasma munhasirdir. 




332 


VCCCDt) PAK-1 MUHAMMEDl’NiN 



f^-W <y^ 

<.-V v ^ * C* . ^ 

• A4 ^f ^ J 


TercemesI 

Ai§e radiya'llahu anhff dan : 

“Resulullah sallc? llahu aleyhi ve sellem y (Ahirete intikal 
ettiginde) pamuktan (ma'mul), sehuliyye (dcnilen) 115 par^a 
beyaz Yemen bezi itjinde kefenlendigi, ve bunlann i^inde ka- 
mis ve imame bulunmadigi” rivayet edilmijtir. 

iZAHI 

LUGAVI TAHLiLLER : 

4 o^hi) in cem'idir. Ak §ey’e denir. 

(«Jlx ), ya’nin tahfifi ile Yemen’e mensub demektir. Kaide, 
ya-i nisbetin te§didini iktiza eder ise de elif ziyade kilinarak ya-i nis- 
bet tahfif edilmi§tir. FiPasil “ Yemaniyye " iken “Temdniye” denilmi§tir. 

( yi Ezheri: “Sin* in fethi ile Yemen' de bez dokunan bir nd - 

hiyenin , sin' in zammi ile de beyaz bezin adt " diye ta'rif etmi§tir. Diger 
ehl-i lUgat da Yemen’de bir nahiyenin adi oldugunu, ba§ka ma'na- 
larina takdlmen bildiriyorlar. 

( kaf’m ve sin’in zammi ve ra’mn siikunu ile pamuk 
demektir. 

sevb'in cem'idir. “ sevb"i Ramus miitercimi: “fi'l-asil mensuc 
olan bez, kelen , harir, sof makulesidir. Mayeulii ileyh itibdriyle mecdzen libasa 
xlldk olunur " diye ta'rif ediyor. Kiirsuf, kelimesinin dclaleti ile §erhler- 
den pamuk bezi oldugu anla$iliyor. Lisammizda astar, amerikan diye 
zebanzed olan bez olacaktir. 

(^5) gomlek, (Imame) de sank demektir. 

RA VILER, RiVAYETLER I 

Buhari bu hadisi buradan ba§ka Cenaze bahsinin “ kamissiZy 
imamesiz cenazenin tekfini ” hakkindaki iki babmda daha tahric eyle- 


bezi 
Mice A 

Hal 
I Ml Icfrn 
Aije, A 
w'tldhu m 
Apt bu 
firthnti 
Mneli H 
Abbas a 

^m rr gcir 
|una gore 
nviyct et: 
nvtt yum 
tin dan it 

m *jT 

rwiyet kc 

: tibarivle 

* 

riil-i luga 
dmildigi i 
Faltat bu ' 
k .ikktndaki 
«ncbe» : l 
’fidftti ve 
rcm’in tek 
onun ri 
fVnlrndifi 
Sonra 
Bezzar'in 

— jn 1 iy» j 

| tedi par fa bt 
lili Ibn-i 
ma'ruf bul 
riviyeti rec 


1 ^ 


O' 




* m 

S' 



intikal 
r par^a 
nde ka- 


Kaide, 
ya-i nis- 
f!:lmi§tir. 

h bir na - 
: Diger 
i ma*na- 

- pamuk 

i', r mensuc 
y. lib as a 
r ^rhler- 
ikan diyc 


kamissiZf 
rlr eyle- 


TEKFlNlNE DAlR HABERLER 333 

1 

mi§tir. Hadisin buradaki mensub oldugu babin unvam “kefen ifin 
heyaz bezin hiikmiine ddir” dir. Muslim, Ebu Davud, Ncsai, Ibn-i 
Mace de miiteaddid tarikler ile riv&yet etmi§lerdir. 

Hatemii’l-Enbiya Efendimiz’in viicudu saadetlerine sari- 
lan kefenin adedi ve sifati hakkmdaki rivayetler muhteliftir. Bunlar 
Ai§e, All, Ibn-i Abbas, Ibn-i Omer, Ibn-i Mes c ud radi - 
ya'llahu anhiim gibi bir hayli Sahabi’ye kesb-i ittisal etmektedir. §arih 
Ayni bu tarik-i rivayetleri Umdetii'l-KdrV&z top!ami§tir. Fakat bu 
farklarin bir kismi kelime ve istilaha aid oldugu anla§ilmaktadir. 
Mesela Hazret-i Ai§e hadisindeki esvab-i yemaniye, yerinde Ibn-i 
Abb&s’a muttasil olan Ebu Davud’un rivayetinde “Esvdb-i Necra - 
niyye ” goriilmektedir ki, Necran, Yemen’de bir kasabanin adi oldu- 
guna gore, kelime farkmdan ibaret bulunur. Yine boyle Tirmizi’nin 
riv&yet ettigi Ibn-i Omer hadisinde “ Riydt-i Yemaniye ” denilivor ki, 
riyat yumu§ak kuma§a denildigine gore, yine ihtilafin bir kelime far- 
kindan ibaret oldugu goriiliir. Ebu Davud’un bir rivayetinde : 
j = Tek bir biird-i yemaniye konuldu ” denilmi§tir ki, bu 
riv&yet kemmiyyet, ve keyfiyyet i'tibariyle hakikaten farklidir. Aded 
iHibariyle farkli oldugu gibi yol yol ^ubuklu kuma§a hibr denildigi 
chl-i lugat tarafindan bildirildigine ve TehztFde kirmizi kuma§a 
denildigi haber verilmesine gore, keyfiyyet cihetiyle de fark vardir. 
Fakat bu hususta Tirmizi: “Bu bir, veyahud iki kat hibr ile kefenlendigi 
hakkmdaki rivdyet Hazret-i Aife'den soruldugunda Siddika-i miifdriin-ileyhd 
fivdben: Vakia boyle bir biirde-i hibre getirilmifti . Fakat Ashab-i Kir dm 
reddetti ve ona kefenlemedi ” demi§tir, Demek oluyor ki, Resul-i Ek- 
rem’in tekfini sirasmda boyle bir biirdenin ellerde dola§tigi gdrulmu§ 
ve onun reddedildiginden haberdar olmiyarak biird-i hibre ile ke- 
•enlendigi rivayet edilmi§tir. 

Sonra Ahmed Ibn-i HanbeTin, Ibn-i Ebi §cybe’nin, 
Bczzar’mAli Ibn-i Ebi Talib radiya'llahu anh'dcn tahric ettikleri: 

1 V * ^ S jiT = Resululldh salla'llahu aleyhi ve sellem 

edi parf a bez ile kefenlendi ” deniliyorsa da bunun da senedinde Abdul- 
lah Ibn-i Muhammed Ibn-i Akil bulunup bu da su-i hifz ile 
ma'riif bulundugundan bunun da sikatin rivayetlerine muhalif olan 
riv4yeti reddedilmi§tir K 


1 ^ ^ 4 t ^ : jlkAMJJ 


334 BUNLAR ARASINDA AI§E HADlSiNiN EHEMMlYYETl — FIKHt 


Hulasa : bu tarik-i rivayetler i^inde en sahihi Hazret-i Ai§e’- 
den gelen ve mevzuu - bahsimiz bulunan Hazret-i Ai§e hadisidir. 
Tirmizi : cc Jfeb i salla'lldhu aleyhi ve sellem’in kefeni hakkindaki muhtelif 
rivayetler arasmda en sahihi Hazret-i Ai$e hadisidir . Gerek Ashcib'dan 
ve gerek kurun-i miiteahhire ricalinden ehl-i ilmin fogu Hazret-i Ai$e hadisi 
He amel etmi$lerdir ” diyor. 

Miislim’in Sahih? inde bu babin tarik-i riv&yetleri arasmda 
Hi§am Ibn-i Urve tariki ile Hazret-i Ai§e’den §oyle bir riva* 
yeti vardir. Hazret-i Ai§e diyor ki : Resulullah salla'llahu 

aleyhi ve sellem ibtida Abdullah Ibn-i Ebi Bekr radiya’llahu anhu - 
ma' ya aid bir Yemen hullesine konulmu§tu. Sonra Ashab bunu mu- 
vafik bulmayip ^lkarildi. SehOliyye denilen uq par$a beyaz Yemen 
bezi i^inde kefenlendi. Abdullah Ibn-i Ebi Bekr de, bu hulleyi 
oldiigumde bununla kefenlenirim, diye muhafaza etmi§ti. Bilahara, 
Allah razi olsaydi Resulullah bununla kefenlenirdi. Onun kefenlen- 
medigi bir hulleyi ben de kefen edinmem, diye satti ve bedelini tesad- 
duk eyledi \ 

Fikhi hukumler : 

Erkekler hakkinda mesnun olan kefenin uq parga bezden ibaret 
olduguna Hanefiler bu hadis ile ihticac etmi§ler, ve meyyit ii$ parga 
lifafe, yani sargi i^ine sarilir, demi§lerdir. Fakat Hanefi kitablarinda 
bu uq par$a bezin izar, kamis, lifafe diye zikredilmesi bu istidlale bir 
mania te§kil etmekte oldugunu, Hanefi olan §arihimiz Ayni bildiri- 
yor. Hakikaten hadiste bu U5 sevb iginde kamis yoktu, denilmesi 
Hanefiler aleyhinde en sarih bir hiiccettir. §afiiler de bu hadisin za- 
hiri ile ihticac etmi§ler, ve meyyit ii$ par$a lifafe -sargi- i$ine sarilir, 
demi§lerdir. Ahmed Ibn-i Hanbel’in de ictihadi boyledir. §imdi 
Hanefiler istidlallerini tamamlamak mccburiyetinde bulunuyorlar. 
§arih Ayni bunu da bize bildirerek diyor ki : 


1 ij* (j jL* j 40)1 40)1 cJU iiJU 

.IfJ 4 } Co jlil Lr’l Vi Jp 4-i U’U UU U . hU V j V# ^ 

V — V Jlii . (jl Cf *0)1 -Up l>*i»-li <3 J cS j*i 

^ j . Ifjto J-Uaj j l^Li tfJ 4-xJ Jaj- j Jp 40)1 Jlj f 

^ j£j jl |j| 40)1 WO ,3 V J ^ d*** 40)ld^44J 4-ioU CJU/ fjj ** 

JUi ili-1 40)1 O-p ^i j* V j Vi JjJU ^IjJl j <Up C-pj r 

«1 jj J V d-C^i V* j V j <ip -0)1 4i)l ^ Jtf f . V* jiTl 


vHl 

Ai§e’- 
dtsidir. 
mhtelif 
hdb'dan 
t hadisi 

rasinda 
ir riva- 
Itm'llShu 
tu anhu - 
nu mu- 
Yemen 
hulleyi 
ilfthara, 
rfenlen- 
ii tesad- 


\ ibaret 
c parga 
darmda 
l idle bir 
bildiri- 
a nilmesi 
Ibin za- 
sarilir, 
§imdi 
uforlar. 


4 £ 

&S'\ 

> ^ J 


Ftsnduu ERTUGRUL 

» i£(taptigi 

Hl)Kl)MLER — tZAR, LlFAFE, KAMlStN TARlFLERl 335 

* 

Ashabimiz eimme-i Hanefiyye “Ibn-i Adiyy” in Kamil 9 inde ri- 
*ayet ettigi §u Cabir Ibn-i Semiire hadisi ile istidlallerini tamam- 
ami§lardir. Cabir radiya'llahu anh demi§tir ki: “ Resululldh salla'llahu 
aleyhi ve sellem iif parfa sevbe sanldi : Kamis y izar , lifafe idi” Bu rivdyette 
mame yoktur. Mebsut'ta : “ Bazi me$ayihimiz imdmeyi dahil-i hesdb etme - 
ri ho$ gormediler. Qiinkii bununla bez adedi ddrde balig oluyor , ve gift oluyor . 
Halbuki siinnet olan tek olmaktir ” deniliyor. Miiteahhirinden bazi me- 
^dyihimiz ise imameyi idhal etmeyi tahsin eylemi§lerdir. Bunlar da > 
Said Ibn-i Mansur’un rivdyetine gore : “ Ibn-i Omer radiya'llahu 
mhumd'mn oglu Vdkid oldugunden miijdriin-ileyh Hazretleri oglunun cena- 
zesini be$ parga bez He kefenledi ” diyorlar ki : kamis, imame ve iig parga 
lifdfedir. Ve Ibn-i Omer imame denilen pargayi meyyitin genesi 
altindan dolami§ti, deniliyor. [ Ayni : C. 4, S. 55]. 

Hanefi kitablarinda bu ug par^Ta bez §oyle ta^if edIuyor : 

(Lifafe, “lef” den me’huz olup alelitlak sargi demektir). Cenaze 
bahsine aid olan fikhi istilahta : meyyitin ba§mdan ayagina kadar 
viicudiinii biiriiyen ortuye ltlak olunur. 

Izar da ayni ma c naya hamledilmi§tir. Ba§tan ayaga kadar vii- 
1 udii biiriiyen ortii demektir'. §u kadar ki, bazi fukaha izar, omuzdan 
a§agiyi biiruyen ortiidiir, demi§lerdir. Fakat bu izar degil, kamistir. 
Ibn-i Hiimam, tercemesi bundan sonra (628) numara ile gelecek 
olan Ibn-i Abbas hadisinde Arafat’ ta vefat eden bir hacimn ihrd- 
mma sarilmasi ve kefenlenmesi emrolunduguna gore, izarm omuzdan 
a§agiyi biiriiyen ortii suretin^eki tefsiri daha dogru bulmaktadir. 

Kamis ise yakasiz, yensiz ve etrafi diki§ ile bastirilmami§, gogiis 
tarafi agilmami§ gomlek demektir. I§te bu iig parga bez, erkekler igin 
mesnun olan bir kefendir. Hadiste imame sarahaten istisna edildigin- 
den dahil-i hesab degildir. Bu cihetle Miictebd'da. esah olan rivayete 
gore, imame isti c malinin keraheti tasrih edilmi§tir. 

Bu iig parga bezin temiz olmak §arti ile yeni veya miista^mel ol- 
masi miisavidir. Abdullah Ibn-i Miibarek Hazretleri : mii’mi- 
nin, iginde namaz kildigi elbisesi ile kefenlenmesi daha dogrudur, der 
imi§. Tabii, Ibn-i Miibarek Hazretleri meyyitin beyaz olan liba- 
sini kasdetmi§tir. 

Kefenin beyaz pamuk bezinden olmasi da bu hadis-i §eriften 
miistefad oluyor. Erkekler igin hal-i hayatinda geyilmesi haram olan 
ipekli bez ile tekfin edilmesi de caiz gorulmemi§tir. 


336 KEFENtN PAMUK BEZlNDEN OLMASI — HAZRET-t EfiC 


Erkekler i^in kefenin bir de kifayet derecesi vardir ki : izar, lifa- 
feyc hasredilmesidir. Abdii’r-Rezzak’in Hazrct-i Ai radiya'Ua- 
hu <7wA<fdan rivayctinc gore, Ebu Bekr radiya'llahu anh ; i$inde has- 
talandigi iki kat clbisesine i§aret ederek : 

— Bunlan evvcla yikaymiz sonra beni bunlarla kefenleyiniz! 
diye vasiyyet etmi§ti. Hazret-i Ai§e: 

— Sana bunlarm yenisini almiyalim mi? diyc sormu§. O biiyiik 
halife : 

— Hayir, bunlarm ycnilerinc ollilerden ziyadc diriler layiktir, 
buyurmu§ x . Bu cihetlc Tuhfe’de kefen liususunda gasil ile cedid ara- 
sinda bir fark olmadigi zikredilmi§tir. 

Bu hadise hakkinda Buhari’nin rivayeti boyle degildir. Orada 
Hazret-i Ebu Bekr’in, kerimesi Hazret-i Ai§e’ye : 

— Resulullah salla'lldhu aleyhi ve sellem ka$ parca bez ile kefen- 
lendi? diye sormu§. O da : 

— Kamis ile imame haric olmak iizcre uq par^a beyaz pamuk 
bczinden ibaret idi, diye cevab vermi§. Sonra Ebu Bekr Siddik, 
i<^inde hasta bulundugu clbisesine bakip onda zagfiran lekesi gorcrek : 
— Bu elbisemi yikaymiz. Ve buna iki parga bez daha ilave ede- 
rek beni bunlarm i^ine sariniz, buyurmu§, Hazret-i Ai§e: 

— Babacigim! Bu eskidir, demcsi iizerine musliimanlarin bu ilk 
ve biiyiik halifesi : 

— Bunun yenisine diri, diuden daha layiktir, diyc cevab ver- 
mi§tir 2 . 

Goriiluyor ki, Buhari’nin bu rivayeti ile Abdii’r-Rczzak’m 
rivayeti arasinda tearuz vardir. tbn-i Hlirnam : “ Abdii’r-Rezzak'in 
senedi , BuharVnin senedinden a$agi degildir 4 Abdii' r-Rezz&k y in rivayeti 
tercih olunur ” diyor. Ve Ibn-i Abbas radiya'llahu anhuma ' rnn bundan 


1 l ^0 J j£j Jjl Jli l ilJli ^ 0 J Ji jl j JL* JIJJ 

. .ill eJUi . \ rt 4 l jUjS" j jLm*\ : Lr* b\£ If JJ1I <0 

[ i o i i 1 £ : jr-Ult -Aj-U-1 Jl «■ V Jd 

2 V j J*# -j ^ j : Jli jSb Lt 

O ^ jjf OU - 4;ip Jj V Lfi W*! j \ fclJU 

1«U 01 cJli . Lfi ti yJ&f ^>4 J J ^ (J I ji L—pl : JU . oi jJ»j (j* ** 

[tot (j* c i ^ i Jii . 


bir had 
fllttlk \ 

Bu 

Soi 
£'jrulen 
fcaldiny 
nx a vet 
rdmiz, 

rruisaad 
Humai 
eimek h 

Bu 

Sei 

rif ediyc 

dc izar 
^akahna 
d\i kap< 
ucu sag 
Sonra h 
Li fair d 

mn a^ili 
gunda t 

Kai 

Erk 

denilir, 
leu bir b 
mani* o 
bir bez 
Har 
budur. 
hdkj El 
rivayet ed 
L-enazesi 


1 Me 


1C 

izar, lifa- 
ftiya'lla- 
inde has- 

rnleyiniz! 

0 buyiik 

layiktir, 
rd!d ara- 

ir. Orada 

ilc kefen- 

tz pamuk 
Siddik, 
gftrerek : 
ib'ivc ede- 

nn bu ilk 

rvab ver- 

. zzak’in 
tifZZdk'in 
rrr rivdyeti 
; bund an 

* iS JJ 
il 4-jyi 

f ! t >/ Jli 

M j-j 
btfj :cJU 

1 ^ *8 

: JlS . jU 


BEKR’tN TEKFlNl — TEKFlNlN SURETl 33'/ 

bir hadis sonra (628) numara ile tercemesi gelecek olan ve ihramli 
olarak vefat eden birSahabi hakkinda varid bulunan: 

5m cena&yi iki kat bez ile kefenleyiniz ” hadisini zikrediyor. 

Sonra Ibn-i Hijmam, bu rivayetleri cem c ederek aralannda 
gorlilen tearuzu kendisine has olan ilmi ve edebi bir hazakatle §oyle 
kaldmyor : Abdii’r-Rezzak ve emsali raviler, hadisin bir kismmi 
rivayet etmi§lerdir. Hazret-i Siddik’in : Buna iki par$a daha ilave 
ediniz, dedigini rivayet etmemi§lerdir. Buhari ise tamammi riv&yet 
ctmi§tir, Ibn-i Abb&s’in rivayet ettigi vakiada h&l-i zar&rete mebni 
milsaade buyurulmu§ olur ki, matlub olan da bu idi. Sonra Ibn-i 
Hiimam: ii<j kat kefen tedarikine muktedir olanlar i^in ikiye iktisar 
etmek hilaf-i evladir, diyor. 

Bu SARGILAR1N SURET-i iSTi C MALI I 

Serahsi, Mebsut' unda bunlarin suret-i isti'mallerini §oyle ta c - 
rif ediyor: evvela lifafe denilen par$a, u^ununa yayilir, bunun iizerine 
de izar serilir. Kamis varsa cenazeye bu geydirilir. Ba§mm sa^ina, 
sakahna koku siirtilur. Secde azalan olan almna, burnuna, iki ellerine, 
diz kapaklanna, ayaklanna, kafur konulur. Sonra izarm sol taraftaki 
ucu sag tarafa atilir. Ba§indan ayagina kadar cenazenin cesedi sanlir. 
Sonra izarin sag tarafi da boylece sol tarafa dogru atilarak sanlir. 
Lifafe de boyle soldan saga, sonra sagdan sola atilarak sanlir. Kefe- 
nin a^ilmasindan korkulursa baglamr. Fakat cenaze kabre konuldu- 
gunda bu bag ^oziiliir \ 

Kadinlar igiN mesnun olan kefen ADEDi be§t!r : 

Erkek cenazesinde muHeber olan kamis, -ki kadin kefeninde dir 4 
denilir, kadin gomlegi demektir,- izar, lifafeden ba§ka “ himar ” deni- 
len bir ba§ ve yiiz ortiisii ile “hirka” denilen ve bu bezlerin agilmasina 
mani 4 olmak i$in kadimn gobegi ile memesi arasina baglanan enli 
bir bez panjasidir. Bunlann meemuu be§ parga oluyor. 

Hane filer indinde kadinlar i$in muHeber olan kefen-i mesnun 
budur. Ibn-i Miinzir: c< §a l bi> Nehdi , §afii> Ahmed> 1 s- 
haky Ebu Sevr , Ibn-i Sirin gibi kendilerinden iHimad edilerek ahz u 
rivayet edilen ehl-i ilmin mezhebi de budur ” demi§tir. Ibn-i Sirin kadin 
cenazesi be§ sevb ile kefenlenir: dir 4 , himar, iki lif&fe, bir hirkadir, 


1 MebsHt: C. 2, S. 60 


V • 22 


338 


KADIN KEFENlNlN ADEDt VE SURET-t TEKFlNl 


demi§. Ibrahim-i Nehai de be§ par^adir, demi§ : dir 4 , himar. 
lifafe, mebtan, rida\ Hasen-i Basri’ye gore de be§tir : dir 4 , himar, 
lifafe, izar, hirka. Imam §afiide be§ oldugunu bildirmi§tir: ti$ lifafe, 
izar, himar. Im&m Ahmed Ibn-i Hanbel’e gore de §u panjalar- 
dir : kamis, mi 4 zer, lifafe, maknaa (ba§ drtiisii), hirka. Yalniz At a* 
Ibn-i Ebi Rebah’tir ki, iiq par$a oldugunu kabul etmi§tir : dir 4 ,, 
biri dir 4 in altma, obiirii iistiine sarilmak iizere iki sevb. Buhari’nin 
Sahih' inde Hasen-i Basri’den ta c likan bir rivayetinde hirkanm be- 
§inci bir panja oldugunu hildirmesi, onun da aded-i mesnunun be§ 
oldugu kanaatini izhar eder. Hirka, be§inci olunca elbette bunun 
dordiinciisii de bulunacaktir. 

Cevzeki’nin, Ibrahim Ibn-i Habib tariki ilc Hafsa’dan 
ve bu vasita ile de tlmmii Atiyye’den bir rivayeti vardir ki, bu 
babda en sarih bir mesned-i fikhidir. Ommii Atiyye diyor ki : 
/-l •\±j&=Biz ^eyneVi be§ par$a bez ifinde 

kefenledik vekadinlarin hayatta ba$ drtiisii ile sanndiklan gibi £ eyneb’i hima - 
nna y ba$ ortiisune sardik ” demi§tir ki, tamamiyle Ebu Hanife mez- 
hebinin bir §ekl-i ifadesidir. [Mebsut, Hidaye , Fethu'l-Kadxr]. 

KaDIN CENAZESiNiN SURET-i TEKFINI : 

Bunu da allame §arihimiz Ayni §oyle ta 4 rif ediyor : cenaze ev- 
vela dir 4 a sarilir. Yani gomlek geydirilir. Sonra himar denilen bez, 
ba§ ortiisii gibi kadimn ba§ina ortiiliir ve gomlek iizerine a^ilir. Bu- 
nun iizerine izar, onun iizerine de lifafe denilen en geni§ bez sarilir, 
en sonra da bu bezler a^ilmamak i$in hirka denilen enli bez kadimn 
memesi ile gobegi arasma baglamr. [ Umdeiii'l-Kari : C. 4, S. 49]. 

Kadimn tekfininde bu tertibe riayet edilmesi, Buhari’nin, 
mevzuumuz olan bu babmda Eyyubii Sahteyani ve Ibn-i Sirin 
tariki ile l)mmii Atiyye’den mevsulen vaki 4 olan bir rivayetine 
musteniddir. Eyyub’un rivayetine gore Ibn-i Sirin demi§tir ki : 
t)mmu Atiyye Basra’daki oglunu gormek i^in ansizin Basra’ya 
gelm^ti. Bu sirada bize Zeyneb’in gasl ii tekfini vakiasim anlatti. 
Ve en sonunda Resulullah salla'llahu aleyhi ve seller^ in izarini ken- 
dilerine verip : " l = Bu izanmi Z e y ne ^ e sanmz buyurdugunu ” 
soyledi. 

Eyyub, Ibn-i Sirin bundan ba§ka bir §ey soylemedi. Vc bu 
gaslolunan Peygamber’in hangi kizi oldugunu da bilmiyorurn, 
demi§tir. Eyyub’un, hadisindeki i§ 4 an, ilfaf ma'nasma hamlettigi ve 


iKl KAT KEFEN HAKKINDA IBN-I ABBAS’IN YAKS HADlSl 339 


Ibn-i Sirin’inde kadin cenazesinin tekfininde izarm dcgil, dir c in 
takdim cdilmesini emrcder oldugu da Buhari’nin bu tarikteki 
rlimle-i rivayatindandir 1 . 


J*-j Jli U*~p 4Ml ^ j ^ Lp jj\ jp . 628 

»' *J^t ** it \ *' " *. 


• " ^ ^ v " •v *’t *[' if , * ' ' ' * . 

^jp ^3 •) 2 1 A3 j*j J A^Jp <04 I 4J4 • Uj** j ^ <*-A3 

"l" >l t V * At'\\- **' 'u' *f *•' 1 l" 

4-Jp 4341 ^^ Jl> AJwiJljl* JU AS^a. 3 j3 4£jb-l j 

> [*"*.<,' \ . * \ ' * \ ‘.r ' V " 

a j j J j |Uj j 

^ * * 1 4 ^ ✓ 1 

. uJ,« oLJi)l ^ Jj Ajli jl J 


Tergemesi 

tbn-i Abbas radiya’llahu anhumod dan §oyle rivayet edil- 
mi$tir: 

Ibn-i Abbas demi§,tir ki : Resulullah salladlld.hu aleyhi 
ve sellem ile birisi (Haccetii’l-Veda'da) Arafat’ta vakfe ederken 
ansizin devesinden dii§tii. Du§er dii§mez de deve, (zavalhnm) 
boynunu kirdi. (Ve derhal oldii). Nebi sailed llahu aleyhi ve 
sellem buyurdu ki : 

Bu (ihramli) adami su ve sidr ile yikayiniz, ve iki kat ih- 
rami iginde defnediniz. Ona koku siirmeyiniz, onun ba§ina 
bez de sarmayimz. Qiinkii bu (ihramli) haci, kiyamet giiniinde 
(ba?i agik olarak ve) “ Lebbeyk Alldhiimme lebbeyk = Fermamna 
uydum , divanina geldim...” diyerek ba‘s olunacaktir. 


1 »t y\ L flp 1 t £0j f\ o.U {j jw ^/\ jl i js£. I ) 

4U) I d-» L# -i)l llJ* J* -5 • pH* . UjuA>»j . jjLJ » <1»A> ^ 

^ W* Jlii liJi ^Jl UpjJ {(U ) Jl ( 4£jul J ..iii j J 4-ld 

•ill AS" j . *-i I^li4)l jUiyl ) <-ojl ( j 4?Uj <,#! t#j^l illi j* ) Lf.J^ 0 if} ( A/ 

[ ] jJJj J j*Aj Ol lljlL; J * L if m Jf j;l 


340 IhrAmli Olenin IhramliliGi kaur mi ? 


IzAhi 

RAviLER, RiVAYETLER ! 

Bu hadisi Buhari buradan ba§ka Cenaze bahsinin bir babinda 
daha ve aynca Hac bahsinde de zikretmi§tir. Muslim, Ebu Da- 
vud, Nesaide Hac bahsinde rivayet eylemi§lerdir. Buhari " de bu 
hadisin yine bu babdaki rivayet tarikinda : “oli = Hacimn 
devesi boynunu kirdi ve derhal oldii ” suretinde varid olarak mevti tasrih 
edilmi§ bulundugundan tercemede muHeriza i$inde bu ziy&deyi 
gosterdik. Bu hadise, Hac bahsinde gorlilecegi iizere Haccetii’l-Ve- 
da'da vuku‘ buldugundan buna da i§aret ettik. 

( <Jl i jt ) ciimlesindeki terdid, ravinin zabtmdan 

ne§*et eden bir §ektir. Birincisi dandir, boynu kirmak ma ( na- 

smadir. Ikincisi ( ^UjI ) dan me^uzdur ve§azdir. Esah olan stilus!-, 
dir. Bu sebeble tercemede bunu gostermedik. 

Bu hadisi Buhari cenazeyi iki par$a bez ile kefenlemenin ce- 
vazi hakkmdaki bir babntda zikretmi§ ve bu unvan ile Buhari, kefe- 
nin ii$ olmasi vacib degil, siinnet olduguna i§aret eylemi§tir. Binaen- 
aleyh bir zarurete miistenid olmiyarak kefenin iki parqaya indiril- 
mesi ile siinnet terkedilmi§ olur. Bir parga ise viicuben lazimdir, 

FlKHi HUKUMLER : 

Bu hadis ile §afii, Ahmed Ibn-i Hanbel, tshak Ibn-i 
Rahuye, zahiriler ihramli olarak vefat eden miPminin ihram hali- 
nin oldiikten sonra da devam edecegine istidlal etmi§lerdir. Ve ihr&m 
halinin devamma mebnidir ki, tekfininde ba§imn setredilmesi, koku 
kullamlmasi nehyedilmi§tir, demi§lerdir. Buictihad; Osman, Ali, 
Ibn-i Abbas radiya'llahu anhiim ile Ata*, Sevri’den de nakledil- 
mi§tir. 

Imam Ebu Hanife, Imam Malik, Evzai ise ihramli da, 
ihramli olmiyanlar hakkinda cari olan ahkama tabi'dir, demi§lerdir. 
Bu nokta-i nazarda Ai§e, Abdullah Ibn-i Omer radiya'Uahu 
anhiim ile Tavus " tan rivayet olunmu§tur. Bunlara gore bu hac, namaz 
ve oruc gibi ifasma ba§lamp da mevt ile batil olan bir ibadettir. Nasil 
ki Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem: (Adem-oglu oliince ona hayir 
ve ibddet kapilan kapamr, Talniz bundan iif fey miistesnddir : devamh hayir , 
kendisinden beferiyyetin istifade edecegi ilmi eser , oldiikten sonra kendisine 


KEFEN-t KlFAYE iKt, KEFEN-t ZARORET BtR PARQADIR 341 


libmda 
ih Da- 
rde bu 
Hacinin 
ii tasrih 
ny&deyi 
ttTl-Ve- 


rnindan 
ma‘na- 
i siilAsi- 

rnin ce- 
r I* kefe- 
BinAen- 
mdiril- 
idir. 


I bn-i 
ni hali- 
c ihrAm 
is, koku 
a, A 1 S, 
.skledil- 

znli da, 
i^tcrdir. 
ty&llahu 
namaz 
j. Nasil 
nt£ hqyir 
ii kayir> 
I indisine 


dud edecek hayirh evldd) buyurmu§lardir 1 . Ihram da inkitaa ugrayan 
amellerden birisidir. Oldiikten sonra ihrAmin devami kabul edilince 
artik miihrim olarak olen kimsenin tavaf etmesini ve menasik-i hacci 
tamamlamasmi da kabul etmek icab eder. Tahnit ve tacmirden miis- 
tesna tutulmasi, dem-i §ehid gibi §iar-i ihramm devam-i hikmetinc 
mebnfdin Gasil, tekfin gibi diger cenaze ahkAmi tamamiyle caridir. 

Yine bu hadis-i §eriften iki panja kefenin cevAzi miistefad olu- 
yor ki, bu kefen, kefen-i kifayedir. Kefen-i zaruret ise bir par$adan 
ibarettir. 

Bu hadis-i §erifte : “Iki kat *bez He kefenleyiniz ” buyurulmasindan 
zahiren miistefad olan yeni bir bezle kefenlenmesidir. Ve buna kail 
olanlar da bulunmu§tur. Fakat a§agida Kitab-i Hac’daki bu hadisin 
tarlk-i rivayetinde “ S = Kendi ihraminda” ziyadesi bulunmasi 
maksadi tamamiyle tasrih ve ta*yin eylemi§tir. 

2 ^ o * f ^ * 1 f * * • f ' r c\t\ 

(3-f 1 ^ ^ Cf • 629 

- / , ^ x Jl I - 4 ^ " 1 * A * x ^ ^ / 

£ Jlii £.11* j 

>'*• .*'» f" % ^ , * c | • f i f ' 

<U jJbiXJS } 4_Jp j <Cj»5 I 4)1 J 

I Jli^ 4*4u*i pJL* j <4-1 p oUapli 

aljl 4.lJp 

uf jiii jp 

• *'\* -Vi • •»".* .?'• Cv*? • •*'!• r'u- 

•> V • • i " •!' • ' •' 

) CJ yj 4-Jp J+a* |*-fj 4»l jJi 

f 'f x l" • ** ' f l' 

. iJbi Ou -*•>-' fje 

^ *Uj j\ 4i y*i ^ J J ^ pj»T & L* lii 

[ 41* ill »Jj* (jl 0*> ,1— - ' J J 4#jl*^' J* 3 *. 


r 


342 


ABDULLAH lBN-1 UBEY lBN-1 SELUL 


Tercemesi 

Ibn-i Omer radiya’llahu anhUmd? dan §oyle rivayet edil- 
mi§tir : 

Abdullah tbn-i tjbey oldiigiinde oglu (Abdullah) 
Nebi salld’lldhu aleyhi ve sellem’e gelmi§ ve : “Yd Resula’l- 
lah! (Miibarek) gomlegini bana versen de babami onunla kefenle- 
sem. (Lutfen) namazini da kilsamz ve ona istigfar buyursamz ” de- 
mi§ti. Nebi salla'llahu aleyhi ve sellem, Abdullah’a gomlegini 
verdi. Ve : (Cenaze hazirlanmca) bana haber veriniz, nama- 
zini kilayim, buyurdu. Abdullah Resul-i Ekrem’e hazir- 
landigim arzetti. Resulullah Ibn-i Ubeyy’in cenazesine 
namaz kilmakiizere iken Omer radiya'llahu anh, Resulullah’- 
(m arkasindan ridasm) 1 gekti. Ve : “Yd Resula' llah! Allah 
sizi miinafiklar iizerine namaz kilmaktan nehyetmedi mi?” dedi. 
Resul-i Ekrem : Ben, istigfar etmekte ve etmemekte 

muhayyerim. Allahu Teala : “Habibim ! Bu miin&fiklara sen, 
ister istigfar et, istersen istigfar etme (miisavidir. Faraza) bunlar 
iginyetmi§ def l a istigfar etsen Allah, asla onlan magfiret etmiyecektir” 
buyurmu§tur, diye cevab verdi. Ve Resulullah Abdullah 
tbn-i Ubeyy’in cenazesine namaz kildi. Bunun iizerine : 
“Bu munafiklardan olenlerin hig birisine namaz kilma habibim !” 
me&lindeki Ayet-i Kerime nazil oldu. 

iZAHI 

TERCEME-i HALLER : 

Burada bit baba ve ogulun terceme-i hallerini izah edecegiz. 
Baba, koyu bir miinafik, ogul da halis, temiz bir miisliiman »” 

*« i-il j. — Kudret-i fatira, oltiden diri yarahr ” kavl-i ^erifi ile bildirilen 
icazkar bir diisturun tam ve kamil bir tecellisi. 

Abdullah Ibn-i Ubey, Ibn-i S e 1 u l’diir. Medine miinafik- 
larinin reisidir. Selul, Huzaa’dan bir kadmdir. Abdullah, cahi- 
liyyet devrinde Hazrecilerin reisi idi. Hicret-i seniy>’eden sonra za- 


* Silre : 30 ( Rum ) , ayet : ig 


MUnAFIKLARIN AHVAL-I LElMESt — BlR KAQ MlsAL 


34o 


liirdc musliiman olmu§tu. Fakat te§kil ettigi miinafik bir hizbin 
riyasetinde gizli, a§ikar her tiirlii §err ii fesad ikaindan geri kalmi- 
yordu. Musliimanlarin en mu§kil zamanlarmda Islam hey’et-i icti- 
maiyyesini inhilale ugratacak firsatlar kollar ve higbirisini kagirmazdi. 
Cahiliyyet devrinde Hazrec kabilesinin reisi bulundugundan nifak-cu- 
vane hareketleri kabilesi halki uzerinde miiessir de oluyordu. Bunun 
idare ettigi ziimre-i habisenin ahvali miistakil bir sure ile §6yle tasvir 
buyurulmu§tur. “Aziz Peygamberim! miinafiklar huzuruna geldik- 
lerinde : “ Senin Resulullah olduguna muhakkak iman ve gehadet edtriz' 
derler. Hi$ §iibhesiz Allah da bilir ki, sen Allah’m Resuliisun. Vine 
Allah §ehadet eder ki, bu miinafiklar ziimresi, iman vc §ehadet iddiasin- 
da yalancidirlar. Huzurundaki imanlari, miicerred hayatlarim koru- 
mak ve musliimanlari Allah yolunda miicahededen men ( etmek i<jin- 
dir. Bunlarm bu iki yiizlii hareketleri ne fena §eydir. Bunlar, lisanla- 
riyle iman, sonra kalbleriyle kiifrederler. Bunlarm kalblerine dalalet 
miihru vurulmu§tur. Hakki, hakikati anlamazlar. Onlan her gordii- 
giinde harici simalari ve agizlarmdan i§ittigin diizgiin sozleri, Habi- 
bim! seni aldatabilir. Fakat onlar hakikatte “Hu$ub-i miisennede = 
duvara dayamlmif ruhsuz kuru agag pargalari ” gibidirler. Bu korkaklar 
zannederler ki, her sayha kendilcrine haykinr. Bu miinafiklar §ubhe- 
siz dii§mandirlar. Bunlardan hazer iizere bulunf Allah bunlan helak 
etsin! Ta ki haktan nasil udul edilirmi§, cezasmi gbrsiinler!” 1 Bu ten- 
bih-i ilahi mucibince Resul-i Ekrem bunlann riyakarane vaz'iy- 
yetlerini nazar-i dikkatlerinden uzak bulundurmazdi. 

Abdullah iBN-i UbeyyMn mel'aneti hakkinda BiR iki misal: 

1) Uhud harbindc Resul-i Ekrem’in maiyyetinde harbe i§tirak 
ettigi halde harbin en §iddetli bir zamanmda ordunun ii^te birisi 
derecesinde miihim bir ku wet ini igfal ederek harbden $evirip Medi- 
ne’ye getirmi§ti. 

2 ) Bir gazaya gidilirken “ Miireysi suyu ba§mda ve bir Miiha- 
cir’le Ensar’dan birisi arasinda cereyan eden birsu kavgasmi tbn-i 


1 j ji ^JUI Jj! j 4 LI I j]\i O^IiUll U- 131 » 

U^LjkJ L » I p-f-U 1 Ij-ijcl * jjvaillil 01 

Olj |*^il — »-i iLayo p-rJj blj *. Oj+jlaj ^ J* 1 jjif £ p-rb 

>1iJ 1 p> i, O j 

[ i jj* ] « 0 j&ji Jl 


344 ABDULLAH I BN- 1 ABDULLAH lBN-t U BEY — RESOL- 1 EKREM 


LIE* 


Obey vesile-i fesad edinerek : “Ey Ensdr! §u Resululldh bafindaki 
Muhdcirlere ekm'ek uermeyimz de bagindan dagilsinlar ” diye Medine halkini 
muhalefete, isy&na te§vik ediyordu. tbn-i Ubeyy’in bu fezahati, 
lisan-i Kur’an ile haber verildigi gibi Cenab-i H'akk’in : “Bu mu-, 
ndfiklar , hala anlamtyorlar ki , goklerin ve biitunyerin hazineleri Allah ifindir" 
mealindeki cevabi da yine Mlinafikin suresinin bir ayet-i kerimesiyle 
tesblt buyurulmu§tur Hazret-i Omerhadiseden haberdar olunca: 

— Ya Resula’llah! Miisaade buyur da §u herifin boynunu 
vurayim, demi§ti. Fakat Resul-i Ekrem miisaade etmedi, ve : 

— Hayir, olmaz, bu def c a da mes ’elenin m&hiyyetini bilmiyen 
halk: Resulullah, Ashab’im oldiirmege ba§ladi, derler, buyurdu. 

3) Yine bir seferde miinafiklar : “Artik Medine* ye dondiigiimuzde 
aziz olanlar , z*lil olanlan Medine' den fikarsin /” demi§lerdi. Aziz ile 
Ensar’i, zelil ile de Muhacirleri kasdediyorlardi. Lisan-i Kur’an ile 
buna da §oyle cevab verilip : “Izzet ve §eref u saadet Allah ifindir . , Allah* - 
tn Peygamber'i ifindir ve mii'minler ifindir . Lakin miinafiklar bu hakikati anla- 
mazlar ki ” buyuruldu. Bu hadise de Miinafikin siiresinin bir iyeti ile 
tesbit edilmi§tir 1 2 . 

Vakidi, Abdullah tbn-i Ubeyy’in, Hicret’in dokuzuncu 
yih §ew&linin son giinlerinde hastalamp zilka'de dahilinde vefat et> 
tigini ve hastaliginm yirmi gun devam ettigini bildiriyor. 

Abdullah Ibn-1 Abdullah Ibn-1 Obey: Ibn-i Ubeyy’in 
boyle leim bir §ahsiyyet olmasina mukabil, bunun oglu Abdullah 
radiya'llahu anh ebrar-i iimmetten ve Ashab-i Kiram’in en hayirli ve 
faziletli simalarindan birisi idi. Ewelce ismi ha-i miihmele ile “Hii- 
bdb ” idi. Sonra taraf-i Risalet’ten kendisine Abdullah ismi bah§e- 
dildi. Abdullah, biitiin gazalara i§tirak edip Resul-i Ekrem’in 
maiyyetinden hie; ayrilmami§tir. Ebu Bekr-i Siddik radiya'llahu 
anh in hilafeti zamamnda “Yemdme" harbine de i§tirak edip orada 
§ehid olmu§tur. Abdullah, babasmm nifak-cuyane hareketlerinden 
tabii hig memnun degildi. Babasina son derece kizardi. Taraf-i Ri- 


1 Cs I *& j J>»* j -Up Jp \jju£j )J J jJjJu 

2 J j * «UJ j 4 Jl l O’V OjIjMj 

[ ] OjJju Y jruikll j J 


Airs tiro mtis 

St Al K 

rniisaa^ 
- -4 vr nat 

Cuvas : ] 
nr musaa 
a i ^ ba^Udigt 
biri dere 
>*h si oldii 
biF hia 
ve .\ 
Bu vaz s 
biin5 vc basi 
Atfinc kai 
lyiijrrj gden 5c 

■ Ikinci vr 

mOMm top drr 
gbriilup 
miis 

1 imtrunc me- 
* aklyi-i ah 
btt^ak rdiidig 
H kabili-i 
f Bu, vahy 

oya^eti 
- drrmeyai 
i*i Ibn-i V 
i amucas 
^ " hediyye 
Abbit, Kurr’ 
ft lie ihtc 
[ i*?' fsettick ar 
Ibi'i Obey; 

Abl 

[ lar Joraiiada c 


EM 

■ — 

ajtndaki 
halkim 
rl&hati, 
Bu mii 
ifindir” 
nesiyle 
olunca: 

mynunu 
vc : 
Imiyen 
yyurdu. 

IP Inuizde 
Aziz ile 
jr T an ile 
Allah' - 
iaJi unla - 
a yeti ile 

kuzuncu 
vcfat et- 

beyy’in 
Lvdullah 
ayirli ve 
ile “Hu- 
ll bah§e- 
krem’in 
dtydllahu 
ip orada 
tlcrinden 
raf-i Ri- 

• J 


Fondun ERTUGRUL 
Kitapligi 

lBN-1 OBEYYE NiglN GOMLEGINI VERDt, NAMAZINI KILDI ? 345 

salet’ten miisaade olunsaydi, babasmin boynunu vurmaktan bir an 
bile ^ekinmiyecek idi. 

* Sual : Resul-i Ekrem’in, munafiklann reisine hayatmda bu 
kadar miisaade buyurmalarinm ve oldiigiinde miibarek gomlegini 
vermek vc namazini kilip istigfar etmek sfrretiyle son derece lutufk&r 
bulunmalarinin sebeb ve hikmeti nedir? 

Cevab : Ru sualin birinci kismina yani hayatmda bu munafiklar 
reisine miisaadekar bulunmalarinin sebebi, Islamiyyet’in heniiz iti- 
laya ba§ladigi ilk giinlerinde miisliimanlarin kuva-yi umumiyyesinin 
ii5te biri derecesinde kalabalik olan kabilesine riyaset etmekte olan 
bir §ahsi oldiirmeyi muvafik bulmuyordu. §eklen olsun musliiman 
olmu§ bir hizbin riyasetindeki bir adami oldiirmekle maiyyetinin 
inkisan, ve Mu hammed, Ashabi’m oldiiriiyor, demeleri muhak- 
Icakti. Bu vaz'iyyeti, her tiirlii fenaligina ragmen lslah ve idare etmek 
hazim ve basiret .icabi idi. Abdullah Ibn-i Obey’yin vefatinda, 
cenazesine kar§i gosterdigi derin alakaya gelince, bu hususta da ilk 
hatira gelen §ey, oglu Abdullah radiya'llahu anK in taltif buyurulma- 
sidir.- Ikinci ve belki de daha muhim bir sebeb de §u olabilir ki, bu 
aclam son dem-i hayatmda Resul-i Ekrem’in gomlegi ile isti§fa c 
cttigi goriiliip duyularak kabilesi halkindan heniiz miisluman olmi- 
yanlarm miisluman olmalan, munafiklann da samimiyetlerinin 
te’minine medar olmasi maksadi istihdaf edilmi§ olabilir.. Nasil 
ki vakayi-i ahire bunu tasdik etmi§tir. Resulullah’in sevbi ile te- 
berriik edildigi goriilup §ayi c olunca Ibn-i l)beyy*in riyaset ettigi 
Hazrec kabilesinden bin ki§ilik ilk bir kafile birden miisliiman olmu§- 
tur. Bu, vahy ile miieyyed olan zeka-i Muhammedi’nin ilk se- 
mere-i siyaseti idi. U^iincii bir sebeb olarak da §oyle bir vakia kes- 
retle dermey&n edilmektedir : Resul-i Ekrem’in miibarek gomle- 
gini Ibn-i Obeyy’e geydirmesi, Bedir giinii Hazret-i Peygam- 
ber’in amucasi Hazret-i Abbas’a Obey tarafmdan kendi gomle- 
ginin hediyye edilmi§ bulunm&sina bir mukabeledir. Bedir giinii 
Abbzls, Kurey§ esirleri arasinda bulunuyordu. Maglhbiyyetin peri- 
§anhgi ile iizerinde gomlegi de yoktu. Kendisine geydirilmek iizere 
Tiir gomlek aranildi. Fakat Abbas uzun boylu oldugundan yalmz 
Ibn-i Ubeyy’in gomlegi denk gelmi§ti. Mii§ariin-ileyh de hemen 
gomlegini Abbas’a hediyye etmi§ti. Buna mukabele edilmesi Arab- 
lar arasinda cari olan adab-i ictim&iyye muktezasindan idi. Fakat 




346 


KEFEN GOMLECl D1k1§l1 DE, DlKl§SiZ DE, OLUR 


zemin-i miinasibinde kar§ilanamami§ bulunuyordu. I§te taraf-i Risa- 
let’ten bir gomlek verilerek muhtcrem amucasi, tbn-i Ubeyy’in 
bar-i minnetindcn kurtanlmi§ oluyordu. 

HaDISTE BiLDiRILEN HAZRET-i OmER^N NEHYi NEREDEN IsriFADE 
EDiLMi§TiR? : Hazret-i Omer’in : “Yd Resula'llak Cenab-i Hak , 
sizi miindfiklar uzerine namaz kilmaktan nehyetmedi mi?” demesi ve bu 
nehy-i ilahiyi Hazret-i Omer’in hangi ayetten istifade ettigi tedkik 
edilmi§tir. §arih Ayni Hazret-i Omer bunu : “ Habibim ! Bu 

miinafiklar a istigfdr etsen de, etmesen de netice miisavidir, Allah bunlan mag- 
firet etmiyecektir” mealindeki kavl-i §eriften almi^tir 1 diyor. Hazret-i 
O merlin ictihadina gore istigfar, salat ile teVil edilerek 2 bu kavl-i 
§eriften, namazdan nehy buyuruldugu miistefad oluyordu. 

Ger^i Resul-i Ekrem mliteakiben, mealen naklettigimiz bu 
aycti okuyarak : “Ben istigfdr etmekte ve etmemekte muhayyerim ” buyur- 
mu§ ve bu ayetten nehy matlub olmadigmi Hazret-i Omer’e bil- 
dirmi§ti. §arih Kastalani ise Hazret-i Omer’in bu nehyi : 
“ Nebi aleyhi s-selam if in ve mii'minler if in mii$rikler hakkinda istigfdr et- 
meleri muvdfik degildir 3 ” mealindeki ayet-i kerimeden almi§ olacagini 
bildiriyor. Vakia bu Ayet-i Kerimedeki nehy, daha sarihtir, daha 
kat'idir. Ve mahall-i ictihad da degildir. Fakat bu nehy mu§rikler 
hakkinda olup miinafiklar ise mii§rik addedilemiyeceklerinden bu 
ayetten, namazdan nehy istidlal ve istinbat etmek gli^tiir. 

ts N “I Om E R HADISINDEN ISTIFADE EDILEN HUKUMLER . 

i) Meyyitin, “kamis = gomlek” i^inde kefenlenmesi ve gomle- 
gin etrafi bastirilmi§ ve dikilmi§ olup olmamasi miisavi oldugu. Bazi 
fukaha : “Etrafi bastirilmami§ olmadikca kamis isti c maline cevaz-i 
§er c i olmadigina ve ridaya benzememek i$in iliksiz de olmasi llizu- 
muna kail olmu§lardir. Fakat Buhari bu kavli, bu hadis i^in iltizam 
ettigi babm unvani ile redde.tmi§tir. Buhari’nin unvam: j 

« y j\ ^iJI = Etrafi gerek dikifli , gerek dikifsiz gomlek ile kefenlenme - 

nin cevazi” suretindedir. §arih Kirmani, Buhari’nin bu unvanmi 
terceme ettigimiz surette tefsir etmi§tir. Beyhaki Hilafiyydf inda 

1 [ A • 6 V ^ 

2 Buhari ravilerinden Ismail: “Istigfar a, duaya salat denilir ” demi$tir. 

3 jlA \jjAic~j ul I or -ill j ul5^U £ Sure : g ( Tevbe ), dyet: nj ] 


lbn-i S 
konulmu!; 
ihtiyan \ 
olmamasi 

2 ) B 

Fakat kai 
babda ih 
lim olah 
Ebu Ta 
Hazret-i 
emretmi§l 
gore, Ha 
vefat ettij 
Ekrem a 
koy ” buy 
tekrar ba 
vam eder 
lerce onu 
Nihayet 
minlerin, i 
Ayet-i Kc 

Yine 
akrabasi, 
mcmelidii 
lidir. Yin< 
gibi vesilc 
bir bez ] 
§afii’nin 
Ahmed 
netmek cz 
defnetmcz 

3) Bi 
vahyc mu 

4) Y 
munda m< 
Boyle bir 
soz soylei 


HAZRET-t OMER’lNl CTIhADINDA IsABETI 


347 


f-i Risa- 
heyy’in 

kriKADE 
»-i Hak, 
Sfi vc bu 
;>e tedkik 
tim! Bu 
iJ 'an mag- 
Lszret-i 
>u kavl-i 

:imiz bu 
buyur- 
icr’e bil- 
aehyi : 
uifar et- 
' acagim 
lir, daha 
i yqrikler 
nden bu 


gomle- 
i gu. Bazi 
« cevaz-i 
Las i luzu- 
m sltizam 
1 j 

wfmlenme- 

unv&nim 

yfj/’inda 

Bfflir. 

• **3] 


lbn-i Sirin’in: kamis-i meyyitin, kamis-i hay gibi dikilmi§ ve ilik 
konulmu§ olmasi miistehabdir, dedigini rivayct etmi§tir. Buhari’nin 
ihtiyari vechile kefen ciimlcsinden olan gomlek, etrafi dikilmi§ olup 
olmamasi, ilik konulmu§ vcyahud konulmami§ bulunmasi miisavidir. 

2) Bu hadis-i §erifte kafir oliisunc namaz kilmaktan nehy vardir. 
Fakat kafir olusunlin gasli, tckfini, defni caiz midir, degil midir? Bu 
babda ihtilaf-i ara vardir. Hidaye saliibi diyor ki : kafir oliince mus- 
lim olain evliya-yi karibi gasleder, kcfenleyip defneder. Nasil ki, 
Ebu Talib vefat ettigindc Rcsul-i Ekrem salla'llahu aleyhi ve sellem , 
Hazret-i Ali’ye babasim gasletmesini, kefcnlemesini, defneylemesini 
emretmi§tir. Ibn-i Sa'd’in Tabakat' inda Vakidi’dcn rivayetinc 
gore, Hazret-i All radiya'llahu anh demi§tir ki : babam Ebu Talib 
vefat ettiginde aleyhi' s-salatii ve' s-selam' a gelip haber verdim, Resul-i 
Ekrem agladi. Sonra bana : <c Haydi git , babam gaslet, kefenle , topraga 
koy " buyurdu. Bu i§leri goriip geldikten sonra Resul-i Ekrem 
tekrar bana : “ Babam gaslet ”, buyurdu. Hazret-i All, rivayetine de- 
vam ederek demi§tir ki : babamm vefatmda Resul-i Ekrem giin- 
lerce onun ifm istigfar etti. Hane-i Saadct’ten bir tarafa ^lkmadi. 
Nihayet Cebrail aleyhi' s-selam : “ Nebi ( aleyhi' s-se lam) 'in ve mii'- 
mini er in, miifrikler hakkinda istigfar etmeleri dogru degildir" mealindeki 
Ayet-i Kerime’yi getirdi. 

Yine Sahib-i Hidaye diyor ki : fakat bir kafir olusunii miisluman 
akrabasi, bir musliiman cenazeyi gasleder gibi yikayacaktir zannedil- 
memelidir. Bu gasil, kirli ve necasctli bir gama§ir yikar gibi yikama- 
lidir. Yine boyle tekfini de kefen aded-i me§ruuna bakmiyarak kafur 
gibi vesile-i hiirmet ve riayct olan §eylcri nazar-i i'tibara almiyarak 
bir bez par$asina sarmak kabilinden bir tekfin olacaktir. Imam 
§afii’nin ictihadi da bu merkezdedir. Imam Malik ile Imam 
Ahmed Ibn-i HanbePe gore, kafirin velisi i$in kafiri gasl ii def- 
netmek caiz degildir. Imam Malik; musliiman veil, kafir ollisiinu 
defnetmez, topraga gomer, demi§tir. 

3) Bu hadisten Hazret-i Omer’in fazileti ve ictihadinin 
vahye muvafakati anla;ilir. 

4) Yine bu hadisten bir insanin hayatinda oldugu gibi liizu- 
munda mematinda da aleyhinde §ehadet etmek caiz oldugu anla§ihr. 
Boyle bir llizum ve ihtiyaedan sarf-i nazar edilince mevta aleyhinde 
soz soylemek mekruhtur. Peygamber Efendimiz: oliilerinizin 


348 tBN-t OBEY HAKKINDA CABlR H ADlSl — MEYYlTlN BA§KA 


TAI 




mehasinini aniniz, seyyiat ve mesavisinden dilinizi tutunuz buyur- 
mu§tur. 

5) Kendisinde daha iyisi ve yenisi bulundugu halde miicerred 
teberriik i^in ashab-i birr ii takvadan bir §ey istemek caiz oldugu da 
istifade edilir. 


Hazr 
fikardi. Ve 
defnolundi 
Ekrem’in 
deki goml 


a-Jp a«I JU auI ^ j ^p . 630 

at a** U J*u jj auI^p j 


. A^t*A> A*0 I j A-Al j 

•1 ' * » ✓ *r 


TERGEMESi 

Cabir radiya’llahu anK den §oyle rivayet edilmigtir: 
Hazret-i Cabir demi§tir ki : Abdullah tbn-i Obey 
defnolunduktan sonra Nebi salla’llahu aleyhi ve sellem geldi. 
(Emr-i Nebevi ile) olii hufresinden ^lkanldi. Resul-i Ekrem 
onun cildine tiikriigiinden iifledi. Ve ona gomlegini geydirdi. 


IzAhi 

RA VILER, RiVAYETLER I 

Bu hadisi Buhari, buradan ba§ka Cenaze bahsinin ba§ka bir 
babinda, Libas ve Cihad bahislerinde de zikretmi§tir. Muslim 
Tevbe, Nesii de Cenaze bahsinde tahric 6ylemi§lerdir. 

Bu Cabir hadisine nazaran Resul-i Ekrem “Ibn-i Vbeyf i 
ailesi kabrine defnettikten sonra gelmi§tir. Halbuki bundan ewel 
terceme ve izah ettigimiz Ibn-i Omer radiyctllahu anhumd hadisinde 
defnolunmazdan ewel geldikleri ve namaz kildiklan haber verili- 
yordu. Iki haber arasinda gorlilen bu te&ruzu def* etmek i$in §arihler, 
Ibn-i Omer hadisindeki : “ gomlegini verdi ” demek, “ ihsdn buyurdu ” 
demektir. Resul-i Ekrem’in verecegini va*d etmesinden mecazen 
verdi, diye ta'bir edilmi§tir, diyorlar. Ibn-i Cevzi de, ResOl-i 
Ekrem’in iki gomlek vermi§ oldugu muhtemeldir, diyor. 


[ is+j j* Cs) & 


Fikhi 
§arih 
lahat i<jin i 
Ibn-i Ka< 
yiir etmi§ o 
kilindiktan 
naze iizeri] 
ictihadinda 
(pkarilmam 
demi§tir. 

Mebsut 
tir : meyyi 
nulmu§, yai 
hud ba§i a; 
olur ve kab 
liizum yokti 
heniiz topr; 
mesntin iize 
icra edilir. ] 
§afii de ki 
a^ilmahdir, 

Meyyiti 
i$in tedkik 
Bir kisim ali 
beis yoktur ” 
seferi mikya! 
tecviz etmi§ 
hesab eylem 

Nakl-i n 
Osman rad\ 
cid-i Saadei 




1 


TARAFA NAKLt HAKKINDA ULEMANIN lCTlHADLARI U9 


Hazret>i Cabir’in : “ Resulullah , tbn-i Ubeyy'i hufresinden 
ftkardi . Ve ona gomlegini geydirdi ” demesinden bu oliinlin gomleksiz 
defnolundugu anla§ilmamahdir. Qok muhtemeldir ki, Resul-i 
Ekrem’in gomlegi ile teberrilk etmek istenildiginden meyvitin iistiin- 
deki gomlek <;ikanlmi§ ve kamis-i Nebevi geydirilmi§tir. 

Fikhi hukumler : 

§arih Kirmani diyor ki : bu hadis-i §eriften bir hacet ve mas* 
lahat i$in meyyitin kabrinden cpkarilmasi caiz oldugu miistefad olur. 
Ibn-i Kasim da: namazi kihnmadan defnolunan bir meyyit tegay- 
yiir etmi§ olmasi ihtimali bulunmadikca kabrinden qikanhr ve namazi 
kilindiktan sonra tekrar defnolunur, demi§tir. Ibn-i Vehbise ce- 
naze iizerine toprak atildiktari sonra onun yerinden oynatilmamasi 
ictihadinda bulunmu§tur. Esheb de : Defnolunan meyyit, yerinden 
Sikarilmamahdir, o kabrinde yatarken iizerine namaz kilinmalidir, 
demi§tir. 

MebsiU'ta, BedayV&c de bu mevzuun §u mes’eleleri izah edilmi§- 
tir : meyyit kabre konuldugunda yiizii kiblenin aksi cihetinde ko- 
nulmuj, y&hud meyyit sag tarafma degil, sol tarafina yatirilmi§, ya- 
hud ba§i ayak yerine ve ayaklan da ba§in yerine tersine konulmu§ 
olur ve kabrin iistiine toprak atilmi§ bulunursa, artik kabri e§elemege 
liizum yoktur. Bu firsat fevtedilm^tir. Eger kabir kerpigle orlilmu§ de 
henliz toprakla kapatilmami§ ise kerpi^ler alimr ve meyyit vech-i 
mesnun iizere vaz c olunur. Hatta meyyit gasledilmemi§ ise gasli bile 
icra edilir. Imam Malik’in ve E^heb’in kavilleri de budur. Imam 
§afii de kiblenin gayriye miiteveccihen defnolunan meyyitin kabri 
a^ilmahdir, demi§lerdir. 

Meyyitin bir taraftan, ba§ka bir tarafa nakli mes’elesi de ulema 
iqin tedkik zemini olmu§tur : Bazi iilema bunu kerih gdrmu§lerdir. 
Bir kisim alimler de tecviz edip : “Bir mil , iki mil mesafeye nakletmekte 
beis yoktur ” demi§lerdir. Bazi alimler ise, nakl-i meyyit i$in mesafe-i 
seferi miky&s olarak kabul edip mesafe-i seferden az bir mahalle nakli 
tecviz etmi§lerdir. Bazilari mesafe-i seferin muntehasim da dahil-i 
hesab eylemi§lerdir. 

Nakl-i meyyit hakkmda istinad edilen delillerden birisi Hazret-i 
Osman radiya’llahu anh zamaninda cemaatin kesretine mebni Mes- 
cid-i Sa&det’in tevsiine liizum goriildtigiinde oradaki kabirlerin 


350 


SA‘D lBN-1 EBI VAKKAS 1LE SAlD lBN-1 ZEYD 


“Baki"' kabristanma nakillerini emretmi§ ve : “mcscidinizi geni$letiniz” 
demi§tir. Yine bbyle Ashab-i Kiram’in biiyiiklerinden ve A§ere-i 
Miibe§§ere’den Sa c d Ibn-i Ebi Vakkas ile Said Ibn-i Zeyd 
radiyctllahu anhumffmn cenazeleri “Akik” den Medine’ye naklolunup 
defnedilmi§ti. Her ikisi de Ashab-i Bedir’den idi. Yinc A§erc-i Mii- 
be§§ere’den olup Cemel vak c asinda §ehiden irtihal eden ve Hazrct-i 
All Miirtaza tarafmdan namazi kilinan Talha Ibn-i Abdillah 
radiya'llahu anh de Medine’ye nakledilmi§tir. 

Sa‘d Ibn-i Ebi Vakkas’in “ Akik ” den Medine’ye naklo- 
lunup defnedildigi TezkireliC l-Huffaz' da mazbuttur. Hazrct-i Sa c d 
hal-i ihtizarda softan ma^ul ve mahfuz bir eski ciibbeyi getirtmi§ 
ve: “Beni buna kefenleyiniz . Qiinkii Bedir giinii ben , bu eski ciibbe ifinde harb 
ettim ” demi§tir. Halbuki bu biiyiik Sahabi’nin elli bin dirhemlik terc- 
kesi oldugu rivayet ediliyor. Sa c d Hazretleri Hicret’in elli behind 
yilinda vefat etmi§ti. 

Said Ibn-i Zeyd radiya'llahu anffin “ Aktk ” den Medinc’ye 
nakledildigi de Vakidi’den nakledilerek Hulasa' da bildirilmektedir. 
Bu da Hicret’in elli birinci yilinda vefat etmi§tir. 

AkIk NEREsiDiR? Akik, Medine’ye dort mil mesafede bir mahallin 
adidir. Sa'd Ibn-i Ebi Vakkas’in cenazesi buradan mu tad vcc- 
hile omuzda nakledilmi§tir. Taif’te de Akik namiyle ma c ruf bir ma- 
hallin mevcud oldugu Kdmus TercemesV nde goriilmekte ise de Zehe- 
bf’nin Sa‘d Ibn-i Ebi Vakkas i^in Cemel ve Siffin vak'alari 
cereyan ettigi siralarda Medine civarmda in§a* ettirdigi kasrmda 
ihtiyar-i uzlet etmi§tir, demesi bu iki biiyiik cenazenin nakli, FethifU 
Kadir’de goriildiigii vechile Medine civarindaki Akik’den oldugunu 
ta^In etmi§tir. 

Imam Muhammed, nakl-i meyyit miistelzim-i ism ii ma ( - 
siyettir, demi§. Imam §afii de nakl-i meyyiti hi<j ho§lanmam. Meger 
ki Mekke, Medine, Beyt-i Makdis civanna nakloluna, der imi§. Bunu 
da bu emkine-i mukaddeseye defnin derkar olan fazileti namma tec- 
viz etmi§ oldugu anla§ihyor. Bagavi de nakli kerih gorenlerdendir. 
Kadi Hiiseyin, D are m i ve yine Bagavi nakl-i meyyit haramdir, 
demi§lerdir. Nevevi de esah olan, hiirmet-i nakildir, demi§tir. Ah- 
med Ibn-i Hanbel ise meyyitin bir kabirden obiiriine naklinde 
hi^ bir mahzur gbrmemi§tir. Ve bu babda cemaate muhalefet eyle- 
mi§tir. Im&m Ahmed Ibn-i Hanbel delil dfarak, Hazret-i 


Talha’ir 
hem§iresi 
Ashab-i 1 
rida ara 
almamala 
liizum na 


* ttf - 



t> 








.j±M\ 


Habi 
edilmi§tir : 


Habl 
nza-yi Bar 
dine’ye) h 
muktezasi ' 
lanmizdan 
gidenler vj 
sidir. Dost 


1 Umdetui 


MUS'AB lBN-t UMEYR’lN DEFNt HAKKINDA 


351 


mK 

clre-i 

>yd 

imip 

Mu- 
st t-i 
Hah 

mklo- 

3a‘d 

mmi§ 

V harb 
lerc- 
kfjinci 

imr T ye 

k[edir. 

diallin 
id vcc- 
iir ma- 
Zehe- 
ik'alari 
aannda 
FethiTl- 
Sugunu 


ma < - 
Mcger 
Bunu 
a tec- 
kndir. 
imdir, 
r. Ah- 
iklinde 
it cyle- 
zret-i 


ralha’nm cenazesinin nakledildigini Muaz Ibn-i Cebel’in de 
hcmgiresinin kabrini neb§ ii tahvil ettigini gostermi§tir h Hakikaten 
\shab-i Kiram’in mazbut olan bu nakil hadiseleri kar§isinda yuka- 
da ara ve* ictihadlanni bildirdigimiz fukahanm menfi bir cebhe 
imamalari icab ederdi. Bu eimmenin muhalefetleri her halde bila- 
izum nakle masruf olacaktir. 


L> Jli ajlp dill . 631 

w x * 

^ J s' 1 ^ a • I + 

JU.I ddll^Jp Uyj-I 4>- j J 4-Jp ddjT^,^ 

• ^ > > 0 > ^ 0 > 0 * 0 f 0 ✓ • ? 0 ^ ^ ^ f ' 

r~* Crl */ • u? cP ^ uU ^ 


^ J 

p ^ 

0>*J 


> f ^0X ' i 0/ /0^ 0 ^0? 0 X * 

+1* p-d U-d^-d Cj* 

&^>-j «U-ij l^j ljL.kp io^j <Ujj5\J U JL> 

^uJp 4U' U^tli 4lJj £y>- 

^ ^*5 4^-fj^kij ol jii-S 


TERCEMESi 

Habbab Ibn-i Eret radiya' lldhu anh’&cn, §oyle rivayet 
dilmi§tir : 

Habbab Hazretleri demi§tir ki : Biz, (diinya i^in degil) 
riza-yi Bari kasdederek, Nebi sallaLlla.hu aleyhi vesellem ile (Me- 
dine’ye) hicret etttik. Artik ecr ii miikafatimiz (va‘d-i ilahi 
muktezasi) Cenab-i Hakk’a (§er‘an) vacib oldu. Yolda§- 
ianmizdan bu ecr ii ni'metten hig bir §ey tatmadan ahirete 
gidenler vardir ki, “ Mus'&b Ibn-i Umeyr” bunlardan biri- 
ddir. Dostlanmizdan, kendilerine hicret semeresi ula§an ve 


1 Umdettil-Kari : C. 4, S. 63. 


HABBAB HADlSl — HABBAB HADlStNtN 


352 

bu meyveyi devjirenler de vardir. Mus'ab, Uhud giinii §eh!d 
olmu§tu da biz onu saracak bir kefen bulamami§tik. Yalmz 
$ehidin bir kaftamni bulmujtuk ve bu (aziz) §ehidi ona sar- 
maga 5ah§mi$tik. Ba§ini biiriirken ayaklan agiliyordu. Ayak- 
larini kapatirken ba§i a$iga (jikiyordu. (Bu yoksulluk kar§i- 
sinda) Nebi sallc? llahu aleyhi ve sellem bize $ehidin ba§ini ort- 
memizi ve ayaklannin iistiine de “izkir” (denilen kokulu ot- 
tan) koymakligimizi emreyledi. 

IzAhi 

RaVILER, RiVAYETLER t 

Buhari, bu hadisi Hicret bahsindc de birka£ tarik ile riv&yet 
etmi§tir. Muslim de miiteaddid senedlerle Cenaze bahsinde, Ebii 
Davud Vesaya’da, Tirmizi Menakib’de, Nesai Cen&ze’de riv&yet 
etmislerdir. 

Bu hadis-i §erifin bir tarik-i rivayetinde ( ^ y ciim- , 

lesi “ y UjaJ — Artik ecr ii mukdfatmizt vermek Alldhu Teala ’- 
ya vacib oldu” sftretinde rivayet edilmi§tir. Tabii bu “ viicub ale'llah ” 
va c d-i ilahi muktezasi bir viicub-i ^er'idir. Vudib-i akli degildir. 
Tercememizde bu noktaya i§aret ettik, 

( ) yi 9&rih Ayni ( • j* ) ile tefsir ediyor ki, alaca yiin kaf- 

tan demektir. Fakat Kutbi, cariyelerin geydigi, Sa c leb de ya§li ka- 
dmlarin geydikleri (jizgili birsevbdir, dediklerine gore, bunlarin te- 
lakkilerinde daha bir hususiyyet vardir. Mus c ab Ibn-i Omeyr’in 
bir kocakan libasini geyecek derecede fakr ii ihtiyac i<;inde ge^en fe- 
ragatkar hayatim daha belagatle ifade ediyor. 

Bir de hadisteki ( o; ) niishasi, Ebu Zerr’in Kii§mihenr- 
den riv&yetine miisteniddir. Hafiz Ibn-i Hacer ekser riv&yatm 
zamir ile ( o; ) suretinde oldugunu bildiriyor ki, 50k dogrudur ve 
Buhari’nin bu hadisin babmdaki unvanma tamamiyle muvafiktir. 
§oyle ki, Buhari’nin bu hadisin babmdaki unv&m : “ meyyitin kefeni , 
onun siiliis-i malinden degil , mecmu 1 malinden tesviye edilecegine ddirdir 
( oy ) niishasi, bu Biirde' nin Mus'ab Hazretlerine aid oldugunu 
ifadeden kasirdir. Halbuki Ibn-i Hacer’in riv&yet hushsunda ekse- 
riyyetini bildirdigi ( ) niishasjnda mef'ul zamiri Mus c ab’a raci c 
oldugundan, §ehidin tekfin edildigi Burde’nin kendisine aid oldugu 


jfrridt* a E R 1* fj £ r ui 

1FADE ETTlGt Al! HAKlKATLER 353 

tasrih edilmi§ bulunuyor. Bu ise, hadisin, mensub oldugu babin un- 
vamna mutabakati cihetiyle son derece lazim olan bir mes^ledir. 
Meyyitin cumle malinden en ewel tekfin masrafmm aynlmasi mes’e- 
lesidir. Bu da hadisteki Biirde’nin Mus ( ab radiycCllahu ank'e aid ol- 
dugu tasrih edilmekle te’min olunabilir. 

HAZRET-i HaBbAb HADISINiN BiR VASF-I MUMEYYIZi : 

Bu hadis-i §erif, iislub-i beyam i^ibariyle en yiiksek bir paye-i 
edebiyi haizdir. Hadiste hicret sirasmda Ashab-i Nebi aleyhV s-selam ' - 
in goniillerinde hakim olan kudsi ve meleki halet-i ruhiyye, ve ilk 
hicret senelerinde Hicret’in tuhfe-i in'amim tatmadan canib-i Hakk’a 
intikal eden feragatkar bir ziimre-i aliyyenin ziihdi hayatlan, sonra 
Islamiyyet’in devr-i ikbalini idrak eden bahtiyarlarin, o saadet giinle- 
rinin semere-i miikafatindan nasil kana kana miistefid olduklari 
oyle veciz ve oyle belig bir stirette tasvir edilmi$tir ki, en hassas bir 
ressamm finjasi bile Islam tarihinin mebde > ve miintehasindaki rmi- 
tekabil vaz'iyyeti, ilq be§ kelime ile tasvir eden Habbab Hazretle- 
rinin belig lisam kadar vuzdth ile resmedemez. Her hangi bir cihet- 
ten bakilsa, bize milli ve ictimai pek buyiik fazilet ve intibah dersi 
telkin eden bu Habbab hadisinin, bircenaze, bir tekfin mevzuunda 
siki§ip kalmasim goniil hi$ arzu etmiyor. Habbab hadisi, bugiinun 
milli ve ictimai kiymetlerine gore, daha ali mevzu^ara sermaye-i 
ilham edilmelidir. 

Habbab radiya'llahu anlC in o feragatkar ziimrenin bir niimu- 
nesi olarak iimmete gosterdigi Mus'ab Ibn-i Umeyr radiya'llaku 
anK in ne derecelerde yiiksek bir sima-yi fazilet oldugunu daha ya- 
kinden anlayabilmek i$in bir de A§ere~i Mube§§ere’den Abdurrah- 
man Ibn-i Avf radiya'lldhu anh\ in yine Buhari’nin bu babmda tah- 
ric ettigi §u hadisi miitalea edelim : 

Buhari’nin Abdurrahman Ibn-i Avf’in oglu Ibrahim’den 
rivayetine gore, Ibrahim diyor ki: oruclu bulundugu bir gun ba- 
bamin online bir iftar sofrasi getirilmi§ti. Babam (miikellef iftar sofra- 
sma §oyle bakip) dedi ki : Mus c ab Ibn-i Umeyr (Uhud) giinu 
§ehid edildi. Halbuki Mus c ab, benden 50k hayirli idi. Bu miibarek 
§ehid (kefen) yerine bir kaftana sarilmigti ki, bununla ba§i ortiilse 
ayaklan agiliyordu. Ayaklari drtiilse ba§i a^iliyordu. (Ravi Ibrahim 
diyor ki) : oyle zannediyorum ki, babam soziine §oyle devam etti : 
yine (Uhud) de Hamza da §ehid edildi. O da benden hayirli idi, 

F. : 23 


354 MUS'AB VE ABDURRAMAN B. AVF — HABBAB RADl. ANH’lN 


Onu da kefenliyecek bir hirkadan ba§ka bir §ey bulunamadi. (Bunlar 
boyle ziihdi bir havat i^inde hak evine gittikten) sonra diinyanm bun- 
ca ni'metleri kar§ima seriliyor. Ahiret i<jin kazandigimiz hasenatimiz 
ta € cil edilip de diinyada verilmi§ olmasin! deyip (o §ehidlerin yiiksek 
derecclerine viisulii teahhilr ettigine miiteessir olarak) aglamaga ba§- 
ladi. Hatta (iftar) yemegini de terkeyledi 1 . 

Buhari bu Abdurrahman Ibn-i Avf hadisini mevzuu- 
bahsimiz olan Habbab radiya'llahu anh hadisinden evvel iki tarik ile 
riv&yet etmi§tir. 

Abdurrahman Ibn-i Avf ki, Islam’a sekizinci olarak ilk 
dahil olan kudema-yi Sahabe’den bir zat idi. Yine boyle iken Mus { - 
ab Ibn-i Umeyr benden hayirli idi, diyor. Genji bu soz tevazuan 
sdylenmi§tir. Qiinkii Abdurrahman A§ere-i Miibe^ere’den idi. Bu 
Uhud harbinde Resul-i Zi-§an’in maiyyetinde yirmi bir yerinden 
yaralanrm§ti. Tebuk gazasinda Resul-i Ekrem’in, Ibn-i Avf ’in 
arkastnda namaz bile kildigim §arih Ayni kaydediyor. Fakat Mus ( - 
ab Ibn-i Umeyr de kudema ve fudala-yi Sahabe’den idi. Cahi- 
liyyet devrinde Mekke’nin en §erefli bir ailesinin $ocugu olarak naz u 
naim i<jinde ya§ami§ ve iyi bir tahsil gormu§ melih bir zat oldugu 
halde musliiman olduktan sonra ziihdi bir hayat yolunu ihtiyar et- 
mi§ti. Hicret’ten ewel ve Akabe biatinde bulunan Ensar’a terfikan 
Medine-i Tahire’ye ta^lim-i Kur’an ve taMim-i ahkam-i diniyye i^in* 
gonderilmi§ti. Hicret-i seniyyeden evvel Medine’de ilk cum ( a nama- 
zim Mus'ab Hazretleri kildirmi§tir. 

* “ Zi\ Ij^U U i jsJU0 JUj *jl\ j* = Mii'minlerden byle erler vardtr ki, 
bunlar , Allah' a verdikleri ahde bagh kalmiflardir” Ayet-i Kerimesi Mus ‘ab 
Hazretleriyle emsali kafile-i mucahidin’in bu dilsuz §ehadetleri iize- 
rine nazil olmu§tur. Islam tarihinin bu necib simalarina aid mena- 
kibi sayilamiyacak derecede ^oktur. 

Habbab Ibn-i Eret radiya'llahu anh, Ebu Abdullah kiinyesi 
ile amlirdi. Kendisinden otuz ii$ hadis rivayet edilmi§tir. Bun- 

* ; Jlii U 1 — ulT j |»Ulo Jii j jup if j\ Jli 

J*- ^ J J** ^ J ^ > j* j j, wwu Jri 

Jli jl . U— > u LjjJl if* UJ- ^ j* j sjjr* jsi j Jii ftljl j . j caj 

l»UkJ! si j Sri f hi k .«■*- ol k *JL > - j LJapI U LJoJI j* 

' [ rfjM ] 


♦ Sure : 33 ( Ahzab ), ayet: 23 


TERCEME-t HALt — TEKFlN MALIN MECMOUNDAN EDtLiR 355 


lardan ilq hadiste Ruhari ile Muslim ittifak etmi§lerdir. Iki hadiste 
Ruharf, bir hadiste Muslim munferid kalmi§lardir. Kendisinden 
Alkame, Mesruk, Kays Ibn-i Ebi Hazim gibi birtakim ki- 
bar-i Tabii hadis rivayet etmi§lerdir. Mevzuu bahsimiz plan hadisi 
de “§akik Ibn-i SeUme ” rivayet etmi§tir. Habbab Hazretleri ilk 
musliimanlardan ve Mekke’de Kurey§’in en §iddetli i§kencelerine ugra-- 
yan Islam mucahidlerindendir. Islam’a girenlerin on altincisidir. 
Redir’de ve sair me§ahidde hazir bulunmu§tur. Siffin vak'asmda 
All Murtaz a Hazretlerinin maiyyetinde bulunup Kufe’ye doniil- 
dugiinde orada 37 tarihinde ve 73 ya§inda vefat etmi§tir. Cenaze na- 
mazi Hazret-i Aii tarafmdan kildirilmi§tir. [ Hulasa f Ru hadis ile 
alakadar simalan tanidiktan sonra hadis hakkindaki izahat-i esasiyye- 
mize avdet ediyoruz : 

Fikh! hukumler : 

Ru hadisi Ruhari tekfin masrafinm meyyitin emval-i umu- 
miyyesinden yapilacagina dair miistakil bir babinda zikrettigini bil- 
dirmi§tik. Ruhari bununla muteveffanm sliliis-i malinden sarfedil- 
mesi hakkindaki yanli§ bir ictihadi reddetmek istemi§tir. Ru ictihada 
Hallas Ibn-i Omer zahib olmu§tur. Tahavi, Tavus’un ve bir 
rivayete gore Said Ibn-i Miiseyyeb’in mezhebi de budur, demi§tir. 

Muteveffanm malinin mecmuundan tesviye edilmesi Ata% 
Ziihri, Amr Ibn-i Dinar ve Katade’nin mezhebi oldugunu 
Ruhari taMikan rivayet ediyor. Ruhari §unlan da rivayet etmek- 
tedir : 1) Amr Ibn-i Dinar, esna-yi gasilde kullanilacak koku, 
muteveffanm mccmuu malinden sarfolunur, demi§, 2) Ibrahim-i 
Nehai: “ Muteveffanm malinde tekfin ile tasarrufa ba§lamhr, ikinci dere - 
cede borclan tesviye edilir , iigiincii olarak da muteveffanm vasiyyetleri tenfiz 
edilir ” demi§tir. Resul-i Ekrem’in Hamza ve Mus'ab radiya'llahu 
anhumafi tekfin ederken : “Bunlann borclan olup olmadigim ve vasiyyet- 
leri var midir, yok mudur? bu cihetleri hif sormamij , ve vdrislerine miirdcaate 
liizum gormemiftir” diye ihticac eylemi§tir. 3) Siifyan-i Scvri: 
“ Kabir iicreti , gasil masrafi kefen ciimlesinden ma'duddur , ydni bunlann hepsi 
kefen ciimlesinden dir, re'sifl-malden sarf edilir, siilus-i maiden degir demi§tir. 

Ru hadisten fukahanin istifade ettikleri bir hukiim de zaruret 
iizerine bir kefenle meyyitin tekfin edilmesinin cevazidir. MebsuV ta 
deniliyor ki : bir kefenle tekfin edilmesi giinahtir. Hal-i hayatta bir 
libas ile namaz kilmak mekruhtur. Runun gibi bir kefen ile tekfin de 


35 6 


KEFENlN, MEYYlTl TAMAMEN ORTMESl LAZIMDIR 


mekruhtur. Meger ki ba§ka bir panja bez bulunamamak gibi bir za- 
rurete mustenid ola. Nasil ki Hamza, Mus ( ab radiya'llahu anhuma 
nin tekfini mes’elesi de boyle bir zarftrete mustenid idi.* 

Yine bu hadis-i §eriften sadr-i tslam’in ilk senelerinde ^ekilen 
mesaib-i fakr ii ihtiyacin ne derecelerde amansiz oldugu ve fakr ii 
zaruretin bu ahenin me§akkatlerine tahammiilun menazil-i ebrardan 
bulundugu ogrenilir. 

Yine bu hadisten kefenin, meyyitin aksam-i vucudiinii tamamen 
setretmesi luzumu, binaenaleyh meyyitin biittin vlicudii muhterem 
oldugu anla§ilir. Mezheb-i Hanefi’de insanin butiin aksam-i viicudii 
hal-i hayatta da, oldiikten sonra da §ayan-i hlirmettir. Bu sebeble ec- 
nebi bir erkegin, kadin cenazesini, yine boyle bir kadinxn ecnebi bir 
erkek cenazesini gasletmcsi caiz degildir. Hasen Ibn-i Ziyad’in 
Ebu Hanife Hazretlerinden sabit olan bir riv&yetine gore, esna-yi 
gasilde izar gibi geni§ bir bezle hal-i hayatta oldugu gibi temamen 
ortiilerek gasledilmesi luzumu da mezheb-i Hanefi’de oliilerin de 
diriler gibi muhterem olmasi esasina mebnidir. Fakat zahir-i riva- 
yette boyle bir izar altmda meyyitin gaslinde derkar olan mii§kilata 
mebni yalniz avret-i galiza mahallinin bir bez panjasiyle setrolunma- 
siyle iktifa edilmi§tir. Beddyi a dt beyan olunduguna gore, gassalin 
eline bez par$asi sararak bu 4 avret-i galiza mahallini yikamasi -ki 
istincadir- Ebu Hanife indinde lazimdir. Ebu Hanife Hazretleri 
bundan da dirilere, kryasen, llizumunu kabul etmi§tir. Imam Mu- 
hammed de bunu kabul etmi§tir. Ebu Yusuf istincaya liizum gor- 
memi§tir. Imam Malik’in Miidevvene * de mazbut olan mezhebi de 
budur. 


632 


i * / \i if' * s ° ' 

*\ja\ yti*? Jli -Up a» 1 

' *• 'f ..S ' . .'•> ' V ' *'\' *'1 t" if 

m \ * * V 1 ✓ ^ ✓ 

I O x v k ^ 

c^Jli Jli I ^Jli I l* 

> '*x' ' * 41 ii r !'->'* >vt 


asr-i saadet’te kefen IhzAr EDlLlRDl 


35T 


•V 7' * 1 ' • f • f 

4^Jp l ^ J JU ) JLtfJ 

Jljsi j oj o-*Jp ^ *o l**i l^._.J| 1>-L:>x> j 

< J> - , * 0 ? ^ .^.f, , I , # 

JlJ^r j^-J AjJ U- V^Ji aJl-U^I^^jI 


. <uiS" cJl£i J^» 




Tercemesi 

Sehl ( Ibn-i Sa‘d-i Said!) radiya' llahu anh' den §oyle 
rivayet edilmi§tir : 

[Sehl demijtir ki: (Bir gun) bir kadm, (elinde) kenarh 
dokunmu? bir blirde ile Resulullah salla’lldhu aleyhi ve sel- 
lem' in huzuruna girdi. (Sehl:)' 

— Bilir misiniz bu biirde nedir? (diye oradakilere sordu). 
Onlar da : 

— §exnledir, ihramdir, diye cevab verdiler. Sehl, evet 
oyledir, dedi.] Kadm: 

— Ya Resula’llah! Bu biirdeyi kendi elimle dokudum. 
Ve size geydirmek igin geldim, dedi. Resulullah salla' llahu 
aleyhi ve sellem de aldi. Kendisinin boyle bir biirdeye ihtiyaci 
var idi. Sonra Resulullah, bu biirdeyi giyerek biz (im yam- 
miz) a gikti. Filan (Sahabe) de bu biirdeyi tahsin ederek : 

— Ya Resula’llah! Bu ne giizel imi§? (Lhtfen) bunu bana 
geydir, dedi. (Resulullah : 

— Pekala, buyurup Hane-i Saadet’e girdi. Ve durup o 
zate gonderdi). Mecliste hazir bulunanlar ona : 

— Bunu iyi etmedin. Nebi salla'llahu aleyhi ve sellem bu 
biirdeyi ihtiyaci olarak geymi§ti. Sonra sen, Resul-i Ekrem’- 
den, kendisinin (hig bir saili) reddetmedigini bildigin halde 
istedin, dediler. O da : 


358 


RESOL-1 EKREM REDDETMEZDl — HAL-I HAYATTA 


— Vallahi ben, bu biirdeyi geymek i$in istemedim. (Ol- 
dugiimde) kefenim olsun, diye istedim, cevabim verdi. Sehl 
(Ibn-i Sa'd) : 

— Hakikaten bu burde o zatin kefeni oldu, demi$tir. 

IzAhi 

RAviLER, RiVAYETLER : 

Bu hadisi Buhari buradan ba§ka Libas, Edeo bahislerinde de 
tahric eylemi§tir. Diger Sihah ve Siinen sahiblerinin de rivayetleri 
vardir. Tercemede kavs i^indeki i§aretlerimiz, hep o riv&yet tarikle- 
rinden mulhem olarak gosterilmi§tir. Hadiste cemaate kar§i : (bilir 
misiniz bu burde nedir?) sualini irad eden, Sehl radiya'llahu awA’dir. 
(§emledir, ihramdir) diye cevab verenler de mecliste hazir bulunan 
Ashab-i Kiram’dir. Sonra : (evet, §emledir) diye tasdik eden de 
Sehl HazretlerV dir. Buhari, Kitab-i Edeb’de bu ciheti tasrih ederek: 
“ ^ = Cemaate karfi Sehl demi^tir ki” suretinde tahric ettigi 

i^in biz de tercememizde mu c teriza i^inde tasrih ettik. Ve bu sual 
ile cevabin hey’et-i umiimiyyesi rivayet arasma girmi§ bir ciimle-i 
muHeriza oldugu i<jin biiyiik mu'teriza iqine aldik. 

Ravi Sehl tBN-i Sa'd-i Said! radiyaUlahu anh , Hazreci’dir. 
Ensar-i Kiram’dandir. Kendisinden (188) hadis-i §erif rivayet edil- 
mi§tir. (28) inin rivayetinde Buhari ile Muslim ittifak etmi§lerdir. 
(21) hadisini de Buhari miinferiden rivayet etmi§tir. Ziihri, Ebu 
Hazim, Ebu Sehl-i Esbahi ravileri ciimlesindendir. Ebu Nu- 
aym, Sehl Hazretleri’nin {91) tarihinde vefat ettigini haber veri- 
yor. Ibn-i Sa c d de Tabaka? mda : Medine’de en son vefat eden 
Sahabi Sehl’dir, Sehl’in, Medine’de en son vefat eden Sahabi ol- 
dugunda Tabakat sahipleriyle aramizda hig bir ihtilaf sebketmemi§tir, 
diyor [Hulasa: 133]. 

Bu hadisi, Buhari Asr-i Saadet’te kefenini hayatta iken hazirli- 
yanlan Resul-i Ekrem’in reddetmedigi hakkinda a^tigi bir ba- 
binda zikretmi§tir. Bu hadis-i §erifte de kefen yapmak i£in biirde-i 
Saadet istfcniliyor. Taraf-i Risalet’ten de bu talebi is'af buyuruyorlar. 
Ashab-i Kiram da ibtida bunu giymek iqin istenildi zannederek inkar 
ediyorlar. Fakat muahharen kefen ittihazi iqin istenildigini anla- 
ymca ma‘zur goriiyorlar. Bu vakiadan fukaha §unu istifade ediyorlar 
ki : bir mu’minin hal-i hay&tmda ma-ba^e’l-mevt iqin kefen gibi 


KABlR VE TEKFlN LEVAZIMINI HAZIRLAMANIN CKVAZI 359 


biitiin techiz ve tekfin ihtiyaclarim hazirlamasi caizdir. Bu hazirlik 
mead i^n oldugundan fazilet telakki edilmi§tir. Resul-i Ekrem 
sallcCllahu aleyhi ve sellem: “ Mii'minlcrin tmdn cihetiyle en faziletlisi , oliimu 
gok yddeden ve ona iyi hazirlanandtr ” buyurmu§tur [Ayni]. 

Zamir! demi§tir ki : insamn kendi kefenini hazirlamasi miiste- 
hab degildir. Qiinkii bu da Ahirette suali mucib olur. Meger ki, tam&- 
men halal olduguna kanaat ettigi bir maiden hazirlanmi$ olsun, bu 
halde sahihtir: 

Bir miihninin hal-i hayatmda kendi kabrini hazirlamasimn ce- 
vazi da bu bahse ilhak olunabilir mi? §arih Ibn-i Battal diyor ki : 
bu iimmetin sulehasindan pek 9oklan kendi kabirlerini saghklarmda 
kendi elleriyle kendileri hazirlami§lardir. Bu hazirlik, oliimun hulul 
ve tekarrubiiniin canli bir timsalidir. Bazi ulema da Sahabe’den hi?- 
birisinin boyle bir hazirhkta bulundugu vaki c degildir, diyerek red- 
detmi§ler, ve boyle bir hazirlik miistehab olsaydi Ashab arasmda 
§ayi c olurdu, demi§lerdir. §arih Ayni de diyor ki : Ashab arasmda 
adem-i vukuu adem-i cevazim istilzam etmez. Mu’minlerin hasen 
gordiikleri, iyidir dedikleri her §ey, Allah indinde de hasen degil 
midir? Hususiyle sulehadan pek ^oklari bu hazirhkta bulunmu§lardir. 

Ayni de, Ibn-i Hacer de “Bu biirdeyi Resul-i Ekrem'e takdim 
eden bu sdliha kadimn ismi bilinemedi ” diyorlar. 

(Ha§iye) kuma§in iki tarafmdaki sa9aga ltlak olunur, hi§iye- 
tii’s-sevb manasmadir ki, bu sa^ak, kuma§in musta'mel olmadigimn 
ve tezgahtan 9iktigi gibi 9i9egi burnunda yeni bir kuma§ oldugunun 
ni§anesidir. Ravi Sehl radiyaHlahu anh de huzur-i Saadet’e takdinj 
edilen izarin sa9agi iistiinde yeni oldugunu bildiriyor. 

(§emle), biirde iizerine biiriiniilen kisvedir. Kamils Ttrcemesi'nAz 
hafif ihramdir, deniliyor. §u halde biirdeden eamdir. Ve biirdeyi §emle 
ile tefsir, mecazi bir tefsirdir. 

Ravi SehPin, Hazret-i ResuTiin boyle bir ihrama ihtiyaci vardi 
demesi, ya Resul-i Ekrem’in agzmdan bu ihtiyaci i§itmi§ vcyihud 
Resul-i Kibriy a’mn hemen geyip 9ikmasmdan istidlal etmi§ ol- 
masina mebnidir. 

* Bu biirdeyi takdir ve tahsin eden ve Resul-i Ekrem’den iste- 
mek cesaretini gostererek Hatemane birihsana nail olan bahtiyarm 
kim oldugunu Buhari bildirmiyor. Taberani’nin Kuteybe’den 
gelcn bir rivayetinde bu zatin Sa c d lbn-i Ebi Vakkas radiya'llahu 


360 SEHL HADlSlNDEN ALINAN HUKUMLER - KADINLARIN 


anh oldugu haber veriliyor. Fakat Buhari’nin Libas bahsinde, Nesai’- 
nin Ziynet babinda Kuteybe’ye miintehi olan rivayetlerinde Sa‘d 
Ibn-i Ebi Vakkas zikredihnemi§tir. M uh ibb-i Taberi ise, bunun 
Abdurrahman Ibn-i Avf radiyaUlahu anh oldugunu bildirmijjtir. 
Buhari’nin siikutundan miilhem olarak tercemede bu isimlcrdcn 
birisini tasrih etmeyi muvafik bulmadik. 

Bu biirdeyi isteyen zata Rcsul-i Ekrem’in onu bah§ ii ihsan 
buyurduklarmi yalmz ravinin : “Bu biirde onun kefen-i olmujtur” soziin- 
den anliyoruz. Maamafih Ibn-i Mace’nin rivayetinde bu cihet 
daha musarrahtir : “0 adam; Yd Resula' llah! Bu biirde ne giizel 
$ey imi§? Burn bana geydirseniz ” dedi Resul-i Ekrem: Pekala buyu- 
rup hane-i Saadet’e gittiginde diiriip o zata gonderdi 1 . Ibn-i Ma- 
ce’nin bu rivayetine istinad ederek tercememizde biz de tasrih ettik. 


HADIS-i §ERiFTEN A§AGlDAKi ADAB-I iCTiMAiYYE VE AHlAkIYYE 

iSTiFADE EDiLMi§TiRJ^ 


smin §iimul ve viis^tini ogreniyoruz. Qiinkii kendilerine liizumu olan 
ve muhtac olduklan kat'i bulunan bir biirdeyi bile ihsan etmekten 
gekinmemi§lerdir. Her ne suretle olursa olsun, bir saili bo§ §evirme- 
mek kendileri i$in bir seciyye ve bir tabiat-i rasiha olmasi. 

2) Bir dostun geydigi yeni bir elbiseyi tahsin etmek bir emr-i 
miistahsen oldugu. 

3) Hiirmet derecesine varmiyan ve fakat zahiren muhalif-i edeb 
olanJbir §ey’i redd li inkann me§ruiyyeti. 

4) Asar-i salihin ile teberriik edilmesi. Nasil ki, Resul-i Zi- 
§an’imizin viicud-i saadetlerine temas edilen §eylerle teberriik e igi 


5) Resul-i Ekrem Efendimiz’in hediye kabul buyurduk- 
lanna, bu hadis ile istidlal edilmi§ise de bu kadmin bu biirdeyi hediye 
olarak takdim ettigine delalet eden bir cihet yoktur. Vakia, Resul-i 
Ekrem’in bu biirde mukabilinde, kadini miikafatlandirdigma dair 
de bir§ey yoktur. Fakat bedelinin der-akab verilmemi§ olmasi, hediye 
olmasim icab etmez. Resul-i Ekrem bunun bedelini muahharen 
de tesviye buyurmu§ olabilir. Yinc boyle Resul-i Ekrem mlikafat- 
siz, mukabelesiz hediye kabul etmi§tir, demek de dogru degildir. 

1 uy, Jli : l^l ? U ! *1 J j*j li jUi 



1} Server-i Enbiya Efendimiz’in hiisn-i hilkatini cud ii seha- 


mervidir. Bunun gibi biiyiiklerden bir §ey istemek caiz oldugu 



[ tf\ Ajj ] Ol If- j 


JF#ridun ERTUGRUL 


CENAZE TA'KlBl HAKKINDA ULEMANIN iGTlHADLARI 361 

cJU <lkp jp .633 

. . a 1 - ^ O 


Tercemesi 

Ommu Atiyye radiyfllahu anhff dan, §oyle rivayet edil- 
mi$tir: 

t)mmu Atiyye demi§tir ki : Biz (kadiniar, Resulul- 
lah salld llahu aleyhi ve sellem tarafindan) cenazeyi ta c kib etmek- 
ten nehyolunduk. Cenazeye ittiba c , bizim iizerimize farz 
kilmmadi. 


IzAHI 

RAviLER, RIVAyETLER : 

Bu hadisi, Buhari Hayiz bahsinde ve kadinlann hayiz igtisali 
sirasinda koku isti'mallerine dair bir babmda da zikretmi§tir. Ora- 
daki rivayetinde cenazeye ittiba c mes’elesini : “ jrW-1 ^ Ufj == 

Biz kadiniar , cenazeyi ta'kib etmekten nehyolunduk” suretinde tahric eyle- 
mi§tir. Bu hadisi Ismaili : “ J UL^ = Biz kadinlart> 

Resulullah salla’llahu aleyhi ve sellem cenaze ta < kibinden nehyetti ” sure- 
tinde tahrjc etmi§tir. Bu rivayette Peygamber’in nehyettigi tasrih 
edildigi i$in obiir rivayetlerden daha v&zihtir. Ve binaenaleyh bazi 
iilemamn : “Bu Ummii Atiyye hadisi ihlicdca salih degildir. Qiinkii ha - 
diste bu nehyin kimin tarafindan vdki c oldugu bildirilmemiytir ” suretindeki 
itirazlarmin da dogru olmadigi anla§ilmi§tir. Esas Ptibariyle boyle 
mechul sigasi ile rivayet edilen haberlerin hadis-i merfu c hukmii kuv- 
vetini haiz olup olmadiklari hususunda ihtilaf edilmi§tir. Fakat 
Ciimhur-i iilemaya gore bu da hadis-i merfu c hiikmunii haizdir. 
Taberani’nin rivayeti ise, Buharfnin bu rivayetini tamamiyle 
izah etmektedir : Taberani’nin rivayetine gore, Ummii Atiyye 
demi§tir ki : Resulullah salWllahu aleyhi ve sellem Medine’ye hicret 
edip dahil oldugunda Medine kadmlarmi bir evdc topladi. Sonra 
Omer radiya'llahu anh'i t>ize gonderdi. Hazret-i Omer: “Ben 
Resdlullah salla’llahu aleyhi ve sellem' in size gonderdigi bir resuluyUm: 
“sirkat etmiyeceginize , zind etmiyeceginize ...” dair soz vermeniz ifin beni size 


362 


EBO HANlFE MONASlB DEGiLDiR, DEMt§ 


gonderdi , dedi. Ve en sonunda bizim bayramlara gikmamizi emir ve cen&zeye 
gikmamizi nehyetti ” dedi. §imdi Taber aini’nin bu §ekl-i rivayeti ve 
emr ii nehyin Hazret-i Peygamber’e reFii isali, mevzuumuz olan 
hadisin miirsel olduguna delalet eder. 

( IU* { ) fikrasi mechul sigasiyle ya : “ Bize vacib ve farz Ki- 
hnmadi ” demektir. Yahud da : “Bizi cenaze tegy linden nehy hususunda 
sdir menhiyyattaki nehi derecesinde tegdid ve tfkid bhyurulmadt ” takdirinde- 
dir. Her iki takdire gore de ciimlerun ma'nasi : “Ummii Atiyye> bize 
cen&ze tegyii tahrim edilmiyerek mekruh kihndi , demi^tir ” demek olur. Bu 
cihetle Kurtubi, hadisin zahiri, bu nehyin nehy-i tenzihi oldugunu 
iktiz& eder, demi§tir ki, ehl-i ilmin ciimhurunun mezhebi de budur. 
Ibn-i Miinzir de : Ibn-i Mes c ud’un, Ibn-i Omer’in, Ai§e’- 
nin, Ebu Umame’nin, kadinlarm cenaze te§yiine i§tiraklerini kerih 
gorduklerini rivayet etmi§tir. tbrahim-i Nehai’nin, Hasen-i 
Basri’nin, Mesruk’un, Ibn-i Sirin’in, Evzai’nin, Ahmed’in, 
Ishakhn da kerahetine hukmettiklerini bildirmi§tir. Sufyan-i 
Sevri de kadinlarm cenazeye i§tirakini bid c at addetmi§tir. Ebu 
Hanife’den de : “*LJI Jb jJj V = Kadmlara cenaze ta'kibi miindsib 
degildir” dedigi rivayet edilmi§tir. 

Diger tarafta Ibn-i Abbas, Kasim, Salim, Ziihri, Rebia, 
Ebu’z-Zinad’dan cevazi rivayet edilmi§tir. Imam Malik bu hu- 
susta ya§li kadmlara ruhsat vermi§. gengler i$in ho§ gormemi§tir. 
Imam §afii de mekruhtur, fakat haram degildir, demi§. Imam 
Malik’ten de keraheti hakkinda bir rivayet vardir. Fakat bu riva- 
yette Imam Malik, muteveffamn mensub oldugu aile kadinlanni 
bu kerahatten istisna etrrvstir. Bu babda en miisaid mezheb, zahiri 
mezhebidir. Ibn-i Hazn diyor ki : “Kadinlar cenazeye igtirakten men c 
edilemez. Q unkii metie dair olan eserler sahih degildir . Bu eserler y a mec - 
hill bir raviden rivayet edilmiftir, yahud miirseidir . Yahud da rivdyetine iHimad 
edilemiyen bir rdvinin eser-i rivdyetidir . Bu babda en ziydde medar-i istindd olan 
BuharPnin bu hadisidir. Fakat bu da miisned degildir , bilmiyoruz ki , nehyeden 
kimdir? Bdzi Sahdbi tarafindan nehyedilmig olmast da muhtemeldir . Miisned 
olsa bile belki de bu nehy yalmz kerahet-i tenzih ifade eder . Belki de nehyin 
hilafi vdkPdir ve sahihtir. Ibn-i Ebi §eybe’nin Ebu Hlireyre radi- 
ya'llahu anti den rivayet ettigi bir hadise gore : Resulullah salla'llahu 
aleyhi ve sellem bir cenazede Omer radiytillahu anti in bir kadina bagir- 
digini gormii§ ve Hazret-i Omer’e : “Yd Omer , birakintz! §u an> 


KADINLARIN CENAZEYE YAS MttDDETl HAKKJNDA 363 


gdziin agladigi , gonliin miisdb oldugu , hadise-i mevtin pek yakin bulundugu 
bir zamandir” buyurmu§tur l . 

§arih Ayni diyor ki : bu Ebu Hiireyre hadisini Hakim 
tahric etmi§tir ve §eyhayn 5 in $artlanna gore de sahihtir, demi§. 
Fakat Hakim’in bu hiikmii §ayan-i tedkiktir. Bir kerre Beyheki 
bu hadisin inkitaina hukmetmi§tir. Sonra bu hadisin senedinde 
“Seleme tbnV l-Ezrak’ vardir. Ibn-i Kattan, bunun hakkinda 
“ Seleme , kali maHum olmiyan bir kimsedir , nakd-i rical ashabindan burn 
senedlerinde zikreden hig bir sima bilmiyorum ” demi§tir. 

HulAsa : kadinlarm cenazeye ittiba'lari hakkindaki en kuvvetli 
ictihad, bunun tenzihen mekruh olmasidir. 


j ( 3 ^* JJ U* • 654 

* 0 V ^ A f f ^ ^ > • ' • ^ x 




" ✓ * ^ L°i j • ^ 1 ^ ^ vi A./ 

iL**'* <A>u 3 &'jaj 

f vi 4 viV-^ 


Tercemesi 

Neb! salla’lldhu aleyhi ve sellerrC in zevcesi Ommii Habibe 
radiya’llahu antid’ dan §oyle rivayet edilmi§tir : 

Ommii Habibe : Ben Resulullah salla'llahu aleyhi 
ve sellenTva. §oyle buyurdugunu i^ittim, demi§tir : 

Allah’a ve Ahiret giiniine iman eden bir kadimn zevcin- 
den ba§ka bir old igin ii$ giinden fazla yas tutmasi halal de- 
gildir. Lakin kadm, zevcine kar§i dort ay on giin teessuriinii 
izhar eder. 


* i)l5"^»j 4-1 p til Mil : tie 4)1 I/j* u>l jt ifji jl j<l tfjj 

Ljei * j t-it til <iil «J JUi If; ^L*ti «l j» I tie till jtf" j • _jVi»- j 

. wJ Jt JlftJI j SjU** tn.lj ^tJI oli jf b 


364 


UMMl) HABtBE HADlsI 


IzAhi 

RaVILER, RiVAYETLER VE TERCEME-i HALLER : 

Buhari bu hadisi Haya fi’l-ilim babinda da rivayet etmi§tir. 
Bu hadisin Buhari' de suret-i sevki §oyledir : (Jmmii Habibe’nin 
kendi kizi ve ravisi olan Zeyneb Bint-i Ebi Seleme demi§tir ki : 
(§am’dan Ebu Siifyan’in vefati haberi Medine’ye geldiginin ii^uncii 
giinu (Ebu Slifyan’in kizi, annem) tJmmti Habibe, zagferanli 
koku istedi. Bunu iki yanagmin safhasma ve iki kollarina siirdu. Ve 
dedi ki : ben boyle siisten mustagni bir kadinim. Ne <;are ki ben, 
Nebi salla'llahu aleyhi ve sellem' in §oyle buyurdugunu i§ittim : Allah’a 
ve Ahiret giiniine iman eden bir kadin i<;in U9 glinden ziyade bir oluye 
yas tutmasi halal degildir...). 

Ummu Habibe radiya'llahu anha , Resul-i Ekrem’in zevc&t-i 
seniyyelerinden olup Ebu Siifyan’in kizi ve Hazret-i Muavi- 
ye’nin hem§iresidir. Ismi de “ Remle" dir. IhJtida-yi Islam’da 
zevci Abdullah Ibn-i Cah§ ile birlikte Habe§e’ye hicret etmi§ 
idi. Orada zevci tenassur ederek vefat etmekle Habe§e’de iken ni- 
kahi Resul-i Ekrem’e bi’l-vekale kiyilmi§ ve mehri de Resul-i 
Ekrem hesabma Neca§i tarafmdan te’diye edilip Medine’ye gon- 
derilmi§tir. Ummii Habibe, ilk musliiman olan kadmlardandir. 
Dini salabeti ile ixie§hurdur. En sahih rivayete gore (44) iincii Hicret 
yilinda vefat etmi§tir. 

Zeyneb BiNT-i Eb! Seleme radiya'llahu anha ki, bu hadisin r&- 
visidir. Bu da Umrnii Habibe’nin ilk zevci Abdullah’tan olan 
kizidir. Abdullah, Ebu Seleme kiinyesiyle anildigi i$in Zeyneb 
de, Bint-i Ebi Seleme diye anilirdi. Bu cihetle Zeyneb, Re- 
sul-i Ekrem’in rebibesidir. Ommii Habibe’nin ilk zevcinden 
Omer Ibn-i Seleme isminde bir de oglu var idi. Bu da Zeyneb’in 
karde§i oluyordu. Zeyneb {73) tarihinde vefat etmi§tir. Buhari 
iki, Muslim de bir hadisini rivayet etmi§tir. [ Ayni: C. 2, S. 352]. 

Zeyneb’in, Ebu Sufyan’in §am’da oldligune dair bu hadis- 
teki ihban §ayan-i tedkik g6rulmu§tiir. §arihler : Ebu Sufyan’in 
Medine’dc oldugii, ehl-i ilim arasinda bila-hilaf sabit olmu§ bir ha- 
kikattir, diyorlar. Tarih-i vefati da bi’l-ittifak (33) Hicret senesine 
mlisadiftir. Sufyan Ibn-i Uyeyne tarikmdan ba§ka bu hadisin 
diger riyayet tariklerinin hi§ birisinde §am kaydmin goriilmemesi 


de §arihle 
Ibn-i U 
vehm oldi 
(ibn) kelin 
degil , Ebu 
olacaktir ” t 
tarikiyle g< 
nin babast 
bulunmasi 
nin (44) ti 
tarihinde \ 
dini bir ve 

Yas h 

MevzC 
iki rivayeti 
tarafmdan 
radiya'llahu 
Seleme di 
Habibe n 
“Retululla 
eden bir kad\ 
ki , zeveineya 
nu ifittim" c 
neb Bint- 
de koku ist 
almi§ bir ka 
lullah sallt 
gunu i$ittiir 
den ba§ka 
Lakin kadii 


1 

J JA 

3j* J* j 


Stridun E'STUS-RUt, 

Mitapifg j 

YAS HAKKINDAKt DlfiER RlvAYETLER 36 S 


de §arihlerin nazar-i dikkatinden ka$mami§tir. Binaenaleyh Siifyan 
Ibn-i Uyeyne tarikiyle gelen bu rivayetteki §am kaydmin bir 
vchm oldugu zannediliyor. Bazi §arihler : “ Iktimal ki , bu rivayette bir 
(ibn) kelimesi hazfolunmuftur. Binaenaleyh vefdti haber verilen Ebu Siifyan 
degil , Ebu Siifyan' in oglu ve Vmmii Habibe'nin karde$i Muaviye 
olacakiir ” demi§ler ise de Buhari’nin Malik ve Siifyan-i Sevri 
tarikiyle gelen rivayetlerinde : “oUL- jj ) U — Vmmii Habib e *- 
nin babasi Ebu Siifyan §anCda vefat ettigi zaman ” suretinde musarrah 
bulunmasi bu zanm izale ctmegc kafidir. Hem de Ommii Habibe’- 
nin (44) t&rihinde vefat ettigi muhakkaktir. Halbuki Muaviye (60) 
tarihinde vefat etmi§tir. Binaenaleyh bu tarik-i rivayetteki §am kay- 
dim bir vehm addedenlcre hak vermek icab eder. 

YaS HAKKINDAKi DiGER RIVAYETLER : 

Mevzuu-bahsimiz olan bu hadisin babinda Buhari’nin daha 
iki rivayeti vardir : Bunun birisi yine Ebu Selcme’nin kizi Zeyneb 
tarafindan sevk edilen Ommii. Habibe ile Zeyneb Bint-i Cah§ 
radiya' llahu anhuma'ya aiddir. Bu rivayete gore Zeyneb Bint-i Ebi 
Seleme diyor ki : Nebi salla? llahu aleyhi ve sellem’ in zevcesi Ommii 
Habibe radiya'Uahu anha' mn yamna gitmi§tim. Ommii Habibe: 
“Rnulullah salla'llahu aleyhi ve sellem'in, Allah'a ve ahiret gtintine imdn 
eden bir kadimn tig gtinden ziydde bir oltiye yas tutmasi halal degil dir. Meger 
ki , zevcine yas etmig ola. Bu halde 0 kadin , dort ay on gtinyas tutar , buyurdugu- 
nu igittim” dedi. Sonra bir kerre de ben, karde§i vef&t ettiginde Zey- 
neb Bint-i Cah§ radiya'llahu anhd' nin yamna gitmi§tim. Zeyneb 
de koku isteyip siiriindii. Sonra dedi ki : benim gibi ya§mi, ba§mi 
alrm§ bir kadimn kokuya ne ihtiyaci olabilir. §u kadar ki, ben, Resu- 
lullah salla'llahu aleyhi ve sellem’ in minber uzerinde §oyle buyurdu- 
gunu i§ittim : Allah’a ve ahiret guniine iman eden bir kadimn zevcin- 
den ba§ka bir olii iqin ii§ giinden fazla yas tutmasi halal degildir. 
Lakin kadin, zevcine kar§i dort ay on giin teessuriinii izhar eder 


1 ah\ Jp : julli ajI cJ* 

I * J jib Jj it V J>u J J — 0 J j £+*£* dJUi jj — # j aJp 

Coj wJ uj Jp f 3j* Jp 

J y * j <Ji j^p Jl* cJli f *j C— A C*pJi • 

3 j* ^ j 3* Jj V * jell ^ j <3* 

[ J 


366 


ZEYNEB BtNT-t CAH$ RADlYA’LLAHU ANHA 


Zeyneb BiNT-i Cah§: 

Resul-i Kibriya Efendimiz’in halasi Umeyme Bint-i 
Abdu’l-Muttalib’in kizidir. Hicret’in ii^iincii senesi dul olarak 
zevcat-i Nebeviyye idadina idhal buyurulmugtur. El igleri gibi sa- 
ri ayi-i nefiseye vakif, gayetle hassas ve hayir-perver bir kadin oldugu 
i<;in daima nezd-i Peygamberi’de riail-i iltifat ve i c tibar olmug ve 
Hicret-i Seniyye’nin yirminci yihnda vefat etmigtir. Zeyneb Bint-i 
Cahg’in ii$ kardegi vardi. Abdullah, Ubeydullah, Ebu Ahmed. 
Bunlardan Abdullah ile Ebu Ahmed, kendisinden ewel vefat 
ettiginden, hadiste zikredilen yasin, Ubeydullah’in Habege’de ve- 
fatim igiterek tutulmug olmasim garihler bildiriyorlar. 

Bu hadis, tarih bakimindan §ayan-i tedkik gdrulmektedir. §oyle 
ki : Zeyneb Bint-i Cahg’in matemini tuttugu kardegi Ubeydul- 
lah Ibn-i Cah§, Ummii Habibe’nin zevcidir. Ummii Habibe’- 
nin Resul-i Ekrem’e tarih-i akdi hakkinda altmci ve yedinci Hic- 
ret senesi olmak iizere iki rivayet mazbut olduguna gore, bu tarihler 
Ubeydullah Ibn-i Cahg’in vefati tarihi de olabilir. Qiinkii kude- 
ma-yi Isl&m’dan olan Ummii Habibe’nin tesliye ve tesriri son de- 
rece matlub ve miiltezem idi. Bu cihetle zevcinin tenassur ve vefatin- 
dan miisab olan Ummii Habibe’nin bi’l-vekale hemen akdi icra 
kilinmigti. Bu sirada Zeyneb Bint-i Ebi Seleme kihjlik bir.kiz- 
cagiz olmak cihetiyle bu yas hadisesini teakkul edip rivayet etmesi 
cidden mlisteb c addir. Abdullah Ibn-i Cahg’in vefati ise daha es- 
kidir. Uhud harbinde §ehid olmugtur. Ebu Ahmed de daha ewel 
vefat etmigtir. 

Zeynu’d-Din-i Iraki bu tarihi mii§kil&ti bu suietle tasvir 
ettikten sonra: “Tine akreb-i ihtimaldt Ubeydullah Ibn-i Cahfin ma- 
temi olmasidir ” diyor. Fakat bundan daha kuwetli bir ihtimal, bu olii- 
niin Zeyneb Bint-i Cahg’in ana bir kardegi, yahud da bir siit kar- 
de§i olmasidir. 

Yine bu hadiste Zeyneb Bint-i Cahyin matemi hadisesinin 
Ummii Habibe’nin, babasi Ebu Siifyan’a matemi haclisesinden 
sonra rivayet edilmig olmasi ve tertib ii terahiye delalet eden (f) 
ed&tiyle bir hadise-i miitekaddimenin, miiteahhir bir vakiaya atfe- 
dilmig bulunmasi da aynca §ayan-i nazar goriilmugtiir. Hakikaten 
Zeyneb Bint-i Cah§, Ebu Siifyan’dan yirmi bu kadar sene ewel 
vefat etmigtir. Binaenaleyh bu atifta da bir isabet goriilmiyebilir. Fakat 


buna 
tib, hi 
Ebi 5 
tarihi 

B 

hadisi< 
Ibn-i 
oglu 6 
Ve bu: 
ii? gun 

(* 

oliimiir 

“kadinu 

boyasiz 

Ka 
giin ate 
zamand 
yoktur. 
gibi, eci 
kadinm 
nun idd 
yoruz. B 
arayigter 
ve cariy 
etmesi v 
B U : 
bir aci i 
iddet-i h< 
namaz, ] 
kaybettig 
baba gibi 
nun eher 
kendi goi 
i c tibariyle 

1 

*1 j. 


ZEYNEB HADlSl HAKKINDA INTIKAD-I TARiHl — iHDAD 367 


buna §arih Ayni pek giizel cevab veriyor : burada matlub olan ter- 
tib, hiikiimde tertib degildir, ihbarda tertibdir. Ravi Zeyneb Bint-i 
Ebi Seleme bu tertib ile ihbar-i keyfiyyet eylemi§tir. Iki hadisenin 
tarihi seyrini nazar-i itibara almami§tir. 

Bu babda Buhari’nin iifjiincii bir rivayeti de Ummii Atiyye 
hadisidir ve §oyledir : Ummii Atiyye’nin xavisi Muhammed 
Ibn-i Sirin diyor ki : Ummii Atiyye radiya'llahu anhff mn bir 
oglu olmii§tiir. Vefatmin iicjiincii giinii olunca safranli koku istedi. 
Ve bunu siiriiniip dedi ki : biz kadmlar, kocadan ba§ka oliiler igin 
iig giinden ziyade yas etmekten nehyolunduk \ 

ihdad, kadinxn zevcine veyahud akrabasindan birisinin 
oliimiine yas ve matem tutmasidir. Cevheri bu matemin §eklini : 
“ kadimn ellerini ve sagim ktnalamamasi ve huzn ii keder ifdde eden bir §ekilde 
boyastz elbise giyinip tuvaletten ictinab etmesidir” diye ta*rif ediyor. 

Kadimn zevcinden gayriye yasimn miiddeti ii<j giindiir. Bu ii$ 
giin ^te§-i huzniin galebe ve alam ii ekdann §iddetle tehaciim ettigi 
zamandir. Bu yas vacib degildir. Hadiste viicub ifade eden bir siga 
yoktur. Meyvitin anasi, babasi, oglu, kizi gibi karibi yas edebildigi 
gibi, ecnebi birisi de edebilir. Hadisten, viicubu miistefad olan yas, 
kadimn zevcine kar§i tutacagi ve tutmaga bonjlu oldugu yastir. Bu- 
nun iddet-i hengami olan dort ay on gun siirecegini hadisten ogreni- 
yoruz. Bu miiddet zarfinda kadm, zeyb ii ziyneti terkedecek ve nefsini 
arayi§ten men c edecektir. Kadin, talak-i bayin ile bo§ olsa bile, hiirre 
ve cariye olsa bile, olen zevcine miiddet-i iddet-i hengammda yas 
etmesi vacibdir. 

Bu yas, zevcin zevce iizerinde bir hakk-i me§ruudur. Oltim gibi 
bir aci akibetle e§inden ve hayat yolda§indan ayrilan bir kadimn, 
iddet-i hengammda siislenmesi kadar §uursuz bir hareket tasawur olu- 
namaz. Kadimn bu miiddet iginae zeyb ii ziyneti terketmesi, hem 
kaybettigi hayat ortagimn hakine hiirmet, hem de miiteveffamn ana, 
baba gibi berhayat olan ailesine kar§i derin bir saygi ifade eder. Bu- 
nun ehemmiyyetini, bunun liizum ve viicubunu her duygulu insan 
kendi gdnliinde hisseder. Bu sebebledir ki, zevce kar§i ihdadm esas 
i‘tibariyle viicubunda iilemamn icmai vardir. Hanefilerle eimme-i 


1 fjs^ ^ U* . *1** ft if) i ^ 

o\ U~f : cJlij 4i £*** 


368 HAKKINDA ATIYYE HADlSl — KADININ ZEVClNE 


selase arasmda ihtiiaffer'i mes^lelerdedir. Yas i^in kadinin kendisini 
arayi§ten men 1 etmesi geceli gundiizliidiir. Ciimhurun mezhebi bu- 
dur. Ciimhure gore, zevci vefat eden birkadin geceli, giinduzlii dort 
ay on gun tezeyyiinden memnu'dur. Bazi ulema bu muddetin hesa- 
binda miinteha-yi ecel olarak geceyi nazar-i i'tibara almi§lar ve dort 
aydan sonraki onuncu giinii tezeyylin halal olur, demi§lerdir. 

Zorlu BiR suAl : Rafii diyor ki : bu hadisten zevcenin zev- 
cine kar§i izhar-i huziin eylemesinin viicubuna istidlal edilmek iste- 
niliyor. Halbuki bu hadisten boyle menfi bir hiikum istifade etmek 
90k gii^tur. Qunkii nefiyden istisna, menfiyi isbattir. Burada menfi 
olan, kadinin, zevcinin gayrisine 119 glinden fazla yas etmesinin adem-i 
hillidir. Bu “adem-i hil ” den, istisna, kadinin kocasina yas etmesinin 
hillini isbat eder. Yoksa bunun viicubunu isbat etmez. 

Cevab: §arih Ayni bu i c tirazi, hadisin zahirine nazaran pek 
yerinde olmakla beraber diyor ki, bu istisnanm viicuba hamli husu- 
sunda uleminin icmai vardir. Hakikaten bu bir mes’ele-i edebiyye 
olmaktan ziyade iilemanin §ekli telakkisine ve amel-i iimmetin su- 
ret-i cerey&mna tabi'dir. Yukanda §arih Kastalani’den naklen 
bildirmi§tik ki, zevceye zevci ^in izhar-i huziin etmesi vacibdir ve 
bu viicubun esasinda iilemanin icmai vardir. Hanefilerle eimme-i 
selase fukahasi arasmdaki ihtilaf, fer c i mes’elelere aiddir. 

(Sufre) aslinda sari renge ltlak olunur. Burada, i9inde sari madde 
bulunan ve Arab kadinlan tarafmdan kullanilan bir nevi c kokudur. 
Imam Malik’in §u ta'rffi daha vazihtir : ^inde safran sansi bu- 
lunan miirekkeb bir koku. 



KAR§I YASI — ZtYARET-I KUBUR BAHSl 


369 


cJLi* d>ij ^Ji p"L*j 4^-Ip *ul (J-m* 

^ ^ 8 ^ 4 X O • X y<! ✓ • *1 

.(i^Vl wLp ^vail l*Jj JUi dli J p> 


# S- , 


TERCEMESi 

Enes tbn-i Malik Tadiydlla.hu and&zn §oyle rivayet edil- 
mi§tir : 

Hazret-i Enes demi§tir ki : Nebi salldllahu aleyhi ve 
sellem, ($ocugunun) kabri yaninda (avaz avaz) aglamakta olan 
bir' kadinin yanindan gegmi§ti de o kadma : 

— ( Ey emetu’llah = Ey Allahim mahluku kadmcagiz ! ) 
Allah’m gadabmdan kork! ve sabreyle, ($iglik koparma!) 
buyurdu. Kadm : 

— Haydi benden uzakla§, sen benim musibetim ile mii- 
sab degilsin ki, demi§ti. Halbuki kadin, Resulullah sallal- 
llahu aleyhi ve selleidi tanmuyordu. Kadina denildi ki : 

— Bu zat, Nebi salldllahu aleyhi ve sellerd dir. Bunun iize- 
rine kadm, Nebi salldllahu aleyhi ve sellerd in (hane-i Saadet- 
leri) kapisina geldi. Kadm, (saray kapilarx gibi) Peygamber’in 
kapisi yaninda kapicilar, gozciiler bulmadi. (hemen huzura 
girdi.) Ve : 

— Ya Resulullah! Seni bilemedim, (beni affediniz) de- 
di. Resulullah: 

— Sabnn kemali, musibetin birinci darbesi sirasinda 
(tahammiil edebilmek) dir, buyurdu. 

IZAHI 

RaVILF.R, RiVAYETLER : 

Buhari bu hadisi Cenaze, Ahkam bahislerinde de tahrlc eyle- 
mi§tir. Muslim, Ebti Davud, Tirmizi, Nesai de hep Cenaze 
bahsinde rivayet etrniijlerdir. Biitiin Ashab-i sihah ve siinen, bu agla- 
yan kadinin kim oldugunu ogrenip riv&yet edememiflerdir. Buh&ri, 


370 SABRIN KEMAU, SADME-t OLADAKi SABIRDIR — ENES 


bu kadinin kime agladigini da bildirmiyor. Bunu, Miislim’in : 
44 y = Kendi gocuguna agltyordu " s&retindeki rivayetinden 

ogrenip tercememizde tasrih ettik. Abdii’r-Rezz&k da 44 ImJ j> * 

= Kadm, focugunun dliimii ile musibct-zcde idi " diye kadinin gocuguna 
agladigma i§aret etmi§tir. 

Kurtubi, 44 jJl — Allah* tan korkP ' emrinin zahirinden miis- 
tefad olan, bu kadinin nevha ile, feryad ederek aglamakta olmasidir, 
diyor ki, bunu da tercemede gosterdik. Taybi de, takva emri, sabr 
ile emrin bir mukaddimesidir. 44 Sabretmezsen Alldh'in gadabina ugrarsxn , 
demektir " diyor. Ebu Nuaym’in Miistahrec' inde : 44 ;UIU = Ey 

Allah' in kadin kulu , Allah' tan kork!" suretinde bir ziyade rivayet bu- 
lundugundan bunu da tercemede gosterdik. ( silJi ), esma-i ef c aldendir, 
benden uzak ol, demektir. 

Kadina : bu zat Resulullah’tir. diyerek onu intibaha d&vet 
eden zatin orada bulunanlardan bir kimse oldugu anla§iliyor. Ve 
Ebft Ya 4 la Musili’nin riv&yetinde bu soziin istifham suretinde : 
44 — Bu kimdir biliyor musun?" suretinde irhd edildigi maz- 

bflttur ki, bu rivayet, felaketzede ve bi§uftr olan kadmin iizerinde 
matlub olan intibahin husuliinde daha miiessirdir. Ve derhal te’sin 
de g6riilmii§tur de. Nasil ki kadm, acisini unutmu§ ve Resftl-i Ek- 
rem’e bilemedigini arzetmek ve oziir, afv dilemek arzdsiyle H&ne-i 
Sa&det’e ko 5 mu§tur. Buh&ri’nin riv&yetinde kadm iizerinde bu 
intibahi te’mln eden zatm kim oldugu da bildirilmiyor. Bunun da 
Fadl tbn-i AbbfLs oldugunu Taberani’nin itttfaf’indeki rivaye- 
tinden ogreniyoruz. 

44 4 * ^ = Kadin , Resululldh'in kapisi oniinde bekciler gdz- 

ciiler bulmadi" ciimlesi, Resulullah’in biitiin hayati ve zamani 
halk arasinda gegtigini, kapisi oniinde sultan saraylarmda herkesin 
diihuliine mani c olan kavaslar gibi ne bir bekcisi, ne de halk iginde 
gezerken saginda, solunda bir gozciisii bulunmadigina vazihan dela- 
let eder. Taybi de : bu soz, kadmin miiluk ve selatin kapilanndaki 
hacibler ile, Saadethane-i Muhammedi oniinde de kar^ilagacagim 
tahayyiil ederek korku iginde gidip de hig bir mani 4 siz huzftr-i Mu- 
hammediye girip onun mii§fik simasiyle kar§ilandigim gormekten 
miitevellid hayret ve taacciibiinii ifade eder, diyor. 

44 A***, = Sadme" kelimesi aslmda, kati §ey ile toku§mak ma^- 
smadir. Sonra mecazen her emr-i mekrdh ile kar§ila§makta kullaml- 


HADlSlNDEKt VUCOH-I RIvAYETLER — BOREYDE (R. A.) 371 


mi§tir. “Hakiki sabir, ilk sadmedeki sabir du yy demek olur. Hatt&bi 
de : “Sahibini medh ii takdire Idyik kilan sabir , musibetin ansizin bastirdigi 
siradaki sabir dir” diyor, 

Fikh! hukumler : ‘ 

Bu hadis-i §eriften kabir ziyaretinin mutlak surette cevazi ve 
ziyaretcinin erkek veyahud kadin olmasi, ziyaret olunan kabrin miis- 
lime veya kafire aid bulunmasi miisavi oldugu miistefad olur. Qiinkii 
hadiste boyle bir tefrik yoktur. Nevevi de Ciimhur-i ulema, kabir 
ziyaretinin cevazina hukmetmi§tir, diyor. §arih Ayni, kabir ziyareti 
hakkmdaki iilemanm ara ve ihtilaflanni §u suretle tafsil ediyor : 

Allame tbn-i Ab di’l- Be r diyor ki : Kabir ziyareti hakkmdaki 
ibaha, umumi bir ibahadir. Nasil ki, kabir ziyaretinden nehy de vak- 
tiyle umilmi idi. Sonra nesholundu, ve umflma miib&h kihndi, erkek- 
ler i<jin de, kadmlar i$in de caiz oldu. Ibaha hakkmda binjok ahadis-i 
§erife varid olmu§tur. Bazilan §unlardir : 

1) Muslim’in, Biireyde 1 radiya'llahu anA’den tahric etttigi bir 
hadis-i §erifte Resulullah salla y llahu aleyhi vesellem: “ Ashdbim! Sizi 
ben, kabir leri ziydretten nehyetmiftim. Artik fimdi kabir lerinizi ziyaret edimz” 
buyurmu§tur. 

2) Tirmizi’nin bu babdaki rivayeti §oyledir: “ Ashdbim ! Sizi 
ben, kabir leri ziydretten nehyetmijtim. Fakat peygamberiniz Muhammed 
salla y llahu aleyhi ve sellem y e anasinin kabrini ziyaret ifin izin verildi. Siz de 
kabirleri ziyaret ediniz- Qiinkii kabir ziyareti ahireti hatirlamaktir yy buyu- 
rulmu§tur 2 . 

Ibn-i Mace ile Ibn-i Ebi §eybe ayni mealde Ibn-i Mes c ud 
radiya y llahu anh y in de bir hadisini rivayet etmi§lerdir. 


1 Biireyde tbn-i Huseyb radiydllahu anh. fislemi’dir. Ibtida Medine*- 
de, sonra Basra’da, daha sonra Merv’de ya$ami§tir. Kendisinden (164) hadis riv&- 
yet edilmi§tir. Buhari ile Muslim yalniz bir hadisinde ittifak etmi$lerdir. Buh&ri 
iki, Muslim de onbir hadisini miinferiden rivayet etmi$lerdir. Kendisinden oglu 
Abdullah ile Ebu’l-Miileyh Amir’in rivayetleri vardir. (62), y&hud (63) 
tarihinde Merv’de vefat etmi§tir. Sahabe’den Horosan’da en son vefat eden 
(Biireyde) Hazretleridir [ Hidasa : 40 ]. 

Biireyde Hazretlerinden rivayet edilen hadisin metni §6yledir : 

[ *!jj ] ( UjjjJi jj-iH SjLj je > jfc-f 

2 oil -l b . jjJiJl • jbj Jc 4*1 ^0 4)1 J>-» j Jtf 

[ ^1 if+j U jjjJ» Ij[jj j 


372 


KABlR ZlYARETlNl MUBAH KILAN ESERLER 


3) Ebu Davud’un, Ebu Hiireyre radiya' llahu anK den riva- 
yet ettigi bir hadiste Ebu Hiireyre demi§tir ki : Nebi salla'llahu 
aleyhi ve sellem anasimn kabrini ziyaret edip agladi. Ve etrafinda bu- 
lunanlan da aglatti. Ve Resulullah buyurdu ki : “ Validem hakkinda 
istigfdr etmek ifin Rabbimden miisdade istedim . Jzin verilmedi. Validemi 
ziydret ifin izin diledim. ^iyaretime miisdade edildi . Siz de kabirleri ziydret 
ediniz • Kabirleri ziydret etmek insana dliimii hatvrlatvr V’ 

§arih Ayni bu mealde lbn-i Mace’nin, Alt lbn-i Ebi Ta- 
lib’den, Taberanfnin Hayyan-i Ensari’den, Hakim’in Ebu 
Zerr-i Gifari’den, Ahmed lbn-i Hanbel’in yine All lbn-i 
Ebi TalibMen rivayetlerini naklettikten sonra §oyfe devam ediyor : 

4) Ahmed lbn-i Hanbel’in Mtisned* inde lbn-i Abbas 
radiya'llahu anhumd' dan rivayetine gore birdef'a Resulullah salla'lla- 
hu aleyhi ve sellem birtakim kabirlere ugrayip bu kabirlere yiiziyle yone- 
lerek : “Es-Seldmii aleykiim — Korktugunuzdan emin ve umdugunuza nail 
olunuz ” diye dua buyurmiqtur. 

5) lbn-i Abdi’l-Ber de sened-i sahih ile §u mealde bir hadis 
rivayet etmi§tir : Bir mii’min diinyada iken tanidigi bir mii’min kar- 
de§inin kabrine ugrar da selam verirse, o kabirde medfun olan mey- 
yit elbette bu selam veren kimseyi tanir ve ona selamla mukabele eder 2 . 

6) Omer lbn-i Hattib radiya'llahu anh bir kabre gelip ziya- 
ret ettiginde ehl-i kubura selam vermi§ ve Resulullah salla'llahu 
aleyhi ve sellem de boyle selam verirdi, demi§tir. [Ayni]. 

Yukanda bir numara ile terceme ettigimiz Biireyde hadisini 
Tirmizi riviyet edip de demi§tir ki : iimmet-i Islamiyye arasinda 
bir adet-i miistemirre olan kabir ziyaretinde ehl-i ilim hi? bir mah- 
z&r gormemiftir. Abdullah lbn-i Miibarek’in, §afii’nin, Ah- 
med lbn-i Hanbel’in, Ishak’in mezhebi de budur. Tirmizi, 
Ebu Hiireyre’nin kadmlan kabir ziyaretinden men ( e dair olan : 
— Allah, sxk sik kabirleri ziydret eden kadmlara la'net 
etsin” hadisi her halde ruhsattan ewel varid olmu§tur, diyor. 


1 J ^ Aj : J15 j* 

. J Oitt Ujjjt ul j j J oiL ^ l*J ot j Oj cJikJ JUi „ *J j*. 

[ ijb >il C/jUjTi j i;U jjUil Ijjjji 

2 j j j <i 4-JLt U-di j j* jit jib U 

[ V C/} J 


r- 


KADINLARIN KABlRDEN MEN'lNE DAiR HABERLER 


373 


Ebu Davud’un, Ibn-i Abbas radxytilldhu anhumti dan : 
(Resulullah salla'lldhu altyhi ve sellenC in “ Allah, kabirleri ziyaret ve 
kabirleri secdegah ittihaz eden , kabirlere kandil yakan kadinlara la'net etsiri ” 
buyurduklan) 1 mealinde rivayet ettigi hadisi de Ibn-i Abdi’l-Ber, 
kable’l-ibaha varid olmu§tur. §u kadar ki, geng kadinlar, fitneden emin 
olamiyacakHrmdan bunlarin kabir ziyaretine gitmemeleri daha ha- 
yirlidir, diyor. 

Kurtubi de, ya§li kadinlarla gentler, ziyarctin erkck, kadin 
kari§ik olmasiyle kadinlara mahsus ziyaret olmasi arasinda fark oldu- 
gunu bildirerek diyor ki : bir kerre geng kadinlarin kabirlerde erkek- 
lerle dola§malan mustelzim-i fesad oldugu igin haramdir. Fakat 
ya§li kadinlar igin erkeklerle mii§terek ziyaret olsa bile mubahtir. 
Hususi kadinlarin ziyaretlerine gelince, bu ziyarette ya§ farki aramaga 
liizum yoktur. Kadinlarin erkeklerden mtinferid bu ziyaretleri geng 
kadinlar igin de mubahtir, caizdir. 

Kurtubi, zairat-i kubur ile zuwarat-i kubur arasindaki farka 
da i§aret ederek diyor ki : Tirmizi’nin Kbu Hiireyre radiytillahu 
anti* den rivayet ettigi hadisteki ziivvarat mubalagaya delalet ettigin- 
den hadisin ifade ettigi memnuiyyet kesret-i ziyarete miiteveccihtir. 
Kadinlarin boyle sik sik kabirlerde gezip dola§malan bir kerre aile 
i§lerini yiiz iistii birakmayi mucib olacagi gibi kadinlarin bu gezin- 
tilerinde izhar-i teberriic ve ziynet eylemeleri de gok muhtemeldir. 
Daha ziyade tehlikeli bir cihet de kesretle ziyaret Itiyadimn ve kabir- 
lere mul&zemetin kabirlere ta'zime mlieddi olmasidir. Ta'zim ve iba- 
det yalmz ve miinhasiran Cenab-i Hakk’a aid oldugundan bu dakika-i 
§er*iyyeyi farkedemiyen kadinlarin boyle kesretle kabir ziyaretlerinin 
hig de farkinda olmiyarak §irke miieddi olmasmdan gok korkulur. 

KABiR ZiYARETiNDEN NEHYEDiLMENIN SEBEB VE HiKMETi : 

Esasen ibtida-yi Islam’da kabir ziyaretinden men* ii nehyolun- 
maktaki hikmet de bu degil mi idi? Yehfid ve Nasara, aziz addettik- 
leri kimselerin kabirlerini secdegah ittihaz etmi§lerdi. Ceziretu’l- 
Arab’da da Cahiliyyet devrinde putlara tapihyor, kabirlere secde edi- 
liyordu. En biiyiik ve en muhim vasf-i miimeyyizi tevhid-i Bari’den 
y&ni yalnlz Allahu Teal&’yi ma*bud tammaktan ve miinhasiran O’na 


cAj lj ^ j Zi\ J J*J JiJ : Jli 4U Aui 

[ Afb »\jj ] £ J J 


1 


374 BU BABDAKl ICTlHADLAR — ZIyARETTEN IBTIdA NEHtY 


ib&det etmekten ibaret olan dln-i Islam, pek yeni ve cahiliyyet zama- 
nina 50k yakin bulundugu zamanlarda Resul-i Ekrem salla'llahu 
aleyhi ve sellem Efendimiz iimmetini tehlikeli gordiigii kabir ziyare- 
tinden men 4 etmi§ti. Fakat tevhid-i Bari akidesi goniillerde kesb-i 
resanet ve istikrar eyledikten sonra bu memnuiyyetin devamini dogru 
bulmadi. Miislumanlann oliileri ziyaret edip haklannda dua ve istig- 
f&r etmelerini hem oliiler i^in, hem de hayattakilerin oliilere kar§i 
kalblerinde ta§idiklan muhabbeti izhara vesile oldugu i^in faydali 
bularak kabir ziyaretine miisaade buyurdu. Yukandaki hadislerden 
miistefad oldugu iizere bu ruhi ihtiyaci Resul-i Ekrem Efendimiz 
bizzat kendileri de hissetmi§ti. Ve feth-i Mekke seferinde valideleri 
Hazret-i Amine’yi ziyaret buyurduktan sonra artik Ashabim siz de 
oliilerinizi ziyaret ediniz, buyurdu, Aleyhi" s-salatU ve's-selam Efendi- 
miz, §iiheda-yi Uhud’u her sene ziyarete ba§ladi. Ara sira Baki 1 kab- 
ristamna da gider, ziyaret ederdi. Ebu Bekr, Omer, Osman 
Tadiya'llaku anhiirn de kabirleri ziyaret ederlerdi. All, Ibn-i Mes'ud, 
Enes Ibn-i Malik radiya'llahu anhiim'xm kabir ziyaretinin cevazi 
hakkmdaki ictihadlanni Ibn-i Ebi §eybe zikretmi§tir. Fatima 
radiya'llahu anhd her cum c a giinu Hamza radiya'lldhu anK in kabrini 
ziy&ret ederdi. Hazret-i Omer de babasimn kabrini ziyaret eder ve 
kabrinde tevakkuf eylerdi. Hazret-i Ai§e , nin Mekke-i Miikerre- 
me’de medfun olan karde§i Abdurrahman Ibn-i Ebi Bekr’in 
kabrini ziyaret ve bu ziyaretine devam ettigini Abdii’r-Rezzak 
zikretmi§tir. 

Kadmlar i<jin kabir ziyaretinin mubah olduguna tarafdar olan 
iilemanin istinad ettikleri en kuwetli delil, Ibn-i Abdi’l-Berr’in 
Ttfnhid" de Abdullah Ibn-i Ebi Miileyke’den rivayet ettigi §u ha- 
berdir : Ibn-i Ebi Muleyke demi§tir ki : Ai§e radiya'lldhu anhd 
bir kerre kabirlerden dogru geliyordu. Kendisine : 

— Ey Ummu’l-m^minin, nereden geliyorsunuz? diye sordum. 
Siddika-i mu§ariin-ileyha : 

— Karde§im Abdurrahman Ibn-i Ebi Bekr radiya'lldhu 
anh" in kabrini ziyaret ettim. Oradan geliyorum, diye cevab verdi. Ben, 
Ai§e radiya'llahu anhd" y a : 

— Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem kabirleri ziyaretten 
nehyetmez mi idi? diye sordum. Ai§e Hazretleri : 

— Evet, vaktiyle nehyetmi§ti. Fakat sonra ziyaret edilmesini 
emretti, diye cevab verdi. 


■Feridun ERTUGRUI* 

SONRA lBAHANIN SEBEBi — KADIN &ELlLl 375 


Hazret-i Ai§e-i Siddika’nm bu hukmii beyamna ve yukanda 
zikr ii ta'dad ettigimiz haberlere istinaden ciimhur-i ulema, kadinlar 
i$in kabir ziyaretinin miibah oldugunu kabul etmi§lerdir. Yalmz 
suret-i umumiyyede dermiyan edilen bir mahzur varsa, bu ziyaretin 
erkek, kadin kan§ik icra edildigi surette gen$ kadinlann i§tirakinin 
vesile-i mefasid olmasidir ki, bu surette gen^lerin i§tiraki haram olu- 
yor. Yalmz kadmlara aid ziyaretlerde boyle bir mahzur olmadigmdan 
gen^, ihtiyar diye bir tefrike liizum gorulmemi§tir. 

§arih Ayni, bu bahsin sonunda kendi kanaat ve ictihadmi §u 
suretle bildiriyor. Misir’da imrar-i hayat eden biiyiik §arihimiz diyor 
ki : zamanimizda ziyaret-i kubur kadmlara mekruhtur, ve belki de 
haramdir. Hususiyle Misir kadinlari ki, bunlarin $ogu fitne ve fesad 
i<jin kabir aralarmda dola§irlar. Halbuki kabir ziyaretine §eriatte 
ruhsat verilmesi ahireti dii§iinmek, oliilerden ibret aimak, ziihdi bir 
hayat yolu tutmak i^indir. Bu gaye ile bugiiniin orfii ve gorenegi 
birbirine temamiyle muhalif bir haldedir. 

i) Fakat jarihin mekruhtur veya haramdir, diye hiikmetmesi bu 
mes’ele, vaz'iyyet-i esasiyyesi hakkinda varid olan bir habere miis- 
tenid degildir. Belki defM mefasid gayesine ma c tuftur. Ve hiikmii 
umumidir. 

2} Bu Enes Ibn-i Malik hadisinden istifade edilen bir cihet 
de Resul-i Ekrem sallaHlahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in kemal-i 
tevazuu ve cahile nfk ile muamele eylemek, musibet-zedeyi muahaze 
etmeyip i c tizarmi kabul etmek hususundaki yiiksek seciyyesidir. 

3) Resul-i Ekrem’in, yiiksek sesle aglayan kadma sabir ile, 
takva ile emir buyurmalan da ceza ii fezam, feryad ii figamn menhiy- 
yattan oldugunu i§*ar eder. 


it cl-jt ju ^ 'cd . 636 
Jlju 141 of 4le ifjrf ,Jjl 

^ 2 * J 5 j U Aj y Jb-l U oj uj-Aj y (£ jJU 

J • * m / -J a . . A ✓ ^ I ^ t • 

r ** 3 M 


376 OLt)YE AfiLAMANIN CEVAZI HAKKINDA UsAME HADiSl 


• ‘i ,s * * 's ,*■* t • * */" * * ss, \ * \' 

* Crt «<*4 P ir! **+J f'-A* 

* In u ' •*' *w' ' . .I *• *.•< ' •> *• * 

^JIJJ Jl>yj ^j\j Jj dJj j j^.*5 U-! ijt' ■> 

*? ✓ / ft + * * - * ** ***""'& < /* I I - jJ y 

( y$> l^JL^ ^ahjojJ j ^waJI ^..L* j <uJp 


*'• ' .’ ,<» if'. 'w'.' >.'•' • 

4^.>*j oJtfc (JLf iJLa L* 4ttl u j 1 -j «A*u* (JIj&j oU^p 




TERCEMESi 

Usame Ibn-i Zeyd radiya' llahu ankumd’da.n §oyle riva- 
yet edilmi^tir : 

Usame Hazretleri demi§tir ki : Nebi solid! llahu aleyhi 
sellem'in kizi (Zeyneb radiya’llahu anha) Resulullah’a : 

— Oglum oldii, bana geliniz, diye haber gonderdi. Re- 
sulullah da kizina selam soyleyip : 

— Allah’in aimak ve Allah’in vermek istedigi her §ey 
kendisine aiddir. Ve her jey’in ilm-i ilahxde muayyen bir 
omrti vardir. Kizim, sabret, ve bu sabnn Allah yamnda 
ecr u sevabi oldugunu hatirla! diyerek cevab yolladi. Bu 
dePa Zeyneb, Resul aleyhi' s-selam' a and vererek : 

— Her halde geliniz, diye haber gonderdi. Bu haber 
uzerine Resulullah kalkti. Maiyyetinde Sa‘d Ibn-i 
Ubade, Muaz Ibn-i Cebel, Ubey Ibn-i Ka‘b ve 
Zeyd Ibn-i Sabit oldugu halde (Zeyneb’in evine geldi. 
Hasta) gocuk, Nebi salla' llahu aleyhi ve sellem (in kucagm) a 
verildi. Qocugun hayati ihtizarda ve muztarib bir halde idi. 
Viicudii (za‘fiyetten) eski kirbaya donmujtii. Resulullah’in 
iki gozii ya§ dokiiyordu. Sa‘d Ibn-i Ubade: 

— Ya Resula’llah ! Bu ya§, bu aglayi? nedir ya? diye 
izhar-i hayret etti. Resul-i Ekrem: 


BU HADistN RIVAYET TARlKLERt — VAZlFE VE MES'OLlYET 377 


— Bu goz ya§i, Allah’in (merhametli) kullarmm gonlil- 
lerine koydugu rahmet(-i ilihiyyenin eseri) dir. CenAb-i 
Hak bu rahmeti, kullanndan §efkatli olan (gontil)lere ihsan 
eder, buyurdu, 

IzAhi 

RAvIleRj rivayetler : 

Buh&ri, bu hadisi Tib, Nezir, Tevhid bahislerinde de zikret- 
mi$tir. Muslim, Ebu Davud, Nesai, Ibn-i Mace de Cen&ze 
bahsinde tahrlc eylemi§lerdir. Bu hadis, Buhar i’nin meyyite aglamak- 
ligin hiikmune dair a<jtigi bir baba mcnsubdur. Bu bibin unv&ninda 
Buhari a§agida mevsulen rivftyet edecegi Ibn-i Abbas hadisini 
burada ta c likan rivayet ediyor ki, §udur : “ <JL cJLi = 

Meyyil , dilesinin bir nevi c aglamasindan dolayi azdb olunur ” buyurulmu§- 
tur. Miistelzim-i azab olan biik&\ nevhadir, $ighktir. A§agida mev- 
sulen rivayet edecegi bu haberi ta'likan rivayet etmekle §unu bildir- 
mek istiyor ki, yine a§agida Ibn-i Omer radiya'lldhu anhumd ? dan da 
bu haber mutlak olarak^ ui*; cJ.1 ol = Meyyit , dilesinin 

kendisine aglamasi scbebiyle azdb olunur ” §u riv&yet edilmi§tir. Miiellif 
Buhari, mukayyed olan Ibn-i Abbas hadisini bu unv&nda terci- 
han zikretmekle o mutlakin bu mukayyede hamledilmesi luzumuna 
i§aret etmi§ oluyor. 

Sonra Buhari bu unvaninda meyyitin, h&l-i hayatmda n£v- 
hazen olmasi veyahud olmamasi suretiyle bir farka i§Aret ederek : 
“ OlT lil = Saghginda oliilere nevha ve feryad He aglamayi ddet 

ittihaz eden kimse y dilesinin kendisine nevha etmesiyle azdb olunur” birinci 
nev'in hukmiinu bildiriyor ve: j 1 > : JUS = fy 

mu'minler , kendinizi ve dilenizi CehennenCden koruywuC Ayet-i kerime- 
siyle istidlal ediyor. Ayet-i Kerime ile suret-i istidlale gelince, hal-i 
hayatmda oliilere nevhazenlik eden bir adam cjolugunu, ^ocugunu da 
bu mekruh adete ah§tirmi§ ve kendisi oliince bu ali§ik aile halki bu- 
def a da kendisine bermutad feryad ii figan eylemi§ olacaklanndan 
hiisn-i terbiyeleriyle ve menahiden siyanet edilmeleriyle me^mtir ve 
miikellef bulundugu ailesi efradmin hiisn-i terbiyeleri §oyle dursun 
nevhazenlik gibi bir mekruha ah§tirmi§ bulunacagindan kendi eser-i 
seyyiesi olarak azab olunur, demek olur. 


* Sure : 66 (Tahrim) y Ayet : 6 


378 


HADlSTEKt, REStJL-I EKREM’lN HANGl KIZIDIR 


Buhari bu Ayet-i Kerimeden sonra te’yid-i miiddea i^in Nebi 
sallcCllahu aleyhi ve sellem'in “ j* Jj-* jjj £ 15 " = Ey mii'minler! 
Sizin hepiniz fobansimz , hepiniz biribirinize kar$i miUekdbil vez&if ile 

milkellef ve mes c dlsunuz ” kavl-i §erifini zikrediyor. (487) numara ile 
Cun^a bahsinde ge£en bu hadis-i §erifte reis-i devletten bir hammala 
kadar cem'iyyetin her ferdinin miitekabil vezaif ile miikellef ve mii- 
tekabil hukuku haiz ve mes'ul olduklan bildirilmi§tir. Bu meyanda 
bir aile reisinin vezaifine de Zr gjj —Her kifi, ailesi 

halkimn nzk u maifetinden ve tahsil ii terbiyesinden mes'uldiir” kavli ile i§a- 
ret edilmi§tir. §imdi Buh&ri nevhaciligi itiyad edinen kimseye ailesi 
feryad ii figan ile izhar-i matem ederlerse kendi eser-i taksiri olarak 
azab edilmelerine Kitab ve Siinnet ile i§aret etmi§ bulunuyor. 

Bundan sonra Buhari bu babin unvanmda ikinci nev c a i§aret 
ederek : * jjj *jj\j j : W* ^ -H* 

Olen kifi hayatta iken oliilere feryad etmek itiyddinda degilse , fimdi dilesinin 
kendi arkasinda nevha eylemelerinden mes'ul degildir. Bu kimse , Ai$e ra- 
diya’llahu anhd'mn dedigi gibi: “ Hif bir giinahkar nefis bajkasimn giindhim 
yiiklenmez ” kavl-i §erifinin hiikmune tabi'dir. Bu Ayet-i Kerime ile 
Hazret-i Ai§e’nin istidlali a§agida (638) numara ile gelecek olan 
hadiste goriilecektir. 

Sonra Buhari: “ jyi* Cr = Buko* envaindan $a- 

riin ruhsat verip miisdade ettigi yalmz nevhasiz biikddir” dedikten sonra 
mevzuu-bahsimiz olan (Jsame Ibn-i Zeyd radiya'llahu anhumff nin 
hadisini sevkediyor. Ve Resul-i Ekrem salla'llahu aleyhi ve selltm ! in 
^ocuguna aglamasi ile ve Hazret-i Sa'd’e cevaben : “ Gdz yafi, 
Allah" in merhamelli kullanmn goniillerine koydugu rahmet-i ilahiyyenin eseri- 
dir . Cenab-i Hak , bu rahmeti> kullanndan fefkatli olan goniillere ihsan eder ” 
kavl-i §erifi ile istidlal eyliyor. 

HadisIn ma'nasi ve tahliu : 

Buhari, ^ocugu i^in Resul-i Ekrem’e haber gonderen keri- 
me-i Nebeviyyenin ismini bildirmiyor. Bunun Zeyneb radiya'llahu 
anha oldugunu Ibn-i Ebi ijeybe’nin Musannef’indeki rivayetinden 
ogreniyoruz, Bu cihetle tercememizde tasrih ettik. Yine bbyle Bu- 
hari, bu <;ocugun admi da bildirmemi$tir. Bunu da §arih Ayni 
Dimyati’nin, bu hadisin ha§iyesinde : Ali Ibni’l-As Ibn-i 


* Suic : 35 (Fatir), dyet : 18 


OLEN gOCUGUN ADI VE TA'YtN-t MAHlYYETt 


379 


RebP diye kendi hattiyle yazdigim haber veriyor. Ger<ji bu hadisin 
turuk-i rivayatindan hig birisinde boyle bir ismc tesadiif edilmcdigi 
iddiasiyle reddedilmek istenilmi§se de jarih Ayn! bu itirazi dermiy&n 
edenlerin muttali* olmamalarmdan nefsli’l-emirde bulunmamasi icab 
etmez. Turuk-i rivayatm kaffesini ihata etmek mumkiin olmadigma 
ve Dimyati’nin saglam hifei ve rivayet hususundaki sidk u adli 
miisellem ve huffaz-i muhaddisinden bulunduguna gore, bu ihb&rim 
§iibhe ile kar§ilamamak icab eder. Dimyatl, bu gocugun ismine 
muttali* olmasaydi tasrih etmiyecegi muhakkakti. 

tkinci bir §ubhe olarak ortaya konulan bir mes’ele de AH Ibn-i 
Ebi’l-As’m sab! degil, belki erlik gagina eri§mi§ bir gen<; oldugu 
iddiasidir : Ziibeyr tbn-i Bekk&r gibi ehl-i ilimden bir<jogu 
Zeyneb’in* bu oglu Ali’nin, feth-i Mekke glinli Resul-i Ekrem’in 
devesinde terkisine binmi§tir, diyorlar. Bu yaftaki bir gence nasil sab! 
ltlak olunur, deniliyor. Fakat ehl-i lisan istilahmda miis&id olmasa bile 
halkm muhatabatmda genglere sab! denildigi 50k jayi'dir. 

Resul-i Ekrem, Zeyneb’in evine geldiginde 50cugun henliz 
vefat etmeyip hal-i ihtizarda oldugu, hadisin fikra-i ahiresinden miis- 
teban oluyor. Binaenaleyh Zeyneb’in, Resul-i Ekrem’e : “ oglum 
oldii ” diye haber gondermesi, $ocugun son dem-i hayatim idrak etmi§ 
bulunmasma mebnidir. Maamafih bu hadisin Ha mm ad tariki ile 
gelen rivayetinde J) diye Resul-i Ekrem’i davetinin, 90- 

cugun vef&ti iizerine vuku c buldugu da zabtedilmi§tir. Buna mukabil 
§u c be riv&yetinde de hal-i ihtizarda oldugu : iC c- ai JijJ ji = 
Kizim oluyor ” diye tasrih edilmi§tir. Fakat bu rivayette ^ocugun erkek 
degil, kiz oldugu bildirilmi§tir. Hatta Ahmed Ibn-i Hanbel’in 
Miisned'indeki rivayetinde kiz ^ocugunun ismi de tasrih edilerek : 

Lfv-uJ j ij jfc j cJu i*l*L j vJU <aj! t? = Nebl 

salla'llahu aleyhi ve sellem Zeyneb'in kizi Umame'ye geldiginde ki> 0 , 
Ebii’l-As Ibn-i RebPin focugu idi . Nefesi muztarib idi. Giifliikle dip 
veriyordu ” denilmi§tir. 

Fakat bundan ewel (625) numara ile tercemesi gegen Ommii 
Atiyye hadisinde izah ettigimiz vechile Zeyneb Hazretleri’nin 
kizx Umame irtihal-i Peygamberi’den sonra ya§ami§ ve Hazret-i 
Fatima radiya'llahu anha* nm vefatmdan sonra Hazret-i Ali ile 
evlenmi§tir. Hazret-i AlPnin $ehadetindc berhayat idi. §ehadet 
vak c asi iizerine Mug ire ile evlenmi§ ve onun nikahinda vefat etmi§- 


380 


RAHMET-I lLAHlYYENtN VUS<ATt 


n: 


tir. §irih Ayni bu babda ehl-i haberin ittifaki vardir, diyor. Bina- 
enaleyh bu hadisin rivayet tarikleri i<jinde sav&b olan riv&yet bu 
gocugun Umame degil, Ali oldugudur. (J*l) riv&yeti degil ( ^ ) 
dogrudur. Buhari’nin Abdullah tbn-i Miib^rek tariki ile 
gelen riv&yeti de bu suretle tesbit edilmi§tir. Bazilarimn tasgir siga- 
siyle ( ) rivayet etmeleri ise biitiin biitiin hatahdir. Qiinkii 
Zeyneb Hazretlerinin Ali ve Umame radiya'llahu anhumff dan ba§ka 
(jocugu olmami§tir. Her halde bu ( ) tasgiri, ( ) den galat 

olacaktir. 

Bu hadis-i §erifte medar-i teselli olan : “ Allah'in aimak ve vermek 
istedigi her $ey kendisinindir. Her fey'in nezd-i Bari 'de muayyen bir omrii 
vardir” kavl-i §erifidir. Allah’m her verdigi kendisinin olunca bunlar 
arasinda hayat-i be§er de bir emr-i miisteardir, bir vedia-i llahiyyedir. 
Binaenaleyh zi-hayattan hayati istiare edilince feryad ii figan etmek 
hi<; de miinasib degildir, demek oluyor. §u halde sabretmek ve sabnn 
nezd-i Bari’de mev c ud olan ecr ii miikafatmdan iimidvar olmak en 
dogru bir hareket oluyor. 

Sa c d Ibn-i Ubade Hazretlerinin: Ya Resula’llah, bu ya§ ve 
aglayi§ nedir ya? diye istigrab etmesi, Resul-i Ekrem’in boyle 
musibet ve felaket demlerinde herkese sabr ii metanet tavsiye buyur- 
malariyle §imdi aglamalarim te’lif edememekten miitevellid ruhi 
bir iztirabin neticesidir. 

Resul-i Ekrem Efendimiz: “Bu gozyafi, Allah’in, kullanmn 
gonliine koydugu rahmetinin eser-i cereydmndan ibdrettir . Cendb-i Hak iikkatli 
ve merhametli oldugunu bildigi goniillere bu rahmetini tevdi 1 eder ” suretindeki 
cevablan lie boyle musibet hengammda kati kalbli ve ta§ yurekli 
olmanin da makbul bir§ey olmadigmi ve g5z ya§i, rahmet-i llahiyye- 
nin eser-i cereyim olduguna gore bunun, mukavcmeti miimkiin ol- 
miyan bir hal-i tabii bulundugunu haber vermi§ aluyorlar. 

§arih Aynfnin, sihhatini bildirerek naklettigine gore, Cenab-i 
Hak, yiiz par<ja rahmet yaratmi§, bundan doksan dokuz par^asmi 
hazine-i rahmetinde alikoyup bir panjasim kullanmn goniillerine 
koymu§. l§te insanlann biribirlerine kar§i gosterdikleri §efkat ve ati- 
fet, bundan doguyor. Ana gonliindeki evlada kar$i payansiz merhamet 
ve meclubiyyet, hep bu bir katra rahmet-i subhaniyyenin eser-i feyz ii 
bereketidir. Kiyamet giiniinde Rahman ii Rahim olan Rabbimiz hazi- 
ne-i kereminden o doksan dokuz par$a rahmetini (jikarip bu bir katra 


ile birle§ti 
eyleyecekt 
ba§i olan 
etmek itin 


Bu h 
i) H; 
bir zati di 
caiz oldug 
bilmek iqi 
lebilmesi, 
l£m veriln 
cevazi. 


Nevhj 

BAzilarini 


i) T 
radiya'lldhu 
Resiilull; 
iken Resi 
koymu§tu. 
aleyhi ve sei 
la'llahu ale 
— Re 
O da : 

— Re 
verdi. Res 
— Ben 


0 


mmu 


yattandir. Osa 
in d^yesidir. A* 
dullah’in ciri) 
Harise’ye tez\ 
azadhlarindan 
Os&me’yi nc k i 
= 

Eymcn, Peyg 
2 -Uj 









f eridtin ERTUCtRUL 
iCitaplifli 

NEVHASIZ A6LAMANIN CEVAZI — OMMO EYMEN’lN 3S1 


ile birle§tirecek ve halki bu rahmet-i kamilesi sayesinde nail-i saadet 
eyleyecektir. Bir derece mebzul ve bol bir rahmet ki, her kiifr ii fes&dm 
ba§i olan §eytan bile bu cu§a-cu§ olan rahmet-i ilahiyyeden istif&de 
etmek i$in iimide dii§ecektir, 

Bu HADIS-i §ERlFTEN BERVEGH-i ATI AHKAm ISTiFADE EDILIR : 

i) Hal-i ihtizarda bulunan hastanm yamna fadl ii takva sahibi 
bir zati davet etmek ve onun duasmdan hayr ii bereket iimidlenmek 
caiz oldugUj 2) Bu ne§ > e ve seviyyedeki muhterem bir simAyi getire- 
bilmek i<jin icabinda : Allah 5 i severseniz buyurunuz, diye and veri- 
lebilmesi, 3) Miisibetzede bir zate kar§i soze ba§lamazdan ewel se- 
l^m verilmesi, 4) Feryad ii figan etmeksizin, siikunetie aglamanm 
cevazi. 

NEVHASIZ A&LAMANIN CEVAZI HAKKINDA PEK <JQK ESER VARDIR. 
BAZILARINI NAKL U TERCEME EDIYORUZ: 

1) Tirmizi’nin §email bahsinde Abdullah Ibn-i Abbas 
radiya'llahu anhuma* dan tahricine gore, Ibn-i Abbas demi§tir ki : 
Resulullah sallctllahu aleyhi ve sellem' in kii^iik bir kizi hal-i ihtizarda 
iken Resulullah ?ocugu kucagma almi§, elini $ocugun iizerine 
koymu§tu. Qocuk enin-i ihtizar ile inliyordu. Resulullah salla'lldhu 
aleyhi ve sellem agladi. Ommii Eymen de agladi 1 2 . Resulullah sal- 
IcCllahu aleyhi ve sellem , Urn mu Eymen’e : 

— Resulullah yamnda iken ni^in agliyorsun? diye sordu. 
O da : 

— Resulullah aglarken ben ni$in aglamiyayim, diye cev&b 
verdi. Resulullah : 

— Ben aglamiyorum. O goz ya§i rahmettir, buyurdu 1 . 


1 Ommii Eymen radiya’lldhu anhd , Bereke Bint-i SaMebc’dir, Sah&biy- 
yattandir. Osame Ibn-i Zeyd radiya’llahu anhuma’mn validesi ve Res&l-i Ekrem*- 
in dayesidir. Aslen Habe§’Ii olup ResuJ-i Ekrem’in peder-i alisi Hazret-i Ab- 
dullah’in c&riycsi idi. Resul-i Ekrem Ommii Eymen’i bilahara Zeyd Ibn-i 
Harise’ye tezvic eylemijtir. Zeyd de Hadicetii’l-Kiibra radiya’lldhu anhd’ nin 
azadlilarindan idi. Os&me bu izdivacdan dogmu$tur. Resul-i Ekrem Zeyd'i vc 
Os&me’yi nekadar severse, Ommii Eymen’i de o derece $ok severdi ve fb” 

-U> mmii Eymen> annemden sonra berrim ikinci annemdir ” buyururdu. Ommii 

Eymen, Pcygamber’in irtih&Iinden sonra vefat etmi$tir. 

2 J J0*J O 11 : Jlf ^1* (SJJ *U* 

*«Vi f AjJU* Jl y* J <Ap ^ Jj-* J UJU-U • J amI 



382 


TERCEME4 HAU 


Bu rivayette ihtizardaki $ocugun Resul-i Ekrem’in kizi ol- 
dugu haber verilmesi §ayan-i nazardir. Hadisin ravisi Ibn-i Abbas 
olduguna gore, bu hadise Medine’de vuku* bulmu§tur. Halbuki ne 
Mekke’de, ne de Medine’de Resul-i Ekrem’in boyle kii^iik bir 
ya§ta luz $ocugu vefat ettigi bildirilmiyor. Her halde bu gocuk erkek 
^ocuk olacak ki, Ibrahim’dir. (646) numara ile a§agida tercemesi 
gelecek olan Enes Ibn-i Malik radiya'llahu anh hadisinde goriilecegi 
iizere cenab-i Ibrahim, Resul-i Ekrem’in Haccetii’l-Veda'dan 
avdetini miiteakib vefat etmi§ti. Ve hakikaten $ocugu ihtizar halinde 
iken kucagma alip operek, koklayarak aglami§ti. Ve: f*\j\ l 
« = Ey Ibrahim! Biz (im goniillerimiz ) senin ( derd-i ) firdktnla 
fok mahzun ve miikedder” diyerek izhar-i teessiir eylemi$ti. 

Ikinci bir ihtimal de Resfil-i Ekrem’in ahfadmdan veya akra- 
basindan bir kiz $ocugu olmasidir. 

2) Ebu Davud-i Tay&lisi’nin Ibn-i Abbas radiya'llahu 
anhumd'dan riv&yetine gore, Ibn-i Abbas demi§tir ki : Resul-i 
Ekrem’in kerimesi Rukayye radiya'llahu anhd vefat ettiginde kadin- 
lar aglamaga ba$lami§lardi. Hazret-i Omer de bunlari men* etmek 
istiyordu. Resulullah salla'lldhu aleyhi ve sellem : YaOmer! Birak 
§u kadmlan, varsin aglasmlar, dedi. Ve sonra : olLuiJI j £”Ul»” 

« olkJtJl oUH ja ojSL> L.j ^ wJLill jaj ojiJi j- = Sizi cendzede 

feytan anirmasxndan men * ederim . Eger aglamak gozden , kalbden gelirse 0 , 
Allah' in rahmetinin eser-i cereyamdir. Eger dilden , elden gelirse (dil, bagi- 
nr el de yaka pa$a yirtarsa) bu da §eytandandir ” buyurmu§tur. Ibn-i 
Abb&s radiya'llahu anhumd rivayetine devam ederek diyor ki : Fa- 
tima radiya'llahu anhumd her zaman ablasi Rukayye’nin kabrine 
gelerek kabrin kenarmda aglamak itiyadinda idi. Resulullah sal - 
la'lldhu aleyhi ve sellem kizini bu halde goriince miibarek eli ile, el- 
bisesi ile yliziindeki goz ya§larmi silmege musaraat ederdi. 

Beyheki Siinen ' inde bu hadisi rivayet ettikten sonra bunun 
kuvvetli bir haber olmadigma i§aret etmi§tir. Fakat §arih Ayni’nin 
dedigi gibi sahib-i meyyiti goz ya§mdan dolayi Allahu Teala’nm azab 


J If) JUi . i ^1 cSi-i y* j 4jjl J ^ j IfJU 

j V <jU : cJUi • ilx* -ja) j ? jxJ L 1 : y* j 
: J j j (Jl : y*j 4 JU- Jbu . y* j 


sUkCnetle aGlamanin cevAzi 


383 


etmiyeceginin ahadis-i sahiha ile sabit olmasi, bu Ibn-i Abbas 
hadisinin ma'nasina delalet, sihhatine §ehadet eyledigi muhakkaktir. 

3) Nesai’nin rivayetine gore, Ebu Hiireyre radiyoilldhu anh 
demi§tirki i Resulullah salldllahu aleyhi ve sellerri * in ehl-i beytinden 
birisi vefat etmi§ti. Kadmlar da toplanip agla§iyorlardi. Omer 
radiya’llahu anh bunlarin aglamalarmi men* etmek ve bu kadin icti- 
maini dagitmak istedi. Resulullah salla'llahu aleyhi vesellem: ! j* 

« vo* gyJI oli = §u kadinlan btrak yd Omer> onlara 

iliftne! §usaat ; gozlerin agladigi , kalblerin musdb oldugu y cenazenin hatira-i 
hayati pekyakin bulundugu bir zamandir” buyurdu. 

4) Taberani’nin Amir Ibn-i Sa'd’den rivayetine gore, 
Ibn-i Sa*d demi§tir ki : Bir kerre bir ziyafette bulundum. Orada 
Ebu Mes'ud, Karaza Ibn-i Ka c b da bulunuyorlardi, Birtakim 
c&riye de teganni ediyordu. Ben : 

— Yahu! Siz, Mu hammed salldllahu aleyhi ve sellerd in Asha- 
bmdan ve Bedir gazilerindensiniz. Bu ne haldir? diye izhar-i hayret 
ettim. Bunlar da bana : 

— “ jy j *l£JI j ^ yS\ J j UJ = Biz musliimanlar ifin 

velime ceidiyyetinde $iir in$ad ve tzrenniimiine y cendzede de ah ufigansiz agla- 
maga miisdade buyuruldu ” diye cevab verdiler, demi§tir. 


liL tJtf "alif dJUU ^ jj- jf 'jp . 637 

f x Af ^ ^ ^ X • V ^i f if \ \ 

'ju> JU oClu 4^ o,f> jii 4 'ii Ji 'i. 5 

jii u! six 4^ alii ‘^j y*rj ‘j* 

. ^ 'j£ U/u 


Tercemesi 


Enes Ibn-i Malik radiya’llahu anh ' den §oyle rivayet 
edilmi$tir : 

Hazret-i Enes demi§tir ki : Resulullah salldllahu 
aleyhi ve sellerd in kizi (Ommii Gulsiim radiydlla.hu anhS) nin 


384 


SAKlN AGLAMANIN CEVAZINA DAIR ENES HADlSl 


cenazesinde bulunduk. Resulullah kabrin bir tarafina otur- 
mu§tu. Yine Enes: “ Resulullah'tn iki gozunun jaf doktiigunu 
gordtim” demi§tir. Ve yine demi^tir ki : Resulullah salla’lla- 
hu aleyhi ve sellem : 

— Icjinizde bu gece giinah kimse var midir? 

diye sordu. Ebu Talha: 

— Ben vanm (y& Resula’llah) dedi. Resulullah: 

— Haydi kabre in, buyurdu. Enes Hazretleri : Bunun 
iizerine Ebu Talha, Ummii Giilsiim’iin kabrine indi, 
demi§tir. 

IzAhi 

Ra vlLER, RivAYETLER : 

Buhari bu hadisi yine Cen&ze bahsinde bir kerre daha rivayet 
etmi§tir. Tirmizi de $email’dc tahric eylemi§tir. Gerek bu hadis, 
gerek bundan ewelki Usame hadisini Buhari, oliiler i^in nevha 
ve feryid etmiyerck s&kin goz ya§i dokmenin cevazi hakkmda a^tigi 
bir babinda zikretmi§tir. Resul-i Ekrem’in kabrinde goz ya§i dok- 
tiigii bu muhterem kerimesinin ismini Buhari bildirmemi§tir. Bunun 
Hazret-i Osman’in zevcesi Ummii Giilsiim radiya'llahu anha 
oldugunu Vakidi rivayet etmi§tir. Ibn-i Sa'd da Tabakat'mddi 
Ummii Giilsiim radiya'llahu anha' mn tereeme-i halinde tasrih ede- 
rek rivayet etmi§tir. Devlabi, Taberi, Tahavi de bu suretle tas- 
rih etmi§lerdir. Bu biiyiik alimlerin rivayctlcrine istinad ederek biz 
de tercememizde mu'teriza i^inde gosterdik. Ummii Giilsiim Haz- 
retlerinin vefati Hicret’in dokuzuncu yilma miis&diftir. Bu cenizenin - 
obiir kerime-i Nebevi Rukayye Hazretleri oldugu haberi dogru 
degildir. Qiinkii Hazret-i Rukayye’nin cenazesinde Resul-i 
Ekrem hazir bulunamami§ti. Bedir’de idi. 

Hattabi kelimesini “ Jul* { = giinah ijlememif” diye 

tefsir etmi§tir. 

Bazi §arihler de : “ <UI ^ = Eji ile cinsi miindsebette bulunma - 
mtf” suretinde tefsir etmi§lerdir. Bu ikinci tefsir i$in §dyle bir sebeb 
de bildiriliyor ve deniliyor ki: Ummii Giilsiim Hazretlerirtin ve- 
fati gecesi zevci Osmin radiya'llahu anh' in bir dbiyesiyle yattigmi 


Feridnn EKTu6rui; 

^itapijgj 

KABlRDE OTURMAK HAKKINDA IHTILaF 385 


Resul-i Ekrem i§itmi§ti. Kizinin kabrine kendisini kabre indirme- 
mek suretiyle Hazret-i Osman’a itab etmi§ olmakla beraber boyle 
soylemekle de ta c riz etmi§ oluyorlardi. Maamafih bu ta‘riz birincide 
de zimni ve fakat daha miiessir surette mevcuddur. Qiinkii giinah 
i§lenildigi tasrih buyurulmu§tu. 

(Ebu Talha) Zeyd Ibn-i Sehl-i Ensari’dir. Ve Ensar’in 
nakiblerindendir. Biitiin harblerde Resul-i Ekrem’in maiyyet-i 
seniyyelerinde bulunmu§tur. Salla’llahu aleyhi ve sellem Efendimiz: 
“ Asker ifinde Ebd Talha’nin haykirmasi> yiiz neferden daha hayirltdir ” 
buyururlardi 1 . Yalmz Huneyn giinii dii§mandan yirmi tanesini te- 
pelemi§, bunlann elbise ve e§yasi kendisine verilmi§ti. Harbde hu- 
zur-i Saadet’te ba§ina toprak sa^arak : “Hayatim senin aziz haydtin if in 
feda olsun yd Resula' llah!” der, ve sonra oklarini savurmaga ba§- 
lardi. Arkasindan da ResOlullah mlibarek ba§mi kaldinp okun ne- 
reye isabet ettigini tedkik ederdi. Ebu Talha mli§kil zamanlarda 
Resul-i Ekrem’i vikaye i<jin gogsunti viicudii Saadet’e siper yapardi 
(radiya'llahu anh). [Aynt], Kendisinden doksan iki hadis riv&yet edil- 
mi§tir. Buhari ile Muslim iki hadisinde ittifak etmi§lerdir. Buhari 
bir, Muslim de diger bir hadisinde infirad eylemi§lerdir. Kendisinden 
oglu Abdullah’in, Enes Ibn-i Malik’in, t)beydullah Ibn-i 
Abdullah’in ve daha bir<jok zevatin rivayetleri vardir. Hazret-i 
Enes: Ebu Talha, Uhud harbinde 50k biiyiik tehlikeler atlatti. Ve 
Resul-i Ekrem’i vikaye i<jin bir kolu §olak oldu, demi§tir. Hieret’in 
otuz dordiincii yilinda vefat etmi§ ve cenaze namazi Hazret-i Os- 
man tarafindan kihnmi§Ur. Hazret-i En^s, Ebu Talha’nm 
irtihal-i Nebevi’den sonra kirk sene ya§adigim haber vermi§tir. En 
dogru haber budur, demi§tir. 

Hulasa" da bu maUumat verildikten sonra Tehztb’den naklen de- 
niliyor ki: irtihal-i Nebevi’den sonra Ebu Talha’nin biitiin hayati, 
Kurban ve Ramazan bayramlan miistesna olmak iizere hep oruclu 
ge<jmi§tir. Halbuki eyyam-i Saadet’te gaza ile me§gul olup nafile oruc 
tutmazmi§ (radiya'llahu anh ve rahmetu' llahi aleyh). 

Fikhi hukumler : 

Bu hadis-i §erif ile kabrin bir tarafma oturmak caiz olduguna 
istidlal edilmi§tir. Malik, Zeyd Ibn-i Sabit, Ali Ibn-i Ebi 




F. : 25 


386 


KADIN CENAZEStNl ERKEfitN DEFNl 


Talib radiya'llahu ankum'un mczhebleri budur. Ibn-i Mes c ud, 
Ata* Ibn-i Rebah kabirde oturulmaz, demi|lerdir. Imam §a- 
fi i’nin, cumhur-i fukahanm kavilleri de boyledir. Bunlann delilleri de 
Muslim’in Ebu Hiireyre radiya'lldhu anh 9 den riv&yet ettigi : oV 
« ^ ^ o* d 3 = Sizin 

birinizin od kozuniin ustilne oturup elbisesini yakmasi ile ate$inin viicudiine 
iflemesi , kabir iistiine oiurmasindan elbeite hayirhdir" hadisi ile istidlal 
etmi§lerdir. Muslim bu hadisi, kabirde oturmak ve kabre dogru 
namaz kilmanm menhi olduguna dair bir babmda iki isnad ile tahric 
etmi§tir. Bundan ba§ka Ebu Mersed-i Gunevi’dende iki isnad 
ile : “ Uf-Jt 1 V j j j-iJi J* l V = Kabirlerin iistiinde oturmayiniz ve ka- 

bir lere dogru namaz kilmayimz ” hadisini riv&yet ediyor ki, ewelkinde ne 
derece belagatla nehi buyurulmu§ ise bu riv&yette de o nisbette vuzuh 
ve sarahat vardir. Bu sebeble Mehamili ve emsali, kabirde oturmak 
haramdir, demi§lerdir. Nevevl, Muslim §erhV nde bu hiirmet hiik- 
munti Ashab’dan da nakletmi§tir. Fakat Ibn-i Melek ikinci hadi- 
sin §erhinde bu nehyin, bit nehy-i tenzihi oldugunu ve meyyiti istih- 
fafa badi oldugundan nehyedildigini bildiriyor, Hatta bazi iilemi: 
“Abdullah Ibn-i Omer 9 in kabirde oiurdugu , Hazret-i AIVnin de ya- 
mna dayanarak uzandigi suretindeki rivayetlere bakarak kabirde oturmayi 
kerih gormeyip bu nehyi , idrak etmek ifin oturmaga hamletmi^lerdir ” diyor. 
Fakat §arih Ayni, bu teMl, Harice Ibn-i Zeyd ile Imam Ma- 
li k’in teMli oldugunu bildirerek bunun Bir teVil-i baid olduguna 
hiikmediyor. Tavzih 9 te de bir liizum ve zaruret olmadikca kabir 
^ignenmemelidir, deniliyor ve kabre ihtiramen kabre istinad edil- 
mesi mekrtih addediliyor. 

Bu hadisten kadin cenazesinin kabre erkek tarafindan konulma- 
sinin cevazi da istifade edilmi§tir. Erkeklerin biinyesi daha gu^lii ve 
kuvvetlidir. Zevc ve baba gibi meyyitin en yakini var iken bunlann 
izni ile ecnebi erkek tarafindan kadin cenazesinin mezanna konulma- 
simn cevazi da anla§ilmi§tir. 



(«-U 4*1 ylo C-1I61) HADlSt HAKKINDA 


381 


4**Jp- 4ttl 4tt U^-^J l* 4ttl J 

Jfl 4i u;f s i£ u ^ *J£2'k%\ 'L', 
tui ^tsJi ijd 'Afoi'ju 'tj 'ir j.v iii'jjij 

^ * " v''." * ',• -l?, *V ,*f />* 

*yj\y jjj V _j o £-***>■ oiUj aIJp 4JUI jIx-j 

' * f"* 

JJJ 




Tergemesi 


Abdullah Ibn-i Miileyke demi§tir ki : Osman ra- 
diya’llahu anh’ in kizi (Ommu Eban) Mekke’de vefat etmi§ti. 
(Namazinda ve defninde) bulunmak igin biz de bu cen&zeye 
gelmijdik. tbn-i Omer ve Ibn-i Abbas radiya'llahu anhiim 
de bu cenazede hazir bulundular. Ben, Ibn-i Omer ile 
Ibn-i Abbas’m arasina oturmujtum. Y&hud tbn-i Omer’- 
in yanma oturmu§tum da tbn-i Abbas da gelip benim yam- 
ma oturmuiftu. (Bu sirada evden kadinlann feryadi yiikseldi). 
Bunun uzerine Ibn-i Omer (yanmda bulunan Hazret-i) 
Osman’in oglu Amr’e dedi ki : 

— §u kadinlan susturmaz mism? Qtinkii Resulullah 
salld’llahu aleyhi ve sellem : “ 4*1 4 £.*> C-d.1 O' = §iib- 

hesiz ki meyyit, ailesinin kendisine aglamasindan dolayi az&b edilir ” 
buyurdu. Bunun uzerine Abdullah Ibn-i Abbas da: 


— “iiili J jMjjf’d -Vi = Omer radiycClldhu anh, mey- 

yit, kendisine ailesinin her aglamasi yuzunden degil, b&zi guna agla- 
masi sebebiyle az&b olunur, der idi ” dedi. Sonra da tbn-i Abbas 
§u Mdiseyi anlatti : 

— Ben Mekke’den Omer radiyd’llahu anh ile birlikte hac- 
dan donmu§tum. Biz, (Mekke ile Medine arasmdaki) “Bey- 


388 


OlemAnin rIvAyetler! ve IhtIlAflari 


da * ” mevkiinde duraklamakta iken buyiik bir agacin altinda 
develi bir yolcu kafilesi goriindu. Omer bana : 

— Git bak bakalim, bu kafile iginde kim var? dedi. Ben 
de baktim. Ve derhal “Suheyb" i tamdim. Ve (Hazret-i) 
Omer’e haber verdim. 

— Oyle ise Suheyb’i bana gagirimz, dedi. Suheyb’in 
yanina dondtim. Ve : 

— Emiru’l-mu’minin’in yanina buyurunuz, ve (onun 
mevkibine) iltihak ediniz, dedim. (Beraber Medine’ye geldik. 
Qok ge^medi), Omer vuruldugunda Suheyb: 

— Ay karde§im, ah yolda§im ! diyerek ve aglayarak ya- 
nma geldi. Omer: 

— Ey Suheyb! Bana mi aghyorsun? (Sakin aglama!), 
Resulullah salla'llahu aleyhi vesellem : V-W o' »” 

« aJp aIaI = Meyyit, ailesinin bazi g&na aglamalanndan dolayi azab 
olunur, buyurdu" dedi. 

(Sonra) Ibn-i Abbas (§oyle) anlatti: Hazret-i Omer 
vefat ettiginde bu vak'ayi Hazret-i Ai§e radiya'llahu anha' ya 
anlattim. O da dedi ki : 

— Allah, Omer’e rahmet etsin. Allah’a yemfn ederim 
ki, Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem: ul »” 

(i<uU <UI = Allah, ehil ve ailesinin aglamasindan dolayi bir 
mii'mini azab eder " dememi§tir. Lakin Resulullah salla'llahu 
aleyhi ve sellem : aJp d*' 1>Up J% MjJ *iil o' = Allah, ehl ii 

ailesinin kendisine aglamasindan dolayi. kafirin azabim tezyid eder" 
buyurdu. Ai§e radiya'llahu anhd ^soziine devamla) : 

— Size Kur’an kafidir. Cen&b-i Hak:jjj Sjjlj yj »” 

« c Sjr^— Hif bir giinahkdr, bajkasinin giinahmi yiiklenmez" bu- 
yurmu§tur. Ai§e radiya'llahu anhd' nm sozlerinin naklini miite- 
&kib Abdullah Ibn-i Abbas: 


lBN-1 EBt MULEYKE RADiYA’LLAHU ANH 




= Insam Allah guldiiriir , Allah aglatir” 
dedi. (Ravi) Ibn-i Miileyke (bunlan nakl ii rivayet ettikten 
sonra) : 

— Allah’a yemin ederim ki, Ibn-i Omer radiya' lahu 
anhuma bundan sonra bir §ey soylemedi, dem^tir 1 * * . 

IzAhi 

RAVILER, RIVAYETLER \ 

Bu hadisi Muslim ile Nesai de Cenaze bahsinde tahric etmi§- 
lerdir. Hazret-i Osman’in bu vef&t 'eden kizimn adini Buhari 
bildirmiyor. Bunun (Ummii Eban) oldugunu Miislim’in riviye- 
tindeki sarahatten ogrendik. Ve tercememizde tasrih ettik. Yine 
Miislim’in rivayetinde cem&atin cenazeye intizar ettigi sirada evde 
kadinlarm agla§tiklarinm i§itildigi musarrah bulundugundan terce- 
mede buna da i§aret ettik. Dig£r mu'teriza i$indeki i§aretler de §erh- 
lerden istifade ettigimiz kelimeler ve cumlelerdir. 

Abdullah Ibn-i Ubeydullah Ibn-1 Muleyke, Kurey§i’dir. Oz 
adi Ziibeyr’dir. Abdullah Ibn-i Ziibeyr radiya'llahu anhuma 
zamamnda Mekke’nin kadisi ve Harem-i §erif 5 in muezzini idi. 
Ceddi Ebu Miileyke’den, Ai§e’den, Ummii Seleme’den Ab- 


1 Kendisinden terceme ettigimiz metn-i asliyi de buraya aynen naklediyoruz : 

j aSCx. 4^ dll u£jJ iwl jJ : JU <£LU <jt If dll-L^p If 1 dll JL* jt- 

(Jl C— — i»- JU A <Jl J pr* dll if} J J * if} ^ 

xf t j dii (j+J j* if, dii JUi ^Vl »U- jr lAb-l 

JUi .<JLp aJUI v^U ul t JU y»j <JU dii d^* dii J >* j uli *l£-Jl jjt- (/-H ^ 

i JU ^ ; <iDi o*** J>*i ^ dll’ j* olf* Jj dll J*l 

JUi S yr Jii s~£ J jm li! JxJU LS" lil d <>* <C* ! ‘ dll £• 

«Jl • <J 4*^1 JUi jul-U . UU O JU . Jm ^ _d*jU 

♦ b c ®U-t Ij : J jJaj dri ' -sz - r * ^ yU . J^*U C-JUi 

c^di C)i aA* dii dii Jj-*j Ju ui j d 5*t ! u * 4^c. dii j jjf' ju# 
O 4^P dll ^0 J oU IJli : dll J ^l Ju 4 j1p < 1^1 *ISC; cjXo 

d J 4 -A^ d)l d— ^ dll J^w^j U All! j dll j*»- j cJUi Lfd d) 1 j <lUUJ «fJIi 

JjjJ dll t)l • JU d J All I d""* dll J>^*^ j j aJLc dl*l dll Jl 

4^1 JU . ( tf^l jjj »jJlj Jjr Vj ) l ^ uJUj <d dUC UU* ^iUJl 

,j»l JU U d>l j a£JU d «>.l JU . (dJ j j*' dii j) : tiili dii j 

r ,oU*ji Ajj ] .Ld i jd- dii dj j* 


390 SUHEYB’tN TERCEME-t HAL! — OLt)YE AGLAMANIN 


dullah Ibn-i Amr Ibn-i As’dan, Ibn-i Abbas ve Ibn-i 
Omer’den ve daha bu tabakada bir^ok Sahabe’den hadis rivayet 
etmigtir. Otuz Sahabi’yi idrak etmigtir. Kendisinden de Amr Ibn-i 
Dinar, Eyyub, Ibn-i Ciireyc, Yezid Ibn-i Ibrahim, Cerir 
Ibn-i Hazim, Nafi c , Ebti. Amir, Leys Ibn-i Sa'd ve daha 
bunlar gibi binjok zevatin rivayetleri vardir. Fakih idi, fasih idi, hiic- 
cet idi. Sika oldugu muttefikun-aleyhdir. Buhari, Hicret’in yliz on 
yedi tarihinde vefat ettigini bildirmigtir. [ Tezkiretii'l-Huffaz , Hulasa]. 

Suheyb radiycUlldhu anh de “Ibn-i Sinan-i Rumi”dir. Musul 
diyarmda “Nemr Ibn-i Kasit” ailesine mensub oldugu i<;in 
Ebu Yahya Nemevri de yadedilir. Peder-i Musul taraflannda 
Kisranm hizmetinde bulunmakla kiigiik bir yagta iken Rumlar tara- 
findan esir edilmigtir. Bilahara Abdullah Cud c an tarafmdan satin 
ahnip i c tak edilerek Mekke’ye gelmig ve Mekke’de Am mar Ibn-i 
Yasir ile bir giinde musliiman olmugtur. Suheyb Hazretleri ilk 
miisliimanlardan ve Kureyg’in pek zalimane eza ve igkencesine ma c - 
ruz olan ebrardandir. Medine’ye hicret edipBedir’den i'tibaren biitiin 
gazalarda bulunmugtur. Kendisinden bir hayli hadis-i gerif rivayet 
edilmigtir. Buhari miinferiden yalniz bir hadisini, Muslim de U 9 
hadisini rivayet etmigtir. Kendisinden Ibn-i Omer’in, Ibn-i Ebi 
Leyla’mn, Said Ibn-i Miiseyyeb’in rivayetleri vardir. Suheyb 
Hazretleri kucjiik bir sinde esir edilip diyar-i Rum’da neg’et ettigin- 
den Arabcayi unutmugtu. Yeniden ogrendi ise de ^etrefil konugtugu 
i<jin ^Rdmi ” diye amlmigtir. Ibn-i Sa c d, Tabakat'mda. sahib-i terce- 
menin, Hicret’in otuz sekizinci yilmda vefat ettigini bildirdigi ve Y a*- 
kub Ibn-i Siifyanhnda otuz dort dedigi Hulasc? da zabtedilmigtir 

Buhari’nin Sahih? inde bu terceme ve izahi ile meggul bulun- 
dugumuz hadis-i gerifi miiteakib Ebu Biirde vasitasiyle Ebu Biir- 
de’nin pederi Ebu Mftse’l-Eg'arfye vasil olan bir riv&yeti daha 
vardir. Bu rivayette Ebu Muse’l-Eg^ri radiya'llahu anh demigtir 
ki: Omer radiya' llahu anh vuruldugunda Suheyb: “Vah kardefim /” 
diyerek aglamaga baglamigti. Bunun iizerine Omer: Ya Suheyb! 
Nebi salla'llahu aleyhi ve sellenC in : “ Dirinin aglamasiyle muhakkak old 
azab olunur ” buyurdugunu igitmedin mi? diyerek ikaz eyledi 1 . 


1 , « •U-l ! j » : J jli 11 : Jli & o y jl 

[ *\jj ] JL! b\ : Jl5 au! ol L»t : Jlii 


VAZ'-I §ER‘ISl 


^■•ridan ERTUGRU^ 

Kita p | *0» 


Bu rivayetteki “hay” kelimesini tercemede oluniin mukabili ola- 
rak diri ma'nasina hamlettik. Bu kelimeyi bazi hadis §arihleri de 
“habile” ile tefsir etmi§lerdir ki, bu da obiir rivayet tarikindeki “eful” 
kelimesine muvafik bir tefslrdir. Ve : “Olii> kendisine kavm ve kabilesinin 
aglamasiyle azab olunur” demek olur. 

Hazret-i Omer’in, Suheyb’e : “ c-J* L t == Bilmiyor musun?” 
demesi Suheyb’in bu hadisi Resul-i Ekrem’den i§itmekle mum- 
taz olan Ashab-i Kirzim’dan birisi olduguna delalet eder. Bu cihetle 
{ cJU U } ) yi “ifitmedin mi ?” diye terceme ettik. 

§arih Ibn-i Battal: “Hazret-i Omer’in Suheyb’i aglamaktan 
men* etmesi y Suheyb’in aglarken ref'-i savt ederek ve buyolda aglamasimn 
Resul-i Ekrem tarafindan nehyedilen aglama mdhiyyetini iktisab eyleyerek 
miistelzim-i azab ve ukubet olmasindan dolayidir ” diyor ki, 90k dogrudur. 
Qiinkti Omer Ibn-i Hattabda sukunetle ya§ dokerek aglamakta 
bir beis gormezdi. Bunu vazih olarak Hazret-i Faruk’un Beni 
Mugire kadmlanm Halid Ibn-i Velid ’e aglamaktan men ( et- 
memesinden anliyoruz. Buhari’nin ta'likan, BeyhekFnin de mev- 
sulen rivayet ettigi iizere Halid Ibn-i Velid radiya’lldhu anh vefat 
ettiginde Beni Mugire kadinlan toplanip agla§maga ba§lami§lardi. 
Orada bulunan cemaat Hazret-i Omer’e : 

— Bir haber gonderseniz de §u kadmlari aglamaktan men* etse- 
niz, demi§lerdi. Omer radiya’lldhu anh de bunlara cevaben : 

— §u kadinlan birakimz, varsm Ebu Suleyman [Halid 
Ibn-i Velid] e aglasinlar. Ba§Iarma toprak dokmedikce, avaz avaz 
bagn§ip gagngmadikca yalmz goz ya§i dokmek bu kadmlar aleyhinde 
bir hiikiim ifade etmez, demi§tir 

Ma'lumdur ki Halid Ibn-i Velid, Hicret’in yirmi birinci 
senesinde vefat etmi§tir. Hazret-i Omer, Asr-i Saadet’te Resul-i 
Ekrem’in cahiliyyet §eklinde olmiyarak aglanmasim bir ihtiyac-i 


1 j % oiu ou u ju ^ ji j^ii au lb ^ 

ol jfSfi U : jjf' JUi . J *j\ : • jJ&S 

Oi -dU- oUJL jjIj . ULU j\ l* oUJU ul Jp 

[ M ‘ l r 2 ** 


392 HALID IBN-I VELlD’lN TERCEME-I HALl — OLUYE A6LAMANIN 


tabii addettigini bildigi ve bizzat Resul-i Ekrem’in de agladigmi 
gordiigii i<jin Beni Mugire kadmlarim aglamaktan men < etmiyordu 1 . 

Irtihal-i Peygamberi’den sonra Ash&b-i Kiram’in ihtilaf ettik- 
leri mes’eleler arasmda bir miihim mes’ele de meyyite aglanmasi 
mes’elesidir. Bedrii’d-Din-i Ayni, Umdetifl-KdrV&e kendisinin 
de iftihar ile iddia ettigi iizere hi$ bir Buhari §arihine mliyesser ol- 
madigi bir surette tahkik ederek bu babdaki viicuh-i rivayati §u su- 
retle nakletmi§tir : 

i) Ibn-i Omer radiya'llahu anhuma ' dan bu babda iki tiirlii ha- 
ber menkuldiir. Biri : ( U* *UI .t$U cUl 01 ), obiirli : c~il 01 ) 

.(Up ^1 *15Co Bunlann her ikisi de merfuan rivayet edilmistir. Bu- 
rada miihim bir cihet varid-i hatirdir ki : biri mutlak, oblirii mu- 
kayyed olan bu iki haberden mutlak olan biika-yi hay, mukayyed 
olan aile aglamasina hamledilerek azab, yalniz aile aglamasina mi 
tahsis edilmelidir? Yoksa mutlak itlaki iizere cari olarak azab hiikmii, 
rivayet-i ammeye tevecciih ederek meyyitin ister ailesi efradindan, 
ister ailesinden haric her hangi bir zihayat kimsenin aglamasi ve- 
sile-i azab olur mu? denilmelidir. 


1 Halid Ibn-i Velid Suriye Valisi ve kumandani iken Hazret-i Omer 
tarafindan azledilmi$ti. Ve Suriye’de vefat etmijti. Fakat bu geni$ kit*anm hangi 
$ehrinde vefat ettigini ta*yin hususunda siyer sahibleri ihtilaf etmi$Ierdir. Hazret-i 
Faruk’un devr-i hilafetinde Suriye denilince bu nam altinda Arab cografiyyunu, 
garben §am ile Misir arasmda Refah, cenuben Sahra-yi Tih, garben Haleb, $ima- 
len Hisn-i Mansur, Mara$, Tarsus arasmda vaki* bir hitta-i arazi resmetmijlerdir. 
Ma*zul kumandan, biiyiik kit'anin hangi §ehrinde vefat etmi§tir? 

Vakidi, Hims’abir mil mes&fede bir kariyede vefat ettigini bildiriyor. Mir'at-i 
Zam&n&a. Muhiddin-i Nevevi, Vakidi’nin bu ihbarini biitiin mliverrihlerin 
ittifak ettikleri bir haberdir, diyor. Ibn-i Cevzi de, Halid azlolunduktan sonra 
50k ya$amayip ihtiyar-i ikamet ettigi Himis’ta vefat ettigini bildirmi§tir. Ishak 
Ibn-i Bi$r de Medine’de vefat ettigini, cenazesinde Hazret-i Omer’in hazir 
bulundugunu ve validesi tarafindan birtakim beyitler in§ad edilerek izhar-i matem 
edildjgini hikaye etmi$tir. Yine ehl T i Styerin bir kisrtu, Medine’de vefatini tasvir ve 
tafsil ederek nih&yetinde Hazret-i Omer’in de cenazede bulunup bu kadinlarin 
aglanmasi iizerine : “ btraktmz aglasinlar..” dedigini rivayet etmi§lerdir. Fakat Va- 
kidi, Ebu Ubcyd, Ibrahim Ibn-i Miinzir, Muhammed Ibn-i Abdul- 
lah, Ebu Omer, Usftiri, Mus& Ibn-i Eyyub gibi en benam siyer sahible- 
rinin hepsi (21) tarihinde Himis’ta vefat ettigini kabul etmi§lerdir. §u halde hadiste 
bildirilen Beni Mugire kadinlanmn aglama hadisesi ve Hazret-i Omer’in, 
bunlari aglamaktan men* etmemesi Himis’tan Halid Ibn-i Velid’in vefati ha- 
beri Medine’ye gelmesi uzerine vaki* olmu§tur, diyecegiz. 


VAZ‘-I §ER*lSl — GAYRl HAYYlN A&LAMASI NE DEMERTlR 393 


Zahir olan hiikm-i ammm cari olmasidir, Sileye tahsis edilme- 
mesidir. Qiinkii “ biikd* ”, mlistelzim-i azab olduguna gore bu sebeb, 
her ikisinde mevcuddur. 

Sonra oliiye nevhazenligi san c at ittihaz edenler hakkinda hususi 
bir tahzir de vardir. Halbuki bu fi c l-i mekruhun san c atkarlari, meyyi- 
tin ailesi ciimlesinden degildir. Bir de ehl-i meyyit aglamakta ma ( * 
zurdur. Ve bu tabii ma c zeret taraf-i Risalet’ten de bildirilip tesbit 
edilmi§tir. Nesai’nin, tbn-i Mace’nin Ebu Hiireyre radiya'llahu 
anK den tahric ettikleri birhadis-i §erifte hanedan-i Nubiivvet’e men- 
sub bir cenazede kadmlar toplanip agla§tiklari sirada Hazret-i 
Omer bunlan men c e kalki§mi§ti. Resul-i Ekrem ise : “Birak yd 
Omer $u kadinlan , varsin aglasinlar. Qiinkii bu gun goziinya§ dokecegi , kalbin 
miisdb oldugu ve hddise-i mevtin heniiz vuku c buldugu en acikh bir zamandir” 
buyurmu§tur. Musibet-zede bir aile i$in Resul-i Ekrem’in bu gok 
belig beyanatmdan yiiksek bir i c tizar tasawur ve tasvir edile- 
mez. Resul-i Ekrem’in bu ruhsati ehl-i meyyite hastir. §u halde 
( .I 5 w ) kavli, galib ve §ayi* iizerine varid olmu§tur. Ma c ruf olan 
ve en tabii bulunan cenaze <pkan bir ev halkinm oliilerine aglamasidir. 

2) Hadisteki “ = dirilerin aglamasi ” kavlinin ma'nasi nedir 

ki, bundan ba§ka gayr-i hay addederek onun aglamasmdan meyyit 
azab olunmasm, hem de zi-hayat olmiyan hangi §ey vardir ki, onda 
biika’ tasawur olunsun? 

Hadisteki dirilerin aglamasi, kavli ile cemadatin aglamasmdan 
ihtiraz edilmi§tir. Sure-i Diihan’da Fi^avn’in ve Fir^avn’m askeri- 
nin gark ile ihlak edildikleri bildirildikten sonra : 
a Uj = Fir'avnhn ve al-i Fir'avn'tn helakine gdk ve yer 

aglamadi , ve onlann azab lan imhal edilmedi ” buvurulmu§tur ki, sema > 
ve arzm ba§kalarina agladigi bu ayet-i kerimeden anla§ihr. I§te 
hadiste, bu biika-i eemadatm, meyyit igin vesile-i azab olmiyacagi 
bildirilmi§ oluyor. §arih Ayni, Ibir-i Merdeveyh’inTij/ifr’inden 
Yezid Ibn-i Reka§i’nin Nebi sallaUlaku aleyhi ve sellem! in §oyle 
buyurduguna dair bir rivayetini naklediyor : “ Hif bir mii'min yok- 
tur , ancak 0 mil* min ifin gdk yiizunde iki kapi vardir . Bu kapimn birisin - 
den 0 mii'minin nzki fikar , bbjiriisiinden de soyledigi sozii ve ifledigi ameli 
girer. 0 mu* mine bu diihul ve huruc munkatV olur . Ve bu kapilar miitevejjd- 


r 


394 OLOYE AGLAMANIN HORMONE DAlR 1BN-! OMER 


ya aglarlar Resul-i Ekrem boyle buyurduktan sonra : c-$6li) 

Uj Ayet-i Kerimesini okumu^ar 1 . 

3) Meyyitc biika* hadisi Abdullah Ibn-i Omer rivayetinde 
§oyledir : “ JL* <i*l 61 — Meyyit , kendisine ehlinin , ailesinin 

aglamasi sebebiyle azdb olunur Ibn-i Ebi §eybe’nin M«jan«//*’inde 
Ibn-i Omer hadisinin bazi riv&yet tariklerinde : -oli <JL* 

« ^ 4JU U == AVm meyyite ferydd ederek aglarsa , 0 meyyit , 
disine yapilan bu nevha sebebiyle azab olunur ” suretinde tahric edilmi§tir. 

Bu iki tarik-i rivayetten birinci rivayetteki mutlak olan biika*, 
nevha ile, feryad ile mukayyed olan biikaya hamlolunur. Bu bab- 
daki ulem&mn icmai da bu hamli te’yid eder. 

Sonra mevzuumuz olan Hazret-i Omer hadisindeki : 

( 4JU 4JUI .ISC* rivayeti de buradaki mutlakin mukayyede hamlini iktiza 
eder. Bu hamlin ii^uncu bir mlieyyidesi de bu hadislerin ravisi olan 
Omer ile Ibn-i Omer radiya’llahu anhumSi mn meyyite fi c len ag- 
lamij olmalandir. Ibn-i Ebi §eybe’nin Musannep inde Hazret-i 
Ai§e’den gelen bir rivayette Siddika-i mii§&run-ileyha diyor ki : 
Sa'd Ibn-i Muaz radiya'llahu anK in cen&zesinde Resulullah 
sallKllahu aleyhi ve sellem ile Ebu Bekr veOmer hazir bulundular. 
Ben de odamdan bunlara bakiyordum. Muhammed’in hayati yed-i 
kudretinde bulunan Cenab-i Hakk’a yemin ederimki, ben Omer’in 
Hazret-i Sa'd’e o giinii agladigiru, Ebu Bekr’ in agladigindan 
daha iyi biliyorum 2 . Yine Ibn-i Ebi §eybc’nin Musannef ’inde 
Osman radiya'llahu anK den gelen bir rivayette Osman diyor ki : 
Omer’in yamna gelmi§tim, Omer, elini ba§ma koyarak Nu c man 
Ibn-i Mukrin’e agliyordu. 

HuldsK da bildirildigine gore, Nu'man Ibn-i Mukrin radi - 
yKllahu anh , kudema-yi Islamdan olup devr-i Faruki’deki Iran fiitu- 


1 ^ SjIjj Cj* 'Sr** <i Cf) 

tali . 4i> j 4*}^ 4-i Jjf Jb *** Vl <j*j* (j* b 2 Jl? 

• *( 1 b j <. ^jVl j li ) ; ij^l ^ j 4 - 1 p L& j ©Uii oU 

[ AY ^ i i r- : ^jUJI SA> ] 

2 *6! J*# <3ii J © j***- 1 cJii 4 j i-xi ij\ ^»i (jjj -Ui 

fjM iJ» j* V (jl #JLj ,jJ6 ^ j jSkj jj! j j 4-ip 

. Jf 'J»- jj Jl J 


* .* ^ f Duhan ), ayet: 29 


Rt VAYETl — HAZRET-1 At§E s NlN OMER VE 


39S 


h&tmda Isfahan fatihi o!mu§tu. Mute&kiben de Nihavend’de §ehid 
du§mu§tii. I§te bu haber-i §ehadet, Halife hazretlerine gelince, bu 
kahraman kumandanm vef&tina aglamaktan kendini alamami§ti. 
Hem de o kaviyyii’^ekime Halife, elini ba§ma koyarak aglami§ti. 

Abdullah Ibn-i Omer’ in meyyite agladigmi da kolesi N &- 
fi’den yine Ibn-i Ebi §eybe, Musannef* inde tahric etmi§tir. Nafi* 
demi§tir ki: Ibn-i Omef gar§ida otururken “ Hucr ” un vef&ti ken- 
disine haber verildi. Ellerini dizlerine baglayip oturmakta olan Ibn-i 
Omer hemen ellerini $oziip ayaga kalkti. Ve §iddetle aglamaga 
ba§ladi K 

4) Hazret-i Ai§e’nin, Omer ve Abdullah Ibn-i Omer 
radiya’llahu anhuma' yi vehme nisbet etmesi: Hazret-i Omer ile 
oglu Abdullah’m bu iki hadisinin mahmilini ta'yin hususunda ihti- 
laf edilmi§tir. Hattabi diyor ki : Oliiye aglamak mes’elesinin ha- 
kiki mahiyyeti Hazret-i Ai§e’nin ictihadi vechile olmasi muhte- 
meldir. Qiinkii Hazret-i Ai§e’nin rivayetine gore, oliiye aglamanm 
vesile-i ta c zib olmasi, Yahudi cenazesine hastir ve bunun hakkmda 
varid olmugtur. Sonra miifesser olan haber, mucmel olan haberden 
her halde daha kuwetlidir. Daha bir ii^iincu cihet de, Hazret-i 
Ai§e’nin ayet ile ihticac etmi§ bulunmasidir. Yine Hatt&bi diyor 
ki: Bu babda Abdullah Ibn-i Omer’ in rivayetinin sahih olmasi 
ihtimali de vardir, Bir kerre Ibn-i Omer’in rivayetiyle Ayet-i Kerime 
arasmda bir ihtilaf ve bir mugayeret yoktur, denilebilir. Qiinkii Arab- 
lar c&hiliyyet devrinde ailelerine oldiiklerinde aglamalanm, nevha 
ve sayha etmelerini vasiyyet ederlerdi. Arab kabileleri arasmda bu 
adet son derece kesb-i i§tihar etmi§ti. Birtjok giizide Arab §airleri bu 
adeti §iirlerinde terennum etmi§lerdir. Muallakat-i SebVdan biri- 
sinin sahibi olan Tarafe Ibn-i Abd’in §u beyti o ciimledendir : 

4-** f l Ij v^a-4^1 ^^P Jf* J Iji U C-* bi 

“Ey sevgilim Ummii Ma'bed! Ben dldiigiimde benim mevtimi , layik 
oldugu miistesnd bir tarzda ilan et. Olumiimden muteessir olarak yakam parga 
parga et ” demektir. Bunun Arab §iirlerinde pek $ok ems&li vardir. 
Arablar arasmda bu yolda vasiyyet cari olduguna gore, oliiye agla- 


. Of j ulf : JlS jp Lip ij\ jp (ji tfjj 

[ A A ij* ( { : ( jp = p j «uip j j (jitU 


1 


396 


IBN-I OMER’I VEHME NlSBET ETMESl 


mak, bu yoldaki bir vasiyyete terettiib ettiginden dolayi ailesinin 
aglamasiyle meyyitin azab olunmasi, o meyyitin vaktiyle iktisab et- 
tigi ciirm li ma'sryetin muktezasi oluyor ki, yukanda bu ciheti izah 
etmi§tik. 

Ki§inin ecr ii vebali, iktisab ettigi hasenat ve seyyiatina tabi c 
oldugu Musi inPin rivayet ettigi meali bervech-i ati bir hadisi §erifte 
kemal-i vuzuh ile teblig buyurulmu§tur : “Kim ki , din-i Islam'da te'sis 
buyurulan giizel bir hayn ibtidd iflerse, hem ifledigi bu hayrin sevabi , hem de 
kendisinden soma ifliyecek olan ashab-i hayrin ecri kadar , o hayrin badi ve 
fdtihine did olur. 0 hayn igliyenlerin ecr ii sevabindan bir santim eksiksiz bir 
misli o hayrin ilk salikine verilir . Tine kim ki, din-i Islam 1 da kotuliigii bildiri- 
len hayirsiz bir i$e bajlarsa, hem ijledigi bu miinker ifin vizr ii vebali y hem de 
kendisinden soma igliyecek olan erbdb-i §err ii fesadin ism ii ma'siyetleri kadar , 
o jerrin ilk miite^ebbisine did olur . Hem de bunlann giinahlanndan bir zerresi 
eksik olmaksizm o gerrin ilk miitejebbisine yiikletilir 1 ” 

Bu 50k miihim bir asl-i §er < iyyeyi vaz < u te’sis eden bu hadisin 
suret-i sevki de metn-i hadisi izah etmekte bulundugundan onu da 
mealen arzediyoruz : Miinzir Ibn-i Cerirtn, babasi Cerir 
Ibn-i Abdi llah’tan rivayetine gore, Cerir radiya’llahu anh de- 
mi§tir ki : Bir kerre biz, gun ortasinda Resulullah’in huzurunda 
iken Mudar kabilesinden a$, $iplak bir kafile-i fukara gelmi§ti. Bun- 
lari, derin bir fakr ii faka i^nde goren Resulullah’in mii§fik simasi 
derhal degi§mi§ti. BilaPe ezan okumasmi ve kamet etmesini emrey- 
ledi. Ogle namazim kildiktan sonra irad ettigi belig bir hutbesinde 2 
Ashabmi sadakaya, nusret ve muavenete te§vik buyurdu. tlk once 
Ensar’dan bir zat, eli ile ta§ryamiyacak derecede agir ve para ile dolu 
bir torba ile geldi. Bundan sonra yiyecege ve giyecege dair kesretli ye 
ehemmiyyetli iki kiime mal bunu ta‘kib etti, Bu vak*ada, Resulullah 
salla'llahu aleyhi ve sellemt in miibarek yiiziinu, altm yaldizli gumii§ bir 


* j l* j+-\ <Li *• j aL 1 Jl* 

Ajip olT * 4^-* fV— -VI <i Jk c*-* ^ a* W; <y 

U . u * (t— •!.*->] ^ cr* V u * J J 

[ ^ -S* is SH* J m j*r 

2 Bir hayli ayat-i kerime ile muye^^ah olan 4 bu hutbe-i Nebevi Matbaa-i 
Amire matbuu harekeli Aiiislim-i ^^’in (3) lincii cildinin (87) inci sahifesinde ya- 
zilidir. Bulak basmasmda : C. 1, S. 278) dedir. Kitab-i Zekat’taki izahimizda da 
gelecektir. 


levha g 
rem : ( 
da bulu 
hem de 
i§aret bi 

I§te 
Hyyet ac 
meyyit c 
lann cez 

Bey 
Hazret- 
aglamagi 
rivayetlei 
zeyeni H 
sabit olar 
Kerime § 

0 “ 

Ami yiiklen 


2) 


simn sayi 
Diinyada ir 
Necm). 

3) “• 

ahirette onu 

4) 

olunmak igi 
Hazr 
Imam §a: 
ve sellem bi 
— Bu 
— Eve 
— “si 

cindy et ika e< 
i§ledigi curi 
Muha 

ma c na<si 


imam §Af1I’n1n hazret-1 ai§e mezhebim te'yId! m 


levba gibi parlar bir surette gordlim. Bunun iizerine Resul-i Ek- 
rem: ( j* buyurup Ensar’dan ilk ve miihim yardim- 
da bulunan zati kasdederek onun hem kendi nusret ve teaviinunden, 
hemde §u hayirli yardimlarm hepsinden me^ur ve musab olacagma 
i§aret buyurdu. 

I§te mevzuu-bahsimiz olan meyyite biika > mes’elesinde de cahi- 
liyyet adeti lizere kendisine icra-yi matem edilmesini vasiyyet eden 
meyyit de hem bu vasiyyetinin, hem de yapilan yaygara ve §amata- 
lann cezasim gorecektir. 

Beyheki’nin iS&teft’indeki riv&yetine gore, §afii Hazretleri de 
Hazret-i Ai§e’nin re*y ve ictihadma meylederek demi§tir ki: Oliiye 
aglamaga dair Resulullah salla'Udhu aleyhi ve sellerri&cn vaki c olan 
rivayetler icpnde Resulullah’tan mahfuz olduguna en ziyade ben- 
zeyeni Hazret-i Ai§e hadisidir. Kitab ve Siinnet’in delaleti ile 
sabit olan Hazret-i Ai§e rivayetidir. Bu rivayeti te J yid eden Ayat-i 
Kerime §unlardir : 

1 ) “ jjj jj V j = Hig bir giinahkar nefts . bagkasimn giind- 
hini yiiklenmez” (Sure-i Necm). 

2) “iSJ >- ol j ^ I* y\ jU^J ^ o\j—Ahirette insan igin bagka - 
simn sa c yi fay da vermez> ancak diinyadaki hayirli mesaisinden miistefid olur . 
Diinyada insamn hayrii 'gerden her igledigi, yann miz&ninda gdriiliir ” (Sure-i 
Necm). 

3) “ »j bA JUi* = Kim ki , diinyada ztrre kadar bir $er iglerse, 

dhirette onun azabim goriir” (Sure-i Zilzal). 

4) “ lx JT — Her nefts hayr u gerden igledigi ile ceza 
olunmak igin kiydmet giinii muhakkak gelecektir ” (Silre-i Ta-ha). 

Hazret-i ,Ai§e rivayetini te^id eden Slinnet delili olarak da 
Imam §afii §u hadisi riv&yet etmi§tir: Resulullah salla'llahu aleyhi 
ve sellent bir kimseye, yanmdaki gocuguna i§aret ederek : 

— Bu senin oglun mu ? diye sormu§, o da : 

— Evet oglumdur, ya Resula’llah! demi§. Resul-i Ekrem: 

— cc V j iJU I* J* V <;! LI = JVe bu gocuk sana kargi ciiriim ve 

cinayet ika eder , ne de sen bu gocuga cindyet edebtlirsin ” diyerek her ki§inin 
i§ledigi curiim ve cinayetin kendi nefsine aid oldugunu bildirmi§tir. 

Muhammed Ibn-i Cerir-i Taberi ile emsali de, hadisin 
mahiasi, meyyit, ehlinin ve ailesinin agladigini i§iterek ve dinleyerek 



m OLtlYE AfiLAMA HADlSLERt HAKKINDA 


ta c zib edilir, demi§lerdii\ Kadi Iyaz: bu ma c n&, bu babda soyle- 
nen sozlerin en iyisidir, diyor. Bunlar da §u hadis ile ihticac etmi§- 
lerdir : ogluna aglamakta olan bir kadim, Resulullah salla'lla- 
hu aleyhi ve sellem aglamaktan men* edip buyurmu§lardir ki : Sizin 
biriniz oliisune aglaymca, o oluniin bu nevhalari dinleyip de ibret- 
bin olmasi kendisinden taleb edilir. Ey Allah’in kullari, ihvan-i di- 
ninizi boylc bir vazMyyete sokarak ta*zib etmeyiniz K 

Oliiye aglamamn vesile-i ta'zib olmasim, blika > ve nevha ile 
vasiyyet edilmesine hamledenlerin kavline gelince : bunu da Beyheki 
Miizeni’den naklederek, Nevevi de Climhura atfederek diyor ki : 
Climhur-i ulema, bu meyyite biika* hadisini, meyyitin zaman-i ha- 
yatmda kendisine oldiikten sonra nevha edilmesini, yiiksek sesle ag- 
lanmasmi vasiyyet edip de bu vasiyyetin meyyitin ailesi tarafindan 
tenfiz edilmesi suretinde teVil etmi§lerdir. Nevevi’nin hikaye etti- 
gine gore, bazilari bu babda daha siki bir ictihad yolu tutarak ken- 
disine biika* ve nevha edilmesini vasiyyet etmiyenlere de ta'zibin 
§amil oldugunu kabul etmi§lerdir. Binaenaleyh btika* ve nevha ile 
vasiyyet, nasil vesile-i ta‘zib oluyorsa, biika* ve nevha edilmemesini 
vasiyyet etmeyi ihmal etmek de ayni suretle meyyitin azab olunma- 
srna badi olur, demi§lerdir. 

Hulasa : ulema ( <JL *1*1 #15 ZJ cJd oi ) hadisi hakkinda sekiz 

tiirlii te > vil ve ictihad zikr ii rivayet etmi§lerdir. Bunlarm i$inde en 
sahihi ctimhurun te’vilidir ki, §imdi arzettigimiz vechile ta c zibin 
vasiyyete hamledilmi§ olmasidir. Miielliflmam Buharide ciimhurun 
mezhebine zahib olmu§tur. Bu babin unvamnda: “ ^ olf Ll = 

Meyyite fighk , onun saghginda adeti ise ” demesi bunu gosterir 2 . 

LuGAVl TAHLiLLER : 

(Beyda*) lafzi mefaze = ova, demektir, Burada Mekke ile Me- 
dine arasmda bir mefazedir. (Iza) mlifacee i^indir. 


1 S ' J . ^ ol l Jli j Jp ^ j <JL jlil J** ul 

U1 j , ^11 j . V <0)1 Li <1 

J* * J JLiS — cJ j .yOC LI j J JJ <_J]» 4jL 

[ AV ^0 t i £ .UjI 

2 Buuzunca devam eden izahatimizm mevadd-i esasiyyesini Umdetu'l-KdrVnin 
dordiincii cildinin 86, 87, 88, 89 uncu sahifelerinden naklettik. 


- — . 


CUMHORUN MEZHEBt — HAZRET-I A1§E HABlSl 


3*9 


(Rekb) on ve daha fazla deve yolcusuna denir. Suheyb Hazret- 
leri ile ailesi efradindan mute§ekkil birkafile olacaktir. Bu hadisin bir 
tarik-i rivayetinde Ibn-i Abb&s, Suheyb’i Hazret-i Omer’in 
nezdine davet ettiginde ailesi de yamnda bulundugundan ve Halifeye 
agirhk olacagmdan bahs ile Itiz&r etmi§ olmasi da Suheyb ile ma- 
iyyetinden mute§ekkil bir kafile oldugunu sarahaten bildiriyor Haz- 
ret-i Omer maa-aile gelmesini istemi§ti. Ve o da gelmi§ti. 

( ♦Ulij) de “ va” ed&ti nubde i^indir. (*U-t) nun ahirmdaki 
elif, medd-i savti tatvil i<jin mendubun ahirina ziyade kilmir. “ha” 
da zamtr degildir, h&-i sekittir. 

Hazret-i Ai$e’nin : (. .. -ii U j) diye yemin ile ve 

cezm ii kat c iyyetle ifade etmesi, ya Resulullah salla’lldhu aleyhi ve 
sellem' den bu azabin kafire ihtisasini sarihan i§itmi§ oldugundan, ya- 
hud da bu ihtis&s-i kariin ile bi’l-ictihad anlami§ bulunmasindan 
dolayidir. 

Hazret-i Ai§e hadisinin sonunda, Ibn-i Abbas radiya'llahu 
anhuma* nm: “ j = Allah giildUrur ve Allah aglatir” demekle 

insanlann, giilmenin ve aglamamn men§ei olan ibrete bizatihi malik 
olmadiklanm ve insanlarla §uunat-i kevniyyeyi nefsinde teemmul- 
den ib&ret olan ibret mefhftmu arasinda bizatihi bir nisbet bulun- 
madigim ifade etmi§ bulunuyor. 


l i-^ c i 

• ^y-r* (jf v*** 2 -* W P 


Tercemesi 

Ai§e radiya'llahu anhd’ dan §oyle rivayet edilmi§tir 
Hazret-i Ai§e demi§tir ki : Resulullah salla’llahu 
aleyhi ve sellem (bir kerre) ailesi ba§mda aglajmakta olan bir 
Yehudi kansimn (mezari) yanmdan ge^m^ti de: “ Bunlar oliile- 
rine agliyorlar. Halbuki iilii kabrinde azdb olunuyor ” buyurmugtu. 


400 


RAf 1< tBN-t HUDEYG lLE 


IzAhi 

RAviLER, RiVAYETLER I 

Hazret-i Ai§e’nin bu hadisinde de bundan evvelkinde oldugu 
gibi Abdullah Ibn-i Omer radiya'llahu anhuma? nin : ^JuJ o\ ) 
( 4*1 pISLj rivayetini redd li inkar vardir. Hazret-i Ai§e’- 
den Ibn-i Abbas, Ibn-i Omer’in ehl-i meyyitin oliilerine agla- 
masina terettiib eden azabi, mu ’min cenazesine te§mil ve belki 
de tahsis ettigini sordugunda Hazret-i Ai§e’nin bu rivayetine gore, 
Siddika-i mii§arun-ileyha: “ Hayxr , Resululldk y miFmin , ehl ii ailesinin 
aglamakhgi ile azab olunur ” demedi. Belki Resulullah bir Yehudi kadi- 
nm kabri ba$mda ailesi efradi agla§irken oradan ge 9 mi§ti de bunlan 
gorunce : " Bunlar oliilerine aghyorlar . Halbuki olii y kabrinde azab olunuyor” 
buyurdu, demi§ oluyor. Buhari’nin bu rivayeti muhtasardir. Imam 
Malik bunu Muvattcf mda daha uzun bir metin ile tahric etmi§tir. Ve 
tam&miyle Buhari’nin bu muhtasar rivayetini izah eder mahiyyet- 
tedir. Imam Malik’in rivayetine gore, Ai§e radiyoilldhu anha* ya 
Abdullah Ibn-i Omer’in bu rivayeti bildirildiginde Siddika-i, 
mu§ariin-ileyha §oyle demi§tir: “Allah, Ebu Abdurrahman 9 i (Ab- 
dullah Ibn-i Omer’in lakabidir) magfiret etsin. Ebu Abdurrahman 'x 
tekzlb etmek kimsenin hatinndan gefmez . Fakat Ebu Abdurrahman ya 
ifittigini unutmujtur, ydhud da vaktiyle yanltf hifzedip bellemiftir . Hakikat 
fudur ki y Resulullah bir kerre Tahudi karisimn mezan yamndan gefmifti 
de: Bunlar.*” demigti 1 . 

Bu hadisi, Muslim de SaMEin&t Imam Malik’ten bu suretle 
tahric ettigi gibi Ebu Avane de Siifydn tariki ile Abdullah Ibn-i 
Ebi Bekr’den ayni suretle ve §u ziyade ile beraber rivayet etmi§tir : 

Rafi <2 vefat ettiginde Ibn-i Omer radiya’llahu anhuma cenaze- 
de bulunanlara sakin Rafi'a aglamaymiz. Qiinku dirinin oliiye ag- 


* ^ 4** ul ; bil> j tiHL djj 

, j\ j ^ Ul jJi jlp iSi *ul : 5JJU cJUi . »\Si^ 

Lpl j IfJU o J Jlii . 1^1*1 LfJL jr J* j 4^ ^ S* 0 ^ j* lx I 

. U j 

2 Ashab-i Kiram arasmda Rafi c ismi ile birka$ Sahabi vardir. Bunlar arasmda 
en me§huru, Rafi* Ibn-i Hudeyc-i Evsi’dir. Uhud’de ve ondan sonraki'mu- 
harebelerde bulunmu§tur. Kendisinden (78) had is rivayet edilmigtir. Bunlardan be§ 
hadiste Buhari ile Muslim’in ittifaklari vardir. U9 hadisini de Muslim munfe- 
riden riv&yet etmigtir. Vefati (74) Hicretyilina miisadiftirki, tbn-i Omer de o sene 


UMRE — MUGlRE HADlSt 


401 


lamasi, oluye azabdir, demi§ti. Bunu Umre * 1 Hazret-i Ai§e’ye 
sordu. Ai§e Hazretleri de : “Allah Ibn-i Omer'e rahmet etsin ” diyerek 
hadisin alt tarafini rivayet etti. 


* *u > • - if' 

jJ I iZ*A*~** cJta a,*p aul j I « 640 

o ' + f }' " #'• ^7^ f ^ f ^ f V ^ ^ 

Jb-I Jp u^JlSo Jp bUi 0} dj-*J ^JL* j *.Jp 

I cl***-** j J^*(3** s^*-* 1 ** * ^p 

• ' •* * *t ^ ^ ^ ^ -*A f f ^ 

. <UJP £L+J l^j c-^ <UOP £**-> ij* j*-U* ^ <uJp aUi 


TERGEMESi 

Mug ire radiya'llahu antf den §oyle rivayet edilmistir : 

Mug ire, ResulullaH salla’llahu aleyhi ve sellerrC in §oyle 
buyurdugunu i§ittim, demijtir : 

Benim agzimdan yalan sovlemek, ba§ka bir kimseyi dedi 
dive yalan soylemek gibi degildir. Her kim bile bile benim 
agzimdan yalan uydurursa Cehennem’deki yerine hazirlansm! 

Nebi salla’llahu aleyhi ve sellerrC in §oyle buvurdugunu da 
i§ittim : 

Hangi meyyit ki, ona nevha ve figan edilirse, bu nevha 
sebebiyle azab olunur. 


1 ZAHI 

LugavI izahlar : 

(Nevha) ba§ina toprak sa^arak, saglarmi yolarak feryad ve figan 
ile aglamaktir. Bundan ewel (638) numara ile terceme ettigimiz 


d&hilinde vefat etmi^tir. Hadistc Rafi c ismi mutlak zikredildigine gore, ilk once 
hatira tbn-i Hudeyc geliyor. [ Hulasa ]. 

1 Umre, Ensar’dan Abdurrahman tbn-i SaM’in kizidir. Medine’nin en 
benam fukahasindan ve Tabii kadinlarmin seyyidesidir. Ai$e Ummii Seleme gibi 
bir^ok kadin ve erkek Sah&bi’den riv&yeti vardir. Kendisinden Ziihri, Suleyman 
tbn-i Yesar, Ebu Bekr Ibn-i Hazim gibi me§ahir hadis rivayet etmi§lerdir. 
Hicret’in yuz tarihinden ewel vefat etmi^tir. [Hulasa: 425]. 


F.; 26 


402 OLtJYE FERYAD ETMENlN KERAHETl — REStjL-I EKREM’lN 


Hazret-i Omer hadisinde izah olundugu iizere Hazret-i Omer, 
Halid Ibn-i Velid radiya'llahu anK in vefatinda agla§an kadinlan 
men c etmek istiyenlcre : “Kadtnlara ilifmeyiniz, varsin Ebu Suleyman' a 
(Halid Ibn-i Velid) aglasinlar! Ba$lanna toprak sapnadikea ve fer- 
ydd il figdn etmedikee yalmz aglamakta bir mahzur yoktur” demi§ti. Buhari 
bu haberi, tah§iye etmekte bulundugumuz hadisten ewel ta‘likan : 
( SiUJ j\ ^ jlU OUJL- jl Jp 4^ ^)l j* Jl • j ) diye riv&yet 

etmi§tir. Sonra Imam Buhari, Hazret-i Omer’in bu kavlindeki 
( -uiiJ j pJtj ) kelimelerini tefsir ederek: “o iiliJli j Jl Jp = 

Naki\ ba$a toprak safmak , laklaka da aglarken fikanlan sestir ” diyor. 
Buhari ravilerinden Ismaili bu savti, “savt-i alt =yiiksek ses ” diye 
vasifliyor ki, feryad ii figan vc (jigliktir. 

Said Ibn-i Mansur: — Naki c 9 yakalarimyirimak” 

diye ta'rif edildigini bildirmi§tir. Bu mahiayi, Ibn-i Sa c d de 
Vek^den rivayet etmi§tir. MiicmeV de ve Sihdh'ta. da bu naki 1 kelimesi 
surah ile tefsir edilmi§tir ki, sayha demektir. 

Kazzaz, laklakayi, “tevdli~i savt ~ sozun ulanmasi” diye ta c rif et- 
mi§tir ki, bu kelimenin vaz‘-i aslisine tamamen muvafiktir. Qiinkii 
laklaka esas ltibariyle leylek scsine ltlak olunur. Yukarida izah olun- 
dugu iizere cahiliyyet devrinin fasilasiz, glinlerce devam eden nevha- 
lari bu kelimenin en uygun bir mahall-i ltlaki olur. 

Sidk u KiziB: Kizib, sidkin muhalifidir, hilaf-i vakil ihbardir, 
yalan soylemek demektir. Misbdh' ta deniliyorki, kizib hususunda mii- 
tekellimin kasdi ve hatasi da miisavidir. (Jiinkii Ehl-i Siinnet indinde 
sidk ile kizib arasmda vasita yoktur. §u kadar ki gunah, kasd li irade 
ile soylenen kizbe taalluk eder. Binaenaleyh E§ c arilere gore kizib : 
ister amden, ister sehven hilaf-i vakil ihbardan ibarettir. Mu c tezile, 
amdi §art kilrru§tir. Kelam kitablarinda sidk u kizbin ta'yin-i ma- 
hiyyeti hususunda ii<j mezheb vardir : i) Kizb, soziin vakia ve nef- 
su’l-emre mutabik olmamasidir, sidk da, vakia ve nefsu’l-emre mu- 
tabik olmasidir. Sidk u kizbi tacrif hususunda hak olan mezheb bu- 
dur. 2) Sidk, muhbirin itikadinca ihbar ettigi vakiamn nefsu’l-emre 
mutabik olmasidir. Kizb de muhbirin kanaatince haber verdigi vakia- 
nin hariede nefsu’l-emre mutabik olmamasidir. 3) Sidk, ihbar edi- 
len §ey'in hem muhbirin itikad ve kanaatine, hem de nefsii’l-emrc 
mutabik olmasidir. Kizb de, her ikisine de mutabik olmiyan sozdiir. 


LlSANINDAN YALAN UYDURMANIN CEZASINA DAlR 


403 


Iki sonraki mczheblere gore, sidk ile kizb arasmda vasita vardir. 
[ Umdetifl-Kdri : C. i, S. 547]. 

RAviLER, RIVAYETLER : 

Bu hadisi Muslim ile Nesai de Cenaze bahsinde tahric etmi§- 
lerdir. Yine bu hadis, Buhari’nin meyyite biika ve nevha hakkinda 
akdettigi uzunca bir babin hadisleri cumlesindendir. Hadis, iki huk- 
mii ihtiva etmektedir: 1) Resulullah’in lisan-i mubarekinden yalan 
uvdurmaga ve Resul-i Ekrem’in soylemedigi bir §eyi, soyledi diye 
haber vermege terettiib eden azab, 2) Oliiye nevha edilmesine aid 
hiikm u ceza. 

Bunlardan birinci kisim igin Buhari Hazretleri Kitab-i Ilim’dc 
hususi bir bab a£arak §u hadisleri rivayet etmi§tir : 

1) Ali Ibn-i Ebi Talib radiyalla'lldhu antt den : Resulullah 
solid llahu aleyhi ve sellerri in : “Benim agzimdan yalan uydurmayimz! Kim 
ki benim agzimdan yalan soylerse Cehmnem’e girsinf” buyurdugunu i§ittim, 
dedigi rivayet edilmi§tir x . 

2) Abdullah Ibn-i Ziibeyr radiya'llahu anhuma demi§tir ki : 
bir kerre babam A§ere-i Miibe§erre’den Ziibeyr Ibn-i Avvam’a : 

— Filan vefilan Sahabe’nin tahdis ettigi gibi senin, Resulullah 
salla'lldhu aleyhi ve sellem' in akval ve cf c alinden bir §ey haber verdigini 
i§itmedim, diye sordum* Ziibeyr Hazretleri bana §oyle cevab verdi : 

— Bilmi§ ol ki, ben miisluman oldugum giinden sonra, Habe§e 
hicreti miistesna olmak iizere h^ bir zaman Resulullah salla'llahu 
aleyhi ve sellem* in yanmdan ne seferde, ne hazarda ayrilmadim. Lakin 
ben Resulullah’in : “ Kim ki , benim agzimdan yalan soylerse Cehennem 
deki karargdhina hazirlansin! 7 buyurdugunu i§ittim * 2 . 

3) Enes Ibn-i Malik radiya'llahu anh de joyle demi§tir : 
§iibhesiz ki, beni size qok hadis bildirmekten alikoyan §ey, Nebi 


iir' 4 I 1 I c-ax" : Jtf 4l£ 4)1 iS* J U* 

[ IU-U J jLJJl J J * J *ljj ] jUI J* 4iU , J* 

2 & viLor-i V Jl jrojH ciJ : Jli 4^1 ys> 4)1 jojh ^ 4)1 JU* 

! 4SjtT* j 4?jUl ^ <J1 LI ! Jt3 . O'iU j tT 4-lp 4)1 ^0 4)1 J J 

[ 4^L 0^1 j j jj! j ^jU^Jl •! jj ] , jUJ! tjux* IjJLU ^ 


404 HABERLER — RESUL-1 EKREM’lN OZ ADI ALINIR, SOY ADI 


sallcClldhu aleyhi ve sellera in : “Kim ki beni dedi diye bile bile yalan iltizam 
ederse , Cehennem' deki yerine hazirlansin!” buyurmu§ olmasidir 1 . 

4) Seleme Ibn-i Ekva c radiya’llahu anh de, Nebi salla'llahu 
aleyhi ve sellem' in: “Kim ki , benim soylemedigim bir sozU , beni soyledi di- 
(yerek yatan isnad ede) rse Cehennem* deki karargdhina hazirlansin ” bu- 
yurdugunu i§ittim, demi§tir 2 . 

5) Ebft Hiireyre radiya'lldhu anh de Neb! salla'llahu aleyhi ve 
sellem §oyle buyurdu, demi§tir: “Benim (Muhammed oz) adimi 
( kendinize ve ba§kalarina ) takiniz da kiinyem (olan Ebii’l Kasim 
soy adim ) 1 takinmayimz . Kim ki y beni rii'yada goriirse (hakikatte) beni 
gormiif olur. Qunkii §eytan benim suretime giremez. Tine kim ki, benim ag- 
Ztmdati bilerek yalan uydurursa Cehennem 5 deki yerine hazirlansin 3 .” Bu 
hadisin izahi (92) nci sayi ile ge^mi§tir. Birinci cildin (88) inci sahi- 
fesindeki tercemesinde sehven (takmayimz) yazilmi§tir. Bunu da lftt- 
fen (takiniz) diye tashih ediniz*. 

Son hadisin munderecatmdan birisi, Resul-i Ekrem’in kiinye- 
siyle soy adi takimlmamasidir. Bu nehy, miicerred olarak soy adi ahnip 
da (Ebii’l-Kasim) denilmesini nehiy degildir. Belki §er c an menhi 
olan Resul-i Ekrem’in oz ve soy admin §ahs-i vahidde cem c edilip 
de (Ebii’l-Kasim Muhammed) denilmesidir. Bunu da bu sft- 
retle tasrih eden bir tarik-i rivayet bulundugu gibi bu nehyin neshine 
ve asr-i Nebi aleyhi' s-seldm * a maksur olduguna kail olanlar da vardir. 
Nitekim Muhammed Ibn-i Hanefiyye ile Muhammed Ibn-i 
Ebi Bekr’in, Muhammed Ibn-i Talha’mn klinyeleri hep Ebli’l- 
Kasim idi. Bunu burada kaydetmeyi hassaten liizumlu goriiriiz. 

Mevzftu-bahsimiz olan Mug ire hadisinin birinci kismim yine 
Buhari’nin rivayet ettigi diger tariklerle izah etmi§ bulunuyoruz. 
Buhari’nin bu hadisleri ^LJ = llmi (burada) hazir 


1 ol lij >4^- ol JU 4j\ -i! will* ,j» 

£ (jLJJi j j J jkJi Zf 6-U jl» ^ j 

2 U Jp JJL : J j2j c+at 0 Jtf ^ Cf. Cf 

[ <£ ] jhfl j* •4*1* jil 

3 Vj b* J ^ u* is*-) Cf' 

Jp ^ 45* J* j . j )l olio— Ul oli (JTj -u* j JT j j • 

ih j ] jkJI z* °4AjL» l^ r - U 

* Yeni Turk harfleriyle bastirilan 2 nci baskida bu yanli§lik duzeltilmijtir. 


^ildnn Etil Ufcl . 
%i ^ 


ALINMAZ — NIyAHANIN MOSTELZIM-1 AZAB OLDUGU 403 


olanlar , olmxyanlara bildirsin” unvanh bir babim miiteakib tahric 
etmi§ bulunmasi da bu hadislerin ifade ettigi inzar ve tabrvif ile ah- 
kam-i diniyyenin kemal-i dikkat ve ihtimam ile zabt u hifzedilerek 
ahlafa sihhat ve isabetle teblig ve nakledilmesi gayesi istihdaf bu- 
yuruldugunu gosterir. 

Mug ire hadisinin ihtiva ettigi ikinci hiikum ki, olliye nevhanm 
mustelzim-i azab olmasidir. Tavzih? te bu babdaki rivayetlerin on be§ 
Sahabfye kesb-i ittisal ettigi bildirilmi§tir ki, §unlardir : Abdullah 
Ibn-i Mes'ud, Ebu MuseM-E§ c ari, Ma*kil Ibn-i Mukrin, 
Ebti Malik-i E§ c ari, Ebu Hureyre, Ibn-i Abbas, Mua- 
viye, Ebu Said, Ebu Umame, All, Cabir, Kays Ibn-i 
Asim, Ciinade Ibn-i Malik, Ummu Atiyye, Ummii Se- 
leme radiya' lldhu anhiim. 

§arih Ayni, bunlarm muharriclerinin Tavzih'tt i§aret cdilmc- 
digini ve bunun bir noksan oldugunu bildirerek biitiin bu Sahabi’ye 
kesb-i ittisal eden senedlerini, muharriclerini farkli olan metinleriyle 
ber&ber zikretmi§tir. 

Bu turuk-i rivayattan Buhari’nin Sahih? ine aldigi rivayetleri 
bervech-i ati naklediyoruz : 

Ma c kil Ibn-i Mukrin’in hadisini Kucci Siinen-i Kebir’ inde 
§oyle tahric etmi§tir : <JoU! j j J.\ y j U* 

« = Resulullah salla'lldhu aleyhi ve sellern , pek yiizlii, utamp arlanmaz 

kadxna 9 yakasiniyirtan kadina 9 avucu ile yiizunii dovenkadina la'net etmipir” 

Ibn-i Abbashn hadisini; Ibn-i Merdeveyh Tefsxr’inde ka- 
dmlardan alman biat maddeleri arasmdaki * “ V j = 

Habtbim! Kadinlardan , ma'ruf olan emirlerine muhdlefet etmiyeceklerine ddir 
soz ahmz” kavl-i §erifini Ibn-i Abbas radiyaHlahu anhumd’mn : “ Ka - 
dinlan , oliilere nevha etmekten men c ettiginde sana karp isyankar olmiyacak - 
larina ddir soz vermeleri ” suretinde tefsir ve tahsis ettigini riviyet edip 
cahiliyyet kadinlarmm matem sirasmda elbiselerini par^aladiklanm, 
yiizlerini tirmaladiklarini, sa^larmi yolduklanni, oliimlerini temenni 
ettiklerini bildirmi§tir. 

Muaviye hadisini de: Ibn-i Mace’nin Siinert inde tahricine 
g6re, Hazret-i Muaviye Himis’ta bir hutbe irad ederken hutbe- 


♦ Sure: 60 (Mumtaltine), ayet: 12 


406 


OlUye qiGliGin mCcIb-I azAb olduGu 


sinde Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem ? in nevhadan nehy buyur- 
dugunu bildirmi§tir. 

Ebu Said-i Hudri de : Ebu Davud’un Siinen'inde tahricine 
gore, Resulullah salla!llahu aleyhi ve sellerri in: “wullj 4*UJI = 
Allah, hem nevha eden kadina hem de onu dinleyen kadina gadab etsin ” diye 
dua buyurdu, demi§tir. 

Ebu Umame’nin hadisini, Ibn-i Mace §oyle tahric etmi§tir : 
Ebu Umame Hazretleri, Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem: 
“ j j yiiJ! j 1 it-UJI Tiizunu tirmahyan, ya- 

kasmiyirtan , mahv ii helakini dileyen kadina Allah gadab etsin!” buyurdu, 
demi§tir. 1 

Ali, Cabir hadislerini Ibn-i Ebi §eybe, Kays hadisini 
Nesai, nevhadan nehy suretinde muhtasar bir surette riv&yet etmi§- 
lerdir. 

Cunade Ibn-i Malik hadisini Taberani §u suretle rivayet 
etmi§tir : Cunade Hazretleri : Resulullah salla'llahu aleyhi ve 
sellem : §ey cahiliyyet adat ve eFalindendir. Miislumanlar bunlan 

iddia ve kab&l etmez : “ 11 J* j — 2JI j i yU\ j = 

Yildtzlardan yagmur dilemek , nesebini horlamak , dluye nevha etmek” bu- 
yurdu, demi§tir. 

Tavzih ’ te on be§ Sahabi’den Abdullah Ibn-i Mes'ud, Ebu 
Muse’l-E^ari, Ma'kil Ibn-i Mukrin, Ommu Seleme, 
Uinmu Atiyye’nin hadislerini Buhari tahric etmi§tir. Bunlan nak- 
letmiyoruz. 

Bu on be§ Sahabi’den ba§ka §arih Ayni daha on Sahabi’nin 
muharricleriyle beraber rivayetlerini bildiriyor ki, Omer, Enes, 
Amr Ibn-i Avf, Ibn-i Omer, Imran Ibn-i Husayn, Abbas 
Ibn-i Abdii’l-Muttalib, Selman, Semiire, Ebu Musa’nm 
zevcesi, ehl-i biatten bir kadin radiya'lldhu auburn? diir. Bunlardan 
Ibn-i Omer ile Imran Ibn-i Husayn’in rivayetleri birer husu- 
siyyeti haizdir. Obiirleri yukanda nakl ii terceme ettigimiz rivayet- 
lerle lafzan ve mealen mute§abihtirler. Ibn-i Omer ile Imran’in 
rivayetlerini de naklederek bu izahimiza nihayet verecegiz. 

Abdullah Ibn-i Omer hadisini, Beyheki §oyle rivayet 
ediyor : Ibn-i Omer radiya’Udhu anhumd , Resulullah salla'llahu 
aleyhi ve sellem: ^ JlSj j iMj* j UfUlj ttllUj j S*UI »” 


YANAKLARINI DOVMEK — NEVHA Bt’L-tCMA* HARAMDIR 407 


kcidinlara , hengam-i musibette saftni yolan veyiiziinii yolup tirmahyan kadin - 
lara, eline , koluna dogiin yaptiran veyapan kadinlara Allah gadab etsin , diye 
dud etti veyine Resdlulldh , kadtnlanh cenaze ta'kibinde de bir ecr u sevab 
yokiur , buyurdu” demi§tir. 

Imran Ibn-i Husayn hadisini, Nesai §oyle tahric etmi§tir. 
Ibn-i Husayn Hazretleri bir kerre bir mahfilde: 

— Meyyit, ehl-i meyyitin nevhasi sebebiyle azab olunur, de- 
mi§ti. Oradakilerden bir kimse : 

— Zanneder misin ki, Horasan’da olen bir kimseye Medine’deki 
ailesi nevha eder de bununla oradaki olii azab olunur? diye miinki- 
rane bir sual irad etmesi iizerine Ibn-i Husayn Hazretleri: 

— Resulullah solid! llahu aleyhi ve sellem dogru soylemi§tir. Fakat 
sen yalancism! ccvab-i mliskiti ile kar§ilami§tir. 

Imam BuhAri’nIn unvAnsiz bir bAbi: Buhari, bu Mugire 
radiya" llahu anh hadisinden sonra terceme ve unvansiz bir bab a$arak 
burada Cabir Hazretlerinin bir hadisini rivayet etmi§tir. Ger<ji bu 
bab, Ebu Zer ve Kerime rivayetlerinde yoktur. Yalmz Asili ri- 
vayetinde vardir. Bundan evvelki babm nihayet bulduguna i§aret ve 
maba*dini makablinden fasletmek i$in boyle bir bab vaz* edilmi§tir. 
Bu babdaki Cabir hadisini Buhari Muhammed Ibn-i Miin- 
kedir vasitasiyle tahric etmi§tir ve §oyledir : 

Cabir radiya" llahu anh demi§tir ki : Uhud giinii babam, burnu, 
kulaklan kesilmek shretiyle dli§manin pek vah§iyane i§kencesine ug- 
rayarak §ehid dii§mu§tu. Babamin cenazesi bu vaz*iyyette Resu- 
lullah salla'llahu aleyhi ve sellem" in huzuruna getirilip konuldu. Ve 
iizerine bir bez ortuldii. Ben, babamin iistiinden ortiisunii a<jmak iizere 
yanina vardim. Beni akrabam bundan men* ettiler. Sonra bir daha 
a^mak i$in vardim. Yine kavm u kabilemiz men* etti, Bu deFa Re- 
sulullah salla" llahu aleyhi ve sellem! in emri ile ortii agildi. Bu sirada bir 
kadm sayhasi duyuldu. Resulullah : 

— Bu kadm kimdir? diye sordu. Orada bulunanlar : 

— Amr’in kizidir, yahud Amr’m kiz karde§idir, diye cevab 
verdiler. Resulullah: 

— Bu kadm nigin agliyor, yahud aglamasm! Qiinkii o aziz §e- 
hidi melekler kanadlariyle daimi golgelemektedirler, buyurmu§tun 



408 


cAhIlIyyet AdetlerInIn hOrmetIne dAIr 


Bu hadis-i §erifte mahall-i istihdaf olan cihet, Resul-i Ekrem’iri 
zahirde olmasa bile nefsti’l-emirde §ehidin hem§iresi Fatima Bint-i 
Amr’i yiiksek ses ile aglamaktan nehyetmesidir. 

Hulasa : Buraya kadar zikrettigimiz bunca ahadis-i §erifeden 
istifade edilen en biiyuk fikhi hukiim, meyyit i^in nevha ile aglama- 
nin haram oldugudur. Bu babda icma c vardir. Nevhasiz aglamamn 
mubah oldugu yine bu hadis-i §erifeden istifade edilmi§tir. 




'AT 'Jii Ju &&& . 641 

Vj *ji j-S djoiJi r kij£ i> J4J r r- j 


Tercemesi 

Abdullah Ibn-i Mes'ud radiya’lldhu anb ? den §oyle ri- 
vayet edilmi§tir : 

Ibn-i Mes'ud demistir ki : Nebi salla’ltdhu aleyhi ve 
sellem : Kim ki (oliiler i$in) avuc i$i ile yanaklanni, (yuziinii) 
dover ve yakalarim yirtar ve cahiliyyet adeti iizere (miinase- 
betsiz sozler soyleyerek) feryad ii figan eylerse, bu kimse biz 
(im ehl-i sunnetimiz) den degildir, buyurdu. 


IzAhi 

RaVILER, RIVAYETLER : 

Bu hadisi, Buhari Menakib, yine Cenaiz bahsinde de zikret- 
mi§tir. Muslim de Iman, Tirmizi, Nesai, Ibn-i Mace de Ce- 
naze bahsinde zikretmi§lerdir. 

Meyyit i$in yuziinii ve ba§mi dovmek, yakasim yirtmak, miina- 
sebetsiz sozler soyliyerek feryad etmek haramdir. Ve hiirmeti, ba§lica 
bu hadis-i §eriften istifade edilmi§tir. Bu nevi‘ cahilane hareketler 
kaza-yi llahiye razi olmamak demektir. 

Bu memnuiyyetin tahakkuku i$in bu u^ hal ve hareketin bir 
arada ictimai da §art degildir. Bunlardan her biri ayn ayn mcmniV- 


HABERLER ONBE§ SAHAbI’DEN MERVtDtR m 


dur. Sonra yanaklanm dovmek memnu c oldugu gibi diger azasmi ve 
mesela dizini ve ba§ini dovmek de haramdir. Bir de cahiliyyet dev- 
rinde kadinlar bazi azalarina nisbet ederek ve mesela “ah bilegim ” 
diyerek nevha ederlermi§. Bu hadis-i §erif ile bu yoldaki matemler de 
haram kilinmi§tir. 

“ b ^ — Bu yolda cahil&ne hareket edenler bidden degildir ” buyu- 
rulmasi, nehiyde miibalaga maksadi ile varid olmu§tur. Hakikatte 
ise : “Bizim siinnetimize tebaiyyet etmemif ve koydugumuz Islam adet ve me - 
deniyyetine uymamif olurlar 55 demektir. Yoksa Muslumanhktan tama- 
miyle gikarlar, demek degildir. Ehl-i Siinnet’e gore, irtikab-i ma ( si- 
yet, sahib-i ma'siyet olan mil ’mini, o ma'siyctin halal oldugunu i c ti- 
kad etmedikee imandan $ikarmaz. Yalniz Siifyan-i Sevri Hazret- 
leri bu babda muhalefet etmi§tir. Siifyan-i Sevri, ahadis-i §erifede 
c< b = Biz musliimanlar cemaatinden degildir ” suretinde §eref - varid 
olan sigalari, men* ti tahzir husuSunda daha beligdir, diyerek te’vile 
luzum gormeksizin zahiri iizere kabul etm^tif. 

§arih Kirmani: (Hadisin §iddetli bir iislub-i beyan ile va- 
rid olmasi, halki bu fena adetten kat*i surette men ( etmek gayesine 
mebnidir. Yoksa hakikaten dinden $ikar demek degildir. Meger ki, 
bu cahiliyyet adeti vechile hareket mucib-i kufiirdur, denile. Nasil 
ki, harami halal itikad etmek, kaza-yi ilahiye razi olmamak gibi ah- 
val kiifrii mucibdir. Bu halde hadisteki : “ b ^ = Bizden degildir” 
suretindeki nefiyden hakikat ma'nasi miistefad olur) demi§tir. 

§&rih Ibn-i Battal da : “b ^ = Bizden degildir ” ciimlesinin 
ma'nasi : hi j b LbU ^ = Size uymuj ve bizim yolumuzu tut - 

mu{ degildir ” ma c nasmadir, demi§tir. Bazilari da bu ciimlenin ma'nasi, 
bu cahiliyyet orf u adetini istihlale mahmuldiir, demi§lerdir. 

( fU ) fikrasi ( Jlu^) suretinde de rivayet edilmi§tir. Hu- 
dfid, haddin cem'idir. ( -u. ) Had, yanak ve yiiz dovmektir. Darb-i 
hudud da yiize vurmak demek olur. Hususi olarak yiiziin zikredilmesi, 
ekseriyyetle nevhazenlerin yiizlerine vurmak itiyadinda bulunmala- 
rina mebnidir. Yoksa yiiz gibi bakiyye-i viicuda vurmak da bu ne- 
hiyde dahildir. 

fikrasindaki “ciiyub”, ceybin cem'idir. Ceyb, elbise 
geyilirken ba§ gegmek i^in agilan fethadir ki, lisanimizda yaka ta'bir 
olunur. Arablarm avam lisamnda “ceyb, tavk ” ma'nasinda kullamhr 


410 SAKK-I Ct)YUB = YAKA YIRTMAK — RESOL-1 EKREM’lN 


kij bogaza takilan gerdanlik demektir. §akk-i siiyub yaka yirtmak 
demek olur. 

(U*IJU fikrasi Muslim’in SaWA’indeki rivayetinde : 

( U*U-I J*i ) suretinde riv&yet edilmi§tir. Cahiliyyet devri ile, 
din-i Islam’in zuhurundan ewelki fetret ve vah§et zamamdir. Islam 
dini bunlarla miicadele etmi§ ve tamamiyle muvaffak olmu§tur. Bun- 
lardan birisi de budur. 


Oir Jli a-p amT^xj u *\ s'j jXm jp . 642 


• ^ tl - 4 ' ' " l" .* ' V " • l" *Af Af-*, " 

a>*.>- ^ Ip j a^Jp amI^j«x aJJI J 

, *■?. X V*» m -* •.-C - - 

ui j <jjj u £rj>' 0* £-b -b u -*i 

Jli JJ, J-CaJlil C-Jl VJ X ji 

,.-sr i.uii ^ ji> j v jui >1 il, Suii v 

" l * f * y 

aJIp Ol sLjii-f d-ll-jj j j JJ Ol 

l a s x x a x ^ x ^ x x 9 * * ' ' & * y ^ ^ ^ 

AM I A>-J l$J jj liiij 3 

x t **" I" V- 't, I -f" * f • • "V* *1 X ^ X • f VI 

Jj-j b v_*l.A3 db^l <_£ j*>*J U ^ l*j ^>J^\ VJ 

* > X ✓ A/"' / X // «?/»✓ / \ * 

jJci jj 4*lJ| 1 0*j am( 

^ Ol diW J Aj COijf VI 

\ s' ' ' * ' 

X . 1. . •«> tf > ^ ^r'l </.>/■»/'.? ', - ,' # x 

> ./?, r -' f • b . > 45 > " v't ^ • >"-• 

jHhfUpl J 

tf-V " » r -'if f" Af 3 , > - 
. AX^.j i— >U <1)1 ^Jb* j A^ip aMi aMI vy+»j aJ ^._i jj 


iS 

ur 

x X 


ji'OX’iiiun t't/i i ^ a U-L 

MjAbapi igi 

SA'D lBN-1 HAVLE’YE MERSlYESl VE KEDERLfiNMESl 411 

» *■“ 

Tercemesi 

Sa'd Ibn-i Ebi Vakkas radiya’ llahu anH den §oyle ri- 
vdyet edilmi§tir: 

Sa'd Hazrederi demi§tir ki : Veda' Hacci yili (Mekke’- 
de) §iddetli bir hastahgimda Resulullah salla’ llahu aleyhi ve 
sellem beni iyade ve ziyaret ederdi. (Bir ziyaretinde) ben : 

— Ya Resula’llah! Bendeki hastalik, goriiyorsunuz §u 
muzmin hadde ermiftir, Ben, servet sahibiyim. Kizimdan 
ba§ka da bir varisim yoktur. Malimin ii^te ikisini tasadduk 
edey r im mi? diye sordum. Resulullah: 

— Hayir, tasadduk etme, buyurdu. Ben : 

— Yansim edeyim mi? dedim. Resulullah: 

— Yine hayir, tesadduk etme, diye cevab verdi. Ve son- 
ra Resulullah (soziine devam ederek) buyurdu ki : 

— Suliisiinu tesadduk et (kafidir!) Stilus (malin) de 
buytikttir. Yahud yoktur. Ey Sa'd! Senin varislerini zengin 
birakman, muhtac ve halka (sadaka i$in) ellerini a$ar bir 
halde birakmandan 90k hayirlidir. Ey Sa'd! Allah nzasi i$in 
infak ettigin her nafakadan §tibhesiz me ’cur olursun! Hatta 
(yemek yerken) hayat yolda§min agzma verdigin lokmadan 
da me ’cur olursun. 1 Yine ben : 

— Ya Resulullah! (Siz Medine’ye doneceksiniz de) 
ben dostlanmdan geriye mi kalacagim? diye sordum. Resu- 
lullah salla' llahu aleyhi ve sellem buyurdu ki : 

— Hayir, sen (bizden) geri kalamazsm. (§ayet burada 
kahr da) amel-i salih i§lersen elbette onunla derecen artar, 
merteben ytikselir. Sonra oyle zannediyorum ki : sen uzun za- 
man ya§ayacaksm. Hatta senden birtakim akvam mtistefid 
olacak, diger birtakim akvam da zarar gorecektir. Ya Rab! 
Ashab’imin (Mekke’den Medine’ye) donti§tinti tamamla, on- 
lan ters izine dondtirme! (Bunun tizerine Sa'd Ibn-i Ebi 
Vakkas demi§tir ki) : 


412 


HACCETO’L-VEDA* = HACCETO’L-BELAG 


SAT 


— Lakin en bigare Sa‘d Ibn-i Havle’dir. Eger Sa‘d 
Mekke’de oliirse, Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem ona 
50k acir, mahzftn ve miikedder olur. 

IzAhi 

RaVILER, RivAYETLER I 

Buhari bu hadisi SaktfTmin on yerinde zikretmi§tir. Buradan 
ba§ka Megazi, DaVat, Hicret, Nafakat, Feraiz, Vesaya’nin iki yerinde, 
Tibb’in iki babinda. Muslim ile Siinen-i Erbea sahibleri de tamamen 
Vesaya bahsinde tahric etmi§lerdir. Nesai’nin ayrica Yevm ii leyle 
bahsinde dc bir tahrici vardir. Bu hadisin babma da “ Nebi sailed llahu 
aleyhi ve sellem'in Sa'd Ibn-i Havle'ye mersiyesi ve izhar-i huziin etmesi ” 
unvanmi vermi§tir. Ibn-i Abdi’l-Ber diyor ki : bu hadis, ehl-i 
ilmin senedinin sihhatinde ittifak ettikleri ve ciimhur-i fukahamn 
vasiyyetin mikdarinda bir asl-i §er*i olarak kabul eyledikleri bir ha- 
distir, yalniz bu hadisin nakilleri arasinda bazi elfaza aid ihtilaf var- 
dir. Bunlardan birisi Siifyan Ibn-i Uyeyne’nin Haccetti’l-Veda* 
yili yerinde Feth-i Mekke senesi diye rivayet etmesidir. Haccetii’l- 
Yeda c rivayet eden Ziihri’dir. Yine Ibn-i Abdi’l-Ber diyor ki : 
Biz bu hadisi Ma { mer, Yunus Ibn-i Yezid, Abdii’l-Aziz 
Ibn-i Seleme, Yahya Ibn-i Said-i Ensari, Ibrahim Ibn-i 
Sa'd tariklerinden riv&yet ettik. Bu ravilerin kaffesi Zuhri’den Hac- 
cetii’l-Veda 1 diye rivayet ctmi§lerdir. Imam Malik’in riv&yeti de 
boyledir. Mevzuu-bahsimiz olan tarikinda da Buhari, v'-r 1 if) if ) 
if diye §eyhi Abdullah Ibn-i Y uniis’ten rivayet 
edivor. Ibn-i Miinzirde Haccetii’l-Veda" diyenlerin riv&yeti 50k 
dogrudur, diyor. 

HadisIn mA c nasi: 

Haccetu 5 l-Veda c , Hicret-i Ahmediyye’nin onuncu senesi eda 
buyurulan haedir. Haccetii’l-Veda' denilmesi, Resul-i Ekrem’in 
Arafat’ta, Miizdelife’de, Mina’da irad ettikleri hutbelerinde : “Me- 
nasikinizi benden gordugiinuz gibi muhafaza ediniz . Be Iki bundan sonra sizinle 
birle$emeyiz” diye Ashabi ile veda c etmi§ olmalarmdan dolayidir. Bu 
hutbelerinde Resul-i Ekrem Efendimiz, cahiliyyet devrinin 
biitun an^nelerini, biittin adetlerini tamamen yikmi§ ve inkilabkar 
her hiikmii bildirdikten sonra : “ J* Vl = Eynas! Siz t burn da 
teblig ettim mi?” diye soruyordu. Bu cihetle buna Haccetii’l-belag da 


denilir. Resu 
seksen kiisur 
( ti 1 ) 
bu cumlenin 
incaz eylemek 
de muhtemelc 
= M 

edilmi§tir. 1m 
diyor ki : Bu ^ 
( jJUwtil) sure 
etmi§lerdir. Y 
tbn-i §ihdb 
ln$a-Alldhii Tt 
riv&yet tarikle 
(>iJU CJL 
Qlinku Buha 
nsim vasiyyet 

( L>l ^ 

ahhuru ile m 
Sa<d Ibn-i 
vefat ettigine 
Sa‘d lb 
simalanndan 
Islam’a girmi 
gen^di. “Miisi 
den rivayet e< 
Buhari, lb: 
gazalarda bu 
[Aynt: C. 4, ! 

Sa<d ll 
Resul-i Ek: 
Din ugrunda 
Ibni’l-Muse 
danmda : “A\ 
ok verdigini, 
maiyyet-i seni 
eden zat Haz 


SA'D iBN-t EBl VAKKAS RADlYA’LLAHU ANH’tN 


413 


415 


denilir. Resul-i Ekrem Efendimiz Mekke’den avdetinden sonra stilus 

seksen ktisur giin sonra irtihal-i d&r-i baka buyurmu§tur. erdir. 

( ti 1 ) cumlesindeki hemze, istifham icjindir. Binaenaleyh stilus 

bu ctimlenin medlulii, istihbar tariki ile bir istifhamdir. Ya derhal ardir. 

incaz eylemek, yahud mabaMe’l-mevte ta‘lik etmek §iklarinin ikisine emi§- 

de muhtemeldir. Buhari’nin diger bir tarikmda ( Jx-J li 1 ) ycrinde eden 

“^j til = Malimin suliisiinii vasiyyet edeyim mi?” suretinde rivayet kkim 

edilmi§tir. Imam Ibn-i Abdi’l-Ber, bazi ehl-i ilimden naklederek s c ud 

diyor ki : Bu Sa c d Ibn-i Ebi Vakkas hadisini Amir Ibn-i Sa‘d liyyet 

) suretinde, Mus*ab Ibn-i Sa c d de ( k 1 ) diye riv&yet ihadi 

etmi§lerdir. Yine Ibn-i Abdi’l-Ber: “Benim bu husustaki kandatim , Ha- 

/in-t §ihab Sa'd'den burn diye , Mus'ab gibi rivayet etmiftir. Ebu 

Injd-AUdhii Teala sahih olan da budur” diyor. Sonra Amir’den gelen bn-i 


riv&yet tariklerinde de ( ^ j li l ) rivayeti bulundugunu bildiriyor. 

( jUJl cMi ) ciimlesindeki §atn, tercemede nisif olarak gosterdik. 
Qainkii Buhari’nin diger bir rivayet tarikmda til = Ya- 


nsim vasiyyet edeyim mi?” suretinde tasrih edilmi§tir. ^ g u 

( o\ JLJ f ) ctimlesinde Hazret-i Sa'd’in tehalltifii ve te- ar’m 

ahhuru ile mur&d, uzun zaman muammer olmasidir. Ve hakikaten azla- 

Sa c d Ibn-i Ebi Vakkas Hazretleri Hicret’in (55) inci senesinde srese 

vefat ettigine gore, bundan sonra tarn (45) sene ya§ami§tir. 

Sa c d Ibn-i Ebi Vakkas Ashab-i Nebi aleyhi’s-seldm’m gtizide = Yd 

stmalarmdan birisidir. A§ere-i Miibe5§ere’dendir. Yedinci olarak pade 

IsUm’a girmi§tir. Miisliiman oldugunda on yedi ya§inda tiivana bir iur*i 

gen^di. “Miisluman oldugumda yiizumde tiiy yoktu” dedigi, oglu Amir’- ma. 

den rivayet edilmi§tir. Babasi Ibn-i Havle de miisliiman olmu$tu. ola- 

Buh&ri, Ibn-i Havle’nin hicret ettigini, Bedir’de ve miiteakib nam 

gaz&lajxla bulunup Haccetii’l-Veda c da vefat ettigini zikretmi§tir zai, 

[Ayni: C. 4, S. 101 ]. * 1 ve 

Sa c d Ibn-i Ebi Vakkas en namd&r miicahidlerdendir. 

Resul-i Ekrem Efendimiz’den ewel Medine’ye hicret etmi§ti. nda 

Din ugrunda Allah nzasi i$in ilk oku Hazret-i Sa c d atmi§tir. Said biz, 

1 bni’l-Mtiseyyeb: Resulullah salla'llahu aleyhi vesellem’ in gaza mey- yor. 

damnda : “At yd Sa'd! Babam anam sana feda olsun ” diyerek muttasil 
ok verdigini, Sa'd’in agzmdan i§ittim, demi§tir. Btitiin gaz&Iarda TSa 

maiyyet-i seniyyeden ayrilmazdi. A§ere-i Miibe§§cre’den en son vefat 
eden zat Hazret-i Sa*d’dir. 


im- 


414 


TERCEME-t HALl — MIKDAR-I VASIYYET HAKKINDA 


Bu hadis-i §erifte Peygamber Efendimiz’in bir mu c cizesine 
§ahid oluyoruz : Agir hasta bulunan Sa c d Ibn-i Ebi Vakkas, o 
giinlerde babasimn vefati iizerine hayatindan iimidini kestigi ve va- 
siyyet etmege ba§ladigi sirada : “Yd Resula' llah! Siz Ashab ile Medi - 
ne'yt gideceksiniz de ben bur alar da oliip kalacak miyim ?” diye umidsiz bir 
halde sordugunda Resul-i Ekxem: “ Hayvr ! Ya$ayacaksm. Hem 
fok yajayacaksin da senin hayatindan bazi kavimler miistefid olacak , bazilan 
da zdtar gorecektir” buyurmu§tu. Hakikaten Sa‘d Ibn-i Ebi Vak- 
kas bu tarihten sonra daha kirk be§ sene ya§adigmi bildirmi§tik. §a- 
rih Ibn-i Battal demi§tir ki : Sa'd, Irak emaretine ta c yin olundu- 
gunda birtakim kabailin irtidad ettiklerini gormu§ ve bunlarm tevbe 
ve din-i Islam’a riicu* etmelerini kendilerinden istemi§ti. Bunlarm bir 
kismi tevbe edip nail-i eman olmu§, bir kismi ise israr edip zarar gor- 
mu§tu. Irak futuhatmin mukaddimetu’l-cey§i hi<j §uphesiz Hazret-i 
Sa'd’dir. Kufe §ehrini te’sis eden, hitta-i Irakiyyeden Iranileri siirlip 
$ikaran, Medayin, Fars illerini Islam camiasina ilhak eden bu baha- 
dir kumandandir. Hazret-i Omer’in dilsuz §ehadeti iizerine Halife 
intihabi i$in te§kil olunan §ur&da Ibn-i Ebi Vakkas da dahildi. 
Siffin, Cemel vak'alarinda uzleti ihtiyar etmi§ti. Hazret-i All 
radiya'llahu anh y Sa^’in bu hareketine gibta ederek demi§tir ki : 
Sa'd ile Ibn-i Omer’in bi-taraf hareketleri 50k dogrudur. Bu uz- 
lette giinah varsa, her halde o giinah kucjuktur. Sevab varsa o da §ub- 
hesiz 50k biiyuktiir. 

Qocuklari Amir, Muhammed, Mus c ab, Ibrahim kendi- 
sinden hadis rivayet etmi§lerdir. Omer, Ai§e gibi eazim-i Ashab’in; 
Kays Ibn-i Ebi Hazim, Said Ibni’l-Mliseyyeb, Alkame, 
Ebu Osman-i Nehdi, Miicahid gibi Tabiin’in de pek 50k riva- 
yetleri vardir. Kendisinden Buhari ile Muslim miittefikan yuz on 
be§ hadis rivayet etmi§lerdir. Be§ hadisin rivayetinde Buhari, sekiz 
hadisinde de Muslim infirad etmi§lerdir. Bedir gazasinda geydigi 
eski bir sof ciibbeyi muhafaza etmi§ ve onunla tekfin edilmesini va- 
siyyet etmi§tir. Medine’ye on mil mesafedeki kasnnda ve elli be§inci 
Hicri yilinda vefit etmi§, Medine’ye nakledilip “BakV” kabristanina 
defnedilmi§tir (Radiya'llahu anh ve rahmetu' Uahi aleyh). 

[ Tezkiretifl-Huffaz, Huldsa , Ayni] 

Fikh! hukumler : 

Ebu Omer demi§tir ki : Bu Sa l d Ibn-i Ebi Vakkas hadisi, 
senedinin sihhatinde ehl-i ilmin ittifak ettigi bir hadistir. Ciimhur-i 


ULEMANIN ICTtHADLARI 


415 


fukaha, bu hadisi mikdar-i vasiyyet hakkinda ve muteveff&run stilus 
malini tecaviiz etmemesi hususunda bir asil olarak kabul etmiglerdir. 
Bir miislumanm gocuklan ve asabe varisleri varken vasiyvetinin stilus 
malini tecaviiz etmemesi hususunda Islam alimlerinin ittifaki vardir. 
Hatta, ulema, siiliisten noksan vasiyyet edilmesi mtistehabdir, demi§- 
lerdir. Yalmz hi<j bir suretle uzak, yakin varisi olmiyarak vefat eden 
bir mtislumanm stilus malinden fazlasim vasiyyet edebilmek hakkini 
haiz olup olmadigi hususu ihtilafi mucib olmu§tur. Ibn-i Mes^d 
radiya'llahu anh bila-varis vefat eden kimsenin mecmu* malini vasiyyet 
edebilmesi hakkini kabul elmi§tir. Ebu Muse’l-E§ ‘ari’nin ictihadi 
da boyledir. Tabii fukahasmdan Mesruk, tJbeyde, Ishak, Ha- 
sen-i Basri de bu ictihada tarafdar olmu§lardir. Kurtubi: Ebu 
Hanife ile Ashabmin, Malik’in, bir kavle gore Ahmed Ibn-i 
Hanbel’in mezhebleri de boyledir, diyor. 

Zeyd Ibn-i Sab it radiya'lldhu anh stilus maiden fazlasim va- 
siyyet etmek asla caiz degildir. Mtiteveffamn veresesi yoksa bile bey- 
ttilmal vardir. Beytiilmal, varisi olmiyanlarin varisidir, demi§tir. Bu 
ictihadi da fukahadan bir cemaat kabul etmi§tir. Pukaha-i Emsar’in 
bir noktada daha icmai vardir ki, o da varisler stilus maiden fazla- 
sini vasiyyete muvafakat ederlerse, bi’l-icma* bu da caizdir. Verese 
siiliisten fazlasma icazet vermezse, siiliisten fazlasi tenfis edilmez. 

Bu hadisin bir tarik-i riv&yeti olarak : u dT JU Jjuwtil = Ta 
Resula'lldh! mdlimin topunu tasadduk edeyim mi?" suretinde bir ziyade 
bildiriliyor. §&rih Ayni diyor ki : eger bu rivayet sahih ise ciimhur-i 
ulemamn hibe, sadaka, ltk hususlarmda marizin yalmz stilus ma-: 
linde kavli caiz ve nafiz olup mecmu-i mali hakkinda muHeber ola- 
miyacagi suretindeki ictihadlanna sarih bir hiiccet-i katia olur. Imam 
Ebu Hanife ile ashabinm ve Malik, Leys Ibn-i Sa c d, Evz&i, 
Sevri, §afii, Ahmed Ibn-i Hanbel, Ishak Hazaratimn ve 
umumiyyetle ehl-i hadis ve ehl-i re ’yin mezhebleri de budur. 

Bazi alimler ile zahiri ulemasi, marizin mecmft-i mali hakkinda 
hibesi mu c teberdir, demi§lerdir. §&rih Ibn-i Battal: dogrusu biz, 
miitekaddiminden bu ictihadda bulunan bir kimse bilmiyoruz, diyor. 

Ehl-i ilimden bir kismi, malin siiliisiinii tamamen vasiyyet etmek 
de mekruhtur, demi§lerdir. Tavus, yalmz varisler az, mal $okolursa, 
stilus vasiyyet edilmesinde beis gormemi§tir. Rub c u vasiyyet edilmesi 
Ibn-i Abbas radiya’llahu anhuma* dan rivayet edilmi§ ve ehl-i ilim- 


416 MIKDAR-I VASIYYET HAKKINDA ULEMANIN ICTlHADLARI 


den bir kismi rub^n miistehab olduguna kail olmu§lardir. Ishak 
Ibn-i Rahuye de vasiyyette siinnet olan rubu'dur, demi§tir. Ve 
Resul-i Ekrem’in Ebu Said hadisinde £JWI ) buyurmu§ 
olmasi ile istidlal etmi§tir. Meger vasiyyet eden kimsenin malinde 
§iibhesi ola. Bu surette stilus vasiyyetin de caiz oldugunu bildirmi§tir. 
§u kadar ki, Ibn-i Abdi’I-Ber, Ishak’m: “ Siinnet olan rubu'dur ” 
hiikmunun bir delili yoktur, diye i'tiraz etmi§tir. Halbuki Ishak 
Resul-i Ekrem’in (Bu siiliis de goktur) buyurdugundan istifade et- 
mi§tir. Ibn-i Abdi’l-Berr’in, Ishak’m bu deliline vakif olmasi pek 
tabii olacagma gore, bununla istidlali muvafik bulmami§ demek olur. 
Hakikaten Resul-i Ekrem (Siiliis de goktur) demezden evvel (Siiliis 
muvafiktir) buyurmu§lar. Bu halde (stilus muvafiktir. Bu da az go- 
riilmemelidir, siiliis de coktur) demek olur. Ve hakikaten o yolda 
istidlal 90k zayif bulunur. 

Ibn-i Battal da Omer radiya'llahu antt in rubu c malini vasiy- 
yet ettigini bildiriyor. Bir kisim ulema da siidiis malin vasiyyet edil- 
mesi ictihadmda bulunmu§lardir. Ebu Bekr radiyaHlahu arih de hu- 
mus vasiyyet edilmesini tavsiye edermis, kendisi de humus malini 
vasiyyet etmi§, ve : “ <-OJ ^ j U {S Jd — Kendi vasiyyetim igin 
humsii ihtiydr ettim, Nasil ki Cenab-i Hak ganimetin humsiinii kendi nzdsi 
igin ihtiydr buyurdu ise ” demi§tir. 

(BiR hulAsa) Gerek Ebu Said-i Hudri radiyaHlahu anh hadi- 
sinden ve gerek bu hadisi izah eden viicuh-i rivayat ile eimme-i kira- 
min muctehedat-i aliyyelerinden §unu geregi gibi ogrenmi§ oluyoruz 
ki, §eriat-i Islamiyye hibe, vasiyyet hususlarmda i'tidali tavsiye ve 
ifrattan siyanet etmi§tir. Bir aile reisinin malinin hepsini hibe etmesi, 
vlicuh-i hayra sarfim vasiyyet etmesi ictim&i muavenet bakimmdan 
ilk nazarda pek cazib goriiliirse de, fakat iyice tedkik edilince bu muf- 
rit hareketin, ictimai hey’etin anasir-i esasiyyesini te§kil eden aile 
servetini tamamen mahvettigi goriiltir, oteki hayir, bu yikilan aile 
ocaklanni ihya degil, ta'mir bile edemez. Bu cihetle hukuku Isla- 
miyyemiz, v&risi bulunan bir aile reisinin mecmu ( malini bu suretle 
dagitmasma miisaade etmemi§tir. Hatta varisi olmiyan bir marizm 
bile mecmu c malinde tasarrufunu fukaha-yi Isl&miyye miittefikan 
kabul etmemi§tir. Bir kisim fukaha onun da varisi beytiilmaldir. Yani 
hey’et-i ictimaiyyedir, demi§lerdir. 

Zekat ki, mail bir vecibedir. Muavenet-i ictimaivyenin terk ve 
ihmali kabil olmiyan birinci faslini te§kil eder. §eriatimiz bunda bile 


\RI 


tshak 
jlir. Ve 
yurmu§ 
nalinde 
ttni§tir. 
bb'dur ” 
tshak 
kde et- 
^asi pek 
k olur. 
( Stilus 
az go- 
> yolda 

i yasiy- 
rt edil- 
de hu- 
malini 

fun if in 
h fizasi 

i had!- 
4 kira- 
Kpruz 
k iye ve 
etmesi, 
kimdan 
u miif- 
■ &ile 
m aile 
ti lsl&- 
fu retie 
sarfcin 
Erfikan 
v \ ani 


erk vc 
la bile 


JF#ridun EniUCrRUt 

ttitapligj 

SILA-I RAHM 417 


daha ziyade muHedil bir tarik-i teaviin iltizam etmi§tir : kirkta bir. 
Servet yiikseldikce teklifin azalmasi ise son derece §ayan-i nazardir. 
§eriat-i tslamiyyenin muavenet-i ictimaiyye hususundaki prensibi, aile 
servetini siyanet etmek, fukarayi nemasindan miistefid etmektir ki, 
bu sayede ashab-i servet ile fukara arasinda bir sevgi, bir muhabbet 
te’sis ediliyor. Kurun-i ahirede ortaya konulan iktisadi meslekler ise 
zengin ile fakir, sermaye ile amele arasinda giinden giine geni§liyen 
bir bo§luk agmi§tir. 

Ebu Said-i Hudri hadisinden istifade edilen bir hiikm-i 
fikhide ki§inin malinden viicuh-i hayra sarf ve infak etmesinin miis- 
tahab oldugudur. Ayni suretle sila-i rahme te§viki, akraba vetaallft- 
kata tergibi de muhtevidir. Insarun i§ledigi her hayir ve ibadetten 
ancak hiisnii niyeti ile musab olacagi asl-i §er c isine mebni mubah 
olan umura bile riza-yi ilahi kasdedildiginde o fi c l-i mubahin mahz-i 
taat ve binaenaleyh mucib-i sevab ve fazilet olacagi da miistefad olur. 

Resul-i Ekrem Efendimiz bu muhimme-i diniyyeye huzuz-i 
diinyeviyyenin en latif ve en ziyade meleki olan bir misali ile tenbih 
buyurmu§lardir ki (miidaabe) dir. Yani ki§inin refika-i hayatimn 
agzma lokma vermesidir. Mekarim-i ahlakm yegane bir miir§idi olan 
Hatem-i Enbiya Efendimiz, belig bir vecize ile aile bagmi sag- 
layan ve aile saadetini te’min eden her nevi c miicamele ve mlilata- 
falarin zevc ve zevee i$in vesile-i hayir ve sevab oldugunu ta c lim bu- 
yurmu§ oluyorlar. Aile hay&tinda pek ziyade lutufkar ve son derece 
§efkatli olan Resul-i Ekrem Efendimiz bu vecizelerinde aile saa- 
detinin her safhasim biitlin esbab ve neticeleriyle iimmetine gostermi§ 
bulunuyorlar. 

Bu hadis-i §erife nazaran insan infaki iizerine vacib olan aile 
efraditn infak ederken nza-yi Ilahi kasdederse, hem vacibi eda etmi§ 
ve hem de infak ve tasadduk sevabina nail olmu§ bulunur. Kurtubi. 
diyor ki : Bu hadisin mantukuna gore, aile infakmdan dolayi miisab 
olmak ancak kurbet kasdiyle hasil olur. Binaenaleyh Allah’in nzasi 
kasdedilmezse vacib sakit olursa da fakat me^ur olmaz. 

\ ' ' ' ' * 0 ' * f • x 

o* • 643 

F.: 27 



118 


EBU MOSE’L-E§'ARl HADlSl — LATM-I HUDUD 


*• t '•* i ' >'3 '-,Cf '*>' 

(£ jj (S jj \j\ Jl* c5^*' U-.£ *ji 

* * * ® 

•V * l t V l t'\ *' * i " V " »V ■'if i, J, l ■»" 

4^0P 4i)l U^*"J O j ^JU* _J 4-Jp *1)1 

. u&Ji; uiSJiS ua^Ia* fc. ^ ">S 


Tercemesi 


Ebu Musa (el-E§‘ari) radiya'llahu anh' in oglu Ebu 
Biirde’den §oyle riv&yet edilmi§tir: Ebu Biirde demi§tirki: 
(Bir kere babam) Ebu Musa §iddetli bir hastahkla 
hastalanmi§ti. Bu sira ba§i, ailesinden bir kadimn gogsunde 
olarak bayilmijti. Bunun iizerine haremi (Omm-i Abdullah 
Bint-i Ebu Devme §iddetle bagirarak) aglamaga ba§ladi. 
Fakat Ebu Musa’nin hal ve vaziyeti kadimn bu hareketini 
men‘ etmege bir tiirlii miisaid degildi. Ebu Musa bu baygm- 
ligi atlatip agihnca demijtir ki : Resuluilah salla'lldhu aleyhi 
ve sellenC in (ho§lanmayip) uzak bulundugu herkesten ben de 
uzagim. Resuluilah salla'lldhu aleyhi ve sellem musibet zamS.- 
ninda sayha eden, sagini yolan, elbisesini yirtan kadmlardan 
uzak bulunurdu. 


1ZAHI 

Raviler, rivayetler : 

Bu hadisi Muslim ve Nesai de rivayet etmi§lerdir. Hadisin 
suret-i sevkine dair olan ba§ tarafini Buhari metninden terceme ettik. 
Qainkii Ebu M u s e ’ 1 - E § ' a r i bu bayilma ve ayilma kissasim bizzat 
kendisi degil oglu Ebu Biirde rivayet ediyor. Muellif ihtisar igin 
birakmi§tir. Fakat bayginlik sirasmda tahaddiis eden bir hadiseyi 
Ebu Musa’nin rivayet etmesindeki agik olan garabete mebni bunu 
Buhari metninde oldugu gibi oglu Ebu Biirde lisanmdan terceme 
ettik. 

Buhari’nin burada iki babi daha vardir. Bunlardan birisi mu- 
sibet zam&nmda yiiziinii dovmenin, obiirii de “ oldiim " diye feryad 
etmenin ve vah§et devrinde mutad oldugu iizere mekr&h kelimeler 


HARAMDIR — GAY$ t) IGmA ARASINDA FARK 


419 


soyliyerek aglamanm menhi olduguna dairdir. Bu bablardan her 
ikisinde de Buhari tercemesi (641) numara ile ge^en Ibn-i Mes‘ud 
hadisini rivayet ederek isb&t-i miiddea etmi§tir. Bu suretle miiellif 
Buhari bu hadisi iiq yerde ayni metinlerle riv&yet etmi§ bulunuyor. 
Yalmz bir kelime farki ile ki (641) numarali hadisteki ( jJJ ) yerin- 
de burada daha sarih olarak: ( suretinde riviyet etmi§tir. 

LOgavi tahliller : 

( okj \j ) evvelce mufredatini tahlil ettigimiz bu kelime, musibet 
zamamnda Arablarm irad ve ist^mal eyledikleri bir nida-i tefeccii'diir. 
Guya o musibet-zede bu kelime ile kendisine mevti ve hel&ki da Vet 
eder. Bu kelimenin Arablarca bu tarz-i isti ‘maline gore : (oliim gel, yeti§) 
diye tercemesi icab ederse de fakat lisammizda “oldiim!” diye niidbe 
edilip aglandigi §ayi‘ oldugundan yukanda boyle veciz bir suretle 
terceme ettik. 

( jf\ 9 ) yerinde bazi niishalarda ( JtJd ) zabt u rivayet 
edildigini §arihler bildiriyor. Kastalani birinciyi, Ayni ikinciyi 
ihtiyar ederek zikredip diger rivayete i§aret etmi§lerdir. Bizdeki 
Buhari niishalarinda da birinci rivayet tercihen zikredilmi§tir. Kamus 
Tercemesi' ndc Asim Moll a birinciyi bayilmak, ikinciyi de ugunmak 
diye terceme ediyor ki, her ikisi de bihud olmak demek olup lisani- 
mizda galat olarak “ beykdd diye bu kelime de gay^dir 1 . 

( ) ha’mn harekati selasesi ve cim’in sukuniyle insanin kuca- 

gma denir. Baygmhk halinde hastamn ekseriyyetle ba§i, tutanm gog- 
siine istinad eder vaziyette bulundugundan bu suretle terceme ettik. 


1 Kamds tercemesinde bu iki kelime hakkmda $u tafsilat vardir : Gay$, gayn’in 
fethi ve §in-i mu'cemenin sukuniyle bihud olmak ma'ndsinadir ki, bayilmak ta'bir 
olunur. ^ Jp ULip^ Lti JUj » Ve bu y setr iigita* ma 1 * 

nasindan me’huzdur. §arih der ki ekser lOgaviyyin “ga$y” ile “igniS** beynini fark- 
ederler. Vakia Kiittib-i Tibbiye’de dahi bu vechile me$ruhtur ki; ga§y bir halettir 
ki, kalbin za'findan ve ruhu hayvaninin dahile Jiareketi, yahud muhtakin olmasi 
hasebiyle bilkulliye kalbe i^timainden na§i kalb tenefius edemediginden his ve ha- 
reketin muattal olmasidir. Yahud ruh kalil ve rakik olmakla maden-i ruh olan 
kalbde meveud olan ruhtan fazla olmamakla sair 4zaya tevzi' olmad’gindan his ve 
hareket muattal olur. Yahud sebebi, biirudetin giddeti veya har&retin hiddeti olur. 
Ana bayginlik ta'bir olunur. Ve igma, biittin-i dimag barid ve galiz balgamla 
mumteli oldugundan mecralannda rCihun niifuzunu mini* sedde-i kamile sebcbiyle 
azanm his ve hareketten kalip muattal olmasindan ibarettir. Buna da “ ugunmak ” 
tabir olunur. 


420 (SALlHA, HAlIKA, §AKKA) NIN MAnALARI — YEDl NEVl« 


Miislim’in rivayeti ( ^ jlp fl yi cJL»l j & j> y) ^ ^ ) su- 
re tinde olup Ebu Muse’l-E^ari’nin zevcesinin ismi ve sayha ile 
agladigi tasrih edildiginden kavis i^inde bu cihete de tercemede i§aret 
ettik. Ebfi Musa’nin zevcesi (Jmm-i Abdullah’in, Ebu Devme’- 
nin kizi oldugu da Nesai’nin Siinen' inde musarrah bulundugundan 
biz de tercememizde tasrih eyledik. Omer Ibn-i l^ebbe 1 ise Basra 
Tarihi' nde Ebu Musa’nin kadmminismi Safiyye oldugunu ve Ebu 
Musa’nin oglu Ebu Burde’nin validesi bulundugunu bildirmi§ ve 
bu hastahk hadisesinin Basra’da Omer radiya\ Uahu anh tarafmdan vali 
bulundugu sirada vuku c buldugunu bildirmi§tir. 

(«uJU c ) ma^alari mlisavi iki lugattir. Musibet zamamn- 
da ref'-i savt eden kadin demektir. MuhkerrC de de Sayha ve velvele ile 
tefsir edilmi§tir. Ibnii’l-Arabi de darbi vechile tefsir etmi^tir. 

( 4iIU ) sa<pni yolan kadina denir. 

(a*U) Musibet zamanmda elbisesini par^ahyan kadindir. Miis- 
lim’in bir rivayetinde Resul-i Ekrem’in: 

( j kt ) dedigi bildiriliyor ki, erkek, kadin her 

kim olursa sa^ini yolarak, sesini yiikselterek, elbisesini yirtarak nevha 
ederse, ben o kimseden uzagim demek olur. 

Nevevi diyor ki : A§agidaki cahiliyet adetleri Ashab-i Kiram’in 
ittifakiyle haramdir. 

i) Niidbe, meyyitin mehasinini sayip dokerek aglamak, 2) Ni- 
yaha, avaz, avaz aglamak, 3) Latm-i had, yanaklarmi, yiizunu, ba- 
§im, dizlerini dovmek, 4) §akk«i ceyb, yaka, elbise yirtmak, 5) Ham§-i 
vech, yuzunii tirmalamak, 6) Ne§r-i §iir, manztimelerle oliiniin me- 
hasinini i§aaya ^ah§mak, 7) Dua-yi veyl ii siibur, azab ve helak ile dua. 

§arih Ayni de : Bunlar Hanefilere gore de haramdir. Kerahet 
diyenlerin muradi da herhalde kerahet-i tahrimiyyedir, diyor. 


zl>- llj IlJli a3.jIp.ap . 644 

cH* 3 j 0-;' p !*-*•*“ j pp 

1 Omer Ibn-i §ebbe, Ibn-i Abid’dir. Udeb&dan ve yiiksek muverrih- 
lerdendir. Basra’nin guzidc bir hafizi ve alimi idi. Darekutni sikadir, demi$tir. 
(262) tarihinde vef&t etmi$tir. [ Huldsa , 140 1 . 


CAHlLtYYET ADETi HARAMDIR — MtJTE §EHtDLERl 421 


fjit <— »LJI q* jliJi Ul J Oj>*Jl <UJ 

^ ^ S / ✓ 1 

✓ ''+% S’ * '1 " 

mm I « • 


lf-L» O' * .A ^ J j’*-* 9 ? *•'*<*-* -Oj Jlx» Jjj-j oLU 

■*'*, ^ «! -'..111 -'iCf * » " " ''•‘T ** 

jLii <J jJaj ^.J IjJ I dLl i^,a Ji£ 

\ + s’ I x y * s S’ Y + s ' * * s' * *% + < 

4))l J b UjL-Jp ^JtJ 4Ulj JlJii AjijUll eljli 

- j -•< 1 „ 'X , X iS? 0 X X y X 

. ^aI jil ^ <^>-U Jli <Jl 


x-» 


TERCEMESi 


Ai§e radiydHla.hu anhd dan §oyle rivayet edilmi$tir : 
Hazret-i Ai§e demi§tir ki : Nebi salla’ llahu aleyhi ve 
sellem (Mute §ehidleri Zeyd) Ibn-i Haris e’nin, Ca‘ fer’in, 
Ibn-i Revaha’mn haber-i §ehadetlcri geldiginde Nebi 
salla! llahu aleyhi ve sellem (Mescid’de) oturmu§tu. Yiiziinde asar-i 
hiizn ii keder goruliiyordu. Ben de kapinm, Resulullah go- 
riilebilecek bir araligindan kendisine bakiyordum. Bu sirada 
Resulullah’a birisi geldi. Ve : 

— G a 'fer’in (haremiyle ailesi) kadmlan (agla§iyorlar) 
dedi. Ve (nevha ile) agla§tiklanm soyledi. Resulullah 
salla! llahu aleyhi ve sellem de o kimseye kadmlan bu gighktan 
men' etmesini emretti. O adam gitti. Sonra ikinci def'a Resu- 
lullah’a geldi ve kadinlann kendisine itaat etmediklerini ha- 
ber verdi. Resulullah gene : 

— Kadmlan men' ediniz, buyurdu. O adam tiguncii def'a 
geldi ve : 

— Y&Resula’llah! Vallahi kadinlar bize galebe ettiler, 
dedi. (Ravi Omr’e diyor ki :) Hazret-i Ai§e: 

— Resulullah o adama (havdi git) bu kadinlann agiz- 
larina, (yiizlerine) toprak sag, buyurdu, dedi. 


422 


ZEYD IBN-I HARlSE’NtN TERCEME-t HALi 


IzAhi nesh 

RAvJLER, RIVAYETLER, VE TERCEM-i HALLER : n ' mi 

Bu hadisi, BuhzLri yine boyle Cenaze bahsinde ve MegaziMe; 

Muslim, Ebfi Davud, Nes&ide Cenaze bahsinde tahric etmi§Ier- czm 

dir. Sahih~i Buhari ’de bu hadisin mensub oldugu babin u: vam : n 

Bir musibet hulftliinde ki§inin mahzun ve miikedder oturup izhar-i rlse 

hiizn etmesinin cevazini ifade etmektedir. 1 * * onn 

Buhari’nin metninde bu hadisin sonunda §oyle bir fikra da ^ azi 

vardir :Hazret-i Ai§e o adama demi§tir ki : Allah seni zelil etsin! 

Ne Resulfillah salla'llahu aleyhi ve sellerrCin sana verdigi emri yerine All, 

getirdin; ne de hiizn ii keder iginde bulunan Resulullan’i kendi ^ cn 

hilinde biraktm l . 

Zeyd iBN-i .Harise radiya'llahu anh: Kelebi ve Kuzai’dir. 

Ve Resulullah salla’llakti aleyhive sellem'in azadli kolesidir. Zeyd’in gaz& 

annesi, cahiliyet zamamnda mensub oldugu Beni Ma ( n ailesini ziy k- S° re 

rete giderken yaninda bulunan Zeyd, Beni Kays’tan bir siivari tara- 
findan esir edilip Mekke’ye getirilmi§ti. Siiheyli’nin rivayetine ^ e Y 

gore Zeyd, Arab^in me§hur panayirlanndan Huba§e panayirmda ^ e Y 

satiliga <pkarilmi$ ve Hakim Ibn-i Hiram tarafindan halasi laid 

Hadice Bint-i Huveylid radiyctllahu anha i<jin satin ahnmi§tir. bulu 

Hazret-i Hadice de Nubiiwet’ten evvel Resulullah salla'llahu 
aleyhi ve sellem'e hibe etmi§tir. Zeyd, o sira sekiz ya§mda idi. Resul-i b'llc 

Ekrem tarafindan iHak edilip ogulluga kabul buyurulmu§tur. Ve ya§ 

(Zeyd Ibn-i Muhammed) denilmege ba§lanmi§tir. ve E 

Zeyd’in kabilesinden bazi kimseler bir Hac mevsiminde Zeyd’i tafst 

tamyip babasina haber vermekle babasi fidy£ ile aimak ilzere Mek- kum 

ke’ye gelmi§ti ve Resul-i Ekrem’e miiracaat ettiginde Resulullah ve ( 

Zeyd’i muhayyer birakmi§, o da Resul-i Ekrem’i babasma, ana- y&r 

sina tercih ederek : Benim anam da, babam da sensin demi§ti. Bunun muh 

uzerine Resulullah Zeyd’i bir ta§ iistiine (jikararak Arab’m orfline 
gore: “*j\j ol ! jj = Hiizzdr-i kiram! §ahid olunuz ki , ,-gg 

Z e yd benim oglumdur ; 0 bana varis olacaktir , ben de ona” buyurmu§tur. mi%t 

Sonra ebeveyni ve akrabasi memnun olup geri donmu§lerdir. p * ) 

*(frlAf Ayet-i Kerimesinin §eref-i nlizulii uzerine bu yolda veraset 


1 Jjr j y* j <1* J— ^ ^ d j*\ L cJjo 

[ J ^0* j ci* 4il ^0 

* Sfire : 33 ( Ahzab ), ayet: 5 


CA«FER lBN-1 EBl TAlIB — MUTE HARBlNDEN BtR NEBZE 423 


nesh olunmu§ ve Zeyd de ba^e-ma Zeyd tbn-i Harise diyc gagi- 
rilmi$hr. 

Resul-i Ekrem Zeyd’i 50k severdi. Onu Hazret-i Hadi- 
ce’nin azadhlarmdan Omm-i Eymen Bereke ile evlendirmi§ ve 
bu meshid izdivacdan Osame duny&ya gelmi§tir. Zeyd Ibn-i Ha- 
rise ilk iman edenlerdendir. Had ice ve All radiya'llahu anhumS dan 
sonra bir rivayette, Hazret-i Ebu Bekr, obir rivayette Zeyd 
Hazretleri iman etmi§ti. Bunlann nokta-i i§tiraki kadmlardan ilk 
musliiman olan Hadice’dir; erkeklerden EbCt Bekr, $ocuklardan 
All, Azadhlardan Zeyd radiya'llahu anhiim' dir. Sahib-i terceme Zeyd’- 
den ba$ka hi^ bir Sahabe’nin Kur’an-i Kerim’de ismi zikredilme- 
mi§tir. 

Zeyd Bedir’den i'tibaren MuteMe §ehid oluncaya kadar biitiin 
gazMarda bulunmu§tur. Hazret-i Ai§e’den rivayet olunduguna 
gore, Hazret-i Ai§e: Resulullah salldllahu aleyhi ve sellem tara- 
findan techiz edilen seriyyelerden herhangi bir seriyye ki, onda 
Zeyd Ibn-i Harise bulunurdu. Muhakkak o firka-i muc&hidine 
Zeyd kumandan tayin buyurulurdu, Resftl-i Ekrem’den geri 
kaldigi zamanlarda da muhakkak Zeyd’i Medine’de vekil birakmi§ 
bulunurdu K 

Ca c fer 1 BN-i Eb! TAlib radiya'llahu anh: Restilullah sal - 
la'lldhu aleyhi ve sellem' in amca-z&desidir. Ali radiyalldhu and ten on 
ya§ biiyiiktiir. En kadim muslumanlardandir. Habe§e*ye hicret etmi§ 
ve Hayber’in fethi giinii avdet etmi§tir. (623) iincu hadisin izahinda 
tafsll ettigimiz vechile ResCtl-i Ekrem Efendimiz bu 115 nAmdar 
kumandamn Minber-i Saadet iizerinde birer birer §ehid olduklanni 
ve Cennet’e girdiklerini haber verdiginden, gerek Ca c fer-i Tay- 
y&r’m, gerekse Zeyd ile Ibn-i Revaha’mn Cennetlik olduklan 
muhakkaktir. y . 

Abdullah 1bn-1 Revaha radiya'llahu anh'm terceme-i h&lini 
(596) numara ile terceme ettigimiz hadis-i §erifin izihmda bildir- 
mi§tik. 

Mute harbi hakkinda (623) numarali hadisin izahmda ma c lu- 
m&t-i kAfiye vermi§tik. Yalmz burada §unu bildirmek isteriz ki : Is- 


1 4j j y* j 4 JU J U : J jaj l|U iiiU j* 

[ jLoll j Xb\ J JJ ] <iUw- V Ju j) j • jj y\ j OjU- Jri 


424 


MUSlBET ZAMANLARINDA HUZN GOSTERMEMEK 


lam ordusunun bin ki§iden ibaret bir avug miicahidden ibaret 
olmasina mukabil dii§man ordusunun mevcudu yiiz bini Rum, yiiz 
bini de L&him, Ciizam, Kayn gibi nasara-yi Arab’dan miite§ekkil 
olmak lizere iki yiiz bin ki§ilik bir kesret arzediyordu. Bire altmi§ 
nisbetinde bir fazlahk*. Higbir tarih-i harb tarafeyn ordulan arasinda 
bu yolda nisbetsiz bir kemiyet kaydetmemi§tir. Bir giinliik en getin 
bir muhirebe kar§isinda Islam ordusunun §eh!di on iki ki§iden iba- 
rettir. Bu harikamn sebeb ve saiki, Islam kumandanlannm feda-yi 
nefe ederek harbi yalundan idare etmeleridir. 

Hazret-i Ai§e 5 nin-bu hadisinde beceriksizligine mebni Haz- 
ret-i Ai§e tarafmdan muahaze edilen bu zatm kim oldugu taMn 
edilememi§tir. Hazret-i Ai§e tarafmdan isminin bildirilmemesi, bu 
adama Siddika-i mu§anin-ileyhanm dargm bulunmasi muhtemeldir. 

Agla§an kadinlar Hazret-i Ca c fer’in haremi(Esma > Bint-i 
Umeys) ile aile ve akraba kadinlan oldugundan, bunu muHerize 
isinde tercemede gosterdik. Ca‘fer radiycPlldhu anK in haremi bir 
tUne idi. ( ) rivayet edilmesi taglib tarikiyledir. 

Bu babin Buhari' de tahric edilen hadislerinden birisi de Enes 
Ibn-i Malik radiyctllahu anh hadisidir ki, tercemesi iiguncii cildde 
(531) rakamiyle ge(jmi§ti. Oradaki metin mufassaldir. Buradaki ri- 
vayeti (Resulullak salla’llahu aleyhi ve sellem “ Bi*r-i Maune ” de yet- 
mif kadar hurra §ehid edildiginde, bir ay mii^rikler aleyhine dud buyurup 
kunut eyledu Resululldh sallaHlahu aleyhi ve sellem* i 0 zarnandan daha 
fiddetli bir hiizn ile asld mahzun gormedim 1 ) suretinde muhtasardir. Ora- 
daki metin ve izahi mutalea buyurulsun. 


i^-li 9 £>\a Jli . 645 

is ids Z& $ j 

CfiS 3 IS y\ dji cdlJl t-jd- (3-i j \xd 

di 0 o' j>-j ' j di tlJlS 


1 li *1 j2}\ Jxi i j aJp Zi\ Zi\ J CJi <u»l t J* 

[ djj ] 41* xil Jai U j»- Jj>* j id* 4 J 4 I J J*J C*l tj 


DMM-t StlLEYM’lN, QOCUGUNUN 0 l 0M0NE §tDDET-t SABRI 425 


ol ajuJp' O' UJb J-jipI £tw»l Ul* OU 

.x f -»i r si • . 

Uj 0 I pJL»J 4-Jp ^JJl £« »— >U Oi 

jcj'Af 53 jjbs ifi-s as ^ Sir 

cij> ^S> u£J *j jd St 

** * * l ✓ 

>0 ^ O ^ ✓ A I ^ 

. oT^iJl Ijy jl» ^JS" aJ 


TERCEMESi 

Enes Ibn-i Malik rndiya' llahu anK den §oyle rivayet 
edilmi§tir : 

Hazret-i Enes demijtir ki : EbCi Talha’nm (agir) 
hasta olan bir oglu Ebu Talha evde yokken olmii§tii. Zev- 
cesi (Omm-i Siileym), ^ccu^in oldiigiinii goriince onu gas- 
ledip kefenledi. Ve evin bir ko^esine koydu. Ebu Talha 
geldiginde : 


— Oglan nasildir? diye sordu. Omm-i Siileym: 

— Qocugun lztirabi sakinle§ti. Istirahat ettigini zanne- 
diyorum, dedi. Ebu Talha kadini dogru soyluyor sandi. Ve 
(Sevinerek) yatti (e§i ile de birlejti). Sabah olunca gusledip 
gikmak istediginde Omm-i SiileymEbu Talh a’ya 50cugun 
oldiigiinii bildirdi. Ebu Talha (Mescid’e gidip) N e b i salla'l- 
lahu aleyhi vesellem ile namaz kildi. Sonra bukankoca arasmda 
o gece olup bitenleri anlatti. Resulullah sailed llahu aleyhi ve 
sellem de : 


— Cenab-i Hak bu gecenizi hakkimzda mubarek kilsin! 
diye dua buyurdu. Siifyan Ibn-i Uyeyne: (Ensar’dan 
lb aye Ibn-i Rifaa isminde) bir kimse (bu <jiftle$meden 
Omm-i Siileym, Ebft Talha’ya Abdullah’i dogurdu. 




426 


BU HApISDE CMM-I SOLEYM’iN BlR MENKABESt 


Bu) Abdul lah’in dokuz oglunu gordiim. Bunlann hepsi de 
Kur'an okurdu, dedigini bildirmi§tir. 

IzAhi 

RAviLER, RivAYETLER : 

Ebu Nuaym diyor ki : Bu hadis, Buharfniu Bi§r Ibn-i 
Hakem’den rivayet ederek teferriid ettigi hadislerden birisidir. 
Muslim de muteaddid tariklarla ve Enes Ibn-i Sirin ve Hu- 
meyd-i Tavil tariklanndan da tahricleri vardir ki, bu iki tarik-i 
rivayet de Enes Ibn-i Malik’e muttasil olur. 

Butiin Buhart metinlerinde ve garihlerin iltizam ettikleri niisha- 
larda bu hadis (oli Jtf Si j>\ ) diye sevkedilmi§tir. Halbuki 

miiellif Zebidi Tecrid'de: ( Si C/J ) §ekl-i muhtazinnda riva- 
yet ediyor ki, hi<; dogru degildir. Qiinkii gocugun hastaligi me^hul 
birakiliyor. Ger$i her oliime bir hastaligin takaddiim ettigi varid-i 
hatir ise de fakat oliimle hastahk arasinda bir telazim bulunmasi ek- 
seridir, umumi ve daimi degildir. Hem de rivayet huzusunda bu nevi 
dii§iinceler de hakim* olamaz. Miiellif merhum bu ciheti herkesten 
iyi bildigi iqin bunun bir hat^-yi miiteahhir oldugunu kabhl ederek 
metn-i Buhari'yt gore terceme ettik ve kavis igine almaga liizum 
gormedik. 

Bu olen gocugun admin Ebu Umeyr oldugunu Ibn-i Hibban 
bildirmi§tir. Ebu Umeyr son derece zeki ve melih bir <;ocuk idi. Bu 
sebeble Ebu Talha bu oglunu 50k severdi. Ve hastahgma 50k iiziil- 
mii§tii. 

Ebu Talha’mn adi, Ens&ri Zeyd Ibn-i S^hl’dir. Kansmin 
adi Umm-i Siil^ym’dir. Ve Enes Ibn-i Malik Hazretlerinin 
annesidir. Bunlan da Hatib haber vermi§tir. 

Qocugun vefati sirasmda babasi Ebu Talha’nin evde bulunma- 
digini izah ederek Ismaili §oyle rivayet etmi§tir : “(jocuk dliirken 
Ebu Talha giiniin sonunda ResulullaEtn yantnda bulunuyordu. Umm-i 
Stileym, oglu Enes’i gbnderip Ebu Talha'yi gagirtti. Ve Enes'e gocugun 
dldiigiinii Ebu Talha'ya soylememesini emir ve tenbih eyledi. Ebu Talha 
oruglu idi” 

fikrasi miicmeldir. Bazilan oruclu olan zevcine yemek 
hazirladi, diye tefcir ctmi§tir ki, Ebu Talha’mn oruclu olmasina 


. Faridus* Etu u'GRUIi 

^itaphgi 

UMM-t St)LEYM’lN BlR MENKABESl 427 


gayet uygundur. Bazilan da Umm-i Siileym’m evdc oltim vaziyc- 
tini hisscttirmemek i$in zevcinin hissini tahrik edecek derecede zinet- 
lcndigini bildirmi§tir ki, bu tefsirde o geccki birle§melerinin bir mu- 
kaddimesi olarak gayetle muvafiktir. Ebu Davud-i Tayalisi’nin 
rivayetinde ^ocugu gasl ve tekfin eyliyerek hazirladigi bildiriliyor ki, 
bu da hadiscnin esasina son derecc uygundur. Bu rivayet, Urn arc 
Sabit’ten vaki c olan §u rivayet il^dc te’yid veizah edilmi§tir: 

« ck*. j j cLii = £ocuk oldii . U mm- i 

Siileym hemen gocugu gasletti, kefenledi , kokuladi . Uterine de bir ortii orttii” 
Bu rivayetin tarikleri daha 50k ve kuwetli oldugu i$in hadisteki 
( Li ctLh ) fikrasini bu tefsirc gore terceme ettik. 

(ioL* jt\ j) fikrasi da Tecrid metninde yoktur. Ni^in bira- 

kilmi§tir? Bunun sebebini anlamak imkam yoktur. Bu fikrada, Ebu 
Talha’nin oglan nasildir? sualine kar§i Umm-i Siileym’in : Qcg 
cuk sakinie§ti. Rahatla§tigim umuyorum, diye cevab vcrmesini, 
Ebu Talha dogru zannetti, soziinden kadimn yalan soyledigi zan- 
nedilmemelidir. Qiinkii <;ocuk, son dem-i ihtizarin canhira§ lztirabla- 
nndan kurtulmu§ ve ayn bir siikun ve istirahate kavu§mu§tu. Yalmz 
Ebu Talha oglunun iizerinde fani hayatin devammi telakkl ederek 
bu noktadan kansmin dogru soyledigini zannediyordu. 

( JJ! IJLi ciU) fikrasinda Ebu Talha’nin sabahleyin ig- 
tisali karinesiyle ( cAj ) bate kelimesi cimadan kinayedir, deniliyor. 
Maamafih bu cihet lbn-i Sirin rivayetinde : f 

« = Umm-i Siileym Ebu Talhctya akfam taami getirdi . Ebu 
Talha yemegini yedu Sonra ejineyaklajh” deniliyor. S a bit’ ten CaTer’in 
rivayetinde: "1*1* f f = Yemekten sonra Umm-i Sii - 

leym tuvaletini yapip Ebu Talha'ya goriindu. Ebu Talha da e$ine yak- 
lafti” deniliyor ki bu daha sarihtir. 

Miislim’in Sahih'in&z Suleyman lbn-i Mugire’nin Sabit’ten 
gelen bir rivayet tariki vardir ki, bu viic&hu rivayati tamamiyle cem* 
etmi§ gibidir. Bu rivayette deniliyor ki : Ebu Talha’nin t)mm-i 
Siilcym’den olan oglu vefat ettiginde Umm-i Siileym ev halkina: 
Zinh&r Ebu Talha’ya oglunun oldiigiinii ben soylemedik^e hi^ 
biriniz duyurmayiniz ! diye siki bir emir ve tenbihte bulunmu§tu. 
Ebu Talha geldiginde Umm-i Siileym kocasina ak§am yemegini 
getirdi. Ebu Talha da yiyip i;tikten sonra Umm-i Siileym, o 
vakte kadar ihtiyar etmedigi agir bir tuvaletle siislenip zevcine go- 


428 


SULEYM’tN TERCEME-1 HALt 


riindu. Ebu Talhada muvakaa eyledi. Siileym zevcinin 

bu arzu ve ihtiya<jlannm tatmin edildigini goriince : 

— Ey Ebu Talha! Birtakim insanlar ailelerine bazi emanet- 
lerini ariyet olarak biraksalar, bir zaman sonra da bu emanetlerini * 
aimak isteseler bunlan men c etmek dogru mudur? diye sordu. Ebu 
Talha cevab verip : 

— Hayir, dogru degildir, dedi. t) mm-i Siileym: 

— Oyle ise aziz zevcim, sen de oglunu istiare edilmi§ bir vedia 
say, diye cevab verdi. Enes demi§tir ki, §imdi Ebu Talha hiddet- 
lendi. Ve : 

— Mademki oyledir, neye beni kendi halime birakip bu i§lere 
bula§tirdin. Sonra oglumun oldugunu duyurdun, diyerek kalkti. Ve 
Resulullah’in yanina kadar gitti. Ve bu vakialari oldugu gibi 
Resulullah’a arzetti* Resulullah salla’lldhu aleyhi ve sellem de : 

“ licLJ^U j Lfr = Ey Ebu Talha! Gegen gecenizi Alldhu Teala 
hakkimzda muharek kilsini ” buyurdu. Ve tjmm-i Siileym o gece- 
den oglu Abdullah’a ytiklu kaldi 1 . 

Hadisteki : “Bu giftlejmeden Umm-i Siileym AbdullaKi dogurdu . 
Onun dokuz oglunu gordiim hepsi de Kur'an okurdu ” diyen kimsenin kim 
oldugunu Buhari’nin tahricinde Ravi Siifyan Ibn-i Uyeyne bil- 
dirmiyor. “Ensar'dan bir kimse” diye me^hul birakiyor. Bunun “ Ibdye 
Ibn-i Rifaa ” oldugunu Beyheki Delairinde bildirm^tir. Bu riva- 
yette t)mm-i Enes’in Ebu Talha’ya sonsuz bir muhabbeti bulun- 
dugu da bildirilmi§tir. 

TERCEME-i HALLER I 

Bu hadiste bahsedilen zevc ve zevceden Ebu Talha’nm terce- 
me-i halini bundan ewel (637) numara ile terceme ettigimiz Enes 
Ibn-i Malik hadisinde izah etmi§tik. Burada t)mm-i Siileym’i 
bildirecegiz : 

Suleym radiya'llahu anha: Bint-i Melhan’dir; Beni 
Neccar’dandir. Sahabiyye olan l)mm-i Haram radiyaUlahu anhffn in 
karde§idir Enes Ibn-i Malik radiycUllahu anti in de validesidir. 


1 Bu hadisin uzun metni, a§agida t)mm-i Siileym’in terceme-i haline dair 
olan kismi ile beraber Matbaa-i Amire basmasi Muslim* in : (G. 7, S, 145 ve 146) ve 
Bulak basmasi : (C. 2, 250) dedir. 


UMM-t SULSYM’lN TERCEME 1 HALl 


429 


Siinusi diyor ki: Umm-i Siileym kavmiyle beraber miisliiman 
olmu§tu. Zevci Malik buna kizarak §am’a gckilip gitmi$ ve orada 
hal-i kiifiirde vefat etmi§tir. Umm-i Siileym’in MaTk ile bu izdi- 
vacmdan Enes Hazretleri kalmi§tir. O sirada En?^ sekiz, on ya^nda 
idi, Validesi getirip Resul-i Ekrem’in hizmetine tevdi etmi^ti. 
Miislim’in Enes Hazretlerinden rivayetine gore, Umm-i Siileym 
oglunun elinden tutarak huzuru Saadet’e getirmi§ ve : 

— Ya Resulullah, bu oglum Enes’ciktir. Sana hizmet etmek 
i<jin getirdii?!. Bunun i$in Allah’a dua buyurunuz, demi§ti. Resul-i 
Ekrem de : 

— Ya Rab! Bu gocugun malmi, evladim gogalt, diye dua buyur- 
mu§tu. Bu dua-i Nebevi berekatiyle bu mal ve evlad nlmetlerinin her 
ikisini de Cenab-i Hak Hazret-i Enes’e bol bol bezl ii ihsan 
buvurmu§tur. Miislim’in SakWmde rivayeti vechile Enes Ibn-i 
Malik Hazrederi : “ Malim foktur . Evladim, evladimin evladi da foktur . 
Bugiinyuz kadar f olugumu , focugumu sayarlar ” diye yemin ile te > kid ede- 
rek takdis-i nimet eylerdi. 

Umm-i Siileym’in ilk zevci oldiikten sonra Ebu Talha izdi- 
vacina talib olmu§tu. O zaman Ebu Talha mii§rik idi. Umm-i 
Siileym tabii reddetti. Bu teklifi yolmz miisliiman olmak §artiyle 
kabul edebilecegini ve miisliiman olursa mihir de istemiyecegini bil- 
dirdi. Ebu Talha miisliiman oldu. Umm-i Siileym ile evlendi. Ve 
en namdar Islam miicahidleri sirasina girdi. 

Umm-i Siileym Islam kadmlari arasinda din! salabeti ve fitri 
zeka ve metanetiyle temeyyiiz etmi§tir. Sahih-i Muslim? de Cabir 
radiya'lldhu anh' in rivayetine gore, Resul Ekrem salla'lldhu aleyhi 
ve sellem: “Bana Cermet gosterildi. Orada Ebu Talha'ntn kansini gordiim . 
Sonra dniimde bir ayak sesi duydum. 0 da Bilal idi” buyurmu§tur. Gene 
Miislim’in diger bir rivayetinde Resul aleyhi' s-seldm : Enes’in 
annesi Bint-i Milhan’i Cennet’te gordiim, buyurmu§tur. 

Mevzuu-bahsimiz olan hadiste tafsil ve izah edildigi iizere 
Umm-i Siileym’in nefsini kahrederek sabn iltizam etmesi ve ta- 
rihte emsaline nadir tesadiif edilir bir surette kaza-yi Jlahiye kema- 
liyle mutavaat gostermesi, Umm-i Siileym i$in ba§hba§ma biiyiik 
bir menkabedir. Umm-i Siileym’in bu hareketinden ulema, muk- 
tedir olanlar i<jin ruhsati terkederek §iddet tarikmi iltizam etmek caiz 
oldugunu istifade etmi§tir. (Radiya'lldhu anha ve rahmetu' lldhi aleyhd). 


430 


HAZRET-1 IBRAHIM’IN VEFAT-I HADtSl 


'.if life; 'Jii 1^5 . 646 

ijikois" ji- ^!L. j «-Jp 

|^*|^ ' 4 \ >4 ' * ' i' ° \ ^ ' • V *1 f f ^ i f >• > ^ 

UJL>o j 4 jL-oj pJl** j 4 ^ .Ip 4)1 4)1 uj-^j 

If t ^ ^ * 'V'" C */ * > * > i' % x' ,1 /»/ •'V 

4)1 u wp 4JU.U>«,j <u*-aJL> j>*j pA» uJlJ^ 4 ^Jp 

^ &c^‘y x± 2 jlu oiijij r bs Lk'Af jL 
i^-f s j jL- 3 tfl >>> Off C 'Jui aVj/Z'j C cX'j 
VI £).,£; VS i;U: Lull S £u 3LJ1 01 JUi ^it, 
. Lj^L L.Q c LiCii ujs &5 ^ c; 

TERCEMESi 

Yine Enes Ibn-i Malik radiya'llahu anh ’ den §oyle 
riv&yet edilmi§tir : Hazret-i Enes demi§tir ki : (Bir kere) 
Nebi salla'llahu aleyhi ve sellem ile Haddad bir san'atkar olan 
Ebu Seyf (Bera’ Ibn-i Evs) in evine gitmi§tik. Ebu Seyf 
(in zevcesi Omm-i Biirde Peygamber’in mahdumu Haz- 
ret-i) Ibrahim’in murdiasi, slit ninesi idi. Resulullah 
salla’llahu aleyhi ve sellem Ibrahim’i (kucagina) aldi. I bra- 
il im’i optii, kokladi. Bundan sonra bir kerre daha Ebu 
Seyf’in evine gittik. (Bu def‘a) Ibrahim can veriyordu. 
Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem ' in iki gozii ya§ dokme- 
ge bajladi. Bunun iizerine (Abdurrahman) Ibn-i Avf: 
— Yi Resulullah ! Halk musibet zam&ninda sabretrri- 
yebilir, fakat sen de mi? dive taacciib ve istigrab eyledi. Re- 
sulu-llah : 






HAZRET-1 iBRAHtM tBN-1 NEBl AXEYHI’S-SELAM 


431 


— Ey Ibn-i Avf! Bu hal, (babanin gocuguna kargi bes- 
ledigi) rikkat ve §efkattir. (Yoksa sabir ve tevekkiile miinafi 
bir nevha degildir) buyurdu. Sonra bu goz ya§ini bir digeri 
ta'kfb eyledi. Bu dePa da Resul aleyhV s-selam : 

— Goz aglar ve kalb mahzun olur. Biz, Rabbimiz’in razi 
olacagi sozden ba§ka bir kelime ile izh&r-i hiizn etmeyiz. Ey 
Ibrahim! Biz, senin aynligmla pek ziy&de mahzun ve roii- 
kedderiz, buyurdu. 

IZAHI 

RAviLER, RivAYETLER : 

Bu hadisi Buhari bu babin tercemesinde Ibn-i Omer radi- 
ya'llahu anhumd ' dan da ta'likan rivayet etmi§tir. Miislim’in yine 
Enes Ibn-i Malik’ten, Ibn-i M&ce’nin Esma’ bint-i Yezid’- 
den, Ibn-i Hibban’in Ebfi Hiireyrc’den, Taber&ni’nin Ebft 
Um&me ile Saib Ibn-i Yezid’den ( radiya’ llahu anfnirn) rivayetleri 
vardir. 

Ma‘nAlar ve tahliller : 

* 

( jM ), haddaddir, demirci demektir. Ebu Seyf’in sifaUdir. 
Ebft Seyf’in adi Bera * Ibn-i Evs’dir, Ensari’dir. 

( jit ), murdxadir, siitnine demektir. Ibn-i Cevzi $ocuk, zevci- 
nin zaman ve kefaletinde murdiaya teslim edildigi igin zevce de ( ) 
denildigini bildiriyor. 

( Jiil J>»j b c-il j ) ciimlesi bir mukaddere ma‘tuf oldugundan ter- 
cemede kavis i^inde o mukadderi gbsterdik. 

( •>>£) fikrasim Gezeri Ibn-i Esir Nihaye’sinde 
( diye tefsir ediyor ki, sahib-i kerem ve seha bir kimsenin 
malim bezl ve harcettigi gibi Ibrahim de enfas-i madudesini bol 
harciyordu, demektir. Asim Mol la da : Cevad, can vermek iizere 
olmak manasmadir. (^.Ai » ul 131 <-X> aU JlX ) diyor. 

TArIhi izahlar: 

§arih Ayni, Muhammed Ibn-i Sa'd’in Tabakdt-i Kebir' in- 
den naklederek diyor ki:Hazret-i Ibrahim Hicret-i Seniyye’nin 
sekizinci yili zilhiccesinde diinyaya gelmi§tir. Fahr-i Kainat Efen- 
dimiz’in azadhlanndan “Selma” nm ebelik ettigi bunun zevci Ebu 


432 


HAZRET-1 IBRAHIM lLE DlfiER EVLAD-I 


. 

Rafi’in de Resul aleyhi’ s-seldm’ a teb§ir eyledigi ve Peygamber 
Efendimiz’in de pek ziyade mesrur oldugu rivayet ediliyor. Haz- 
ret-i Ibrahim’in dogum giinii Medine kadmlari arasinda onu 
emzirmek i^in bir mlinaka§a ve istirkap uyanmi§ti. Nihayet Ne- 
biyy-i Muhterem Hazretleri nevzad-i irda* i£in Miinzir’in kizi 
“Umm-i Biirde” ye teslim buyurmu§tur. Kadi Iyaz Umm-i Biirde’- 
nin adi “Havle” dir, zevci de Ebu Seyf, Bera* Ibn-i Evs’dir, di- 
yor. Bu kan kocanin her ikisi de Ensari ve Hazreci’dir. Resul-i 
Zi-§an Efendimiz’in Ibrahim’den ba§ka Hadicetii’l-Kiibra 
radiya'llahu anhff dan ii<j oglu daha olmu§tu. Birisi Kasim’dir ki, 
Peygamberimiz bununla kiinyelenir, ve Ebii’l-Kasim ykd olu- 
nur. Diger ikisi de Tayyib ile Tahir idi. Bazi ehl-i siyer bunun iki- 
sini bir addediyor. Kerime-i Nebevi de dort idi: Zeyneb, Rukayye, 
Umm-i Giilsiim, Fatima radiya'llahu anhiim. Zeyneb Ibn-i 
Ebi’l -As ’in, Rukayye ile Umm-i Giilsiim Hazret-i Osman’in, 
Fatima da Hazret-i Ali’nin zevceleri idi. Hazret-i Peygamber’- 
in yalmz Hazret-i Fatima’dan ahfadi devam edegelmi§tir. Biitiin 
evlad-i Nebevi de Hazret-i Hadice’den dunyaya gelmi§tir. Yalmz 
Hazret-i Ibrahim Mariye-i Kiptiyye’den dogmu§tu. Ibra- 
him’in tarih-i tevelliidii hakkinda ehl-i haber ittifak ettikleri ve seki- 
zinci Hicret yihnin zilhicce’sinde dogdugunu bildirdikleri halde tarih-i 
vefati hakkinda ihtilaf edilmi§tir. Vakidi: “Onuncu Hicret ytlt rebiiil - 
'evveVin onuncu giinii oldugu kaVidir ” diyor. Siinen-i Ebu Davud'da vefat-i 
Nebi aleyhi' s-selam ile aralarinda yetmi§ gun oldugu rivayet ediliyor. 
Bazilan da on alti ay sekiz gun, bazilan on yedi ay, diger bazilan 
ise bir sene, on ay, alti giin muammer oldugunu bildirmi§lerdir. 

Hazret-i Ali’ye miintehi olan bir senedle Hazret-i Ibra- 
him’ in Baki c kabristanma defnedildigi ve bu kabre iptida Ibn-i 
Maz'un’un, onu miueakib de Hazret-i Ibrahim’in defnedildigi 
bildirilmi§tir. Al-iAli Ibn-i Ebi Talib’den birisinden, birrivayete 
gore de definden sonra Hazret-i Resul aleyhV s-seldm bir kirba su 
istemi§ler ve kabrin iizerine dokulmesini emir buyurmu§lardir. Bu 
izahati §arih Ayni verdikten sonra namaz mes’elesi hakkinda §u ihti- 
lafi bildiriyor : 

Cenab-i Peygamber, Hazret-i Ibrahim’e cenaze namazi 
kilmi§ midir, yoksa kilmami§ midir? Ibn-i Hazm tashih, Ahmed 
Ibn-i Hanbel inkar etmijtir. Siiddi: Enes Ibn-i Malik radi - 


NEBEVl HAKKINDA MA‘LtfMAT 


433 


ya'llahu anKt Nebi aleyhV s-selam Ibrahim’e namaz kildi mi? diye 
soruldu. O da bilmiyorum, dedi, demi§. Ata* Ibn-i Ebi Rebah 
ise, Ibn-i Aclan vasitasiyle Hazret-i Enes’ten dort rek'at ile kil- 
digini rivayet etmi§tir. Ayni : “Ata y efkahtir” diye biinu tercih etti- 
gini anlatiyor ve “cdiz ki Hazret-i Peygamber kiisif ile mefgul bulun - 
dugu cihetle cenaze namazi bajkasi tarafindan kildinlmtftir ” diyor. Ve bu- 
nu da “Hafiz EbiP l-Abbas-t Iraki ” lisanindan hikaye ediyor. 
Ebu’l-Abbas: Taraf-i Nebevi’den namaz kilindigi hakkindaki ri- 
vayetin kuvvetli, diger rivayetlerin hafif oldugunu kaydetmi§tir. 

Resul-i Ekrem Efendimiz bu necl-i necibinin vefatma mii- 
teessir olmu§tu. Sahih-i Muslim' At rivayet edildigine gore, Omer 
radiya’llahu anh demi§tir ki : Ibrahim vefat ettiginde Resulullah 
sallcCllahu aleyhi ve sellem : “ Ibrahim benim oglumdur . 0, meme emerken 
olen bir siit kuzusudur . Onun irzdim tamamlamak ifin Cermet' te iki tane siit - 
nine tayin buyurulmujtur” diye teessiir izhar ettiler. 


JU U^p -Oil igp j ja* Jj -Oil JLp Je . 647 
^ V x ?-* * *u • *•* 

J 4*Jp aJil^L^ *ulJ iS d^UP 

. ^ * 0 0 ^ X . 0 ✓ 0 1 0 

Of ^ J ^*3* crt 

|0 t •' ^ 

4JA -L%^VP 4^Jp ^ 4Ul«-i^Pj 

li I)ui‘ 


/A f Jt , 


i& 'pbjci'it i e Ju 'i-s 

djiv % i Lfcv 'if oi o^lHf j(a 
01 s ^ $ oUJl jiifs ofW^> 

•V .• f x>* * *•'> ' *'\l 

. <CjP 4jlft I i— 


F.: 28 


434 


RESOL- 1 EKREM’iN SA'D tBN-l UBADEYi lYADESt 


TERCEMESi 

Abdullah Ibn-i Omer radiya’llahu anhumd’ dan §oylc 
riv&yet edilmi§tir : Ibn-i Omer demi§tir ki : Sa‘d Ibn-i 
•Ubade (bir kere) kendisine anz olan bir hastaliktan dolayi 
(mizacindan) §ikayet ediyordu. Nebi salla’llahu aleyhi ve sellem 
Abdurrahman Ibn-i Avf, Sa‘d Ibn-i Ebi Vakkasve 
Abdullah Ibn-i Mes‘ud ile birlikte Sa‘d’i iyade ve ziya- 
rete gelmi§lerdi. Resulullah Sa'd’in yanina girdiginde onu 
ailesi tarafindan dikkat ve ihtimamla ih&ta edilmi§ bir halde 
buldu. Resulullah aleyhi’ s-selam : 

— Yoksa Sa‘d oldu mii? diye sordu. 

— Hayir ya Resula’llah! Olmedi, diye cevab verdiler. 
Aleyhi’ s-saldtii ve’s-seldm (miiteessir olup) agladx. Resulullah’- 
xn agladigim gorlince oradakiler de agla§tilar. Bunun iizerine 
Resulullah : 

— !§itmediniz mi? Allah gozya§i ile, i? uziintusu ile in- 
sam azab etmez. Ve eliyle (mubftrek) diline i§aret ederek : 
I§te bunun yiiziinden (ya) azab eder, yahud (vaidini infaz 
etmez,) merhamet eder. Ve meyyit, ailesinin kendisine (men- 
hi bir $ekilde) aglamasindan dolayi azib olunur, buyurdu. 
Omer radiya’llahu anh de (c&hiliyet adeti iizere) aglandiginda 
(te’dib igin) sopa ile dover, gakxl attinr, toprak sagtirirdi. 

IZAHI 

Bu hadisi, Muslim de rivayet etmi§tir. Hadisin fikra-i ahiresi 
ki, ^Iazret-i Omer'in te’dib ve tekdirini muhtevidir. Sahth-i Bu- 
hdri metninden terceme ettik. Bunu muellif merhum Tecrid’e alma- 
mi§tir. Asil hadis ki : ( *_U 4*1 .ISC-j cJLI o' ) dir. Bu babdaki ihtilJLfati 
(638 ve 639) numarah hadislerin izahinda tamamiyle tafsil ettik. 


& s,, . '•'A * ''..c ** 'is , it*' 

UJ£ Jb-l cJU . 648 

I.** iZ*Sy ^y^j V O' 1 Oj ip y A- .If- 4U 1 


CAHiLlYYET NEVHASINI ILK TERK EDEN 


435 


fj 

' *. f »f *' . f • i ^ • f ^ 

j>-\ «i jA j jUa at jA\ j 4jji ^Ua 

TERCEMESi 

tlmra-i Atiyye radiya'llahu anha’dan §oyle riv&yet edil- 
mi§tir : tlmm-i Atiyye demijtir ki : 

Nebi salla'llahu aleyhi ve sellem biz (kadinlar) dan (Islam 
iizere) biat aldiginda, oliiye nevha etmiyecegimize dair de soz 
almi§ti. Be§ kadindan ba§ka bizden hi$bir kadin (o sirada) 
ahdini ifa etmedi. (Bu be§ kadin:) Omra-i Siileym, 
t)mm-i Ala’, Muaz’in kansi olan Ebft Sebre kizi ve daha 
iki kadindir. Yahud Ebu Sebre kizi ile Mu&z’in kansi ve 
daha bir kadin. 

IzAhi 

Bu hadisin mahall-i ictihad olan noktasi, Hicret-i Nebeviyyeyi 
miiteakib kadmlardan din-i Islam namina biat alindiginda biat mad- 
deleri arasina oliiye nevha edilmemesinin de konulmu; olmasidir. 
Din-i Islam’da niyaha menhi olmasaydi boyle bir ahd ii §arta liizum 
gdriilmezdi. Nevevi bu hadisin ta'yin-i ma'nasi hususunda miihim 
bir su-i tefehhiime i§iret ederek diyor ki: Hadiste, bizden ahdine 
vefa eden yalmz be§ kadindir, demekle obiir miisliiman kadinlar ni- 
yaha adetini birakmadilar, demek istenilmiyor. Belki tlmm-i Atiyye 
benimle biat eden kadmlardan be§i haric olarak obiirleri muahedeyi 
miiteakib bu mekruh adeti birden birakamadilar. Fakat bu be§ kadin 
derhal bu muahedeye bagliliklarini gosterdiler, demek olur. 

TeRCEME-I HALLER : 

tlMM-i Atiyye radiya'llahu anha'yx gerek tercemesi (625) numa- 
ra ile ge$en hadisin iz&hinda, gerekse bunu takib eden gasl-i meyyite 
dair bir 90k hadislerde iyice tammi§ bulunuyoruz. 

(Jmm-i Suleym radiya'llahu anha’yx da (645) rakamiyle terceme 
ettigimiz Enes Ibn-i Malik hadisinde yeni ogrendik. 



-J*- j-e o\ja\ 


436 


BE$ ISLAM KADINI — CENAZEYE KIYAM BAHSt 


t)MM-i Ala* radiya'llahu anha Ensariyye’dir. Zeyd tbn-i Sabit 
radiya'llahu anh ' in karisidir. Medine’nin yedi benam fukahasindan 
H arice Ibn-i Zeyd 1 de bu faziletli kadmin stidiyle buyiittugu oz 
ogludur. 

§imdi Omm-i Atiyye’nin ahde vefakar olmak iizerc tavsif 
ettigi be§ kadindan iitjuncusime geldik. Ravi t)mm-i Atiyyc bu 
ii^uncu kadmin huviyyetini tayin hususunda tereddiid etmi§tir. Ebu 
Sebre kizi yad edilen bu kadin, Muaz Ibn-i Cebel radiya* llahu anh’ - 
in karisidir da her ikisi bir jjahsiyyet midir? Ve binaenaleyh geriye 
be§L doldurmak iqin iki kadin mi kaliyor? Yoksa Ebu Sebre kizi 
ayn, Muaz Ibn-i Cebel karisi da ayn olarak dort oluvor da geriye 
bir kadin mi kaliyor? I§te Ravi tlmm-i Atiyye’nin rivavetinde go- 
riilen tereddiidiin men§ei burasidir. 

Bu iki nokta-i nazardan birincisine vav-i atifsiz ( iU. z\ ) riva- 
yetiyle ikinciye de v&v-iatifla rivayeti ilt i§arct edilmi§tir. 

Birinciye gore, be§i doldurmak i$in iki kadin, ikinci rivayete gore de 
bir kadin kaliyor. §arih Kastalani’nin beyanina gore, Hafiz Ibn-i 
Hacer, ikinci vav-iatifla olan rivayeti daha dogru bulmu§tur. Qunkii 
Muaz Ibn-i Cebel’in kansi “Hallad Ibn-i Amir” in kizi Omm-i 
Amir’dir. Ebu Sebre kizi degildir. Ebu Sebre kiziyle Muaz 
Ibn-i Cebel’in kansi ayn ayn simalardir, demi§tir. §u halde geriye 
ismi tasrih edilemiyen bir kadin kaliyor. 

§arih Ayni Hafiz Zehebi’nin vav-i atifsiz rivayetine gore, 
Ebu Sebre kizi, Muaz Ibn-i Cebel’in kansi oldugunu kabul 
ediyor. Bu hesabca ismi tasrih edilmiyen iki kadin kaliyor 


^ 4,1 t • 649 

liC jfc -J 0, i Sj&- H M j&S }& 

*' >• " • t 


1 H&rice Ibn-i Zeyd rahmetulldhi aleyh> a z had is rivayet ederdi. Bu sebeble 
Zehebi TezkiretiiH-Huffaz'd* kibar-i ulemadan ve ecille-i fukah&dan diye Ibn-i 
Zeyd’i tavsif ettikten sonra az hadis riv&yet ettigi i$in hafizlar arasmda zikredeme- 
dik diye esefleniyor. 


cenAzeye kiyAmin MCNTEHA-Yi MUDDETi 


' 4£7 


TercemesI 

Nebi salla'llahu aleyhi ve sellenC den ahzeden Amir Ibn-i 
Rebia’dan §oyle rivayet edilmi§tir : Resulullah buyurmu§- 
tur ki : 

Sizin biriniz bir cenaze gordugiinde, amnia gitmek iste- 
mezse (cenaze ilerileyip) cenazeden geri kalana kadar; yahud 
cenaze (yi gotiirenler) o kimseyi geride birakana kadar; ya- 
hud o kimseyi geride birakmazdan ewel cenaze yere indiri- 
lene kadar kiyam etsin! 

IzAhi 

RAvIlER, RiVAYETLER : 

Bu hadis turuk-i rivayati muteaddid ve mutekessir hadislerden 
birisidir. Bu babda Buhari’nin on kadar tarik-i riv&yeti vardir. Mii- 
ellif Tecrid'c bunlardan ii<; tanesini almi§tir ki, birisi bu Amir Ibn-i 
Rebia hadisidir. Obiir ikisi tercemeleri bunu takib edecek olan ha- 
dislerdir. Miislim’in de Sahik' indeki tarik-i rivayetleri ondan fazla- 
dir. Sunen-i Erbaa sahibleri de bu suretle tahric ctmi§lerdir. Taha vi’nin 
de be§ tarik-i rivayeti vardir. 

Buradaki rivayetin tarz-i edasi biraz kan§iktir. Hadiste iki terdid 
edatinm birbirini vely ii takib etmesi tefehhumii hayli i§kal ediyor. 
Goriilen bir cenazeye kiyamin miinteha-yi miiddeti irae edilirken 115 
nevi' hareket teblig edilmi§tir zannediliyor. Halbuki boyle degildir. 
Birinci ev terdide, ikinci tenvia mahmuldiir. Ravi Amir Ibn-i 
Rebia Resul-i Ekrem’in : (Siz cenazeden geri kalana kadar mi, 
yoksa cenaze sizi geride birakana kadar mi ayakta durunuz) dedigini kestire- 
mediginden terdid ile ifade etmi§tir. Bu iki fikranin ikisinin de med- 
lulii birdir : Cenaze uzakla§ana kadar ayakta durulmasidir. Ve bu 
bir nevi c dir. Ikinci nev‘i de cenazenin yere konulmasidir. Ikinci ev 
edati da bunu ifade ediyor. 

Bu hadisin mealini daha iyi anhyabilmek i^in Buhari’nin §u 
tarik-i rivayetini de miitalea edelim : 

Buhari’nin gene Amir Ibn-i Rebia’ya muttasil olan bir ha- 
disinde Resulullah salla'llahu aleyhi vesellem: jU-i 

a j] = Siz bir cenaze gordiigiinuzde cenaze sizi geride birakana , 
y&hud cenaze (musalla gibi bir yere) konulana kadar kiyam ediniz ” buyur- 


438 


CENAZEYE KIYAM BAHSI - EBC SAlD-I MAKBOr! 


mu§tur. Bu rivayette, cen&ze gorenlerin ayaga kalkmalan ve bu ki- 
yamlanmn, ya cenaze kendisini birakip ilerliyene kadar, y&hud cenaze 
ileri gtiturulmeyip orada musalla gibi bir yere konulana kadar devam 
etmesi emrolunuyor. Bundan sonraki hadis de bu mevzuu miieyyid 
olan hadlslerdendir. 


o\jja jlj 4jl ijjj * ^ I jp . 650 

A /I y . * * * 1 / , ^ f ^ Ity 

j^-JI < 1)1 iJU ^Jp jlSJ 4 t)l Jlii <l)lj ja JLj Jb^li Op 
441 j e ^jyb jJ JLa» dJLta ^p UI^j ^JL- j CJp 


V/ * •" 

. Op 


TERCEMESi 

Ebft Said-i Makburi radiya'llahu anh' den §oyle rivayet 
edilmi§tir : Makburi demijtir ki : Biz bir cenazede bulun- 
duk. Ebu Hiireyre radiya'llahu anh Merva’nm elinden tuttu. 
Cenaze (omuzdan yere) konulmazdan ewel oturdular. Bu- 
nun iizerine Ebvl Said(-i Hudri) radiya'llahu anh geldi. 
Merv&n’in elinden tuttu. Ve : 

— Kalk, dedi. Vallahi §u adam (Ebu Hiireyre) bilir ki, 
Nebi salla'llahu aleyhi ve sellem bizi cenaze omuzdan yere indi- 
rilmedik$e oturmaktan nehyederdi, dedi. Ebu Hiireyre de: 
— EbCl Said dogru soyliiyor, diye tasdik eyledi. 

IzAhi 

Raviler, rIvAyetler : 

Buh&r i’nin bu rivayetinde bilinmesi liizumlu fakat me$hul bira- 
kilan bir cihet varsa, o da Ebii Said’in Mervan’a kalk, demesi iize- 
rine Mervan’in kalkip kalkmadigidir. Bu ciheti Tahavi’nin §a*bi 
tarikiyle.Ebft Said-i Makburi’den bir riv&yeti tenvir ediyor. Bu 


VE MERVAN — EBCl SAlD-l HUDRl’NlN TERCEME-1 HALl 439 


rivayette Makburi Ebti Said diyor ki : Mervkn’m yanindan 
bir cenaze ge<jmi§ti; Mervkn ayaga kalkmami§ti. Ebu Said-i 
Hudri Mervan’a hitaben : 

— Resulullah salldllahu aleyhi ve sellenCm yanindan bir cenaze 
ge§ti de Resulullah cenazeye ayaga kalkti, dedi. Mervkn da he- 
men ayaga kalkti. Hadisin ash bir oldugundan dolayi Buhkri’nin 
rivkyetinde me^hul kalan bu cihet de §imdi tenevviir etmi§ bulunu- 
yor, demektir. 

Bu hadisin asil Sahabi ravisi Ebu Hiireyre degil, Ebu Said-i 
Makburfdir. Sahih-i BuharV deki sevki §oyledir : : J 15 iSjM Xm <3! & ) 
(• • ju I ^ j ij j* jA JU-tt ijLp- j Lf Muellif ihtisar i^in silsile-i 
isnadin ba§ma Ebu Hiireyre’yi ikame etmi§tir. Fakat metn-i hadiste 
pek bariz bir rekkket hasil olmu§tur. Bu cihetle hadisi Tecrid'e gore 
degil, Buhari metnine gore terceme ettik- 

Makburi Medine’lidir. Beni Dinari’nin kabirlerini muhafazaya 
me’mur oldugundan dolayi mim’in fethi ve ba’nin harekat-i selase- 
siyle Makburi diye y 4 d edilmi§tir. Ve tabii kabre dair rivayetleri 
daha mu’teberdir. Buhari’nin Makbiirfden rivayet ettigi bu hadis, 
muhaddisler arasinda Buhkri’nin ifradindan addolunur. Omer, 
Ali, Osame radiyalldhu anhurd den rivkyeti vardir. Kendisinden de 
oglu Said ve bir cemaat rivkyet etmi§tir. Vakidi, yttz tarihinde vefat 
ettigini bildirmi§tir. [ Huldsa , Aynt]. 

Mervan, Ibnu’l-Hakem, EBu’L-As’dir. Emevi hiikumdarlan- 
mn dordiinclisudur. Muaviye’nin hiikumeti zamaninda Medine 
ve Hicaz valisi olmu$tu. Bu hadise de valiligi zamaninda olmu§tur. 
Mumaileyhin Medine valiligi kirk sekiz tarihine kadar devam etmi§- 
tir. Bu tarihlerde hitta-i Hicaziyye ve bilhassa Medine-i Mime were 
Ashab-i Nebi aleyhV s-selam ile dolu bulundugundan Mervan’m, 
Asr-i Saadet’tenberi devam edip gelen birtakim siinen-i seniyyeye 
mugayir harekati daima Ashab-i Kiram tarafmdan red ve inkar edil- 
diginden boyle bir 90k hadislere ismi kan§mi§tir. 

Ebu Said-1 Hudr! radiydlldhu andin ismi Sa c d Ibn-i Mk- 
lik’tir. Sahabi oglu Sahabi’dir. Pederi Malik Ibn-i Sinan radiyal - 
lahu anh Uhud gazasinin aziz §ehidlerindendir. Uhud sirasmda Ebu 
Said Hazretleri onii9 ya§mda bulundugundan goturulmemi§ti. Fa- 
kat miiteakib gazalarda ve Hudeybiyye biatinde hazir bulunmu§tur. 
Ebu Said-i Hudri Hazrederi, Ashab-i Kiram’in ulema ve fukaha- 


440 


CENAZEYE KIYAM HAKKINDAKl HABERLER 


\ 

smdandir. Kendisinden bin yiiz yetmi§ hadis rivayet edilmi§tir. Bun- 
lardan (43) hadisin riv&yetinde Buh&ri ile Muslim ittifak etmi§ler- 
dir. (26) hadisini Buhari, (52) hadisini de Muslim miinferiden 
riviyet etmi§lerdir. Tank Ibn-i §ihab, Said Ibn-i Miiseyyeb, 
§a c bi, Nafi c gibi bir hayli Tabiin’in rivayetleri vardir. Vakidi, 
(74) tarihinde vefat ettigini bildiriyor. [Hulasa: 115] . 

Ebu Said-i Hudrfnin kabrinin Istanbul’da Ayvansaray’da 
Ka'riyye camii havlisinde bulunduguna dair halk dilinde kuwet ve 
§ohretle bir riv&yet deveran etmekte ise de tarihi hi<j bir kayidla miis- 
bet degildir. Maamafih Hazret-i Halid Ebu Eyyub-i Ensari 
gibi fetih ordusiyle gelmi§ olmasi da 50k muhtemeldir. 

Cenazeye kiyAm hakkinda rivayet olunan haberlerden 

BAZILARI §UNLARDIR : 

1) Tahavi’nin Eban Ibn-i Osman’dan rivayetine gore : Bir 
kere Eban’in 1 yamndan bir cenaze ge<;mi§ti. Eban bu cenazeye ki- 
yam edip demi§ ki : Osman radiya'llahu anK in yanmdan bir cenaze 
ge£mi§ti. Osman ona kiyam edip dedi ki: Resulullah salla'lldhu 
aleyhi ve stllem? in yamndan bir cenaze ge$ti de Resulullah ayaga 
kalkti 2 . 

Bu hadisi Ahmed ile Bezzar da tahric eylemi§lerdir. 

2) Gene Tahavi’nin Ebu Said-i Makburi ile Ebu Hii- 
reyre’den tahricine gore, Resulullah salla'lldhu aleyhi ve sellem: 
“Sizden biriniz bir cenaze namazi kilip da cenaze ile gitmezse , cenaze kendisin- 
den uzaklajinca oturabilir. Eger cenaze ile giderse , bu halde de cenaze yere indi - 
rilmedikfe oturmasin /” buyurmu§tur 3 . 


1 Eban, Osman Ibn-i A f f a n radiya’llahu onA’in, ogludur. Babasindan, 
Zeyd tbn-i Sabit’ten rivayeti vardir. Kendisinden de oglu Abdurrahman, 
Zuhri, Ebu’z-Zinad rivayet etmi$lerdir. Medine’de Tabii fukahasini on sayan- 
Iar Eban’i bu giizide fukaha ziimresinden sayarlar. (105) tarihinde vefat etmi§tir. 
[ Hulasa 13 ]. 

^ Jl# j IfJ |»Uu o Zt uU Jja3 

* jb>- A» O j* y* j aJU ^0 1 J j o! Jli j l^J |»Uai • jL>- aj O j* o\ 

[4^ xi-l 

3 ^ W* ^ £•***- J* £ j * J 

tjr* ^ U** } J ® Jk>- Jp iii : Jli ^ j aJU au! 


CENAZEYE KIYAMIN VOCtJBUNA KAIL OLANLAR 


441 


3) Ibn-i Mace, Ebu Seleme’nin Ebu Hiireyre’den riva- 
yet ettigi hadisini §oyle tahric etmi§tir. Ebu Hiireyre radiya'llahu 
anh demi§tir ki : Nebi salla'llaku aleyhi ve sellerrC in yanindan bir cenaze 
ge^ti de Resulullah cenazeye kiyam etti. Ve : “Siz de kalkintz . Qiinkii 
cendzeye kiyamda , mevtin hevl ii jiddetini tazim vardir " buyurdu 1 . 

4) Nesai’nin Yezid Ibn-i Sabit’ten tahricine gore, 2 Yezid 
Ibn-i Sabit radiya'llahu anh' in de dahil bulundugu bir cemaat-i 
Sahab! Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellerrC in yamnda bulunduklari 
sirada bir cenaze goriilmu§. Resul aleyhi' s-selam kiyam etmi§, yanin- 
dakiler de kiyam etmi§ler ve cenaze uzakla§ana kadar ayakta dur- 
mu§lardir 3 . 

5) Ibn-i Ebi §eybe’nin Abdullah Ibn-i Sahbere 4 ’den 
tahricine gore, Ebu Muse’l-Es'ari radiya'llahu anh , “ Nebt sal- 
la' llahu aleyhi ve sellerrC in yanindan bir cenaze geftiginde cenaze gefene kadar 
ona ayaga kalktiginC ' bir ziimre-i Sahabi’ye haber vermi§tir 5 . 

Bu rivayetlerin sarahatinden ve Amir Ibn-i Rebfa hadisin- 
den §unu anhyoruz ki, cenazeye i§tirak etmiyerek ayaga kalkildiginda 
bu kiyamin miinteha-yi miiddeti ikidir : 1) Cenazenin iyice uzakla§- 
masi, 2) Uzakia§madan musalla gibi bir yere indirilmesi. Birinciyi 
mevzuu-bahsimiz olan Amir hadisindeki (<ii £ l*ilk J*-) kavlin- 

den, ikinciyi de ( jl) kavlinden istifade ediyoruz. Ve bu (ev) 

edati, tenvi* ifade ediyor, terdld degil. Terdid, birinci fikradaki (ev) 
den madubdur, Ravinin rivayetindeki tereddiidiinu ifade etmektedir. 


.Ip OU \j* y J Jl5 j 5 jUj£ j 

2 Yezid !bn-i Sabit radiycCllahu anh, EnsdrC dir. Zeyd Ibn-i Sabit’in 
karde§idir. Bedir gazasinda bulunan dilaverlerdendir. Medine’nin yedi benam Ta- 
bii fukahasindan olan Harice Ibn-i Zeyd ki, sahib-i tercemenin birader-zadesi- 
dir. Ve kendisinin de giizide bir ravisidir [ Hulasa 370 ]. 

3 ^iil ^ 4>l J £* b*jl»- IjJlS"* O'. y jLJjl 

UL; I y ^li j ^0 j <ip 01 01 Jj—j 5jbr jl* - J 

• 

4 J*** .Jjl I ol£**b Ot£*b t * jyfi? ^ 0 I *Lp 

[ \ j O'. ^ *C^ J J JlS . O'J J • J J 

5 4it ui bi 01 O'. ^ ^ <jl O'J 

[ ) Y • t'UV * t £ ■ • tfjbiil IXf ] jjUi ^ At O ja lil 4 -Ip 


442 


cUmhCra gOre kiyAm mensuhtur 


Bu rivayetlere selef ve haleften bin&-yi hiikmden bir kisim ulema 
cenaze ge$erken ayaga kalkmanin vacib olduguna ve bu viicub men- 
suh bulunmadigina hiikmetmi§lerdir. Katade, Muhammed Ibn-i 
Sirin, §a c bi, Nehai gibi bir kisim Tabii, yanmdan cenaze ge^en 
bir adamin ayaga kalkmasi vacibdir, demi§ler. Ebu Hiireyre, 
Ibn-i Omer, Ibn-i Ziibeyr, Ebu Said-i Hudri, Ebu 
Muse , l-E§ < ari, cenazeye kiyam ve ittiba c eden kimsenin cenaze 
omuzlardan indirilmedik^e oturmak caiz degildir, demi§lerdir. 

Tahavi, bu ictihada muhalif ve kiy&min mensuh olduguna kail 
olanlann da : “Yanmdan cenaze ge^erken kalkmak, y&hud cenazeye 
i§tirak eden kimseye cenaze yere indirilinciye kadar ayakta bulunmak 
bir lazime-i diniyye degildir” dediklerini nakletmi§tir ki, bunlarm 
da Urve, Said Ibn-i Miiseyyeb, Alkame, Esved, Nafi c , 
Ibn-i Ciibeyr, Ebu Hanife, Malik, §afii, Ebu Yusuf, 
Muhammed oldugunu, AtA * Ibn-i Ebi Rebah’in, Miicahid’in, 
Ebu Ishak’m da bu ictihadda olduklanm, Ali Ibn-i Ebi Tali b’- 
den, oglu Hasen’den, Ibn-i Abbas’tan, Ebu Hureyre’den bunun 
nakil ve rivayet edildigini §arih Ayni haber veriyor. 

Kadi Iy&z: Ahmed Ibn-i Hanbel, Ishak Ibn-i Habib, 
Ibn-i M&cisun da cenazeye kiyam ile emir, tevsia ve tahyire mah- 
mul oldugunu kabul etmi§lerdir, diyor. 

Cenaze gecjerken kiyamin mensuh olduguna kaJl olanlar 

A§AGIDAKi HADiSLERLE iHTIcAc ETMi§LERDIR : 

1) Miislim’in Sahih* inde tahricine gore, Ali radiycCllahu anh de- 
rnier ki : Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellem cenaze ge^erken ki- 
y&m ederlerdi. Sonra oturdular, kiyam etmediler 1 . 

2) Ibn-i Hibban’in Sahtk' inde tahricine gore, Ali radiya’llahu 
anh: Resulullah solid! llahu aleyhi ve sellem bize cenazeye kiyam etme- 
mizi emrederdi. Sonra kendileri kalkmadilar, oturdular. Bizim de 
oturmakhgimizi emir buyurdular, demi§tir 2 . 


1 ulT J 4)1 J*# 4)1 ol 4)( ^0J Jp JP jl— i * £ jjU 

• u-W f • ‘fjA i 

2 dls juo f yhi-l j ^l^li li ulT : j oU- £j*-\ ui 

[ tfjUJi j dij ] ^ ^U-li 


COMHtfRUN tSTlNAD ETTtGI HADlSLER 


443 


3) Ahmed Ibn-i Hanbel Miisned' inde Ebu Ma'mer’den 
tahricine gore, Ebu Ma'mer demi§tirki: Ali radiya’llahu anh ile bu- 
lundugumuz bir sirada bir cenaze gegti. Halk ayaga kalkti. Hazret-i 
Ali : 

— “? 1JU fbil jr* = Bu fetvayi size him verdi?” diye sordu. Onlar da: 

— - Ebu Muse 5 l-E§ < ari verdi, dediler. Bunun iizerine Ali 
radiya'llahu anh: 

— Resulullah salla’llahu aleyhi ve sellem bunu ancak bir def 4 a 
i§ledi. Bu kiyam keyfiyeti Ehl-i Kitab’a te§ebbiihu mucib oluyordu. 
Bu cihetle taraf-i ilahiden nehyolundu. Resul-i Ekrem de ba c de-ma 
cenaze ge^erken kiyam etmekten ictinab buyurdu, dedi 1 

4) Leys tbn-i Sa'd’in Ebu Biirde’den rivayeti tariki ile 
Ebu Muse’l-E^arfye muttasil olan bir hadis ise bu mevzuun 
en 90k tafsili muhtevi olan hadislerindendir. Bu rivayete gore, Nebi 
salla’llahu aleyhi ve sellem : “Sizin yanimzdan bir cenaze geftiginde 0 , ister 
musliiman , ister yahddi, yahut da nasrani dliisii olsun ayaga kalkimz . Qunkii 
biz , haktkaten 0 dliiye kalkmiyoruz, belki onunla. bile olan Melekffl-Mevt’e 
ta'zim edip kalkiyoruz” buyurmu§tur. 

Ravi Leys tbn-i Sa c d diyor ki : Bu Ebu Musa hadisini ben 
Miicahid’e anlattim. Miicahid dedi ki : bana Abdullah tbn-i 
Sahber’e §u vakiayi anlatarak dedi ki :• 

— Biz, Ali radiya? lldhu anh ile bir cenazeye intizar edip otururken 
yammizdan ba§ka bir cenaze ge9ti. Biz ayaga kalktik. Ali radiya l - 
lahu anh: 

• — Sizi bu cenazeye hangi bilgi ve duygunuz kaldinyor? diye 

sordu. Dedi ki : 

— Biz ne biliyorsak ancak siz Ashab-i Muhammed salla’lldhu 
aleyhi ve sellem’ den duvduklanmiza, gordiiklerimize medyunuz. Haz- 
ret-i Ali: 

— Duydugunuz nedir ki? diye sordu. Biz : 

— Ebu Musa zannediyor ki : Resulullah salla'llahu aleyhi ve 
sellem: “ Yanimzdan bir cenaze geftiginde miislim olsun, yah&di ....” buyur- 
mu§tur. Ali radiya’llahu anh: 


1 JUi |»U» «JL»- . c* £• bT JU j+m jl j,* 

au! ^0 j Jui U i Jlii . ? U* Jr* i 

[ fo ‘ A ^ Zf* Jr* J* ] • fjT U* • v'b&t Ol£i 


444 


CENAZEYE KIYAM BAHSf — CUMHCRUN DELtLLERl 


— Resul aleyhi s-selam bir def'a bir erkek yahtldi cenazesi ge- 
^erken kalkmaktan ba§ka asla kiyam buyurmadi. Bunlar Ehl-i Kitab 
idiler. Resul aleyhi* s-selam (vahy bulunmiyan umuru mustahsenede) 
Ehl-i Kitab’a te§ebbiih eylerdi. Hak Celle ve Ala te§ebbiihten nehy 
buyurunca, Resul aleyhi s-selam da cenaze ge^erken kiyamdan ictinab 
eyledi, Ve bundan sonra bir daha kiyam etmege avdet buyurmadi. 

5) Muhammed Ibn-i Sirin’den rivayet edildigine gore, 
Hasen Ibn-i All ile Ibn-i Abbas radiya'llahu anhiim bir arada iken 
bir cenaze gegmi§tir. Hazret-i Hasen kalkmi§, Ibn-i Abbas haz- 
retleri oturmu§tur. Hasen Hazrederi Ibn-i Abba s’ a: 

— Yahu bilmiyor musun? Resulullah salldUlahu aleyhi ve sel- 
ler in yamndan bir cenaze ge^ti de kiyam buyurdu, demi§. Ibn-i 
Abbas da : 

— Evet, biliyorum, fakat sonra da oturdu, kalkmadi, demi§tir. 
Hazret-i Hasen de Ibn-i Abbas’m bu cevabim redd ii inkar 
etmemi§tir. 

6) Hasen Ibn-i All radiydllahu anhiima* den rivayet edildigine 
gore, mu§anin-ileyh Hazrederi bir cemaade otururken yanlanndan 
bir cenaze ge^mig. Orada bulunanlar kalktiklan halde Hazret-i 
Hasen kalkmami§ ve : “Ne yaptimz? Resdlullah salldUlahu aleyhi ve 
sellem bir kerre bir yahudt cenazesi gegerken kalkti amma cenazede yaktiklan 
buhur kokusundan ezalanarak kalkmigti 5 demi§tir l * * . 

Biil&gu'l-EmanV&t deniliyor ki: Hasen Ibn-i Ali radiydllahu 
anhumd dan gelen bu (6) numarali rivayette mii§arun-ileyh hazrederi 
Resul-i Ekrem’in yehfidi cenazesi ge<jerken kiyam buyurmalanna 
sebeb olarak buhur kokusundan ezalandiklanni bildiriyor. Tabera- 
ni’nin ve Beyhekfnin yine Hazret-i Hasen’den rivayetlerinde 
Resul-i Ekrem’in kiyami, yehudi oliisiinun re Vi Saadet’ten yuk- 
sekte bulunmasim kerih g6rmii§ olmalarindan dolayidir, suretinde bir 
ziyade de vardir ki, bu da mezkur sebeb ve illeti te’yid ediyor. Fakat 
bu ta'lil, yukanda getjen iki tadile muanz degildir. Bunun birisi 
Leys Ibn-i Sa'd’in (4) numara ile terceme etdgimiz rivayednde 
niifusu be§eri kabza me’mur olan Meleku’l-Mevt’i Pzam ve tebcil 


1 4, 5, 6 Numarali hadisleri Miisned-i Imam Ahmed 9 in yeni tertib ile matbuu 

Feth&r-Rabbani ’den terceme ettik. Metn-i aslileri nakletmek uzun olacagindan icti' 

nab ettik. Metn-i asliler mezkur eserin (C. 8, S. 35, 36, 38) de xnuharrerdir. 


CENAZE HADlSLERlNDEKl EMtRLERlN MEDLOlU 


445 


idi. Obiirii de Cabir ve Ebu Hiireyre hadislerinde bildirilen 
hevl-i mevti ta'zim idi, Bir hadisenin esbab-i miiteaddidesi olabilir. 

Izahi ile me§gul bulundugumuz (650) numarali Ebu Said-i 
Makburi hadisi de cenaze gecjerken kiyamm mensuh oldugunu iddia 
edenler i<jin miistakil bir delil olabilir. Tavzih'lt deniliyor ki : Ebu 
Said-i Makburi hadisinde bildirildigi iizere, Ebu Hiireyre ile 
Mervan’in oturmalari bu cenaze gegerken kiyamm vacib olmadigina 
pekala bir delildir. (Jiinkii Ashab arasinda kiyam bir adet-i cariye 
olsaydi, bunlar oturmiyacaklardi. Yalniz bu Makburi hadisinde bir 
cihet hatirlan i§gal ediyor ki, Ebu Hiireyre cenaze ge^erken kiya- 
min mensuh ve metrukii’l-amel bir adet-i kadime olduguna kani c ise 
rieden Ebu Said-i Hudri’yi : “Dogru soyluyorsurT diye tasdik 
etmi§tir? 

Bu §iipheyi de §arih Ayni §oyle kaldiriyor: Ebii Hiireyre’nin 
Ebu Said-i Hudri’yi tasdik etmesi, Resul-i Ekrem’in vaktiyle 
cenaze ge^erken oturmaktan nehyettigini bildiginden dolayi dogru 
soyliiyorsun, diye mutekaddim zamana aid olan kiyam hiikmiinu tas- 
dik etmi§tir. Ayni zamanda Ebu Hiireyre, Nebi aleyhP s-selam ' in 
muahharen oturdugunu ve bu oturmaktan nehyin mensuh ve met- 
ruk oldugunu da biliyordu. Bundan dolayi da oturmu§tu. Ve belki 
Ebu Said’in bu iHirazma ragmen kalkmami§ti. 

Cenaze ge^erken kiyam edilmesi hakkinda buraya kadar nakil 
ve terceme ettigimiz ahadis-i §erifedeki emirlerin medlulii hakkmda 
ulema ihtilaf etmi§lerdir. Bazilan bu emirleri viicube hamlederek 
cenaze geqerken kiyam etmek vacibdir, demi§lerdir. Bazilan nedb ve 
istihbaba hamletmi§ler ki, Ibn-i Hazm’in de mezhebi budur. Bazi- 
lan da vacib idi, sonra nesholundu, diye hukmetmi§lerdir. Nevevi 
emrin istihbab i^n oldugunu ihtiyar etmi§tir. §afiilerden Mute- 
velli de buna zahib olmu§tur. Nevevi’ye gore nesh yoktur. Nevevi : 
Bunun gibi hususlarda nesh da c vasi da sahih degildir. Qiinkii nesh 
ahadis-i mtiteanza ve muhtelife arasini cem c ve tevcih miimkiin ol- 
miyan hususlarda mliracaat edilen bir mahlas-i ilmidir. Burada ise 
boyle bir zaruret yoktur, diyor. 

Fakat yukanda muhtasar ve mufassal miiteaddid tariklarla ri- 
vayet edildigini gordugiimiiz Ali radiya’llahu anh hadisinde nesh hu- 
susu tasrih edilmigtir. Bu cihetle Ebu Hanife, Malik, §afii 
hazarati nesha kaildirler. Beyhaki’nin, Hazimi’nin Imam-i 


446 


KIYAM emIrlerInIn medlOlOnde IHTIlAF 


§afii’den nakil ve beyanlanna gore (649) numara ile terceme ettigi- 
miz Amir Ibn-i Rebia hadisi hakkinda tmam-i mii§ariin-ileyh 
saydigi viicuhu ihtimalat hep neshi miieyyeddir. §afii Hazretleri 
diyor ki : Cenaze ge^erken kiy&m hiikmiinun mensuh oldugu istib c ad 
edilmemi§tir. Yine boyle bazi Muhaddisinin rivayetleri vechile 
Resul-i Ekrem’in bir sebebe mebni bir yehudi cenazesi gegerken 
kiyam ettikleri ve sonra terk buyurduklan vaki c dir. Resul-i Ekrem’- 
in bu fi c li, ve siz de kalkimz, emri iptida viicuba mahmulise, bilahare 
terketmeleri ve Ashab’i da men* etmeleri neshten ba§ka bir §ey degildir. 
Eger evvel istihb&b ise, sonra da miistahab olabilir. Evvel mubah ise 4 , 
bilahare de mubah olur, fi c l ve terkinde bir beis yoktur, denilir. Bence 
oturmak kiyamdan daha evladir. Qiinkii kuud, cen&ze ge^erken otur- 
mak Resul-i Ekrem’in son fi'lidir. Sonra kiyam ile emir, miislim 
cenazesine ve Ehl-i Kitab olan gayri miislim cenazesine §&mildir. 
Ebu Muse’l-E§ c ari’nin yukanda terceme ettigimiz hadislerinde 
musarrahtir : “ U! ^ j\ !<L^ Olf oli l jlu- lil = Sizin 

yaninxzdan cenaze geftiginde ister miislim , ister yeMdi , ister nasrani hiristiyan 
cenazesi olsun , kiyam ediniz • Qunkii biz , cen&zeye degil y belki onun yanindaki 
meleklere ve Melekifl-Mevt'e kiyam ediyoruz buyurmu§lardir. 

Zeynii’d-Din-i Iraki de: Ebu Muse’l-E§ c ari hadisinde 
mezkur ve musarrah olan sebeb ve illet miislim ve gayri miislim ce- 
nazede miitehakkik bulunduguna gore, hiikmiin, Beni Adem’in 
kaffesine §iim(iliinii hatta Ehl-i Kitab olmiyan kafirlerin cenazesi 
gegerken bile kiyamin liizumunu muktazidir, demi§dr. 


iLy Jb j JLp ijj jJbr jp . 651 

/ * * * / X X 

\j LlUj Iujj ^JU j a!Jp 4»1 I4J ®jL>- 

. * "1."- * ."*.1 

. J bj Jl-dj J 


Tercemesi 

Cabir Ibn-i Abdillah radiycdllahu anhiima’ dan §oyle 
rivayet edilmi§tir : 

Hazret-i Cabir demi§tir ki : (Bir kerre) yammizdan 
bir cenaze ge<jmi§ti de Resulullah sallcdlla.hu aleyhi ve sellem 


"naze 

avaga k 

Resul 

kiyam ■ 

Rav 
Bu h 
Muslim 
• rdir. S 
' ; m in a 
bv am ta 
Ebii D 
Davud’i 
fle ber&b 
■yaga ka 
■min bir 
b*r yehCu 
ahtaeak b 
Buh 

i!dirmi§l 
•lualbet 1 
rnaleyh c 
'sin miisl 
fcerkes i^i 

Iz&h 

- ■ Abdu 

r.-i rivSye 
*v.iys lb 

f^ ti. Bu 

- > if JU 

1 Kad 


JPeridun EE TUcrRUL 
ttitap! jgj 


CENAZEYE KIYAM VE CABIR HADlSl 447 


cenaze ge<jtigi igin kiyam etmi§ti. Biz de (kendisine uyarak) 
ayaga kalktik. Ve : 

— Ya Resula’llah! Bu bir yehudi cenazesidir, dedik 
Resul aleyhi* * s-selam : 

— Bir cenaze gordiigunuzde (miislim olsun, kafir olsun) 
kiyfim ediniz!. (Qiinkli oliim korkun<j §eydir) buyurdu. 

IZAHI 

RAviLER, RiVAYETLER : , 

Bu hadisi, Muslim, Ebu Davud, Nesai de rivayet etmi§lerdir. 
Miislim’in rivayetinde : “ £> c±ji\ o\ = Oliim korkunf feydir” ziyadesi 
vardir. Sebeb-i kiy&m tasrih edilmi§tir. Nesai’nin riv&yeti de Miis- 
lim’in aynidir, ondan da, Ebu Davud’un rivayetinde de sebeb-i 
kiyam tasrih edilmi§tir. Bunun i<;in biz de tercememizde i§aret ettik. 
Ebu Davud’un rivayeti daha ziyade tafsili muhtevidir. Ebu 
Davud’un rivayetinde : Biz, Resulullah sallctllahu aleyhi ve sellem 
ile beraber idik. Bu sirada yammizdan bir cenaze ge^ti. Resulullah 
ayaga kalkti. Biz de kalkip cenazeyi omuzlamak igin ko§tuk. Varinca 
onun bir yehudi cenazesi oldugunu gordiik. Ve: Ya Resula’llah, bu 
bir yehudi cenazesidir, dedik. Resulullah: “Oliim, korkunf ve ibret 
ahnacak bir hadisedir. Herhangi bir cenaze goriince kiyam ediniz” buyurdu l . 

Buh&ri’nin mevzuu-bahsimiz olan rivayetinde aleyhV s-salatu 
ve's-selam Efendimiz kiy&ma, cenazeyi rii’yeti sebeb olmak iizere 
bildirmi§tir. Obiirlerinin rivayetinde ise mevt, mucib-i istibsar bir 
musibet oldugu iqin ayaga kalkilmahdir, buyurulmu§ oluyor. Bina- 
enaleyh oliim, hevl-ii §iddeti hatirlatan bir hadise olmasi cihetiyle olii- 
niin miislim, kafir cenazesi olmasi miisavidir. Her beni adem olusii 
herkes i^in medar-i intibah olabilir. 

Izah ettigimiz bu Cabir hadisinden sonra Buhari’nin Sahih’in - 
de Abdurrahman Ibn-i Ebi Leyla’dan bir riv&yeti daha vardir. 
Bu rivayette Ibn-i Ebi Leyl& demi§tir ki : Sehl Ibn-i Hanifile 
Kays Ibn-i Sa c d “Kddisiyye” de 2 otururken yanlarmdan bir cenaze 
ge5ti. Bunlar ayaga kalktilar. Bunlara : 

* . l^J ptii . SJU*- o ja SI j ^ d** i j 

Ot Ju# . ^ ^ 'jb Ldii . ^ !i! Iijo ^li 

• J 1*1* £ji 

2 Kadisiyye, Ir&k-i Arab da kadim ve miistahkem bir kasaba olup elyevm ha- 


448 CENAZEYE KIYAM BAHSl — KADlSlYYE HARBl 


— Bu cenaze bu diyann i^ilerine yani ehl-i zimmete 1 aiddir, 
dediler. 

Sehl ile Kays da : 

— Nebi Salla'llahu aleyhi ve sellerri * in yanindan bir yehtidi cena- 
zesi ge$mi§ti. Resulullah buna kiyam ettiginde bunun bir yehudi 
cenazesi oldugu kendisine bildirildiginde Resulullah: Bu da (ya§a- 
yip olen) bir insan degil mi? diye cevab verdi, demi§lerdir. 

Resul-i Ekrem Efendimiz bu cevabiyle kiyama sebeb olarak 
cenazenin, mevtin suubetini ve bu hevl-engiz hadisenin §iddetini ha- 
tirlatmi§ olmasim gostermi§tir. 

Ahmed Ibn-i Hanbel’in Miisned ’ inde Abdullah Ibn-i 
Amr tbn-i As’dan tahricine gore mu§ariin-ileyh demi§tir ki : Bir 
kimse Resulullah salla'llahu aleyhi ve sellerrC den (bazi §eyler) sordu 
da dedi ki : 

— Ya Resula’llah! Yammizdan kafir cenazesi gegiyor. Buna 
da ayaga kalkacak miyiz? Resulullah: 

— Evet, kafir cenazesine de kalkmiz. Qiinkii siz (hakikatte) o 
kafir cenazesine kalkmiyorsunuz. Belki niifusu be§eri kabzeden Z&t-i 
Ecell ii AMa’ya ta c zim ederek kalkiyorsunuz, buyurdu. 


rabdir. §arih Kirm&ni Kadisiyye ile Kufe arasinda on be? fersahlik bir mes&fe 
bulundugunu ve Omer Ibn-i Hat tab radiya'lldhu anh'in hilafeti zamanmda (16) 
nci Hicret senesinde Iranilerle vuku* bulan muharebenin burada cereyin ettigini 
bildiriyor. Kdmusii’l-a' lam' da. §u toplu ma'lumat veriliyor. Kadisiyye, Sa*d Ibn-i 
Ebi Vakkas radiya'lldhu anh* in kumandasi altmda asakir-i miisliminin Iran aske~ 
rine kar?i kazandiklari galibiyet-i kat'iyye ile me?hurdur. Burada dort muharebe 
olup birincisine (Tevm-i Irmas), ikincisine (Yevm-i Igvas ) , u9uncustine ( Yevm-i 
Ammas), dordiincusune (Yevm-i Kadisiyye) denir. Bu dordiincii meydan muharebe- 
sinde franilerin ba?kumandam Rustem katlolunup Iran ordusu perijan edilerejc 
o giin Iran’a fethedilmi? nazariyle bakilmi?tir. Kadisiyye 90k vakit ma^ur kal- 
mayip dordiincii asr-i Hicri’de harab bulundugu Mes'udi’nin ta'rifinden anla?i- 
hyor. Burasi bazi me?ahir-i ulema ve muhaddisinin maskat-i re’si bulunmu?tur. 

Dicle’nin sahil-i yesarinda Samerra’nin 10 kilometre cenubu ?arkisinde ve 
Bagdad* in 140 kilometre §imal-i garbisinde dahi bu isimle bir ku9iik kasaba bulun- 
mu§ ve bu dahi vaktiyle harab olmu?tur. Bazi miiverrihfn, bunu biiyiik Iran fiitu- 
hatmin mahalli zannederek yamlmi?lardir. Yakut-i Hamevi be? ?ehir vardir ki, 
be?ine de Kadisiyye denilir, diyor. 

1 Musliimanlar fethettikleri memleketlerin gayri miislim ahalisini i§9ilikle bu- 
lundukiari memleketlerinde ipka ederler ve bunlara vergi tarhederlerdi. Bu vergi 
Harac unv&niyle ahnirdi. 


EBtj SAlD-I HUDR! HADlSt 


449 


Resul-i Ekrem Efendimiz bu cevabmda da cenazeye kiy&- 
min, ccnazcyi ta'zim degil, belki biitiin zi-hayata, hayat ve mai§et- 
lerini veren Cenab-i Hakk’m bunlann ruhlanni ve hayatlanm alarak 
bir ciisse-i camide ve hamide hiikmune koydugunu hatirlattigini ve 


hudi ve bir nasranl cenazesi de sebeb olabilir, demek olur. 


Ebu Said-i Hudri radiya’ llahu and den §oyle riv&yet 
edilmi§tir : 

Resulullah salld llahu aleyhi ve sellem buyurmu§tur ki : 
Cenaze (tabuta) konulup erkekler omuzlanna yiiklendikle- 
rinde o cenaze iyi bir ki§i ise : Beni (sevabima) ula§tinmz, der. 
Eger o cenaze kotii bir ki§i ise: Eyvah ! Bu cenaze ile nereye 
gidiyorsunuz ? dive feryad eder. Cenazenin bu sayhasim (ga- 
fil) insandan ba;ka her mevcud i§itir. Insan da bunu duysa 
derhal bayilir. 


Manalar : 

- Beni makbenme ulaftirintz” diyen salih kimse, hayir ve 
sevaba kavu§makta isti'cal ederek ve oniindeki sermedi bir hayat 
i^inde nail olacagi mcv'ud olan niam-i ilahiyye ve eltaf-i Siibhaniy- 
ve’ye bir an evvel kavu§mak i$in bovle soyler. Fena kimse de : 


bu suretle Cenab-i